Sultan Abdülhamid Han ve Sherlock Holmes

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.896
Gösterim
Adı:
Sultan Abdülhamid Han ve Sherlock Holmes
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
624
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059898478
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Berre Yayınları
Baskılar:
Abdülhamid ve Sherlock Holmes
Sultan Abdülhamid Han ve Sherlock Holmes
Abdülhamid ve Sherlock Holmes
Sultan Abdülhamid ve Sherlock Holmes
Cumartesi günü 1904 senesi Ağustos’un yirmi birinci günü. İstanbul’da yayınlanan sabah gazeteleri dahili haberler sırasında bir cinayet işlendiğini bildiriyorlardı. Haber yönünden en fazla kaydı bulunan Şafak Gazetesi Boğaziçi’nin bazı köylerinde büyük bir heyecana sebep olan bu kanlı vaka hakkında hepsinden fazla tafsilatlı malumat veriyordu.

Şafak gazetesi bu vakayı şöyle naklediyordu:

Dünkü gün Kandilli’de öğleden sonra garip bir cinayet meydana gelmiştir. Kandilli ile Vaniköy arasında bulunup, boş olduğu zannedilen bir evden geceleyin şüpheyi davet eden müthiş sedalar duyulmasıyla beraber, ertesi günü komşular ve özellikle bitişiğinde bulunan evin bahçıvanı polis komiserine müracaat etmişlerdir.

Bahçıvan evvelki akşam beş kişinin adı geçen bu haneye girdiğini, gecede iki kişinin dışarı çıkıp savuştuğunu görmüştü. Komiser bu hanenin sahibi bulunan köylü Hasan Ali Efendi’yi bularak onun refakatiyle gelmiş ve hanenin kapısını açıp, içeriye girmiş ve o sırada dehşetli bir manzara karşısında bulunmuşlardır. Hanenin aşağı katında denize nazır geniş bir oda içinde üç insan cesedi kanlar içerisinde yan yana serili duruyorlardı.

Bu dehşet verici kanlı olay ve bu olayı takip eden ve zamanın padişahı Sultan Abdulhamid ve sultana yakın çevrelerinde bizzat dahil oldukları esrarlı, kanlı cinayet olaylarının içyüzünü öğrenmek için kitabı elinizden bırakamayacaksınız.
925 syf.
·Puan vermedi
Kitabı güzel ve keyifli bir polisiye roman okumak niyetiyle almıştım ama gördüm ki kitap tam anlamıyla siyasî bir ideoloji amacıyla yazılmış. Abdülhamid zorba korkak adaletsiz kısaca karakter olarak her fırsatta yerilmiş ve kötü gösterilmiş. Karşı taraftaki komitacı ihtilalciler ise idealleri uğruna adam öldürdüklerinde bile masumane gösterilmiş. Çok fazla yanlı yazılmış bir kitap. Kitapta hiçbir heyecan yok çünkü yaşanan her olayda komitacılar bir şekilde kazanıyorlar artık alışıyorsunuz okurken. Onun dışında kitabın isminin bir parçası olan sherlock holmes ise kitabın toplasanız yarısında bile geçmiyor. Açıkçası yazarı takdir ettim böyle bir isim kullanarak kitabın içeriğini okuyuculara cok farklı gibi lanse ettirebildiği için. Kitabın sonunda ise osmanlının tek dostunun ve meşrutiyetin ilân edilmesinde yegane yardımcısının ingilizler olduğu özellikle vurgulanıyor. 11! Kitabın yazarı ermeni asıllı bir yazar okurken bunu da aklınızda bulundurmanızı tavsiye ederim. Ama bence okumayın.
925 syf.
·9/10 puan
Osmanlı devleti, Ermeniler için sadıka-i millettendir der. Yetmiş iki milletten envai çeşit insanlar bu topraklarda yaşamıştır. Dillerine, dinlerine dokunmadan yuzyillarca bu topraklarda yanı başımızda olmuşlar. Gel gör ki Osmanlı Devleti'nin son zamanlarda nev zuhur eden komitacı olaylara sahne olmuştur. Cennet Mekan Abdülhamid han hazretlerinin son dönemine denk gelen bu iğrenç komitacı teşkilatlanmalar, teröristce faaliyetler, saraydan adam devşirmeler, adam öldürmeler, eşkıyalık gibi envai çeşit olaylarla ülkeyi zor duruma sokup ellerinden geldiğince Avrupa başkentlerine jurnalleyip kötü duruma sokmak ve bitneticesinde meşruti yönetimi istemek gibi zehirli düşüncelerle iktifa etmiştir. Yervant Odyan ise, yaşadığı dönemi biraz biyografi biraz romanvari yazıları ile kendince ortaya çıkarmıştır. Müstebid, haksızlık abidesi, baskıcı, eziyet veren gibi ifadelerle Abdülhamid han hazretleri tekfir etmiştir. Sonuçta roman deyup işin içinden çıkılmaması gerekiyor kaanatimce. Bu kafada birisinin yaşadığı dönemde bir Stalin'e, Hitler'e, Bismarck'a, Charles de Gaulle'ye, Franco'ya, İngiltere Kraliçe'sine veya Churchill'e, Mussolini'ye, Abraham Lincoln'e, General Washington'a, Mao Zedung'a, Humeyni'ye, Tito'ya,Castro'ya veya M.Kemal'e yaşadığı dönemlerde böyle bir roman haklarında yazılabilir miydi? Asla!!! Yaşadığın dönemi beğenmeyebilirsin, yerebilirsin de, Ermeniler ve Rumlar özelinde diyorum hainlik yapan az milletler vardır.

Kitaba gelince dili ağır olmakla beraber, Osmanlıca bir çok kelime vücut bulmuş. Kitabın sonunda sözlük eklenerek okuyucuya kolaylık sağlanmıştır. Esasında bu şekilde hacimli eserler yapılırken kitabın arkası yerine okunana sayfanin altına dipnot olarak ne açıklama yapılacaksa yapılsın. Hem kitabı okurken ki hissiyat zarar görüyor, kitapta hacimli olduğu için hemen yıpranıveriyor. İçeriğe gelirsek tekrardan konuları uzunca anlatmış, sıkılma ihtimali çok yüksek, Osmslica kelimeler çok, sayfalar büyükçe tezyin edilmiştir. Yer yer mektuplar ile içeriği zenginleştirmeye gidilmiş, karakterlerin hepsi olmasada bazı kişilerin fotoğraflarına yer verilmiştir. Abdülhamid han hazretleri Sherlock Holmesvari kitaplardan hoşlandığını yakın çevresi iyi bilmektedir. Yazar ise bu durumu kendince kurgulayıp Kitabı beğendim kurgusunu da öyle, yanlız eser haline getirmiştir. Eserde Sherlock çok görünmüyor, bir arada eşini görmek mümkün hale geliyor. Abdülhamid e dil uzattığı için kınıyorum.. Ülkesini uçurumdan kurtarmak için otuz küsur sene uğraşmış ve başarılı da olmuştur. Ülkeyi birinci dünya savaşı na sokan zihniyetin Abdülhamid han'ın ne derece siyasi dehası olduğunu ülke paramparça olduktan sonra söyleme ihtiyacında kendilerini hissetmişlerdir..
768 syf.
·81 günde·1/10 puan
Tamamen yanlı,içi nefret,iftira ve yalandan ibaret olan 800 sayfalık bir kitap.Yazar'ın vatan düşmanı bir şizofren olması çok muhtemel.Sinir krizleri geçirerek okudum.Kitabın ismiyle içindekiler arasında hiç bir alaka yok.Okumuş olanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır.Neyse ki Abdülhamid'in kim olduğunu bu vatan düşmanı yazarların kitaplarından öğrenmedik.Sinir krizleri geçirerek okuduğum anlarda beni güldüren son kısım ise şu oldu;İngilizler bizlerin en büyük dostuymuş:)adeta şaka kitabı!!Yazar'ın kim olduğunu araştırınca da Abdülhamid'e olan bu takıntı derecesinde olan nefretinin sebebi anlaşılacaktır.İlk kez bir kitabı fırlatıp atmak istedim elimden
925 syf.
·Beğendi·10/10 puan
yervant odyan'ın 1911'de yazdığı dev eseri!

kitap gerçekten o kadar dev ki, sanırım bir iki kilo çekebilir! tam tamına 920 sayfa!

bu kadar ağırlık yüzünden kollarıma ağrılar girdi. bir sağ kol bir sol kol derken bitti gitti. daha önce metrobüs'te de yedi sekiz yüz sayfalık kitaplar okumuştum ama bu başkaydı be!

izmir'in yeraltı mahzenlerinde çokça gidip geldiğim için 10 günde bitirdim. zaten vakit başka türlü geçmiyor.

* * *

öncelikle kitap oldukça sıkıntılı. eleman abdülhamid'e olan nefretini bir sürü iftiralarla süsleyerek kitap halinde kusmuş! peki ben bu kitabı niye okudum derseniz ona da geliyorum.

ilk olarak dönemi anlamak için bir miktar tarih bilgisi verelim.

yıl 1911. çok değil sadece birkaç yıl sonra ingilizler istanbul'u işgal edecek. fransız, italyan, yunanlar da işin içinde olacak. birkısım ermeniler de sağolsunlar işgalcilere pek yardımcı olmaktalar!

yıllar önce ise "ermeni kıtali" olmuş. ermeniler isyan etmişler, devleti aliye de haklarından gelmiş!

yazarımız ermeni olunca bu bilgiler önemli oluyor. elemana göre abdülhamid tam bir despot yani müstebidmiş, devir de istibdat dönemiymiş!

* * *

dokuz yüz sayfa boyunca abdülhamid ve etrafındakiler tam bir gerizekalı olarak gösteriliyor! o kadar paşalar, komiserler, hafiyeler, tüm devlet teşkilatı sözde tam bir salak sürüsünden oluşuyor! bunlar güya özgürlükçü istibdat karşıtları tarafından sürekli kandırılıyorlar. hatta bizimkiler yakalayıp hapse atıyor, onlar da sürekli hapisten kurtuluyorlar.

abdülhamid'e atılan iftiraların ve hakaretlerin sonu yok. her sayfasında yazarın kin ve iftiralarından bolca var.

abdülhamid hem aşırı paranoyak, hem zalim, hem barbar, hem çocuk katili bile olmuş! valla bu iftiralardan bana gına geldi. aklınıza gelecek her türlü olumsuzluğu abdülhamid'e ve devleti yönetenlere, tüm olumlu ve iyi hasletleri de karşıtlarına yakıştırmış.

hem yabancı devletleri tarafsız göstermeye gayret etmiş, hem de isyancı türklere her türlü gazı vermiş. bunların başındaki "cesur türk kadını"nı ve avenesini yere göğe sığdıramamış!

lakin birçok ittihat(!) ve terakki(!)cilerin yaptıklarından yıllar sonra büyük pişmanlıklar duyduklarını belirtelim!

* * *

gelelim şerlok holmes meselesine. abdülhamid'in gerçek hayatta da polisiye roman hayranı olduğu biliniyor. bu vesileyle şerlok romanlarının yazarı artur konan doyle ile gerçek hayatta görüşmeler yaptığı söyleniyor.

hikayenin başında, gerçekte ingilizlerin başına irlanda kurtuluş ordusu (ira) gibi 100 yıllık belaları, ingiltere'deki portsmouth gibi türk futbol kulüplerini nasıl musallat ettiği hala büyük bir muamma olan ulu hakan abdülhamid han hazretlerinin sözde beceriksiz hafiyeleri art arda öldürülüyor.

bunun önünü alamayan müstebid(!) şerlok holmes'in ününü duyunca paşalarından bu kişinin gerçek olup olmadığını öğrenmelerini, gerçekse kendisinden yardım istemelerini istiyor.

hikaye bu ya, ülkede aklı başında adam kalmadığı için ingiliz şerlok holmes bir çırpıda cinayetleri çözüyor. fakat o da abdülhamid'in güya despotluğunu görüp isyancılara yardım etmeye karar veriyor.

holmes kitabın yalnızca dörtte birinde olup, kitabın büyük kısmında yer almıyor.

* * *

kitabın tek sevdiğim yönü eski türkçeyi çok fazla kullanması. arapça eğitimi almış olsam da osmanlı türkçesindeki terimlerin çoğunu anlamayıp arkada verilen sözlüğe çokça baktım. ama benim için zevkli bir deneyim de oldu.

kitabın sonunda yazarımız hızını alamamış olacak ki, türk ve ingiliz halkları için yarım sayfalık bir mektup yazarak, ingilizlerin türklerin dostu olduğunu, bu iki milletin iyi geçinmesi gerektiğini öğütlüyor.

tabi sanırım ingilizler bu öğüdü tutmamış olacak ki, sadece birkaç yıl sonra ülkemizi işgal edip yüz binlerce dedemizi katlediyorlar!
925 syf.
·Puan vermedi
II. Abdülhamid'in istibdat dönemi, meşrutiyetin ilanı sürecinde yaşananlar heyecanlı bir polisiye şeklinde anlatılmış, yazar anlatımı renklendirmek için mevzuya sherlock holmes' ü de dahil etmiş, aşırı uzun (900 sayfa) olması dışında ağdalı osmanlıcasına rağmen keyifle okunur
925 syf.
·Puan vermedi
Kitabın yüz yıl önce yazıldığı göz önüne alınınca, zaman zaman anlaşılmasında güçlükler yaşanıyor. Kitabın sonunda sıkça başvurulan bir sözlük bulunuyor. Hikaye oldukça taraflı ele alınmış. Hele son sayfasını okuyunca hafiften pişmanlık duymadım değil..
Abdülhamid tam bir Sherlock Holmes hayranıdır. Ve kader birgün onları bir araya getirir. Bir yandan usta bir dedektif bir yandan cihan hükümdarı bir padişah.
925 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Abdülhamid dönemini hem ağır eleştirilerle hem de taraf tutarak bariz bir şekilde anlatmış yazar, ona rağmen olayların gidişatı ve etkileyiciliği yönünden okunmaya değer bir kitaptı. Keşke benim bu yorumda yaptığım gibi yazar da Sultan Abdülhamit 'e hakkını verse idi.
925 syf.
·6/10 puan
Edebi anlamda gündelik Türkçeye nazaran epey ağır bir eser, kitabın arkasındaki sözlüğe sıkça ihtiyaç oluyor. Önsözde de belirtildiği üzere, Abdülhamid Hanın tahttan ayrılmasının hemen ardından yazıldığı için çok yanlı bir üslubu olduğu söylenebilir.
Komiser bu hanenin sahibi bulunan köylü Hasan Ali Efendi'yi bularak onun refakatiyle gelmiş ve hanenin kapısını açıp, içeri girmiş ve o sırada dehşetli bır manzara karşısında bulunmuşlardır. Hanenin aşağı katında denize nazır geniş bir oda içinde üç insan cesedi kanlar içerisinde yan yana serili duruyorlardı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sultan Abdülhamid Han ve Sherlock Holmes
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
624
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059898478
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Berre Yayınları
Baskılar:
Abdülhamid ve Sherlock Holmes
Sultan Abdülhamid Han ve Sherlock Holmes
Abdülhamid ve Sherlock Holmes
Sultan Abdülhamid ve Sherlock Holmes
Cumartesi günü 1904 senesi Ağustos’un yirmi birinci günü. İstanbul’da yayınlanan sabah gazeteleri dahili haberler sırasında bir cinayet işlendiğini bildiriyorlardı. Haber yönünden en fazla kaydı bulunan Şafak Gazetesi Boğaziçi’nin bazı köylerinde büyük bir heyecana sebep olan bu kanlı vaka hakkında hepsinden fazla tafsilatlı malumat veriyordu.

Şafak gazetesi bu vakayı şöyle naklediyordu:

Dünkü gün Kandilli’de öğleden sonra garip bir cinayet meydana gelmiştir. Kandilli ile Vaniköy arasında bulunup, boş olduğu zannedilen bir evden geceleyin şüpheyi davet eden müthiş sedalar duyulmasıyla beraber, ertesi günü komşular ve özellikle bitişiğinde bulunan evin bahçıvanı polis komiserine müracaat etmişlerdir.

Bahçıvan evvelki akşam beş kişinin adı geçen bu haneye girdiğini, gecede iki kişinin dışarı çıkıp savuştuğunu görmüştü. Komiser bu hanenin sahibi bulunan köylü Hasan Ali Efendi’yi bularak onun refakatiyle gelmiş ve hanenin kapısını açıp, içeriye girmiş ve o sırada dehşetli bir manzara karşısında bulunmuşlardır. Hanenin aşağı katında denize nazır geniş bir oda içinde üç insan cesedi kanlar içerisinde yan yana serili duruyorlardı.

Bu dehşet verici kanlı olay ve bu olayı takip eden ve zamanın padişahı Sultan Abdulhamid ve sultana yakın çevrelerinde bizzat dahil oldukları esrarlı, kanlı cinayet olaylarının içyüzünü öğrenmek için kitabı elinizden bırakamayacaksınız.

Kitabı okuyanlar 45 okur

  • Rabia Eynahan
  • E. Said Coşkun
  • Yaşarım ama sadece kitaplarla
  • Nazlı Süner
  • Mustafa KILIÇARSLAN
  • Sümeyye Sezen
  • ...Dr...
  • Kimsesiz
  • Berkay
  • Yağmur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.9 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%5.9 (1)
3
%0
2
%0
1
%0