Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu

·
Okunma
·
Beğeni
·
106
Gösterim
Adı:
Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
239
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051551951
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Selçuklu İmparatorluğu hususunda alanında otorite sayılan isimlerin başında gelen Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu başlıklı çalışmasında Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'da artık siyasî, iktisadî ve içtimaî açıdan kök salan Türklüğün Kafkaslardan Yemen'e kadar uzanan tarihî serüvenini Sultan Melikşah'ın şahsında ve güttüğü siyasette tetkik etmiştir. Selçuklu İmparatorluğu'nun artık neredeyse tabiî sınırlarına ulaştığı bu dönemde, Türk tarihine adını altın harflerle yazdıran Nizâm ül-Mülk de on yedi sene vezirlik yaparak vefatına kadar devletin idaresindeki faal görevini sürdürmüştür. Prof. Kafesoğlu bütün diğer kitaplarında olduğu gibi, bu eserinde de Selçukluların kültür hayatına temas etmiş ve medeniyetimiz içinde sahip oldukları önemi muhtelif yönleriyle okuyucunun dikkatine sunmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)
239 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
MELİKŞAH DÖNEMİNE DAİR HER ŞEY

Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Merhum Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu tarafından, doktora tezi olarak hazırlanmış bir eser. Melikşah dönemiyle ilgili dönemin Arap, Fars, Bizans, Ermeni ve Süryani kaynaklarını kullanarak kitabın içeriği hazırlanmış. Bu sebeple olsa gerek 1948'de hazırlanan kitap bugün hala büyük başucu eseri olarak varlığını sürdürüyor. Dili akıcı, ve 1948'de yazılmasına rağmen dili sade. Akademik bir çalışma olmasına rağmen herkes tarafından okunabilecek düzeyde.

MELİKŞAH DÖNEMİ AYRINTILARI

Dönemin hemen hemen bütün kaynaklarından yaralandığını düşünürsek içerdiği bilgiler döneme ışık tutan bilgilerdir. Kitap, doğumundan ölümüne kadar olan süreçte Melikşah'ı ve onun döneminde Selçuklu Devletini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Döneminde Anadolu'ya biri iki sefer yapıyor Melikşah. Bunlardan birisi Irak ve Suriye üzerinden Hatay sahillerinde Son bulurken diğeri ise Azerbaycan,Kafkaslar üzerinden Karadeniz sahillerinde son buluyor.

AKDENİZ VE KARADENİZ'E ULAŞMA

İmparatorluğu geniş topraklara ulaştırmanın verdiği mutlulukla kılıcını üç defa Akdeniz ve Karadeniz'e sokup çıkartıyor. Akdeniz'de suya sokup çıkardığı kılıcı yanına alırken Karadeniz'e üç defa sokup çıkardığı kılıcı buralar kıyamete kadar elimizde kalsın diyerek denize atıyor. Başka kaynaklar Akdeniz dese de İbrahim Kafesoğlu, Melikşah'ın Karadeniz'den aldığı toprağı babası Alp Arslan'ın mezarına götürdüğünü Ermeni kaynaklara dayandırarak anlatıyor.

VEZİR İLE SULTANIN ARASI AÇILIYOR

Sultan Alp Arslan ile Selçuklu vezirliğine başlayan Nizam ül Mülke, Alp Arslan ölünce Melikşah'un 17 yaşında sultan olmasından yararlanarak devletin bütün kademelerine kendi taraflar ve oğullarını atıyor.12 oğlunu devletin her bir yerine vali komutan atıyor veya vezir olarak sarayda yanında bulunduruyor. Hal öyle bir duruma geliyor ki Nizam ül Mülk'ün oğlu Sultân Melikşah'ı Bile takmamaya başlayınca sultan tarafından öldürtülüyor.

SERT DİYALOGLAR

Bu sebeple sultan ile Nizam ül Mülk'ün arası iyice açılıyor. Sultan Melikşah'ın Merv'e atadığı görevlinin Nizam ül Mülk'ün oğlu veya torunu tarafından tutuklanması bardağı taşıran son damla oluyor ve Melikşah, vezirine şu mesajı gönderiyor, "sen saltanatta benim şerikim, mülkümde ortağım mısın? Eğer benim hükmümde isen tabilik ve niyebetin hududunu bilmelisin. Oğullarından her biri bir kıtaya müstevli oldular. Bununla kanaat etmeyerek siyaseti tecavüz ettiler. Sen ne salahiyetle fermanımız olmadan evlatlarına ülkeler ve iktalar veriyor, arzu ettiğini yapıyorsun? İster misin ki önünden hokkanın ve başından destarın alınmasını emredeyim?"

"BEN GİDERSEM SEN DE GİDERSİN"

Sultanın bu mesajına Nizam ül Mülk şöyle cevap veriyor, ""Sultana söyleyiniz! Senin bugün nail olduğun ikbal benim fikir ve tedbirim sayesindedir. Babanın öldürüldüğü gün seni nasıl idare ettiğimi, ayaklanmaları bastırdığımı, seni istemeyenleri nasıl tenkil ettiğimi hatırla. Ve unutma ki benim divit ve destarımla senin tac ve tahtın birbirine bağlı ve ancak birbiri ile kaimdir. O tac ve devlet bu divitin kalkmasıyla zail olur."

VEZİRİ BATİNİLER ÖLDÜRÜYOR

Bu şekilde tarafların arası iyiden iyiye açılırken Melikşah,vezirini taraftarlarından çekindiği için görevden alamıyor çünkü vezirin 7 bin kişilik bir ordusu ve Selçuklu ordusunu yöneten bir sürü taraftarı var. Neticede Bağdat'a giderken 15 Ekim'de Nizam ül Mülk, Bağdat'ta 20 Kasım'da ise Melikşah ölüyor. Nizam ül Mülk'ün Hasan Sabbah fedaileri tarafından öldürüldüğü kaynakların verdiği bilgi ile anlaşılıyor.

AV ETİ İLE ŞÜPHELİ BİR ÖLÜM

Melikşah için ise Bağdat'taki kaynaklar sadece vefat etti derken Ermeni ve Süryani kaynaklar doğrudan zehirlenerek öldürüldüğünü söylüyor. Ayrıca İbn Esir ile Tarih-İ Beyhaki, yediği av etine katılan bir zehirle öldürüldüğünü ifade ediyor. Kitabın sonunda ise Melikşah'ın, Bağdat'tan kovduğu Abbasi Halifesi Muktedi ile karısı Terken Hatun işbirliği ile öldürülmüş olabileceği yönünde bir yorum var.
Muhtedibillah, Melikşahın kızını istemişti. Melikşah, Bağdat'ta iken kızın Darül Hilafeye getirilmesi ve düğün günü kararlaştırıldı. Kızın çehizi 130 deve ve 74 katır ile nakledildi. Develere çul yerine rum ipeği örtülmüştü. Ren renk ipeklerle sarılmış katırların boyunlarında altın çanlar ve gümüş gerdanlıklar takılı idi. Develerdeki yükün çoğu altın ve gümüştü. Katırlardan altısı zinet eşyası ve mücevherat ile dolu 12 gümüş sandık taşıyordu. Sedef kakılmış altın eğerli 33 cins at kervanın başında ilerliyordu.
"Sultana söyleyiniz! Senin bugün nail olduğun ikbal benim fikir ve tedbirim sayesindedir. Babanın öldürüldüğü gün seni nasıl idare ettiğimi, ayaklanmaları bastırdığımı, seni istemeyenleri nasıl tenkil ettiğimi hatırla. Ve unutma ki benim divit ve destarımla senin tac ve tahtın birbirine bağlı ve ancak birbiri ile kaimdir. O tac ve devlet bu divitin kalkmasıyla zail olur.
Sabbah Ailesi aslında 12 İmam Mezhebinde idi. Hasan daha genç iken Rey havalisinde Fatımiler namına Şiiliği gizli gizli yaymakta olan Zarrab ve Ebû Necm Sirac adlarındaki propagandacılar tarafından Musa Kazım ve evlatlarının imametini ret edip Cafer Sadık'ın oğlu İsmail'i imam tanıyan mehzebe kazanılmıştı
Melikşah eceli ile mi ölmüştür? Bazıları av mahallinde "hummayı muhrika" hastalığına yakalanarak öldüğünü söylüyorlar. Diğer bir rivayet, yediği av etinden zehirlendiği nmerkezindedir. Üçüncü ve mühim haber ise Sultanın kasten öldürülmüş olduğudur. Ölüm sebebini tayin bahsinde hakikate yakın bir fikir edinebilmek için bu malumatı veren kaynakları bir tasnife tabi tutmak faydalı olur.
Melikşah, amcasına kalbi hoş tutacak, gamı def edecek bir mektup göndermesine mukabil, Kavurd Melikşah'a hitaben yazdığı cevapta, "Ben en büyük kardeşim. Sen küçük oğulsun. Ben, senden daha ziyade kardeşim Alp Arslan'ın mirasına layıkım" diye fikrini bildirdi. Nihayet Melikşah, "Oğul var iken kardeş mirasa konamaz" diyerek kati sözünü bildirdi.
İmparatorluk bu müthiş tehlikeden yine Türklerin eliyle kurtulmasını bildi ve Balkanlara kadar inen Kumanlarla anlaşmaya muvaffak oldu. Kumanlar ani hücuma geçtiler. Peçenekleri ağır hezimete uğrattılar. Türk Kumanların kılıçları altında, kadınları ve çocukları ile birlikte mahvolup Türk Peçenekleri tarih sahnesinden ebediyen silindi. Çaka da kendi tarafından tertiplenen mükemmel planın gerçekleşmesine imkan veremeyişinin cezasını ağır bir şekilde çekti. Alessios'un entrikaları neticesinde damadı İznik Sultanı I.Kılıç Arslan tarafından öldürüldü.
Melikşah, Süveydiye'ye kadar uzanmış Akdeniz'i seyretmiştir. Sahilde bulunduğu sırada engin deryanın onun genç ruhuna ilham ettiği derin heyecanın sevkile şan ve şeref dolu geçmiş günlerinin gururlandırıcı hayaline daldığı anda atını dalgalar üzerine sürmüş ve mağlubiyet acısı tatmayan kılıcını üç defa suya daldırmış, "Yüce tanrı bana okyanusa kadar hüküm sürmeyi nasib etti" diyerek sevincini izhar etmiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
239
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051551951
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Selçuklu İmparatorluğu hususunda alanında otorite sayılan isimlerin başında gelen Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu başlıklı çalışmasında Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'da artık siyasî, iktisadî ve içtimaî açıdan kök salan Türklüğün Kafkaslardan Yemen'e kadar uzanan tarihî serüvenini Sultan Melikşah'ın şahsında ve güttüğü siyasette tetkik etmiştir. Selçuklu İmparatorluğu'nun artık neredeyse tabiî sınırlarına ulaştığı bu dönemde, Türk tarihine adını altın harflerle yazdıran Nizâm ül-Mülk de on yedi sene vezirlik yaparak vefatına kadar devletin idaresindeki faal görevini sürdürmüştür. Prof. Kafesoğlu bütün diğer kitaplarında olduğu gibi, bu eserinde de Selçukluların kültür hayatına temas etmiş ve medeniyetimiz içinde sahip oldukları önemi muhtelif yönleriyle okuyucunun dikkatine sunmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Metin Yılmaz
  • Seher Konuk
  • Mustafa BAKIRHAN
  • Bey Böyrek
  • Abdullah CALDIR
  • Müslim Akil Avci

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (3)
9
%25 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0