Sunset Park (From The İnternational Bestsellng Author Of İnvisible)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.923
Gösterim
Adı:
Sunset Park
Alt başlık:
From The İnternational Bestsellng Author Of İnvisible
Baskı tarihi:
2 Haziran 2011
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780571258802
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Faber & Faber
Baskılar:
Sunset Park
Sunset Park
Sunset Park
Sunset Park
Paul Auster's Sunset Park is set in the sprawling flatlands of Florida, where twenty-eight-year-old Miles is photographing the last lingering traces of families who have abandoned their houses due to debt or foreclosure. Miles is haunted by guilt for having inadvertently caused the death of his step-brother, a situation that caused him to flee his father and step-mother in New York seven years ago.

What keeps him in Florida is his relationship with a teenage high-school girl, Pilar, but when her family threatens to expose their relationship, Miles decides to protect Pilar by going back to Brooklyn, where he settles in a squat to prepare himself to face the inevitable confrontation with his father - a confrontation he has been avoiding for years.

Set against the backdrop of the devastating global recession, and pulsing with the energy of Auster's previous novel Invisible, Sunset Park is as mythic as it is contemporary, as in love with baseball as it is with literature. It is above all, a story about love and forgiveness - not only among men and women, but also between fathers and sons.
208 syf.
·Puan vermedi
Yazarla ilk bu kitabı ile tanıştım. Kitap ve karakterlerle verilmek istenen mesajlar, alınan kararlar ve gidilen yol genel olarak güzel geldi bana, akıcı, sürükleyici bir kitap ama okunmasını tavsiye etmediğim bir kitap. Zira içinde okunmaması gereken benimde bir çok yerini atlayarak okuduğum kısımlar çok. Gereksiz ve anlamsız betimlemere , kişilerin çok gereksiz ve mahremiyetin dışında düşünce ve tavırlarına yer verilmiş . Bence bu çok can sıkıcı ve anlamsız. Bunlar olmasaydı ve verilmek istenen mesaj sadece kitaptaki karakter Miles Heller'in ve çevresindeki kişilerin olayı ile anlatılmıs olsaydı çok daha iyi olabilirdi.
208 syf.
·7 günde·9/10 puan
İnsan kaderinden kaçamıyor. Evet, nereye giderse gitsin ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın kader sizin gölgeniz gibi nefesini ensesinde hissediyorsunuz. Miles, çocuk yaşta yaptığı hatadan kaçmak belki kaderinden kaçmak için adım atar. Kurduğu hayaller ve planlara karşı hayatın ona karşı planı vardır. Kitap amerikan kültürüne, yozlaşmış amerikan aile yaşamına göndermeler yapmaktan çekinmiyor. Sunset Park kitabını okumaya başlamadan önce bu kadar iyi kurgulanmış bir roman olacağını tahmin etmedim. Yazarın daha önce Yanılsamalar kitabı isimli romanını okurken bir kıvılcım hissettim, fakat beni tam anlamıyla sarmadığını söylemeliyim. Fakat Sunset Park beni içine aldı ve tatmin etti. Okurken sanki bir Hollywood filmi izler gibi sizi içine alıyor. Biraz araştırmayla kitapla ilgili pek yorum ve inceleme göremedim ve doğrusu şaşırdım. Bu incelememden sonra bir kişiyi bile teşvik etsem iyidir.
208 syf.
·8/10 puan
Bir olay var, tüm karakterlerin ağzından dinlediğimiz, gerçekçi, hüzünlü, basit ve yaşanabilir bir olay. Yazar, okura tüm çerçevelerden baktirabilmeyi amaçlamış olmalı ve bunu başardığını düşünüyorum. Bir örgünün etrafında yaşayan farklı kişilerin farklı yaşamlarıyla, bambaşka ağızlardan dinlediğimiz tema, tek bir durum karşısındaki sonsuz his sarmalının içine sokuyor okuyucuyu. Daha belirgin bir son olmaması ise kitabı daha da güzel kıldı benim için, tüm karakterler için ayrı bir son kurguladım kafamda. Gayet başarılı, okunmaya değer bir kitap, yer yer sıksa da (özellikle beyzbol betimlemelerinde) sonunu merakla beklediğim ve beklediğim sonu elde edemediğim, bu nedenle sevdiğim bir kitap oldu.
208 syf.
·5/10 puan
Daha evvel okuduğum Paul Auster kitaplarına nazaren farklı bir anlatımı vardı. Otobiyografik tarzda yazılmış kitabımız Miles Heller etrafında dönmekte ve onun hayatına giren insanların karakterleri incelenmekte. Yani anlayacağınız kitabın net olarak açıklanabilecek bir kurgusu yok. Paragraflar dolusu gereksiz detay ve her karakterin özel yaşam alanlarının ifşası bence fazla can sıkıcıydı. Yapılan beyzbol muhabbetleri, doktor tezi için seyredilen filmin kritiği baygınlık uyandırdı diyebilirim. Her ne kadar Auster’ı bayılarak okuyan bir okur olsam da Sunset Park’ta bu hissi yakalayamamış olmak hayal kırıklığı yaşattı bende. Tabi zevkler görecelidir zira herkesin tat alma duyusu farklı gelişmiştir…
208 syf.
·6 günde·Beğendi·6/10 puan
İlk defa Paul Auster okuyorum. Okumaya da devam edeceğim.

Romana gelirsek, akıcı olduğun itiraf edeyim. Auster kendini okutmayı biliyor. Ama kitap hem konu, hem de final olarak çok hoşuma gitmedi. Sonu tahmin edilebilir bir kitaptı ve yazar çoğu kısmı gereksiz uzatmıştı. Normalde tahlil ve betimlemeleri çok severim ama bu romanda betimlemeler tatsızdı. Daha güzel olabilecekken, Milles gibi çok güzel bir karaktere sahip bir kitap olabilecekken biraz zayıf kaldı benim için.

6/10
273 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitap bir çocukluk travması sebebiyle her şeyden uzaklaşan Miles Heller'ın etrafında dönüyor diyebiliriz aslında.
Yazar, hikaye örgüsünü öyle güzel örmüş ki, hikayeyi farklı karakterlerin pencerelerinden, farklı hislerle aktarmış bize. Aynı öyküyü farklı insanlardan dinleyip, farklı hislere kapılmak gibi. Lakin bazı yerlerde yapılan fazlaca ve gereksiz betimlemeler biraz sıkabiliyor okuru. Beyzbolla ilgili olan uzun paragraflar beni sıktı mesela.

Paul Auster, bize aşkı, pişmanlığı, umudu, dayanışmayı, acı çekmenin çeşitli hallerini, sevginin iyileştirici gücünü, tüm bedenimizde hissedilen sızıyı, sanatın gücünü, aileyi ve tabii ki her şeye rağmen hayatta kalmanın verdiği mutluluk hissini anlatıyor.
Okunası bir kitap...
 
208 syf.
·5 günde·8/10 puan
Başlarda sıkan, çok sürükleyici diyemeyeceğim bir kitaptı bana göre. Ana karakterimiz olan Miles Heller, onun ailesi ve hayatına giren, çevresindeki insanları anlatan bir kitaptı. Kitapta her bir karakterin bölümünü okuyup, onların hayata bakış açılarını, geçmişlerini ve bugünlerini okuyoruz. Bana göre son yetmiş sayfa çok akıcıydı ve merakla okudum. Ama beklediğim bi sonla karşılaşmadım son sayfayı okuduğumda baya şaşırdım açıkçası. Yazarla tanışmak için nasıl bir tercih olur bilemem ama aşırı derecede sevdiğim bir kitap olmadı. Bana göre gereksiz bilgi verilen bir çok yer vardı.
208 syf.
·Puan vermedi
Yaşamın gerçekleri değişmez. Yaşarsın sonra da ölürsün. Bir kadının bedeninden dünyaya gelirsin, doğduktan sonra sağ kalmayı başarırsan yaşamını sürdürebilmen için annenin seni besleyip sana bakması gerekir ve doğduğun andan öldüğün ana kadar başından geçen her şey, içinde kabaran her duygu, her öfke patlaması, her ihritas dalgası, her gözyaşı, her kahkaha, ömrün boyunca hissedeceğin her şey, ister mağara adamı ol ister astronot ister Gobi Çölü’nde ister Kuzey Kutbu’nda yaşa senden önce yaşamış herkesin hissettiği şeylerdir. Paul Auster
208 syf.
·5 günde·6/10 puan
Paul Auster'ın okuduğum ilk kitabi. Küçükken yaşadığı bir travmanın etkisiyle ailesinden uzaklaşan Miles'ın kaçak olarak bir evde arkadaşlarıyla yaşadıklarını konu edinmiş kitap. Paul Auster modern yazarcilardan. Kullandığı dil yalin, olay örgüsü ise kitapta yer alan bütün karakterler üzerinden aktarılmış. Bütün karakterler ayrı ayrı bölümler halinde geniş olarak okuyucuya sunulmuş. Modern yaşamdan kesitler sunulmuş, aynı evde farkli kisilikleri ortak paydada buluşturmuş yazar. Beklentilerimden uzak kaldi kitap. Hani okurken beni benden alacak yetkinlikte değil bence. Belki de kendimden bir seyler bulamadigim icindir.
208 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10 puan
Yine iç içe geçmiş pek çok karakter ve sıçramalarla dolu, dünya ne kadar da küçük dedirten klasik bir Paul Auster yapıtı. O bir karakter ustası. Okurken karakterleri anlıyorsun, davranışlarının altında yatan etmenleri... Hem bunu öyle uzun uzadıya çözümlemelerle okuru sıkarak da değil sezdirmelerle yapıyor ve kahramanı hissediyorsun, kendinmiş gibi tanıyor ve anlıyorsun.
Son okuduğum bundan önceki üç kitabında ‘Paul Auster ne yazsa okurum.’ algımın aldığı yaraların telafisi gibi oldu Sunset Park.
Genel okur puanlarından düşük not alsa da, çok akılda kalıcı olduğunu düşünmesem de okurken keyif aldım ben. Çevirmenin hakkını da teslim etmek gerekir.
208 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Yaşamın gerçekleri değişmez . Yaşarsın , sonra da ölürsün. Bir kadının bedeninden dünyaya gelirsin , doğduktan sonra sağ kalmayı başarırsan yaşamını sürdürebilmen için annnenin seni besleyip bakması gerekir ve doğduğun andan öldüğün ana kadar başından geçen herşey , içinde kabaran her duygu , her öfke patlaması , her ihtiras dalgası , her gözyaşı , her kahkaha , ömrün boyunca hissedeceğin herşey , ister mağara adamı ol , ister astronot , ister Gobi Çölü’nde , ister Kuzey Kutbu’nda yaşa, senden önce yaşamış herkesin hissettiği şeylerdir .” ne kadar doğru ifade edilmiş insan denilen canlı ; yaşamaya zorunlu , ölmeye mahkum değil mi ? diye düşündüm.Betimlenen her duygu zihnimde canlılığını hala koruyor . Paul Auster Sunset Park
208 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Paul Auster'le tanıştığımız kitap. Askerdeydim, mermiler vızır vızır sağımdan solumdan geçerken kitabı okumaya çalıştığım için tadını tam alamamıştım, yıllar sonra tekrar okudum..

Etkileyici bir kitap. Auster Baba yine yapacağını yapmış.. Kitapta "boş şişeci"yi anlatan bir bölüm var, okurken ruhunuzda Chopin Valse op. 69 no. 2 çalıyor. İlgili bölümü okuyup müziği de duyanlar varsa yorumlayabilir.
..yıllar geçtikçe daha çok güçlenmiyoruz. Kederlerin ve acıların birikmesi daha fazla kedere ve acıya katlanabilme kapasitemizi azaltıyor, keder ve acı kaçınılmaz olduğu için de, geç yaşta karşılaştığımız ufak bir aksilik bile gençliğimizdeki trajedi kadar etkili oluyor. Bardağı taşıran son damla.
İnsan vücudu, başka insan vücutları olmadan varolamaz."
"...Ama sonuçta kitaplar lüks değil, hayati gereksinimlerden biri ve okumak da iyileşmeyi hiç istemediği bir bağımlılığı."
Paul Auster
Sayfa 14 - Can Yayınları
Kitaplar tehlikeli değildir, diyordu kendi kendine; kitaplar onları okuyanlara sadece keyif ve mutluluk verir, insanların kendilerini yaşama ve birbirlerine daha bağlı hissetmelerini sağlardı…”
Paul Auster
can yayınları
ama sonuçta kitaplar lüks değil, hayati gereksinimlerden biri ve okumak da iyileşmeyi hiç istemediği bir bağımlılığı.
ama sonuçta kitaplar lüks değil, hayati gereksinimlerden biri ve okumak da iyileşmeyi hiç istemediği bir bağımlılığı.
Yoksul bir mahallede, ufak bir apartman dairesinde oturduğu için kirası az ve hayati gereksinimlere harcadığı para dışında tek lüksü kitap almak, ciltsiz kitaplar, çoğunlukla da roman, Amerikan romanları, İngiliz romanları, yabancı romanların çevirileri; ama sonuçta kitaplar lüks değil, hayati gereksinimlerden biri ve okumak da iyileşmeyi hiç istemediği bir bağımlılığı. Kız olmasa, ayın sonu gelmeden çeker giderdi. İstediği her yere gidebilecek kadar para biriktirdi, üstelik Florida güneşinden de gına gelmişti – epeyce araştırıp inceledikten sonra o güneşin ruha yarardan çok zararının dokunduğuna inanıyor. Ona göre, bu Makyavelist bir güneş, ikiyüzlü bir güneş, yaydığı ışıkla çevreyi aydınlatmıyor, tam tersine –o değişmez, aşırı parlak ışığıyla gözlerinizi kamaştırarak, yarattığı aşırı nem darbeleriyle sizi sersemleterek, serabı andıran yansımaları ve parıltılı hiçlik dalgalarıyla dengenizi bozarak– çevreyi görmenizi engelliyor. Bu güneş parıltılı ve baş döndürücü ama insana elle tutulur bir şey sağlamıyor, huzur vermiyor, nefes payı bırakmıyor. Ama öte yandan kızı da ilk kez bu güneşin altında gördü ve kızdan vazgeçmeyi göze alamadığı için de güneşle bir arada yaşamaya devam ediyor ve onunla barış yapmaya çalışıyor.
Kızın adı Pilar Sanchez, onunla altı ay önce bir parkta karşılaştı, mayıs ortalarında bir cumartesi akşamüstü tamamen rastlantısal bir karşılaşma oldu bu, olmayacak karşılaşmaların en olmazıydı. Kız çimenlere oturmuş kitap okuyordu, o da üç metre ileride çimenlere oturmuş, kızın okuduğu kitabın eşini okuyordu; ikisi de Muhteşem Gatsby’nin ciltsiz karton kapaklı baskılarıydı. Miles’ın, on altı yaşındayken babasının armağan ettiği kitabı üçüncü okuyuşuydu bu. Oraya geleli yirmi otuz dakika olmuştu ve kendini kitaba kaptırıp çevresinden soyutlandığı sırada birinin güldüğünü duydu. Başını o tarafa çevirdi ve kızın orada oturmuş kitabın başlığını işaret ederek kendisine gülümsediğini gördüğü o ölümcül ilk bakışta, onun daha on altısında bile olmadığını tahmin etti; gerçekten de daha çocuk denecek görünümde, paçaları kesilmiş kısa, dar şortu, sandaleti, boyundan askılı bluzu, yani güneşte yanan Florida’nın güney bölgelerindeki az buçuk çekiciliği olan her kızın sırtındaki kıyafetiyle ufak tefek, yeniyetme bir kızdı. Kendi kendine, bu daha çocuk, dedi; ama kız o duru tenli, çıplak bacakları ve kollarıyla, dikkatli, gülümseyen yüzüyle orada oturuyordu işte, insanlara da nesnelere de pek ender gülümsediği halde kızın koyu renk, cıvıl cıvıl gözlerinin içine bakarak o da kıza gülümsedi.
Altı ay geçtiği halde kız hâlâ reşit değil. Ehliyeti on yedi yaşında olduğunu, ancak mayısta on sekizine basacağını gösteriyor; o yüzden toplum içinde kıza karşı çok dikkatli davranması, bir şehvet düşkünü olduğu izlenimini uyandıracak herhangi bir şeyden ne pahasına olursa olsun kaçınması gerekiyor; yoksa tepesi atan bir işgüzar, polisi aradığı anda kodesi boylaması işten bile değil. Hafta sonu ya da bayram tatili olmayan her sabah arabasıyla kızı John F. Kennedy Lisesi’ne götürüyor; kız son sınıfta, üniversiteye gitmek ve gelecekte devlet diplomalı bir hemşire olmak arzusuyla iyi okuyor; ama kızı arabadan okulun önünde indirmiyor. Bunu yapmak çok tehlikeli olabilir. Bir öğretmen ya da okulun bir görevlisi onları arabada birlikte görebilir ve kıyameti koparır, o nedenle arabayı Kennedy’ye üç dört blok kala durdurup kızı indiriyor.
Paul Auster
Sayfa 14 - Can Yayınları
Dört bir yandan bebekler fışkırıyor; yerkürenin her yerinde kadınlar insan soyunun sürmesi için üstlerine düşeni yaparak karınlarını dolduruyor, şişiriyor ve boşaltarak yeni bebek ordularını dünyaya getiriyorlar.
Deneyimleriniz size bütün bedenlerin ait olduklari kişiye ihanet etmek durumunda olduğunu ve ihanet edeceğini öğretmişse, midedeki ufak bir sızının mide kanseri başlangıcı, baş ağrısının beyin tümörü belirtisi, bir sözcüğü ya da ismi unutmanın bunama işareti olduğunu neden aklınıza getirmeyesiniz?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sunset Park
Alt başlık:
From The İnternational Bestsellng Author Of İnvisible
Baskı tarihi:
2 Haziran 2011
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780571258802
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Faber & Faber
Baskılar:
Sunset Park
Sunset Park
Sunset Park
Sunset Park
Paul Auster's Sunset Park is set in the sprawling flatlands of Florida, where twenty-eight-year-old Miles is photographing the last lingering traces of families who have abandoned their houses due to debt or foreclosure. Miles is haunted by guilt for having inadvertently caused the death of his step-brother, a situation that caused him to flee his father and step-mother in New York seven years ago.

What keeps him in Florida is his relationship with a teenage high-school girl, Pilar, but when her family threatens to expose their relationship, Miles decides to protect Pilar by going back to Brooklyn, where he settles in a squat to prepare himself to face the inevitable confrontation with his father - a confrontation he has been avoiding for years.

Set against the backdrop of the devastating global recession, and pulsing with the energy of Auster's previous novel Invisible, Sunset Park is as mythic as it is contemporary, as in love with baseball as it is with literature. It is above all, a story about love and forgiveness - not only among men and women, but also between fathers and sons.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0