Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı

·
Okunma
·
Beğeni
·
13,6bin
Gösterim
Adı:
Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756093627
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
"Bu kitabı kişisel gelişmeyin diye yazdım, toplumsal gelişin.
Etrafa da gram katkınız olsun."

Ahmet Şerif İzgören, bu kitabında diğer kitaplarından farklı olarak okuru toplumsal gelişime davet ediyor Girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü değerlerini vurgularken topluma nasıl daha yararlı olabileceğimizi yaşanmış hikâyeler eşliğinde okura sunuyor.

"Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da." Okurken pelerininizi kendiniz bağlayabildiğiniz sürece gerçek bir süpermen olabileceğinizi göreceksiniz. Ayaklarınızın yere bastığından emin olun. Gerçekten uçabilirsiniz.

Ahmet Şerif İzgören'in bütün kitaplarını okudum. Bazen gözlerim dolarak, bazen yeni bir şeyler öğrenerek dağarcığıma bir şeyler atabildim. Böyle kitaplar enderdir. Şerif'i elinizdeki kitaptan dolayı bir kez daha kutluyorum. Yine onun izniyle kitabından birkaç anekdotu konuşmalarımda kullanmak istiyorum. Bu kitaptan güzel şeyler edineceksiniz.
-Müjdat Gezen-

Artık bütün sorunların arkasındaki temel konunun eğitim olduğunun farkına varmış durumdayız. Eğer ülkedeki eğitim sorunu çözülürse, siyasilerin her dönemde rahatlıkla kandırdığı Türklerin yerine, ne istediğini bilen ve söyleyen Türkler gelecek. İşte o zaman bu ülke daha farklı olacak. Sevgili Ahmet Şerif İzgören, bu ülkenin doğru yapamadıklarına ve değiştiremediklerine benim gibi kızmayı sürdürmekle beraber, küsmeden mücadele etmeyi başarıyor. İzgören ve onun gibi eğitime gönül verenlerin yolları açık olsun.
-Alphan Manas Mensa Türkiye Başkanı-
Sezen Dursun
Sezen Dursun Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
KİŞİSEL GELİŞİM ADINA ÖLMEDEN OKUNASI YEGANE KİTAP!

Anthony Robbins :
"Ne yapmak gerektiğini pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır."

İzgören bu devasa anlamlı sözle başlıyor kitabını yazmaya.
DÜRÜSTLÜK
GİRİŞİMCİLİK
HOŞGÖRÜ
İŞ KALİTESİ
YURT SEVGİSİ
Adı altında kısımlara ayırıp bölüm olarak işlemesiyle, hikaye vari anlatımıyla okumaktan keyif almanızı sağlıyor.

" Çocuğunuzun kriptonu olmayın! Bırakın uçsun artık."

Türk kültüründe yetişmiş hemen her ırk için nokta tespitleri var yazarın. Toplumumuzda sağlıklı bir çocuğu 'aşırı sevgi, aşırı korumacılık ve aşırı kollamacılık' la nasıl çürük elma bir yetişkin haline getirdiğimizden ve hatta kendi hayatını yaşayamayan insanların, umarsızca, kendi çocuklarının hayatını yaşadığından bahsediyor. Bu tür önemli konuları herkesin anlayacağı boyuta indirgemesi de kitaba akıcılık ve anlaşılırlık katıyor haliyle.

"BU KİTABI KİŞİSEL GELİŞMEYİN DİYE YAZDIM. TOPLUMSAL GELİŞİN... ETRAFA DA GRAM KATKINIZ OLSUN."

İzgören, işte bu söyleminin altını hakkıyla doldurmuştur benim nazarımda. Yurt sevgisi, iş ahlakı gibi toplumumuzun kanayan yaralarını, bütün objektifliğiyle ele almıştır. Aksini düşünmek imkansız çünkü kitabı okuduğunuzda haksız veya abartılı bulacağınız hiçbir tema olmayacaktır.

GERÇEKÇİ OLALIM...

"Noel Baba yalan
Mustafa Amca ise gerçek
Geyikler yerine eşeği var
Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da."
184 syf.
İncelememe nerden başlayacağımı bilmiyorum. Bilmem kaçıncı denemeden sonra umarım artık bir şeyler yazabilirim :)

Kitabın türü “Kişisel gelişim” evet. Ama kitap kişisel gelişimden çok çok daha ötesi :TOPLUMSAL GELİŞİM.

Bu kitapta “para kazanmanım 20 yolu”, “nasıl başarılı olunur?”, “kısa yoldan nasıl zengin olunur?”, vs. gibi şeyler yok!!

Bu kitapta kötü çocukları cezalandırmak yerine onları iyileğe teşvil etmek için “polikartlar” hazırlatan ve her iyilik yapan çocuğa polikart dağıtan; belli bir polikart toplayan çocuklara hediyeler veren Eminiyet Müdür Yardımcısı AKİF AKTUĞ var.

Bu kitapta sırf çocuklar okuyabilsin diye eşeğine kitap yükleyerek köy köy gezip çocuklara kitap dağıtan MUSTAFA GÜZELGÖZ var.

Bu kitapta “Yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini atmayın, üç gün gazetenin üzerinde kurutun ve bize yollayın” diyerek çekirdek toplama kampanyası başlatan ve tam 10 milyon çekirdek toplayan FAHRETTİN ER doktor var.

Bu kitapta fakir çocuklara hayallerini yazdırıp, 200 çocuğun hayalini gerçekleştiren Of kaymakamı TUNCAY SANEL ve daha saymadığım niceleri var.

Ahmet Şerif İzgören “KİŞİSEL GELİŞİM” kitaplarının yazarları gibi “nasıl zangin olunur” adı altında kitaplar yazıp bu kitapları satarak kendisi zengin olmuyor.
Sadece güzel insanları, başarabilen insanları gösteriyor. En içten dille söylüyor bunları. Sanki oturmuş karşına sohbet ediyor kitap seninle..

Kitabın çoğu yerinde gözüm doldu, tüylerim diken diken oldu.. Dram mı var? HAYIR. Böyle güzel insanların yaşamış olması, yaptıkları güzel işler yüzünden.
Yapamaz mıyız biz de? Elbette yapabiliriz.

KALIPLARDAN ÇIKALIM! ÜLKEYİ, MİLLETİ DÜŞÜNMEK BANA MI KALDI DEMEYELİM.

Herkes üzerine düşeni dürüstlükle, rüşvet almadan, ırk, din ayrımcılığı yapmadan yapsa her şey daha güzel olmaz mı?

Ahmet Şerif İzgören’in bu kitabını beğenmez rüşvet alan memurlar, sırf öğrettim demek için derse giren öğretmenler. “Bizleri eleştiriyor, sevmiyor” derler. Peki kendi kitap boyunca örnek verdiği isimler halktan değil mi? Hepsi halktan, hepsi memurlar, doktorlar, öğretmenler vs.

“Kitapta övdüğüm insanlara bakın. Çoğu devlet memuru. Polis Akif devlet memuru, çilekçi öğretmen, Mustafa Güzelgöz, Şaban Efe, imam Kazım Ozan, müstahdem Recep Amca, Hüseyin Haki Efendi, vali Hurşit Bey, Telekomdaki görevli, doktor Fahrettin Er, Üstün Ezer, Nuri Okutan, Recep Yazıcıoğlu, Of kaymakamı...”

Ahmet Şerif İzgören kendisi de şu an bu insanlardan birisi. TÜRKİYE UĞUR BÖCEKLERİ projesiyle binlerce insana ücretsiz eğitim veren güzel insan kendisi. Senin gibi güzel insanların sayının artması dileğile...

Ben kişisel gelişim okumam ve tavsiye etmem. KİŞİSEL GELİŞİM okuyacaksanız itinayla tavsiye edebileceğim TEK kitap budur.

OKUYUN. OKUTUN!

Kitapla kalın :)
Günay
Günay Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Müptezeller bittikten sonra yaklaşık altı-yedi tane kitabın kapağını açıp, göz gezdirip başlamadan bırakan ben... en sonunda da en alttaki bu kitabı çıkarmakla çok iyi yapmışım.

Şu ana kadar okuduğum, çok beğendiğim ve isteyenlere tavsiye ettiğim Koku, Serenad, Uçurtma Avcısı ve hatta Şeker Portakalı'nın evet Zeze'nin bile üstüne çıkabilecek bir kitap, okuduğum kitapların en güzellerinden. Herkesin mutlaka okumasını istediğim muhteşem bir kitap. Bu kitap okunmalı, okutturulmalı. Ne kadar çok yere ulaştırılabilirse ulaştırılmalı. Hatta bu sitede yalnızca okuma, alıntı, toplantı gibi etkinliklerin yanında bir de elimizden geldiğince ki aramızda bir çok öğretmen vardır onların yardımıyla yalnızca ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere kitap, kütüphane kurma kampanyaları yapılabilir.

Yalnızca okumakla kalmayıp uygulayabilmek de asıl mesele. Aslında çoğu da bizim düşüncelerimiz. "Yaşamak istediğimiz ülke" için çalışan bu güzelim insanlara katılmak umarım bizlere de vesile olur da biz de üzerimize düşeni yapabilir, yaşanılabilir bir ülke için adım atmış oluruz. Konu başlıklarında olduğu gibi, yurdunu seven, işini iyi yapan, dürüst, hoşgörülü bir insan ve ülke olabilmek için...

Ve ayda bir kere de olsa elimizden geldiğince ismi geçen kuruluşlara, hiç tanımadığımız ama mutlu olmalarına katkıda bulunabileceğimiz o insanlar için kısa mesajla yardımda bulunmayı ihmal etmesek... İnsan olan karşılıksız yapmalı tüm güzel şeyleri ve hep inandığım şeylerden biri de "birini mutlu edebilmek o mutluluğu görmek kadar güzel bir duygu yok."

Karınca kararınca elimizden ne geliyorsa...

Ülkemde böyle insanların, böyle bir kuruluşun olması inanılmaz gurur verici ve umut dolu. Umarım daha da büyür ve çoğalırlar. Böyle bir ekipte yer almayı çok ama çok isterim. Kitabın son sayfalarında yer alan Uğur Böcekleri ekibindeki arkadaşların sözlerini de ekliyorum son satırlara. Bu duygularına hayran olmamak ve o duygulara ortak olmak dünyanın en güzel mutluluğu olsa gerek.

- Benim için TUP, insan hayatına küçücük de olsa dokunabiliyor olmanın verdiği büyük mutluluk… Her seminerde gözlerimin mutluluk ve heyecandan dolması, her seminer sonrası gözlerdeki sevinç ışığı, her seminer sonrası bu ülkede güzel şeyler olduğuna, olacağına duyduğum güven. Ve benim için TUP, hayatımdaki büyük sihir…
(Aslı Akyol)

- Gelecek aydınlık olacaksa eğer, gerçekten; sırf bu projenin ışığı bile yeter.
(Ayşe Atalar)

-Dürüstlüğün, samimiyetin, yurt sevgisinin, girişimciliğin ve birçok değerin anlam kazandığı bu projede, Türkiye Uğur Böcekleri Projesi'nde, anlam kazanabilmek temennisiyle..
(Davut Kör)

- Seminer verdiğim günün bitiminde insanlara faydalı olmanın mutluluğunu
yaşıyorum ve hayatım boyunca seminer vermek istiyorum. Çünkü ihtiyacı olanlara yardımcı olmak, bir şeyler vermek harika bir duygu. Türkiye Uğur Böcekleri Projesi benim hayata dair sorumluluklarımın bir parçası. (Eda Sincar)

- Hayat amacımız, bireyden topluma gelişim; söylenmektense söylemek hayata dair güzellikleri. Bence herkes hayatının hangi döneminde olursa olsun mutlaka TUP'la tanışmalı ve insan olmanın tadını çıkarmalı. TUP, hayatta başka bir şeyle ikamesi olmayan nadir oluşumlardan biri belki de. (Elif Aydın)

- TUP, sanki bir yara bandı gibi, gittiği yerde insanların her an fark edemediği, ama sürekli sızlayan yaralarını kapatıveriyor. İnsanları mutlu etmekten mutluluk duyan insanlarla dolu bir sosyal sorumluluk projesi.
Gönüllüleri için de ikinci bir okul. (Elif Çakıcı)

- İnsan olmanın en değerli yanı iyilik yapmaktır. Türkiye Uğur Böcekleri Projesi'yle her defasında daha fazla hissettim insan olmanın güzelliğini. (Emin Barış)

- Kütahya Cezaevi'ne Fulya, Taylan, Neslihan, Özgür ve ben birlikte gittik.
Bir mahkûm çıkışta bir şiir verdi. "Anama yazmıştım Şerif Hocam. Sen hak ettin. Şiir senin. Ben anama bir tane daha yazarım" dedi. Şiiri okudum, gözlerim doldu. İnsanlık dolu bir şiir. Genç ve efendi bir çocuktu. "Niye buradasın?" diye sordum. "Hocam ben adam öldürdüm" diye yanıtladı.
"Senin gibi efendi biri nasıl adam öldürür?" diye sorduğumda da "Hocam kimse bize bunları anlatmadı ki" diye yanıt verdi. Ders hepimize.

- Hayata yeniden böyle bir noktadan başlamak istiyorsanız eğer, birilerine el
uzatmak istiyorsanız, gelişmek ve geliştirmek istiyorsanız, TUP, sizin de
aradığınız proje demektir. İnandıktan sonra insanın başaramayacağı hiçbir
şey yoktur. (Funda Çelik)

- İnsanların karşılıksız hiçbir şey yapmadığı günümüzde, karşılıksız iyilik yapmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum hayata dair verdiğim seminerlerde. (Gülçin Demircan)

- Bazen bir zorlukla karşılaştığımda, içinden çıkamadığımda kenara çekilip olaya bir de "Uğur Böceği" gibi bakıyorum. Mücadele ruhu kazandırdı.
Karanlığa küfretmektense bir mum yakmayı öğretti bana, bu da hayatımın her aşamasında bana yardımcı oluyor. (Merva Fındık)

- Gittiğimiz yerlerde yarattığımız "Uğur Böceği Etkisi"nin sonuçlarını
düşününce, sahip olduğum mutluluk ve huzuru ifade etmekte kelimeler
yetersiz kalır. Bunun yanında hayata ve olaylara bakış açımı değiştiren,
kendimi bulduğum muhteşem bir projenin içerisinde olduğumu düşünüyorum.
(Merve Işıl Kaya)

- Mine konuşma engelliydi. Seminer bitiminde, herkes dağıldıktan sonra sırasına gitti ve forma bir şeyler çizmeye başladı. El ele tutuşan iki kişi, birisi küçük, birisi büyük ve topuklu ayakkabıları var ve aralarında bir kalp. Seminer ile ilgili düşüncelerini yazması gereken kısma da bir ev çizmiş…(Nazlı Özdil)

Nazlı'yı toplantılarda beyaz uğur böceği tişörtü ve kocaman gülümsemesiyle hatırlıyorum. İçten, sıcak ve akıllı Mine'den aldığı o küçük kalp ve ev resmi bir insanın hayatında alabileceği en güzel hediyelerden
biridir.

- Herkesin hayatında kilometre taşları vardır. O kilometre taşında yaşanılanlar olmasa insan farklı yerlere sürüklenir. TUP da benim için farklı bir kilometre taşı, hayatı değiştiren ve aslında hayat veren. Gelişen, geliştiren, insana dokunan, insanlığını hatırlatan bir proje TUP. (Nihan Özel)

- Önce kendimize, sonra yakın çevremize hoşgörü, girişimcilik, iş kalitesi, yurt
sevgisi ve dürüstlük değerlerinin ne kadar önemli olduğunu anlatırız. Sonra düşeriz yollara, Türkiye'nin dört bir yanına bilginin ışığını yayarız. (Sinem Dinçol)

- İlk seminerinizi verdikten sonra, değerlendirme formlarını elinize alıp okumaya başlayacaksınız. Okumayı bitirdikten sonra, sadece bir saat içerisinde insanların hayatlarına dokunduğunuzu anladığınızda, hayat gözünüze hiç görünmediği kadar güzel görünecek. (Volkan Duygunoğlu)

- Seminer sonunda huzura kavuşuyorum, çünkü bilgimin zekâtını vermiş ve
insanların hayatlarına dokunmuş oluyorum. Bir mahkûmun bana "Hayatım benim kelebeğimi öldürdü, artık sizle yeniden canlandıracağım" demesi her
şeyin karşılığıydı. TUP bir hayat felsefesi bence. (Tuğba Bademci)

- Sildiklerinin bir önemi yok, yerine doğrular yazılmıyorsa, Bildiklerinin bir önemi yok, senden başkası bilmiyorsa'' diye çıktığım bu yolda her geçen gün bilgiyi paylaştıkça, gözlerde oluşan tebessümleri görmenin bu projenin gerçek amacının en belirgin kanıtı olduğunu düşünüyorum (Gamze Güngörür)

- Sönen mumların emanet ettiği karanlıkları, gözlerindeki ışıklarla aydınlatacak koca yürekli kardeşlerimizi seyirci koltuklarından kaldırıp sahneye çıkarmaktır Türkiye Uğur Böcekleri Projesi (Gökhan Müftüoğlu)
genius
genius Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabı okudukça içim tekrar tekrar acıdı. Bu ülke, bu toplum içinde bulunduğu bu duruma düşmemeliydi. Yazık oluyor güzel ülkeme...
Bu kitap için aslında tek cümle yeterli. "Kişisel değil toplumsal gelişin..."
İyi okumalar
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
SPOİLER;









Kitabı okuduğum süre boyunca,içim umut doldu.Okuduklarım beni çok mutlu etti.Bittiğinde ise ''Vay be nereden ,nereye gelmişiz'' dedim. Anlatayım nereden nereye geldiğimizi ve kitabın ne anlattığını.

Kütüphane'de devlet memuru olarak çalışan Mustafa Güzelgöz, ''Saatimi doldurayım,maaşımı alayım'' mantığında olmadığı için özveri ile çalışır.Biner eşeğine köyde ki çocuklara kitap taşır. Çocuklara kitap sevgisini aşılar,okuma,yazma oranını arttırır.Eşek kadar olamayanlar tarafından görevden el çektirilir.Fakat sonunda bir kitapta benim karşıma çıkar.Üstelik müzesi de varmış,utandım kendi adıma bu hikayeyi yeni öğrendiğim için. Ve kızdım çok bilip eğitim sistemini sürekli değiştirenlere,Milli Savunma Bakanını,Milli Eğitim Bakanı yapanlara,tüm bunları yaparken lütfedip de Mustafa Güzelgöz'e müfredatta 2 cümle yer vermeyenlere.

Emniyet müdürümüz, Akif Aktuğ Antalya'nın Güneydoğu'dan en çok göç alan bölgesinde İstiklal Marşı söylenemez halde iken ''Polikart'' diye bir kart çıkartır.Kurallara uyan,çocuklara birer adet verir.Çocuklar bu işi çok sever.Karakola gelip polislere çizdikleri Türk Bayrağı resimlerini verir.Bazen oturup beraber çay içerler. Oturduğu yerde ''TOMA 1 müdahale et'' anonsu geçmez Devletini,ülkesini,milletini sevdirmenin yollarını arar.

Aşık Veysel gözleri görmese de gözlerin görebileceği en güzel işlerden birini yapar. 1960'larda daha önce hiç ağaç dikilmemiş köyüne,gider bir ağaç diker.

Doktor olan Üstün Üzer devlet hastanesinde çalıştığı süre boyunca kanser olan çocukların parasızlıktan tedavi olamadığını görür.Gider şuan da binlerce çocuğun tedavisini sağlayan ''LÖSEV''i kurar.

Bu kitaba ne kadar da yakışmış Necip Fazıl'ın ''Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.'' sözü.
Böyle güzel şeyler var işte kitapta. Bulunduğu durumun zorluklarına rağmen, güzel işler yapmaya çalışanlar,katkı sağlamaya çalışanlar var.

Şimdi de Nereye geldiğimizi anlatayım. Kitabı okurken Yılmaz Özdil'in İsim,Şehir,Hayvan kitabı geldi aklıma. Kitapta şöyle bir kısım var;

''Ümmühan.7 yaşında.
Balıkesir Burhaniye'nin Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda öğrenci.
Bir konferans düzenlendi bu okulda... Sivil Savunma Konferansı... Konusu, "deprem olursa, neler yapmalıyız" falan... Kellifelli yöneticiler gelmiş, çocuklar soracak, onlar da cevaplayacak, doğruları öğretecek. Amaç bu...
Ümmühancık parmağını kaldırıyor.
Soruyor:
"Deprem olursa, fakirleri de kurtarırlar mı?"

İşte geldiğimiz nokta bu. 7 yaşında ki çocuğun bile hissettiği Eşitsizlik,Adaletsizlik.

Elimde olsa bazı kitapları okumayı zorunlu hale getirirdim.
Onlardan biri de bu kitap olurdu kesinlikle.Daha önce bahsetmiştim,Türkçe Öğretmenim sayesinde tanıdım Ahmet Şerif İzgöreni. Bize zorla okutturduğu adam sayesinde bugün yine çok şey öğrendim.Böyle olabilmiş güzel öğretmenlerimizi anlatır.

Doktor,imam,polis her meslek grubunun,her insanın,her vatandaşın yaptığı güzellikleri anlatıyor kitap ve yine aynı grupların yapmadıklarını!
Semra Yilmaz
Semra Yilmaz Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kişisel değil toplumsal gelişin .Etrafa da gram katkınız olsun .Cümlesi ile başlayıp tarihimizden , içimizden örneklerle kah gülümseten , kah düşündüren , kah bizden başka memlekette olmaz dedirten ya da hüzünlendiren örneklerle örülmüş kitabımız.
Anlatacaklarını ; iş kalitesi, dürüstlük,yurt sevgisi ve hoşgörü başlıkları altında hikaye tadında işliyor.
Öyle etkilendim ki verilen örneklerden biran önce okula dönmek ve gramda olsa etrafa katkım olsun istiyorum . Mutlaka okuyun isterim ..
Son olarak , Günay İlgar Hanım' a çok teşekkür ediyorum beni bu kitapla buluşturduğu için ...
Yokkii
Yokkii Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
160 syf.
·Puan vermedi
'' Bu kitabi kişisel gelişmeyin diye yazdim,toplumsal gelişin.
etrafa da gram katkiniz olsun''

"Ahmet Şerif İzgören,bu kitabinda diğer kitaplardan farkli olarak okuru toplumsal gelişime davet ediyor.girişimcilik,iş kalitesi,dürüstlük,yurt sevgisi ve hoşgörü değerlerini vurgularken topluma nasil daha yararli olabileceğimizi yaşanmiş hikayeler eşliğinde okura sunuyor."
''Noel baba yalan,Mustafa amca ise gerçek.
geyikler yerine eşeği var.
Eşek de daha gerçek,Mustafa amca da.''
Banksy
Banksy Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·2 günde·8/10 puan
İsmi biraz garip gelse de içerik anlamda çok dolu bir kitaptı.Şehitlerimize armağan edilerek yazılması da ayrı bir maneviyat katmıştır. Okudukça keyif aldım unutulmayacak nitelikte gerçek hayattan örnekler verilerek olaylar anlatılmış.Yazarın sohbet eder gibi bu kitabı da yazması gerçekten çok güzel bir anlatıma yol açmış. En önemlisi de kitaptaki olaylar sadece Türkiye'de geçen olaylar , ABD'de geçen olaylar falan değildir. Çok doğru tespitler var , kendimize katabileceğimiz bir kitap ve bizden yardım bekleyen insanları ve onlara büyük fedakarlıklarla yardım eden insanların değerinin anlatıldığı bu kitap , aslında Beyaz Zambaklar Ülkesi'ndeki Snelman'ı da hatırlattı bana , ismi farklı gelip ön yargınıza neden olabilir ancak son zamanlarda kaybettiğimiz değerleri , insanlığı yeniden hatırlamamızı sağlayacak bir kitap , iyi okumalar ..
Dilara Duruay
Dilara Duruay Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
160 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Süpermen Türk Olsaydı Pelerini'ni Annesi Bağlardı - Ahmet Şerif İzgören

Süpermen Türk Olsaydı Pelerini'ni Annesi Bağlardı kitabının türü kişisel gelişim. Kitap beş ayrı bölümden oluşuyor. Bu bölümler, girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü.
İzgören'in kişisel gelişim kitapları, okuyucuya gerçekleri o kadar güzel bir dinle anlatıyor ki okuduğunuz her sayfa size bir yenilik kazandırıyor. Okuduğum en güzel kişisel gelişim kitaplarından biri. Tabii İzgören'in verdiği konferansların önüne hiçbiri geçemez.
Bayval
Bayval Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İsmini ilk defa duyacağınız insanların, mükemmel hayatlarını kısa anlatım tarzı ve olumlu örnekleriyle size sunan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Kişisel gelişim kitaplarını sevenler mutlaka okumalı.
Orhan Veli müthiş mi müthiş bir şairdir.
Nasıl öldü bilir misiniz?
Ankara Belediyesi'nin açıp, üzerine bir kapak koymadığı çukurlardan birine düştü geceleyin.
35 yaşında!
70'ine gelebilseydi peçetelerin üstü, âşıkların kalpleri hatta tuvalet kapıları bile onun şahane şiirleriyle dolardı.

Orhan Veli öldü. Hayal gücümüz öldü.

Gidin belediyelere aynı adamlar oralarda. Maşallah, sağ salim sırıtıyor, rüşvet bekliyorlar. Kara paraları futbolda aklıyorlar. Orhan Veli'yse öldü. O yedikleri trilyonlarca rüşvetin hiçbiri bir Orhan Veli şiiri etmez.
Bu ülkede üç sey bir araya gelmedi:
Politika, dürüstlük ve akıl.
Adam hem politikacı hem akıllıysa, dürüst kalmadı.
Politikacı ve dürüstse, akıllı kabul edilmedi.
Akıllı ve dürüstse de politikaya girmedi.
Yıl 1948, kişi başına düşen yıllık milli gelir:
Kore'de 65 dolar.
Japonya'da 130 dolar.
Türkiye'de 200 dolar.
Yıl 2007:
Kore de 24.000 dolar.
Japonya'da 40.000 dolar.
Türkiye'de 4.000 dolar

Aradaki fark: bakanlar, işadamları, okul müdürleri, politikacılar, öğretmenler, emniyet müdürleri, polisler, doktorlar, esnaflar, biz...
Bazı kitaplar vardır sizinle konuşur. Okumaya başlayınca fark edersiniz.

Arkadaşınız olurlar. Ara sıra evde dolaşırken karşılaşır, sayfalarını koklar, karıştırırsınız.

Ya çok iyi kitaptır; içten, sakin ve bilgedir ya da hayatınızın en zor, en ihtiyac duyduğunuz döneminde karşınıza çıkmıştır.

Elinize aldınız mı, gülümsersiniz.

Herkese anlatırsınız.

Kitap onlarca yıl yaşasın diye.

Çünkü kitapların da ömrü var insanlar gibi.

Çok az kitap sonsuza dek yaşar.

Ömrü sizin ona ayırdığınız vakittir.
...bir gün bir kitapta Henry Ford'un oğlunun bıraktığı intihar mektubunu
gördüm: "Baba hayal edip de ulaşamadığım hiçbir şey olmadı. Ne varsa önceden hazırlamışsın, hiçbirinde benim emeğim yok. Mutsuzluktan mahvoldum. Gidiyorum..."
Sevgi kültürümüz iyidir, ama zamanla iş, sevmekle aşırı korumayı karıştırmaya gelmiş. Dikkat edin yabancı çocuklara, otelde beş-altı yaşındaki Alman çocuk alır yemeği hapur hupur üstüne döke döke yer.

Bizim on yaşındaki Türk çocuğun yemeğini babası alır, anası yedirir, teyzesi de ağzını siler. Çocuk otuz beş yaşına gelir, hâlâ ana, baba, teyze çocuğun peşinde yemek yedireceğiz diye koştururlar. Bu nasıl bir korumacılık, kollamacılıktır.

Kendi hayatını yaşayamayan insanlar çocuklarının hayatını yaşar.

Süpermen Türk olsaydı pelerinini kesin anası bağlardı.

Bir de uçarken arkasından bağırır:

—Varınca çaldır oğlum.

Bırak uçsun artık!
Girişimcilik ne biliyor musun?

Bulunduğun yere yenilik katmalısın.

Mutlaka adım atmalısın.

Yaptığın iş olduğu yerde durup duruyorsa, sende bir uyuzluk vardır arkadaş.

İnsan var, dokunduğu yere değer katar;
İnsan var, dokunduğu yere değer kaybettirir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756093627
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
"Bu kitabı kişisel gelişmeyin diye yazdım, toplumsal gelişin.
Etrafa da gram katkınız olsun."

Ahmet Şerif İzgören, bu kitabında diğer kitaplarından farklı olarak okuru toplumsal gelişime davet ediyor Girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü değerlerini vurgularken topluma nasıl daha yararlı olabileceğimizi yaşanmış hikâyeler eşliğinde okura sunuyor.

"Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da." Okurken pelerininizi kendiniz bağlayabildiğiniz sürece gerçek bir süpermen olabileceğinizi göreceksiniz. Ayaklarınızın yere bastığından emin olun. Gerçekten uçabilirsiniz.

Ahmet Şerif İzgören'in bütün kitaplarını okudum. Bazen gözlerim dolarak, bazen yeni bir şeyler öğrenerek dağarcığıma bir şeyler atabildim. Böyle kitaplar enderdir. Şerif'i elinizdeki kitaptan dolayı bir kez daha kutluyorum. Yine onun izniyle kitabından birkaç anekdotu konuşmalarımda kullanmak istiyorum. Bu kitaptan güzel şeyler edineceksiniz.
-Müjdat Gezen-

Artık bütün sorunların arkasındaki temel konunun eğitim olduğunun farkına varmış durumdayız. Eğer ülkedeki eğitim sorunu çözülürse, siyasilerin her dönemde rahatlıkla kandırdığı Türklerin yerine, ne istediğini bilen ve söyleyen Türkler gelecek. İşte o zaman bu ülke daha farklı olacak. Sevgili Ahmet Şerif İzgören, bu ülkenin doğru yapamadıklarına ve değiştiremediklerine benim gibi kızmayı sürdürmekle beraber, küsmeden mücadele etmeyi başarıyor. İzgören ve onun gibi eğitime gönül verenlerin yolları açık olsun.
-Alphan Manas Mensa Türkiye Başkanı-

Kitabı okuyanlar 3.314 okur

  • Damla
  • Beyza Duran
  • Güneş Başerdem
  • Beyza Öztürk
  • Amine Nur
  • Enes Akkuş
  • Tuğba
  • RoadNotTaken
  • adil
  • Raskolnikov

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6
13-17 Yaş
%6
18-24 Yaş
%29
25-34 Yaş
%28.6
35-44 Yaş
%21.4
45-54 Yaş
%6.5
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.9
Erkek
%40.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39 (360)
9
%21.3 (196)
8
%22.7 (209)
7
%9.9 (91)
6
%3 (28)
5
%2 (18)
4
%0.8 (7)
3
%0.3 (3)
2
%0.1 (1)
1
%1 (9)

Kitabın sıralamaları