Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı

8,5/10  (126 Oy) · 
430 okunma  · 
109 beğeni  · 
3.228 gösterim
"Bu kitabı kişisel gelişmeyin diye yazdım, toplumsal gelişin.
Etrafa da gram katkınız olsun."

Ahmet Şerif İzgören, bu kitabında diğer kitaplarından farklı olarak okuru toplumsal gelişime davet ediyor Girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü değerlerini vurgularken topluma nasıl daha yararlı olabileceğimizi yaşanmış hikâyeler eşliğinde okura sunuyor.

"Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da." Okurken pelerininizi kendiniz bağlayabildiğiniz sürece gerçek bir süpermen olabileceğinizi göreceksiniz. Ayaklarınızın yere bastığından emin olun. Gerçekten uçabilirsiniz.

Ahmet Şerif İzgören'in bütün kitaplarını okudum. Bazen gözlerim dolarak, bazen yeni bir şeyler öğrenerek dağarcığıma bir şeyler atabildim. Böyle kitaplar enderdir. Şerif'i elinizdeki kitaptan dolayı bir kez daha kutluyorum. Yine onun izniyle kitabından birkaç anekdotu konuşmalarımda kullanmak istiyorum. Bu kitaptan güzel şeyler edineceksiniz.
-Müjdat Gezen-

Artık bütün sorunların arkasındaki temel konunun eğitim olduğunun farkına varmış durumdayız. Eğer ülkedeki eğitim sorunu çözülürse, siyasilerin her dönemde rahatlıkla kandırdığı Türklerin yerine, ne istediğini bilen ve söyleyen Türkler gelecek. İşte o zaman bu ülke daha farklı olacak. Sevgili Ahmet Şerif İzgören, bu ülkenin doğru yapamadıklarına ve değiştiremediklerine benim gibi kızmayı sürdürmekle beraber, küsmeden mücadele etmeyi başarıyor. İzgören ve onun gibi eğitime gönül verenlerin yolları açık olsun.
-Alphan Manas Mensa Türkiye Başkanı-
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2010
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789756093627
  • Yayınevi:
    Elma Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Muhayyelll 
 15 Ağu 17:09 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yatılı okuduğum yıllarda bir gün tam da dinleme saatinde herkesi kalem defter alma zorunluluğuyla konferans salonuna topladılar. Seminer izleyeceksiniz dediler. Hepimiz of puf etmiş, arka sıralara oturma yarışına girmiştik. Kolonun tam arkasında, semineri izlerken uyuyabileceğim bir yerde otururken kendimi en ön sıralarda buldum. Hocalarım sağolsun..
O gün bize açtıkları seminer Ahmet Şerif İzgören, Avucumuzdaki Kelebek isimli seminerdi. Zorla gelmiştik ama herkes pür dikkat ve severek izliyordu. Öylesine yanıma aldığım defter, aldığım notlarla doluyordu. Derken seminerin yarısında dinlenme saati bitti. O hafta seminerin devamını izleyecek vaktimiz olmadı. Ama ben çok merak ediyordum. Eve gidince vodafonenin verdiği azıcık internetle semineri baştan sona izledim. Kursa gidince de devamını açtıklarında bir daha izledim. Bi 10 defa açsalar, yine izlerdim. İşte ben böyle tanıştım ve böyle sevdim Ahmet Şerif İzgören'i.. Şimdi gelelim kitaba:

Ahmet Şerif İzgören konferansını da izlediğim kadarıyla gerçekten çok sempatik ve samimi bir kişiliğe sahip. Lafını esirgemiyor. Haksızlığa karşı susan, para kazanmak için parası olanlara yalakalık yapan tiplerden değil. Ama en sevdiğim yönü şunu şunu yapın diye kişisel gelişim adı altında insanları aynılaştırmaya çalışan yazarlardan değil. Toplumu geliştirmeye çalışan bambaşka bir insan.
Acı olan, ben o gün o kolonun arkasında uyusam Ahmet Şerif İzgören'le tanışamazdım. Sonra bu kitap kişisel gelişim kitabı diye (kişisel gelişim kitaplarını sevmem) okumaz ve kitabı bitirdiğim anki kadar aydın düşünemezdim. O gün beni kolonun arkasından kaldırıp öne oturtan hocamın yaptığını bir çok insana yapıyor Ahmet Şerif İzgören.
(O değilde hala kitaba gelemedin diyen okurlara müjde. Bir sonraki paragrafta tam da kitaba geliyorum.) "."
Kitap başından sonuna kadar buram buram kendi ülkemiz kokuyor. Yabancı bir ülkeden bir tane bile örnek yok. Bu ne demek? Bizim ülkemizde örnek alınacak milyonlarca insan varken biz hala batıya özeniyoruz demek.
Ruhumuz girişimci değil. İş kalitemiz yok. Yurt sevgisi desen sadece dilde var. Hoşgörü ise ne yazık ki yok. Ha bu meziyetlere sahip olan var mı var. Ama ne kadar var?
Bu kitabı her eve koyun. Her politikacıya, memura okutun. Herkes kitaptaki tüm dersleri çıkartsın. Bakın o zaman ülkenin ne kadar güzel olduğuna..

Kişisel gelişim kitapları sadece boş şeylerle dolu. Daha önce bir tane okudum. İçinden aklımda kalan tek cümle "kitap okumak için boş vakit beklenmez, vakit ayrılır." O değil de, kitabın ismini bile hatırlamıyorum. İsmini bile aklıma kazıyamayan bir kitap beni ne kadar geliştirebilir? Hiç!
Oysa bu kitap beni etkiledi. Bu kitap ismini unutturmaz. Bu kitap kişiyi geliştirir. Neden mi? Dili samimi, ismi samimi.. Kişiyi saçma sapan faaliyetlerle geliştirmeye çalışmıyor. Kişinin ahlaki meziyetlerini guzelleştirmeye çalışıyor. Daha güzel bir toplum için yazılmış. Para kazanmak için değil.
Okunmayı en çok hakeden kitaplardan..

Keyifli okumalar diliyorum. Mutlaka okuyun..

Banksy 
10 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

İsmi biraz garip gelse de içerik anlamda çok dolu bir kitaptı.Şehitlerimize armağan edilerek yazılması da ayrı bir maneviyat katmıştır. Okudukça keyif aldım unutulmayacak nitelikte gerçek hayattan örnekler verilerek olaylar anlatılmış.Yazarın sohbet eder gibi bu kitabı da yazması gerçekten çok güzel bir anlatıma yol açmış. En önemlisi de kitaptaki olaylar sadece Türkiye'de geçen olaylar , ABD'de geçen olaylar falan değildir. Çok doğru tespitler var , kendimize katabileceğimiz bir kitap ve bizden yardım bekleyen insanları ve onlara büyük fedakarlıklarla yardım eden insanların değerinin anlatıldığı bu kitap , aslında Beyaz Zambaklar Ülkesi'ndeki Snelman'ı da hatırlattı bana , ismi farklı gelip ön yargınıza neden olabilir ancak son zamanlarda kaybettiğimiz değerleri , insanlığı yeniden hatırlamamızı sağlayacak bir kitap , iyi okumalar ..

Metin Özdemir 
09 Tem 02:14 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Malcolm X'in dediği gibi "Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter." Öyle bir kitap. Bir anda herşey film şeridi gibi geçer yaşananlar. Sorgulatır. Kendimi dünyada haksızlıklara karşı durabiliyor muyum duramıyor muyum diye, sırat köprüsünü geçebilecek miyim diye yargıladım o derece. Kitaba 9 puan verdim çünkü suçlananlara da kendini savunma şansı için. Bugünden itibaren tüm dünya tekrar mutlu olmaya kara veremez miyiz? Çok mu zor ? Insan kalmak çok mu zor ? Başarabilenlere ne mutlu. Mutlaka bu kitabı okuyun derim.

Kitabın içeriğini, bir kaç defa izlediğim uğur böcekleri eğitimlerinden billiyordum. Yine de keyifle okudum. Bir şeyler yapabilirime inanmak, ülkemiz için, insanlık için iyi şeyler yapabilmek adına mücadele etmenin nasıl olabileceğine yönelik bir sürü kısa kısa gerçek hikayeler. Ve örnekler hep bizden, bize öz.. Bulunduğum kurumda verdiğim mücadeleden dolayı başım dik bir şekilde okudum kitabı, çok samimiyetle söyleyebilrim, dudaklarınızda tebessüm oluştuğu kadar, gözleriniz doluyorsa kitabı okurken, kitapta sözü edilenleri sizde yapabilirsiniz demektir. Hissetmek, inanmak ve savaşmak...

Yüksel Çetin 
08 Mar 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · 8/10 puan

Bazı kitapların 'Kişisel gelişim' kitabı olarak ayrılmasına karşıyım, diğer kitaplara hakaret kabul ederim; Ahmet İzgören'in kitapları sohbet havasında yazdığı kitaplarıyla aslında çoğunu bildiğiniz şeylere farklı bir bakış açısıyla bakmanızı sağlıyor

Muharrem Armağan 
07 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Bazı kitaplar vardır sizinle konuşur. Okumaya başlayınca fark edersiniz. Arkadaşınız olurlar. Ara sıra, evde dolaşırken karşılaşır, sayfalarını koklar, karıştırırsınız. Ya çok iyi kitaptır; içten, sakin ve bilgedir ya da hayatınızın en zor, en ihtiyaç duyduğunuz döneminde karşınıza çıkmıştır. Elinize aldınız mı, gülümsersiniz. Herkese anlatırsınız. Kitap onlarca yıl yaşasın diye. Çünkü kitapların da ömrü var, insanlar gibi. Çok az kitap sonsuza dek yaşar. Ömrü sizin ona ayırdığınız vakittir. Aslında her bir nüshanın kaderi, okuyanın zekâsı kadardır. Bu kitabı kişisel gelişmeyin diye yazdım, toplumsal gelişin. Etrafa da gram katkınız olsun." (Kitabın önsözünden.) Kitap ülkemizde yaşanmış ve yaşamış olan ilham verici hayatları anlatarak başlamış nette denk gelmiştim birine Mustafa amca belki sizde denk gelmişsinizdir eşeğiyle köy köy gezip çocuklar kitap okusun diye köylere kitap taşıyan harika bir insan ve onun gibi ülkemizde yaşayan harika insanların hikayesini anlatmış sonra da ülkemiz için yüzkarası olan siyasetçilerin bu ülkeye bırak yararının olmasını yararı olan insana da zararlarını anlatmış hoş zaten ülkemizdeki sistemi bilmeyen yoktur keşke konuşabildiğimiz kadar çözüm de üretebilseydik ama malesef bu daha çok uzun yıllar alacak gibi bu sistemle umarım gerçekten siyasetçilerimizde özüne döner bir gün. Kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Aslı Suakan 
18 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İzgören bu değerli kitapta isyanlarını olması gerekenleri devletimizde ki ne büyük yanlış düşüncelerin olduğunu aktarmasiyla okurlarını ciddi bir şekilde etkilemiştir. Canım sıkıldıkça okuyacağım değerli bir kitap :))

Ne yazık ki yazarın Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır' ını okurkenki zevki burada bulamadım. Tabii ki içinde değerli bilgiler ve fikirler var. Girişimcilik mesela. Çok güzel değinmiş. 'Bu dünyada bir şeyler yapıp göç etmek' demek istediği yazarın. Belki de beklentimi karşılayamadı. Bilemiyorum :)

Kübranur 
18 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi

Kursa gittiğimde kitaplara bu kadar vakit ayıramayacağımız için büyük bir açlıkla okuyorum kitapları :)
Böyle sıkışık bir zamanda olmasam bile keyifle bir oturuşta bitirebilirdim.
Daha önce okuduğum kişisel gelişim kitaplarını zorla okuduğum doğrudur.
ancak bu kitabın dili o kadar güzeldi ki bir bakmışım ya kendimi sorguluyorum ya da gülümsüyorum bazen gözlerimi kocaman açıp şaşırdığım da oluyor :)
Çıkarılacak o kadar çok ders var ki ancak bunları yazmaya kalksam vicdanım susturamaz sanıyorum ki :)

Ahmet Şerif abinin samimiyeti kadar yazdıkları bambaşka...

Keyifli okumalar uğur böceği adayları...

Ertuğ 
29 Mar 22:36 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Okuyucusu ile konuşan kitaplardan, su gibi gidiyor denilen türden. Yazarın konuşmalarını dinlemişliğim vardı, anlatımı oldukça başarılıdır. Yazım dili olarak da aynı üslup ile anlatımı gerçekleştirmiş. Özetle tembellik etmeyin, girişimci olun, işinizi düzgün yapın mesajını çok güzel hikayelerle anlatıyor. Uzun uzun bölüm hikayeleri değil, küçük küçük çok güzel paragraf hikayeleri, alıntıları mevcut. Kitap kesinlikle bir yerden sizi yakalayacaktır. Seneler önce okumuştum, şimdi tekrar okudum. Tavsiye ederim

4 /

Kitaptan 202 Alıntı

Burak ÇELİK 
 20 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Ahmet Şerif İzgören'in yaşadığı ve İngiliz profesörlerden haftalarca öğrenemediğim şeyi bir taksiciden 5 daikada öğrendim diye tarif ettiği bir hayat dersi...
"Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar.

Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım.

Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya! taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz.

Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü varmı diye aranmaya başladı.

"Üstü kalsın kardeşim" dedim.

Döndü bana doğru

"Vaktin varmı ağabey?" dedi.

"Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda)

Dörtlülere bastı,trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 Krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

"Birader" dedim, "9.75 değil, 10.50 yazssa istermiydin 50 krş.benden?"

-Ne alacağım ağabey 50 krş.u

-Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın, üstü kalsın demiştim.

Döndü bana, attı kolunu arkaya :

-Vaktin varmı ağabey

-Var

-Çek kapıyı o zaman

Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.

5 dk.konuştuk. İngiltere'de profösüründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.

Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden,yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize"Durun kalkmayın" derdi.Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.

"Aha" dedim, "Bizim meslek", seminerci.

- Ne anlatırdı baban

- Hayattta nasıl başarılı olunur?

O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.

-Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı, "Babanızla alay etmeyin.O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı,kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı,hep o ikisinin eskilerini kullandık.O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık çünkü bize bahşiş verirdi.Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü, yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyormusunuz?

-Ne bıraktı?

-Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti, diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.

Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

"Asıl mirası bizim baba bırakmış."

Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri,taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şükür.

Çok duygulandım, veda ettim, tam ineceğim:

-Dur ağabey,asıl bomba şimdi.

-Nedir bomban?

-Nerede oturuyoruz biliyormusun? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.

Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar."

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgörenSüpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören
Muhayyelll 
14 Ağu 17:42 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Türk eğitim sistemi falan diyorlar ya geçin, sistem mistem yok ortada.

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 26 - Girişimcilik - Epub)Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 26 - Girişimcilik - Epub)
Muhayyelll 
15 Ağu 15:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Vatanını sevmeyen birinin, kendisini sevmesine imkân yoktur.

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 82 - Yurt Sevgisi - Epub)Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 82 - Yurt Sevgisi - Epub)

Temel diyormuş ki "Anlamıyorum, bu kadınlar bu paraları nereye harcıyor? İçki desen yok, kumar desen yok, kadın desen kendileri zaten kadın"

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgörenSüpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören
KubraYSN(RJ) 
 26 May 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bir hafta önce PKK Tokat'ta yedi askerimizi şehit etti. Televizyoncular şehitlerden birisinin ailesiyle görüşmüşler, Fatih diye bir çocuk, evinin duvarı sıvasız,soğuk, berbat. Askerde yiyip içmiyor, 127 lira maaşı var, onu eve yolluyor. Yanında kitaplarını götürmüş askere, bilgilerim taze kalsın, daha okuyacağım, diye. Şehit etmişler çocuğu. Belli ki evin direği o, herkes onun eline bakıyor.
Aynı gün bir köşe yazısı okudum. Bir köşe yazarı hangi barda ne içmişler, İstanbul'un en ciks mekanı neresiymiş anlatıp'' Koptuk ağabey , yalnız mekanı biraz daha cool yapsınlar.'' diyor.

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 10)Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 10)
Selin 
04 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsan
İnsan var, dokunduğu yere değer katar ;
İnsan var, dokunduğu yere değer kaybettirir.

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 16)Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 16)
Muhayyelll 
 14 Ağu 19:20 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Orhan Veli müthiş mi müthiş bir şairdir.
Nasıl öldü bilir misiniz?
Ankara Belediyesi'nin açıp, üzerine bir kapak koymadığı çukurlardan birine düştü geceleyin.
35 yaşında!
70'ine gelebilseydi peçetelerin üstü, âşıkların kalpleri hatta tuvalet kapıları bile onun şahane şiirleriyle dolardı. Orhan Veli öldü. Hayal gücümüz öldü.
Gidin belediyelere aynı adamlar oralarda. Maşallah, sağ salim sırıtıyor, rüşvet bekliyorlar. Kara paraları futbolda aklıyorlar. Orhan Veli'yse öldü. O yedikleri trilyonlarca rüşvetin hiçbiri bir Orhan Veli şiiri etmez.
Yanlış mıyım?

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 52 - İş kalitesi - Epub)Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 52 - İş kalitesi - Epub)