Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı

·
Okunma
·
Beğeni
·
10762
Gösterim
Adı:
Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756093627
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
"Bu kitabı kişisel gelişmeyin diye yazdım, toplumsal gelişin.
Etrafa da gram katkınız olsun."

Ahmet Şerif İzgören, bu kitabında diğer kitaplarından farklı olarak okuru toplumsal gelişime davet ediyor Girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü değerlerini vurgularken topluma nasıl daha yararlı olabileceğimizi yaşanmış hikâyeler eşliğinde okura sunuyor.

"Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da." Okurken pelerininizi kendiniz bağlayabildiğiniz sürece gerçek bir süpermen olabileceğinizi göreceksiniz. Ayaklarınızın yere bastığından emin olun. Gerçekten uçabilirsiniz.

Ahmet Şerif İzgören'in bütün kitaplarını okudum. Bazen gözlerim dolarak, bazen yeni bir şeyler öğrenerek dağarcığıma bir şeyler atabildim. Böyle kitaplar enderdir. Şerif'i elinizdeki kitaptan dolayı bir kez daha kutluyorum. Yine onun izniyle kitabından birkaç anekdotu konuşmalarımda kullanmak istiyorum. Bu kitaptan güzel şeyler edineceksiniz.
-Müjdat Gezen-

Artık bütün sorunların arkasındaki temel konunun eğitim olduğunun farkına varmış durumdayız. Eğer ülkedeki eğitim sorunu çözülürse, siyasilerin her dönemde rahatlıkla kandırdığı Türklerin yerine, ne istediğini bilen ve söyleyen Türkler gelecek. İşte o zaman bu ülke daha farklı olacak. Sevgili Ahmet Şerif İzgören, bu ülkenin doğru yapamadıklarına ve değiştiremediklerine benim gibi kızmayı sürdürmekle beraber, küsmeden mücadele etmeyi başarıyor. İzgören ve onun gibi eğitime gönül verenlerin yolları açık olsun.
-Alphan Manas Mensa Türkiye Başkanı-
Sezen Dursun
Sezen Dursun Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
KİŞİSEL GELİŞİM ADINA ÖLMEDEN OKUNASI YEGANE KİTAP!

Anthony Robbins :
"Ne yapmak gerektiğini pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır."

İzgören bu devasa anlamlı sözle başlıyor kitabını yazmaya.
DÜRÜSTLÜK
GİRİŞİMCİLİK
HOŞGÖRÜ
İŞ KALİTESİ
YURT SEVGİSİ
Adı altında kısımlara ayırıp bölüm olarak işlemesiyle, hikaye vari anlatımıyla okumaktan keyif almanızı sağlıyor.

" Çocuğunuzun kriptonu olmayın! Bırakın uçsun artık."

Türk kültüründe yetişmiş hemen her ırk için nokta tespitleri var yazarın. Toplumumuzda sağlıklı bir çocuğu 'aşırı sevgi, aşırı korumacılık ve aşırı kollamacılık' la nasıl çürük elma bir yetişkin haline getirdiğimizden ve hatta kendi hayatını yaşayamayan insanların, umarsızca, kendi çocuklarının hayatını yaşadığından bahsediyor. Bu tür önemli konuları herkesin anlayacağı boyuta indirgemesi de kitaba akıcılık ve anlaşılırlık katıyor haliyle.

"BU KİTABI KİŞİSEL GELİŞMEYİN DİYE YAZDIM. TOPLUMSAL GELİŞİN... ETRAFA DA GRAM KATKINIZ OLSUN."

İzgören, işte bu söyleminin altını hakkıyla doldurmuştur benim nazarımda. Yurt sevgisi, iş ahlakı gibi toplumumuzun kanayan yaralarını, bütün objektifliğiyle ele almıştır. Aksini düşünmek imkansız çünkü kitabı okuduğunuzda haksız veya abartılı bulacağınız hiçbir tema olmayacaktır.

GERÇEKÇİ OLALIM...

"Noel Baba yalan
Mustafa Amca ise gerçek
Geyikler yerine eşeği var
Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da."
184 syf.
İncelememe nerden başlayacağımı bilmiyorum. Bilmem kaçıncı denemeden sonra umarım artık bir şeyler yazabilirim :)

Kitabın türü “Kişisel gelişim” evet. Ama kitap kişisel gelişimden çok çok daha ötesi :TOPLUMSAL GELİŞİM.

Bu kitapta “para kazanmanım 20 yolu”, “nasıl başarılı olunur?”, “kısa yoldan nasıl zengin olunur?”, vs. gibi şeyler yok!!

Bu kitapta kötü çocukları cezalandırmak yerine onları iyileğe teşvil etmek için “polikartlar” hazırlatan ve her iyilik yapan çocuğa polikart dağıtan; belli bir polikart toplayan çocuklara hediyeler veren Eminiyet Müdür Yardımcısı AKİF AKTUĞ var.

Bu kitapta sırf çocuklar okuyabilsin diye eşeğine kitap yükleyerek köy köy gezip çocuklara kitap dağıtan MUSTAFA GÜZELGÖZ var.

Bu kitapta “Yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini atmayın, üç gün gazetenin üzerinde kurutun ve bize yollayın” diyerek çekirdek toplama kampanyası başlatan ve tam 10 milyon çekirdek toplayan FAHRETTİN ER doktor var.

Bu kitapta fakir çocuklara hayallerini yazdırıp, 200 çocuğun hayalini gerçekleştiren Of kaymakamı TUNCAY SANEL ve daha saymadığım niceleri var.

Ahmet Şerif İzgören “KİŞİSEL GELİŞİM” kitaplarının yazarları gibi “nasıl zangin olunur” adı altında kitaplar yazıp bu kitapları satarak kendisi zengin olmuyor.
Sadece güzel insanları, başarabilen insanları gösteriyor. En içten dille söylüyor bunları. Sanki oturmuş karşına sohbet ediyor kitap seninle..

Kitabın çoğu yerinde gözüm doldu, tüylerim diken diken oldu.. Dram mı var? HAYIR. Böyle güzel insanların yaşamış olması, yaptıkları güzel işler yüzünden.
Yapamaz mıyız biz de? Elbette yapabiliriz.

KALIPLARDAN ÇIKALIM! ÜLKEYİ, MİLLETİ DÜŞÜNMEK BANA MI KALDI DEMEYELİM.

Herkes üzerine düşeni dürüstlükle, rüşvet almadan, ırk, din ayrımcılığı yapmadan yapsa her şey daha güzel olmaz mı?

Ahmet Şerif İzgören’in bu kitabını beğenmez rüşvet alan memurlar, sırf öğrettim demek için derse giren öğretmenler. “Bizleri eleştiriyor, sevmiyor” derler. Peki kendi kitap boyunca örnek verdiği isimler halktan değil mi? Hepsi halktan, hepsi memurlar, doktorlar, öğretmenler vs.

“Kitapta övdüğüm insanlara bakın. Çoğu devlet memuru. Polis Akif devlet memuru, çilekçi öğretmen, Mustafa Güzelgöz, Şaban Efe, imam Kazım Ozan, müstahdem Recep Amca, Hüseyin Haki Efendi, vali Hurşit Bey, Telekomdaki görevli, doktor Fahrettin Er, Üstün Ezer, Nuri Okutan, Recep Yazıcıoğlu, Of kaymakamı...”

Ahmet Şerif İzgören kendisi de şu an bu insanlardan birisi. TÜRKİYE UĞUR BÖCEKLERİ projesiyle binlerce insana ücretsiz eğitim veren güzel insan kendisi. Senin gibi güzel insanların sayının artması dileğile...

Ben kişisel gelişim okumam ve tavsiye etmem. KİŞİSEL GELİŞİM okuyacaksanız itinayla tavsiye edebileceğim TEK kitap budur.

OKUYUN. OKUTUN!

Kitapla kalın :)
Günay İlgar
Günay İlgar Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Müptezeller bittikten sonra yaklaşık altı-yedi tane kitabın kapağını açıp, göz gezdirip başlamadan bırakan ben... en sonunda da en alttaki bu kitabı çıkarmakla çok iyi yapmışım.

Şu ana kadar okuduğum, çok beğendiğim ve isteyenlere tavsiye ettiğim Koku, Serenad, Uçurtma Avcısı ve hatta Şeker Portakalı'nın evet Zeze'nin bile üstüne çıkabilecek bir kitap, okuduğum kitapların en güzellerinden. Herkesin mutlaka okumasını istediğim muhteşem bir kitap. Bu kitap okunmalı, okutturulmalı. Ne kadar çok yere ulaştırılabilirse ulaştırılmalı. Hatta bu sitede yalnızca okuma, alıntı, toplantı gibi etkinliklerin yanında bir de elimizden geldiğince ki aramızda bir çok öğretmen vardır onların yardımıyla yalnızca ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere kitap, kütüphane kurma kampanyaları yapılabilir.

Yalnızca okumakla kalmayıp uygulayabilmek de asıl mesele. Aslında çoğu da bizim düşüncelerimiz. "Yaşamak istediğimiz ülke" için çalışan bu güzelim insanlara katılmak umarım bizlere de vesile olur da biz de üzerimize düşeni yapabilir, yaşanılabilir bir ülke için adım atmış oluruz. Konu başlıklarında olduğu gibi, yurdunu seven, işini iyi yapan, dürüst, hoşgörülü bir insan ve ülke olabilmek için...

Ve ayda bir kere de olsa elimizden geldiğince ismi geçen kuruluşlara, hiç tanımadığımız ama mutlu olmalarına katkıda bulunabileceğimiz o insanlar için kısa mesajla yardımda bulunmayı ihmal etmesek... İnsan olan karşılıksız yapmalı tüm güzel şeyleri ve hep inandığım şeylerden biri de "birini mutlu edebilmek o mutluluğu görmek kadar güzel bir duygu yok."

Karınca kararınca elimizden ne geliyorsa...

Ülkemde böyle insanların, böyle bir kuruluşun olması inanılmaz gurur verici ve umut dolu. Umarım daha da büyür ve çoğalırlar. Böyle bir ekipte yer almayı çok ama çok isterim. Kitabın son sayfalarında yer alan Uğur Böcekleri ekibindeki arkadaşların sözlerini de ekliyorum son satırlara. Bu duygularına hayran olmamak ve o duygulara ortak olmak dünyanın en güzel mutluluğu olsa gerek.

- Benim için TUP, insan hayatına küçücük de olsa dokunabiliyor olmanın verdiği büyük mutluluk… Her seminerde gözlerimin mutluluk ve heyecandan dolması, her seminer sonrası gözlerdeki sevinç ışığı, her seminer sonrası bu ülkede güzel şeyler olduğuna, olacağına duyduğum güven. Ve benim için TUP, hayatımdaki büyük sihir…
(Aslı Akyol)

- Gelecek aydınlık olacaksa eğer, gerçekten; sırf bu projenin ışığı bile yeter.
(Ayşe Atalar)

-Dürüstlüğün, samimiyetin, yurt sevgisinin, girişimciliğin ve birçok değerin anlam kazandığı bu projede, Türkiye Uğur Böcekleri Projesi'nde, anlam kazanabilmek temennisiyle..
(Davut Kör)

- Seminer verdiğim günün bitiminde insanlara faydalı olmanın mutluluğunu
yaşıyorum ve hayatım boyunca seminer vermek istiyorum. Çünkü ihtiyacı olanlara yardımcı olmak, bir şeyler vermek harika bir duygu. Türkiye Uğur Böcekleri Projesi benim hayata dair sorumluluklarımın bir parçası. (Eda Sincar)

- Hayat amacımız, bireyden topluma gelişim; söylenmektense söylemek hayata dair güzellikleri. Bence herkes hayatının hangi döneminde olursa olsun mutlaka TUP'la tanışmalı ve insan olmanın tadını çıkarmalı. TUP, hayatta başka bir şeyle ikamesi olmayan nadir oluşumlardan biri belki de. (Elif Aydın)

- TUP, sanki bir yara bandı gibi, gittiği yerde insanların her an fark edemediği, ama sürekli sızlayan yaralarını kapatıveriyor. İnsanları mutlu etmekten mutluluk duyan insanlarla dolu bir sosyal sorumluluk projesi.
Gönüllüleri için de ikinci bir okul. (Elif Çakıcı)

- İnsan olmanın en değerli yanı iyilik yapmaktır. Türkiye Uğur Böcekleri Projesi'yle her defasında daha fazla hissettim insan olmanın güzelliğini. (Emin Barış)

- Kütahya Cezaevi'ne Fulya, Taylan, Neslihan, Özgür ve ben birlikte gittik.
Bir mahkûm çıkışta bir şiir verdi. "Anama yazmıştım Şerif Hocam. Sen hak ettin. Şiir senin. Ben anama bir tane daha yazarım" dedi. Şiiri okudum, gözlerim doldu. İnsanlık dolu bir şiir. Genç ve efendi bir çocuktu. "Niye buradasın?" diye sordum. "Hocam ben adam öldürdüm" diye yanıtladı.
"Senin gibi efendi biri nasıl adam öldürür?" diye sorduğumda da "Hocam kimse bize bunları anlatmadı ki" diye yanıt verdi. Ders hepimize.

- Hayata yeniden böyle bir noktadan başlamak istiyorsanız eğer, birilerine el
uzatmak istiyorsanız, gelişmek ve geliştirmek istiyorsanız, TUP, sizin de
aradığınız proje demektir. İnandıktan sonra insanın başaramayacağı hiçbir
şey yoktur. (Funda Çelik)

- İnsanların karşılıksız hiçbir şey yapmadığı günümüzde, karşılıksız iyilik yapmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum hayata dair verdiğim seminerlerde. (Gülçin Demircan)

- Bazen bir zorlukla karşılaştığımda, içinden çıkamadığımda kenara çekilip olaya bir de "Uğur Böceği" gibi bakıyorum. Mücadele ruhu kazandırdı.
Karanlığa küfretmektense bir mum yakmayı öğretti bana, bu da hayatımın her aşamasında bana yardımcı oluyor. (Merva Fındık)

- Gittiğimiz yerlerde yarattığımız "Uğur Böceği Etkisi"nin sonuçlarını
düşününce, sahip olduğum mutluluk ve huzuru ifade etmekte kelimeler
yetersiz kalır. Bunun yanında hayata ve olaylara bakış açımı değiştiren,
kendimi bulduğum muhteşem bir projenin içerisinde olduğumu düşünüyorum.
(Merve Işıl Kaya)

- Mine konuşma engelliydi. Seminer bitiminde, herkes dağıldıktan sonra sırasına gitti ve forma bir şeyler çizmeye başladı. El ele tutuşan iki kişi, birisi küçük, birisi büyük ve topuklu ayakkabıları var ve aralarında bir kalp. Seminer ile ilgili düşüncelerini yazması gereken kısma da bir ev çizmiş…(Nazlı Özdil)

Nazlı'yı toplantılarda beyaz uğur böceği tişörtü ve kocaman gülümsemesiyle hatırlıyorum. İçten, sıcak ve akıllı Mine'den aldığı o küçük kalp ve ev resmi bir insanın hayatında alabileceği en güzel hediyelerden
biridir.

- Herkesin hayatında kilometre taşları vardır. O kilometre taşında yaşanılanlar olmasa insan farklı yerlere sürüklenir. TUP da benim için farklı bir kilometre taşı, hayatı değiştiren ve aslında hayat veren. Gelişen, geliştiren, insana dokunan, insanlığını hatırlatan bir proje TUP. (Nihan Özel)

- Önce kendimize, sonra yakın çevremize hoşgörü, girişimcilik, iş kalitesi, yurt
sevgisi ve dürüstlük değerlerinin ne kadar önemli olduğunu anlatırız. Sonra düşeriz yollara, Türkiye'nin dört bir yanına bilginin ışığını yayarız. (Sinem Dinçol)

- İlk seminerinizi verdikten sonra, değerlendirme formlarını elinize alıp okumaya başlayacaksınız. Okumayı bitirdikten sonra, sadece bir saat içerisinde insanların hayatlarına dokunduğunuzu anladığınızda, hayat gözünüze hiç görünmediği kadar güzel görünecek. (Volkan Duygunoğlu)

- Seminer sonunda huzura kavuşuyorum, çünkü bilgimin zekâtını vermiş ve
insanların hayatlarına dokunmuş oluyorum. Bir mahkûmun bana "Hayatım benim kelebeğimi öldürdü, artık sizle yeniden canlandıracağım" demesi her
şeyin karşılığıydı. TUP bir hayat felsefesi bence. (Tuğba Bademci)

- Sildiklerinin bir önemi yok, yerine doğrular yazılmıyorsa, Bildiklerinin bir önemi yok, senden başkası bilmiyorsa'' diye çıktığım bu yolda her geçen gün bilgiyi paylaştıkça, gözlerde oluşan tebessümleri görmenin bu projenin gerçek amacının en belirgin kanıtı olduğunu düşünüyorum (Gamze Güngörür)

- Sönen mumların emanet ettiği karanlıkları, gözlerindeki ışıklarla aydınlatacak koca yürekli kardeşlerimizi seyirci koltuklarından kaldırıp sahneye çıkarmaktır Türkiye Uğur Böcekleri Projesi (Gökhan Müftüoğlu)
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
SPOİLER;









Kitabı okuduğum süre boyunca,içim umut doldu.Okuduklarım beni çok mutlu etti.Bittiğinde ise ''Vay be nereden ,nereye gelmişiz'' dedim. Anlatayım nereden nereye geldiğimizi ve kitabın ne anlattığını.

Kütüphane'de devlet memuru olarak çalışan Mustafa Güzelgöz, ''Saatimi doldurayım,maaşımı alayım'' mantığında olmadığı için özveri ile çalışır.Biner eşeğine köyde ki çocuklara kitap taşır. Çocuklara kitap sevgisini aşılar,okuma,yazma oranını arttırır.Eşek kadar olamayanlar tarafından görevden el çektirilir.Fakat sonunda bir kitapta benim karşıma çıkar.Üstelik müzesi de varmış,utandım kendi adıma bu hikayeyi yeni öğrendiğim için. Ve kızdım çok bilip eğitim sistemini sürekli değiştirenlere,Milli Savunma Bakanını,Milli Eğitim Bakanı yapanlara,tüm bunları yaparken lütfedip de Mustafa Güzelgöz'e müfredatta 2 cümle yer vermeyenlere.

Emniyet müdürümüz, Akif Aktuğ Antalya'nın Güneydoğu'dan en çok göç alan bölgesinde İstiklal Marşı söylenemez halde iken ''Polikart'' diye bir kart çıkartır.Kurallara uyan,çocuklara birer adet verir.Çocuklar bu işi çok sever.Karakola gelip polislere çizdikleri Türk Bayrağı resimlerini verir.Bazen oturup beraber çay içerler. Oturduğu yerde ''TOMA 1 müdahale et'' anonsu geçmez Devletini,ülkesini,milletini sevdirmenin yollarını arar.

Aşık Veysel gözleri görmese de gözlerin görebileceği en güzel işlerden birini yapar. 1960'larda daha önce hiç ağaç dikilmemiş köyüne,gider bir ağaç diker.

Doktor olan Üstün Üzer devlet hastanesinde çalıştığı süre boyunca kanser olan çocukların parasızlıktan tedavi olamadığını görür.Gider şuan da binlerce çocuğun tedavisini sağlayan ''LÖSEV''i kurar.

Bu kitaba ne kadar da yakışmış Necip Fazıl'ın ''Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.'' sözü.
Böyle güzel şeyler var işte kitapta. Bulunduğu durumun zorluklarına rağmen, güzel işler yapmaya çalışanlar,katkı sağlamaya çalışanlar var.

Şimdi de Nereye geldiğimizi anlatayım. Kitabı okurken Yılmaz Özdil'in İsim,Şehir,Hayvan kitabı geldi aklıma. Kitapta şöyle bir kısım var;

''Ümmühan.7 yaşında.
Balıkesir Burhaniye'nin Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda öğrenci.
Bir konferans düzenlendi bu okulda... Sivil Savunma Konferansı... Konusu, "deprem olursa, neler yapmalıyız" falan... Kellifelli yöneticiler gelmiş, çocuklar soracak, onlar da cevaplayacak, doğruları öğretecek. Amaç bu...
Ümmühancık parmağını kaldırıyor.
Soruyor:
"Deprem olursa, fakirleri de kurtarırlar mı?"

İşte geldiğimiz nokta bu. 7 yaşında ki çocuğun bile hissettiği Eşitsizlik,Adaletsizlik.

Elimde olsa bazı kitapları okumayı zorunlu hale getirirdim.
Onlardan biri de bu kitap olurdu kesinlikle.Daha önce bahsetmiştim,Türkçe Öğretmenim sayesinde tanıdım Ahmet Şerif İzgöreni. Bize zorla okutturduğu adam sayesinde bugün yine çok şey öğrendim.Böyle olabilmiş güzel öğretmenlerimizi anlatır.

Doktor,imam,polis her meslek grubunun,her insanın,her vatandaşın yaptığı güzellikleri anlatıyor kitap ve yine aynı grupların yapmadıklarını!
Semra Yilmaz
Semra Yilmaz Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kişisel değil toplumsal gelişin .Etrafa da gram katkınız olsun .Cümlesi ile başlayıp tarihimizden , içimizden örneklerle kah gülümseten , kah düşündüren , kah bizden başka memlekette olmaz dedirten ya da hüzünlendiren örneklerle örülmüş kitabımız.
Anlatacaklarını ; iş kalitesi, dürüstlük,yurt sevgisi ve hoşgörü başlıkları altında hikaye tadında işliyor.
Öyle etkilendim ki verilen örneklerden biran önce okula dönmek ve gramda olsa etrafa katkım olsun istiyorum . Mutlaka okuyun isterim ..
Son olarak , Günay İlgar Hanım' a çok teşekkür ediyorum beni bu kitapla buluşturduğu için ...
genius
genius Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı okudukça içim tekrar tekrar acıdı. Bu ülke, bu toplum içinde bulunduğu bu duruma düşmemeliydi. Yazık oluyor güzel ülkeme...
Bu kitap için aslında tek cümle yeterli. "Kişisel değil toplumsal gelişin..."
İyi okumalar
184 syf.
·9/10
Ahmet Şerif enteresan bir insan.Kendisi Kıbrıs'ta iletişim üzerine üniversite hocalığı yaptığı dönemde,tüm sınavlarda tüm öğrencilerin kopya çektiğini görünce final sınavında tek bir soru sormuştur."Her sabah sınıfımızı temizleyen yaka kartında ismi yazan görevlinin adı nedir?"
Bu sorunun altına da aynen not düşmüş,bu soru sizin iletişim yeteneğinizi fazlasıyla belirler.


Ahmet Şerif,Diğer kitaplarının aksine bu kitapta okuyucuyu kişisel değil,toplumsal gelişmeye davet etmiş.Arka kapakta da yazdığı gibi
"Bu kitabi kişisel gelişmeyin diye yazdım,toplumsal gelişin.etrafa da gram katkınız olsun"
Baktığımız zaman kitapta İş ahlakı,dürüstlük,yurt sevgisi gibi ana temaları vurgulamaya çalışmış.Verdiği örneklerle de bunu gayet başardığını düşünüyorum.Bunların dışında Türk tarihinin kanayan yarası girişimcilik üzerinde de örnekler vermeye çalışmış.

İsim olarak kitaba baktığımızda garip ama yaratıcı.Süpermen Türk olsaydı belki pelerinin arkasına iliştirilecek bir nazar boncuğu,uçarken ardından dökülecek bir kova su da kaçınılmaz olabilirdi.

Kişisel gelişim eleştiriye açık bir dal,özellikle Türk Edebiyatında.Seveni de sevmeyeni de çok.Eleştireni de bir hayli fazla.Aynen dizüstü edebiyat gibi.Ama sanırım insanlar,bir adamın bütün hayatının bir tek kitapla,bir insanin bütün düşüncelerinin tek bir cümle ile,tüm doğru bildiklerinin tek bir olayla değişebileceğinin farkında değiller.Bu yüzden Ahmet Şerif'e ve içinde bulunduğu Kişisel Gelişim alanına yapılan eleştiriyi acımasızca buluyorum.

Ahmet Şerif zaten içinde bulunduğumuz sistemi eleştiren,Türk eğitim sisteminde ki sorunun sistemin olmaması olarak tanımlayan bir adam yada kitaptan da örnek vermek gerekirse aşağıda ki satırları aktaran bir yazar,bu yüzden hakkında söylenenleri doğru bulmuyorum.

"Ameliyat çok iyi geçti, hasta öldü!" durumları çok bu ülkede. Ya da aynı futbolcu iki gol attı; maç 1-1."

Kitap ile alakalı çok alıntı olduğu için eklemeye üşendim,son bir alıntıyla incelememi bitirmek istiyorum.

"İnsanları bir defa dolduruşa getirebilirsiniz, ikinci defa dolduruşa getirebilirsiniz; ama bir süre sonra hamasi sözler etkisini kaybeder.”Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!” diye gaz vermeye çalıştığınız personeliniz, aynı zamanda “Deli İbrahim’in balıklara altın attığı yaşta” olduğunun farkına varır. Motivasyon sisteme dayalı olmalı, etkileyici konuşmalara değil.
"
Banksy
Banksy Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·2 günde·8/10
İsmi biraz garip gelse de içerik anlamda çok dolu bir kitaptı.Şehitlerimize armağan edilerek yazılması da ayrı bir maneviyat katmıştır. Okudukça keyif aldım unutulmayacak nitelikte gerçek hayattan örnekler verilerek olaylar anlatılmış.Yazarın sohbet eder gibi bu kitabı da yazması gerçekten çok güzel bir anlatıma yol açmış. En önemlisi de kitaptaki olaylar sadece Türkiye'de geçen olaylar , ABD'de geçen olaylar falan değildir. Çok doğru tespitler var , kendimize katabileceğimiz bir kitap ve bizden yardım bekleyen insanları ve onlara büyük fedakarlıklarla yardım eden insanların değerinin anlatıldığı bu kitap , aslında Beyaz Zambaklar Ülkesi'ndeki Snelman'ı da hatırlattı bana , ismi farklı gelip ön yargınıza neden olabilir ancak son zamanlarda kaybettiğimiz değerleri , insanlığı yeniden hatırlamamızı sağlayacak bir kitap , iyi okumalar ..
Serap dmrkndk
Serap dmrkndk Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·Beğendi·8/10
Kişisel gelişim kitaplarını bu yazar sayesinde tanıdım.Bol alıntılı bir kitap. Şekerleme tadında diyebilirim. Kültürümüz geçmişimiz den kesitler yer vermiş. Zaten bildiğimiz ama görmezden geldiğimiz kavramları düşündüren kitap.Tavsiye ederim.
Ahmt
Ahmt Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·16 günde·9/10
Kitabim isminden de anlaşıldığı gibi bizden Anadolu insanının kurtulamadığı atalet halinden bahsediyor.
Hangi vasifta olduğun değil her durumda ahlaklı insan olabilmenin önemini anlatıyor
Ahmet Şerif Hoca insanımızı 3 gruba ayırmış
BUNLAR:
BİRİNCİ TÜR , hep başkalarının üzerinden geçinir. İkinci tür, sırf kendisi için çalışır. (Sistemin yetiştirmeye çalıştığı insan grubu bu.)
İKİNCİ TÜR, kendisi ve ülkesi için çalışır.
En rahatı ÜÇÜNCÜ GRUPTUR , çünkü orada REKABET çok azdır.
Üçüncü gruba girmeniz için kahraman olmanız gerekmez."
diyor .
Her konu size çok tanıdık gelecek
ışte hep gözardı ettiğimiz meselelerin özünü samimi gerçekçi üslubuyla anlatan kitabın okunmasını tavsiye ediyorum.

Keyifli okumalar:))
Metin Özdemir
Metin Özdemir Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Malcolm X'in dediği gibi "Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter." Öyle bir kitap. Bir anda herşey film şeridi gibi geçer yaşananlar. Sorgulatır. Kendimi dünyada haksızlıklara karşı durabiliyor muyum duramıyor muyum diye, sırat köprüsünü geçebilecek miyim diye yargıladım o derece. Kitaba 9 puan verdim çünkü suçlananlara da kendini savunma şansı için. Bugünden itibaren tüm dünya tekrar mutlu olmaya kara veremez miyiz? Çok mu zor ? Insan kalmak çok mu zor ? Başarabilenlere ne mutlu. Mutlaka bu kitabı okuyun derim.
Bayval34
Bayval34 Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı'ı inceledi.
184 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İsmini ilk defa duyacağınız insanların, mükemmel hayatlarını kısa anlatım tarzı ve olumlu örnekleriyle size sunan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Kişisel gelişim kitaplarını sevenler mutlaka okumalı.
- Komünist misiniz siz?
-Değiliz abi, vallahi billahi değiliz.

Evi arıyorlar. Cidden Das Kapital, solcu dergiler falan.. Polis bir bakıyor duvarda Karl Marx'ın çerçeveli resmi.

- Kim ulan bu??

Sessizlik... Çocuklardan biri atlıyor :

-Dedemin resmi.

-Böyle nur yüzlü bir deden var, utanmıyor musun komünist olmaya!
"Ahmet Şerif İzgören'in yaşadığı ve İngiliz profesörlerden haftalarca öğrenemediğim şeyi bir taksiciden 5 daikada öğrendim diye tarif ettiği bir hayat dersi...
"Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar.

Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım.

Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya! taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz.

Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü varmı diye aranmaya başladı.

"Üstü kalsın kardeşim" dedim.

Döndü bana doğru

"Vaktin varmı ağabey?" dedi.

"Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda)

Dörtlülere bastı,trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 Krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

"Birader" dedim, "9.75 değil, 10.50 yazssa istermiydin 50 krş.benden?"

-Ne alacağım ağabey 50 krş.u

-Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın, üstü kalsın demiştim.

Döndü bana, attı kolunu arkaya :

-Vaktin varmı ağabey

-Var

-Çek kapıyı o zaman

Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.

5 dk.konuştuk. İngiltere'de profösüründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.

Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden,yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize"Durun kalkmayın" derdi.Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.

"Aha" dedim, "Bizim meslek", seminerci.

- Ne anlatırdı baban

- Hayattta nasıl başarılı olunur?

O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.

-Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı, "Babanızla alay etmeyin.O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı,kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı,hep o ikisinin eskilerini kullandık.O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık çünkü bize bahşiş verirdi.Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü, yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyormusunuz?

-Ne bıraktı?

-Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti, diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.

Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

"Asıl mirası bizim baba bırakmış."

Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri,taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şükür.

Çok duygulandım, veda ettim, tam ineceğim:

-Dur ağabey,asıl bomba şimdi.

-Nedir bomban?

-Nerede oturuyoruz biliyormusun? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.

Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar."
Öğretmen dediğin nasıl olur biliyor musun?
Bir ana haber bülteninde görmüştüm. Güneydoğu'nun bir köyünde bir öğretmen, şivesinden belli ki kendisi de Güneydoğulu, güler yüzlü bir genç. Hiç çekinmeden anlatıyor:
"Müfredat, müfredat derken baktım çocuklar sıkılıyor. Ne yapayım da bu çocuklara okulu sevdireyim diye düşündüm. En iyisi gerçek hayata çocuklarımı alıştırmalı, dedim. Bir gün fark ettim ki öğrencilerimin çoğu çilek görmemiş, yememiş. Bursa'daki bir tarım şirketine yazı yazdım, durumu anlattım. Hiç ücret almadan bana birçok çilek fidesi yolladılar. Tabiat Bilgisi dersini sınıfta yapmak yerine çıktık dışarı, okulun bahçesinin dip taraflarını çapalayıp çilek diktik. Sonra gittik her çocuğun evinin bahçesine bir fide çilek diktik, çocuklar da ailesine "çilek nasıl yetiştirilir, nasıl çoğaltılır" diye eğitim verdi. İki yılda köyün her yeri çilek oldu, herkes çileğe doydu. En güzeli, şehrin pazarında satıp gelir elde eden çok aile var. Bana da hep dua ederler."

Böyle olur öğretmen dediğin.

Böyle olur girişimci dediğin.

"Çalışsam da aynı maaş, çalışmasam da" deyip okuldan kaçan adamdan öğretmen olmaz.
" Türk eğitim sistemi falan diyorlar ya geçin , sistem mistem yok ortada .
Iki grup öğretmen var :
1.grup , ahlakla iyilikle görevini yapan
2.grup , mesai bitince arkasına bakmadan okuldan kaçıp hep şikayet eden ."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756093627
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
"Bu kitabı kişisel gelişmeyin diye yazdım, toplumsal gelişin.
Etrafa da gram katkınız olsun."

Ahmet Şerif İzgören, bu kitabında diğer kitaplarından farklı olarak okuru toplumsal gelişime davet ediyor Girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü değerlerini vurgularken topluma nasıl daha yararlı olabileceğimizi yaşanmış hikâyeler eşliğinde okura sunuyor.

"Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da." Okurken pelerininizi kendiniz bağlayabildiğiniz sürece gerçek bir süpermen olabileceğinizi göreceksiniz. Ayaklarınızın yere bastığından emin olun. Gerçekten uçabilirsiniz.

Ahmet Şerif İzgören'in bütün kitaplarını okudum. Bazen gözlerim dolarak, bazen yeni bir şeyler öğrenerek dağarcığıma bir şeyler atabildim. Böyle kitaplar enderdir. Şerif'i elinizdeki kitaptan dolayı bir kez daha kutluyorum. Yine onun izniyle kitabından birkaç anekdotu konuşmalarımda kullanmak istiyorum. Bu kitaptan güzel şeyler edineceksiniz.
-Müjdat Gezen-

Artık bütün sorunların arkasındaki temel konunun eğitim olduğunun farkına varmış durumdayız. Eğer ülkedeki eğitim sorunu çözülürse, siyasilerin her dönemde rahatlıkla kandırdığı Türklerin yerine, ne istediğini bilen ve söyleyen Türkler gelecek. İşte o zaman bu ülke daha farklı olacak. Sevgili Ahmet Şerif İzgören, bu ülkenin doğru yapamadıklarına ve değiştiremediklerine benim gibi kızmayı sürdürmekle beraber, küsmeden mücadele etmeyi başarıyor. İzgören ve onun gibi eğitime gönül verenlerin yolları açık olsun.
-Alphan Manas Mensa Türkiye Başkanı-

Kitabı okuyanlar 2.321 okur

  • Ş
  • Elvannur Bingöl
  • Hakan Kul
  • Adeg Sak
  • Oğuz Ay
  • Nln
  • Yusuf doğan
  • Serkan Büyükyarma
  • Rabia Delen
  • Kitap Sever Psikolog

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6
14-17 Yaş
%6
18-24 Yaş
%29
25-34 Yaş
%28.6
35-44 Yaş
%21.4
45-54 Yaş
%6.5
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.9
Erkek
%40.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.2 (250)
9
%21.7 (142)
8
%23.2 (152)
7
%9.6 (63)
6
%3.1 (20)
5
%1.7 (11)
4
%0.9 (6)
3
%0.3 (2)
2
%0.2 (1)
1
%1.2 (8)

Kitabın sıralamaları