Sürgün Ruhun Rüya Defteri

·
Okunma
·
Beğeni
·
497
Gösterim
Adı:
Sürgün Ruhun Rüya Defteri
Baskı tarihi:
Mart 2006
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9750403711
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayınları
Baskılar:
Sürgün Ruhun Rüya Defteri
Sürgün Ruhun Rüya Defteri
Bir günahın affı için daha kaç "sürgün" yaşaması gerekiyordu? Onca mucizeye ve işarete rağmen, Rab ile görüşmek için Horeb Dağı’na çıkan Musa’yı beklemek yerine, ayrılığın kırkıncı gününde tapılacak bir buzağı yaptık. İşte o gün sonsuza kadar lanetlendim. Artık beni ruhumu onaracağım yeni hayatlar bekliyordu.Bir keresinde börtü böceğin dünyasını keşfedecek kadar uzun süre Yiruşalayim’de bir taş olarak var oldum. Basit bir taş parçası olarak ruhum arınmaktan hala çok uzak kalınca, bu kez bol miktarda tanrıya sahip, garip bir kavimin arasına gönderildim. Japonya’da kağıt yelpazeler yaparak sefil, sıradan bir hayat yaşadım. At üzerinde oradan oraya seyirttikten ve çeşitli binalarda taş olarak gezindikten sonra, başlangıçta Üç Hilal’in daha sonra da Kızıl Bayrak’ın peşinde koşturan bir Türk olarak dünyaya geldim.Her bir dönüş yeni deneyler, yeni acılar, yeni yerler, yeni günahlar ve yeni aşklar demekti. Bir kez bile beni sevdiğini söylemeyen bir kadına tutuldum ve her yaşamda hep onu aradım yeni bedenlerde. Şimdi soruyorum: Ruhum bu hayata ait değilse, sevdiğim kadınları sahiden sevmiş olabilir miyim? Herhangi bir hissi gerçekten yaşamış olmam mümkün mü? Yoksa hepsi cezalı ruhumun sanrıları mıydı rüya defterime kaydettiğim?
232 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Sürgün Ruhun Rüya Defteri, Ömer F. Oyal'dan okuduğum ikinci kitap.
Magda Döndüğünde kitabını beğenmiştim.Sürgün Ruhun Rüya Defteri ise beni oldukça zorladı.Tekrar tekrar dünyaya gelen ( kimi zaman bir taş olarak da geliyor) lanetli ruh Hüseyin'in (Harun) psikiyatrist Cihan'a anlattığı bu ruh göçü hikâyelerindeki aşırı betimlemeler, özellikle Yahudilik üzerine olan gönderiler içimi daralttı.Belki yanlış zamanda okudum bilemiyorum.Benden de kaynaklanmış olabilir.Her okuma kişiye özeldir bunu unutmayın.️
295 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Okudukça acıkacaksınız daha çok okuyacaksınız. Sakin bir anlatım, bana göre bilgi dolu, enteresan... Danışanın ve danışmanın hayatındaki değişimler,ön yargılar...
Çölün ortasında Rab herkesin aklına gelir. Esas takdir edilmesi gereken, cumartesi akşamı ışıltılı bir kafede düşünülüyor olmasıdır sanırım.
"Her defasında bir hayatın defterini şu ya da bu şekilde kapatırken biriktirdiklerimizi de beraberinde götürüyoruz.
... Fakat asla açığa vurmasak bile hep aynı hikayelerin etrafında dönüyoruz. Her şey unutuluyor. Ruhumuzdaki tanımı zor çizikler hariç. "
Ancak en mutlu olduğumuz günlerin anılarını göz önünde bulundurmak isteriz. Kimse acılı hatıraların ortalıkta başıboş dolaşmasına izin vermez. Tanrının oğlunu çarmıhta yitirmiş Hristiyanlar ve tapınaklarını sonsuza dek kaybetmiş Yahudiler dışında tabii. Onlar unutmamak adına bu acıyı hep gözlerinin önünde bulundurmayı severler. Hristiyanların haçları, sofu Yahudi evlerindeki boyanmadan bırakılmış bir parça duvar...
Kuşkusuz günahları benimkinden çok daha azdı ama o, günahlarına kim bilir ne büyük bir ciddiyetle sarılmıştı. Uçuruma giden atın üzerinden bir türlü atlayamazsınız. Felaketinize yapışmışsınızdır. Günahına tutkuyla sarılmak. O zamanlar henüz, günahı onarmak üzere bir hayatı inşa etmeyi anlamıyordum.
Utanç, ruhu olgunlaştıran yağmur gibidir. Utanç hissetmeyen bir ruhun arınması asla mümkün değil. Utancı acı, acıyı çaresizlik, çaresizliği yine utanç izler. Böylece kavrula kavrula arınıp yavaş yavaş başka biri olursunuz.
Çölün ortasında Rab herkesin aklına gelir. Esas takdir edilmesi gereken, cumartesi akşamı ışıltılı bir kafede düşünülüyor olmasıdır sanırım.
Bir sigara yakar, biriktirdiğiniz kırgınlıkları ve keşkeleri düşünürsünüz. Tabii, hatırladıklarınız şimdiki hayatınızdakilerdir sadece. Fakat her bir kırgınlığa önceki hayatlarınızdaki kırgınlıklar da asılıdır. Bir üzüm salkımı gibi. Bir utanç anını hatırlayabilirsiniz. Oysa o utanç, onlarca eski utancın tuhaf bir karışımdır. Bir kırgınlık, binlerce unutulmuş kırgınlığın kokusunu taşır.
Bazı tartışma ve kırgınlıkları kafamızda binlerce yıl taşıyabiliyoruz. Kırgınlıklarımız da günahlarımız gibi bizi izleyip duruyor. Şimdi geçmişe bakıp düşündüğümde, sevinçten çok kırgınlık ve kızgınlık biriktirmişim gibi geliyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sürgün Ruhun Rüya Defteri
Baskı tarihi:
Mart 2006
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9750403711
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayınları
Baskılar:
Sürgün Ruhun Rüya Defteri
Sürgün Ruhun Rüya Defteri
Bir günahın affı için daha kaç "sürgün" yaşaması gerekiyordu? Onca mucizeye ve işarete rağmen, Rab ile görüşmek için Horeb Dağı’na çıkan Musa’yı beklemek yerine, ayrılığın kırkıncı gününde tapılacak bir buzağı yaptık. İşte o gün sonsuza kadar lanetlendim. Artık beni ruhumu onaracağım yeni hayatlar bekliyordu.Bir keresinde börtü böceğin dünyasını keşfedecek kadar uzun süre Yiruşalayim’de bir taş olarak var oldum. Basit bir taş parçası olarak ruhum arınmaktan hala çok uzak kalınca, bu kez bol miktarda tanrıya sahip, garip bir kavimin arasına gönderildim. Japonya’da kağıt yelpazeler yaparak sefil, sıradan bir hayat yaşadım. At üzerinde oradan oraya seyirttikten ve çeşitli binalarda taş olarak gezindikten sonra, başlangıçta Üç Hilal’in daha sonra da Kızıl Bayrak’ın peşinde koşturan bir Türk olarak dünyaya geldim.Her bir dönüş yeni deneyler, yeni acılar, yeni yerler, yeni günahlar ve yeni aşklar demekti. Bir kez bile beni sevdiğini söylemeyen bir kadına tutuldum ve her yaşamda hep onu aradım yeni bedenlerde. Şimdi soruyorum: Ruhum bu hayata ait değilse, sevdiğim kadınları sahiden sevmiş olabilir miyim? Herhangi bir hissi gerçekten yaşamış olmam mümkün mü? Yoksa hepsi cezalı ruhumun sanrıları mıydı rüya defterime kaydettiğim?

Kitabı okuyanlar 15 okur

  • elif senay
  • Mihriban Beyaz
  • Lokman Yılmaz
  • Elif Habacı
  • Yağmur Deniz Solmaz
  • Serdar Doğan
  • Deniztanbul19

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%16.7 (1)
8
%0
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0