Adı:
Sürgün ve Krallık
Baskı tarihi:
Ekim 2011
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755104508
Orijinal adı:
L'exil Et Le Royaume
Çeviri:
Tahsin Yücel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sürgün ve Krallık
Sürgün ve Krallık
Jean-Paul Sartre, Albert Camus'nün ölümünden sonra şunları yazmıştı: "Uzun süre düşünmeden seçimini yapmayan, bir kez seçince de buna bağlı kalan ender insanlardandı... Camus'nün insancılığında, ansızın bastıran ölüme karşı insanca bir davranış varsa; mutluluk yolunda giriştiği o gururlu, katıksız araştırma, insana bu denli aykırı gelen ölüme dayanıyor, ölümle besleniyorsa; Camus'nün yapıtını da, bu yapıttan ayrı düşünülemeyecek yaşamını da, varlığın her anını ölümün elinden kapan bir insanın katıksız, başarılı denemesi olarak görebiliriz. Kırk dört yaşında, 1957 Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960) "Sürgün ve Krallık"ta yer alan altı öyküde, acıma, güçsüzlük, iyilik, kötülük gibi temel insani durumları, insanın davranışlarını güdülendiren "kurban" ve "cellat" ikilemini ele alıyor.
Camus' nün etkisi mi diyelim yoksa benim bakış açımdaki o uçurum gibi değişiklik mi? Bilmiyorum. Kitabı okuyanlar yazarın ağır dilinden, anlaşılmasındaki zorluğundan dem vurmuş. Doğrudur. Sanırım ben artık kendime işkence etmekten de zevk alır hale geldim. Beynimin içinde dönüp duran imgelerle, oraya buraya çarpıp duran fikirler dost oldu artık.

Camus' nün Nobel Ödülü almasına çok az bir zaman kala tamamladığı bir hikaye kitabı Sürgün ve Krallık. İçerisinde 6 hikaye mevcut. Karakterlerin psikolojisini, içinde bulundukları durumu ağır bir dille ve detaylı bir şekilde anlatıp araya yine felsefesini de sıkıştırmayı unutmamış. O yüzden okurken başlarda anlam vermekte zorlansanız da hikayelerin akışına kendinizi bırakıyorsunuz. Çünkü sizi alıp farklı diyarlara sürüklüyor Camus. Aldatan Kadın'la karakterin yalnızlığını ve iç münakaşalarını, Resim Yapan Ressam'la başarılı bir ressamın çöküşünü, Konuk(Misafir) hikayesiyle de bir öğretmenin çaresizliğini yaşıyorsunuz. Genel anlamda insanın içinde yaşadığı o yalnızlık duygusu ile kalabalıkların birlikteliğini karşı karşıya getirmiştir ve pek tabii bunun yarattığı absürdlüğü de.... Kral olmaya çalışırken sürgün de edilebilirsiniz. İşte o ince çizgiyi hatırlatır yazar bize.

Özellikle Resim Yapan Ressam hikayesinden çok etkilendim. Bana Kendine Ait Bir Oda kitabındaki (ayrıca bakabilirsiniz: #21295628) Virginia Woolf'un tespitlerinin hikayeleştirilmiş hali gibi geldi ama burdaki kahramanımız bir kadın değil, erkek... Yani aslında kadın ya da erkek fark etmiyor. Eğer yaratıcılığımızı geliştirmek istiyorsak, bir şeyler üretebilmek istiyorsak kendimize ait bir oda olmak zorunda. Bunun eksikliğinin yarattığı depresyonu ve çöküntüyü, sonradan kazandığımız o oda dahi gideremiyor.

İlk defa Albert Camus okunacaksa, bu kitabı olmamalı bence... Diğer kitaplarından daha farklı ve zor olduğunu kabul ediyorum ama her ne kadar iki hikayesini kitap bittikten sonra tekrar dönüp okumak zorunda kalsam bile ben epey keyif aldım. Camus hayranlarının da beğeneceğini düşünüyorum.

BONUS: Kitapta en etkileyici hikayelerden biri olan Misafir(Konuk) 2014 yılında beyaz perdeye İnsanlıktan Uzakta (Far From Men) ismiyle uyarlanmıştır. İzlemek isteyenlere tavsiye ederim. Gayet çarpıcı bir filmdir.

https://www.youtube.com/watch?v=v2mFCHr_IUc
Albert Camus'nün bu kitabında altı ayrı hikaye etrafında kahramanlarının kimi zaman düşüşlerini, kimi zaman başarısızlığını vede yalnızlığını konu aldığı, ağır bir dille kaleme aldığı bir eseridir. Kitabı yazmasının amaçlarından bir tanesi de felsefesini kahramanları üzerinden dışa vurması olarak tanımlayabiliriz. Kitabı okurken üzerinde çok durmadım bu yüzden birçok yerini kaçırdığımı düşünüyorum, çünkü dili ağır ve hikayeler herhangi bir kurgu içinde değil de daha çok anlatılmak istenenin olaylar çevresinde geliştiğini söyleyebiliriz. İyi okumalar.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.538 Oy)8.823 beğeni28.669 okunma840 alıntı139.484 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.004 Oy)6.350 beğeni16.785 okunma2.893 alıntı85.964 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.444 Oy)8.020 beğeni22.756 okunma826 alıntı89.615 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.284 Oy)19.047 beğeni43.333 okunma3.014 alıntı182.745 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.269 Oy)9.234 beğeni25.585 okunma1.808 alıntı118.541 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.462 Oy)7.865 beğeni21.363 okunma3.977 alıntı129.176 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.698 Oy)13.399 beğeni34.494 okunma3.409 alıntı145.875 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.348 Oy)3.438 beğeni10.491 okunma5.236 alıntı95.360 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.649 Oy)5.755 beğeni19.642 okunma835 alıntı101.027 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.881 Oy)8.835 beğeni26.303 okunma2.647 alıntı114.579 gösterim
Sürgün ve Krallık, Fransız-Cezayirli yazar Albert Camus'un altı kısa hikayesinden oluşan 1957 baskılı hikaye kitabıdır.
Bu hikayelerin altında yatan tema, insanların yalnızlığı ve kendi toplumunda yabancı ve tecrit hissidir.
Camus'un felsefi fikirlerinde ısrarcı olduğu için bu kurmaca eserleri varoluşçuluğun veya absürtlüğün tümünü kapsıyor. Camus'un ideallerinin en açık tezahürü "Büyüyen Taş" hikayesinde bulabilirsiniz. Bu hikaye, olumlu bir kahraman olarak görülebilen D'Arrast'ı içeriyor. Davranışlarının ahlak kalitesi, D'Arrast'ın dünyanın absürtlüğüne derinlemesine kavrayışına rağmen ahlaki açıdan davranması gerçeği ile yoğunlaşmaktadır. Dilsizler’de, Camus, alt sınıf emekçilerin yaşamı konusundaki anlayışını ortaya koyuyor.
Bu kitap sırasıyla altı hikayeden oluşuyor:
Aldatan Kadın
Dönme ya da Kafası Karışık Bir Kafa
Dilsizler
Konuk
Jonas ya da Resim Yapan Ressam
Büyüyen Taş
Genellikle bir kitabı okumaya başlamadan önce pek yorumlara bakmayı tercih etmiyorum, olumlu-olumsuz düşüncelerin beni etkileyip kitaptan alacağım hazzı etkilemesini istemiyorum. Ne var ki, bu sefer okusam mı okumasam mı diye kitaplık önünde düşünüp dururken yorumlara bakayım da karar vereyim dedim. Genel anlamda okuduklarım kitabın anlaşılmasının zor olduğu ve betimlemeler ile dolu olduğuydu. İşte bu dedim, doğru tercih. :)

Kitap 6 öyküden oluşuyordu, ben her birini sevdim, hepsini anladın mı peki derseniz, elbette ki benim de anlamlandıramadığım birçok nokta oldu. :) İçlerinde bazı öyküler belli bir olay örgüsü dahilinde ilerlediği için anlaşılırlığı daha iyiydi, ben ne okudum acaba dediğim zamanlarda ise duyguların aktarımına kendimi bıraktım diyebilirim, yalnızlık, çaresizlik, yabancılaşma, düşüş vb kavramların okuyucuya geçişindeki kelime seçimleri ve betimlemeler ile bir nevi gözlerinizin önünde resmetmesi en sevdiğim durumdu.

Yeni başlayanlar için sonralara saklanabilir, diğer kitaplarına öncelik vermekte yarar var, bir de öyküleri arka arkaya okumak yerine günlere yayarak okumak daha iyi gibi geldi bana, çünkü ifadelerin yoğunluğundan olsa gerek bazen satırlar daha fazla gitmiyordu, soluklanma ihtiyacı hissettim :)
Toplumsal konulara değinen Camus'un kendinden de çok şey bulduğum bir kitap oldu. Ancak diğer kitaplarının yanında ben de bir parça sönük bulduğumu söyleyebilirim. Camusla tanışma kitabı olarak önermem ama iyi bir Camus okuyucusunun da kaçırmaması gerekir.
Her zamanki gibi betimlemelerinin fazlalığıyla hafif sıksa da seni ufacık bir cümle ile bile saatlerce düşündürebilen bir kitaptı. Derin anlam dolu ince ama etkili...
Bu kitabı yakın zamanda okudum ve gerçekten sinirimi bozdu. Albert Camus'un en ağır dilde yazılmış kitabı olduğunu düşüyorum. Camus hikayeleri öyle ayrıntılı anlatıyor ki gözünde canlandıra-maman imkansız.Hikayelerden en iyi anladığım -Konuk ve -Jonas ya da Resim Yapan Ressam hikayeleriydi.Hikayelerin içerisinde çok ince mesajlar var.Bu kitabı ilk defa Albert Camus okuyacak insanlara kesinlikle tavsiye etmem,yazardan soğumanıza sebep olabilir. Bu sebeplerden dolayı,ileride tekrar okumayı düşündüğüm kitaplar arasına şimdiden girdi.
İyi okumalar..
Albert Camus'u anlamak, anlamlandırmak ve yorumlamak neden bu kadar zor? 6 tane öykü var ve diyeceksiniz ki hangisi aklında yer etti, içine sindi? Yavaş ve anlamlı okumaya özen gösterdim. 3 öyküsü zihnimde tam anlamıyla yer etti. Aldatan Kadın, Dönme ya da Karışık Bir Kafa ve Jonas ya da Resim Yapan Ressam öyküleri.

Dönme ya da Karışık Bir Kafa felsefik bir öykü ama en çok tatmin olduğum öykü. Puta tapan bir adam resmediyor. İçsel bunalımı, ölümün varlıģı o kadar hakim ki bunu romanlaştırsaydı diyebildim. 'Ölmedim, bir gün, benimle genç bir kin ayağa kalktı ve yürüdü' diyor. Muazzam satırlar diye haykırdım.

Geri kalan öyküler ise o kadar da tatmin etmedi. Albert Camus zor bir yazar. Varoluşçuluğu dibine kadar yaşayan bir insan. Onun öykü ve romanlarını tabiki diğer romanlar gibi akıcılık vs. üzerinden değerlendirmek hata olur. Belki zamanla bu kitabı yeniden açtığımda farklı hisler, sinmeler elde ederim.
Okuduğum ilk Albert Camus eseriydi.Kitap altı farklı öyküden oluşmakta(Aldatılan Kadın, Dönme ya da Karışık Bir Kafa, Dilsizler, Konuk, Jonas ya da Resim Yapan Ressam, Büyüyen Taş) ve her bir öyküde farklı bir konu işlenmekte. Bunlardan en keyifle ve anlayarak okuduğum Jonas ya da Resim Yapan Ressam oldu. Dönme ya da Karışık bir Kafa"da ise çok uzun ve bol virgüllü cümleler, uzun betimlemeler ve belki biraz da çeviri olması nedeniyle oldukça zorlandım. Yine de keyifle okuduğumu söyleyebilirim.
Kitap içinde bulundurduğu altı öyküden oluşturulmuş acı ,güç gibi kavramların üzerinde durulmaktadır insanın kendi içinde ki çelişkilerine Cezayir inasanıyla Avrupa(fransa) insanın arasındaki farka , kültürel kıyaslamalara eleştirel bir havayla değinilmiştir camus hikayelerin kahramanlarının acılarını o kadar iyi anlatmış ki o kahramanın yerine kendinizi koyup yaşadığı zorluğu hissedebiliyorsunuz bu hikayelerin içinde çok ağır betimlemelerde kullanan camus okuyucunun işini zorlaştırıyor en begendigim oyku aldatan kadın öyküsü oldu iyi okumalar
Albert Camus çok iyi bir yazar. Yazardan da öte. Kesinlikle okuyun derim. Kısa kısa öyküler size zevk verecek. Zamanda almıyor. Hemen bitiveriyor öyküler. Tadımlık. Varoluşçu düşüncelere doğru kısa kısa yürüyüşler yapacaksınız. Aynı zamanda karamsarlığa da.
Sürgün ve Krallık, altı tane öykü barındıran bir kitap.Acıma,güçsüzlük,iyilik ve kötülük gibi insanın temel durumlarını ve davranışlarını ele alıyor.Bu altı öyküde en çok ‘Konuk’ ve ‘Jonas ya da Resim Yapan Ressam’ hikayeleri hoşuma gitti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sürgün ve Krallık
Baskı tarihi:
Ekim 2011
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755104508
Orijinal adı:
L'exil Et Le Royaume
Çeviri:
Tahsin Yücel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sürgün ve Krallık
Sürgün ve Krallık
Jean-Paul Sartre, Albert Camus'nün ölümünden sonra şunları yazmıştı: "Uzun süre düşünmeden seçimini yapmayan, bir kez seçince de buna bağlı kalan ender insanlardandı... Camus'nün insancılığında, ansızın bastıran ölüme karşı insanca bir davranış varsa; mutluluk yolunda giriştiği o gururlu, katıksız araştırma, insana bu denli aykırı gelen ölüme dayanıyor, ölümle besleniyorsa; Camus'nün yapıtını da, bu yapıttan ayrı düşünülemeyecek yaşamını da, varlığın her anını ölümün elinden kapan bir insanın katıksız, başarılı denemesi olarak görebiliriz. Kırk dört yaşında, 1957 Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960) "Sürgün ve Krallık"ta yer alan altı öyküde, acıma, güçsüzlük, iyilik, kötülük gibi temel insani durumları, insanın davranışlarını güdülendiren "kurban" ve "cellat" ikilemini ele alıyor.

Kitabı okuyanlar 156 okur

  • Berkay
  • TC Nesli-Han Özbay
  • Mazlum İlhan
  • Ebru
  • F.İ.
  • büyük yolların haydudu
  • Giz
  • Drkitapsever
  • sayit koral
  • Mysteron

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%14.5
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%34.5
45-54 Yaş
%7.3
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35.5
Erkek
%64.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.1 (37)
9
%4.9 (4)
8
%13.4 (11)
7
%19.5 (16)
6
%11 (9)
5
%1.2 (1)
4
%1.2 (1)
3
%2.4 (2)
2
%0
1
%1.2 (1)