Adı:
Sürücü Koltuğu
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055903756
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Driver’s Seat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Siren Yayınları
Baskılar:
Sürücü Koltuğu
Sürücü Koltuğu
Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitaptan Biri

Zamanının ötesinde bir yazardan zamanı parçalayan bir klasik: Sürücü Koltuğu. Muriel Spark, okuru üzerinde şok etkisi yaratan bu romanı anlatıda sıçrayışlarla kurguluyor; olaylar, polisiyeden romansa, gerilimden travmaya ve ölüm arzusuna uzanarak gelişiyor. Tek yönlü bir biletle seyahate çıkan bir kadın, kendi çizdiği kadere doğru son sürat ilerliyor ve direksiyon başında kim olursa olsun, bütün yollar aynı yere ulaşıyor. Spark’ın kalemi ince ayrıntılarda gizli savrulma anlarını olduğu gibi, olanca tuhaflığıyla betimliyor; tekniği, anlatıyı kendi mantığı uyarınca gelişen bir kâbus kadar kişisel ve karanlık bir deneyime çeviriyor.

Sürücü Koltuğu, hâkimiyetin bizde olduğu yanılgısı sayesinde yol alabildiğimiz hayatlarımızı derinden sarsmakta kararlı, sert ve müdanasız bir roman.
104 syf.
Keşke büyük bir bıçağım olsa.
Nesne.
"Aletin, -özne veya dünya, veya özne veya dünya ile aynı anlamdaki unsurlar gibi- kendi içinde anlamı yoktur ama yalnızca tahmin edilen amaca göre anlamı vardır. Aleti üretmek için geçen zaman, doğrudan onun faydalılığını, bir amaçla onu kullanan kişiye bağımlılığını ve bu amaca olan bağımlılığı ortaya koyar; aynı zamanda amacın ve aracın açık farklılığını ortaya koyar ve bu farklılığı, ortaya çıkışının gösterdiği aynı düzlem üzerinde ortaya koyar. Ne yazık ki amaç böylece araç düzleminde, faydalılık düzleminde verilmiş olmaktadır. Dilin en dikkat çekici ve en belirgin yanılgılarından biri buradadır. ..."

“Tabancanız var mı?” diye soruyor Lise. Polisin yüzünde bir şaşkınlıkbeliriyor ve daha o soruyu yanıtlayamadan Lise ekliyor: “Çünkü tabancanız varsa beni vurabilirsiniz.”

Lise, orta yaşlarda tuhaf fikirleri ve kıyafetleri ile kitabın sayfaları arasında belirir, tatile çıkan telaşlı bir kadın. Bu tatilin ona iyi geleceğine dair sunulan vaatler, -daha çok baştan savılan bir çalışan mı denmeli bu durumda?.
Elinde kendi talihinin de yolunun yordamını belirten bir kitap, dört dilin birazını konuşabilen kadın yolculuğunu karşılamak için hazırlanır. Hava alanında bir kağıt bıçağı almak ister fiyatını pahalı bulur yerine bırakır, biri hariç kimlerle tanışacağını hayal eder. Ah, keşke büyük bir bıçağım olsaydı, tüm kapıları açmak için.
"...
-Bundan önce kontrolünü yitirdiğin zamanda kent dışında araba gezintisine bir kadın götürmemiş miydin?”
-Ama bu sefer götüren oydu. Beni aldı götürdü. Sürücü koltuğunda o oturuyordu. Ben gitmek istemiyordum. Tesadüfen karşılaştık.”
-Daha önceden hiç görmemiş miydin onu?”
-İlk kez havaalanında gördüm. Uçakta yanıma oturdu. Yerimi değiştirdim. Korkmuştum.
-Neden korkmuştun? Neydi seni korkutan?
Dönüp dolaşıp aynı yere gelecek sorgucular, ağırdan ilerleyerek, hep aynı soruları yineleyecek, bir salyangozun helezonlu kabuğu gibi."

Lise büyük serüvenine başladığında hayalkırıklığıyla tanışmak istediği kişinin ondan kaçtığını sezer, uçaktaki yolculardan biri. Kaçış sebebi çok makuldur aslında, birkaç gün sonra bir cinayet işleyeyecektir. Peki bu temiz görünüşlü genç yukarda anlattığı kadar masum mu? İnsan kendi özgürlüğünden kaçabilir mi? Kurban Lise mi, katil mi? Sürücü koltuğunda kim var?

"İnsanın yaşamını belirleyen karar, zamanın içinde değil, sonsuzlukta alınır,
'bu sonsuz karar eylemi' nedeniyle insan, kendisinin 'sanki ebediyen böyle
olduğunu, zaman içinde bu hale gelmediğini' hisseder."
Lise katilini tanır, helezonlu kabuğun öte yanından bakan bir falcıdır. Kurban değil, aracıdır.
"Kötülüğün şiddetine boyun eğen kişi aynı zamanda aracı olarak da adlandırılabilir ama bu, kendini yokedişin gücüne kaptırdığı ve kendi kendini reddettiği ölçüdedir. İntikam
tanrısını çağıran kötülüğün basit kurbanı, bu adı alamaz çünkü kurban istemeden aracılığın şiddetine boyun eğmiştir. Ama tanrısallık kendiliğinden cinayeti çağırır, aracılık şiddetin ve parçaladığı varlığın ortak eseridir."
Eser ayak izlerini takip etmemizi ister, aslında cinayet sonrası inceleme metni değildir, ölüm insana nasıl yürür adlı tiyatronun kurgusudur bir nevi. Ölüm hiçlik değil, bireyin tükenişini göz önüne seren varsıl bir güç göstersidir. Parkta cansız yatan kadının boynundakş şal, kadının bir gece önce bahsettiği gibi gün ışığı nedeniyle parlamaz aslında, ona ışıltılı görkemi armağan eden ölümün gölgesidir, canlılıkla takas edilmiştir.

Kadınlar parklarda öldürülür der kadın, hayır boğuşmak için daha çok diye yanıtlar arabaki avı. "Beni sen seçtin," diye sayıklar ama babaannesinin hediyesi olan cinayet silahını almakta tereddüt etmez. Kadınlar parka öldürülmek için giderler. Keşke büyük bir bıçağım olsaydı, tüm kapıları açan ve tüm kapıları kapatan.
Sürücü koltuğunda o olurdu belki, kim bilir.
96 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
En göz alıcı kıyafetini giy, aklındaki hedefi de unutma, adımlarının hızı ve diğerlerinin bakışı seni korkutmasın. Çünkü bugün hayatının sürücü koltuğunda sen varsın. İstediğin yöne gidebilirsin, durmak mı istiyorsun? Dur öyleyse. Ama ilerlemek istiyorsan da tüm yollar önünde uzanıyor, itaatle.
.
Muriel Spark, sonunu baştan açık ettiği bir hikayeye katıyor sizi. Sonunu bilseniz de geriliyor, şaşırıyor ve değişimi bekliyorsunuz. Yazarın anlatımı sağlıyor bu örgüyü. Kitabın son sayfasını çevirdiğinizde dahi karakterin işlenişine hayranlık duymayı bırakamıyorsunuz.
.
Kitabın ilk kelimesinden itibaren her detay siyah beyazdı benim için. Ta ki karakterimiz aldığı kıyafetleri üzerine giyene dek. Ve sonrasında sadece ‘o’ renklendi. Kitabı okurken izliyordum onu. Histerik hallerini, inadını, tutarsızlığını..
Lise, uçağın içindeki öbür konuşma seslerini bastıracak biçimde, "Kırmızı Başlıklı Kızın büyük annesine benziyorsunuz" diyor. "Beni yiyip yutmak mı istiyorsunuz yoksa?"
“İnsan her zaman nazik olmalı. Bu belki de son şanstır.” diyor. “İnsan her an karşıya geçerken çiğnenip ölebilir, hatta kaldırımda dururken bile, her an, bilemeyiz ki! Bu yüzden her zaman nazik olmalıyız.”
"Bundan önce kontrolünü yitirdiğin zamanda kent dışında araba gezintisine bir kadın götürmemiş miydin?”
“Ama bu sefer götüren oydu. Beni aldı götürdü. Sürücü koltuğunda o oturuyordu. Ben gitmek istemiyordum. Tesadüfen karşılaştık.”
“Daha önceden hiç görmemiş miydin onu?”
“İlk kez havaalanında gördüm. Uçakta yanıma oturdu. Yerimi değiştirdim. Korkmuştum.”
“Neden korkmuştun? Neydi seni korkutan?”
Dönüp dolaşıp aynı yere gelecek sorgucular, ağırdan ilerleyerek, hep aynı soruları yineleyecek, bir salyangozun helezonlu kabuğu gibi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sürücü Koltuğu
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055903756
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Driver’s Seat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Siren Yayınları
Baskılar:
Sürücü Koltuğu
Sürücü Koltuğu
Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitaptan Biri

Zamanının ötesinde bir yazardan zamanı parçalayan bir klasik: Sürücü Koltuğu. Muriel Spark, okuru üzerinde şok etkisi yaratan bu romanı anlatıda sıçrayışlarla kurguluyor; olaylar, polisiyeden romansa, gerilimden travmaya ve ölüm arzusuna uzanarak gelişiyor. Tek yönlü bir biletle seyahate çıkan bir kadın, kendi çizdiği kadere doğru son sürat ilerliyor ve direksiyon başında kim olursa olsun, bütün yollar aynı yere ulaşıyor. Spark’ın kalemi ince ayrıntılarda gizli savrulma anlarını olduğu gibi, olanca tuhaflığıyla betimliyor; tekniği, anlatıyı kendi mantığı uyarınca gelişen bir kâbus kadar kişisel ve karanlık bir deneyime çeviriyor.

Sürücü Koltuğu, hâkimiyetin bizde olduğu yanılgısı sayesinde yol alabildiğimiz hayatlarımızı derinden sarsmakta kararlı, sert ve müdanasız bir roman.

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Ali Can Yağan
  • gizem kayar
  • BSA
  • Ecem İspir
  • Feza
  • BurcuSÇ
  • IŞIL AKTAŞ
  • yurdu
  • Beste
  • Ezgi_kkk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (1)
9
%20 (2)
8
%10 (1)
7
%30 (3)
6
%10 (1)
5
%0
4
%0
3
%10 (1)
2
%0
1
%0