Suskunluk Duvarını Yıkın (Olguların Gerçekliği)

·
Okunma
·
Beğeni
·
543
Gösterim
Adı:
Suskunluk Duvarını Yıkın
Alt başlık:
Olguların Gerçekliği
Baskı tarihi:
Ocak 2020
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059530125
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Salon Yayınları
Sadece suskunluk duvarını tanıyan kimseler, bu duvara tırmanırlar; sanki bu duvar onları bütün korkularından kurtaracakmış gibi davranırlar. Ama bir kez duvardaki açıktan içeriye baktılar mı, bu anlamsız duvarın varlığına daha fazla katlanamazlar. Onlar artık, şimdiye kadar, kazandıkları bu bilinç yokken, yaşam diye adlandırdıkları şeyin hiç de yaşam olmadığını fark ettikleri için, önceki gibi yaşamayı aklından bile geçiremezler. Onların kaderi ve trajedisi, bunu uzun süre fark etmemiş olmalarıdır. Onlar, bu trajik durumu, mümkün olduğu kadar diğer insanların yaşamamasını istiyorlar; diğer insanlara acılarının nasıl ortaya çıktığını ve bunun üstesinden gelinebileceğini anlatmak istiyorlar.

Onlar diğerlerine, yaşamın, her türlü yaşamın, ihmal edilmeyecek, boşa harcanmayacak veya kaçırılmayacak kadar değerli olduğunu bildirmek istiyorlar. Onlardan kurtulmak için geçmiş acıları hissetmeye değer, yaşamak için…

Duyguları yaşamak gerek...
 
160 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu konuda neredeyse her çocuğun az ya da çok maruz kaldığı, aile içi eğitimde çoğunlukla temel alınan "gelenekler"in hayatımızı ne kadar körleştirdiği gerçeği okurken canımı acıtsa da mevcut kısırdöngüyü ancak bu acıyı karşılama cesareti göstererek kıracağımızı düşünüyorum. Bizim -ne kadar hafifletmeye, normalleştirmeye çalışsak da maruz kaldığımız şeylere birgün anne/baba olursak çocuklarımızın da maruz kalabilme ihtimalinden korkar olmuştum son zamanlarda. Ama kitabı okuduktan sonra verdiği farkındalık ile içimde bir umut yeşerdi. Konuya dair tespitleri ve çocukları büyütürken anne-babaların yaptığı, nesilden nesile aktarılan zincirleme hatalardan kurtulmak için sunduğu çözüm yolları gerçekten takdire şayan.
160 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Çocuk istismarına dikkat çeken bir kitap, çocuk istismarının yanlışlığını o dönemki topluma anlatmak için farklı alanlarda örnekler vermiş. Yer yer aileler, psikologlar, halk, basın ve psikanaliz anlayişi elestirilmis. Alice Miller dikkat çekici uslubu ile günümüzde de insanı derinden etkileyen bir konuyu anlatmış tavsiye edilir..
160 syf.
·4 günde
Kitabı bitirmekte zorlandım çünkü çok fazla yazım hatası vardı ve bazı bölümlerde çeviriler çok garipti. Bazı yerlerde de alıntı ya da mektup kısımları olmasına rağmen neyin nerede başlayıp bittiği belli değildi. Okuduğum paragrafları anlamak için birkaç defa daha okuduğum çok oldu.

Konusu dikkatimi çeken ve gerçekten bilgi edinmek istediğim bir konu olduğu için kendimi bitirmeye zorladım yoksa yarım bırakmam çok muhtemeldi. 5-10 kelimenin birleşik yazılması mı dersiniz, bağlaç ve edatların ayrı/bitişik yazım hataları mı dersiniz birçok hata vardı. Bazı yerlerin sanki çevirmen alelacele çevirmiş bir taslak yollamış sonrasında da hiç kontrol edilmeden baskısı yapılmış gibiydi. Eminim Allice Miller çok daha düzgün ve anlaşılır bir dille ifade etmiştir kendini.

Ayrıca benim de bir hatam oldu. En başlanmayacak kitabıyla tanımış oldum yazarı. Yazarın derdini dinlemeden, derdine tepki verenlere cevaplarını okumuş oldum maalesef. Ayrıca yazar kitap içinde önceden yazdığı kitaplara da atıflar yapmıştı. Bu bana bir ders oldu, sıralama gerçekten önemliymiş.

Bu kadar eleştiri ve özeleştiriden sonra kitabın içeriğine gelecek olursam: çocuk ve çoğu insanın çocuk istismarına karşı olan suskunluğu; bunun nedenleri, sonuçları...

Herkesin doğru gördüğü bir şeye yanlış diyebilmek çok zordur, desteklenmezsiniz ve suçlanma ihtimaliniz çok yüksektir. Ancak Allice Miller'ın dediği gibi ‘’Binlerce yıllık geçmişi olan çocuk istismarı suçunun, gelenek, olağanlık, ‘senin iyiliğin için eğitim’ gibi tehlikesizmiş gibi gözüken etiketler altında kötülüğünü daha fazla sürdürmemesi için, en azından bilişsel düzlemde tamamen gerçeği su yüzüne çıkarmak için çaba harcanmalıdır.’’ Bu kitap da bahsettiği bilişsel düzlemi bizde oluşturuyor. Sonrası bize kalmış; bir adım atacak mıyız yoksa suskunluğumuzu hala koruyacak mıyız? Çocuk istismarına ve buna bilerek ya da bilmeyerek göz yumanlara bir farkındalık..

Alice Miller hem bir psikanalist hem bir psikanalist eğitmeniyken sonradan psikanalizi eleştiren biri olmuş. Çünkü psikanalizin ne kadar çocuk karşıtı bir yaklaşım olduğunu fark etmiş. Bunu da şu sözlerinden anlayabiliriz: ‘’Psikanaliz, varlık nedenini soyut ve yaldızlı sözlerle süslenmiş yapı sayesinde, somut gerçeklerin inkarına borçludur. Bu yüzden başarısız olması tesadüf değildir, aksine zoraki gerçektir. Bu, bütün toplumun korktuğu, çocukluk hakkındaki gerçeklerin bastırılması için kurulmuş, iyi işleyen bir sistemdir.’’ Kitapta psikanalizde yapılan hatalı yorumlamalardan da örnekler veriyor.

Ayrıca kitapta çocuk istismarı konusunda basının suskunluğundan, Hitler-Stalin-Çavuşesku gibi insanların çocukluğunda neler yaşamış olduklarından, bazı geleneksel uygulamalardan (kadınların klitorisinin alınması vb.) ve bazı doğru bildiğimiz yanlışlardan (affetmenin iyileştirici olup olmadığı tartışması) bahsediliyor.

Alice Miller’ın niyeti yerleşik dogmaları olgularla çürütmek ancak insanlar bunu görmek istemediğinde bu, işe yaramayan bir hareket. Genellikle yalanların gelenekle ve ideolojik ve dini paketlerle bize ulaştığını görmüyoruz sonucunda da çoğunluğun uygulamalarına güvenebiliyoruz. Kendimizi sorgulamamız gerektiğini hatırlatan bir kitap.
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Alice Miller'dan okuduğum ilk kitaptı ve bu kitaptan başlayarak ne kadar hata ettiğimi fark ettim okurken. Çünkü yazar, kendini eleştirenlere cevap niteliğinde yazmış kitabı.

Kitabın başında, istismara uğrayan çocukların yetişkin olduğunda bütün öfkesini kendi çocuklarını istismar ederek dışa vurduğunu dile getiriyor yazar ve 158 sayfa boyunca aynı şeyi tekrar edip duruyor. Aralarda kendisine yazan birinin hikayesini anlatacağını söyleyip üç beş cümleden sonra hikayeyi bırakıp aynı şeyi söylemeye devam ediyor.

Bu tekrarı yapmadığı zamanda da psikanalistçileri ve yanlış tekniklerini eleştiriyor. Onları eleştirmeyi bırakıp bu sefer medyanın bu konudan ne kadar kaçtığını eleştiriyor. Onları eleştirmeyi bıraktığında da daha önce yazdığı kitaplarından bahsediyor. Karmakarışık bir kitaptı.

Şimdi yorumuma bakınca ne kadar dolu görünüyor kitap dedim ama aslında değil. Hep aynı cümleler ve aynı şeyler dönüp duruyor. Bahsettiği insanın hikayesi nerede bitiyor başka bir hikaye nereden başlıyor anlamıyorsunuz. Kimliğini gizlemek için Eva adını verdiği bir kadının hikayesini anlatırken bir bakıyorsunuz Nietzsche'den bahsetmeye başlamış.

Valla ben kitabı okurken Alice Hanım ne yapıyorsunuz dedim kitap iyi mi kötü mü anlayamadım eğer siz anlamak istiyorsanız yazarın ilk kitabımdan başlayın okumaya. Belki o zaman çok daha anlamlı bir kitap olabilir Suskunluk Duvarını Yıkın.
Çocukluğunda sadece şiddet dilini öğrenmiş olan insanlar, daha sonra onlar, bu sistemin ister faili ister kurbanı olsunlar, bunu yegâne normal olarak kabul ederler.
"Ben, bastırdıklarımı HATIRLAMAK istiyorum; nerden geldiğimi BULMAK, bunu niye yaptığımı BİLMEK istiyorum. HİÇ KİMSENİN, ilaçlarla benim zihnimi bulandırmasına, DİLSİZLEŞTİRMESİNE, teoriler yardımıyla APTALLAŞTIRMASINA müsaade etmeyeceğim."
" Bugün bizim, çocukluğumuzda yaşadığımız gaddarlıkları ve zalimlikleri unutursak, önemsizleştirirsek ve BAĞIŞLARSAK, özgür olamayacağımızı biliyorum. Tam tersi, suçun bağışlanması, çocukluğumdan beri bana reva görülenleri HİSSETMEKTEN VE FARK ETMEKTEN alı koymaktadır."
''...Biz onların kendi yalnızlıklarında, umutsuzluklarında, şaşkınlıklarında veya bilhassa zihin bulanıklıklarında, bizim cahilliğimizin, korkularımızın ve gerçeği öğrenmemek için gösterdiğimiz direncimizin sonucu olarak, yıllarca-yüzyıllarca ot gibi yaşamasına izin vermemeliyiz.''
Alice Miller
Sayfa 44 - Salon Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Suskunluk Duvarını Yıkın
Alt başlık:
Olguların Gerçekliği
Baskı tarihi:
Ocak 2020
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059530125
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Salon Yayınları
Sadece suskunluk duvarını tanıyan kimseler, bu duvara tırmanırlar; sanki bu duvar onları bütün korkularından kurtaracakmış gibi davranırlar. Ama bir kez duvardaki açıktan içeriye baktılar mı, bu anlamsız duvarın varlığına daha fazla katlanamazlar. Onlar artık, şimdiye kadar, kazandıkları bu bilinç yokken, yaşam diye adlandırdıkları şeyin hiç de yaşam olmadığını fark ettikleri için, önceki gibi yaşamayı aklından bile geçiremezler. Onların kaderi ve trajedisi, bunu uzun süre fark etmemiş olmalarıdır. Onlar, bu trajik durumu, mümkün olduğu kadar diğer insanların yaşamamasını istiyorlar; diğer insanlara acılarının nasıl ortaya çıktığını ve bunun üstesinden gelinebileceğini anlatmak istiyorlar.

Onlar diğerlerine, yaşamın, her türlü yaşamın, ihmal edilmeyecek, boşa harcanmayacak veya kaçırılmayacak kadar değerli olduğunu bildirmek istiyorlar. Onlardan kurtulmak için geçmiş acıları hissetmeye değer, yaşamak için…

Duyguları yaşamak gerek...
 

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • Elif damla kaçmaz
  • MG9
  • filiz yeşil çiftçi
  • Yeşim Yıldırım
  • Taşkın zengin
  • şüheda gicili
  • Neslihan Yılmaz Çırakoğlu
  • Fatma yılmaz
  • Buse Yener
  • Özge Ülker

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.4 (4)
9
%0
8
%18.2 (2)
7
%18.2 (2)
6
%9.1 (1)
5
%9.1 (1)
4
%9.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0