Adı:
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
Alt başlık:
Açıklamalı Orijinal Metin
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750746932
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Aşk işitirler ama aşk denilen şeyin hemen hissettikleri hassa olduğunu bilmezler, işte tabiat bilcümle nev-i beni-âdeme aşkı müsavat üzere taksim eyleyip hiç kimseyi mahrum bırakmamıştır. Akılsız, ilimsiz, hilmsiz, faziletsiz, sabırsız, rahmsiz, hayâsız adam bulunur. Lakin aşksız adam bulunmaz.

1875’te yayımlanan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Türk edebiyatının ilk romanlarından biri olmasının yanında, sonraki yüzyıllarda edebiyatımızın odağında olacak olan kimi temel meselelerin de ilk defa işlendiği önemli kaynaklardan biridir.

Şemsettin Sami’nin, Osmanlı toplumunda özellikle kadın-erkek ilişkilerinin kapalılığını ve bunun getirdiği sorunları işaret ettiği romanı, aynı zamanda o dönem İstanbul’unun sokak ve ev hayatına dair, Türk ailelerinin yaşamına dair de önemli veriler içeriyor.

Edebiyatımızın bu temel eserini, yazarının kaleminden çıktığı haliyle, orijinal metin olarak yayımlıyoruz.
116 syf.
·10 günde·Puan vermedi
İlk görüşte aşkın en güzel hali, ölümüne aşk dedikleri...
Günümüz aşkların aksine tertemiz bir şekilde kendi içinde yaşanan bir aşkı anlatırken bir yandan da kızının düşüncesini önemsemeksizin kendince iyiliğini rahatını düşünerek kızlarını hiç tanımadığı erkeklere veren toplum anlayışı da eleştiren bir eser. Aşka bakışımı ona olan inancımı tazeleyen Talat ve Fitnat'ın aşkı okunmaya değer diye düşünüyor ve şiddetle tavsiye ediyorum
120 syf.
·4 günde·Puan vermedi
NOT : Bu kitap , itiraf sayfalarına sürekli gördüğü insanı beğendiğini yazanlar için uygun değildir.

NOT : Kitabın başındaki Ayşe kadın karakterinin konuşmaları sinirinizi bozabilir lütfen sabredip kitaba devam edin , sabrınızın karşılığını alacaksınız :)

Öncelikle kitabın başından sonuna kadar farklı aşk hikayeleri var ve bu farklılık kitabın işleyişini bozmuyor aksine çok güzel bağlantı kurmuş yazarımız. Kullanılan dil , o dönemki hava , karakterler harika anlatılmış. Benzemetler de başarılıydı. Günümüzde itiraf sayfalarına saçma sapan yazanlar var , şu kıvırcık kızı büfede gördüm , mavi gözlü tatlı çocuk çok güzel yürüyordu vs. Öncelikle Allah bu siteyi onlardan korusun... Talat ve Fitnat işte bu şekilde bakışarak aşık oldu birbirlerine. Tatlı heyecanları ve sabırlı bekleyişleri vardı. En sonunda Talat bey farklı bir yolla Fitnat hanımla görüşmeye başladı. Ve bir şekilde ilerledi olaylar. Bir yandan spoi vermemeye çalışıyorum :)) çok güzel kitaptı. Olayların yönü bir anda değişiyor ve farklı güzellik katıyor. Beklenildiği gibi bir son olmuyor onu da söyleyeyim.


Takdir ettiğim son şey ise ; yazarımız kitabın sonunda yan karakterleri de unutmamış onların da durumlarından bahsetmiş her boşluğu doldurmuş bir güzel. Bu güzel eseri lütfen okuyun pişman olmazsınız :) keyifli okumalar dilerim
  • Felatun Bey ile Rakım Efendi
    7.6/10 (2.022 Oy)1.573 beğeni9,5bin okunma2.964 alıntı31,9bin gösterim
  • Araba Sevdası
    7.1/10 (1.978 Oy)1.672 beğeni11,9bin okunma1.965 alıntı48,6bin gösterim
  • İntibah
    7.7/10 (3.218 Oy)2.681 beğeni16,3bin okunma9,4bin alıntı59,3bin gösterim
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (3.772 Oy)3.221 beğeni20,6bin okunma8,6bin alıntı63,9bin gösterim
  • Mai ve Siyah
    8.0/10 (2.173 Oy)2.145 beğeni10,4bin okunma6,7bin alıntı64bin gösterim
  • Vatan Yahut Silistre
    8.3/10 (1.823 Oy)1.551 beğeni8,1bin okunma4.506 alıntı27,7bin gösterim
  • Aşk-ı Memnu
    8.0/10 (1.408 Oy)1.332 beğeni7,4bin okunma3.496 alıntı42,4bin gösterim
  • Eylül
    7.6/10 (3.183 Oy)3.060 beğeni17,7bin okunma11,4bin alıntı148,1bin gösterim
  • Kiralık Konak
    7.9/10 (1.507 Oy)1.310 beğeni8,3bin okunma3.268 alıntı29,4bin gösterim
  • Dede Korkut Hikâyeleri
    8.3/10 (929 Oy)862 beğeni5,5bin okunma812 alıntı24,6bin gösterim
175 syf.
·Beğendi·8/10
Tanzimat edebiyatının ilk yerli romanı olarak bilinmektedir.
Şemsettin Sami, romantizm etkisinde olan yazarlar arasında ismini korumaktadır. Konusu ile de bunu beyan ediyor zaten.

Hüzünlü bir aşk hikayesi anlatılmaktadır. Osmanlı kelimeler ile yazılmış türkçe örneğidir ve ilk basımlarında çok yanlışı olan, tecrübesiz bir eseridir neticede ilk yazılan yerli romanlardan biri.
Eski romanlar mutlu sona önem vermeyip genellikle gerçek bir bakış açısı ile yazılıyor. Tanzimat döneminin bu eşsiz ve tecrübesiz eserleri kendisinden sonra geçen tür edebiyat dönemlerine rağmen yerini korumayı başarmıştır.

Fitnat, Hacı Mustafa' nın üvey kızıdır. Annesi öldükten sonra sahip çıkmıştır. Talat da küçükken babasız kalmış yetim bir gençtir. Talat, Hacı Mustafa' nın dükkanına gidip gelirken Fitnat' a aşık olur. Bunu öğrenen Hacı Mustafa üvey kızını eve hapseder. Bir süre sonra Fitnat' ı Ali Bey adında zengin ve yaşlı bir adamla evlendirmek ister. Fitnat istemez ve zorla olan evlilik sonunda Fitnat intihar eder. Fitnat' ın boynundaki muskayı açar ve okur. Sonunda deli olur çünkü Fitnat' ın öz kızı olduğunu öğrenir. Bir süre sonra o da ölür. Talat da Fitnat' ın ölümüne dayanamaz ve yatağa düşer. Bir süre sonra o da ölür.
Olay örgüsü oldukça kuvvetli ve bir o kadar da gerçekçi yazılmıştır. Bu romanı daha çok Halit Ziya Uşaklıgil' in romanı Aşk- ı Memnu' ya benzettim. İkisi de intihar sonucu biten aşkı kaleme almıştır.
136 syf.
Hani lisede okurken öğrenmiştik: "Batılı anlamda kaleme alınan ilk Türk Romanı'nın adı Taaşşuk-i Talat ve Fitnat, yazarı ise Şemsettin Sami'dir diye."
Sonra üniversite sınavlarında ve tabii ki KPSS'de çıkar diye aklımızda tutmuştuk!

Peki kimler bu romanı okudu?

Bu kadar kısa, süssüz , sade ama bir o kadar da edebi bir roman yoktur sanırım.
Bahsi geçen yakışıklı Talat ve güzeller güzeli Fitnat'ın imkansız aşkı ise yürek burkan cinsten...
Kitabı okurken dikkatimi çeken bir ayrıntı da
anlatılan aşkların nasıl "derinden ve gerçek "
olduğu idi.
Aşk ile ilgili hitaplar ve kelimeler öyle özenle seçilmişti ki,
o iki gencin sonunu kitap boyunca merak edip durdum! Kitabın içine girip, o ikisini bizzat ben evlendirmek istedim!
Peki sizce bu iki sevdalı nasıl buluşacak ve kavuşacak?
Ya da kavuşabilecek mi?
Kitabın sonunda şok edici bir olay oluyor ki ben çok şaşırdım!

Bence Şemsettin Sami,bu alanda yazdığı ilk ve tek kitabında; aşkı ve dönemin toplum yapısını kendine has bir anlatımla ele alıp
bu unutulmaz eserini bizlere bırakmış.
Okuyanın kalbine , eşsiz anlatımı ile, nasıl ulaşacağını çok iyi bilen yazar, aynı zamanda bu hikaye ile toplumsal bir mesaj vermiş sanki...

"Sevenleri ayırmayın!"
116 syf.
·2 günde·
İlk görüşte aşık olan Talat ve Fitnat’ın trajik hikayelerinin anlatıldığı roman, dönemin kadın erkek ilişkilerini, görmeden yapılan evliliklerin doğurduğu sorunları ele alır. Hemen her yaştan ve sınıftan kadının aile ve toplum içindeki konumlarına ilişkin meselelerini hikaye eden yazar, bununla da yetinmeyip Talat’ı kadın kılığında, tebdil-i kıyafet İstanbul sokaklarında dolaştırarak yaşadıklarını anlatır. Enterasan başlayan ve ilerleyen ve şaşırtıcı bir son ile biten aşk hikayesi...
116 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Merhaba, #1edebiyat1bilim1film maratonumuz kapsamında ilk kitabımız Tanzimat Dönemi eseri olan bu kitap oldu. 281 kişi ile aynı anda okumanın mutluluğuyla yorumlarımı paylaşacağım. ️

Yorum tamamen #tatkaçıran (spoiler) içermektedir.


#tatkaçıran

Şemsettin Sami’nin çağının ötesinde fikirlere sahip olduğunu hep birlikte gözlemledik.

İlk olarak kız çocuklarının eğitimi ve kadınların toplumdaki yeri üzerine söyledikleri günümüze dahi ışık tutarken erkeklerinin kadınlar üzerinde bir “erk” olarak evde ve sokakta nasıl baskı kurduğunu böylesine kısa bir eserde etkileyici bir üslupla yansıtmış.

Sanırım kadın kılığındaki Talat’ın yolda karşı karşıya kaldığı taciz olayı sırasında hep birlikte “Yine mi... Hiç mi değişmemişiz?” dedik. Evet, aldığımız yol maalesef bir arpa boyu. Elbette insanın olduğu her yerde birincil güdülerini kontrol edemeyen “insancıklar” her zaman olacaktır. Bugün bu olaylar Batı toplumlarında da yaşanıyor. Fakat işin acı tarafı bağıra bağıra ahlak sloganları atılan ülkemizde yaşananlar ile söylenenler tam uyumsuz ve olayların sayısı epey fazla. Tabulara esir olmuş bir ahlaki değerler sisteminde böylesine sosyal trajedileri bir asır sonra da konuşacak olmamız işten bile değil.

Romanın ikinci odak noktası elbette “görücü usulü evlenme ve bunun acı sonuçları”ydı.
Şinasi’nin “Şair Evlenmesi”nde olduğu gibi... Dönem yazarlarının ilk eserlerde bu olaylara yönelmesi akla hemen şu tespiti getiriyor:
“Demek ki o dönem aydınları en çok bu meseleden rahatsız olmuş. Halkı da eğitmek amacı taşıdıkları için hemen onlarla ilgili bu sorunu eserlerine konu etmişler.”

Sorunun asıl hüzünlü tarafı ise yaş farkına bakılmaksızın kız çocuklarının “bir eşya gibi” yaşlı “adam”lara esir edilmesi. Evet, bir asır önce de bir asır sonra da... Hâlâ aynı yerdeyiz.

Romanın sonuna gelecek olursak mutsuz bir son bizi bekliyordu, evet.
Bu kaçınılmazdı. Çünkü okuyan herkesin “İşte biz buyuz, buna biz sebep olduk!” demesi gerekiyordu. Eminim bunu, bize olduğu gibi o dönem okurlarına da dedirtmiştir bu eser. Belki de o günden bugüne aldığımız o arpa boyu yolda dahi Şemsettin Sami’nin olumlu etkisi yadsınamaz. Özellikle kadınların bu konuda Tanzimat aydınlarına bir çift sözü olmalı: Teşekkür ederiz.

Eserin tamamı ve sonu bir Romeo & Juliet etkisi içeriyor. Özellikle sonu tam olarak aynı hissi yaşatıyor.

Eserin okurken en keyif veren yanı dadının şeker mi şeker konuşmaları olurken en göze batan yanı ise cümle kiplerinin zamansal bir bütünlük taşımaması oldu. Böylesine bir aydının geniş zaman kipinden sonra ansızın geçmiş zaman kipi kullanıp “dil yanlışı” yapmayacağını düşünerek bunun o dönem anlatımının bir yansıması olduğunu kabul etmek istiyorum. Üsluba “aksiyon veya dram” etkisi katmak için yapılmış da sanki günümüz anlatım dilinin yanında kusurmuş gibi algılanıyor hissine kapıldım. Bunu örnekleyerek yorumu bitirelim.

“Kızın bu gülmesine bir mana arar. (...) Talat Bey de döner oturur. Dükkânda bir ihtiyar da vardı. Bu üç kişinin arasında şöyle bir konuşma geçti:”

Bir de o mektup sonlarındaki “ah”lar yok muydu?
Ah...
116 syf.
·3 günde·9/10
Selamlaaar :)
Bu güzel kitap edebiyatımızın ilk romanı olarak bilinir, fakat bu unvan hem yapılan yeni çalışmalarla hem genel kabul gören bazı hükümlerin değişmesiyle yeniden tartışmaya açılmıştır.

Babasını erken yaşta kaybeden, anne babası mektepten beridir birbirleriyle olan sevgilerinin ve sabırlarının sonucu evlenip (evlenmezselerdi birbirlerini öldüreceklerdi), dünyaya getirdikleri Talat ile anne babasını bilmeyen, tanımayan, annesinden kalan tek şey içinde vasiyeti bulunan bir muska olan, üvey babasıyla birlikte yaşayan, evden çıkmayan Fitnat'ın aşkları ele alınır.

Talat, Fitnat'ı ilk olarak (üvey babasının dükkanına) tütün almaya gittiği zaman görür. Ve ilk gördüğü anda çok etkilenir, sürekli gider onu görebilmek için. Fitnat da pencerenin orda bir gün Talat'ı görür ve öylece o gördüğü zamandan sonra da hep pencere kenarında yolunu gözler.

Talat ne yapıp edip bu kıza ulaşmam gerek diye düşünür. Aklına Şerife Hanım'ı takip edip ondan biraz da olsa bilgi alma fikri gelir. Tabii bunun için kız kılığına girer (Ragıbe olarak tanıtır kendini) ve Şerife Hanımla çaktırmadan ağzından laf almaya çalışarak konuşur. Şerife Hanım Fitnat'a nakış öğreten bir kadındır. Ve Ragıbe Hanım'ı (Talat'ı) çok beğenir, evden çıkamayan Fitnat için hem çok iyi bir dost olacağını hem de onun okuma yazmasına ilerleyeceğini düşünerekten ona böyle bir teklif sunar. Karşılığında da Fitnat ona nakış öğretecektir.

Talat, Ragıbe adı altında Fitnat'ın yanına gider ve kısa sürede kaynaşırlar. Fitnat, Ragıbe'nin pencere başında yolunu gözlediği Talat'a çok benzediğini düşünür. Ragıbe'nin onun kardeşi olduğunu varsayar. Günler böyle güzel dostluklarıyla geçer.

Ragıbe'nin Ragıbe olmadığını, Talat olduğunu öğrenmeden birkaç gün önce aldığı haberle dünyası başına yıkılır Fitnat'ın. Şerife Hanım'a ve Fitnat'ın üvey babasına göre "müjdeli" bir haberdir.
Fitnat'ı zengin, varlıklı, babası yaşında (ki öyle zaten) olan Ali Beyle evlendirmek isterler. Başta Ali Bey razı olmaz, eski eşinin yasını tutmak istediğini söyler ama bu kızın, Fitnat'ın, eski eşine ne kadar çok benzediğini anlayınca kabul eder. Fitnat bu durumu kabullenemez istemez, Talat'ı sevdiğini söyler ve artık tamam üstüne gelmeyeceğiz, ısrar etmeyeceğiz laflarıyla kandırılır, üvey babası ve ta Fitnat'ın üvey babasının çocukluğundan beridir evlerinde olan, sürekli masal anlatan Emine Hanım tarafından oyuna getirilir.

Yazlığa gidecekleri söylenilir, her ne kadar Talat'tan ayrı kalmak istemese de kabul eder. Talat da o zamanlar sıtmaya yakalanır ve mektuplaşma haricinde görüşemezler.
Yazlığa giderler ve etrafındaki kadınlardan, ona karşı davranışlarından dolayı aklında şüpheler oluşur. Emine Hanım ona "Burası, bundan sonra senin evindir. Bu kızlar senin cariyelerindir..." gibi sözler söyler. Zavallı Fitnat ona yapılan oyunu anlayınca düşüp bayılır. Bir zaman sonra Ali Bey gelir yanına, onun yüzüne bakınca eski karısını görür. Fitnat sesini çıkarmaz sadece ağlayıp durur, bir söz bile söylemez. Günler böyle geçer, Ali Bey bir gün Fitnat uyurken odasına girer ve sürekli "Talat" diye sayıkladığını duyar.

Fitnat, Talat'a mektup yazar, olayları anlatır. Şerife Hanım'a verir Ragıbe Hanım beni sormak için birini gönderirse, bu mektubu kendisine gönderiniz, der.

Ali Bey, Fitnat ile konuşmak için odaya girer ve kendisini sevip sevmediğini sorar, sevmesini ister ona yaklaşır, Fitnat ondan kaçar o anda annesinin emaneti olan, muska Ali Bey'in elinde kalır. Odadan çıkar ve muskayı okur. Fitnat'ın annesinin yazdığı mektup, vasiyet çıkar içinden. Gerçekler ortaya çıkar Ali Bey gerçekte Fitnat'ın babası olduğunu öğrenir.

Fitnat'ın arkasından kilitlediği odaya girmek ister. Kapıyı açmaz ve kırmak zorunda kalır ki, kızının kendisine çakı sapladığını görür. Fitnat her şeyden ümidini keserek, Talat'ı da yitirdiğini düşünerek yaşamak istememiştir. Birkaç dakika sonra herkes başında toplanır, Talat da mektubu almış, sıtmalı, çok hasta haliyle Ragıbe'nin kılığına girerek gelmiştir. Yanına gider elini tutar. Ali Bey çıldırır, aklını yitirir onları birbirleriyle evlendireceğini söyler, ağlayan herkese gülün gülün düğünümüz var der :( İkisi birlikte orada vefat eder. Cenazeler defnedilmeye götürülürken de 'Çocuklarımı nereye götürüyorsunuz?'der.

Gerek Talat kız kılığına girdiğindeki yaşadığı durumlar,erkekler tarafından rahatsız edilmesi, gerekse o zamanki aile yapısını, aile düşüncesini, kadınların çektikleri acıları olsun güzel yansıttığını düşünüyorum.

Kitabın sonu (belki duygusallığıma gelmiştir bilmiyorum ama) beni ağlattı. Özellikle birlikte ölmelerine çok sevindim. Annesinin mektubunu okurken hem çok duygulandım, hem de çok saçma diye düşündüm. Ali Beyle Fitnat'ı yani Fitnat'ın kendi babasıyla evlendirilmek istenme durumunu pek hoş bulmadım ve bunun kitabın kalitesini düşürdüğünü düşünüyorum. Tabii bu fikir kişiden kişiye değişir ama bence bazı gereksiz Türk dizileri tadını verdi bana, babasının böyle bir duruma katılmış olması.

☆Bir de (Bilmiyorum şu anki zamanda böyle eğer sevdikleri kişilerle birbirlerine varamazlarsa, başkalarıyla evlendirilirlerse kendilerini ördürecek kişiler yerine 'sözde' severek evlenen hatta yine 'sözde' severek kaç yıllık evli olmasına rağmen öldürülen kişiler olduğu için bana biraz mübalağalı gibi geldi) ama bunun kesinlikle şu anki yaşadığımız olaylardan dolayı olduğunu düşünüyorum.

Bu kitap için yazdığım 3. inceleme. Belki birazcık özet gibi olmuştur, belki fazla uzatmışımdır bazı yerleri bilemiyorum. Dayanabilip sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim hahaha :))
110 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Türk Edebiyatı'nın ilk romanı olma özelliğini taşıyan "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat"; 2020'de okuduğum ilk kitap oldu. Talat ve Fitnat'ın imkansıza yakın bir aşk hikayesini anlatan eser çok akıcı ve anlaşılır bir dildeydi. Kısa süre içinde okuyup bitirdim.
* * *
"1edebiyat1bilim1film" okuma etkinliğinin Ocak ayı kitaplarından biriydi. Sevdiğim bir kitap oldu. Türk Edebiyatı klasiklerini vakit buldukça okumaya devam edeceğim.
120 syf.
·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar sayfamı takip edenler bilir ben yeni yeni klasik okumaya başlamış birisiyim. Ve kendimi klasik okumak için zorlayıp klasik okuma gruplarına giriyorum. Böylece mecburen bazen istemesem de klasik okuyorum. Bazı klasikleri gerçekten çok beğeniyorum kimini ise aman Allah'ım deyip bitirmek için çok çaba sarf ediyorum. Bu kitap o aman Allah'ım dediklerimden değil ama ben yine de kitabın sonunun daha iyi olmasını isterdim. İyiden kastım benim istediğim gibi olmasını yani
Kitaptan bahsedersem, kitap Türk Edebiyatının ilk romanı kabul ediliyormuş bunu da öğrendim. Kaç yaşında olduğum ve bunu bilmemem kötü ama bilmemektense geç de olsa öğrenmiş olmam benim için büyük bir şey efendimmmm
Kitapta, Talat ve Fitnat'ın aşkı anlatıyor.
Talat, annesi tarafından büyütülen yetimimiz. İşine gidip gelirken Hacı Mustafa'nın üvey kızı Fitnat'a abayı yakar
Fitnat ise, annesi öldükten sonra üvey babası ile yaşayan içine kapanık , baskıcı üvey babasının esiri gibi evde yaşar. Üvey babası Fitnat'ı hiç dışarı çıkarmaz. Fitnat'ta uzaktan gördüğü Talat'a gönlünü kaptırır ve iki aşık içinde aşklarını yaşamaya başlarlar. Talat'ın Fitnat'la konuşmak için çevirdiği dümen çok hoşuma gitti.
Hacı Mustafa Bey üvey kızı Fitnat'ı zengin ve yaşlı olan Ali Bey ile evlendirmeye karar verir ve evlendirirde. Bundan sonra hikaye hüzün doluydu arkadaslar. Keşke böyle olmasaydı diyorum ama yapacak bir şey yok. Okumuş olmaktan mutluyum. Klasik severlere mutlaka tavsiye ediyorum.
136 syf.
·2 günde·8/10
Yıllardır duyarım Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat kitabını.İlkokulda,lisede,üniversitede...Derler ki Türk edebiyatında Batı tarzında yazılan ilk romanımız imiş.Yazarı da Şemseddin Sami imiş.Kader kitabın ismi ve namıyla beni defalarca karşı karşıya getirdi.İçindeki yaşanmışlıkları,karakterleri,o dönemdeki aşkları hiç bilemeden sadece ismini,kapağını sınav ve türlü saçmalıklar için defalarca ezberledim zamanında.Kader bu ya yıllar sonra bu kitap tekrar çıktı karşıma.Ama bu defa akıllandım tabi.Kapakla değil yaşanmışlıkla ilgilendim ve karşıma Yeşilçam filmlerini aratmayacak bir aşk hikayesinde buldum kendimi.Ama sonunda Yeşilçam filmlerinden ayrılan bir final ile son buldu.Süpriz dolu bir eser.Talat ve Fitnat'ın kâh ağlatan kâh düşündüren hikayesi okunmaya değer bana sorarsanız.
116 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Türk Edebiyatının batılı anlamda yazılan ilk romanı olma özelliğini taşıyan bu kitap, yazarının da ilk ve tek eseri. Şemsettin Sami hayatı boyunca birçok çeviri işi yapmışsa da maalesef yazarlık yeteneğini tek bir romanla sınırlandırmış.
Kitabın ismi kelime çevirisi ile 'Talat ve Fitnat'ın karşılıklı aşkı' olarak yapılabilir.
Eser 1872-73 yılları arasında, bir gazetede bölümler halinde yayınlanmak üzere kaleme alınmış ve ilk bölümünden itibaren oldukça ilgi görmüş.
Edebiyatımız için oldukça kıymetli olan bu eser, romantizm akımının etkileri altında yazılan bir dram romanıdır ve Tanzimat Edebiyatının en önemli örneklerinden biridir.
Hikaye, babasını kaybedip annesi ile yaşayan Talat ve, babasını hiç tanımamış ve annesinin ölümünden sonra üvey babasının himayesine girmiş Fitnat'ın ilk görüşte aşklarını anlatıyor. Onların aşklarını ve fedakarlıklarını okudukça, 'Nerede şimdiki aşklarda bu bağlılık.' demeden edemiyorsunuz.
Kitap boyunca görücü usulü ile evlenme birçok yönüyle eleştirilmiş ve insanların eşlerini özgürce seçebilmesi savunulmuş. Yine evlilik birliği içinde eşlerin uyumlu olması ve ortak kararlar verebilmesi övülmüş. Bu açılardan bakıldığında çağının önünde olan bir roman olduğu söylenebilir.
Aşka bakış açınızı değiştireceğini düşündüm bu kitap, Türk Edebiyatında da işgal ettiği önemli yer sebebiyle mutlaka okumalı diye düşünüyorum.
Sevgilerimle.
Kadın kılığına giren Talat,
kadınlara sokaklarda yapılan sarkıntılıkları öfkeyle karşılar.
Şöyle der kendi kendine:

''Ah biçare kadınlar, neler çekerlermiş.
Biz erkekler onları kukla mesabesinde kullanıyoruz.
Yolda serbest ve rahat yürümelerine mani oluruz.
Bu ne rezalet ve küstahlık.
Bir erkek, tanımadığı başka bir erkeğin yüzüne bakmaz, söz söylemez.
Lakin tanımadığı ve hiç görmediği bir kadına gülerek yüzüne bakmaya ve söz söylemeye başlar.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
Alt başlık:
Açıklamalı Orijinal Metin
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750746932
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Aşk işitirler ama aşk denilen şeyin hemen hissettikleri hassa olduğunu bilmezler, işte tabiat bilcümle nev-i beni-âdeme aşkı müsavat üzere taksim eyleyip hiç kimseyi mahrum bırakmamıştır. Akılsız, ilimsiz, hilmsiz, faziletsiz, sabırsız, rahmsiz, hayâsız adam bulunur. Lakin aşksız adam bulunmaz.

1875’te yayımlanan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Türk edebiyatının ilk romanlarından biri olmasının yanında, sonraki yüzyıllarda edebiyatımızın odağında olacak olan kimi temel meselelerin de ilk defa işlendiği önemli kaynaklardan biridir.

Şemsettin Sami’nin, Osmanlı toplumunda özellikle kadın-erkek ilişkilerinin kapalılığını ve bunun getirdiği sorunları işaret ettiği romanı, aynı zamanda o dönem İstanbul’unun sokak ve ev hayatına dair, Türk ailelerinin yaşamına dair de önemli veriler içeriyor.

Edebiyatımızın bu temel eserini, yazarının kaleminden çıktığı haliyle, orijinal metin olarak yayımlıyoruz.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları