Tafsil (Kur'an'ın Öğrettiği Kavramlar 12)

·
Okunma
·
Beğeni
·
22
Gösterim
Adı:
Tafsil
Alt başlık:
Kur'an'ın Öğrettiği Kavramlar 12
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
44
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752423008
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Süleymaniye Vakfı Yayınları
Kur’ân’da tebyîn, tafsîl, tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere “açıklama” anlamı verilir. Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim:



a. Tebyîn



…قَدْبَيَّنَّالَكُمُالْآيَاتِإِنْكُنْتُمْتَعْقِلُونَ

“…Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.” (Âl-i İmrân 3/118)



b. Tasrîf



…انْظُرْكَيْفَنُصَرِّفُالْآيَاتِلَعَلَّهُمْيَفْقَهُونَ

“…Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!”(En’âm 6/65)

c. Tafsîl



…كَذَلِكَنُفَصِّلُالْآيَاتِلِقَوْمٍيَعْلَمُونَ

“…İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.”(A’râf 7/32)

Görüldüğü üzere ilk âyette “tebyîn” kökünden “beyyennâ (بَيَّنَّا)”, ikinci âyette “tasrîf” kökünden “nusarrifü (نُصَرِّفُ)”, üçüncü âyette de “tafsîl” kökünden “nüfassılü (نُفَصِّلُ)” geçmekte, ama bu üç ayrı kullanım üç âyetin mealine de “açıklama” olarak yansımaktadır.

Oysa şu âyet tasrîf ve tebyînin farklı şeyler olduğunu göstermektedir:

وَكَذَلِكَنُصَرِّفُالآيَاتِوَلِيَقُولُواْدَرَسْتَوَلِنُبَيِّنَهُلِقَوْمٍيَعْلَمُونَ

“İşte âyetlerimizi böyle tasrîf ederiz ki birileri: “Sen bir yerden öğrenmişsin” desin; biz de onu bilen bir topluluğa tebyîn etmiş olalım.”(En’âm 6/105)

Yukarıdaki âyette, âyetlerin tasrîf edildiği, bununla elde edilen sonucun da tebyîn olduğu bildirilmektedir. Tasrîf ve tebyîn farklı şeylerdir. Oysa TDV’na ait mealde yukarıdaki âyete şu anlam verilmiştir:

“Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, ‘Sen ders almışsın’ desinler de biz de anlayan toplum için Kur’ân’ı iyice açıklayalım.”

Yukarıdaki mealin “‘Sen ders almışsın’ desinler de” bölümünü atlarsak ortaya çıkan meal şöyle olacaktır:

“Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, biz de anlayan toplum için Kur’ân’ı iyice açıklayalım.”

Dikkatli bir okuyucu, yukarıdaki mealde bir anlam bozukluğu olduğunu anlayacaktır.

Yapılan tasrîfle –ki bu serinin bir başka kitapçığında tasrîfin kevni ve kitabi ayetler arasındaki örtüşmeden hasıl olan netice olduğu görülecektir- var olan şeylerin tebyîni yani, ortaya çıkması gerçekleşmektedir.

Tafsîl ile tebyîn arasındaki benzer bir ilişki şu âyette görülmektedir:

وَكَذَلِكَنفَصِّلُالآيَاتِوَلِتَسْتَبِينَسَبِيلُالْمُجْرِمِينَ

“İşte âyetlerimizi böyle tafsîl ederiz ki suçluların yolu iyice belli olsun”(En’âm 6/55)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tafsil
Alt başlık:
Kur'an'ın Öğrettiği Kavramlar 12
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
44
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752423008
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Süleymaniye Vakfı Yayınları
Kur’ân’da tebyîn, tafsîl, tasrîf gibi farklı kelimeler geçse de genelde meallerde bu kelimelere “açıklama” anlamı verilir. Örnek olması açısından Diyanet Vakfı Mealini dikkate alarak üç kavrama verilen anlamları görelim:



a. Tebyîn



…قَدْبَيَّنَّالَكُمُالْآيَاتِإِنْكُنْتُمْتَعْقِلُونَ

“…Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.” (Âl-i İmrân 3/118)



b. Tasrîf



…انْظُرْكَيْفَنُصَرِّفُالْآيَاتِلَعَلَّهُمْيَفْقَهُونَ

“…Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!”(En’âm 6/65)

c. Tafsîl



…كَذَلِكَنُفَصِّلُالْآيَاتِلِقَوْمٍيَعْلَمُونَ

“…İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.”(A’râf 7/32)

Görüldüğü üzere ilk âyette “tebyîn” kökünden “beyyennâ (بَيَّنَّا)”, ikinci âyette “tasrîf” kökünden “nusarrifü (نُصَرِّفُ)”, üçüncü âyette de “tafsîl” kökünden “nüfassılü (نُفَصِّلُ)” geçmekte, ama bu üç ayrı kullanım üç âyetin mealine de “açıklama” olarak yansımaktadır.

Oysa şu âyet tasrîf ve tebyînin farklı şeyler olduğunu göstermektedir:

وَكَذَلِكَنُصَرِّفُالآيَاتِوَلِيَقُولُواْدَرَسْتَوَلِنُبَيِّنَهُلِقَوْمٍيَعْلَمُونَ

“İşte âyetlerimizi böyle tasrîf ederiz ki birileri: “Sen bir yerden öğrenmişsin” desin; biz de onu bilen bir topluluğa tebyîn etmiş olalım.”(En’âm 6/105)

Yukarıdaki âyette, âyetlerin tasrîf edildiği, bununla elde edilen sonucun da tebyîn olduğu bildirilmektedir. Tasrîf ve tebyîn farklı şeylerdir. Oysa TDV’na ait mealde yukarıdaki âyete şu anlam verilmiştir:

“Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, ‘Sen ders almışsın’ desinler de biz de anlayan toplum için Kur’ân’ı iyice açıklayalım.”

Yukarıdaki mealin “‘Sen ders almışsın’ desinler de” bölümünü atlarsak ortaya çıkan meal şöyle olacaktır:

“Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, biz de anlayan toplum için Kur’ân’ı iyice açıklayalım.”

Dikkatli bir okuyucu, yukarıdaki mealde bir anlam bozukluğu olduğunu anlayacaktır.

Yapılan tasrîfle –ki bu serinin bir başka kitapçığında tasrîfin kevni ve kitabi ayetler arasındaki örtüşmeden hasıl olan netice olduğu görülecektir- var olan şeylerin tebyîni yani, ortaya çıkması gerçekleşmektedir.

Tafsîl ile tebyîn arasındaki benzer bir ilişki şu âyette görülmektedir:

وَكَذَلِكَنفَصِّلُالآيَاتِوَلِتَسْتَبِينَسَبِيلُالْمُجْرِمِينَ

“İşte âyetlerimizi böyle tafsîl ederiz ki suçluların yolu iyice belli olsun”(En’âm 6/55)

Kitap istatistikleri

  • 22 defa gösterildi.