Tahrir Vazifeleri

8,6/10  (5 Oy) · 
19 okunma  · 
5 beğeni  · 
767 gösterim
Yılmadan yap. Fırsatı kaçıracağın için değil, önünde yılgınlık göstereceğin her kimsenin bir zorba veya bir zorba adayı olması yüzünden. Yılma ki sıcaktan kavrulana gölden, suda boğulana elin erişsin. Önce yap, sonra açıklarsın.
Bilgece yap. Yani koruyarak, yani için titreyerek, yani yıkılmasın diye.
Tutkuyla yap. Sana verilen yaşama gücünü kullan.
Yılmadan, bilgece ve tutkuyla.
Önce yap, sonra açıklarsın.
  • Baskı Tarihi:
    1999
  • Sayfa Sayısı:
    342
  • ISBN:
    975-7796-58-1
  • Yayınevi:
    Şule
  • Kitabın Türü:

Güzel bir İsmet Özel kitabı okuyacağımı düşünerek başladım. İlk üç kısım düşündüğüm gibi ilerledi. Hoş konulara değinilmiş. Hegel’den, Kant’tan örneklerle bezenmişti. Özel’de her zaman Dostoyevski’yle Sartre arası bir tavır gördüm bu kısımlar da beni yanıltmadı. 4 ve 5. kısım için ise ne diyebilirim ki ^^ Çok iyi bir şair olmasına rağmen siyaset konusuna gelince kıt bir düşünceye dönüşüyor. Yani Batı sapkınlığı vs diye batıya laf atan biri için çok fazla batılı filozoftan örnek veriyor, çok fazla Almanca ve İngilizce başlık yazıyor. Teoride kalan insanlara sinirleniyorum, önce pratiğe geçir söylediklerini. Mesela Batı’ya gıcıksak şu kitapta örnek Hegel olmasın da İbn-i Rüşd olsun. Kant değil de Farabi’yi dinleyelim. Demek ki söylemek kolay uygulamak zor imiş.
Osmanlı’yla ilgili fikirlerine güldüm. Devletin Türk menşeili ve hükümdarlık anlayışına dayalı olduğunu unutmuş gibi yorumlar yapmış. Cihan devleti anlayışı nedir, gerektiğinde neler gözden çıkarılır hesap edememiş sanırım. Bu yüzden boş Cumhuriyet eleştirileri var. Elbette her rejimin yanlışları vardır ama bunu eleştirirken karşılaştırılacak şeyleri çok yanlış seçmiş.

Son olarak ‘’Müslümanların savaşması’’ diye bir şeyden bahsediyor. Savaşıyorlar da kiminle? Zaten topraklarını sattıkları insanlarla mı yoksa silah satın aldıkları ülkelerle mi? Ayakları yere basan bir insan nasıl bu kadar ütopik ve dünyadan habersiz gibi konuşur? Savaşmak terör örgütü kurmakla olmaz. Bilinçle, yetişmekle, eğitilmekle olur. Orta Asya’da da böyleydi, Britanya’da da, Endülüs’te de. Ne zaman ki insanlar bedava altın almak için kendilerine yardım eden askerlerinin karınlarını deşti o zaman o savaş kaybedildi. Uzatmayalım.
Şair olarak kalmasını istediğim bir insan Özel. Bu sebeple bu kitap puanı şair tarafını kullandığı ilk 3 bölümden dolayı hak ediyor. Sanatla alakalı, özle, ve yazmakla ilgili bölümleri çok beğendim. Keşke hep böyle kalsa ^^

Kitaptan 14 Alıntı

Hüseyin Ç. 
16 Nis 00:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...
İnsanın altı özelliğinden üçü gökten geliyor: İnsan zaman ve mekân içinde hareket imkânına sahip bu bir. İkincisi insan soyutlama yeteneğine sahip. Ve üçüncü olarak insan biçimlendirme gücüne sahip. Diğer üç özellik yerden çıkıyor: İnsan kural tanımadan edemiyor, insan neyin neye denk düştüğünü anlamadan edemiyor, insan vermeden ve almadan edemiyor. İnsanın işte bu altı özelliği onun yerle gök arasındaki konumunu belirliyor.
...

Tahrir Vazifeleri, İsmet ÖzelTahrir Vazifeleri, İsmet Özel

‘’Bir insan diğer bir insana "seni Allah için seviyorum" derse, sevgimle yaratılışıma katılıyorum; seni ve sende olanı tüketip yutmaya gelmedim, sana bağlanışımın canlılara can veren bağlanışa ilâve olmasını gözetiyorum demiş olur. Kısacası, Allah için sevmek bağları pekiştirmek, çözülüşe, çürüyüşe, yıkılışa karşı durmak demektir. Karşılaşmak da bu işe yarar ancak. Sevgiyi korumak sevileni korumakla olur; sevileni bitiren sevgiyi de bitirmiş demektir. Allah için seven bir bağlanışla bütün bağlanışlara riayet eder.’’

Tahrir Vazifeleri, İsmet ÖzelTahrir Vazifeleri, İsmet Özel

‘’Sevgi dünyada sakin kalınabilir bir ilişki kurar; aşk sükûneti bozar, insanı varoluş eylemine fırlatır. Aşkın tezahürü bir oluşumun hem öncesinde ve hem de ertesindedir. Bir oluşumun öncesindedir, çünkü âşıkın önünde varoluş amacı bulunmaktadır. Bir oluşumun ertesindedir, çünkü sevgiyle başlayan yakınlaşma duygusu kendi başına bir eylem potansiyeli katına yükselerek aşka dönüşmüştür. Sevgi aşka dönüşebilir, fakat aşkın gerileyerek sevgi basamağına inmesi söz konusu
değildir.’’

Tahrir Vazifeleri, İsmet ÖzelTahrir Vazifeleri, İsmet Özel

İstediklerimizdir biz insanları hayat içinde anlamlı bölgelere ulaştıracak, ihtiyaçlarımız değil.
İsteklerimiz, irademizin harekete geçmiş halidir.
İsteriz, istekte bulunuruz, dua ederiz.
Böylece anlam peşinde iz sürdüğümüzü dışavurmuş oluruz.
Ama ihtiyaçlarımızı gidermek üzere davranışlarımızı ayarlama yolunu tutarsak, bir bakıma anlamı içimizde tamamladığımız zannıyla davranmış oluruz.
Meselenin can damarı yine de bir paradoks:
İnsanların ihtiyaçları olduğundan yola çıkarak hayatı ve hayatını düzenlemeye girişenler bir gün kendilerinin ihtiyaçtan vareste kalacakları önyargısını içlerinde barındırırlar.
İhtiyaçlarını tatmin ettiklerinde ihtiyaçları kalmaz.
Öte yandan istediklerini dile getirmekle yetinenler, her zaman muhtaç olduklarını bilenlerdir.

Tahrir Vazifeleri, İsmet Özel (Sayfa 20)Tahrir Vazifeleri, İsmet Özel (Sayfa 20)
Mustafa Özdemir 
14 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yılmadan yap.
Fırsatı kaçıracağın için değil,
önünde yılgınlık göstereceğin
her kimsenin bir zorba veya zorba adayı olması yüzünden.
Yılma ki sıcaktan kavrulana gölgen,
suda boğulana elin erişsin.
Önce yap, sonra açıklarsın.
Bilgece yap.
Yani koruyarak, yani için titreyerek, yani yıkılmasın diye.
Tutkuyla yap. Sana verilen yaşama gücünü kullan.
Yılmadan, bilgece ve tutkuyla.
Önce yap, sonra açıklarsın...

Tahrir Vazifeleri, İsmet ÖzelTahrir Vazifeleri, İsmet Özel

‘’Düş kırıklığı dediğim zaman eskilerin "sükût-i hayâl" dedikleri şeyi kastetmiyorum. Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar yağmış falan değil. Derinden bir düş kırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadar, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim bir düş kırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz
öyleyiz.’’

Tahrir Vazifeleri, İsmet ÖzelTahrir Vazifeleri, İsmet Özel
Hüseyin Ç. 
07 Nis 18:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...
Ödev ve görev. Mekteplerde öğrencilere ödev veriyorlar, bir polis ise görevini yapıyor. Ödevde daha çok o işi yapanın dışından hissettiği bir zorunluluk ve bir bakıma zorlama var. Görevde ise yapan kişinin istemi ağır basıyor. Ahlâkî bakımdan bir ödevin yerine getirilmesi ve tamamlanmasıyla üstün bir iş yaptığımız anlaşılıyor. Bunun yanısıra, bir görevi üstlenmek başlıbaşına bir üstünlük belirtisidir.
...

Tahrir Vazifeleri, İsmet ÖzelTahrir Vazifeleri, İsmet Özel

‘’Heidegger'in kurduğu hayranlık verici bir yakınlık insanoğlunun kendine biçilen ömrü değerlendirirken sonuna kadar yararlanabileceği türden: Das Denken dankt (düşünce şükreder). Buradan şükretmeyenin düşünceyle bağını kopardığı, düşünmeyenin de şükredemeyeceği sonucu çıkarabilir miyiz? Ben böyle bir sonucun çıkarılmasına yatkınım. Düşüncenin yalnızca bir zihin hüneri olmadığı, beraberinde bir ahlak getirdiğini anlatıyor düşünmekle şükretmek arasında kurulan yakınlık. Bazı karmaşık çözümlemelerin ustalıkla altından kalkanlar düşüncenin ve düşünmenin insana asıl kazandıracağı değeri teğet geçebiliyorlar. Bu kimselerden biri de J.P. Sartre. Bir mülakatında "Romanın böyle gözden düşeceğini bilseydim, hiç roman yazmazdım" dediğini okuduğumda iki bakımdan şaşırmıştım. İlk şaştığım husus, edebiyat ve düşünce dünyasıyla bu ölçüde iç içe bulunan birinin nasıl olup da böyle sözler edebileceğiydi. Belki de bu kişi edebiyatın ve düşüncenin gerçekten içinde değildi. İşinin adamı değildi belki. İkinci olarak sonunda bu kabil sözler edebilecek birini, bu vasfı itibariyle daha baştan neden teşhis edemediğimize (edemediğime) şaşmıştım. Anlaşıldığı kadarıyla sanatta bağlanmayı savunan Sartre, sanata bağlanmaya bizim verdiğimiz, birçok sanatçının verdiği anlamı vermiyordu. Kim bilir, belki de sanata bağlanmaya bir anlam vermiyordu.’’

Tahrir Vazifeleri, İsmet ÖzelTahrir Vazifeleri, İsmet Özel
Hüseyin Ç. 
10 Nis 11:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...
İnsan kendi eseri olmayan bir mekâna, seçimine katılmadığı bir zamanda konulmuştur. Bununla birlikte insan bulunduğu yerin ve çağın yükünü kaldıracak çapta yaratılmıştır.
...

Tahrir Vazifeleri, İsmet ÖzelTahrir Vazifeleri, İsmet Özel
2 /