Takunyalı Führer

Ergün Poyraz
"Ülkemiz bu adamların elinde başı sonu belirsiz bir maceraya sürükleniyor."
"Gayrı meşru her yolla ülkenin değerlerini yok ediyorlar, terörün, çeteleşmenin rantını siyaset yoluyla paraya çeviriyorlar ve kendilerinin bu eylemlerini kamufle etmek için günahsız insanların evlerine gece yarıları baskınları düzenleyerek, sözde örgüt operasyonu maskesi ile gayrı meşru davranışlarını örtüyorlar ve sonra da dönüp; ' Ülkeyi çetelwçerden temizliyoruz. Temizeller operasyonu yapıyoruz' diyorlar. Ellerindeki kan, ellerindeki kir ve ellerindeki pisliğe bakmadan..."
Camiyi Kiliseye Çeviren "AK" Parti
"Bina", "Zina" diyerek iktidar olan AKP'liler, Avrupa Birliği rüyaları uğruna TBMM'yi olağan üstü toplayarak Zina'yı suç olmaktan çıkarıyordu. Yaptıkları sadece bu kadar mı? Tabii ki değil! Allah'ın yolundan çıkıp AB'nin uyum yasalarına sığınan Tayyip başta olmak üzere bazı AKP'liler, kanunlarımızdan “ Camii" ifadesini de kaldırıyor ve yerine İbadethane" tanımlamasını getiriyorlardı. Siyasal dinciler, İnönü zamanında camilerin yıkıldığı propagandaları ile önlerine gelene lanetler yağdırıyorlardı. Ancak AKP döneminde Camiler, Kur'an kursları yıkılıyor ve daha acıklısı; bir caminin kiliseye çevrilme skandalına da imza atılıyordu. Ama, Siyasal dinciler, hala yüzsüzlüğü elden bırakmayarak "İnönü devrinde camiler yıkıldı" diye propaganda yapabiliyorlardı. Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Bardakçı köyünde bulunan tek cami kiliseye çevriliyor, bu uğurda AB'den " aferin"in yanında para da alınıyordu.
Kur'an Kursuna Balyoz... Kiliseye Restore
Başbakanlığı döneminde ise cami yıkmakla kalmıyor, nerede Kilise varsa tamir ediyor veya yeniden kilise dikiyor, bu ülkenin insanlarına harcanması gereken gelirler cemaatleri olmayan boş binalara harcanıyordu. Taksim'e cami yapamayan Tayyip'in iktidarında daha ilginç bir olay gerçekleşiyor, çocukken gittiği Piyale Paşa Kur'an Kursu feryatlar içinde yıkılıyordu.
"CIA"sal "İslam"cılık (Münafıklık)
İşte Tayyip dahil ülkemizdeki siyasal İslamcıların yol haritası-nın temelini bu görüşler oluşturuyordu. Siyasal İslamcıların kıblesi Mekke değil, ABD'de bulunan Beyaz Saray'dır.
Tayyip'in hemşerisi ve aynı yolda yürüdüğü Şevki Yılmaz "iki ayaklı inekler neyle kandırılırsa biz de onları öyle kandıracağız" demiyor muydu...
Sayfa 518Kitabı okudu
Tanrı iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar....
Ergün Poyraz Bile Anlamış
...Yahudi minnettarlığını sergiliyor, Nobel'e Obama aday gösteriliyor ve ödülü alıyordu. Tayyip'in hayali ise bir başka bahara kalkıyordu. Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim münafıkların özelliklerini şöyle tanımlıyordu: Maide suresi 52. ayet; "Münafıklar çıkarlarını düşünerek Yahudi ve Hıristiyanlara ko-şarlar." Bakara suresi 13. Ayet: "Münafıklar beyinsizdirler."
İktidara sormak istiyorum: "Bizim alnımızda enayi mi yazıyor."
Yahudi İftarı
Tayyip'in CocaCola'nın verdiği yemekte ABD'li şirketlerle bir araya geleceği söylentilerinin ayyuka çıktığı günlerde Aslan Bulut, "Bir Yahudi'nin verdiği iftarda ancak ülke satılır" diyordu: "Eskiden 'satılmış hakem' ya da 'satılmış medya' gibi eleştiriler yapılırdı. Hakem faslını pek bilmem ama satılmış medya sloganı kelimenin tam anlamıyla gerçekleşiyor.
Erdoğan'ın Sara Hastalığı
Hadi bunları bir tarafa bırakıp Tayyip'in Cumhurbaşkanı olma hayallerini yerle bir eden o güne, sara krizi geçirip hastaneye kaldı-rıldığı o güne dönelim." 18 Ekim 2006 tarihinin sabahında Tayyip'i evden uğurlayan Emine, korumaları; "dün gece zor geçti rahatsızdı" sözleriyle uya-rıyordu. Erdoğan o gün İçkale Otel'in yolundan dönerken sara kri-zi geçiriyor olduğu bir halde Güven Hastanesi'ne getiriliyordu. Ma-kam arabası hastane önüne gelip, Tayyip'i hastaneye taşıyacakları an Mercedes'in tarihinde olmayan bir olay gerçekleşiyor, araba ki-litleniyordu. 239 Mercedes'in trilyonda bir olacak böyle bir ihtimale karşı araba-nın kapısını açacak sistemi mevcutken, korumalar balyozlarla cam-ları kırma işlemine başlıyorlar, Tayyip'i baygın olduğu halde hasta-neye taşıyorlardı. Tayyip'in geceyi zor geçirdiğini, rahatsız olduğunu korumalara söyleyen, dolayısıyla kulağı bu nedenle Tayyip'te olması gereken Emine, tüm Türkiye ayaktayken hastaneye gitmemek için ya dire- niyor ya da haberi olmuyor, ancak 6,5 saat sonra Tayyip'i hastane-ye ziyarete gidiyordu. Öyle ya gece şu veya bu şekilde zor geçmişti. Tayyip sabaha ka-dar uyuyamamıştı. Bu nedenle Sara'dan Şeker'e, Şeker'den Yük-sek Kolesterole kadar birçok sıkıntısı olan Tayyip için gündüzün de zor geçeceği belliydi. Emine bunu korumalara söylüyor, ancak ölüm döşeğinde olan kocasıyla ilgilenmiyor, o gün Tayyip için Cumhurbaşkanlığı hayal oluyor, geceki sıkıntıyı nasıl öğrendiyse basına sızdıran Abdullah Gül ise Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturuyordu.
Yeşil kuşak teorisinin devamı olup önderliğini Fethullah Gülen ve Tayyip'in yaptığı ılımla İslam ile Yahudi ve İslam inancı çorba haline getiriliyordu...
"Son derece ahlaksız, şerefsiz, haysiyetsiz ve kalleş biriydi. Maaşlı bir eleman iken aldığı rüşvetleri yastık altında biriktirdi. Foyası ortaya çıkmaya yüz tutunca, siyasetin dokunulmazlık zırhına bürünmek istedi. Önce Belediye Başkanı oldu. Yağcılık yapa yapa, rüşveti her yere bulaştıra bulaştıra yükseldi. Yağma, talan, soygun ve vurgun etiketi oldu. Yalanlarıyla insanları kandırdı, kamplara ayırdı. Namuslu insanları birer birer harcadı. Atatürkçü insanlara komplolar kurdu. Öylesine yüzsüz, öylesine utanmaz, öylesine alçaktı ki, yolsuzluklarını ortaya çıkaranları hain kendisini ise vatansever ilan etti... Kimden bahsedildiğini anlamışsınızdır. Tabii ki; Zübük'ten. Aziz Nesin'in ünlü eserindeki Zübük'ten!..
"Müslüman" Erdoğan'ın Kâfirlere Duası
Tayyip Erdoğan, 2003 yılında Amerikalıların Irak'ta katlettiği bebekler dahil binlerce Müslüman sivil için kılını dahi kıpırdatmaz iken, Wall Street Journal'a verdiği demeçte Amerikalılara şöyle hitap ediyordu: "Kahraman çocuklarınızın anavatana en az kayıpla dönmesini umuyor ve dua ediyoruz." Ve devam ediyordu, Tayyip; "Tanrı ABD Başkanı'nı İsa Mesih'in yolundan ayırmasın." Tayyip'in Dışişleri Bakanı ise o günlerde şöyle konuşuyordu: "Biz katılmazsak daha fazla Amerikan askeri ölür."
"Bakatoğlu sülale ismi. Bakatoğlu 'isyancı' anlamına geliyor. 1800'lü yılların başlarında Rize yöresinde valiye karşı şiddetli bir isyan var. Bakatoğlu ailesi de bu isyanı destekliyordu. Bu sebeple aileye 'Bakatoğlu', yani 'isyancı' deniliyor. 1934 soyadı kanunu-nun çıkmasıyla birlikte Bakatoğlu ailesi " Erdoğan" soyadını alı-yor. Eğer tarihi sülale ismine bağlı kalsaydı, bugün Başbakan'ın so-yadı 'İsyancı' kalacaktı." Gördünüz mü? Dinci Vakit Gazetesi kendilerince Tayyip'in itibarını kurtarmak için yine Tayyip'i yalanlamakla kalmıyor, isyancı bir aileden gel-diklerini, haksızlıklara karşı isyan ettikleri gibi gerçek dışı açıkla-malarda bulunuyordu. Eğer aile gerçekten haksızlıklara karşı isyan etseydi, sülale isimleri olan "Bakatoğlu'ndan utanmaz, soyadı ola-rak onu alırlardı.
Resim