Tam Zamanı (Kalbin Sürgün Kıvamı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
25
Gösterim
Adı:
Tam Zamanı
Alt başlık:
Kalbin Sürgün Kıvamı
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059853613
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bengisu Yayınevi
Göğe en uzak yer… Merhametin kalbi… Doğumun ve ölümün can damarı… Bağrına basılan tohum… Sonsuz zamana, son yolculuğa göllenip cümle kâinatı biriktiren kadife el.

Toprak, turâb, hâk ve eskilerin diliyle kurumak; kulağıma fısıldanan ilk isimlerim…

Hesabı şaşmış, hırpalanmış, delik deşik edilmiş toprağım ben. Üzerime atılmış onca tohumu, pütür pütür eline inat sabrın gövde bulduğu beli büküklerin nazını çekerim. Bana bakan yönüyüm hayatın. Kömür karası da elmas parçası da göğsümde sabahlar. Kucak dolusu toprağım ölür gider, susar kalır, diriltir yağan yağmur ya da kar tanecikleri. Kırışık ellerimin üzerinden eser meltem esintisi. Saçlarım gözlerime kadar iner estiğinde sert bir poyraz, karayel… Çatlayacak kadar susuz kaldığım da olur, üzerimden kayıp giden parçalarım da kalabalık yağmurların ertesinde…

Kanım çekilir, dudaklarım Kerbela’ya düşer, mecalim kalmaz ve iki parçaya bölünür yanım yörem. Yavaş yavaş ölürüm ve orada başlar benim felaketim.

Ardından homurtularıyla, coşkunlukla döküldüğünde,ya da sicim gibi işlediğinde ve kurşun gibi değdiğinde gökten dökülen yağmur, taşıyamaz olurum sırtıma yüklenen rahmeti…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tam Zamanı
Alt başlık:
Kalbin Sürgün Kıvamı
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059853613
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bengisu Yayınevi
Göğe en uzak yer… Merhametin kalbi… Doğumun ve ölümün can damarı… Bağrına basılan tohum… Sonsuz zamana, son yolculuğa göllenip cümle kâinatı biriktiren kadife el.

Toprak, turâb, hâk ve eskilerin diliyle kurumak; kulağıma fısıldanan ilk isimlerim…

Hesabı şaşmış, hırpalanmış, delik deşik edilmiş toprağım ben. Üzerime atılmış onca tohumu, pütür pütür eline inat sabrın gövde bulduğu beli büküklerin nazını çekerim. Bana bakan yönüyüm hayatın. Kömür karası da elmas parçası da göğsümde sabahlar. Kucak dolusu toprağım ölür gider, susar kalır, diriltir yağan yağmur ya da kar tanecikleri. Kırışık ellerimin üzerinden eser meltem esintisi. Saçlarım gözlerime kadar iner estiğinde sert bir poyraz, karayel… Çatlayacak kadar susuz kaldığım da olur, üzerimden kayıp giden parçalarım da kalabalık yağmurların ertesinde…

Kanım çekilir, dudaklarım Kerbela’ya düşer, mecalim kalmaz ve iki parçaya bölünür yanım yörem. Yavaş yavaş ölürüm ve orada başlar benim felaketim.

Ardından homurtularıyla, coşkunlukla döküldüğünde,ya da sicim gibi işlediğinde ve kurşun gibi değdiğinde gökten dökülen yağmur, taşıyamaz olurum sırtıma yüklenen rahmeti…

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • diren cenik

Kitap istatistikleri