·
Okunma
·
Beğeni
·
584
Gösterim
Adı:
Tanrı, Ölüm ve Zaman
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
231
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752984509
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dieu, la Mort et le Temps
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitabevi
Yirminci yüzyıl felsefesi üzerinde derin ve kalıcı izler bırakmış bir filozofun, Emmanuel Levinas'ın 1975-1976 akademik yılında, Sorbonne Üniversitesi'nde verdiği derslerin bir dökümü elinizdeki metinler. Ölüm ve zaman kavramları Levinas'ın neredeyse tüm yapıtını kat eden iki kavramdır. Bununla birlikte, Tanrı'yı ve Varlık'ı zaman zaman iç içe geçen, zaman zaman da birinin diğerini gölgelediği bir karşılıklılık ilişkisi içinde ele alır. Esas olarak Tanrı düşüncesi etrafında biçimlenen idrakı metafizik vurguların zırhından soymaya çalışır adeta. Bütün bunları yaparken Husserl'den Heidegger'e, Rosenzweig'dan Buber'e açılan geniş bir parkuru enine boyuna adımlar. Ne Tanrı'yı salt teolojik bir kategoriden itibaren çözümleyen, ne de Varlık'ı sadece ontolojik bir açıdan kavramlaştıran, toplumsal vicdandan dil sorununa dek ayrıcalıklı bir felsefi düşünüşü besleyen bir etki Levinas'ın yarattığı. Aynı zamanda düşünürün farklı kitaplarında dile gelen fikirlerinin bir özeti bu çalışma.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Ölümün hiçliğini bütün saflığıyla düşünmenin imkânsızlığını öncelikle belirtmek gerekir. Hegel, felsefenin başlangıca yerleştirdiği farklı kendilikleri/varolanları (Seiende) (su,nous vb.) gözden geçirdikten sonra, başlangıcın öncelikle belirlenmiş olarak düşünülemeyeceğini söyler. Felsefenin başlangıcı böylece başlangıcın felsefesi olur. Bu durumda düşünce, belirlenimin içerdiği şeyi belirleyecek ve açıklayacaktır: Bu belirlenimsiz olana eklenebilecek çeşitli yüklemleri belirlemek.

Bu durumda, saf, boş ve belirlenimsiz varlıkla başlamak gerekir. Başlangıçta gereken şey, bir şey olması gereken bir hiçliktir. "Henüz hiçbir şey yoktur ve bir şeylerin olması gerekir. Başlangıç saf hiçlik değildir, bir şeylerin çıkması gereken bir hiçliktir; varlık da onun içinde zaten içerilmiştir" diye yazar Hegel...
...
...Hiçlik varlık boyunca koşar.
Emmanuel Levinas
Sayfa 72 - Dost Kitabevi
...Söylemek, ben'in kendi kimliğinin ötesinde kendini ikâme ederek ve böylece biricikliğini ortaya serrek geri dönüş içinde soyunduğu tek tarzdır. Bu durumda özne, eşitlediği dünyaya açılımı içinde aşkın öznellikle eşdeğer görülemez. Söylemek, bilincin ya da yükümlülük almanın içinde durmaz ve hitap ettiği kimseyle bir bağlantı belirtmez. Kendini sonuna kadar sergilemenin, sınırsızca sergilemenin bir tarzıdır.

Rehin olan öznenin başlangıcı yoktur: her mevcudiyetin berisindedir. Bu nedenle bellek öznelliğin senkronize etmeyi başaramaz. Asla şimdiki zaman olmamış bir geçmişe, kökensellik-öncesi duygulanım olan çok eski bir geçmişe öteki tarafından göndermedir. Bu öznellik, yakının yakınlaşması olarak yakınlığın düğümünde içerilmiştir. Paradoksal yakınlaşmadır bu; çünkü bu yakınlaşmayla birlikte, mesafe yakınlaşma ölçüsünde artar ve ne kadar yakın olunursa o kadar uzak olunur. Fakat bu paradoks Sonsuz'un şanını genellikle özneler-arası olarak adlandırılan ilişkinin içine dahil eder. Bu ilişkiden Sonsuz, muzaffer olarak ayağa kalkar.
Emmanuel Levinas
Sayfa 157 - Dost Kitabevi
...Biz dünyanın içinde dünyaya geliriz ve dünyanın içinde dünyadan çekip gideriz. Dünyanın içinde, zaten dünyevi olanın altında sınıflandırılmışızdır. Kurtuluş yoktur.
Emmanuel Levinas
Sayfa 90 - Dost Kitabevi
...Böylece Tanrı, tematikleştirilmiş olarak ve varlığın akışı içinde sürüklenerek "felsefeye girer". Oysa bizim burada aradığımız Tanrı inanılmaz bir şekilde varlığın ötesi anlamına gelir. Dolayısıyla, insan ile onu aşan şey arasında bir ilişki nasıl olabilir? Aşkınlığı içinde varlığın ötesi nasıl düşünülebilir? Felsefenin tarihi aşkınlığın yıkımıdır, içkinliğin savlanmasıdır ve temelde ontolojik olan rasyonel teoloji yükseklik zarflarıyla bu aşkınlığı ifade eder: Tanrı yüksek düzeyde var olur, bütün yüksekliklerin üzerinde bir yüksekliği belirtir.

Fakat bu yükseklik de hâlâ ontolojiden mi kaynaklanmatadır? İçkinlikten bir kopuş değil midir? Yüksekliğin kipliği, başlarımızın üzerinde uzanan gökyüzünden alınmamış mıdır? "Üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası"; bu Kantçı formül tematikleştirilemeyen'i söylemiyor mu?
Emmanuel Levinas
Sayfa 199 - Dost Kitabevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanrı, Ölüm ve Zaman
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
231
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752984509
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dieu, la Mort et le Temps
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitabevi
Yirminci yüzyıl felsefesi üzerinde derin ve kalıcı izler bırakmış bir filozofun, Emmanuel Levinas'ın 1975-1976 akademik yılında, Sorbonne Üniversitesi'nde verdiği derslerin bir dökümü elinizdeki metinler. Ölüm ve zaman kavramları Levinas'ın neredeyse tüm yapıtını kat eden iki kavramdır. Bununla birlikte, Tanrı'yı ve Varlık'ı zaman zaman iç içe geçen, zaman zaman da birinin diğerini gölgelediği bir karşılıklılık ilişkisi içinde ele alır. Esas olarak Tanrı düşüncesi etrafında biçimlenen idrakı metafizik vurguların zırhından soymaya çalışır adeta. Bütün bunları yaparken Husserl'den Heidegger'e, Rosenzweig'dan Buber'e açılan geniş bir parkuru enine boyuna adımlar. Ne Tanrı'yı salt teolojik bir kategoriden itibaren çözümleyen, ne de Varlık'ı sadece ontolojik bir açıdan kavramlaştıran, toplumsal vicdandan dil sorununa dek ayrıcalıklı bir felsefi düşünüşü besleyen bir etki Levinas'ın yarattığı. Aynı zamanda düşünürün farklı kitaplarında dile gelen fikirlerinin bir özeti bu çalışma.

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Kör Kayıkçı
  • Celt
  • Enes
  • Neslihan Yılmaz
  • ayşe ayhan
  • Emre özkasap
  • Mümin Nietzsche...
  • Gürkan
  • Berat Ceylan
  • Hakan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%25 (1)
8
%50 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0