·
Okunma
·
Beğeni
·
61,3bin
Gösterim
Adı:
Tanrılar Okulu
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
443
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056105203
Orijinal adı:
La Scuola degli Dei
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sinedie Yayınları
Baskılar:
Tanrılar Okulu
Tanrılar Okulu
"Bir Oluş Okulu kuracaksın, 
Gerçekleştirecek düşü olanlar için bir Üniversite...
Bireylerin, Düş`ün var olan en gerçek şey olduğunu, insanın gerçeklik olarak adlandırdığı şeyin, kendi düşünün yansımasından başka bir şey olmadığını öğrenebilecekleri bir Okul. 

Bir sorumluluk Okulu oluşturacaksın, 
Uygulamacı düşleyenler; eylem filozofları için bir Okul, 
Mutluluğun ekonomi olduğunu, refahın, uyumun ve güzelliğin her insanın doğuştan hakkı olduğunu öğrenecekleri bir okul...

Sonu olmayan bir Okul oluşturacaksın...
Bir Tanrılar Okulu...
Bu Okul, Benim adımlarımla, 
Benim nefesime sahip olacak.

Hiçbir saldırıdan korkma!

Dış dünyadan gelen bir saldırı, gerçekten anlamak ve değişmek isteyenler için çok değerli bir armağandır.

En acımasız olan dahil her zarar veren saldırı, sadece, kendi kendine düşleyip eyleme geçirdiğin bir iyileşme süreci olarak meydana gelebilir."
443 syf.
·4 günde·9/10 puan
Bu kitabı okumak isteyenlere ve başlayacak olanlara naçizane tavsiyem lütfen önyargıyla yaklaşmamaları ve kitabın eleştirisel üslubundan dolayı ilk sayfalarından okumayı bırakmadan bir şans vermeleri olacaktır.

Dream ile tanışmaya hazır mısınız ?
Yaşantınızda yanlış giden şeylerin olduğunu fark ettiğinizde ve sorgulama başladığınızda size yolunuza ışık tutacak bir kitaptır.Bazı kitapları okuyup bitirdikten sonra konusu neydi diye soranlar olur ve onlara tam olarak neyi anlattığını izah edemezsiniz ama aslında kitabın tam olarak biz insanları ele aldığını ve insanlık adına her şeyden bahsettiğini hissederek ve düşünerek okuduğunuz kitaplar vardır ya bu kitap tam olarak o kitaplardan.Kitaplar genelde topluma hitaben yazılmış gibi görünse biz bireylerin özüne hayatımıza yazılır.Tanrılar Okulu kitabı benim için diğer kitaplar da olduğu gibi bir kez okuyup yerine bıraktığım bir kitap değil tekrar tekrar okuduğum ve kendimi bulduğum bir dost Tanrılar Okulu sayesinde kendimi daha iyi anlayabiliyorum, çevremdeki kötülüklere nasıl davranabileceğimi öğrendim, artık bencil egoist olmak yerine olan kötülüklerden ders çıkarmayı özümü ve hayatı daha iyi ayrıca bu kitap sayesinde önemli olan şeyin dünün yada yarın değil şimdi anın önemli olduğunu geçte olsa anladım.
Kitabın üslubuna ve konusuna gelecek olursam genel okur kitlesi için ağır bir dil kullanılmış lakin işlediği konulara vakıf olan kişiler için ağır olmayacak şekilde bir üslup kullanılmış.Sadece üslubun ağırlığı kelime haznesinin geniş olmasından değil de her cümlesinin düşünülerek okunması gerektiği içindir.Konu olarak yer yer boşluklar olsa bile muazzam üsluptan dolayı bu kusuru görmezlikten geliyorsunuz.Konu olarak ise pozitif düşüncenin önemi, insanların bakış açılarını değiştirdikten sonra yaşanan değişiklikleri, insanın kendisini iyi tanımasını affetmesini ve eleştirmesini yeri geldikçe yapması gerektiğini iletmeye çalışıyor.Kitapta bazı mantık hataları da olsa genel itibariyle gayet iyiydi.Benimde iş hayatında sınav sonucum istediğim gibi olursa psikiyatri branşını seçme ve hastalara bakış açımı değiştirmeme yardımcı oldu.İncelememi bitirirken kitaptan beğendiğim güzel satırları sizlerle paylaşmak isterim .

"Kendini tanımaya başlarsam dünyanın neden bu hâlde olduğunu da anlayacaksın."
"Sen kendine yatırım yaparsan yaşamda sana yatırıp yapar."
"Yaşamda boşluklar yoktur. Eğer sen, kendini yeni bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bunları doldurmazsan, bunu senin adına bütün zalimliğiyle o yapacaktır.
Görmezsen, ya da görmeyi istemezsen, hastalık vahimleşir ve yaşamının komedisi giderek daha ıstıraplı bir hale gelir. Her şey sana bu trajedinin nedenini göstermek ve seni bütün bunların kaynağına gerisingeri götürmek üzere ortaya çıkar... ve bir gün devreye girip, ölümlü yaşam vizyonunu değiştirmem sağlamaya çalışır."
Keyifli Okumalar Dilerim...
443 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Herkese merhaba
Daha önce iki kez okunmayı deneyip yarım bırakmıştım bu kitabı. Hayatıma girme zamanını doğru ayarlayamamışım galiba:)
Kitapların da insanlar gibi olduğunu düşünmüşümdür hep. Doğru zamanda doğru şekilde hayatımıza girmeliler...

Ama kitabı okuduğum süre içerisinde defalarca yarım bırakma isteği kapladı içimi. Yine mi doğru zaman değildi yoksa :D
Söylenerek başının etini yediğim arkadaşlarımdan özür diliyorum bu vesileyle :)

Neyse gelelim kitaba...

Hepimizin hayatında bir dönüm noktası vardır. Kimimiz bunu kaçırır ve hayatının içinde kurcalanarak ömrünü tüketir. Bazılarımızın ise gözü daha açıktır bunu farkeder ve böylece "yeniden yaşamaya" başlar.

"Tanrılar okulu", Dreamer ile karşılaşması sonucu hayatı değişen veya belki de değiştirilen bir adamın yaşam yolculuğunu anlatıyor bize. Aslında bizden biri o. Hepimizin yaptığı kadar hata yapan, acı çeken, mutlu olabilmek için çırpınıp duran, zaman zaman hüzünle dalgalanan sıradan bir adam... Ama bir gün Dreamer ile karşılaşıyor ve hayatı değişmeye başlıyor.

Kelimenin tam anlamıyla içsel yolculuğa çıkarıyor bizi kitap. O kadar biz ki anlatılanlar. O kadar hayat ki yazılanlar... Okudukça kendi hayatını, seçimlerini, yaptıklarını gözden geçirmesi gerektiğini hissediyor insan.

Belki de çoğumuzun yapamadığı belki yapmaktan çekindiği bir iç hesaplaşma,
kendi gerçeğiyle yüzleşme...
En zoru kendimizle yüzleşmek değil midir zaten... En kolay da kendimize yalan söylemez miyiz biz...

Bu tür kitaplar okuduğumda döner kendi hayatıma doğru bakarım hep. Neyi daha farklı yapardım şimdiki ben olsam diye düşünürüm. Ama sonra da şimdiki benin o yolculuk sonunda oluştuğunu hatırlayıp rahatlarım. Bazen zamanında, bazen nefeslenerek, bazen de çok geç kalarak ilerlemişim bugüne. Pişman değilim, yazarın 'aslında yok' dediği geçmişimden, sanırım önemli olan da bu...

Birçok açıdan tavsiye ederim kitabı aslında. Ben kimim. Ne yaşıyorum, kiminle yaşıyorum? Bu mu benim istediğim hayat? Ya da benim için istenilen mi bu? Bu kararları ben mi aldım yoksa desinler diye mi hayattayım... Adalet var mı ve gerekli mi? Parasız da yaşanır mı? Aşk var mı? Hayatımızdaki insanları seçmiş olmamız bir tesadüf mü yoksa aslında "tesadüf diye bir şey yok" mu ...
Sorgulamak isteyene her şeyi en ince detayına kadar sorgulatıyor kitap...

"Yaşam, onu düşlediğin gibidir." diyor yazarımız. Öyle gerçekten bence de. Neyi hayal edersek, neyin olacağına inanırsak o çıkar karşımıza. Güzel şeyler düş'leyelim ki güzellikler karşılasın bizi ...


Buraya kadar çok iyi anlaşmıştık sevgili Stefano'yla. Ama sonra ...

Aslında tam olarak sevemediğim kitaplara inceleme yazmama kararı almıştım kendimce. Ama bu sefer durumlar farklı. Kitaptaki bazı "tıbbi hatalar" beni rahatsız etti. Dreamer yemek, içmek, sevişmek, uyku ve ölmek evet evet ölmek 'yanlış' diyor. Hepsinin azaltmalıyız, yemeği hatta bir öğüne indirmeliyiz gibi bir tavsiyede bulunuyor. Hepsine peki. Uygun değil ama denesin insanlar beni ilgilendirmez :)

*Fakat Anoreksiya hastalarını olaya dahil etmek affedilir bir durum değil ...
Oldukça hassas psikolojiye sahip, gerçekten açlıktan kendisini öldürmek üzere hasta grubuna "yemek gereksiz" demek onları intihara sürüklemektir!
Merak eden arkadaşlarım arama motoruna "anoreksiya nevroza" yazıp çıkan görsellere bir baksın lütfen. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

*Bir diğer konu; kahramanımız eşini kanserden kaybediyor. Dreamer bunu onun hüznüne, yanlış kararlarına vs gibi bir yığın saçma sebebe bağlıyor. Hmmm...
Oysa kanser etyolojisinde "kocanın çekti acılar" diye hiçbir başlığa rastlamadım ben. Atlamışım belki de!

*Veya böbrek hastalarına az su iç demek nasıl bir öneridir inanın anlamıyorum!

Stefano'cugun bizimle bir derdi var sanırım. Ölüp gidin asıl çözüm ölümde mi demeye çalışıyor acaba alt metin olarak?

Anlayamadım ben gerçekten. İlerleyen sayfalarda aslında hastalık yok diyecek kadar ileri gidiyor yazar.
Nasıl yok?
Hastaya neden dizinin ağrıdığında açıklamam gerektiğinde "aslında kireçlenme yok, kireçlenme aslında içinizde, kesinlikle dizinizde değil" desem nasıl olur bilmiyorum. Yeterince düş'lerseniz inanın kireçlenme geçecek mi demeliyim yoksa ????

Peki ya Corona? O da içimizde mi? Yeterince düş'lersek yoğun bakımlar boşalır mı?

Realist olduğum icin beni suçlayabilir misiniz?
Belki bazılarınız kitabı anlamamışsın diyecektir. Mümkün.
Ama her zaman ilk ve en önemli yaklaşımımız "primum non nocere/ önce, zarar verme!"dir bizim. O yüzden hekiminize danışmadan lütfen bu kitabı okumayın :) Ya da okusanız da fazla ciddiye almayın...
Mutlaka katacağı şeyler olacaktır. Her kitabın vardır...

Kitabı çok seven arkadaşlar umarım darılmazlar bana. Fikir hoş ama bence yöntem yanlış... :)

Aslında çok fazla şey var söylenecek kitapla ilgili ama sanırım artık susmam lazım...

Yine de... Azıcık düş'leyebiliriz sanırım :)
Kendimi çok adarsan, olacağına inanırsam olur mu dersiniz? Herşey yoluna girer mi?
Denemekten zarar gelmez sanırım. Belki de bir şeyler değişir. Başaramasak bile hayat yaşamaya değer...

Ozzy'den Dreamer benden size gelsin ♡
https://youtu.be/LCCiwPEdEpg

Kendinizi çok sevin ve bugünü yaşayın.
Yarın her şey için çok geç olabilir...
Sevgiyle kalın...♡♡
443 syf.
·20 günde·10/10 puan
Bu kitap herkese göre bir kitap değil demekle başlamak istiyorum. Çünkü insanların hayatlarında yaptıkları bir çok yanlışı yüzüne vuruyor. Sert eleştirilen olduğu bir kitap. Birde din konusunda keskin düşünceleriniz varsa ne kendinizi eziyet edin nede kitabın değişik felsefesini yerin.
Kitaba gelince dil bakımdan ağır ve edebi yönü bakımından zengin. Kurguda yer yer boşluklar olsa da genel itibariyle güzel ve konu olarak insanlığın kuantum'da olumlu düşünmenin genel olarak getirileri , insanların kendi kendine vücuduna verdiği besin veya nefes almadaki yanlışlıklar ve kendi kendimizi pasivize ettiğimiz üzerinde genel özeti bence.
Özel olarak bazı noktalarda mantık hatası olduğunu düşünüyorum. Son kısım bence biraz aceleye getirilmiş ve büyük kitlesel bir duruma geleceğini düşünmüyorum. Çünkü çoğu insanda geniş hayal kurma kapasitesi yok. Eğer okuyup felsefesini beğenirseniz kesinlikle kendinize bir Dreamer bulun. Çünkü mantıksal olarak kabul etseniz bile kitapta çokça bahsedildiği gibi içimizdeki tembellik çok fazla bahane üretecektir. Son olarak da eğer hayatınızdan memnun değilseniz ve kötüye doğru gidiyorsa kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
443 syf.
"Düşle, düşle, düşle...
asla düşlemekten vazgeçme.
Gerçeklik arkasından gelecektir”

Kitap kesinlikle ,tam bir yastık yanı kitap.

Yazar özetle diyor ki, sadece bu an var, kutsal, sonsuz ve herşeye kadir olan bu an!
Onu iyi kullan!
Çünkü o senin tek şansın diyor.
Mutluluğunun üzerindeki tek engel sensin diyor!
Dünyayı kurtarmaktan vazgeç, kendini kurtar dostum diyor.
Düşlerine, dileklerini dikkat et ! onlardır bu dünyayı şekillendiren diyor.
Dünyada savaş ve nefret varsa,
bu senin düşlerinde ve içinde olduğu için var diyor.
Çok haklı bence de,
kime sorsan dünyadaki savaş ve nefrete hayır der...
Ama kendi kişisel dünyasında,günlük hayatında hep nefreti besler!
Hep birilerinden nefret etmek için küçük sebepleri bekler...
443 syf.
·8/10 puan
İlk 100 sayfasıyla yüze tokat gibi inen ancak sonraki 300 sayfayla beni hüsrana uğratan bir kitap ...Yine de o ilk 100 sayfa için okunması gereken kitaplardan .
443 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Mea culpa - Suç benim...

Tanrılar okulu!Cidden deli bir kitap,bir kez değil,bir kaç kez okunması gerekenlerden.Kişisel gelişim kitaplarından biri daha diyerek burun kıvırarak almıştım elime önce,ancak okumaya başladığımda...
Varoluşçuluk konusunda açılan yeni bir delik,yeni bir mağara,okudukça daha da derinlere gidiyorsunuz ve çok daha derinleri merak ediyorsunuz.

Binlerce yıl öncesinden gelen Tasavvuf mu yoksa Düalizm mi diyeyim inanın karar veremedim ancak binlerce yılın birikmiş deneyim ve öğretileri aha anca bu kadar ustaca bir kitaba dönüşebilirdi.Türünün en iyi örneği diyebilirim.BAŞUCU KİTABI!Yaşadığınız an,zaman,hayatınızın değeri ve anlamı.

İnceleme biraz karışık olacak sanırım,umarım anlaşılır.Bu kitap hakkında yazılacak inceleme emin olun bir kitap daha yapar,sadece kısaca şunu söyleyeyim "Bu kitabı okuyun"

Dünya'da en kötüden en iyiye her şey biziz ve her şeye biz sebebiz...
Düşünüyorum o halde varım - Descartes,
Düşünüyorum o halde yapıyorum-işte bu kitap.
Felsefeden falan bahsetmeyeceğim çünkü sadece felsefi değil aynı zamanda varoluşçuluk,tasavvuf,antropoloji,biyoloji,düşünce bilim.

İşte hayatınızın mutfağı bu kitapta.Her okurun düşünce yapısına,hayata bakış açısına ve felsefesine göre değerlendireceği satırlar,sayfalar ama kim olursanız olun,sizden ve size gereken bir şeyleri mutlaka bulacaksınız bu kitapta.Tabiiki size ters veya mantıksız gelecek kısımlarda olabilir,örneğin işi gücü bırakıp bir şeylerin peşine düşmek gibi :) ama kitabı bitirdiğinizde bütünlüğü görebiliyorsunuz.

Hayatınızı sorgulamanın zamanının geldiğini ama bunu nasıl yapacağınızı düşünüyorsanız biran önce bu kitaba başlayın.Ben okumakta geç kalmışım.Karlı bir okuma oldu.

Yaşantınızı olumsuz duyguların yönettiğini,aslında geleceği bilmediğinizi değil,sadece unuttuğunuzu öğreneceksiniz ve vereceğiniz tepki...

Fikrimi şu şekilde belirteyim;piyasadaki bütün kişisel gelişim kitaplarını,ticari kazanç adına karalanmış bütün o safsataları (aşağılamak,karalamak değil amacım ama piyasada kişisel gelişim kitabı olarak raflarda yer bulan kitapların %90'ı çöp bence,tabi buda kişiden kişiye değişir) geri dönüşüme gönderelim ve onların yerine raflara sadece bu kitabı koyalım,inanıyorum ki çok daha kazançlı çıkarız.

Stefano D'Anna bu sayfaları yazarken nasıl bir ruh halindeydi bilemem ama kötüden iyiye,karanlıktan ışığa,siyahtan beyaza doğru zorlu bir yolculuk yaptığını görebiliyorum.Hayatınızın bir çok zorlu yerinde size rehberlik edecek,tabi onu kabul ederseniz.İncelemesi de bu kadar şişirilmiş bir kitaba sizin yerinizde olsam bende mesafeli yaklaşırdım ancak okuyacağınız cümleler sizi mutlaka olumlu veya olumsuz düşünmeye itecektir.Bu tür kitapları okumayı pek sevmem ama bunu sevdim,değişik geldi,verdiklerinin hepsini de alabilmek pek mümkün olmasa da kırıntı dahi alabilmenin yararlı olduğunu düşünüyorum.

Her şeyi bir kenara bırakarak,tertemiz bir zihinle kitabın sonunu görmenizi ümit ediyorum.Tekrarlayayım;mutlaka okunması gereken başucu kitaplardan biri bu kitap.(tabi her bireyin düşünce ve bakış açısı farklı ama yinede okunmalı derim)

Bu kitapla o uçsuz bucaksız bilgelik mağarasına dalın,korkmayın haritanız bu kitap işte,hem o mağaranın kapısında ayrıca Dreamer sizi bekliyor.Bundan sonra düştüm,zordayım,çıkmazdayım,karamsarım,ümidim yok v.b. kelimeleri kullanmadan önce Dreamer'ı ve Tanrılar Okulu'nu hatırlayacaksınız.Bu kitap size diğerleri gibi varolmanızın anlamını anlatmayacak,onu zaten bildiğinizi gösterecek.Ferrarisini Satan Denyo'yu birakın ve Dreamer'la mutlaka tanışın.

Aha!Bir şey daha Montaigne-Denemeler ;) (bu ne iş demeyin Tanrılar Okulu'nu okuyunca anlarsınız)

Belli mi olur,sizin yakıtınız da belki bu kitaptır,bir deneyin derim,okumakla bir şey kaybedilmez,anca zaman ;)

Bu kitap özel tavsiye.
443 syf.
·10 günde·Beğendi
Kitap  çok  ilğiçi çekiçi ve iddalı başladı.
Hayata karşı duruş konusunda spritüel bir havası vardı ama 100. Sayfadan sonra kısır bir döngüye girdi.
Hep aynı şeylerin tekrarını okuyormuşum gibi bir çıkmaza girdim.
Bitirmek için çok uğraştığım nadir kitaplar rafında yerini aldı. Tanrılar Okulu Stefano D'Anna
Tanrılar Okulu kişisel gelişim adı altında yazılmış bir kitap
Ne yani! benim kişisel gelişimimi bu kitap sağlayabilir mi?
Tabi ki de tek başına sağlayamaz ama çok iyi bir destek olabilir.
Hayatınızın temelini yaşadıklarınızdan ders çıkartarak kurarken bu tarz kitaplar da sizin çatınız olabilir. Çünkü insan yaşayarak öğrenir,yaşadıklarıyla hayatı çıkarımlar.. Okuyarak bilinçlenir, bilinçlenmek sorgulamayı getirir, zira;soruyu doğru sorabilmek doğru cevabı verebilmekten daha önemlidir.

Gelelim kitabın bana verdiği hissiyata,bir çok yerini okurken babamın sözlerini duyar gibi oldum( Bu dünyanın senin etrafında döndüğünü unutma, sen varsan ben varım,sen varsan bir başkası var, sen bu dünyada yoksan zaten hiçbir şey yok) gibi.

Yazarın insanların kalbini Pandora’nın kutusuna benzetip o kara delikten yayıldıklarını, aslında başlıca sorunun burdan kaynaklandığını insanların durmadan olumsuz düşüncelerini yenemediği sürece kötülüklerden kurtulamayacığımızı, dünyayı nasıl düşünürsek öyle olacağını savunmakta.
Bu savunmayı felsefik bir dille anlatmış olması belki de; bazı kişilere yazarın sözleri, karışık ve ağar gelmiş.
Bence gayet yalın, okunabilir, baş ucu yapılabilir,kişisel gelişimde katkı sağlaya-bilir..

Daha da ne diyeyim ;)) Okuyun.

“Bağımlı olmak, istem dışı bile olsa her zaman kişisel bir seçimdir. Hiç kimse veya hiçbir şey seni bağımlı olmaya zorlayamaz, bunu kendin için ancak sen yaparsın.” Unutmayalım :)
443 syf.
·Puan vermedi
“Oluş” üzerine yazılmış satırları okurken benliğinize katkınız oldukça büyük olacaktır. Dreamer karşımda oturup kişisel gelişim hakkında, evrenin gizemi hakkında konuştu durdu. Bildiğim şeylere farklı bakış açısı kazandırdı, bilip kendime itiraf edemediklerimi söyledi, bilmediklerimi öğretti. Bana katkısı büyük oldu. Lakin, kitapta sürekli aynı şeylerin tekrarlanması, Dreamer ın sürekli kötü yöndeki eleştirileri sonlara doğru sıkılmama sebep oldu. Yine de iyi ki okumuşum diyebilirim.
443 syf.
·86 günde·Beğendi·10/10 puan
“ Tepkisel olmaktan vazgeç! Dünyaya tepki vermek, onun kurbanı olmak demektir. Dünyadan ‘beklentisi’ olanlar çoktan kaybettiler. En büyük sır, dünyanın seni geliştirmek üzere hizmetinde olduğunu bilmektir ve ister olaylar ister koşullar olsun, her şeyin senin yolculuğun için yiyecek, besin ve itici güç olduğunun farkına varmaktır. “
443 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Şimdiye kadar bu konuda yüzlerce kitap okudum yada inceledim fakat bu kitap hususta okuduğum en zirve kitaplardan oldu.

Kitap başlarda bir çok mesajı veriyor, ortalara doğru azcık sıkabilir fakat sonlara doğru altın vuruşu yaptığını göreceksiniz

Bu kitabı herkes okuyabilirmi bilemiyorum fakat kendinizle özdeşleştirip iç sezgilerinizle okumanız gerektiği muhakkak

Kitabın ücretsiz e-kitap (e-pub) versiyonunu elde etmek isteyen benimle iletişime (DM) geçebilir
416 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Düşle, düşle, düşle.... asla düşlemekten vazgeçme. Gerçeklik arkasından gelecektir.

Tanrılar okulu aslında hepimizin üzerine düşündüğü, var oluş amacını keşfetme yolunda uzun uzadıya fikirler üretip yorumlar yaptığı içsel bir yolculuğun kitabıdır. Kitap başından sonuna kadar ,"mea culpa" yani "ben suçluyum" felsefesi ile hayatımızda başımıza gelen ve gelecek olanları tek sebebi sensin diyor. O, şu,bu değil. Ve her şey düşüncede vardır. Ve düşüncelerin seni yaratır.

" Her şeyde kendinizi suçlayin , başınıza her ne gelirse gelsin kendinizi sorumlu tütün. Bu düşünce gücü iki sonsuz kelime içinde özetlenmiştir." Ben suçluyum"

Ve değişimin özde kendinde başlanması gerekliliğinin altını çizerek. " Dünya böyle, çünkü sen böylesin" sözüyle mea culpa güçlendirilmiş oluyor. Hayatımızda tek bir gerçek var o da bugün " yarın değil " hayat anda ve şimdide gizlidir. "Geçmişte olanlar değil, ilerde olanları animsamaliyiz" Gecmis tozdur...
" İnsanlık tarihi, suçlu bir bakış açısının anlatımı, ona dair en aşağılık kısımların gerçeğe dönüşmesidir. Dünyanın bütün okullarında olduğu gibi, bu bitmek tükenmek bilmeyen suçlar dizisini hatırlamak da bizi kirletmekten başka bir işe yaramayacaktır".

Hayattaki her şeyin farkında ol ve farkındalık ışıktır. Hayat rastlantısal bir şekil de ilerlemez. Sadece geleceği zamanı bekler. Ve geldiği zaman bizi şaşırtır aslında biz gelmesi için önceden tüm yolları yapmisizdir ama fark etmek işimize gelmemiştir. " Rastlantısallik bir tür çürümüş, unutulmuş, gömülmüş niyettir. Aykırı bir düşünce olarak rastlantı, gerçek niyetin yerini alan gönülsüz bir niyettir.

Hayatımızda mutlaka bizi yönlendiren, fikirleriyle farklı bakis acıları kazanmanızı sağlayan insanlar olacaktır. Ama.her ne olursa olsun seçimlerimiz bize aittir. Bizler kendi aptallıklarımızı, yanlışlarımizi, dusuncelerimizdeki art niyeti kısaca tüm olumsuzluklarımizi görmek istemeyiz ve hep bir suçlu ararız. Ama en nihayetinde gerçekler su misali gelir seni bulur.

Kitabın her bir cümlesi o kadar güzel ki neresinden yazayım neresinden bitireyim desem sayfalar alacak bence siz en iyisi kendize bir iyilik yapın ve bu kitabı okuyun. Kendinizi bir terabi odasında hissedeceksiniz...


Ver bir kaç alıntı....
*Yeryüzünün dini bölünmedir! İnsan oğlunun her şeyin üzerinde hürmet ettiği ilahi varlık her zaman aynı olmuştur: Korku!
* İçinde bulunduğun koşulu terk etmek, bu roller hapishanesinden çıkmak için vizyonunu alt üst etmelisin
.* Yaşlanmak, hastalanmak ve ölmek, dünyanın betinlenmis halidir.
*her olayın başı ve sonu sensin..
*Dışarda olan hiç birşey yoktur. Dünya ve diğerleri senin zaman içinde dağıtılmış hallerindir. Birini sevmek kendinden bir parçayı sevmektir, küçülmek....parçalanmak demektir.

Kitapla kalın!
"Korkuların, şüphelerin ve aksi düşüncelerin seni
yönettiği sürece, senin dışında bir başkasına ya da herhangi bir şeye bağımlı
olman gerekecek. Kendini bundan kurtaramadıkça, bir şeye olan bağımlılığı
başka bir şeye olan bağımlılıkla değiştirip duracaksın.. Ama buna ne özgürlük
denir, ne de gelişme.
Dünya, senin onu düşlediğin gibidir; o bir aynadır. Dışarıda kendi dünyanı bulursun, yarattığın, düşlediğin dünyayı. Dışarıda kendini bul! Git ve kim olduğunu gör... Diğerlerinin, senin içinde taşıdığın yalanın, uzlaşmanın, cehaletinin yansıyan görüntüleri olduğunu keşfedeceksin... Değiş... ki dünya değişsin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanrılar Okulu
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
443
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056105203
Orijinal adı:
La Scuola degli Dei
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sinedie Yayınları
Baskılar:
Tanrılar Okulu
Tanrılar Okulu
"Bir Oluş Okulu kuracaksın, 
Gerçekleştirecek düşü olanlar için bir Üniversite...
Bireylerin, Düş`ün var olan en gerçek şey olduğunu, insanın gerçeklik olarak adlandırdığı şeyin, kendi düşünün yansımasından başka bir şey olmadığını öğrenebilecekleri bir Okul. 

Bir sorumluluk Okulu oluşturacaksın, 
Uygulamacı düşleyenler; eylem filozofları için bir Okul, 
Mutluluğun ekonomi olduğunu, refahın, uyumun ve güzelliğin her insanın doğuştan hakkı olduğunu öğrenecekleri bir okul...

Sonu olmayan bir Okul oluşturacaksın...
Bir Tanrılar Okulu...
Bu Okul, Benim adımlarımla, 
Benim nefesime sahip olacak.

Hiçbir saldırıdan korkma!

Dış dünyadan gelen bir saldırı, gerçekten anlamak ve değişmek isteyenler için çok değerli bir armağandır.

En acımasız olan dahil her zarar veren saldırı, sadece, kendi kendine düşleyip eyleme geçirdiğin bir iyileşme süreci olarak meydana gelebilir."

Kitabı okuyanlar 2.159 okur

  • Fulya erman
  • Ömer Arıkan
  • Pınar Ömer
  • Hasan Gündüz
  • HAYBEDENLER ✔
  • Nevin Gürsoy
  • Mehmet
  • Özge Bükülmez
  • Kardelen Sazak
  • nazen demirel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%11.8
13-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%7.4
25-34 Yaş
%29.4
35-44 Yaş
%30.1
45-54 Yaş
%17.6
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.1
Erkek
%40.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.9 (329)
9
%14 (110)
8
%18.2 (143)
7
%9.2 (72)
6
%4.3 (34)
5
%3.6 (28)
4
%2 (16)
3
%1.3 (10)
2
%0.3 (2)
1
%1.4 (11)

Kitabın sıralamaları