Tanrılar Susamışlardı

7,9/10  (24 Oy) · 
70 okunma  · 
21 beğeni  · 
1.612 gösterim
Anatole France'ın 1912'de yazdığı bu kitapta Fransız devrimcilerinin terör uyguladıkları dönemin bir tablosu çizilir. Giyotin sürekli işler ve Devrim kendi çocuklarını da yemeye başlar. Robespierre burjuva sınıfının tam egemenliğini kurabilmesi için terörün gerekli olduğuna inanır ve eşitlik, özgürlük, kardeşlik savaşımında, devrimin susamış Tanrıları sel gibi kan akıtırlar. France, bu romanıyla Fransız Devrimi'ne, özellikle terör uygulamasına karşı kişisel düşüncesi ve tavrını da ortaya koyar; aşırılıklar, yanında yıkımı da getirir.
  • Baskı Tarihi:
    1999
  • Sayfa Sayısı:
    202
  • ISBN:
    9753432682
  • Orijinal Adı:
    Les Dieux ont soif
  • Çeviri:
    Erdoğan Alkan
  • Yayınevi:
    Kaynak Yayınları
  • Kitabın Türü:
DUA 
14 Ağu 2017 · Kitabı okudu

Kitabımızda tarihi bir aşk ve ülkedeki iç savaş anlatılıyor. Konu seçimi güzeldi de anlatış tarzı biraz ağır geldi. Kitabın başları fazla sıkıcıydı bana göre. Kurgu olmadığını bilmek bir kitabı daha anlayarak okumayı gerektiriyor. Tam adapte olmaya çalışırken karşıma çıkan yıldız işaretleri konudan habire kopmama vesile oldu. Neredeyse her sayfada bir dipnot vardı. Belki de bendeki baskısı bu şekildeydi bilemiyorum. İsimlerde çok olunca kafa karıştırdı. Bitirmek zor oldu. Yaklaşık bir ay sürdü okumam. Arada başka kitaplarla aldattım kendisini tanrılar affetsin. Ama sonuna nirvanaya ulaştık.

mehmet temiz 
 11 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı,kısa bir cümleyle,'' tarihin gerçeklerine bağlı kalınarak yazılmış müthiş bir roman '' diye tarif edebilirim. Kitap için ayrıca, ''1921 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Anatole France 'ın, 1912 yılında yazdığı ve Fransız İhtilalinin hemen sonrasındaki kargaşayı anlattığı muhteşem bir eser'' de diyebilirim.

Kitap konu olarak , Fransız İhtilalinden sonraki, o at izinin it izine karıştığı zamanı tüm ayrıntılarıyla bize bire bir yansıtıyor. Bunu yaparken de, İhtilal Mahkemesi Jüri Üyeliği yapan ve kendini tamamen cumhuriyete adamış,dürüst bir kişiliğe sahip olan Evariste ve etrafındaki kişileri ön plana çıkararak olayları bize anlatıyor. Böyle zamanlarda insanların nasıl farklılaştığını,karakterlerinin nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. Her gün çalışan giyotine insanların nasıl ve ne şartlarda gönderildiğini, insanları böyle kolayca giyotine gönderenleri bekleyen akıbetin de ne olduğunu, sanki tarih dersi verir gibi bize aktarıyor.

Tamamen gerçek olaylar üzerinden kurgulanarak, böyle büyük bir kargaşadaki bu kadar acı ve dramatik olayları, harika bir akıcılıkla bize anlatan bu eserin,
mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Ve okunmasını da tavsiye ediyorum.

kübra 
23 Oca 2017 · Kitabı okudu · 5 günde

Bilmediğim isimlerin çok fazla ve sürekli bulunmasina rağmen kitap asla surukleyiciligini kaybetmedi. Hem tarihe şahit oldum hem aşka. İnsan gerçekten yüreğiyle yargılamalı. Bugünün kahramanının yarının adisi olmayacağının garantisi olmadığını çok iyi anlatan bir kitap.

Büş 
21 Oca 00:26 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

Devrimden sonra Fransa…
Sokaklarında gezerken giyotinin yuttuğu insan cesetlerinin ve yoğun kanın metalik kokusu…
Halkın açlığı, sefaleti, korkusu. Her yer suç mahali! Herkes suçlu. Kim samimi , kim hain? Kitap bize devletlerin ideolojilerin sürekli bir döngü içerisinde olduğunu gösteriyor. Hepsi ama hepsi günün birinde yok olacak. Her sistem bir diğer sistemi yutmak için tasarlanmış adeta.
Olaylar Gamelin adında bir yurttaşın saf ve temiz ruhunun , vahşete nasıl kapıldığı üzerinden gidiyor. Gamelin iyi huylu, sakin , yufka yürekli . vatandaşlık duyguları yeterince kabarmış ama neden böyle olduğunu bilmeyen (ülkü ocağına neden gittiğini bilmeyen liseliler gibi) bir gençtir. Fransanın içinde bulunduğu durum onu yargıç konumuna getirir. Bir sanatçı olan Gamelin , nasıl yargıç oluyor diye sormayın. Sorgusuz sualsiz ölümler yaşandığı gibi böyle makamlara da torpille gelebiliyorsun. Gameline de bir kadın yardım ediyor. Sırf kendi çıkarlarını korumak adına onu bu makama getiriyor. Ancak Gamelin bu göreve ulaştıktan sonra benliğini kaybediyor. Gamelin’in geldiği son aşamayı en iyi bu alıntı anlatır sanırım.
“Gamelin’in yüreğini yumuşatmaya kalkmayın. İnsan değil onlar, eşyadır.”
Romanın başkarakteri Gamelin olsa da bence kitaba can alıcı noktayı veren bir Filozof ile Rahiptir. İkisi arasında geçen diyaloglar insanı din ve felsefe arasında bilgece bir sohbete dahil ediyor. Gerçekten kitabın keyifli bölümlerini bu ikilinin konuşmaları oluşturuyor.
Velhasıl kitap bize savaşın pis yüzünü , insanların içinde bulunduğu huzursuz ortamı tüm çarpıcılığıyla anlatıyor. Öyle bir yere geliyorsunuz ki kendi annenizi , kardeşinizi giyotine göndermeye çekinmiyorsunuz. Bu yönüyle 1984’ü hatırlattı bana. Fransa Devrimine tarihi bir bakış açısı kazandıracak bir kitap. Zevk alarak okudum. Savaşı bir Tanrı olarak görmek başka ona ibadet etmek bambaşkadır. Eğer ibadet eden taraftaysanız bu kitabı bir okuyun , sonra düşüncelerinizi gözden geçirin derim.

Tuğba Başar 
11 Oca 22:55 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dili ağır ama akıcı bi kitaptı. Fransız devriminden, dönemdeki sefillikten açlıktan zulümden ve gerçekten güzel bi aşktan bahseden kitap ben sevdim tarih kokan her kitabı sevdiğim gibi okuyacaklara tavsiye ederim dipnot çok başları biraz ağır ama güzel

Ferhat doğan 
04 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Zevkle okunurken hızlıca akıp geçen zamana,tarihe,aşka tanık olacaksın. Bazen zamanlar arası geçişlerle kendi zamanınıza hakim olan düşüncelere,zihniyetlere karşı eleştirel oklarını kitap aracılığıyla yönelttiğiniz gibi her sistemin kendi öz evlatlarını yediğini, yargılanan tarihte o gün koşullarına göre makul, şart olan uygulamalar karşı tarafın evlatları tarafından uygulanarak düşüncelerinin insani olarak hakim olmasını isteyen aktivistler,düşünürlerin bir bir öldürüldüğünü gayet açık ve yalın bir şekilde göreceksiniz. Fransız Devrimi'ne atfen yazılan, ancak geçmişten bugüne kadar devrim uğruna çaba sarf eden bütün ülkelerin akıbetini anlatan Anatole Franse'yi şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum.

Aylin Yaşar 
 27 Oca 2017 · Kitabı okudu · 13 günde · 9/10 puan

Yazarın zamanında nobel edebiyat ödülü adayı olmasına şaşmamalı. Sonunu tahmin ederken şaşırtan bir kısmı da oldu. Ben bu esere roman gözüyle bakmadım benim için tarih ders kitabıydı. Pratikte terör dönemini anlatmasının haricinde, teoride insanoğlunun yapısını anlatıyor, yani bu insanı anlatan bir romandır. İnsanı ve varoluşumuzdaki şiddeti anlamak isteyenler okumalıdır. Fransız ihtilalini ve terör havasını alıp idrak etmek isteyenler de okusunlar efendim

Funda 
07 May 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

İlk elli sayfasında ne okuduğumu anlamakta zorlansam da, sonraki sayfalarda soluk almadan okudum. Kitabın içindeki masum aşk, gücün getirdiği hırs duygusuyla nasıl karardığını görüyorsunuz.

Fırat İnan SARIÇİÇEK 
14 Kas 2017 · Kitabı okudu · 2985 günde · Beğendi · 10/10 puan

Fransız devrimlerinin, insanların duygularına hükmettiği dönemde, aşk, ihtiras, vatanseverlik, acı ve bu sırada durmadan kalkıp inen giyotinler...

Funda Temel 
18 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · Puan vermedi

Dönem romanı sevenler için tavsiye ederim. İlgiyle okudum. Sadece karakter sayısının fazlalığı ve isimlerinin karmaşıklığı okuyucuyu yorabilir. Bunun dışında kitap fanatizm açısından başlığını kesinlikle hakkediyor. Vatan sevdasının koltuk sevdasına dönüşmesi sırasında yaşanan naif aşk hikayesi de romana renk katıyor.

2 /

Kitaptan 80 Alıntı

Büş 
20 Oca 13:44 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Sosyal medyada savaş sempatizanlığı yapan klavye delikanlılarına;
Homeros'tan beri şairlerde askerleri övme hastalığı vardır. Savaş bir sanat değildir , savaşların sonucu raslantılara bağlıdır. Her ikisi de aptal iki general karşılaşıyor, elbetteki bu aptallardan biri sonunda kazanacak. Göklere çıkardığınız bu kılıç hamalları masallardaki turna kuşlarının kurbağaları yutması gibi bir gün sizleri boğazlarsa o zaman diyecek söz kalmaz, gerçekten tanrılaşmış olurlar. Çünkü Tanrılar iştahlarından belli olur.

Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 221 - Altın Kitaplar Yayınevi)Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 221 - Altın Kitaplar Yayınevi)
Emire Nişli 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gamölen kaşlarını çatarak:
- Anne, dedi, bugün acısını çektiğimiz bu kıtlık, halkı aç bırakan, Cumhuriyeti vatandaşların gözünden düşürmek ve özgürlüğü yok etmek için dış düşmanlarla anlaşan vurguncu ve karaborsacılar yüzündendir.

Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 27 - Karınca Kitabevi)Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 27 - Karınca Kitabevi)
sinan kaan 
09 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

insan başına gelecekleri bilse hayat çekilmez olur.

Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 61 - ida yayınları)Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 61 - ida yayınları)
Emire Nişli 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ben yargıcım. Ancak vicdanıma bağlanırım. Birine söz vermem görevime aykırı düşer. Yalnız mahkemede konuşmak ve başka her yerde susmak zorundayım. Artık sizleri tanımıyorum. Bir yargıcım: ne dost ne de düşman tanırım.

Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 107 - Karınca Kitabevi)Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 107 - Karınca Kitabevi)

Bu söze kulak verilmeli; insanlar oldukları gibi yönetilmeli, olmaları istenen gibi değil.

Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 125 - Fabula Kitap)Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 125 - Fabula Kitap)
Emire Nişli 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

FRANCE, Anatole

Fransız yazar. Toplumsal kurumları eleştiren romanlarıyla çağının insanlarını alışkanlıkların, yanlış inançların baskısından kurtarmaya çalışmıştır.

Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 7 - Karınca Kitabevi)Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 7 - Karınca Kitabevi)
sinan kaan 
09 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

insanların mutlu olabilmeleri için bazı şeyleri bilmemeleri gerekir. Şu bir gerçektir ki, çok zaman insanlar bilgisiz yaşar. Kendimizi hemen hemen hiç tanımıyoruz; başkasını da öyle.

Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 61 - ida yayınları)Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 61 - ida yayınları)
kübra 
19 Oca 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Bu kuklaları Loi Sokağı'ndaki oyuncak dükkanına teslim edeceğim. Bohçanın içinde bir alay insan var; hepsi benim yaratmış olduğum, haz ve üzüntülerden muaf, fani vücutlar. Ancak onlara fikir ve düşünce vermedim, çünkü ben iyi bir Tanrı'yım.

Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 16 - Fabula)Tanrılar Susamışlardı, Anatole France (Sayfa 16 - Fabula)