Tanrı’nın Doğası ve Mucizenin İmkanı (David Hume’un Antropomorfizm ve Mucize Eleştirisi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5
Gösterim
Adı:
Tanrı’nın Doğası ve Mucizenin İmkanı
Alt başlık:
David Hume’un Antropomorfizm ve Mucize Eleştirisi
Baskı tarihi:
Haziran 2007
Sayfa sayısı:
135
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753556569
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
İnsanın evrendeki yeri ve Tanrı‘yla olan ilişkisini anlamlandırma, mutlak ve gayp olanı insanın sınırlı algı alanı içerisinde ifade etme ve insanbiçimci düşüncenin üretilişinin dayanağı olan diğer etkenler, antropomorfizm yani insanbiçimciliğin çerçevesini oluşturmaktadır. Buna göre antropomorfizm, Tanrı‘yı, insan düşüncesi için kolay kavranılabilir kategorik bir yapı içerisinde temellendirme eğilimini ifade eden modern bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanrı hakkında konuşulurken antropomorfik bir tutum sergilemek, Tanrı‘yı insana da nispet edilebilen niteliklerle betimlemek kaçınılmaz bir durumdur. Ancak bazı din ve düşünce sistemlerinde Tanrı hakkında konuşulurken aşırıya gidilmiş ve Tanrı‘nın insana benzer bir varlık olduğu ileri sürülerek katı bir antropomorfik tutum ortaya konulmuştur. İslam düşüncesinde ortaya çıkan Mücessime ve Müşebbihe ile Hırıstiyanlıktaki Tanrı tasavvurları bunun en güzel örneklerindendir. İşte bu kitap ünlü İngiliz filozofu David Hume‘un katı antropomorfizme yönelik eleştirilerini ve mucizenin imkânıyla ilgili düşüncelerini tahlil etmektedir. Ancak Tanrı‘nın deneyin konusu olamayacağını ve bu konuda ileri sürülen fikirlerin bir varsayımdan öte anlam ifade etmediği kanaatinde olan Hume, buradan hareketle antropomorfizmi eleştirirken, mucizeler konusunda kendisi bir takım varsayımlarda bulunmakta ve mucizelerin olmadığını göstermek için kullandığı epistemolojik ve tarihsel kanıtlarda önyargılı bir tavır takınmaktadır. Kitapta, Hume‘un bu düşünceleri, eleştirel bir bakış açısıyla incelenmeye çalışılmaktadır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Hume, din ya da Tanrı tasavvurunun, insanın tutku ve düşüncelerinden hareketle oluşturulduğunu ifade etmektedir. O, dinsel inançların kökenini insanların doğal olaylar hakkındaki cahilliğine ve insan zihnini harekete geçiren kesintisiz umutlara ve korkulara dayandırmaktadır.
Hume'un varlığını onayladığı Tanrı'nın dinsel sistemlerdeki Tanrı değil, üzerinde spekülasyon yapılamayan ve kendisine deneyim unsuru olan hiçbir niteliğin atfedilemediği bir Tanrı olduğunu söyleyebiliriz.
Ünlü Alman filozofu Kant, spekülatif felsefe hakkındaki görüşünü değiştiren kişinin Hume olduğunu ifade etmektedir.
Berkeley, metafizik bir konu olan Tanrı ve ruhun deneyle izlenebileceğini ileri sürerken, Hume ondan daha katı bir empirist tavır sergilerek, bunların deneyin konusu olamayacaklarını ifade etmektedir.
Aristo teknolojisine göre, doğada var olan her şeyin belli bir amacı bulunmaktadır. Her nesne kendinde bulunan bu amacı gerçekleştirmek için hareket etmekte, doğasında bulunan ereğe göre varlığını sürdürmektedir. Örneğin yapraklar meyveleri korumak içindir.
Hume, dinin ister tek tanrılı isterse çok tanrılı olsun insan ürünü olduğunu, bundan dolayı dinlerin antropomorfik unsurlarla iddia etmekte ve tektanrılı dinlerin, çoktanrılı dinlerin bir evriminin sonucu olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır.
Feuerbach'e göre insan, kendisinde görmek istediği ancak bir türlü görmeyi başaramadığı nitelikleri hayali bir varlığa yansıtmaktadır. Feuerbach için dinin kökeninde insanın kendisi bulunmaktadır. Tanrı düşüncesi insani unsurların bir üstün güce atfedilmesinin sonucudur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanrı’nın Doğası ve Mucizenin İmkanı
Alt başlık:
David Hume’un Antropomorfizm ve Mucize Eleştirisi
Baskı tarihi:
Haziran 2007
Sayfa sayısı:
135
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753556569
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
İnsanın evrendeki yeri ve Tanrı‘yla olan ilişkisini anlamlandırma, mutlak ve gayp olanı insanın sınırlı algı alanı içerisinde ifade etme ve insanbiçimci düşüncenin üretilişinin dayanağı olan diğer etkenler, antropomorfizm yani insanbiçimciliğin çerçevesini oluşturmaktadır. Buna göre antropomorfizm, Tanrı‘yı, insan düşüncesi için kolay kavranılabilir kategorik bir yapı içerisinde temellendirme eğilimini ifade eden modern bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanrı hakkında konuşulurken antropomorfik bir tutum sergilemek, Tanrı‘yı insana da nispet edilebilen niteliklerle betimlemek kaçınılmaz bir durumdur. Ancak bazı din ve düşünce sistemlerinde Tanrı hakkında konuşulurken aşırıya gidilmiş ve Tanrı‘nın insana benzer bir varlık olduğu ileri sürülerek katı bir antropomorfik tutum ortaya konulmuştur. İslam düşüncesinde ortaya çıkan Mücessime ve Müşebbihe ile Hırıstiyanlıktaki Tanrı tasavvurları bunun en güzel örneklerindendir. İşte bu kitap ünlü İngiliz filozofu David Hume‘un katı antropomorfizme yönelik eleştirilerini ve mucizenin imkânıyla ilgili düşüncelerini tahlil etmektedir. Ancak Tanrı‘nın deneyin konusu olamayacağını ve bu konuda ileri sürülen fikirlerin bir varsayımdan öte anlam ifade etmediği kanaatinde olan Hume, buradan hareketle antropomorfizmi eleştirirken, mucizeler konusunda kendisi bir takım varsayımlarda bulunmakta ve mucizelerin olmadığını göstermek için kullandığı epistemolojik ve tarihsel kanıtlarda önyargılı bir tavır takınmaktadır. Kitapta, Hume‘un bu düşünceleri, eleştirel bir bakış açısıyla incelenmeye çalışılmaktadır.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Hakan Orhan

Kitap istatistikleri