Tanrı'nın Psikopat Çocukları

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.958
Gösterim
Adı:
Tanrı'nın Psikopat Çocukları
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
648
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059371551
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
DİKKAT OKUYACAĞINIZ BU ROMAN HAYATINIZI ALT ÜST EDEBİLİR! Çocuğunuzun hayatını kurtarmak için cinayet işler miydiniz? Karşınıza şeytandan başka size yardım edecek kimse çıkmasaydı... Çocuğunuzun hayatı için şeytanla Tanrı arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydınız... Ve Tanrı, bu zor sınavda sizi şeytanla yalnız bıraksaydı...Bazen en masum insanın içindeki katil, sevdiği birinin acısıyla uyanıp bir psikopata dönüşebilir. NEFESİNİZİ İYİ AYARLAYIN. KİTABIN HIZI KALP RİTMİNİZİ BOZABİLİR. Gözünüzü dahi kırpmadan okuyacağınız, gerilimi damarlarınıza kadar hissedeceğiniz, yüksek tempolu, tehlikeli, şeytan işi bir roman! “Çünkü bu hikâye cennette yeri olmayanlar için. Giysilerinizi bırakın. Gittiğiniz yerde hiç üşümeyeceksiniz!” CEHENNEMDE YANACAKLARA ADANMIŞTIR!
(Tanıtım Bülteninden)
648 syf.
·19 günde·10/10
-Cehennemde yanacaklara adanmıştır-

Tanrı'nın Psikopat Çocukları, Alein Kentigerna’nın son kitabı. Bu kitapla yazarla tanışmış oldum. Yazar hakkında herhangi bir bilgiye ulaşılamıyor, gizemli ve bir o kadar da usta bir kalem bana göre.

Kitap bir polisiye-gerilim romanı. Bu türde yazılan her kitapta olduğu gibi, yazar, “suç ve bilinmezlik” içinde, son sayfaya kadar heyecanı eksik olmayan bir kurgu oluşturmuş. Şaşırtıcı ve olay örgüsü içinde beklenmedik sürprizlere sahip olması, yazarın olağanüstü hayal gücünün ne boyutlarda olduğunun bir ispatı. Anlatım tarzındaki ve kurgulamadaki başarısı, okuyucuya adeta bir film izliyormuş hissini veriyor.

Kitabın konusuna gelince; kitapta, Amerikalı bir hukuk danışmanı olan Frank Pauly’nin tecavüze uğradıktan sonra öldürülen kız kardeşinin intikamını almak için, 10 yıl boyunca yaptığı planı ve bu plan çevresinde gelişen ve beklenmeyen olaylar zinciri konu edilmiş.

Kitap her ne kadar polisiye-gerilim türünün bütün özelliklerini taşısa da, özellikle yazarın, ele aldığı toplumsal konular, bu konuları inceleme tarzı, kitap boyunca “iyi-kötü” kavramını “Şeytan-Tanrı” karşılaştırması yaparak sorgulaması, dini, siyasi, ahlâkî ve tıbbi bilgiler gibi konulara da yer vermesi kitabı farklı bir boyuta taşıyor.

Özellikle Amerika’da yaşanan zencilere karşı ırkçı yaklaşımları, tarikat yapılanmaları, çocuk istismarları, cinayetler gibi konuları ele alırken adalet ve inanç/din sisteminin sorgulandığını görüyoruz.

Yazar kitapta iki önemli soru soruyor okuyucularına:

1. Bir insan adaleti kendi elleriyle mi sağlamalı?
2. Tanrı varsa, dünyadaki yapılan kötülüklere neden izin veriyor?

1.

Adalet, “hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme” ve “adil olma” anlamlarına gelir. Dünya kurulduğundan bu yana, insanlık tarihinde “temel hak ve özgürlükler”açısından bakıldığında, dünyanın karnesi pek de iç açıcı değil. Aslında, dünyanın değil de, insanlığın karnesi zayıflarla dolu bu konuda. Çünkü, dünya üzerinde diğer canlılara baktığımızda, doğada düzenli bir döngü ve adalet olduğunu görürüz.

İnsanlar hala ırklarına, renklerine, dil ve dinlerine göre ayrılmaya, ötekileştirilmeye devam ediliyor. Bu durumda, insanların adalet anlayışlarındaki eksiklikleri ve yanlışları hatırlatmak hatta değişmesini sağlamak gerekmektedir.

Haklının değil de güçlünün savunulduğu, din ve ırk kavramlarının fanatikleştirilerek yasal sisteme uygulandığı bir adalet sistemi, yok hükmünde sayılabilecek duruma gelir hatta gelmiştir çoğu zaman.

“Gücün ve zorbalığın ışığıyla aydınlanan adalet, masumların değil suçluların güneşi olurdu.”
#41611881

Halbuki, William W. Sokoloff; “Adalet daima gelecek olan, gelmesi beklenendir. Bu nedenle adalet, yasanın üzerinde ve ötesindedir.”demiştir.

Burada önemli olan sistemler, kurallar, inançlar veya toplumsal normlar değil, insanların bu tür değerlere sahip çıkabilmesiydi. Çünkü;

“Dünya, kötülerin yaptıklarından dolayı değil, iyilerin yapamadıklarından dolayı bu kadar korkunçtu.”
#41606212

“Adalet herkes içindir.” anlayışına rağmen, insan haklarının ihlal edilmesi sonucu oluşan boşlukla birlikte siyasallaşan hukukun adaletten bahsetmesi söz konusu olmayacaktır.

O halde, adaletin yerini bulmadığı, haklının haksız duruma düşürüldüğü, adalet duygusunun yavaş yavaş kaybolduğu toplumlarda, kişilerin adaleti kendi elleriyle sağlama arzuları, hiç de şaşırtıcı olmaz.

Sonuç olarak; bu durum, alması gerekenden daha az ceza alıp, serbest kalan ve "suçlu olduğu halde cezalandırılmamış insanların, sokaklarda ellerini kollarını sallayarak özgürce gezmelerini sağlayan adalet sistemine karşı bir savaş" olarak nitelendirilebilir.

“Fakat, bu savaşta yenilen yine insanlık olacaktır.”

2.

Açıkçası, dünyanın ilk dönemlerinden bugüne kadar Tanrı’nın iyi ve kötüyü yaratması ve adaleti sorgulanmış, cevaplar bulmaya çalışılmıştır.

“Neden Tanrı, evren gibi kusursuz kabul edilen bir düzenin içine her tarafından kusur ve nefret fışkıran insan gibi caniyi yaratarak bu düzene kirli ve buruşuk bir gölge düşürsün ki? Ve neden onu düzeltmek yerine yeni kusurlar ortaya çıkartan din denen sistemi getirsin?”
#41545234

İnsanlar, Gazali’nin dediği gibi, “bu dünya yaratılabilecek dünyaların en iyisidir, çünkü daha iyisi yaratılabilecek olsaydı Tanrı zaten yaratırdı.” sözüne mi inanmalı?

Yoksa;

Marquis Da Sade’ın dediği gibi; "bence, bir Tanrı olsaydı, yeryüzünde çok daha az kötülük olurdu. Yeryüzünde kötülük varsa, ya bu düzensizliklere sözünü ettiğin Tanrı tarafından gerek görülüyor ya da bunları önleyebilmek gücünün çok üstünde kalıyor. Dolayısıyla güçsüz ya da kötü olan bir Tanrıdan hiçbir zaman çekinmem, korkusuzca meydan okurum ona, yıldırımlarına kahkahalarla gülerim." sözüne mi?

Yukarıdaki iki farklı kişinin ifadelerine göre soruyu şöyle değiştirebiliriz. “Tanrı varsa kötülük olmamalı mı?”

Semavi dinlerde, Şeytan’ın Tanrı’ya isyan etmesiyle Cennet’ten kovulması ile başlayan süreçte “insanları vesvese” ile kötülüğe sürüklemesi için Tanrı tarafından izin verildiği kabul ediliyor. Yani, bir şekilde suçlanan Şeytan oluyor. Yapılan kötülüklerin cezasının verileceği başka bir "dünya/alem" olduğu söyleniyor. Ve tüm bu olanların hepsine de imtihan adı veriliyor.

Dünya bir cehennem... Ve “Cehennem gözyaşı ve çığlık ile doludur.”

Bu cehennemin mimarı da Tanrı’nın yarattığı kötülüğü sonuna kadar kullanan insan.

Tecavüzler, cinayetler, hırsızlıklar, yolsuzluklar, başka dine ve ırka ait kişilere yapılan zulüm ve haksızlıklardan zevk alan insanlar...

Tanrı, kötülüklere müdahale etti....

“Ve tüm bu pislikleri temizlemek için gösterdiği yol, din.”

İnsan sormadan edemiyor, dinler bu dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirdi mi? İnsanları, dinlerin vaat ettiği "doğru yola ve sonsuz mutluluğa" ulaştırmak için savaşlar yapılmadı mı? Ortaçağ Avrupa’sının bağnazlığı kiliseler yüzünden değil miydi? Bütün semavi dinlerin çıkış yeri sayılan Ortadoğu’nun dünyadayken cehennemi yaşaması ne ile açıklanabilir?

İmtihan dünyası olarak kabul edilen dünyada, küçük bir çocuğun tecavüze uğraması veya öldürülmesi nasıl bir sınav olarak görülebilir? Cehennemdekileri bile affedeceği söylenen Tanrı, nasıl bebekler ve hayvanlar gibi masum canlıların ölmesine, işkence çekmesine izin verebilir? Ve tüm bu soruların cevabının dinlerde olduğuna nasıl inanılır?

Schopenhauer’ın dediği gibi; "bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?"

Bu kitabı, Emin D ‘ın düzenlediği Alein Kentigerna okuma etkinliği #37447195 kapsamında okumuş bulunuyorum. Emin D yazarla tanışmamı sağladığın için teşekkür ederim.
648 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Tanrı'nın Psikopat Çocukları...25.12.2017

Bir kitap düşünün, bir polisiye kitabının olağandışı bir emekle hazırlandığını ama kitlesinin az olduğunu düşünün. Ne garip değil mi? Araştır, araştır ve araştır. Alein Kentigerna şu ana kadar okuduğum en iyi polisiye romanlarından ilk 3 diye sıralanırsa o sıradan birini alacaktır.

Ben, ben bilemiyorum. Kitaplarını defalarca okurken nasıl bu denli heyecan ve zevki diri tutabilir. Tekrar ve tekrar bocalayıp karmaşıklığa sürükleyebilir. Merak, sürükleme açısından üstüne yoktur. Yazar hakkında, araştırma ve titizliği hakkında ne diyebilirim ki.

Halüsinasyon, Yılanların uykusu, Ölüm peygamberi gibi bu kitapta da ensest ilişkiler göze çarpabilir. Ama diğer kitaplarına oranla daha düşük seviyede. Okuyan her insan sonunu beğenmemiş olabilir. Şöyle düşünün; on yıllar boyunca plan yapıyorsunuz, DMK-13 bunun için hayatınızı intikamla geçiriyorsunuz, tekrar ve tekrar göz gezdiriyorsunuz, her şeyden vazgeçiyorsunuz. Öyle ki, öz kızınıza bile o muameleyi yapmak zorundasınız. Çünkü bir haftayı, bir ay'ı, bir yılı düşünmek yetmiyor. On yıllar sonra olacakları hesap etmek gerekiyor. Herhangi birinin aklına geldiğinde,'Hayır,bu olamaz. Öz kızına bunu yapmış olamaz, saçmalık.'' dedirtmeniz için bu gerekliydi. Bir günde bitirmiştim. Tekrar ve tekrar okumak için zevkli. Bu arada çoğu yazarlar ilk kitaplarından sonra biraz bocalamaya başlar, önceki kitaplarını aratabilirler. Ama Aleın Kentigerna tam tersini yapmış. Çıtayı çok fazla yükseltmiş. Her başlık öncesi verdiği mesajlar, belirttiği ilkeler...sizi diğer başlıkları okumak için teşvik ediyor ve tahrik ediyor.

Tekne ile yola çıkıyorsunuz, dalgaların sizi oradan oraya sürüklediğini görüyor, hissediyorsunuz; ama kılınız dahi kıpırdamıyor. Çünkü uyuşmuş bedeniniz ve bu durumdan zevk alan bir bedeniniz var. Dalgalar tekneyi tehdit ediyor, ama siz umursamıyor olanları görmezden geliyorsunuz. Dalgalar tekneyi batırmak üzere! Kendinize gelin hey hey! Ama hayır, yine durmuş dalgaları izliyorsunuz, tekneyi alabora edişini hatta ölümünüzü izliyorsunuz. Ama bunların hepsi bir rüya, aslında siz hiç tekneye binmediniz, dolayısıyla dalgaların akışına bırakmak ve doyasıya seyretmek zevkli olmalı.

Kitapta böyle, sadece okumak bazen de bitmemesi için okumamak gerekiyor. Hayır, yavaş okumalıyım, hayır hayır, hızlı olmalıyım. Karmakarışıklık.

Tekneden olan siz değilsiniz, tıpkı kitabı okuyan siz olmadığınız gibi. Dalga olan siz, tekne olan kitap...

Elbiselerinizi çıkarın; gideceğiniz yerde üşümeyeceksiniz!

Keyifli okumalar.
648 syf.
·6 günde·8/10
Alein Kentigerna'nın kitapları beni hep heyecanlandırmıştır. Bu kitabını da bir solukta bitirdim. Ama diğer kitaplara nazaran daha farklı bir sonla bitti. Bu açıdan biraz hayal kırıklığına uğradım.


Tanrı'nın Psikopat Çocuklarını okurken kendinizi kitabın içinde buluyorsunuz birden. Sanki orada ki dedektif bendim ve gece uyurken veya yemek yerken kafamda hep sorular dolaşıyordu ve aklım hep kitaptaydı. Kitabın dili bayağı akıcı ama yazarın benzetmeleri beni çileden çıkarttı. Çoğunlukla cümleyle alakasız benzetmeler yapmıştı ama bir süre sonra alıştım. Kitabın içine yeni karakterler girmesi kafamı karıştırdı ama bir süre sonra buna da alıştım. Çünkü kitap o kadar heyecanlıydı ki kusurları görmezden geliyorsunuz. Sonunun daha farklı olmasını isterdim. Yazarın sürekli şeytandan bahsetmesi de biraz rahatsız ediciydi. Ama belki de anlatmak istediği şeytanın ta kendisi olduğu için bu kadar çok bahsetmiş olabilir.


Birkaç kusur dışında her zaman ki Alein Kentigerna kitabıydı bana göre. Bu yazarı okumayı seviyorum ve okumaya devam edeceğim. Kitabı herkese tavsiye ederim, en azından herkesin bir tane Alein Kentigerna kitabı okumasını şiddetle tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
648 syf.
·7 günde·8/10
Google'da yaptığım araştırmaya göre kitapların çevrisini yaptığı söylenen Alper Atılgan'ın takma ismi Alein Kentigerna'imiş. Yabancı kitap sitelerinde Alein Kentigerna adlı bir yazar yok. Tabi ben bu duruma üzülmedim desem yalan olur. Sebebi ise bir Türk yazarın, Türk polisiye kitapları okunmadığı için sanırım takma isimle kitap çıkarmayı uygun görmüş olması :( Tabi bu benim fikrim :)
Kitaplarının bir çoğunda orijinal isim ve çevirmen ismi yer almadığı için bu yazarın bizlerden biri olduğunu ( eğer doğru ise) bilmek onur verici olur benim için...

Kitabın konusu ise ilginç olmakla beraber çok fazla detay barındırıyor. Neredeyse her bölümde, katilin gönderdiği tehdit ile ilgili kanıt tekrar ediliyor. Her olayda mutlaka onu hatırlatacak bir anı ve hatıranın olması ise okurken sıkılmama sebep oldu. Kitabın temposunu betimlemeler ve tekrarlar düşürmese de, yazar konuyu uzatmak için oldukça fazla karmaşıklaştırmaya çalışmış...

Kitabın ana konusu " Çocuğunuzu kurtarmak için cinayet işler misiniz?" sorusu üzerine kurgulanmış. Şeytanın yasalarını savunan bir adamın, geçmişteki bir tarikatın üzerine oynadığı oyunlar ile birlikte her kurbanın ebeveyninin bildirdiği bir ismi öldürüp, kendisine vücutlarından bir parça göndermelerini istemesiyle başlıyor...

Dedektif Martin ise bu dosyayı sonuçlandırmak için üstlerinin tüm uyarılarını görmezden gelerek, istem dışı kendini "Şeytan"ın oyunlarının içinde buluyor...

Katil herkesin gözünün önündeyken, kitabın bu son ile bitmesine çok şaşırdım...
648 syf.
·2 günde·9/10
Kaçırılan çocuklar , yakılarak öldürülen kimliksiz cesetler , üstlerine giydirilen Ku Klux Klan kostümleri , tarikat tarafından öldürülen bir zenci, ustaca hazırlanmış aldatmacalar , Öldürülmesi istenen insanlar .. Peki bu insanlar arasında ki bağlantı neydi ? Neden kaçırılan çocukların ailelerinden onları öldürmeleri isteniyordu ? Dedektif Martin sonuca yaklaşırken kendi kızı kaçırılınca da aynı soğuk kanlılıkta kalabilcek miydi? Kitap o kadar akıcı bir anlatımla yazılmış ki çok beğendim. Elimden bırakamadım sonunda ise sizi gerçekten şaşırtan bir son bekliyor. :)
648 syf.
·7 günde·8/10
Normal, sıradan bir gün... Çocuğunuz bir anda ortadan kayboldu. Ne yapardınız? Polise giderdiniz değil mi?
Peki ya çocuğunuzu Şeytan'ın kaçırdığını öğrenseydiniz? Sizin geçmişteki günahlarınız yüzünden hem de. Çocuğunuzu kurtarmak için cinayet işler miydiniz?
Şeytan'a mı uyardınız, yoksa Tanrı'dan mı medet umardınız?
Ya Tanrı size yardım etmezse? Şeytan'ın ensenize üflediği nefesinden başka bir ses duymasanız; Şeytan'ı her yerde, cehennem ateşini içinizde hissetseniz? Polisler hiçbir şey bulamasa? Zamanınız gittikçe azalsa? Çocuğunuzu kurtarmak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?



Vakit geldi! Günahlarınızın bedelini ödeyeceksiniz. Şeytan, mahkemelerinizin, polislerinizin ve hakimlerinizin sağlayamadığı adaleti sağlayacak. Şeytan hep peşinizde olacak. Ölürken Şeytan'a yalvaracaksınız. Onun istediklerini yapacaksınız. Onun ateşinde yanacaksınız. Onun yolunda ilerleyeceksiniz. Sadece onu hissedeceksiniz. "Ondan kaçamazsınız! Onu yakalayamazsınız! Onu göremezsiniz! İzini süremezsiniz! Onu durduramazsınız!" Boşuna Tanrı'yı aramayın, meleklerin yardımını beklemeyin. Burası dünya; burada Tanrı, Şeytan'dır.
Tanrı'nın cennetinde size yer yok. Siz Şeytan'ın cennetine gideceksiniz.
"Giysilerinizi bırakın. Gittiğiniz yerde hiç üşümeyeceksiniz."
AMEN
648 syf.
·2 günde·7/10
648 sayfayı bana kısa sürede oluşturacak kadar akıcı ve sürükleyici bir kurgu yarat, beklentiyi zirveye taşıyacak etkileyici mesajlar ver, olayları karmakarışık hale getirip nereye varacağını merak ettir, ilginç detaylarla ilgi çektir, derin ve cesur söylemlerde bulunup kendine hayran bıraktır, ama sonunu bağlayama.. Yazar kendi yarattığı karışıklığı toparlayamamış, bazı soruları cevaplayamamış, etkileyici giden kurguyu sonucu ile vasat hale getirmiş. Neyse ki vermek istediği mesajı çok iyi vermiş de okuduğuma pişman ettirmemiş.
648 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Çocuğunuzun hayatını kurtarmak için cinayet işler miydiniz ?

Can alıcı bir soru.. Dikkatimi çeken de bu soru olmuştu. Bir solukta okudum kitabı.. Kaçırılan çocuklar ve onlara karşılık ölmesi istenen insanlar.. Arafta kalan kişiler.. Çocukları kimin kaçırdığını son sayfaya kadar tahmin edemiyorsunuz. Tam buldum derken bir başkası çıkıyor, evet tamam bu derken de gene tahminler boş çıkıyor.. Polisiye-gerilim kitaplarını seviyorum.. Gerilimi hep yüksek tutmuş yazar.. Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve sevdiğim yazarlar arasında yer almayı da hak eden bir yazar oldu.. Eksik kitaplarını da tez zaman da okumayı düşünüyorum.. Kitapta "Şeytanın İlkeleri" başlıklı yazılar dikkatimi çekti. O bölümde yazar kendi fikirlerini sunmuş zannımca ama çoğu şeye karşı sanki öfkesini kusmuş gibi hissettim yada bana öyle geldi bilmiyorum. Güzeldi ya ben sevdim kitabı.
648 syf.
·Puan vermedi
Bazı yerlerde gereksiz uzatma kısımları ve gerilim kısımları bana günümüzün gündemini izliyormuşum hissi verdi . Aynen günümüzdeki gündemi izlediğim gibi gerilip ,uzatmaları sabırla okudum . Kitabın son sayfasını kapatınca gerilim bitti umarım gündemi meşgul eden gerginliğin de son sayfalarına yaklaşmışızdır da huzura ereriz
648 syf.
·Puan vermedi
Başında üzüldüğüm insana sonunda kızgınlık duymam yazarın olağanüstü başarısıydı sanırım . Her sayfasını kesintisiz aynı heycanla okuduğum kitaplardan birisi . Bir çok kitap okuyup begendim ama en özel ve etkili olanlar hep aklımda kalanlardı. Bu kitap benim için hep özel ve en güzeller olarak aklımda kalıcak. Sanırım bir kaç ay sonra dönüp tekrar okumak isteyeceğim.
648 syf.
·Beğendi·6/10
Hoş bir girişle başlayıp sizi içine çekiyor. Gerilim ve kafa karıştırıcılıkla dolu bir takım serüvenden sonra beklenmedik, basit ve hak edilmemiş bir sonla bitiyor. Evet, kitap çok güzel başladı. Devamında sürekli kafamı karıştırdı çünkü ne zaman kitaba yeni karakter giriyor sansanız, o kişinin aslında kitaptaki bir karakter olduğunu öğreniyordunuz. Sonunun da oldukça farklı biteceğini ve katilin hiç tahmin edilemeyecek biri olduğunu düşünmüştüm. Tahmin etmediğim biriydi ama saçma biriydi. Böyle bitmemeliydi.
648 syf.
·10/10
Bazı kitaplar vardır; içsel huzuru bulmak yolunda kocaman bir adımdır. Ve bazı kitaplar da; şeytanın damarlarınızda gezdiğini düşündürecek kadar ürpertici/rahatsız edicidir. İşte bu kitap tam olarak böyleydi. Polisiye-gerilim kitaplarından hoşlanıyorsanız; bu kitabı okuduktan sonra diğer polisiye-gerilim romanları sizin için büyük ölçüde önemini yitirecek diye düşünüyorum. Hele “şeytanın ilkeleri” olarak araya serpiştirilen ilkeler sanki şeytan ete kemiğe bürünmüş de; düşünüyor, konuşuyor tadındaydı. İnsanlığın doğru ve yanlışları, salt kötülük ve sorgulamanız için etik-etik olmayan değerler; o kadar yerinde bir kurguyla ortaya konmuş ki, kitabın sonunda durup durup düşünmemek ya da sorgulamamak elde değil. Mümkünse okuyun.
Sizler işkenceye, kendinize yapıldığında karşı çıkıyor, kendi canınız yandığında feryat ediyorsunuz; ama aynı şeyi siz yaptığınızda vatansever hislerinizle övünüyorsunuz, haklılığınızı savunuyorsunuz.
"Vatanım için, dinim için" diye bahaneler buluyorsunuz.

Eğer sizler insansanız ben insanlığımdan iğreniyorum.

Müslüman ya da Hristiyan farketmez, işkencenin arkasında olduğunuz sürece şeytan bile sizinle boy ölçüşemez!
Hayat, sen mutluluğu ararken çektiğin acıların gölgesinde yetişen bir çiçektir.
Ve yaşam, sadece bir kez çiçek açar.
Toplum, özgürlüğün giyotinidir.
Kendine karşı çıkan hiçbir başa acımaz. Kendi varlığı için tüm aykırı sesleri yok etmek isteyen bir öğütücüdür...
Fikirlerin doğruluğu önemli değildi, hangi duyguyla beslendiği önemliydi.
Bir çocuk nefret duygularıyla yetiştirilirse sadece nefret etmeyi bilirdi.
Alein Kentigerna
Sayfa 219 - Panama Yayıncılık
İnsan, gücü doğuştan kazanmazdı, hayatın tüm acı ve zevkini içerek hak ederdi. Çünkü;
Hayat, kaderini kabul edene değil, ona karşı çıkana şans verir.
Ezilmiş, korkak, itilmiş, kişilik yetersizliğiyle dolup taşmış ruhlarını aydınlığa kavuşturmak için tek şeyin "güç" olduğunu sanan insanların dudaklarından Tanrı'nın adı hiç eksik olmazdı ama yürekleri Şeytanın ateşiyle yanıyordu.
Alein Kentigerna
Sayfa 204 - Panama Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanrı'nın Psikopat Çocukları
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
648
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059371551
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
DİKKAT OKUYACAĞINIZ BU ROMAN HAYATINIZI ALT ÜST EDEBİLİR! Çocuğunuzun hayatını kurtarmak için cinayet işler miydiniz? Karşınıza şeytandan başka size yardım edecek kimse çıkmasaydı... Çocuğunuzun hayatı için şeytanla Tanrı arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydınız... Ve Tanrı, bu zor sınavda sizi şeytanla yalnız bıraksaydı...Bazen en masum insanın içindeki katil, sevdiği birinin acısıyla uyanıp bir psikopata dönüşebilir. NEFESİNİZİ İYİ AYARLAYIN. KİTABIN HIZI KALP RİTMİNİZİ BOZABİLİR. Gözünüzü dahi kırpmadan okuyacağınız, gerilimi damarlarınıza kadar hissedeceğiniz, yüksek tempolu, tehlikeli, şeytan işi bir roman! “Çünkü bu hikâye cennette yeri olmayanlar için. Giysilerinizi bırakın. Gittiğiniz yerde hiç üşümeyeceksiniz!” CEHENNEMDE YANACAKLARA ADANMIŞTIR!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 112 okur

  • Aslıhan Burçin
  • özge
  • Meral dedeoglu
  • Burak
  • Selda Karasu
  • Lina
  • Bade ϜϓſϞ
  • Cansu Tuğlu
  • Styrande
  • Yıldız

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%12.5
18-24 Yaş
%50
25-34 Yaş
%6.3
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.4
Erkek
%30.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39 (23)
9
%20.3 (12)
8
%25.4 (15)
7
%6.8 (4)
6
%5.1 (3)
5
%0
4
%1.7 (1)
3
%0
2
%1.7 (1)
1
%0