Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
322
Gösterim
Adı:
Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
367
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758240994
Çeviri:
Ekrem Demirli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Tasavvuf tarihi alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarından Annemarie Schimmel bu kitabında, bir ömür boyu süren çalışmalarının sonunda kazandığı tartışılmaz uzmanlığının şahikasını sergiliyor. Bilindiği gibi Kuran, insanları "Tanrı'nın işaretlerine", ufuklarda ve kendi nefeslerindeki "işaretlere" bakmaya teşvik eder. Schimmel bu ana doğrultuda, İslam inancının gerçek merkezine daha fazla yaklaşmak için görüngübilimsel yöntemi kullanıyor. Taşlar, bitkiler, hayvanlar gibi doğal görüngüleri, yani işaretleri ve bunların dinsel ve simgesel dildeki kullanımlarını başlangıç noktası olarak ele alıyor; ardından kutsal zaman ve mekân, ayinsel davranışlar, ibadet biçimleri, kutsal birey ve toplum gibi görece anlamı daha kapalı ayetlere geçiyor; sonunda, bireyin Tanrı'nın gizemine verdiği cevabın araştırılmasıyla çalışmasını bitiriyor.
Hem orijinal kaynaklara ve hem de çağdaş çalışmaların yanı sıra, yazarın kendi deneyimlerine de dayanması açısından bu eser, İslam görüngübilim üzerine yoğunlaşan müstesna bir eserdir.
367 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap, İslam ya da tasavvuf düşüncesi içerisinde sembolik önemi olan bir çok unsuru, nesneyi ve davranışı ele alıyor. Metnin inceleme alanı, İslam'ın ilk günlerinden bugüne, Hint Müslümanlarından, Balkanlara/Fas'a uzanan bir kapsamda. Bu açıdan neredeyse hiç bir şeyi kaçırmıyorsunuz.
Kuran'ın emir ve yasaklarını gerçek saydığı sürece dinsel emirleri yerine getirmese bile insan ümmet'in bir parçası olarak kal­maktadır. Bir insanı kafir yapan şey, Kuran vahyinin mutlak geçerliğini inkardır. Başka birisini kafir ilan ederken, yani tekfir ederken son derece dikkatli olmalıdır; çünkü bir hadiste şöyle denilmektedir: "Bir Müslümanın kafir olduğunu söyleyen kişi kafirdir;" ne yazık ki, bu söz Müslümanlar arasındaki bazı modern saldırgan gruplara bir şey ifade etmemiştir.
Yalnızca Kuran ayetleri değil, her şey bir ayet, bir işaret olabilir. Kuşkusuz O, daima gizli kalan deus absconditus değil, aynı zamanda ayetler aracılığıyla bulunabi­len deus revelatus'tur; O, iradesini Kendi kelamı aracılığıyla açıklar, peygamberler aracılığıyla konuşur ve rehberliği insanoğlunu kurtuluşa giden doğru yola götürür. Müslümanlar, yaratılan her şeyin kendi hal lisanıyla Yaradan'a hamdettiğini anlamışlardır; çünkü bu, onların yaradılış gayesidir. Böylece bütün alem adeta dinsel bir ışık altında görülebilir: bu, görünürde dünyevi bile olsa her insan davranışının din­sel açıdan değerlendirilmesinin ve ilahi olarak vahyedilmiş Şeriata göre düzenlen­mesinin nedenidir.
Onlar, Aşık'ın kadehinden sarhoş olarak,
Elest şarabından hissiz kesilmişlerdir.
Yıllarca dindarlık ve ibadet için didin dur,
lbadet putları şimdi, evet şimdi şarap içmektedir
Eminim ki, Türklerin dinini şu ya da bu kusurlar yüzünden suçlayanlann yalnızca küçük bir kısmı Kuran'ı okumuştur, okuyanların da pek azı sözcüklere doğru an­lamı verme niyetindedir.
lslam özünde çok az mitolojik unsura sahip bir dindir; fakat Kuran ve hadis yo­rumcuları, vahiyde bulunan mitolojik tohumların büyümesine pek katkı sağlamamışlarken, mutasavvıf mütefekkirler ve şairler, yeniden yorumlamak amacıyla ge­nellikle kadim mitolojik gelenekler ummanına dalmışlardır.
Süfilerin tanımlamasıyla "keskin
kılıç" olan vakit, nunc aetemum, yani ne öncenin ne de sonranın olduğu zaman
Öresi zamandır. Vakit (kabaca ortaçağ Alman mistisizminin "das Nu" terimine
karşılık gelmektedir) tecrübesi salikin bilincini köklü bir biçimde değiştirdiği için
süfi eserlerinin merkezinde yer alır. lranlı düşünürler, Tann'nın fiillerini işaret
etmeye yarayan afak, yani ufuklardaki ve enfüs, yani ruhlardaki işaretlere [ayetlere]
dayanarak, Sure 41 :53'ün nefis bir yorumunda, zaman-i afaki ve zaman-i enfüsi terimlerinden
söz etmişlerdir. "Ufuklar"la, yani yaratılmış dünyamızla bağlantılı
olan iifiikf zaman, günlük hayatımızda tecrübe ettiğimiz ve içinde faaliyette bulunduğumuz
düzeydir; fakat vakit talibi kendisinden çekip aldığında ise kişi, normal idrakin
artık hiçbir anlamının kalmadığı enfüsi, ruhsal zamanı tecrübe eder. Bu, süfilerin
şatahlarını söyledikleri zamandışılıktır; çünkü kuşaklar ve devirler arasındaki
ayrım artık yoktur; bu yüzden Hallac pek çok başka süfi gibi şöyle diyebilmektedir:
Annen, babamı doğurmuştur,
Kızlarım da benim kız kardeşlerimdir.
Birisi geldi, bir dostun, bir sevgilinin kapısını çaldı.
Sevgilisi içerden "Ey güvenilir kişi, kimsin?" diye eslendi.
Kapıyı çalan "Benim" deyince, sevgili
"Git" dedi. "Senin için içeri girme zamanı değildir. Böyle, bir manevi nimetler sofrasında ham kişinin yeri yoktur."
Ham kişiyi, ayrılık ve firak ateşinden başka ne pişirebilir? Nifaktan,
iki yüzlülükten onu ne kurtarabilir?
O zavallı adam kapıdan döndü, tam bir yıl yollara düştü, sevgilisinin ayrılığı ile yandı, yakıldı.
O yanık aşık ayrılık ateşi ile pişerek döndü geldi, dostu evi elrafında yine dolaşmaya başladı.
Ağzından sevgiliyi incitecek bir söz çıkmasın diye, yüzlerce korkuyla yüzlerce defa edebi gözeterek kapının halkasını vurdu.
Sevgilisi içerden "Kapıyı çalan kimdir?" diye bağırdı. Adam "Ey gönlümü almış olan! Kapıdaki de sensin" cevabını verdi.
Sevgilisi "N1adem ki şimdi sen bensin, ey ben olan, benden ibaret olan, içeri gir. Bu ev dardır. Bu evde iki ben'i alacak yer yoktur

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
367
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758240994
Çeviri:
Ekrem Demirli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Tasavvuf tarihi alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarından Annemarie Schimmel bu kitabında, bir ömür boyu süren çalışmalarının sonunda kazandığı tartışılmaz uzmanlığının şahikasını sergiliyor. Bilindiği gibi Kuran, insanları "Tanrı'nın işaretlerine", ufuklarda ve kendi nefeslerindeki "işaretlere" bakmaya teşvik eder. Schimmel bu ana doğrultuda, İslam inancının gerçek merkezine daha fazla yaklaşmak için görüngübilimsel yöntemi kullanıyor. Taşlar, bitkiler, hayvanlar gibi doğal görüngüleri, yani işaretleri ve bunların dinsel ve simgesel dildeki kullanımlarını başlangıç noktası olarak ele alıyor; ardından kutsal zaman ve mekân, ayinsel davranışlar, ibadet biçimleri, kutsal birey ve toplum gibi görece anlamı daha kapalı ayetlere geçiyor; sonunda, bireyin Tanrı'nın gizemine verdiği cevabın araştırılmasıyla çalışmasını bitiriyor.
Hem orijinal kaynaklara ve hem de çağdaş çalışmaların yanı sıra, yazarın kendi deneyimlerine de dayanması açısından bu eser, İslam görüngübilim üzerine yoğunlaşan müstesna bir eserdir.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Mir'at-ı Cünun
  • yankı~
  • Yakup Özdemir
  • nur.
  • Mehmet Mustafa Erkal
  • Betül
  • Ata Biricik
  • Nezire ÖNER
  • Filizyargan
  • Bünyamin Tetik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%0
8
%25 (1)
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0