Adı:
Tanrısız Gençlik
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056663710
Kitabın türü:
Çeviri:
Oktay Değirmenci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Jaguar Kitap
Hayatın her zerresine ince ince sızmış faşizm, genç bir öğretmeni vatana veya vicdanına ihanet etmeye zorlar. Devrin hâkim değerlerini ayakları altına alıp hakikate doğru attığı her adımda, güncelliğini hiç yitirmeyen sorular sorar genç öğretmen: Karanlık zamanlarda sormak ve cevaplamak için cesaret gerektiren sorular.

Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yüzyıldaki en önemli yazarlarından biri olduğu hiç unutulmayan Ödön von Horváth, çocukların bile masumiyetlerini kaybettikleri bir çağı anlatıyor Tanrısız Gençlik'te. Tanrısız Gençlik, Oktay Değirmenci'nin Almanca aslından çevirisi ve göndermelerle örülü bir romanın büyüklüğünü biraz daha anlaşılır kılan açıklamalarla…

"Horváth, Brecht'ten daha iyi."
-Peter Handke-

"Neslinin en yetenekli yazarı."
-Stefan Zweig-
Almanya'da Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte değişen toplum değerlerini inceleyen bir kitap.

Kitap, Nazilerin toplum üzerinde yaptıkları propagandayla, insanların kafa yapılarını ve düşüncelerini nasıl değiştirdiklerini, bir okul ortamında ve bir öğretmen gözüyle bize aktarıyor. Ülkenin hızla kötülüklere doğru gidişini gören öğretmenin basit bir şekilde öğrencilerini insancıl olarak uyarması bile toplum ve öğrencileri tarafından dışlanmasına sebep oluyor.

Öğrencilerin, ülkedeki Nazi karşıtı gruplara (onlara kitapta zenciler denmekte) karşı düşmanca yetiştirilmelerinin ve bir yandan da savaşa hazırlanmalarının hikayesini, o günleri direk olarak yaşayan kişinin gözlemleriyle öğreniyoruz. Kitaba heyecan ve sürükleyicilik getiren olay ise , öğrenci kampında işlenen cinayetin araştırılmasıdır. Bu araştırma sırasında yaşananlar, ülkenin o dönemde ki toplum yapısının geldiği durum hakkında da bize fikir vermektedir.

Nazi Almanya'sının başlangıcından bize bir kesit sunan bu kitabı ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
Kitabı okumadan önce, kitabın yazarının Tanrısız Gençlik'in film görüşmesine giderken sığındığı ağaca yıldırım çarpması sebebi ile hayatını kaybettiğini bilmem, kitabı hem kitap olarak hem de film olarak görmemi sağladı. Normalde her kitap zihnimin duvarlarına yansıyan bir filmdir fakat bu sefer onlarca pencereden birini seçtiğim için orada baktım sanırım bu kitaba.

Gelelim kitabın içeriğine. Horváth'ın bu eserinde Nazi Almanya'sında öğretmen olan karakterimizin dört bir yana saçılmış faşizm karşısındaki tutumlarını, yaşayışını ve en önemlisi iç dünyasında bu ideolojiye karşı oluşan nokta atışı sorularıyla yüz yüze gelmekteyiz. Bu sorularla siz de karakterimizle beraber soruyorsunuz bu soruları ve onunla bir yanıt bulmaya gayret ediyorsunuz. Bu eserde öğretmen karakterini çok sevdim çünkü fazla insandı. Ne siyahtı ne de beyaz. Karşılaştıklarını yorumlayan ve sorgulayandı fakat bazı yerlerde kendi kendini durdurup sadece seyirci olması gerektiğini, emekli olana dek işini yapması gerektiğini söylemesi bazı yerlerde ise aksini yapıp hakikat diye tutturup eleştirmesiydi gördüklerini. Sanırım bunlardı beni bu karaktere çeken. Diğer karakterler faşizmin pençesindeki itilmişlerdi, öğrencilerdi. Zencilerin(yabancılar, Yahudilerle denk olan) insan olduğunu söylemesi üzerine öğretmene karşı tutumlarını değiştiren minik çocuklardı. Öyle ki bu zehrin, gençlerde nasıl etkili olduğunu kitap ilerledikçe kendiniz göreceksiniz.

Benim oldukça beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Bu kitabı okumuş olmaktan da ziyadesiyle memnunum.
  • Sadık Bey
    6.2/10 (33 Oy)16 beğeni73 okunma26 alıntı682 gösterim
  • Sis
    8.8/10 (111 Oy)114 beğeni242 okunma544 alıntı4.009 gösterim
  • Yaşamak
    8.8/10 (108 Oy)91 beğeni220 okunma64 alıntı2.945 gösterim
  • Uykusuzluk
    7.3/10 (93 Oy)87 beğeni234 okunma121 alıntı8.608 gösterim
  • Masal Masal İçinde
    8.7/10 (212 Oy)184 beğeni669 okunma63 alıntı6.065 gösterim
  • Ebuzer
    8.4/10 (16 Oy)14 beğeni65 okunma17 alıntı833 gösterim
  • Terzi
    8.5/10 (22 Oy)24 beğeni58 okunma2 alıntı1.158 gösterim
  • Hapishanenin Doğuşu
    9.0/10 (37 Oy)64 beğeni118 okunma44 alıntı3.823 gösterim
  • Beşpeşe
    7.7/10 (56 Oy)43 beğeni181 okunma27 alıntı2.849 gösterim
  • Mış Gibi Yaşamlar
    8.2/10 (91 Oy)111 beğeni437 okunma54 alıntı5.821 gösterim
Ne zamandır okumak istiyordum nihayet okudum, rahatladım. O bilindik Nazi hikayelerinin aksine kitap, 1930'ların başında hümanist bir öğretmenin bir sınıf faşist, ergen, erkek öğrenci ile savaşmanın öğretildiği kampta eğitim alırlarken işlenen bir cinayeti konu alıyor. Tabi anlattığım kadar basit bir cümle ile koskoca kitap hakkında fikir sahibi olamazsınız. Şöyle söylemek gerekirse; Hitler Almanya'sı "ağaç yaşken eğilir" mottosu ile ari ırk düşüncesini daha savaşa yıllar varken küçük dimağlara aşılayarak eğitimi ve geleceği bu şekilde şekillendirmiştir. Öğretmenin Faşizm korkusunu çok iyi yansıtıldığı kitapta, bir ispiyon ile hayatların karardığı, bu korkularla dinin sorgulandığı aslıdan pek çok metafor ve benzetmeyle Tanrı'ya bakışın değişkenliğinin anlatıldığı bir kitap. Okuduğum için memnunum açıkçası.
Memleketimin karanlık ormanlarında ki durgun ıssız bir göl gibiydi gözleri... Baktığınızda yansımanızı görürdünüz ama karanlık bir yansıma.. Her yerde bulunan neşeli, nilüfer çiçekleri ile bezeli, rengarenk balıklara yuva olan göller gibi değildi bu göl.. Gördüklerinizden pek memnun kalmazdınız. Dipsiz , zifiri, soğuk bir örtü gibi sarmalardı ruhunuzu. Gözbebeklerinizden içeriye süzülüp, benliğinizin en mahrem yerlerini gıdıklardı. Gülmek ister ancak o hisle sadece ürperirdiniz , gökyüzünün ağır kubbesinden, yeryüzünün ahir dibine kadar. Bazen saatlerce kıyısında oturur, usul usul izlerdim. O şiddetli durgunluğun , cılız fırtınalarına şahit olurdum. Ne kadar da uzak sanırdım, yakınlığında boğulurken. Zehirli, irinli, katranlaşmış su dudaklarınızdan süzülürken yüreğinize doğru, fark edemezdiniz. Bende edemedim. Yaşamımın anlamını ararken, yaşamımı yitirdiğimi de bilemedim. Bir gün uykuya daldım , hemen başucunda. Rüyamda bir öğretmendim. Hırsları olmayan, inancı olmayan, sorular sormayan. Aslında soruyordum, ama hep başkalarına...Sahi insan neden hep başkalarına soru sorar? Asıl önemli sorular kendimize sormamız gerekenler değil midir?? Kim olduğumuzu, gerçekten ne istediğimizi, istersek neler yapabileceğimizi kendimize sormazsak nasıl bilebiliriz ki? Kendi kendini tanımayan bir mahluk için başka biri ne ifade eder ki ? Ne kadar yorgun olduğumuzdan
saatlerce şikayet edebilen bizler, kendimizle ne kadar süre geçiriyoruz ki?? Ev, iş, çocuklar, aile derken biz neredeyiz biliyor muyuz? İşte ben böyle bir öğretmenmişim rüyamda.. Bir öğrencim öldürülünce , kısmen benim yüzümdenmiymiş neymiş, zor bir döneme giriyor ve katili bilmeme rağmen bir türlü söyleyemiyormuşum. Zaten söylesem kim inanırmış ki bana. N ölmüş. Bunu Z mi , T mi veya ben yapmışım fark eder mi? ...uyandığımda tekrar sökmüş şafak. Unutulanlar anısına gülümsüyorum güneşe. Masmavi gökyüzüne rağmen katran karası kalabilen göle üzülüyorum... belki bir kaç damla gözyaşı süzülüyor ve damlıyor buz gibi yüreğine gölün. Bir cız sesi geliyor sanki , ya da bana öyle geliyor. Bilmiyorum. Tıpkı rüyamda ki öğretmen gibi......Ödön Von Horvath .. Macar asıllı farklı bir yazar ile tanışma fırsatı buldum. Karanlık bir fırtınada sığındığı bir ağaca yıldırım çarpmış ve kopan bir dalın altında kalmış Horvath. Henüz 38 yaşındaymış. Bu kadar hassas nir kalemi kaybetmek için inanılmaz erken bir yaş. Tanrısız Gençlik bol bol ikinci dünya dönemi öncesine göndermeler ile kalbimi feth etti. Ve Tanrıya dair sorgulamaları da çok insani ve gerçekçiydi. Hikaye boyu öğretmenimizin hem kendisi ile hem de istemeden dahil olduğu olaylar ile çetrefilli yüzleşmesine tanık oluyoruz....Siz de bir bakın derim.. Belki de çok seversiniz, ya da nefret edersiniz.
Parçalardan bütüne giden ve muhteşem göndermeler(tabii bunların açıklamaları) yapan kitap. Özellikle papaz ile öğretmen arasındaki tabiri caizse inanç savaşına dönen konuşma çok etkileyici.
Nazi döneminde Almanya’da hüküm süren,faşizmin etkisi altında yetişen gençlerin ve ebeveynlerinin acıma duygusundan yoksun oluşlarını, faşizme eleştiriler yönelten bu kitap, aklını ve vicdanını siyasi iktidara emanet etmiş gençliğin, lise öğretmeninin bireysel kaygıları ile vicdanı arasında sıkışıp kalmışlığını anlatıyor. Yalın bir dille yazılmış bu kitaptan etkilendim.
Erdem mi, para mı?
Hakikat mi, yalan mı?
Tüm kötülüklere karşı tanrısız bir toplum.
Ayakta kalmak için sömürgecilik yapmak şart mı? Yetiştirmekte olduğumuz çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor?
Tanrısız Gençlik aslında bir romandan çok faşizme karşı bir başkaldırış.İdealist bir öğretmenin gözünden erken dönem Nazi Almanyası ve faşist propaganda yer yer hicvedilerek yer yer ise derin sorgulamalarla irdeleniyor.

Kitapta 'Zenciler' olarak ötekileştirilenler vasıtasıyla insanlığın en temel etik değerlerinin nasıl Nazi yönetimi tarafından ezildiği son derece sade bir dille aktarılmış.Oktay Değirmenci çevirisi ise tek kelimeyle mükemmel.

Kitabın okunma hızını sekteye uğratıyor gibi görünse bile, dip notlar eserin iyice sindirilmesinin en önemli unsuruydu bence.Ben çok beğendim ve herkese tavsiye ederim
nazi almanyasında geçen bir cinayet.cinayatte bağlantısı olanların vicdanların sesini dinlerek söylemedikleri söylemelerinden sonra sonuçları ne olursa olsun doğruyu ve yalnızca doğruyu söylemek ve onu bulmak için çaba sarf ederken buluyorsunuz kendinizi.
Faşizmin inleyen sesleri altında masumiyetlerini kaybetmiş bir nesle öğretmenlik yapan kahramanımız vicdanının sesiyle ve adaletle hareket etmeye çalışırken kendini ihanet suçlamaları karşısında bulur. Radyodan sürekli yükselen seslere kulak veren yeni nesil, içlerindeki iyi niyeti kaybederken Tanrı'yı da kaybeder. Nazi döneminin insanları tek tip hale getirmeye çalıştığı ve kendilerinden olmayanları insan yerine koymadıkları propaganda dönemini cesurca gözler önüne seren bir eser olan Tanrısız Gençliği okurken insanoğlunun bir hamur olduğunu ve ona yanlış eller sekil verirse meydana gelebilecek olumsuz sonuçları görüyoruz. Kitabı okudukça radyodan yükselen o malum seslerin çocukların dudaklarından dökülen yansımaları gerçekten sizi de ürpertecek. Stefan Zweig'ın neslinin en yetenekli yazarı dediği Horvath'ı mutlaka zihninizde ve kütüphanenizde ağırlayın.
Ödön Von Horváth’ın “Tanrısız Gençlik” adlı kitabı, Nazi Almanyası’nda bir lisede coğrafya ve tarih öğretmenliği yapan karakteri üzerinden; okulu ve öğretmenliği sorgulayan, yukarıda bahsettiklerimize odaklanan bir roman olarak çıkıyor karşımıza. Faşizmin tüm karanlığını hissettirdiği bir toplumda lise öğretmeninin bireysel kaygıları ile vicdanı arasında sıkışıp kalmışlığını görüyoruz kitap boyunca. Ayrıca, o dönem Almanya’sında eğitime militarist bir anlam yüklendiğine, öğrencilere askerlik ve savaş içerikli bir müfredat uygulandığına tanıklık ediyoruz. Tüm olanların farkında olan bir öğretmenin adaleti ve vicdanı mı yoksa konforlu bir yaşamı mı tercih edeceği sorusu, kitabın son ânına kadar canlı tutulmuş ve böylece okurun da bu sorunun cevabını merak etmesi sağlanmış.
Artık kişilik değil, yalnızca itaat var sayılıyorsa hakikat gider ve yalan gelir.
Bütün günahların anası olan yalan.
Ödön Von Horvath
Sayfa 139 - Jaguar - Mayıs - 2017
Doktor olmaktansa öğretmen olmak istedim. Hastaları iyileştirmektense, sağlıklı olanlara bir şeyler katmak, daha güzel bir geleceğin inşasına ufacık bir katkıda bulunmak.
Ödön Von Horvath
Sayfa 56 - Jaguar - Mayıs - 2017
Canilerle ve çılgınlarla muhatap olan kişi, canice ve çılgınca davranmak zorundadır, aksi halde yok olup gider. Geriye kemikleri bile kalmaz.
“..biz bir araya gelir ve okuduğumuz her şey üzerine fikir alışverişinde bulunuruz.”
“Sonra?”
“Ve sonra, dünya üzerindeki hayatın nasıl olması gerektiği üzerine konuşuruz işte.”
Senin de çoktan bir çocuğun olabilirdi, diye düşünürüm sonra, fakat hemen kendime hâkim olurum, dünyaya bir çocuk getirmek mi? Sırf savaşın birinde vurulsun diye mi!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanrısız Gençlik
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056663710
Kitabın türü:
Çeviri:
Oktay Değirmenci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Jaguar Kitap
Hayatın her zerresine ince ince sızmış faşizm, genç bir öğretmeni vatana veya vicdanına ihanet etmeye zorlar. Devrin hâkim değerlerini ayakları altına alıp hakikate doğru attığı her adımda, güncelliğini hiç yitirmeyen sorular sorar genç öğretmen: Karanlık zamanlarda sormak ve cevaplamak için cesaret gerektiren sorular.

Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yüzyıldaki en önemli yazarlarından biri olduğu hiç unutulmayan Ödön von Horváth, çocukların bile masumiyetlerini kaybettikleri bir çağı anlatıyor Tanrısız Gençlik'te. Tanrısız Gençlik, Oktay Değirmenci'nin Almanca aslından çevirisi ve göndermelerle örülü bir romanın büyüklüğünü biraz daha anlaşılır kılan açıklamalarla…

"Horváth, Brecht'ten daha iyi."
-Peter Handke-

"Neslinin en yetenekli yazarı."
-Stefan Zweig-

Kitabı okuyanlar 74 okur

  • Serhat Çolak
  • Aslı
  • Fri
  • Ufuk Buz
  • Rana Adanur
  • nuri sakar
  • Püsküllü
  • Cansu
  • Esra Koçak
  • Gamze

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.4 (7)
9
%18.4 (7)
8
%36.8 (14)
7
%15.8 (6)
6
%7.9 (3)
5
%2.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0