Tante Rosa (Bütün Eserleri 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.147
Gösterim
Adı:
Tante Rosa
Alt başlık:
Bütün Eserleri 1
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
105
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750500923
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Tante Rosa
Tante Rosa
İletişim Yayınları Sevgi Soysal’ın bütün eserlerini yayımlıyor. İlk kitap Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın ölüm yıldönümü olan 22 Kasım’ın haftasında çıktı. 1968’de yayımlandığında, çocukluğu Birinci Dünya Savaşı Almanya’sında geçmiş, Rosa adlı bir kadının hayat hikâyeciklerini içeren bu roman, edebiyat çevrelerini şaşırtmış ancak pek de anlaşılamamış. Sevgi Soysal’ı 12 Mart dönemi edebiyatı yoluyla tanıyan okura ise hiç ulaşamamış. Oysa Tante Rosa, Sevgi Soysal’ı 12 Mart döneminin simge yazarı yapanın yalnızca 12 Mart değil, Tante Rosa’da ilk filizlerini veren cesur bir kadınca duyarlılık olduğunun en güzel ispatı. Bütün Eserleri dizisinde önce kronolojik bir sırayla romanları yayımlanacak Sevgi Soysal’ın. Tante Rosa’dan sonra sırada kadın-erkek ilişkisi ve evlilik temasını işlediği romanı Yürümek var. Soysal bu romanıyla (1970) TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazanmış. Ve yine bu romanı nedeniyle müstehcenlik gerekçesiyle yargılanmış. Daha sonra gelen Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, özellikle Ankaralı solcuların çok sevdiği, etkilendiği bir roman. Oradaki Ali karakteri, ideal bir devrimci modelidir; bir kuşak onu örnek alarak devrimciliği öğrenir. Bir sonraki romanı Şafak ise Murat Belge’nin sözleriyle “devrimci Türkiye romanı için çok yeni ve çok önemlidir” çünkü “Sevgi Soysal’ın olayların nesnelliği ve insanların öznelliği arasında kurduğu diyalektik ilişki, Marksist bir estetiğin ürünüdür.” Sevgi Soysal, kanser tedavisi için gittiği İngiltere’de “hastalık-tedavi ötesi şeyler yapmaya” çalışır. Burada yazmaya başladığı romanı Hoşgeldin Ölüm yarım kalır. İletişim Yayınları’ndan çıkacak Hoşgeldin Ölüm’ün ardına Sevgi Soysal’la aynı dönemde yaşamış ve yazmış, Attilâ İlhan, Oya Baydar, Tomris Uyar, Adalet Ağaoğlu, Ahmet Oktay ve Vüs’at Bener gibi isimlerin tanıklıkları eklenecek. Hoşgeldin Ölüm, bu haliyle belki de bir hüzün kitabı olacak. Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, romanlardan sonra ilk yayımlanacak anı kitabı. Muzip bir dille yazılmış bu anılar, tefrika edilirken bazı solcuların tepkisini çekmiş. Öykü kitabı Barış Adlı Çocuk, 12 Mart öncesini, daha sonraki değişimi ve hastalığı konu ediyor. Yeni Ortam ve Politika gazetelerine yazdığı yazılarının toplandığı Bakmak ise ilk öykü kitabı Tutkulu Perçem’in ardından yayımlanacak. Yıldırım Türker, bu siyasi deneme yazılarının gazete yazarı olmaya kalkmasındaki en önemli neden olduğunu söylüyor. Türker, Sevgi Soysal’ın kendisi için “ilkgençliğinde dünyayla arasına gerili; şefkatle harelenmiş bir zekâ, isyankâr bir neşe, kül yutmaz bir duruştan dokunmuş bir tül” olduğunu yazıyor. Sevgi Soysal’ın İletişim’den çıkacak son eseri ise daha önce yayımlanmamış oyunu Venüslü Kadınlar. Yayına hazırlanan bir diğer kitap da, Sevgi Soysal’ın eserleri üzerine edebiyat eleştirisi ağırlıklı yazılardan oluşan bir derleme. Genç yaşta kaybettiğimiz Sevgi Soysal’ın bütün eserleriyle yeniden gündeme gelmesi, onunla büyümüş bir kuşağın ona borcunu ödemesi, onu tanımadan büyümüş bir kuşak içinse önemli bir fırsattır.
Kalemiyle yeni tanıştığım bir yazar daha, bir iyi ki daha SEVGİ SOYSAL. Çok tanınmıyor maalesef. Kimdir Sevgi Soysal?
30 Eylül 1936 yılında dünyaya gelmiş ve 40 yıllık ömrüne birçok eser sığdırmıştır. İlk kitabı olan "Tutkulu Perçem" 1962 yılında yayınlanmıştır. 1968'de Tante Rosa yayınlanmıştır. TANTE ROSA, Sevgi Soysal'ın Trt Ankara Radyosu için yazdığı öykülerin kitap haline getirilmiş eseridir. Tabii o yıllarda Türkiye'de Tante Rosa karakteri yadırganmıştır. Sevgi Soysal, Tante Rosa'yı anneanne ve teyzesinden başlayıp kendisinde biten bir kadınlık çizgisi olarak nitelemiştir.

Sevgi Soysal, yetmişlerde askeri yönetimle dövüşmek zorunda kalmıştır. Gözaltı, sıkı yönetim, hapis, 12 Mart dönemlerini görmüş ve yaşamıştır. Askeri yönetimin baskılarına ve düşüncelerini değiştirmesine karşı hep mücadele vermiştir. Müstehcenlikten de yargılanmış başarılı yazar...

Kısacası güçlü bir kadın yazarımız daha. Ne güzel kadınlar yetiştirmiş bu ülke!

Gelelim TANTE ROSA' ya. Kimdir bu Tante Rosa?

Hayalperest bir prensesti Tante Rosa. Fakat hayatın, aşkın, evliliğin okuduğu dergilerdeki gibi olmadığını çok geçmeden anladı. Hamile kaldığı için evlenmek zorunda kaldı. Ama rahat durur mu istemediği bir evliliği yaptıktan sonra! Ahh Rosa! Öfkeli, ağzı bozuk, düzene başkaldıran kadın. Mutlu olabilmek için cesur davranan kadın...
Mutsuzluğuna rağmen hep bir gününü gün etme çabası, iş kurma çabası vardı. Baskıya boyun eğemeyecek kadar güçlü Tante Rosa. Biraz da kaçık. Boşadığı kocasıyla parası bitene kadar tatil yapacak kadar kaçık... Müstehcen düşlere ve hayallere sahip zaman zaman. Öyle yerinde duramıyor ki ihtiyar kadın oldu hala yeniyetme!

Gençliğine hep bir özlem vardı. Düşlerinde yaşlanmış vücudunu bir orman perisi güzelliğinde gördü hep. Uyandığında pörsümüş vücudu ve benekli elleriyle yaşlanmanın hüznünü yaşadı. Düşlerindeki dehlizleri bana da hissettirdi zaman zaman...
Beceriksizliklerinde hep ısrarcıydı. Hayatla harbini sevdim bu kadının. Düştü, kalktı, düştü, kalktı ama hep sevdi kendisini.

Şarkılar söyledi kendisine. Şarkının sözleri şöyle; "TANTE ROSA, TANTE ROSA, I LOVE YOU."
"Ne Love'ı be moruk, sen de!" deseler de o hiç vazgeçmedi kendini sevmekten.

Bu kadın bana hatalarımızla, buruşmuş vücudumuzla, yılların yüzümüzde bıraktığı çizgilerle kendimizi sevmeye ihtiyacımız olduğunu hatırlattı bir kez daha. Sana söz Tante Rosa, ben de ihtiyarlığı senin gibi karşılayacağım, senin gibi güçlü, kendisiyle barışık... Ve I'LL ALWAYS LOVE YOU TANTE ROSA!

Kitap yetişkinler için masal tadındaydı. İçerikte her bölümü anlatan çizimler de mevcuttu.
Sevgi Soysal'ın okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak, yazarla serüvenime devam etme niyetindeyim. Böyle güçlü kalemlerin daha çok tanınması ve değerini görmesi dileğiyle. Keyifli okumalar...
Yürümek’ten sonra sıradaki tüm kitapları bırakıp tekrar Sevgi Soysal’a yöneldim. Hayatı, yaşamayı, daha da önemlisi ne için yaşamayı ? sorgulatan güzel bir yolculuk oldu benim için.. Okurken biraz yıprandığımı hissettim, hayat gibi bir kitaptı.. Tavsiyelerimle.
"Tante Rosa, bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır... Tante Rosa, bütün şartlarda yaşayabilir... Tante Rosa, başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır, beceriksizliklerde ısrardır"

Sevgi Soysal, annesinin büyükannesinin yaşantısından esinlenerek başladığı bu kitabı kendi kurgusuyla sürdürmüş ve kendi deyimiyle kitap ne annesinin büyükannesinin hayatını ne de başkasının hayatını anlatmaktadır. Tante Rosa, Sevgi Soysal'ın iç boşaltışıdır.

Kaderin tüm cilvelerine başı dik bir şekilde direnen bir kişiliktir Tante Rosa... Tüm işleri ters gider, el attığı işlerde asla muvaffak olmaz buna karşın düştüğü hiç bir durumu küçültücü görüp de istifini bozan biri değildir Rosa. Rosa asla umudunu kaybetmez, Rosa dobra dobradır, kafasına eseni yapar. Hayattan bir şey anlamadan ve ardında bir şey bırakmadan yolculuğunu tamamlar Rosa...
Tante Rosa, yaşamın kurallarına ve sınıflandırmalarına başkaldıran. ancak kadınlığına hapsolduğu için hep yenilen biridir. 0, "bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır".
Arka kapaktaki cümle kitabı anlatır nitelikte.
12 Mart döneminden dolayı tutuklanan Sevgi Soysal'ın değerinin anlaşılamadığı kitaplardan.
Tante Rosa kadın olmanın tüm zorluklarını,ortak sorunlarını ve hayata karşı duruşlarını komik,hüzünlü, içten anlatımıyla okuyucuya aktarıyor. On dört hikayeden oluşan kitabı tüm kitapseverlere tavsiye ederim,Tante Rosa ile tanışmanız dileğiyle.. Keyifli Okumalar.
Aslında, başlarda bir başarı öyküsü sandım. Çocukluk yılları olmasa bile, büyüdükten sonra iş hayatına atılması, dini terk etmesi, sevdiği bir erkek bulması derken, şans yüzüne gülmüştü. Sonrasını siz okuyun görün. Vah başına gelenler!
Sevgi Soysal'ın kaleminden okuduğum ilk kitap. Kitap fuarında iletişim yayınlarındaki genç bir kız önermişti. "Bu yaşınıza kadar nasıl okumazsınız!?" diye beni bir güzel sümsüklemişti.(Kendisi 15 bilemediniz 16, ben ise 23'tüm.) Gel gör ki, kitabı alalı uzun zaman oldu ben ancak listeme alıp okuyabildim. Zaten Türk yazarları okuyacağım zaman biraz kendimi oyalıyorum. İdefix'e falan girip daha çok ilgimi çekebilecek kitaplara bakıyorum, biraz buralarda geziniyorum. Fakat Soysal'ı ertelemenin hiçbir anlamı yokmuş.
Kitap zaten incecik. Zank diye bitiverdi. Ben içerik olarak "Kamelyalı Kadın" ın modernize edilmiş, öyküleştirilmiş ve kısa hali gibi düşündüm Tante Rosa'yı. Kamelyalı Kadın'ı okuyanlar ne alaka diyecektir. Tabii... Ne alaka, biri Dumas Fils, biri Soysal. Ama Marguerite ve Rosa'nın kaderleri bazı yerlerde benzeşiyor. Özellikle sonları... Ne yazıktır ki, ikisi de hüzünlü biten kitaplar. Rosa, Marguerite'a göre şirin kalıyor. Marguerite ise Rosa'ya göre daha ağır. -Tabiri caizse kitap hem kitap hem karakter olarak.-
İyi okumalar.
Sevgi sözcüğü bir kadına her zaman bir şeyler anlatır, derken yazar; içindeki sevgiyi mi gün yüzüne çıkartıyor yoksa yolunda gitmeyen bir şeyleri bu sözleriyle iyileştirmeye mi çalışıyor? Bilemiyoruz. Bütün kadınca bilmeyişlerin tek adı kendisi oluyor birden. Acaba o cümleyi kurarken bizim bu bilemeyişlerimizi, ürkekliğimizi, özgüvensizliğimizi mi kastetmişti? Ben biliyorum ama. Biz biliyoruz. Bunun yolunda gitmeyen şeyleri iyilleştirmek için söylendiğini biliyoruz. Bir daha hiçbir yaşantımızın üstüne basmayacağımızı bilerek cesurca ve kimseye aldırmadan yürüyoruz.

Tante rosa "Kadınım ve güçlüyüm." mesajını veren bir romandır benim nazarımda. Her şeyin bir çaresini bulan, tüm toplumsal baskılara rağmen ayakta durabilen, eşlerinden birinin ölümüyle Viyana Ormanları'nın öldüğünü anlayan, sokakta evsizken de zengin bir adamın yanındayken de aynı güzel yüreği taşıyan kadınların romanı.
Yıkılan, bunun yanında çabalayan. Tante Rosa. Maruz kalan ama kurtulan. Tante Rosa. Her daim çare bulan. Tante Rosa. Etkileyen, okuyanı kendine benzeten... Belki de okuyanın kendini tanımasına göz yuman. Tante Rosa. Biricik hem de pek çok. Tante Rosa. Kendine sarılan, kendini kucaklayan. Tante Rosa.

Tante Rosa. Liseli bir aşık gibi tekrarlayasım geliyor sürekli bu ismi. Bir gözümde kahraman adeta. İnsanların veya toplumsallaşmanın kendisine etki etmesine müsade etmeyen her kadın Tante Rosa olabilir. Ve tabi içini öldürmemiş her kadın en azından hayatının bir bölümünde Tante Rosa'dır. Tante Rosa olmak acı verebilir ama sarılacağın en önemli kolların sana ait olduğunu da öğretir. Çünkü bir kahraman Tante Rosa.

Tante Rosa. Diğer gözümde ise bir kahramandan biraz daha farklı. Durup durup düşünmeme sebep oldu insan yaşamı konusunda, yaşama felsefesi konusunda. Ansızın çekip gitmeleri mutlu olmak için değildi. ("insan sürekli mutlu olmalıdır." diye bir düşüncem yok fakat eylemlerimiz histerik bir şekilde bizi mutlu edecek olana yönelik.) Ama ne için gitti Tante Rosa? Bir şey vardı onu kölesi yapan. Mutlu olmak değildi asıl arzuladığı... Ama bir şey var onu kölesi yapan. Belki mutsuz olmamaya bağlıydı derinden. Mutlu olmak şart değildi onun için tamam ama mutsuz da olmamalıydı.
Her neyse bunu tam olarak bilemeyeceğim sanırım şu an. Tante Rosalığım yetmiyor bunu anlamaya.
Tante Rosa, bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır diyor arka kapak yazısında. Ve bu cümle bile Sevgi Soysal'ı sevmem için yeterli oluyor. Çok severek okudum ve zekasına hayran kaldım. Diğer kitaplarını da mutlaka alıp okuyacağım. Türk kadın yazarları daha çok okumak gerektiğine inanıyorum. Hepsinde bizden ve yaşanılan zamandan izler bulunuyor. Kendi topraklarımızdaki değerlere daha çok sahip çıkmak dileğiyle...
Tante Rosa tüm kadınların hayatları demektir. Tante Rosa yaşarken ve anlatırken mutlaka size de dokunur. Çünkü onun söyledikleri mutlaka ama mutlaka sizin de başınıza gelmiş ya da gelecektir. Tante Rosa kadınca bilmeyişlerin adıdır. Tante Rosa bitmek bilmeyen yaşam enerjisi mutlaka sizin hayatınıza da dokunacaktır. Kitabı okuduktan sonra kendinizi daha fazla geliştirmek her anı dolu dolu yaşamak için o kadar güzel bahaneleriniz olacak ki pişman olmamak için okuyun.
"Rosa ki her dehlize sokulabilir.
O Rosa ki istenirse yaşar ve ölür.
O Rosa ki şu şartlarda da bu şartlarda da yaşar.
O Rosa ki acıklı da gülünç de olabilir.
O Rosa ki ne bir nokta ne de bir virgüldür.
O Rosa ki başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır.
O Rosa ki beceriksizliklerde ısrardır.
O Rosa ki kimseye bir şey öğretemeyip, kimseden bir şey öğrenmeyendir.
O Rosa ki düşünde kendi cenazesinekendi cenazesine gelenleri görüp kendi ölümüne ağlar.

Onlar ki hep kendi ölümlerine ağlarlar, kendi yalnızlıklarına, kendi kadersizliklerine ağlarlar. İşte bütün onları, o Rosa ile birlikte öldürdüm. Noktayı koyup düğümü çözmek için."

Pervasız bir kadın,pervasız bir yaşam,beklemediğim bir sonda,son buldu.
Çok keyif alarak okuduğumu söyleyemeyeceğim.
Kendisi de hızlı yaşamış,sadece 40 yıllık ömrüne çok şey sığdırmış yazarımız Sevgi Soysal,tanınmalı,okunmalı diye düşünüyorum.
At cambazı olmak isteyen hiçbir zaman kural, hudut bilmeyen ve geleneklere ters düşen bir kadının hikayesi. Tutunduğu tek şey; umudu ve inancıydı. Hayalleriyle iç içe yaşayan bu kadının yaşamının her köşesinde, hüzün hep vardır.
Sevgi Soysal'ın sıra dışı kimlik ve kişiliğe sahip kadın karakteri Tante Rosa'dır. Bir kadının hayalperestliğini, yalnızlaşmasını, yabancılaşmasını, başkaldırışını, yerleşik düzene uymayışını Tante Rosa ile deneyimleyebilirsiniz.
"İnsanları sevmemeye başladı mı insan, insan gibi yaşamayı da sevmemeye başlıyor, insan gibi çalışmayı, kazanmayı, yemeyi, içmeyi, sevişmeyi, ölmeyi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tante Rosa
Alt başlık:
Bütün Eserleri 1
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
105
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750500923
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Tante Rosa
Tante Rosa
İletişim Yayınları Sevgi Soysal’ın bütün eserlerini yayımlıyor. İlk kitap Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın ölüm yıldönümü olan 22 Kasım’ın haftasında çıktı. 1968’de yayımlandığında, çocukluğu Birinci Dünya Savaşı Almanya’sında geçmiş, Rosa adlı bir kadının hayat hikâyeciklerini içeren bu roman, edebiyat çevrelerini şaşırtmış ancak pek de anlaşılamamış. Sevgi Soysal’ı 12 Mart dönemi edebiyatı yoluyla tanıyan okura ise hiç ulaşamamış. Oysa Tante Rosa, Sevgi Soysal’ı 12 Mart döneminin simge yazarı yapanın yalnızca 12 Mart değil, Tante Rosa’da ilk filizlerini veren cesur bir kadınca duyarlılık olduğunun en güzel ispatı. Bütün Eserleri dizisinde önce kronolojik bir sırayla romanları yayımlanacak Sevgi Soysal’ın. Tante Rosa’dan sonra sırada kadın-erkek ilişkisi ve evlilik temasını işlediği romanı Yürümek var. Soysal bu romanıyla (1970) TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazanmış. Ve yine bu romanı nedeniyle müstehcenlik gerekçesiyle yargılanmış. Daha sonra gelen Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, özellikle Ankaralı solcuların çok sevdiği, etkilendiği bir roman. Oradaki Ali karakteri, ideal bir devrimci modelidir; bir kuşak onu örnek alarak devrimciliği öğrenir. Bir sonraki romanı Şafak ise Murat Belge’nin sözleriyle “devrimci Türkiye romanı için çok yeni ve çok önemlidir” çünkü “Sevgi Soysal’ın olayların nesnelliği ve insanların öznelliği arasında kurduğu diyalektik ilişki, Marksist bir estetiğin ürünüdür.” Sevgi Soysal, kanser tedavisi için gittiği İngiltere’de “hastalık-tedavi ötesi şeyler yapmaya” çalışır. Burada yazmaya başladığı romanı Hoşgeldin Ölüm yarım kalır. İletişim Yayınları’ndan çıkacak Hoşgeldin Ölüm’ün ardına Sevgi Soysal’la aynı dönemde yaşamış ve yazmış, Attilâ İlhan, Oya Baydar, Tomris Uyar, Adalet Ağaoğlu, Ahmet Oktay ve Vüs’at Bener gibi isimlerin tanıklıkları eklenecek. Hoşgeldin Ölüm, bu haliyle belki de bir hüzün kitabı olacak. Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, romanlardan sonra ilk yayımlanacak anı kitabı. Muzip bir dille yazılmış bu anılar, tefrika edilirken bazı solcuların tepkisini çekmiş. Öykü kitabı Barış Adlı Çocuk, 12 Mart öncesini, daha sonraki değişimi ve hastalığı konu ediyor. Yeni Ortam ve Politika gazetelerine yazdığı yazılarının toplandığı Bakmak ise ilk öykü kitabı Tutkulu Perçem’in ardından yayımlanacak. Yıldırım Türker, bu siyasi deneme yazılarının gazete yazarı olmaya kalkmasındaki en önemli neden olduğunu söylüyor. Türker, Sevgi Soysal’ın kendisi için “ilkgençliğinde dünyayla arasına gerili; şefkatle harelenmiş bir zekâ, isyankâr bir neşe, kül yutmaz bir duruştan dokunmuş bir tül” olduğunu yazıyor. Sevgi Soysal’ın İletişim’den çıkacak son eseri ise daha önce yayımlanmamış oyunu Venüslü Kadınlar. Yayına hazırlanan bir diğer kitap da, Sevgi Soysal’ın eserleri üzerine edebiyat eleştirisi ağırlıklı yazılardan oluşan bir derleme. Genç yaşta kaybettiğimiz Sevgi Soysal’ın bütün eserleriyle yeniden gündeme gelmesi, onunla büyümüş bir kuşağın ona borcunu ödemesi, onu tanımadan büyümüş bir kuşak içinse önemli bir fırsattır.

Kitabı okuyanlar 307 okur

  • Sultan Cura
  • Nurhan Gülenç
  • merve
  • *ilge
  • Zafer Çimen
  • Pelin İnan
  • D.T.
  • Su Ökdemir
  • Beys
  • Silbus

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%18.2
25-34 Yaş
%41.8
35-44 Yaş
%21.8
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.2
Erkek
%20.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.8 (34)
9
%24.6 (29)
8
%17.8 (21)
7
%12.7 (15)
6
%7.6 (9)
5
%0
4
%0.8 (1)
3
%0
2
%2.5 (3)
1
%0