Adı:
Tante Rosa
Alt başlık:
Bütün Eserleri 1
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
105
ISBN:
9789750500923
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınları
İletişim Yayınları Sevgi Soysal’ın bütün eserlerini yayımlıyor. İlk kitap Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın ölüm yıldönümü olan 22 Kasım’ın haftasında çıktı. 1968’de yayımlandığında, çocukluğu Birinci Dünya Savaşı Almanya’sında geçmiş, Rosa adlı bir kadının hayat hikâyeciklerini içeren bu roman, edebiyat çevrelerini şaşırtmış ancak pek de anlaşılamamış. Sevgi Soysal’ı 12 Mart dönemi edebiyatı yoluyla tanıyan okura ise hiç ulaşamamış. Oysa Tante Rosa, Sevgi Soysal’ı 12 Mart döneminin simge yazarı yapanın yalnızca 12 Mart değil, Tante Rosa’da ilk filizlerini veren cesur bir kadınca duyarlılık olduğunun en güzel ispatı. Bütün Eserleri dizisinde önce kronolojik bir sırayla romanları yayımlanacak Sevgi Soysal’ın. Tante Rosa’dan sonra sırada kadın-erkek ilişkisi ve evlilik temasını işlediği romanı Yürümek var. Soysal bu romanıyla (1970) TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazanmış. Ve yine bu romanı nedeniyle müstehcenlik gerekçesiyle yargılanmış. Daha sonra gelen Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, özellikle Ankaralı solcuların çok sevdiği, etkilendiği bir roman. Oradaki Ali karakteri, ideal bir devrimci modelidir; bir kuşak onu örnek alarak devrimciliği öğrenir. Bir sonraki romanı Şafak ise Murat Belge’nin sözleriyle “devrimci Türkiye romanı için çok yeni ve çok önemlidir” çünkü “Sevgi Soysal’ın olayların nesnelliği ve insanların öznelliği arasında kurduğu diyalektik ilişki, Marksist bir estetiğin ürünüdür.” Sevgi Soysal, kanser tedavisi için gittiği İngiltere’de “hastalık-tedavi ötesi şeyler yapmaya” çalışır. Burada yazmaya başladığı romanı Hoşgeldin Ölüm yarım kalır. İletişim Yayınları’ndan çıkacak Hoşgeldin Ölüm’ün ardına Sevgi Soysal’la aynı dönemde yaşamış ve yazmış, Attilâ İlhan, Oya Baydar, Tomris Uyar, Adalet Ağaoğlu, Ahmet Oktay ve Vüs’at Bener gibi isimlerin tanıklıkları eklenecek. Hoşgeldin Ölüm, bu haliyle belki de bir hüzün kitabı olacak. Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, romanlardan sonra ilk yayımlanacak anı kitabı. Muzip bir dille yazılmış bu anılar, tefrika edilirken bazı solcuların tepkisini çekmiş. Öykü kitabı Barış Adlı Çocuk, 12 Mart öncesini, daha sonraki değişimi ve hastalığı konu ediyor. Yeni Ortam ve Politika gazetelerine yazdığı yazılarının toplandığı Bakmak ise ilk öykü kitabı Tutkulu Perçem’in ardından yayımlanacak. Yıldırım Türker, bu siyasi deneme yazılarının gazete yazarı olmaya kalkmasındaki en önemli neden olduğunu söylüyor. Türker, Sevgi Soysal’ın kendisi için “ilkgençliğinde dünyayla arasına gerili; şefkatle harelenmiş bir zekâ, isyankâr bir neşe, kül yutmaz bir duruştan dokunmuş bir tül” olduğunu yazıyor. Sevgi Soysal’ın İletişim’den çıkacak son eseri ise daha önce yayımlanmamış oyunu Venüslü Kadınlar. Yayına hazırlanan bir diğer kitap da, Sevgi Soysal’ın eserleri üzerine edebiyat eleştirisi ağırlıklı yazılardan oluşan bir derleme. Genç yaşta kaybettiğimiz Sevgi Soysal’ın bütün eserleriyle yeniden gündeme gelmesi, onunla büyümüş bir kuşağın ona borcunu ödemesi, onu tanımadan büyümüş bir kuşak içinse önemli bir fırsattır.
Tante Rosa. Tante Rosa’m...

Bir kadının absürt ama hayatın göbeğinde dans ettiği bir yaşam hikayesi.

Toplum kurallarından dem vurup duruyorum. Sevmiyorum çünkü. Başımıza gelmiş en büyük felakettir toplum bana göre. Evlilik, aile, çocuk, sevgili, iş, akraba, okul... Hepsi bana garip kurallar bütünü gibi geliyor. Zorlama ilerleyen ve buna kendini mecbur hissettiğin kurallar bütünü.

Tante Rosa da kaptırıyor kendini bir süre bu kurallara. Okula gidiyor. Hem de din okuluna. Ama boyun eğmiyor kimseye. Öğretmenleri ile dalga geçiyor. Aslında bunu bilerek de yapmıyor. İçinden gelmiyor bazı davranışlar. Ne hikmetse içinden gelmeyen her davranış başına iş açıyor. Ailesi tarafından hor görülüyor. Tamam diyor. Kurallara uyacağım. Büyüyor. Evleniyor. Bu defa da evlilik kurallarına ayak uyduramıyor. Terk ediyor kocasını. Bir başkasını buluyor. İnsan birisinin sahip olmadığı özellikleri bir başkasında aramanın peşindedir çoğu zaman. Asıl problemin başka kişide değil var oluşta olduğunu anlamaz. Sonunda yalnız kalıyor. Yaşlanıyor. Kitabı özetleyecek değilim aslında. Tante Rosa nedir onu açıklamak istiyorum.

Tante Rosa hayata adapte olmaya çalışan bir kadın. Her ne kadar bunu istese de başaramıyor. İçindeki insan buna müsaade etmiyor. Dik durmaya çalışıyor. Dik duruş sahibi olmanın en büyük erdem olduğunu anlıyor. Topluma karşı, aileye karşı, her şeye ama her şeye karşı dik duruş... İşte kadın böyle olmalı. Dik durmalı.

Bazen güleceğiniz bazen de hüzünleneceğiniz bu kitabı siz okurlara tavsiye ediyorum. Tante Rosa size iyi gelecek.
"Tante Rosa tüm kadınca bilmeyişlerin tek adıdır."

#Tante Rosa kitabı henüz değeri tam olarak anlaşılamamış bir baş yapıt. Bir kadın olarak bu kitap benim bakış açımı değiştirdi diyebilirim. Başkaldıran, dibe vuran, inanan, aşık olan, aldatan, aldatılan, hayal kuran, tutkuları olan, heyecanları ve enteresan tespitleri olan anti bir karakter Rosa. Sevgi Soysal'ın bu karakteri yaratırken teyzesinden esinlendiği söyleniyor. Doğru olabilir ama yazarın kendi hayatına baktığımızda o da en aykırı kadınlardan. Aykırı lafını kasten kullanıyorum. Toplumlar orta zekalılardan oluşur, kurallara uyan, itaat eden, sorgulamayan ve kendilerine çizilen kadere göre yaşayan insanlardan oluşur. Farklı kim varsa, yaratıcı, üretici, yüksek zekalı; toplumlar bu kişileri eritmeye, kendine benzetmeye çalışır. Benzetemediğini dışlar ve çoğu kez öldürür hem ruhen hem bedenen... Tante Rosa bu yüzden başarısızdır hayatı yaşamada.
Rosa hiç bir yaşantısının üstüne basmadı denilebilir... Kitabındaki mizah, bu doğallıktan geliyor. Kitabındaki çizimler de oldukça başarılı.

#Hem kendi edebiyatımız hem de dünya edebiyatı için, içinizde yer etmiş karakterler kimler sizin için? Herkesin mutlaka bir çok etkilendiği karakter vardır. Bu karakter benim için Tante Rosa'dır. Onun çekip gidecek kadar özgürlüğüne düşkün karakteri beni etkiledi. "Bir daha hiç bir yaşantımın üstüne basmayacağım." Gerçekten de basmıyor. Daha küçük bir kızken, "Sizlerle Başbaşa" dergisinde okuduğu hikayelerle başlıyor kitap. Katolik kilisesi'nden atılan Rosa, Mezarlık bakıcısı olan Rosa, tuvalet bekçiliği yapan Rosa, aşık Rosa, aptal Rosa, kadın Rosa, at cambazı Rosa, prenses Rosa, komik Rosa, bunak Rosa, hayat dolu Rosa...

#Sevgi Soysal 12 Mart 1971 darbe döneminin en çok sansüre uğrayan yazarlarından. Hapse atılan onca yazardan biri.

#Bu kitap benim için okumaktan asla sıkılmayacağım, alıntıların hepsini aklıma kazıdığım, beni yüksek sesle güldüren ve de kalıplar, gelenekler, kader, inanç üzerine çokça düşündüren bir kitap. Kitabı okuyan pek çok kadın ve erkek, ne kadar özgür düşündüğünü iddia ederse etsin, aslında kalıplar arasında sıkışıp kalmış olduğunu hissedecek. Rosa batma riskini umursamadı ve yaşadı. Oysa çoğumuz bu riski göze alamıyoruz, dolayısıyla yaşamak ne demek, sınırları aşmak ne demek bunun da ne demek olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Tıpkı İhsan Oktay Anar'ın "Puslu Kıtalar Atlası" kitabındaki Uzun İhsan Efendi gibi. Yazmak kendisine, yaşamak Oğluna kalır.

“Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı”.

Dünyaya şahit olamıyoruz, bari kitap okuyalım... Şahit olanların yazdıklarını...

Benzer kitaplar

Aslında, başlarda bir başarı öyküsü sandım. Çocukluk yılları olmasa bile, büyüdükten sonra iş hayatına atılması, dini terk etmesi, sevdiği bir erkek bulması derken, şans yüzüne gülmüştü. Sonrasını siz okuyun görün. Vah başına gelenler!
Sevgi Soysal'ın kaleminden okuduğum ilk kitap. Kitap fuarında iletişim yayınlarındaki genç bir kız önermişti. "Bu yaşınıza kadar nasıl okumazsınız!?" diye beni bir güzel sümsüklemişti.(Kendisi 15 bilemediniz 16, ben ise 23'tüm.) Gel gör ki, kitabı alalı uzun zaman oldu ben ancak listeme alıp okuyabildim. Zaten Türk yazarları okuyacağım zaman biraz kendimi oyalıyorum. İdefix'e falan girip daha çok ilgimi çekebilecek kitaplara bakıyorum, biraz buralarda geziniyorum. Fakat Soysal'ı ertelemenin hiçbir anlamı yokmuş.
Kitap zaten incecik. Zank diye bitiverdi. Ben içerik olarak "Kamelyalı Kadın" ın modernize edilmiş, öyküleştirilmiş ve kısa hali gibi düşündüm Tante Rosa'yı. Kamelyalı Kadın'ı okuyanlar ne alaka diyecektir. Tabii... Ne alaka, biri Dumas Fils, biri Soysal. Ama Marguerite ve Rosa'nın kaderleri bazı yerlerde benzeşiyor. Özellikle sonları... Ne yazıktır ki, ikisi de hüzünlü biten kitaplar. Rosa, Marguerite'a göre şirin kalıyor. Marguerite ise Rosa'ya göre daha ağır. -Tabiri caizse kitap hem kitap hem karakter olarak.-
İyi okumalar.
"Tante Rosa, bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır... Tante Rosa, bütün şartlarda yaşayabilir... Tante Rosa, başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır, beceriksizliklerde ısrardır"

Sevgi Soysal, annesinin büyükannesinin yaşantısından esinlenerek başladığı bu kitabı kendi kurgusuyla sürdürmüş ve kendi deyimiyle kitap ne annesinin büyükannesinin hayatını ne de başkasının hayatını anlatmaktadır. Tante Rosa, Sevgi Soysal'ın iç boşaltışıdır.

Kaderin tüm cilvelerine başı dik bir şekilde direnen bir kişiliktir Tante Rosa... Tüm işleri ters gider, el attığı işlerde asla muvaffak olmaz buna karşın düştüğü hiç bir durumu küçültücü görüp de istifini bozan biri değildir Rosa. Rosa asla umudunu kaybetmez, Rosa dobra dobradır, kafasına eseni yapar. Hayattan bir şey anlamadan ve ardında bir şey bırakmadan yolculuğunu tamamlar Rosa...
Sevgi sözcüğü bir kadına her zaman bir şeyler anlatır, derken yazar; içindeki sevgiyi mi gün yüzüne çıkartıyor yoksa yolunda gitmeyen bir şeyleri bu sözleriyle iyileştirmeye mi çalışıyor? Bilemiyoruz. Bütün kadınca bilmeyişlerin tek adı kendisi oluyor birden. Acaba o cümleyi kurarken bizim bu bilemeyişlerimizi, ürkekliğimizi, özgüvensizliğimizi mi kastetmişti? Ben biliyorum ama. Biz biliyoruz. Bunun yolunda gitmeyen şeyleri iyilleştirmek için söylendiğini biliyoruz. Bir daha hiçbir yaşantımızın üstüne basmayacağımızı bilerek cesurca ve kimseye aldırmadan yürüyoruz.

Tante rosa "Kadınım ve güçlüyüm." mesajını veren bir romandır benim nazarımda. Her şeyin bir çaresini bulan, tüm toplumsal baskılara rağmen ayakta durabilen, eşlerinden birinin ölümüyle Viyana Ormanları'nın öldüğünü anlayan, sokakta evsizken de zengin bir adamın yanındayken de aynı güzel yüreği taşıyan kadınların romanı.
Tante Rosa, bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır diyor arka kapak yazısında. Ve bu cümle bile Sevgi Soysal'ı sevmem için yeterli oluyor. Çok severek okudum ve zekasına hayran kaldım. Diğer kitaplarını da mutlaka alıp okuyacağım. Türk kadın yazarları daha çok okumak gerektiğine inanıyorum. Hepsinde bizden ve yaşanılan zamandan izler bulunuyor. Kendi topraklarımızdaki değerlere daha çok sahip çıkmak dileğiyle...
Tante Rosa tüm kadınların hayatları demektir. Tante Rosa yaşarken ve anlatırken mutlaka size de dokunur. Çünkü onun söyledikleri mutlaka ama mutlaka sizin de başınıza gelmiş ya da gelecektir. Tante Rosa kadınca bilmeyişlerin adıdır. Tante Rosa bitmek bilmeyen yaşam enerjisi mutlaka sizin hayatınıza da dokunacaktır. Kitabı okuduktan sonra kendinizi daha fazla geliştirmek her anı dolu dolu yaşamak için o kadar güzel bahaneleriniz olacak ki pişman olmamak için okuyun.
"Rosa ki her dehlize sokulabilir.
O Rosa ki istenirse yaşar ve ölür.
O Rosa ki şu şartlarda da bu şartlarda da yaşar.
O Rosa ki acıklı da gülünç de olabilir.
O Rosa ki ne bir nokta ne de bir virgüldür.
O Rosa ki başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır.
O Rosa ki beceriksizliklerde ısrardır.
O Rosa ki kimseye bir şey öğretemeyip, kimseden bir şey öğrenmeyendir.
O Rosa ki düşünde kendi cenazesinekendi cenazesine gelenleri görüp kendi ölümüne ağlar.

Onlar ki hep kendi ölümlerine ağlarlar, kendi yalnızlıklarına, kendi kadersizliklerine ağlarlar. İşte bütün onları, o Rosa ile birlikte öldürdüm. Noktayı koyup düğümü çözmek için."

Pervasız bir kadın,pervasız bir yaşam,beklemediğim bir sonda,son buldu.
Çok keyif alarak okuduğumu söyleyemeyeceğim.
Kendisi de hızlı yaşamış,sadece 40 yıllık ömrüne çok şey sığdırmış yazarımız Sevgi Soysal,tanınmalı,okunmalı diye düşünüyorum.
At cambazı olmak isteyen hiçbir zaman kural, hudut bilmeyen ve geleneklere ters düşen bir kadının hikayesi. Tutunduğu tek şey; umudu ve inancıydı. Hayalleriyle iç içe yaşayan bu kadının yaşamının her köşesinde, hüzün hep vardır.
Sevgi Soysal'ın sıra dışı kimlik ve kişiliğe sahip kadın karakteri Tante Rosa'dır. Bir kadının hayalperestliğini, yalnızlaşmasını, yabancılaşmasını, başkaldırışını, yerleşik düzene uymayışını Tante Rosa ile deneyimleyebilirsiniz.
Kitap çocukluğundan başlayarak ölümüne kadar Tante Rosa'nın hayatını anlatan 14 öyküden oluşuyor. Bir solukta bitti. Yazarın alaycı dili yer yer yüzümüzü gülümsetiyor, bazen düşündürüyor, bazen kendimize bile itiraf etmekten korktuğumuz yanlarımızla yüz yüze geliyoruz. Kitap ilk basıldığı dönemlerde bolca eleştiri almış, kahramanın türk değil bir yabancı - Alman kadını olmasını eleştirmişler. Sevgi Soysal'ın kızı Funda Soysal kitaba yazdığı ön sözde Tante Rosa'yı "...Türkiye için erken ötmüş bir horoz" diye nitelendiriyor. Aslında çok haklı, bizimki gibi toplumlarda Tante Rosa gibi özgürlüğünü sahiplenen, sevmediği düzeni bırakıp gidebilen, farklı olmaktan korkmayan kadınları bügün bile kabullenemiyor o dönemde bunun anlaşılması daha da zor olmalı. Okumaya geç kaldığımı düşündüğüm bir kitap oldu benim için. Farklı ve farklı olduğu kadar da güzel bir kitap. Mutlaka okuyun derim.
Sevgi Soysal'ı ilk kez tanıdığım kitap. Kısa ve derin. Böylesi bir şey yazmak herkesin harcı olmasa gerek. Tante Rosa'nın yaşadığı değişik olaylar ile birçok duyguyu aynı anda hissediyor, altüst oluyor sonra onun neşesi ile yine gülümsüyorsunuz.
Zamanında gerici birçokları tarafından tepki almış lakin günümüze ulaşmayı başarmıştır. Bazılarına inat alın okuyun ve tepki olacak hiçbir şey olmadığını kendiniz keşfedin.
Sevgi ile...
Gülünç bir ihtilalim ben,kötü bir askeri cuntayım. Gerillalarım var.ne onlar beni devirebiliyor, ne ben onların kökünü kurutabiliyorum...
"İnsanları sevmemeye başladı mı insan, insan gibi yaşamayı da sevmemeye başlıyor, insan gibi çalışmayı, kazanmayı, yemeyi, içmeyi, sevişmeyi, ölmeyi."
Her şey özlenebilir. Her şey tutku konusu olabilir. Her şey aynı ölçüde kutsal ve aşağılık olabilir. Tutkular çevreye göre değişen şeylerdir. Evli kadınlar toplantısında, en temiz pak aile kadını olmaya özenen aynı kadın, orospuların yanında en orospu olmayı niçin istemesin? Önemli olan istektir, hiçbir istek diğerinden soylu değildir, böyle düşünmüş olabilir Rosa gizliden...
"Her yeni aşka yeni bir aptallıkla başlarsan sonunda orospudan beter olursun. O bile olamazsın; aşkı tadabilmek gibi satabilmek de beceri ister."
“Herkesle alay edilebilir. Ama kendi alaylarını yöneltmek yüceltmek elindedir kişinin.”
"İnsan hiçbir şeylere aldırmamaya bir başladı mı, ne kendi durumunu, ne de bütün durumları, üstünde durulmaya değer bulmadı mı; bu bir kış uykusudur ki hiçbir yaz sökemez...”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tante Rosa
Alt başlık:
Bütün Eserleri 1
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
105
ISBN:
9789750500923
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınları
İletişim Yayınları Sevgi Soysal’ın bütün eserlerini yayımlıyor. İlk kitap Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın ölüm yıldönümü olan 22 Kasım’ın haftasında çıktı. 1968’de yayımlandığında, çocukluğu Birinci Dünya Savaşı Almanya’sında geçmiş, Rosa adlı bir kadının hayat hikâyeciklerini içeren bu roman, edebiyat çevrelerini şaşırtmış ancak pek de anlaşılamamış. Sevgi Soysal’ı 12 Mart dönemi edebiyatı yoluyla tanıyan okura ise hiç ulaşamamış. Oysa Tante Rosa, Sevgi Soysal’ı 12 Mart döneminin simge yazarı yapanın yalnızca 12 Mart değil, Tante Rosa’da ilk filizlerini veren cesur bir kadınca duyarlılık olduğunun en güzel ispatı. Bütün Eserleri dizisinde önce kronolojik bir sırayla romanları yayımlanacak Sevgi Soysal’ın. Tante Rosa’dan sonra sırada kadın-erkek ilişkisi ve evlilik temasını işlediği romanı Yürümek var. Soysal bu romanıyla (1970) TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazanmış. Ve yine bu romanı nedeniyle müstehcenlik gerekçesiyle yargılanmış. Daha sonra gelen Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, özellikle Ankaralı solcuların çok sevdiği, etkilendiği bir roman. Oradaki Ali karakteri, ideal bir devrimci modelidir; bir kuşak onu örnek alarak devrimciliği öğrenir. Bir sonraki romanı Şafak ise Murat Belge’nin sözleriyle “devrimci Türkiye romanı için çok yeni ve çok önemlidir” çünkü “Sevgi Soysal’ın olayların nesnelliği ve insanların öznelliği arasında kurduğu diyalektik ilişki, Marksist bir estetiğin ürünüdür.” Sevgi Soysal, kanser tedavisi için gittiği İngiltere’de “hastalık-tedavi ötesi şeyler yapmaya” çalışır. Burada yazmaya başladığı romanı Hoşgeldin Ölüm yarım kalır. İletişim Yayınları’ndan çıkacak Hoşgeldin Ölüm’ün ardına Sevgi Soysal’la aynı dönemde yaşamış ve yazmış, Attilâ İlhan, Oya Baydar, Tomris Uyar, Adalet Ağaoğlu, Ahmet Oktay ve Vüs’at Bener gibi isimlerin tanıklıkları eklenecek. Hoşgeldin Ölüm, bu haliyle belki de bir hüzün kitabı olacak. Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, romanlardan sonra ilk yayımlanacak anı kitabı. Muzip bir dille yazılmış bu anılar, tefrika edilirken bazı solcuların tepkisini çekmiş. Öykü kitabı Barış Adlı Çocuk, 12 Mart öncesini, daha sonraki değişimi ve hastalığı konu ediyor. Yeni Ortam ve Politika gazetelerine yazdığı yazılarının toplandığı Bakmak ise ilk öykü kitabı Tutkulu Perçem’in ardından yayımlanacak. Yıldırım Türker, bu siyasi deneme yazılarının gazete yazarı olmaya kalkmasındaki en önemli neden olduğunu söylüyor. Türker, Sevgi Soysal’ın kendisi için “ilkgençliğinde dünyayla arasına gerili; şefkatle harelenmiş bir zekâ, isyankâr bir neşe, kül yutmaz bir duruştan dokunmuş bir tül” olduğunu yazıyor. Sevgi Soysal’ın İletişim’den çıkacak son eseri ise daha önce yayımlanmamış oyunu Venüslü Kadınlar. Yayına hazırlanan bir diğer kitap da, Sevgi Soysal’ın eserleri üzerine edebiyat eleştirisi ağırlıklı yazılardan oluşan bir derleme. Genç yaşta kaybettiğimiz Sevgi Soysal’ın bütün eserleriyle yeniden gündeme gelmesi, onunla büyümüş bir kuşağın ona borcunu ödemesi, onu tanımadan büyümüş bir kuşak içinse önemli bir fırsattır.

Kitabı okuyanlar 223 okur

  • Kadavra
  • Ayşegül Yeter
  • A
  • hilal
  • Marja
  • Esra
  • İpek Tunç
  • Prehistoric
  • Gülşen Doğru
  • Rıdvan Gegen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%18.2
25-34 Yaş
%41.8
35-44 Yaş
%21.8
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.2
Erkek
%20.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.8 (22)
9
%26.8 (22)
8
%18.3 (15)
7
%14.6 (12)
6
%8.5 (7)
5
%0
4
%1.2 (1)
3
%0
2
%3.7 (3)
1
%0