Tanzimat ve Bulgar Meselesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
721
Gösterim
Adı:
Tanzimat ve Bulgar Meselesi
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752430273
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
Baskılar:
Tanzimat ve Bulgar Meselesi
Tanzimat ve Bulgar Meselesi
“Halil İnalcık’ın doktora tezi olan ve daha 26 yaşındayken tamamladığı ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’, hâlâ hem içerik hem de yöntem olarak alanında öncülüğünü koruyor. Tanzimat’ın ilanından sonra Bulgaristan bölgesinde çıkan ayaklanmaları, çözümlenemeyen toprak meselelerine ve köylülerin sıkıntısına bağlayan; çift taraflı arşiv ve kaynak araştırmalarına dayanan bir tezdir. Türk tarihçiliğinin Balkan ülkeleri arasında objektif ve bilimsel tahlil kapasitesine öncü olarak oturduğunu gösteren bir araştırmadır. Genç tarihçinin sosyal bilimlerde ulaştığı düşünce ve analiz kapasitesini gösterir.

Halil Hocanın ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’ aranan, kayıp bir muhalled eserdi. Bir öncü kitaptı. Kronik Kitap bu eseri bir anı baskısı olarak okuyucularına sunuyor.”

- İlber Ortaylı
178 syf.
İlim adamlarını severim ama mütevazı ilim adamlarını daha çok severim.

İlber Ortaylı'nın bacak bacak üstüne atıp karşına Halil İnalcık'ı karşısına aldığı bir televizyon programında görmüştüm kendisini, o zaman ki duruşu mütevaziliği anlatım şekli çok hoşuma gitmişti.

Daha sonra üniversite birdeyken hocamıza ders kitabı olarak okutulabileceğini gösterebilmek için almıştım ama detaylı olarak okumamıştım zaten hocamız da kendi kitabının daha iyi olduğunu iddia etmişti :)

26 yaşındayken yazdığı doktora teziymiş sonradan öğrendim dipnotlara ayrıntılara yer verilmiş, incelikle araştırma yapıldığı belli Osmanlıca, bilmeyenler için dili biraz ağır gelebilir.
Dönemin bölgesel tarihini Bulgaristan'ın toprakları üzerinden okuyorsunuz.

Osmanlı'nın neden çöktüğünü açıkça görüyorsunuz. Derebeylerinden osmanlı devleti sayesinde kurtulan balkanların nasıl ayanlar yöneticiler tarafından derebeylik şeklinde yönetildiğini, bu yönetcilerin halkı nasıl yıldırdıklarını, merkeze yaranmak için her şeyi nasıl örtbas ettiklerini de görüyorsunuz.

İsyanların, huzursuzlukların başta bu beceriksiz yöneticilere olduğunu yerel yöneticilerin baskıları ve zamanla dış güçlerin de etkisiyle nasıl bağımsızlığa evrildiğini de anlatmış.

Milli duygulara yer vermeden, objektif bir şekilde Osmanlı'nın son dönemlerini,neden yıkıldığını anlatmış.

Tanzimat olaylarının etrafında gelişen olaylara ve Vidin İsyanına detaylı olarak yer vermiş


Tarihi belgelerden öğrenmek yerine olayların yaşandığı mekanlarda inceleme ve araştırma yapmak gerçekleri ortaya koymak gerektiğinden de bahsetmektedir.

Yaşantılar,insanlar, mekânlar en iyi ipucudur diyor kitap kısaca...
178 syf.
Bu tezi herhangi bir kitap gibi okuyabilirsiniz ancak şöyle düşündüğünüzde işler bir anda değişiyor. Halil İnalcık Hoca bu tezi yazdığında henüz 26 yaşındaymış. Üstelik 1940'ların Türkiye'si ve şimdilik gibi ulaşım, iletişim, bilgiye erişme imkanları üst seviyede değil. Fevkalade bir titizlikle arşiv çalışmış, çok çalışmış hem de. Bu anlamda günümüzde akademisyenliğin eskisinden iyi olması gerekirken, belki de kötü olduğunu anlayabiliyoruz. Efsanevi tarihçi Halil Hoca'nın tarihçilik kalitesini ortaya koyan, titiz bir eser bu ve Kronik Kitap tarafından yazılışından 75 yıl sonra yeniden basılması da takdire şayan...
178 syf.
Bir doktora tezi. 26 yaşında genç bir akademisyenin hazırladığı ve akademik dünyanın bugün hala kaynak kitap olarak başvurduğu nadide eser sadece tarih alanında değil bütün alanlarda çalışmalar yapan akademik veya değil bütün öğrenciler için ilham kaynağı...
208 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap hocanın doktora tezi. Yazan bilir zorluğunu bir de İnalcık Hoca bu tezi yazdığında henüz 26 yaşındaymış. Üstelik 1940'ların Türkiye'si ve şimdiki gibi bilgiye erişme imkanları üst seviyede değil. Fevkalade bir titizlikle arşiv çalışması sonucu oluşmuş bir çalışma. Bu anlamda günümüzde biz akademisyenlerin ve adayların eskisinden daha iyi olması gerekirken, kıyasla yetersiz olduğumuzu anlayabiliyoruz. Halil Hoca'nın tarihçilik kalitesini ortaya koyan, titiz bir eser bu ve Kronik Kitap tarafından yazılışından 75 yıl sonra yeniden basılması da yeni nesillere bu bilgileri aktarma da öncülük etmesi önemli. Keyifli okumalar...
Bir bakıma Tanzimat'ı, temel müesseseleri bozulmuş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun, yepyeni bir medeniyetle yükselen ve taarruza geçen bir Avrupa'nın ezici üstünlüğü karşısında yeniden teşkilâtlanma teşebbüsünün kat'i safhası olarak telâkki etmek mümkündür...
Umumiyetle bazı Balkanlı müelliflerin de itiraf ettiği gibi, Osmanlıların Balkanlara gelişi burada hüküm süren feodal anarşiye son vermiş, köylüyü ezen eski boyarları kaldırarak sıkı, muntazam bir devlet teşkilâtı ve angaryaya, keyfî mua­melelere meydan vermiyen sağlam bir zirai-içtimaî nizam kurmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu'nda, feth olunan topraklar tâ başlangıçtan beri umumiyetle Devletin yüksek mülkiyet ve murakabası altına konmuş ve köylü, toprağında daimî ve irsî bir kiracı vaziyetinde bırakılmıştır. Mülkiyeti Devlete ait topraklar, yani mirî arazi rejimi, tâbi memleketler hariç, asıl İmparatorluğun en büyük kısmında hakim bir toprak rejimi teşkil etmekte idi.
Osmanlı timar sisteminin esas itibariyle feodalizmle ilgisi yoktur. Köylü, tapu resmi, resm-i çift gibi kiracılık durumuyla ilgili devletin tayin ettiği vergileri sipahisine ödedikten sonra artık hiçbir angarya ile mükellef değildi. Toprağı boş bırakmamak, yerini değiştirerek başkasının timarına gidememek gibi bazı mecburiyetler, Prof. Barkan'ın ifadesiyle, ancak nazarî bir liberalizm zaviyesinden kötü görülebilir.
Bulgar haklı bilhassa XVIII. asır sonlarında varlığını temelinden tehdid eden büyük bir tehlike karşısında bulunuyordu: Rumlar, onların bütün tarihi ananelerini, hatta konuştukları dili ortadan kaldırmak ve kendilerini Rumlaştırmak gayretinde idi.
Bulgar Türkleri yüksek bir kültür sahibi idiler. Geldikleri yerde sürücülük kadar ziraatla da uğraşıyorlardı ve şehirleri vardı. Onlardan kalan muazzam âbideler, kendilerinin hususî bir yazıları, takvimleri ve Bizans'ınkinden ayrı hususî karakterde bir mimarîleri olduğunu ortaya koymuştur.
Bir bakıma Tanzimat'ı, temel müesseseleri bozulmuş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun, yepyeni bir medeniyetle yükselen ve taarruza geçen bir Avrupa'nın ezici üstünlüğü karşısında yeniden teşkilâtlanma teşebbüsünün kat'i safhası olarak telâkki etmek mümkündür.
Uyuşmuş kalmış olan bulgar milletinin ruhuna ilk millî iman kıvılcımını Paisii adında bir bulgar keşişi atmıştır. Atos dağı üzerinde Hiliandar manastırında münzevî yaşarken rumların ve Sırpların milletine karşı gösterdikleri istihfafla benliği sarsı­ lan bu -papas, milletinin asaletini isbat etmek için Bulgar­ ların tarihini yazmağa karar verdi. 1762 de tamamladığı eser, Bulgar halkının, çarlarının ve azizlerinin tarihi ile o, bulgarlara ma­ zideki şan ve şerefi anlatmakta ve milletine şöyle hitabetmektedir:
“Ey Bulgar, ecdadını öğren, dilini tanı....
Bulgaristan’da bütün mühim dinî makamlar, esasen rumların elinde idi. Eski bulgar edebiyatının kalıntıları her yerde dinî bir gayretle yok edilmekte idi. Böylece rum papazı Hilaryon, Tırnova katederalinin mihrabı arkasında bulduğu eski bulgar patriklerine ait kütüpha­ neyi merasimle yakdırtmıştır. Bulgar dilile ayin yapmak, vaizda bulunmak artık yasaktı. bulgarlar, kendi­lerini bulgar saymaktan utanıyorlardı. Bulgar tahsilsiz, kaba köylü manasına geliyordu. Artık Bulgarlık, Rila, Hiliandar manastırları gibi dağlara sığınmış ve hususî imtiyazlara malik manastırlardan başka her tarafta tamamile rumların manevî boyunduruğu altına düşmüş bulunuyordu.
Umumiyetle bazı Balkanlı müelliflerin de itiraf ettiği gibi, Osmanlıların Balkanlara gelişi burada hüküm süren feodal anarşiye son vermiş, köylüyü ezen eski boyarları kaldırarak sıkı, muntazam bir devlet teşkilâtı ve angaryaya, keyfî mua­melelere meydan vermiyen sağlam bir zirai-içtimaî nizam kur­muştur.
Osmanlı timar sisteminin esas itibariyle feodalizmle ilgisi yoktur. Köylü, tapu resmi, resm-i çift gibi kiracılık durumuyla ilgili devletin tayin ettiği vergileri sipahisine ödedikten sonra artık hiçbir angarya ile mükellef değildi. Toprağı boş bırakmamak, yerini değiştirerek başkasının timarına gidememek gibi bazı mecburiyetler, Prof. Barkan'ın ifadesiyle, ancak nazarî bir liberalizm zaviyesinden kötü görülebilir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda, feth olunan topraklar tâ başlangıçtan beri umumiyetle Devletin yüksek mülkiyet ve murakabası altına konmuş ve köylü, toprağında daimî ve irsî bir kiracı vaziyetinde bırakılmıştır. Mülkiyeti Devlete ait topraklar, yani mirî arazi rejimi, tâbi memleketler hariç, asıl İmparatorluğun en büyük kısmında hakim bir toprak rejimi teşkil etmekte idi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanzimat ve Bulgar Meselesi
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752430273
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
Baskılar:
Tanzimat ve Bulgar Meselesi
Tanzimat ve Bulgar Meselesi
“Halil İnalcık’ın doktora tezi olan ve daha 26 yaşındayken tamamladığı ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’, hâlâ hem içerik hem de yöntem olarak alanında öncülüğünü koruyor. Tanzimat’ın ilanından sonra Bulgaristan bölgesinde çıkan ayaklanmaları, çözümlenemeyen toprak meselelerine ve köylülerin sıkıntısına bağlayan; çift taraflı arşiv ve kaynak araştırmalarına dayanan bir tezdir. Türk tarihçiliğinin Balkan ülkeleri arasında objektif ve bilimsel tahlil kapasitesine öncü olarak oturduğunu gösteren bir araştırmadır. Genç tarihçinin sosyal bilimlerde ulaştığı düşünce ve analiz kapasitesini gösterir.

Halil Hocanın ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’ aranan, kayıp bir muhalled eserdi. Bir öncü kitaptı. Kronik Kitap bu eseri bir anı baskısı olarak okuyucularına sunuyor.”

- İlber Ortaylı

Kitabı okuyanlar 79 okur

  • Mir'at-ı Cünun
  • ubeyt arslan
  • duygu
  • Şerife Şeyma Marangoz
  • İbrahim Yalçın Şeker
  • Hayri Ersoy
  • Hikmet
  • Nurcan Ayan Pehlivan
  • Muhammet Aykut Güder
  • Ahmet Yavuzyılmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.8 (8)
9
%12.9 (4)
8
%12.9 (4)
7
%3.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0