Tarihi Değiştiren Diktatörler (Popüler Tarih)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.822
Gösterim
Adı:
Tarihi Değiştiren Diktatörler
Alt başlık:
Popüler Tarih
Baskı tarihi:
Temmuz 2010
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141961
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Tarihi Değiştirenler serisi, serinin belki de en ilginç kitaplarından biriyle devam ediyor: Tarihi Değiştiren Diktatörler. Popüler tarih yazınının en önemli kalemlerinden biri olan Ali Çimen, bu kez dünya tarihini değiştirmiş 15 diktatörü mercek altına alıyor. İnsanların ve insanlığın kaderiyle oynama hakkını kendilerinde bulan 15 diktatörün yaşamlarını kendi üslubu içinde değerlendiren Ali Çimen'in kitabı, zengin bir görsel arşive sahip. Tarihte önemli rol oynamış bu karakterleri yakından tanırken, aslında dünya tarihine dair bir yeniden okuma yapmış olacaksınız.

"Nihayet atasının huzuruna çıkacağı an gelmişti. Her şey günün kutsallığına uygun olmalıydı. Söz konusu ulu önderi anmaksa, kimin ya da neyin önemi olabilirdi ki? Binler halinde aktılar anıt mezara. Marşlar, vecd ile lidere secde ettirilen bedenler. Nefes almaksızın, boşlukta bir noktaya gözleri çakılı halde bekleyen, çatık kaşlı, gri suratlı üniformalılar. Evet, evet işte nihayet yüce liderin ayaklarının dibindeydiler! Kafasını kaldırdı. Minik gözleri ile önünde yükselen onlarca tonluk bronz adamın gözlerini görmeye çalıştı. Çocuksu dünyasıyla atasının konuşabileceğini sanıyordu. Eğer göz göze gelebilseler soracaktı ona: NE İŞİMİZ VAR BİZİM BURADA?"
224 syf.
Tarihi Değiştiren Diktatörler, Ali Çimen’in ‘Tarihi Değiştirenler’ serisinin bir kitabı. Nisan 2010’da ilk baskısı yapılmış. Dünya tarihine, tabii ki menfi manada damgasını vurmuş olan belli başlı diktatörleri anlatıyor kitap.

Kimler mi var? Stalin, Hitler, Mussolini, Mao, Pol Pot, Salazar, Franco, Bokassa, İdi Amin, Pinochet, II. Leopold, Mobutu, Şah Pehlevi, Çavuşesku, Saddam, Kim İl Sung ile Kim Jong İl ve Bin Ali… Tahmin edebileceğiniz gibi son 150 yılın diktatörlerinden bazıları bu isimler. Liste daha da uzun olabilirdi pekala.

Seriyi bilenler için bir şey demeye lüzum yok ama ilk defa duyanlar için Çimen’in çok başarılı bir üslubu olduğunu söylemem lazım. Diğer kitapları gibi bu da ilgi çekici ve akıcı. İçinde son derece enteresan bilgiler var. Ancak ben size ‘aslında Pol Pot’un gerçek adı Saloth Sar’dır ancak Çin Devleti kendilerine sadık olan Kamboçyalı yoldaşlarına ‘politik potansiyel’ yani kısaca pol pot dedikleri için o da bu lakabı almıştır’ gibi sıra dışı bilgiler vermeyeceğim. Kitapta bahsi geçen bütün diktatörlerin çoğu müşterek bir bölümü özel bazı özellikleri ve uygulamaları var. Onlardan söz etmek niyetindeyim.

Bu arada kitaptaki her diktatör tornadan çıkmış gibi aynı değil. Stalin, Mao, Hitler gibi isimlerin öldürttükleri insan sayısının haddi hesabı yok. Bazılarının bu anlamda karnesi daha vasat. Pol Pot ve Kuzey Koreli Kim ailesi ise her anlamda berbat insanlar. Hem cinayetleri bakımından hem de başka bazı sebeplerle… Örneğin Salazar, Franco ve hatta Saddam gibiler ülke ekonomisini dış destekle de olsa düzeltiyorlar. Bu manada ilk bakışta olumlu şeyler de yapmış gibi görünüyorlar. Neyse, şimdi biz genel toplama bakalım ve bir diktatör prototipi ortaya koymaya çalışalım.

Hepsi de ruh hastasıdır. Kiminin çocukluktan gelen kimininse sonradan edinilmiş psikopatlıkları vardır. Yakın çevrelerinde kendilerine hatalarını ya da eksiklerini söyleyecek kimseleri barındırmazlar. Bir bağımlılık gibi sürekli övülmekten hoşlanırlar. Mao ve Kim İl Sung gibi bazıları dini tamamen ortadan kaldırmış ve kendilerini yarı tanrı durumuna getirip, üstelik kutsal kitap bile yazmışlarken bazıları ise dini kullanmış, dini terimlerle halkı kandırmıştır. Dini kullanan isimlerin başında ise Franco ve Salazar gelir. Keza Kongo’da terör estiren, milyonlarca Kongoluyu öldüren ve sakat bırakan Belçika Kralı da bütün bunları Hristiyanlığı yaymak için yaptığını söyleyecektir. Ancak gelgelelim esas amacı kişisel zenginliğidir. Servetinin haddi hesabı olmayacaktır. Ama Batı’nın dini hassasiyetleriyle ustalıkla oynayacaktır.

Başta Mao ve Çavuşesku olmak üzere çoğunun yanlarında yine ruh hastası olan eşleri vardır. Onların da doğum günleri kutlanır, onlar devlet işlerine karışır ve onlarsız hiçbir iş yapılmaz. Yani bir bakıma ruh eşleridir.

Diktatörlerin en hoşlandıkları şeylerden birisi de kalabalıklardır. Mitingler, stadyum gösterileri onların ab-ı hayatlarıdır adeta. Propaganda için her yolu denerler. Özellikle totaliter komünist devletlerde her taraf devasa heykellerle, afişlerle kaplıdır. Başkan onları her yerde gözetler. Hatta Kuzey Kore’de evlerin içinde de ruh hastası liderlerinin posterleri vardır. Güne başlarken o selamlanır.

Bazıları demokrasi ile başa gelmiştir ancak onlar için demokrasi sadece bir araçtır. Aslolan lider kültüne dayalı sıkı bir yönetimdir. İktidarlarının devamı için kan dökmekten imtina etmezler.

Mutlaka bir ‘düşman’ oluştururlar. Bu bazen bir ya da birkaç dış düşman olurken, çoğunlukla ‘içerideki hainler’ motifi kullanılır. Stalin döneminin meşhur ‘halk düşmanı, işbirlikçi, gulag’ yaftaları unutulmazlar arasındadır. Masumlardan bile düşman üretir ki, kendi masalını anlatabilsin.

Aşırı derecede megaloman ve şüphecidirler. En yakınındakilere bile güvenmezler, kadro tasfiyesine bayılırlar. Onlara göre bir devletin büyüklüğü şatafatla belli olur. Orta Afrikalı Bokassa gibi altın tahtlara ve muazzam bütçeli davetlere bayılırlar. Halkın refah seviyesi önemli değildir. Çavuşesku ve Mobutu gibiler saraylar yaptırmıştır.

Ülkeyi adeta bir aile şirketi gibi yönetirler. Aile fertleri ve kendilerine yakın olanlar ihya edilir. Demokrasi istenmediği için sendikalar, siyasi partiler gibi ayak bağı kabul edilen bütün kurumlara darbe indirilir. Zaten amaç, liderine bağlı tek tip insan oluşturmaktır!

Basın sadece yandaşlardan oluşabilir. Muhalif basın zorla ya da başka yollarla susturulur. Karşı cepheden adam satın alınması da yine olağan bir durumdur. Basın sadece onun istediklerini yazar, duyurur. Çünkü gerçeklerin anlatılmasına gerek yoktur. Mesela Bin Ali’nin Tunus’unda gazeteler o ve ailesiyle ilgili her gün olumlu bir haber yapmak zorundadırlar.

Hitler ve Mussolini gibiler çok usta hatiplerdir. Kitleleri etkileme gücüne sahiptirler ve bu iş için özel çalışmalar yapıp, ekipler kurdurmuşlardır. Sonuçta bir yalanı etkili bir şekilde söylersen, etkisiz söylenen bir doğrudan daha gerçek olabiliyordur!
Dürüst olmak, yalan konuşmamak, ahlaki değerlere bağlı olmak gibi evrensel değerlerin onlar için bir kıymeti yoktur çünkü iktidara giden her yol mubahtır.

Ülkenin ordusu vardır ancak yine de lider için mutlaka bir başka teşkilat devreye sokulur. Bunun adı Stalin’de NKVD, Saddam’da Muhaberattır. Fişleme, gözaltı, hapis, sürgün ve ölüm kampları sistemin işlemesi için uygulanan şeylerdir.

Liderlerin acayip lakapları vardır. Mesela Kim İl Sung’un en bilinen unvanı ‘Yüce Lider’ olmasına rağmen ondan bahsederken ‘demir iradeli ve her daim muzaffer komutan’; ‘yüce güneş ve yüce insan’; ‘büyük ata’; ‘ulusun güneşi ve ulusun üstün beyni’ gibi unvanları da unutmamak lazım gelir.

Bazıları kendi hayatlarına mitolojik unsurlar katarlar. Kuzey Kore bu konuda traji-komik bir ülkedir. Diktatörlerin hepsi sert ve ani reformlardan yanadır ve çabuk sonuç alınmasını isterler. Ancak hakikat plana uymaz.

Bunlar arasında Salazar, Franco hatta bir dönem Saddam gibi isimler ekonomiyi düzeltirler. Stalin bile mesela ulaşım alanında önemli hamleler yapar. Bu yüzden kendilerine yandaş da edinebilirler. Ancak halkın genel durumu iyi değildir. Denetleme mekanizması da olmadığı için rüşvet çok yaygındır. İhaleler, işler belli kişilerde toplanır. Yolsuzluk herkesin bildiği ama bilmezden geldiği bir şeydir. Makamların belirlenmesinde liyakat değil sadakat esas alınır.

Diktatörlerin hepsi de çok zengindir. Ülkesi çok fakir olsa dahi bu böyledir. Pinochet başta olmak üzere pek çoğunun yurt dışına kaçırdığı milyon dolarları vardır. Uluslara arası ticaret ya da kaçakçılığa bulaşmış olanları da vardır.

Hayal aleminde yaşamayı severler. Ülkelerini daha büyük olmasını isterler ve halkı da bu propagandaya ortak ederler. Lakin çoğu zaman gerçekler bambaşka olur. Propaganda fotoğraflarına bayılırlar. Genelde küçük çocuklarla ya da sağlıklı gençlerle birlikte mutluluk pozları verirler.

Bazıları iyi eğitim almışlarken bazıları ise yeterli bir eğitimden geçmemişlerdir. Kaba ve cahil olabilirler. Bilim adamına, sanatçıya sadece partisi için kullanabilirse değer verirler.

Vatan, ülke, devlet gibi kavramlar kutsallaştırılır ama bunlar demek aslında partisi ya da bizatihi kendisi demektir. Kendi tarafında yer almayan, yeterince destek vermeyen herkes vatan hainidir!
224 syf.
·Beğendi·10/10
Xususi ile Seddam Huseyn haqqinda olan meqale daha maraqli idi. Bu yax;nlarda Seddamin genclik sevgisi haaqqinda tamam bashqa menbeden daha maraqli melumat oxudum sizinle de paylashmaq istedim: -"
"Səni sevən öldü Rizvanə."
Seddam Huseynin ilk və son məhəbbəti.
Seddam Huseyn 1937 ci ilde,Tikrit şəhərinin Al Avya kəndində çoban ailesində anadan olmuşdur.Atasini erkən itirən Səddamin anasi ikinci dəfə ərə getmiş və Səddam ögej atasindan jalniz isgəncələr almişdir.Bu üzdən o,əmisinin janina köcərək onun himajesində jaşamisdir.Gənclijinde o,Rizvane ve jaxud Rovzane(unutmusam)adli bir gözel giza aşig olur.
Bir birlerine könul baglasalarda qizin valideynleri Səddami avara,və əsli köku bilinməjən bir ailə kimi xarakterize edərək,Rizvanəni ona vermirlər.
Zaman keçir,Seddam orduja gedərkən,gizi basga birinə ərə verirlər və bunu hələ orduda olanda jaxin dostu El Rəşid bu xəbəri Səddama catdirir.(Sonralar Er Rəşid prezident gvardijasinin rəisi olur.)Bu mesələdən cox sarsinti kecirən Səddam,Bagdada gəlir və marjinar gruplara goşulur,sonra sijasətə atilir,hetta 1959-cu ildə prezident general Abdulkərim Gasimin oldurulməsində iştirak edərək,böjuk bir ism sahibi olur.
Illər keçir və Səddam artig prezident olanda,Rizvanəni xatirlajir və Er Rəşide bujurur ki,gizlin şəkilde hec kim bilmədən onun jerini öjrenib,xəbərin gətirsin.
Kecmiş məhəbbətinin Bagdadin biraz arali hansisa rajonunun bir kəndində,çox pis və ac jalavac jasadigini öjrənən Səddam,mühafizeçilərdən ajri ve tək şəkildə həmin kəndə gəlir.
Artig əri ölmus ve dul galmis Rizvanə,tarlada cox agir zəhmətlə,bir garin jeməjə onun bununcun günəmuzd işləjir veə iki övladini zillətlə,göz jaslarijla saxlajir.20 il sonra,tarlanin kənarina avtomobillə tək gələn Səddam,şüşəni azca aralajarag,uzagdan uzaga Rizvanesinə baxir və ərəb üsuli gajdalarina rəgmən gadinla hal ehval belə tutmur.Hemin jerə bir neçə dəfə gəlir,ve hemişədə saraja dünəndə,hami prezidentin agladigini hiss edir,bunu hec kim bilməsədə,jalniz,təhlükəsizlik rəisi Er Rəşid bu göz jaşlarinin nə oldugunu gözəl anlayir.
Səddam qəfil və gizli şəkildə ,Rizvanəsinə Bagdadin düz mərkəzində,torpag sahəsi,prezident tegaüdu,jaxşi və səraitli mülk tikdirərək,hədijjə edir,amma özu hec zaman oraja nəinki ajag basmir,hətta ilk məhəbbəti ilə kəlmə belə kəsmir.
Səddam son günlerində Er Reside bir məktub jazarag,Rizvanəyə göndərir,ve ona bu sözləri jazir...
Bu arada hərə öz başinin hayina galdigi kimi,Ər Rəşiddə bu məktubu Rizvanəyə catdirmagi unudur.Amma Səddam ortalarda olmayanda,Rəşid macal tapib sadig dostunun məktubunu Rizvanəyə catdirir,məktubda isə bu sözlər yazilir.
"Səni sevən öldü Rizvanə".
Türklər bu məhəbbət hagginda gözəl musigi bəstələyiblər və Bülənt Sərttaşin ifasinda,bu məhəbbət mahnisi insanda gözəl duygular yaradir."
224 syf.
·5 günde·10/10
Tarih boyunca yaşamış olan diktatörlerin yaptığı zalimlikleri yalın bir dille insanın kafasını yormayacak şekilde akıcı bir şekilde anlatmayı başarmış ancak İran Reşiminin Şah Rızasından bahsettiği zaman Türkiye'deki Kenan Evren'in diktasından söz etmemesi Kürtlere yönelik katliyamlardan söz etmemesi objektif bir bakış açısıyla kitabı yazmadığını gösteriyor.Genel olarak güzel bir eser
224 syf.
·Beğendi·9/10
Serinin en beğendiğim kitabı..
İnsanlar nasıl bu kadar acımasız bir hale geldi?
Lider faktörü toplumların arzularını ve heveslerini nasıl yönetebilir?
Etkili bir hitap mı yoksa fanatik bir gruba sahip olmak mı, diktatörlükte asıl etkili olan hangisi?

Özellikle gençler olarak sadece Hitler ve Stalin hakkında bilgi sahibiyiz. Oysa en az onlar kadar çok fazla farklı diktatör etkisi altına aldı kendi toplumlarını.. Bu şahısları bilmek ve belki ders çıkarabilmek için en küçük bir bilgi notu bile okunmalı görüşündeyim.

Eser bu açıdan çok kıymetli bence. Akış çok sade ve bir o kadar ilgi çekici. Kütüphanelerde bulunması gereken bir kitap.
224 syf.
·Beğendi·10/10
"Hitler ve Mussolini gibiler çok usta hatiplerdir. Kitleleri etkileme gücüne sahiptirler ve bu iş için özel çalışmalar yapıp, ekipler kurdurmuşlardır. Sonuçta bir yalanı etkili bir şekilde söylersen, etkisiz söylenen bir doğrudan daha gerçek olabiliyordur!
Dürüst olmak, yalan konuşmamak, ahlaki değerlere bağlı olmak gibi evrensel değerlerin onlar için bir kıymeti yoktur çünkü iktidara giden her yol mubahtır. " - çok iyi .......
224 syf.
·6/10
Stalin de Hitler kadar şeytandı. Onun düşman tanımı biraz daha farklıydı ama gerçekte Hitler'den daha fazla insan öldürmüştü. Daha uzun süren bir sistem yaratmıştı. Hitler'e kıyasla daha başarılı bir totaliter liderdi. Sadece zalimlikte onu geçmekle kalmamış aynı zamanda insan ruhunun ne kadar çürüyebileceğini de göstermişti..
224 syf.
·Beğendi·8/10
Tarih de ki kişileri merak edenler için güzel bir kitap.Belirli kişilerin hakkında iyi derecede bilgiler veriyor.Okurken sıkılmayacağınız,sürükleyici bir kitap.
224 syf.
·2 günde·9/10
Tarihteki diktatörler dediğimiz zaman aklımıza gelecek ilk isimler Hitler, Stalin ve Mussolini veya Saddam olacaktır. Ancak sadece bunlarla sınırlı kalmamış tarih sahnesi. Belki de ismini ilk defa duyacağınız daha pek çok diktatörün yaptıklarını okurken, yüreğinizin bir mengenede sıkıştığını ve dehşete kapıldığınızı hissedeceksiniz. Ve bunca zulmün sebebi bu adamların çoğunun ölümlerinin kolay olması sizleri üzecektir. Her biri başlı başına kitap olacak nitelikteki bu adamları bir kitapta toplama fikri beraberinde doğal olarak biraz yüzeyselliği getirmiş olsada, yazar okuyucuya vermek istediğini gayet güzel ifade etmiş.
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Meşhur araştırmacı yazardan son derece güzel bir araştırma eseri. Son yüzyıllardaki ünlü diktatörlerin siyasi hayatı ile ilgili detaylı bilgiler veren bu kitapta Stalin, Hitler, Mao Zedung, Saddam Hüseyin, İdi Amin gibi tüm dünyanın tanıdığı diktatörlerin yanında Rıza Pehlevi, Çavuşesku, Mussolini, Bokassa, Pinochet, Kim Yong Il gibi ismen bilinse de hakkında detaylı bilgi olmayan diktatörler hakkında da pek çok bilgi veren bir eser. Kitabın diğer güzel yanları ise, güncel hayatla ilgili de dipnotlar içermesi ve diktatörler ile yönettikleri ülkeler hakkında kitapta yer alan çarpıcı fotoğraflar. Bu tarz konulara ilgisi olanların mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
224 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Belki birçoğumuzun distopya olarak nitelendirebileceği olayların gerçek olduğu düşüncesi insanın içini sızlatıyor. Orta Afrika'daki Kongo'da yaşanan vahşet insanlığın nereye vardığının en bariz kanıtı.Kimi zaman gözlerimin dolduğu doğrudur.
224 syf.
·Puan vermedi
her zamanki gibi eski kitaplarından da parçalar bulunan bu kitap yazarın sığ araştırmasının bir ürünü. Kapsamlı bilgilere yer vermeyen yazar yalnızca seriyi devam ettirebilmek için yazdığı bir kitap benim fikrimce.
bu kitab da daim elim çatan yerde olan kitablardandır..... hərdən götürüb okuyorum... maraqlı şəxslər haqqında ensklopedikolduğuna görə çox maraqlıdir.....
İtalyan diktatörü Mussolini ayaklarından asılmış, cansız gözlerle dünyaya tersten bakıyor.
Ve tarih yapması gerekeni yapıyor, kılıçla gelen kılıçla gidiyor.
Kafasına uymayan kişi ve grupları, artık devlet düşmanı olarak değil, terörist olarak yaftalamaya başlamıştı ve ona göre terörle savaş yolunda her şey mubahtı!

Stalin !
Mobutu dış politika söz konusu olduğunda uzunca bir süre 'ne şiş yansın ne kebap' siyaseti izledi. Hem Doğu'yu hem Batı'yı idare ediyor, tarafsız kalmaya da gayret ediyordu. Bu uzun sürmedi. 1974'te Çin ve Kuzey Kore'ye yaptığı ziyaretin ardından radikalleşti. Ülkedeki yabancı yatırımları millileştirdi. Bunları güya ülkenin kendi çocuklarına verecekti ama işin aslı, hepsi rejimin beslemeleri arasında paylaştırıldı.
Yolsuzluk bir anda patladı. Mobutu'nun rejimine yeni bir isim takılmıştı.
Kleptocracy, yani hırsızlar iktidarı...
Ülke ekonomisi çökerken, o ve yandaşları ceplerini dolduruyorlardı. 1980'lerde diktatörün kişisel mal varlığının beş milyar dolar dolayında olduğu tahmin ediliyordu. Ölüm oranı, işsizlik ve cehaletle birlikte diktatörün serveti de artıyordu. Sadece Zaire'de 11 villası vardı. Bu arada yolsuzluk, rejimin en temel dinamiklerinden biri haline gelmişti. Muhalifler satın alınıyor, 'Yağma Hasan'ın böreği'ne ortak ediliyordu. Parayla iradesi bükülemeyenlerin çaresine de gizli polis bakıyordu.
'Burjuva medeniyetinin' canına okumaya yeminli Kımerler, parası ve eğitimi olan herkese düşmandı. Bu tanıma uyanlar acımasızca katledildi. Öyle ki sadece gözlük takması ve yabancı dil bilmesi bile, insanların, 'burjuva' , 'entelektüel' ve dolayısıyla da toplum düşmanı olarak kabul edilmesi ve akabinde kafasına geçirilen naylon bir torbayla boğulması için yeterliydi! Evet, Kımerler, masraf olmasın diye kurbanlarını mermiyle değil, boğarak ya da döverek öldürüyorlardı.
Ali Çimen
Sayfa 82 - Pol Pot Bölümü
Hitler, geride koskaca bir dünya savaşı 60 milyona yaklaşan insan kaybı ve " Aman Allahım biz ne yaptık?" diyen milyonlarca savaş yorgunu Alman bırakmıştı.
Nihayet Atasının huzuruna çıkacağı an gelmişti. Her şey günün kutsallığına uygun olmalıydı. Söz konusu ulu önderi anmaksa, kimin ya da neyin önemi olabilirdi ki? Binler halinde aktılar anıt mezara. Marşlar, vecd ile lidere secde ettirilen bedenler.
Nefes almaksızın, boşlukta bir noktaya gözleri çakılı halde bekleyen, çatık kaşlı, gri suratlı üniformalılar.
Evet, evet işte nihayet yüce liderin ayaklarının dibindeydiler! Kafasını kaldırdı, minik gözleri ile önünde yükselen onlarca tonluk bronz adamın gözlerini görmeye çalıştı. Çocuksu dünyasıyla atasının konuşabileceğini sanıyordu. Eğer göz göze gelebilseler soracaktı ona:
'Ne İşimiz Var Bizim Burada'

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tarihi Değiştiren Diktatörler
Alt başlık:
Popüler Tarih
Baskı tarihi:
Temmuz 2010
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141961
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Tarihi Değiştirenler serisi, serinin belki de en ilginç kitaplarından biriyle devam ediyor: Tarihi Değiştiren Diktatörler. Popüler tarih yazınının en önemli kalemlerinden biri olan Ali Çimen, bu kez dünya tarihini değiştirmiş 15 diktatörü mercek altına alıyor. İnsanların ve insanlığın kaderiyle oynama hakkını kendilerinde bulan 15 diktatörün yaşamlarını kendi üslubu içinde değerlendiren Ali Çimen'in kitabı, zengin bir görsel arşive sahip. Tarihte önemli rol oynamış bu karakterleri yakından tanırken, aslında dünya tarihine dair bir yeniden okuma yapmış olacaksınız.

"Nihayet atasının huzuruna çıkacağı an gelmişti. Her şey günün kutsallığına uygun olmalıydı. Söz konusu ulu önderi anmaksa, kimin ya da neyin önemi olabilirdi ki? Binler halinde aktılar anıt mezara. Marşlar, vecd ile lidere secde ettirilen bedenler. Nefes almaksızın, boşlukta bir noktaya gözleri çakılı halde bekleyen, çatık kaşlı, gri suratlı üniformalılar. Evet, evet işte nihayet yüce liderin ayaklarının dibindeydiler! Kafasını kaldırdı. Minik gözleri ile önünde yükselen onlarca tonluk bronz adamın gözlerini görmeye çalıştı. Çocuksu dünyasıyla atasının konuşabileceğini sanıyordu. Eğer göz göze gelebilseler soracaktı ona: NE İŞİMİZ VAR BİZİM BURADA?"

Kitabı okuyanlar 167 okur

  • Fatih Taş
  • Krizantem
  • Faruk Özdemir
  • Mehmet Akif Üstünel
  • Betül Özmen
  • Marina H.
  • Züleyha GÜL
  • Abdullah DOĞU
  • Ömer Emin
  • Medine Zertürk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%45.1
25-34 Yaş
%29.4
35-44 Yaş
%19.6
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30.6
Erkek
%69.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.1 (12)
9
%28.8 (15)
8
%25 (13)
7
%13.5 (7)
6
%5.8 (3)
5
%3.8 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0