Adı:
Tarihin Cinsiyeti
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
231
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753424196
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Sabit kimliklerin olmadığı, kimlik dediğimiz şeyin her an bozulup yapılabilen bir kurgu olduğu gerçeği, kimlik politikalarının geçerliliğini çok kuşkulu hale getiriyor. Öte yandan, henüz özneleşme mücadelesi vermekte olan 'kıyıda kalmışlar'ın, kendi öznelik konumları dahil her şeyin bir dil oyunundan ibaret olmadığını unutmaları mümkün değil - 'dünyayı ellerinde tutanlar', bunu onlara sürekli hatırlatıyor. Bu çetrefil durum, bizim daha uzun süre kimlik, benlik, kendilik sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalacağımızı gösteriyor.

Hiç belli olmaz, bakarsınız günün birinde, farklılığın kutuplaşmış ikiliklerin sınırlarına hapsolmadığı düşünsel ve siyasal bir iklimde, bugün ancak bir özlem olarak varolabilen 'cinsiyet tanımayan akıl ve insan' kavramı, gerçeğe dönüşür. Ama o zamana dek, cinsiyetlendirilmiş bir tarihi, teorinin ve felsefenin peşine düştüğümüz için bizi kim kınayabilir?"
Yine, alıntılamaya kalksam tüm kitabı paylaşmak zorunda kalacağım etkileyici bir kitap.
Seçme seçilme hakkı tanınmış, eğitim ve çalışma hakkı verilmiş bir topluma doğduğunuzda, bunları normal kabul edip, önceki aşamaları pek araştırmıyorsunuz. İşte bu kitap kamusal alana kabul edilene kadar kadınların içinden geçmiş bulundukları süreci, ciddi bir araştırma ve zengin bir kaynakçayla sunuyor. Önünüze yeni sorular ve yeni araştırma konuları bırakıyor. Toplumsal cinsiyet kavramı ve ayrımı ile ilgili mutlaka okunması gerekenler listesinde olduğunu düşünüyorum. İyi okurlar...
"İnsanlar, yeryüzünün denizleri, karaları ve gökleri üzerindeki egemenliklerini genişlettikçe, felaketler birbirini kovalıyor ve insanın kendi yaşamı da dahil olmak üzere bu gezegen üzerinde birçok canlı türünün yaşamını sürdürmesi zorlaşıyor. Bu felaketin ortaya çıkmasında, egemenlik ve tahakküm fikriyle ilişkilendirilen bir özgürlük kavrayışının payı olduğu inkâr edilemez. "
"Ulusal ya da uluslararası düzlemde siyasal iktidarı elinde tutan bütün birimlerde erkeklerin uzun süreli egemenliği, geleneksel olarak erkeklere özgü konuların, genel insan konuları olduğuna, buna karşılık kadınlara özgü olanların da ayrı ve sınırlı bir kategori oluşturduğuna inanılmasına yol açmıştır... Kadınların deneyimleri -yasa yapan forumlarda kadınların eşit temsilinden başlamak üzere- uluslararası hukuk düzenimin esas akışına doğrudan dahil edilmedikçe, uluslararası insan hakları, evrensel olarak uygulanma iddiasını yitirir. "
Fatmagül Berktay
Sayfa 59 - Charleswort, Human Rights as Men's Rights
"Ya insan ırkının hiçbir üyesinin hiçbir gerçek hakkı yoktur, ya da hepsi aynı haklara sahiptirler; dini, rengi, ya da cinsiyeti ne olursa olsun bir başkasının haklarına karşı oy kullanan kişi, böylelikle kendi haklarını tehlikeye atar. "
"Kendini bilmek, başkalarını bilmenin ve yorumlayabilmenin koşuluysa, başkalarını bilmek ve yorumlayabilmek de kendini bilmenin koşulu."
"...hiçbir yerden gelerek girdiğimiz ve gene hiçbir yere dönerek kaybolduğumuz bu dünyada Varlık ile Görünüm örtüşür... Dünyada hiç kimse ve hiçbir şey bir izleyiciyi önkoşul saymadan varolamaz... İnsan değil, insanlar yaşar bu gezegende. Çoğulluk, yeryüzünün yasasıdır. "
"Kolektif bilinçaltını bir yana bırakacak olursak, toplumun organik belleği yoktur ve dolayısıyla her toplumun olayların kaydını tutan birine (eski Mezapotamya'da rahipler, geleneksel toplumlarda vakanüvisler, modern toplumda tarihçiler vb.) ihtiyacı vardır. Ancak, olayların kaydının tutulması demek, aynı zamanda onların seçmeye ve yorumlamaya tabi tutulması demektir. Bu anlamda, her türlü tarih, geçmişin bir "yeniden kurgulanması"nı içerir ve dolayısıyla kolaylıkla bir ideolojik aygıta dönüşebilir."
"Fransız kentlerinde 15. yüzyıldan, İngiliz kentlerinde ise 16. yüzyıldan itibaren ebe kadınlardan kuşkulanılmaya başladı: Ebelerden, büyü yapmayacaklarına dair yemin etmeleri isteniyordu. Kilise'nin iddiası, ebelerin ya da şifa dağıtan "bilge Kadınlar"ın (wise women) hastalıkları iyi edemeyecekleri değil, tersine bunların başarılarının Şeytan ile yaptıkları işbirliğnin sonucu olduğuydu. Kadın denilen zayıf ama gene de tehlikeli mahluk, başka türlü böylesi güçlere sahip olabilir miydi?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tarihin Cinsiyeti
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
231
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753424196
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
"Sabit kimliklerin olmadığı, kimlik dediğimiz şeyin her an bozulup yapılabilen bir kurgu olduğu gerçeği, kimlik politikalarının geçerliliğini çok kuşkulu hale getiriyor. Öte yandan, henüz özneleşme mücadelesi vermekte olan 'kıyıda kalmışlar'ın, kendi öznelik konumları dahil her şeyin bir dil oyunundan ibaret olmadığını unutmaları mümkün değil - 'dünyayı ellerinde tutanlar', bunu onlara sürekli hatırlatıyor. Bu çetrefil durum, bizim daha uzun süre kimlik, benlik, kendilik sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalacağımızı gösteriyor.

Hiç belli olmaz, bakarsınız günün birinde, farklılığın kutuplaşmış ikiliklerin sınırlarına hapsolmadığı düşünsel ve siyasal bir iklimde, bugün ancak bir özlem olarak varolabilen 'cinsiyet tanımayan akıl ve insan' kavramı, gerçeğe dönüşür. Ama o zamana dek, cinsiyetlendirilmiş bir tarihi, teorinin ve felsefenin peşine düştüğümüz için bizi kim kınayabilir?"

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Siddhartha
  • Şinasi dündü
  • Sefkan Kaplan
  • Ceylan yıkmaz
  • no one
  • cansu eylül
  • Atakan Ceylan
  • Luzdelabismo
  • Pelin
  • Gül Yıldız

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0