Tarihin İzinde

7,8/10  (40 Oy) · 
116 okunma  · 
32 beğeni  · 
1.325 gösterim
Tarihi sevdiren adam sizi "Tarihin İzinde" dolaştırmaya devam ediyor...

"Bazı tarihçilerimiz vardır, diyorlar ki mesela, 'Osmanlılar Arapça kullanmış, Farsça kullanmış.' Hâlbuki Osmanlı'nın Arapça bileni, bugün bizim İngilizce bilenimiz kadardır."

"Bize Türkiye ismini 12. asırda İtalyanlar koymuştur. Ülkenin çoğunluk halkı Türk olduğu için bize Türkiye, "Türkü Mania" gibi isimler koymuşlar. Ama biz kendimize ısrarla Rum, Romen demeye devam ettik. Çünkü bu Roma imparatorluğu'nun bir devamıdır. İstanbul'u fetheden Fatih de kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma İmparatoru) ilan etmiştir. Ama bununla beraber tabii ki o da Türktür."

"Sultan Abdülaziz'in öldürüldüğü kanısındayım. Çünkü Sultan Abdülaziz bir kere çok dindar. Dindar adamlar kolay intihar etmiyorlar. Abdülaziz yaşamayı seven biri..."

"Vahdeddin ve Atatürk karşı karşıya gelmişlerdir. Ama dost oldukları zaman da vardır. Kim ne derse desin son padişah hazineyi soyup gitmedi. Gittiği yerlerde de Türkiye devleti aleyhinde faaliyette bulunmadı, söz söylemedi."

"Din ile devletin ayrılması Yahudi ve Müslümanlıkta imkânsızdır. Çünkü her iki dinde de din insanların yirmi dört saatini ayarlar. Sadece devletle olan ilişkilerini değil özel hayatlarını, nasıl yiyip içeceklerini, nasıl temizleneceklerini, karı-koca arasındaki ilişkiyi ve tabii ki devletle olan ilişkiyi ayarlar."

Ülkemizin değil dünyanın en önemli tarihçilerinden İlber Ortaylı "Tarihin İzinde" dolaşıyor, kafa kurcalayan sorulara cevaplar veriyor ve ezberleri bozuyor.
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9789759962050
  • Yayınevi:
    Profil Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
esra k. 
 08 May 22:10 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Okuduğum ikinci İlber Ortaylı kitabı. Her iki kitapta da farkettiğim şu oldu; İlber Ortaylı'yı okurken yorulmuyorum. Anlamını bilmediğim kelimeler olsa bile yorulmuyorum. Akıcı bir dili var sıkmıyor, konuyu olması gerektiği gibi sunuyor. Tarih bilgisinin yanında, yaptığı yorumlamalar ve değerlendirmeler de anlattığı konulara daha geniş bakabilmeyi sağlıyor.

Kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlki söyleşiler, bu bölüm soru ve cevap şekilinde ilerliyor. Bir çok konuya değinilmiş o yüzden. Konu sayısı fazla olduğu için konular derinlemesine ele alınamamış ama bu durum beni fazla rahatsız etmedi hatta konular üzerine detaylı okuma yapma isteği uyandırdı. Diğer bölüm de ise makaleler yer alıyor. Bu bölümde de sekiz tane makale var, konuları itibari ile birbirinden hayli farklılar. Ben kitabı yapı olarak beğendim. İlk bölümü okurken bölümün hangi ara bittiğini anlamadım. Şöyleki bazı sorular dersin en heyecanlı yerinde, parmak kaldırıp da hocaya sormaya çekindiğimiz sorular gibi.
İlber Ortaylı'nın Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek ve Tarihin İzleri kitaplarında üzerinde durduğunu farkettigim iki önemli nokta; tarih öğreniminde dil öğrenmenin önemi ve tarihi yapıları, eserleri, dokuları korumak. Yazar bu konulara bir tarihçi olarak hayli hassas yaklaşıyor, tarih bilincinin oluşması için dil öğrenmek, geçmişle irtibat kurabilmek gerektiğini söylüyor.
...zamanlar ve mekânlar üzerine gidip gelmeden bir kültür milleti olunmaz.( sayfa 128)
Bence, tarih görmezden gelebileceğimiz, üzerinde düşünmeden geçebileceğimiz bir alan asla değil. Bilmeden, okumadan, etraftan duyduklarımızla yorum yapabileceğimiz bir alan hiç değil. O yüzden doğru okumak ve doğru öğrenmek gerekli diye düşünüyorum.

Son olarak, yazar sayfa 29'da çok önemli bir noktaya değiniyor onu da eklemek istedim.
"Tarih istesenizde istemeseniz de orada sizin hücrenizde duruyor. Tarih cehaletten dolayı "reddettim" deyince reddedilmez. Zannediyor ki adam, pasta keser gibi tarih yapabilir. Mümkün değil. Böyle bir keyfiyet olabilir mi? Bir kere cumhuriyeti kuranlar Osmanlı paşaları. Osmanlı Erkan-ı Harbiye'si, cumhuriyeti kuranlar bunlar. Demek ki bir reddi miras, sosyal düşünceye, sosyal realiteye uyamayan bir şey. Tarihi tanımama bugünün çok önemli bir sorunudur. Dolasıyla bilgisizlikten ileri gelen bir itme var. Bilgisizliği meşrulaştırma çabası."

Herkese iyi okumalar...

Kitap İlber Ortaylı'nın öğrencisi ve editörü Cem Küçük ile farklı konularda yaptığı röportajlardan oluşmaktadır. İlber Ortaylı ile ilk tanışma anlamında iyi olabilir fakat yetersiz bir kitap. Sanırım İlber Ortaylı'yı daha iyi anlamak için kendi yazdığı eserleri okumak daha doğru olur.

#Kitapta bir çok konudan bahsedilmiş ancak yüzeysel. Bu konulardan bazıları şöyle: Amerika ve Ortadoğu, Sanayileşme çağında İstanbul, Osmanlı Ermenileri, Tarihi doğru okumak, yanlış anlaşılan milliyetçiliğe karşı eleştiriler, tarih ve coğrafya konusundaki cehalet,sivil toplum kuruluşları,Osmanlıca,Harf Devrimi,Topkapı Sarayı, Yahudilik,Müslümanlık,Hristiyanlık ve birbirleriyle olan ilişkileri,son padişah Vahidettin ve Atatürk, Rusya-Türkiye ilişkileri, Türkiye-Avrupa üzerine yazılar... Dediğim gibi, bu sadece bir başlangıç. Yoksa yukarıda yazdığım konuların hepsi ayrı bir kitap ve araştırma konusu.

#İlber Ortaylı tarihçi olunmaz,tarihçi doğulur diyor. Ki verdiği örneklere katılmamak elde değil.

#Kolaya kaçan,okumadan hüküm veren,tarihe geniş perspektiften bakamayan,tarihi kendine göre çarpıtan,milliyetçi geçinip ülkesini tanımayan,dışa kapalı olan,dünyayı bilmeden boyunu aşan yorumlar yapan herkes onun eleştirilerinin odağında...

#Tarihi sevdirmek için yapılması gerekenlerin başında onu diğer sanat dallarıyla birleştirmek geliyor: edebiyat,müzik,sinema,tiyatro vs.

#Tarih alanında akademik kariyer planları olan gençlerin artık Osmanlı Tarihi üzerine araştırma yapmamalarını,bunun yerine Latin,Slav,Eski İran,Çin,Mezopotamya,Hint,Yeni Yunan,Bizans uygarlıkları üzerine uzmanlaşmaları gerektiğini vurguluyor. Ülkemizde bu bağlamda eksikler olduğunu,Osmanlı ve Türk tarihi hakkında zaten yeterince araştırma olduğunu,uygarlık tarihinde büyük yer kaplayan saydığımız uygarlıklar üzerine gidilmesi gerektiğini belirtiyor.

#Kitapta İlber Ortaylı'nın eleştirdiği bir diğer nokta şu: tarihi reddetmek... Yani Atatürkçüyüm diyenlerin Osmanlı tarihini, Osmanlıyı savunanların Cumhuriyet tarihini reddetmeleri veya karalamaları,görmezden gelmeleri...

#Ben bu ince kitapla bile kendisinden çok şey öğrendim. En yakın zamanda diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Herkese keyifli okumalar...

Tarihin İzinde benzeri kitaplar

Hikmet Dokuzuncu 
10 Mar 20:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şimdi kimse sana kaybolan yıllarını vermez. Verseler de bu kafayla yine aynı .oku yersin. Fakat İlber Ortaylı'nın bu kitabını okuyup neden tarih okuman gerektiğini anlayabilirsin. Umulur ki bundan sonraki yıllarını "kaybolmuş yıllar" değil, "iyi ki yaşamışım yılları" kategorisine koyarsın.

azime bali 
29 Tem 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Okuduğum ilk İlber Ortaylı kitabıydı.Uslüp olarak çok başarılı okurken sanki bizzat size anlatıyormuş gibi hissedeceksiniz.Tarih kitapları okuyup yabancı kelimeleri artık tanıyorsanız rahatlıkla anlayabilirsiniz ama bazıları internete ihtiyaç duyabilir..

Adige Tekin 
17 Şub 18:14 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Karşılıklı soru-cevap şeklinde geçen güzel bir İlber Ortaylı kitabı. İlber bey yine tarihin derinliklerindeki cevapsız sorulara yanıt veriyor. Tarih severlerin zevkle okuyacağını düşündüğüm bir kitap.

Muhammet Çelik 
10 Mar 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

Hocanın diğer eserlerinden farklı. Röportajların yazıya dönüştürülmesi. Genel olarak hocanın diğer kitaplarının tadını alamayabilirsiniz. Ancak önemli bilgiler edinebilirsiniz. Ayrıca hocanın şahsi yorumları da oldukça güzel.

Mert Kurtaran 
30 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 8 günde · 8/10 puan

Röportajlarda sorulan sorulardan ve İlber Hoca'nın naçizane cevaplarından oluşan güzel bir kitap. İlber Ortaylı'yı sevenlere tavsiye ederim.

Hasan HAKAN 
27 Ara 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Tarih bize şunu gösterir ki batı çok tanrılı dinleri benimsediğinden hristiyanlığı da bu mevkiye çıkarmıştır. Bu yunan roma kültürünün etkisidir.
Musevilik ve İslamda vahiy önceliktir.
Hristiyanlıkta ise kilise ilahi emir verir.
Kilise kendini tanrının yolladığı kurum olarak görür
Ve bu insanların üstünde büyük bir otorite yarattığı kadar anarşi ve bezginliğe neden olur.

Mehmet Y. 
08 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hoca'nın diğer kitaplarını da okumuş birisi olarak bir nevi hafıza tazelemiş olduk. Çünkü çoğu daha önce de okuduğumuz ama gerçekten önemli konuların bir tekrarı olmuş kitapta. Tarihseverlere tavsiye edilir, neticede bir İlber Ortaylı kitabı...

Kitaptan 36 Alıntı

Batı'da insanlar vardır, bilerek dini reddederler. Vaftiz bile edilmemiştir fakat Hristiyanlığı bilir. Burada ise korkunç bir cehalet hakim. Yani muhafazakarlık ya da ilericilik, alternatifini bilerek, onu bilinçli olarak yok etmekten geçer. Yoksa din kültürüyle hiç alakası olmayan bir adamın ilerici olması çok da önemli değildir. Batı'daki laik düşünür tipi Ernest Renan'dır. Yani çok ileri bir bilgi ve bilinçle dini reddeden bir kişi.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 69)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 69)

Doğuştan ne kadar hafızanız kuvvetli, ne kadar imaj kabiliyetiniz var, ne kadar resim yapabiliyorsanız, ne kadar müzikal bir adamsınız, bunlar tarih yazımında şaşılacak kadar etkili unsurlar...

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 34)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 34)

Okuma özrü, gevezelik özründen geliyor. Türk toplumu konuşmayı seviyor, her şeyi konuşarak hallediyor.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 49)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 49)

Şimdi şunun kesin tespiti lazım: Milliyetçi muhafazakar dediğimiz kesimin bizdeki gibi kasabalı, içine kapanık, dünyayı bilmeyen, lisan bilmeyen, yabancı milletleri okumayan, takip etmeyen, onlarla konuşamayan, onlarla birlikte bir mekanı, bir havayı soluyamayan insanlar olması düşünülemez. Yani milliyetçilik aslında çelişkili gibi görünür ama, enternasyonalizmden geçmelidir.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 66)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 66)

Sağcıyız,muhafazakarız diyor, hiç zannetmiyorum ben, Yahya Kemal'in muhteşem tasvirini kavrayamadığımız, bu şehri sevip Necip Fazıl gibi ciddiyetle baktığını, kaldırımlarını bile hissettiğini. Solcuyuz diyor; hiç zannetmiyorum ben, Nazım Hikmet veya Orhan Veli gibi severek,özlemle ve ciddiyetle baktığını.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 189)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 189)

Türkler askerdir ve askerlikle Batılılaştılar; yoksa oturup da mesela Voltaire okuyup, bunlar da ne ilginç adamlarmış, bizde Batılı olalım diye ya da Rembrandt seyredip bunlar da iyi ressamlarmış, biz de böyle olalım diye kalkıp da Batı'yı seçmediler. Biz batılılaşmak mecburiyetindeydik.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 178)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 178)

Türkler Avrupalıların sevmediği bir unsurdur. Bu çok açıktır. Çünkü Türkler militan bir kökene sahiptir, askerdir. Yani İranlılar gibi, Araplar gibi Müslüman, pitoresk, literatürü sevilen, egzotik bir unsur değildir.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 76)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 76)
esra k. 
07 May 08:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

• Osmanlı tarihinde çok tartışılan konulardan biri de Abdülaziz'in ölümü... İntihar etti diyenler var, öldürüldü diyenler var. Sizin kanaatiniz nedir?

Ben öldürüldüğü kanısındayım. Çünkü Sultan Abdülaziz bir kere çok dindar. Dindar adamlar kolay kolay intihar etmiyorlar. Abdülaziz yaşamayı seven biri... İddialar ikna edici değil.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 80 - Profil)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 80 - Profil)

...sol ve sağ kalkmaz ama mantık ve disiplin yok olabilir. Onun için mühim olan mevcudu kurtarmaktır. Mesela Türkiye'de dinde böyledir, tamamen kırsal kesimin elinde kalmıştır.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 69)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 69)
4 /