Tarihin Saklanan Yüzü

8,3/10  (7 Oy) · 
14 okunma  · 
5 beğeni  · 
398 gösterim
Biz Türk Cumhuriyetçileri, Osmanlı tarihinin boşluklarını, karanlıklarını, bilinmezlerini ve şimdiye dek kalıplaştırılmış abartmalı yakıştırmalarla şişirme yorumlarını, soylu bir akıcılığın, objektif bir bilimselliğin ve sağlıklı bir "doğruyu arama merakının" beyinsel ve evrensel terazisi içine oturtamadık. Osmanlı hanedanının kulları, zaten bunu yapamazlardı. Kullar, efendilerinin tarihini ya onlara yaranmak, ya kendi kulluklarının önemini cilalayıp parlatmak için, efendilerinin olağanüstü kişiler olduklarını göstermek duygusuyla yazarlar. Cumhuriyet dönemi ise silah gücünden çok, insanın fizik gücüne dayalı bir savunma düzenine bağımlı kaldığından, Osmanlı tarihini hamaset körüklerini çalıştıran bir propaganda aracı olarak kullanmayı yeğledi ve tarihin tekrar tekrar değerlendirilip tekrar tekrar yorumlanma gereğini resmi bir görüşün çerçevesi içinde dondurdu...

Böylece doğruları daha çok arama özgürlüğünün yerini kafadan atma bir böbürlenmecilik aldı ve bu böbürlenmecilik de kuşaktan kuşağa büsbütün dogmalaştı.

Geçmişimizdeki insan ilişkileri üstüne sanat alanında değişik çeşitlemeler yapma ve bunları insanlığın evrensel serüvenlerine armağan edebilme olanakları kısırlaşıp bücürleşti.

İdam Edilen 44 Vezir-i Azamın Dramı adlı kitapçıkta aynı ailenin kendi çevresindeki üst düzey kullara ne kadar acımasız ve ölümcül davrandığının profilini çizmeye çalıştık...

Öldürülmüş Şehzadeler ve Devrilmiş Padişahlar'da ise Osmanlı hanedanının kendi ailesi içindeki bitip tükenmeyen kanlı ve anarşik iktidar kavgalarının bir profilini çizmeye çalıştık.

Her iki kitap da Osmanlı ailesinin şimdiye dek su yüzüne çıkarılmak istenmemiş siyasal cinayetlerinin insanı dehşete düşüren kanlı bir antolojisidir.

Dondurulmuş ve çarpıtılmış bir tarih dogmatizmiyle insan aklının ortaklaşa yarattığı evrensel ve görkemsel sanat ve bilim kubbelerinden hiçbirine merdiven kurulamaz.
  • Baskı Tarihi:
    1999
  • Sayfa Sayısı:
    269
  • ISBN:
    9789751012104
  • Yayınevi:
    İnkilap Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Eren BİÇER 
05 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kim, kimi öldürmüş; kimin eli kimin cebinde... Çetin Altan, Osmanlı Hanedanı'nın - Osmanlı Halkı'nın değil- karanlık yüzünü bu kitapla gözler önüne sermiş.
Bana göre bu kitap kaynak bir kitap değil. Çünkü Çetin Altan kitabın her sayfasında Osmanlıdan nefret ettiğini bir şekilde biz okuyuculara hissettiriyor.
Nasıl ecdadımız melaike değilse aynı şeklide şeytan da değildi.
Game Of Thrones izleyicileri bu kitabı özellikle okusun. Entrika nasıl olur, taht oyunları nasılmış, Çetin Altan bize nefret dolu üslubuyla gösteriyor.

thebeast 
13 Kas 2017 · Kitabı okudu

Atladığımız, gözden kaçırdığımız ve/ya gözden kaçırmamız istenen bir noktaya değinilmiş. Bilinç yalnızca iyiyi/ güzeli/ zaferleri özümsemek değil, aynı zamanda kötüyü/ çirkini/ yenilgileri de özümsemektir. Her ne kadar tekrarlara düşülmüş ve kimi iddialar için kaynakça ortaya konulmamış olsa da gözardı edilemeyecek argümanları da barındıran, tarihi her yönüyle ibret almak ve tarih bilinci oluşturabilmek adına güzel bir kitap.

Halil Korkmaz 
 06 Mar 00:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Böyle önemli bir konuyu neden biz ünlü akademisyen tarihçilerimizden değil de niçin bir gazeteci, köşe yazarı Çetin Altan’dan öğreniyoruz?
Ne yazık ki bazı kesimlere göre padişahlar “Allah’ın gölgesi - Ulu - Mübarek - Evliya zatlar ve onlar hiç hata yapmazlar”
“İyilik Padişahlardan, başbakan, cumhurbaşkanlarından ama onların kötülükleri görmezden gelinmeli, tok sayılmalı” mantığı ile bunları tarihçilerimiz yazmadığı için iş Çetin Altan’ın başına düşmüş o da tarihimizin bu karanlık, karanlık olduğu kadar da acı ve ayıp yüzünü içiniz daralıp kahrolarak fakat bir solukta okunacak şekilde yazmış.
Yoksa 44 vezir, padişahlar, şehzadelerin idam edilmeleri, hamile olma ihtimaline karşı yüzlerce cariyenin taş bağlı çuvallara konulup Sarayburnu’ndan denize atılmaları, önemsiz olaylar ve yazılmamalı mıydı?
Evet. Belki tarihimiz şanlı ama biz o şanlı tarihin içinde "şanlı" olmayan, utanılası işler de yaptık ve bu meselelerin üzerini örtüp gizleyerek değil, tam aksine üzerini açıp, konuşup tartışarak çözebiliriz.

Kitaptan 3 Alıntı

Halil Korkmaz 
08 Mar 16:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Daltaban Mustafa Paşa
“Fatih Sultan Mehmet’ten sultan II. Mustafa’ya kadar idam edilmiş vezir-i azmaların sayısı Daltaban Mustafa Paşa’nın boğdurulmasıyla otuz iki olmuştu…
Bundan sonraki dönemlerde de daha on iki vezir-i azam idam edilecekti.”

Tarihin Saklanan Yüzü, Çetin Altan (Sayfa 105 - İnkilap Kitabevi)Tarihin Saklanan Yüzü, Çetin Altan (Sayfa 105 - İnkilap Kitabevi)
Halil Korkmaz 
08 Mar 23:25 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Boğdurulan Beş Şehzade.
“II. Selim ölünce en büyük oğlu III. Murat Manisa’dan geldi ve tahta çıktı ve ilk iş olarak şehzade kardeşleri Süleyman, Mustafa, Cihangir, Abdullah ve Osman’ı o gece boğdurdu.
Ve On birinci Osmanlı padişahı II. Selimin cenazesi ile boğdurulan beş şehzadenin cenazesi aynı gün Ayasofya yanındaki türbeye gömüldü.”

Tarihin Saklanan Yüzü, Çetin Altan (Sayfa 221)Tarihin Saklanan Yüzü, Çetin Altan (Sayfa 221)
Halil Korkmaz 
09 Mar 23:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Her Gün Ölmektense
“II. Süleyman kendisini tahta çıkarmak için gelenleri canını almaya gelen infaz heyeti sanarak Kızlarağası’na: ‘İdamımız emrolundu ise söyle iki rekât namaz kılayım ondan sonra emri yerine getir.
Kırk yıldır hapis çekerim her gün ölmektense, bir gün evvel ölmek yeğdir, bir can için ne bu çektiğimiz korku’ diye ağlamaya başladı.”

Tarihin Saklanan Yüzü, Çetin Altan (Sayfa 236 - İnkilap Kitabevi)Tarihin Saklanan Yüzü, Çetin Altan (Sayfa 236 - İnkilap Kitabevi)