Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası (Zamana Aykırı Bakışlar 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
849
Gösterim
Adı:
Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası
Alt başlık:
Zamana Aykırı Bakışlar 2
Baskı tarihi:
15 Ocak 2018
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325819
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Vom Nutzen und Nachteil der Historie für das Leben Unzeitgemässe Betrachtungen - 2
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine
Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca (Karışık Kanılar ve Özdeyişler, Gezgin ve Gölgesi), Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Deccal, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.

Mustafa Tüzel (1959): İTÜ Elektrik Fakültesi’nde okudu. Bir süre İsviçre’de yaşadı, fabrikalarda çalıştı ve çıraklık eğitimi gördü. İÜ Basın Yayın Yüksek Okulu Radyo TV bölümünden mezun oldu. 1944 yılında Avrupa Çevirmenler Kollegyumu’nun (Straelen-Almanya) konuğu oldu. 20 yıldır sürdürdüğü çeviri uğraşında Thomas Bernhard, Friedrich Dürrenmatt, Martin Walser, Zafer Şenocak, Monika Maron gibi edebiyatçıların, Arthur Schopenhauer, Friedrich Nietzsche, Jürgen Habermas, Max Horkheimer, Peter Sloterdijk, Christoph Türcke gibi düşünürlerin eserlerini Türkçe’ye kazandırdı.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Ben demiştim ki Niçe abi; kişinin kendi çıkarı söz konusu olduğundan adaletten kendine pay çıkarır ve yine kendi çıkarı kadar hak gözetir, adil olur.

Kültür dayatması gereği suçluya dahi kendini savunmak için avukat tayin edilen bir dünyanın mevcudiyetini savunmak elbette tartışılır. Her şey bir tiyatronun trajikomik sahnesi gibidir. Suçu sabittir, bilirsin, ancak yine de sırf modern insanın çakasını satmak için kendisine vekil görevi üstlenecek avukatı seçersin ve o kişi de bunu bile bile kişiyi savunur. Resmi tiyatro bu olsa gerek...

Her kıyımın, her soykırımın ve hatta her eylemin en derininde mutluluk yatar. Nefret ne kadar ikincil güdü olarak addedilse de nefretin yaptırımları, kişinin mutluluk arayışından ileri gelmektedir. Mutluluk ise unutmakla mümkündür, bunun için size bön bir varlık olun demiyorum, sadece taşıdığınız aklın zekâtını vermeniz yeterlidir.

Bir söyleşi de tesadüfen duyduğum bir cümledir “gençler geçmişi merak ettiği için tarih, yaşlılar ise geleceği düşündüğü için gazete okur.” Nietzsche’nin de aşağı yukarı düşünce tarzı karşıt olarak bu söylemle eş değerdedir. Kitabında da tarihi üç parçaya bölmüş ve bu üç parça üzerinden anlatmaktadır.

Nietzsche kendi zamanına bir haykırışta bulunur bu eserinde, taklitçi olmayın. Yaşamı bilimin önüne koyup, anlık yaşayıp, hazıra konmayın. Bilimin bu denli ilerlemesine ise trajikomik tespitler ile cevap vermekte üstüne filozof tanımadığım kişi der ki; kitaplar kalınlaştıkça, tavuk yumurtaları küçüldü. Ne kadar basit bir cümle değil mi? Aynı zamanda ne kadar da ağır bir cümle.

İlk insandan beri numaralansaydık muhtemelen şuan “İnsan Ver. 2018.04” olarak yaftalamıştık. Bunun nedeni ise yaşamımız bizden öncekilerin mirası olduğundandır. Hep birilerini ve bir şeyleri taklit eder bir yaşantımız vardır. Ki eserin de bağıra bağıra der ki Nietzsche; “Kendini tanı!” Aynı seslenişi bir önce okuduğum tür olarak benzer olan İnsan ve ''Herkes'' ‘te de José Ortega y Gasset “...her kimsen o olmayı başar,” demişti.

Her iki düşünüre bakınca öncelik her zaman yaşamdır. İnsan kendi yaşamını idame edebilmeli ve akabinde tarihten yardım almalıdır. Hazıra konmak insanı gevşekliğe, rahatlığa ve en sonunda ise hastalığa sevk eder. Özellikle anıtsal tarihe verdiği bir örnekte “Anıtsal tarih örnek alırken de yanıltır insanı; baştan çıkarıcı benzetmelerle yürekliyi atılganlığa, coşkun kişiyi bağnazlığa itebilir.”

Geçmişteki yüce kişileri örnek almak; kişiyi erdemden uzaklaştırabilir ve cesareti – cesaret sadece kendisi dışında bütün canlılar yararına için yapılan eylemdir – atılganlığa (atılganlık ise kişinin sadece kendine yönelik, bencilce yaptığı eylem bütünüdür) dönüştürebilir.

Bütün bunların nihayetinde “gençlik” tarih ile eğitilmemelidir der Nietzsche, yaşamı duyumsayıp, kendi kültürlerini yaratmalı ve bu şekilde devam etmelidir. Kültürü yaratacak olan gençliktir. Ve salınverin gençliğin boyunduruğunu; salıverin ki gençlik önce kendini sonra yaşamı kurtarsın!

Sözü özü; çeviriyi ve konu hâkimiyetini çok beğendim. Gerçekten okur ile yazım birleşiyor ve size bilgiye aç bir okur gibi, bilim, tarih, insan arasına tavassut ile giren Nietzsche dünyasında gezinme hissiyatı veriyor. Kesinlikle okunmalı ve tavsiye edilmeli.

Sevgi ile kalın.
136 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Nietzsche bu kitabında, adı üstünde, tarihin şimdiki zaman için olan yararları ve zararlarından bahsediyor. Buradaki tarih kelimesini, geçmiş deneyimler olarak da algılayabiliriz.

Kitabın başında insanların anı yaşamak ve mutlu olmak açısından "tarihdışı" olan hayvanlara özendiklerini anlatıyor ama bu mutluluğu elde etmek için insanların hayvanlara dönüşmeyi göze almayacaklarını ve insanlıklarından feragat etmeyeceklerini de ekliyor. Biz, tarihsel varlıklar olarak, geçmişteki tecrübelerimize göre karar alıyor ve hayatımızı şekillendiriyoruz.

İşin asıl düğümü de burada. Tarihi inceleyen biri, büyük olayların şans eseri ortaya çıktığına tanık olabiliyor, ya da tarihin tekerrürünü görüp alaylı ve kötümser bir havaya bürünebiliyor. Bu noktada tarihe ve yaşamın ilerleyişine katkıda bulunmayı fuzuli bir uğraş olarak görme riski de var.

Burada bir denge olmak zorunda. İnsan gerektiği zaman hatırlayabilmeli ve gerektiği zaman da unutma yetisine sahip olmalı ki ne vicdansızlık ve gamsızlığa ne de hatalarını tekrar etme korkusundan ötürü eylemsizliğe ve paniğe itilsin. Tarihin şimdiyi kapatması (örtmesi) toplumları bir kültür sahibi olmak yerine sadece geçmiş bir kültürü bilmekle yetinmeye götürüyor. Bir şeyleri yaşamak yerine, yaşananlara karşı soğuk ve soyut bir tavır sergiliyoruz.

Nietzsche tarihe üç yaklaşım olduğunu söylüyor. Anıtçı, koruyucu ve eleştirici.

Anıtçı tarih, eskilerin yüce kişiliklerini, onların yaptıklarını konu ediniyor ve miraslarını koruyor. Bu tutumun meyvesi, insanlara umut ve azim verebilmesindedir ama kötü yanları da vardır şüphesiz. Konu edindiği dönemin o "biricik" şartları bir daha hiçbir zaman tıpatıp yaşanmayacağından bu umudun bir kısmı boşa çıkabilir, üstüne üstlük bu "anıt kimseler" öylesine büyütülebilir ki, mirasları hayata hakim olup orijinal fikirlerin doğmasının önüne geçebilir.

Koruyucu tarih, muhafazakar tarihtir. Kültürel kimliğin iyi bilinmesi ve hissedilmesi topluma fayda sağlar ve sanata katkıda bulunabilir. Fakat yine, bu abartılırsa ve geçmişe dair olan her şeye yapay bir hayranlık duyulmaya başlanırsa tarih sadece akademik bir uğraşa dönüşür. Kimse neden tarih araştırdığını hatırlayamaz hale gelebilir. Eski olana yoğun hayranlık duyulduğundan yeni bir şey üretmeye gerek duyulmayabilir.

Eleştirici tarih, koruyucu tarihin zıddıdır. Yeni şeyler üretebilmek için geçmişi yargılar. Bunun riski de geçmişe karşı adaletsiz olma riskini taşımasındandır. Yapılanları gerekli kılan neden yadsınabilir.

Kısaca Nietzsche'ye göre, tarih eylemi kısıtlamamalıdır ve yaşama hizmet etmelidir. Mantıklı mı? Mantıklı. Dağılabiliriz.
...bırakın ölüler yaşayanları gömsün.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel
...az sayıdakilerin yaşamıyor da, çoğunluktakilerin yaşıyor oluşu, acımasız bir hakikatten başka bir şey değildir.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 67 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel
Tarihe yalnızca güçlü kişilikler dayanabilir, zayıfları ise tarih tamamen siler.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel
Hakikate hizmet edenler, hakikatte çok azdır, çünkü az kişi adil olma yolunda katıksız bir istence sahiptir ve bunların içinde bile çok azı, adil olabilme gücüne sahiptir.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel
Tarih her şeyden önce etkin ve güçlü olana aittir...
Friedrich Nietzsche
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel
...hayvanların karşısında övünür insan insanlığıyla, ama yine de onların mutluluğunu seyreder kıskançlıkla...
Friedrich Nietzsche
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel
Yaşayanlar arasında hiçbiri
Heyecanlara layık değil
Hiçbir iniltiyi hak etmiyor yeryüzü.
Varlığımız acı ve can sıkıntısıdır ve dünya
Pisliktir - başka bir şey değil.
Yüreğim, sakin ol.
#GiacomoLeopardi
Friedrich Nietzsche
Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası
Alt başlık:
Zamana Aykırı Bakışlar 2
Baskı tarihi:
15 Ocak 2018
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325819
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Vom Nutzen und Nachteil der Historie für das Leben Unzeitgemässe Betrachtungen - 2
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine
Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca (Karışık Kanılar ve Özdeyişler, Gezgin ve Gölgesi), Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Deccal, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.

Mustafa Tüzel (1959): İTÜ Elektrik Fakültesi’nde okudu. Bir süre İsviçre’de yaşadı, fabrikalarda çalıştı ve çıraklık eğitimi gördü. İÜ Basın Yayın Yüksek Okulu Radyo TV bölümünden mezun oldu. 1944 yılında Avrupa Çevirmenler Kollegyumu’nun (Straelen-Almanya) konuğu oldu. 20 yıldır sürdürdüğü çeviri uğraşında Thomas Bernhard, Friedrich Dürrenmatt, Martin Walser, Zafer Şenocak, Monika Maron gibi edebiyatçıların, Arthur Schopenhauer, Friedrich Nietzsche, Jürgen Habermas, Max Horkheimer, Peter Sloterdijk, Christoph Türcke gibi düşünürlerin eserlerini Türkçe’ye kazandırdı.

Kitabı okuyanlar 51 okur

  • Kübra Uşmalı
  • Esra Cl
  • Tayfun
  • Zade
  • c.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%5.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0