Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine

·
Okunma
·
Beğeni
·
1664
Gösterim
Adı:
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680607
Kitabın türü:
Çeviri:
Nejat Bozkurt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine
Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası
Tarihle her şeyden önce, etkin ve güçlü olan, büyük bir savaşa girip de örneklere, ustalara, avutucu ve öğüt vericilere, ermişlere gereksinim duyan ve bunları çağdaşlarıyla arkadaşları arasında bulamayan kimse ilgilenir. Schiller de tarihle böyle ilgilendi: Çünkü zamanımız öylesine kötü ki, diyor Goethe, artık ozana kendi çevresindeki insanların yaşamı içinde yararlanabileceği örnek bir yapı görünmüyor pek.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Ben demiştim ki Niçe abi; kişinin kendi çıkarı söz konusu olduğundan adaletten kendine pay çıkarır ve yine kendi çıkarı kadar hak gözetir, adil olur.

Kültür dayatması gereği suçluya dahi kendini savunmak için avukat tayin edilen bir dünyanın mevcudiyetini savunmak elbette tartışılır. Her şey bir tiyatronun trajikomik sahnesi gibidir. Suçu sabittir, bilirsin, ancak yine de sırf modern insanın çakasını satmak için kendisine vekil görevi üstlenecek avukatı seçersin ve o kişi de bunu bile bile kişiyi savunur. Resmi tiyatro bu olsa gerek...

Her kıyımın, her soykırımın ve hatta her eylemin en derininde mutluluk yatar. Nefret ne kadar ikincil güdü olarak addedilse de nefretin yaptırımları, kişinin mutluluk arayışından ileri gelmektedir. Mutluluk ise unutmakla mümkündür, bunun için size bön bir varlık olun demiyorum, sadece taşıdığınız aklın zekâtını vermeniz yeterlidir.

Bir söyleşi de tesadüfen duyduğum bir cümledir “gençler geçmişi merak ettiği için tarih, yaşlılar ise geleceği düşündüğü için gazete okur.” Nietzsche’nin de aşağı yukarı düşünce tarzı karşıt olarak bu söylemle eş değerdedir. Kitabında da tarihi üç parçaya bölmüş ve bu üç parça üzerinden anlatmaktadır.

Nietzsche kendi zamanına bir haykırışta bulunur bu eserinde, taklitçi olmayın. Yaşamı bilimin önüne koyup, anlık yaşayıp, hazıra konmayın. Bilimin bu denli ilerlemesine ise trajikomik tespitler ile cevap vermekte üstüne filozof tanımadığım kişi der ki; kitaplar kalınlaştıkça, tavuk yumurtaları küçüldü. Ne kadar basit bir cümle değil mi? Aynı zamanda ne kadar da ağır bir cümle.

İlk insandan beri numaralansaydık muhtemelen şuan “İnsan Ver. 2018.04” olarak yaftalamıştık. Bunun nedeni ise yaşamımız bizden öncekilerin mirası olduğundandır. Hep birilerini ve bir şeyleri taklit eder bir yaşantımız vardır. Ki eserin de bağıra bağıra der ki Nietzsche; “Kendini tanı!” Aynı seslenişi bir önce okuduğum tür olarak benzer olan İnsan ve ''Herkes'' ‘te de José Ortega y Gasset “...her kimsen o olmayı başar,” demişti.

Her iki düşünüre bakınca öncelik her zaman yaşamdır. İnsan kendi yaşamını idame edebilmeli ve akabinde tarihten yardım almalıdır. Hazıra konmak insanı gevşekliğe, rahatlığa ve en sonunda ise hastalığa sevk eder. Özellikle anıtsal tarihe verdiği bir örnekte “Anıtsal tarih örnek alırken de yanıltır insanı; baştan çıkarıcı benzetmelerle yürekliyi atılganlığa, coşkun kişiyi bağnazlığa itebilir.”

Geçmişteki yüce kişileri örnek almak; kişiyi erdemden uzaklaştırabilir ve cesareti – cesaret sadece kendisi dışında bütün canlılar yararına için yapılan eylemdir – atılganlığa (atılganlık ise kişinin sadece kendine yönelik, bencilce yaptığı eylem bütünüdür) dönüştürebilir.

Bütün bunların nihayetinde “gençlik” tarih ile eğitilmemelidir der Nietzsche, yaşamı duyumsayıp, kendi kültürlerini yaratmalı ve bu şekilde devam etmelidir. Kültürü yaratacak olan gençliktir. Ve salınverin gençliğin boyunduruğunu; salıverin ki gençlik önce kendini sonra yaşamı kurtarsın!

Sözü özü; çeviriyi ve konu hâkimiyetini çok beğendim. Gerçekten okur ile yazım birleşiyor ve size bilgiye aç bir okur gibi, bilim, tarih, insan arasına tavassut ile giren Nietzsche dünyasında gezinme hissiyatı veriyor. Kesinlikle okunmalı ve tavsiye edilmeli.

Sevgi ile kalın.
136 syf.
Nietzsche'nin tarihi değerlendirmesi de her şeyde olduğu gibi aykırı ve haklıdır.

Çünkü kendi deyimiyle ''... çağın övünç duyduğu bir şeyi, çağın tarihsel oluşumunu, çağın zararına bir şey olarak, çağın hastalığı'' olarak betimler.

''Hepimizin insanı yiyip bitiren bir tarih sıtmasının acısını çektiğimize ve hiç değilse bundan acı çektiğimizi bilmemiz gerektiğine'' inanır.

insanı öncelikle iki kategoride sınıflıyor eser. ilki tarihin verdiği acıyı farkında olmadan yaşayanlar ile anda yaşayanlar olarak. Nietzsche, anda yaşayanın bir bilincinin olmadığını her şeyi unutup geçip gittiğini ve bu yüzden unutamayan insanın acıdan kaçış yolu olarak anda yaşayana özenmesi durumu hasıl olur. çünkü o şimdinin içinde yitip gider. kendisinde hiçbir şey kalmaz. mutluluk sürüp giderken kendi tarih-dışı konumlandıran insan hayata karşısında çok rahat dayanabilir. ancak bu bir güç değildir. sadece bir yeti.

peki hiçbir şeyi unutmadan yaşamak mümkün müdür?

işte bu imkansız.

Nietzsche'ye göre, büsbütün tarih dışı kalmak anda yaşayanın durumuna inmektir. ancak tarihe aşırı bağlanmak da sonunda yaşamayı tüketir.

bir insanda, bir toplumda ve ya bir kültür etrafında bu tarih olgusu, yaşayana büyük acı verecek, onu yok edecek bir etkiye sahip olabilir. çünkü Nietzsche, üst insanı arar ve onun için anda ve tarihte yaşayan insan niteliksizdir. her an bir sonraki adımlarında yaşayarak ilerleyen insan Nietzsche'nin tanımladığı profile en uygunudur.

Nietzsche üç şekilde önümüze serer tarihi.
- anıtsal tarih
- koruyucu tarih
- eleştirici tarih

anda yaşayan insan profili edilgen ve tek iken tarih insanı üç farklı şekilde karşımıza çıkıyor.

gerçekten de bugün insan profillerini analiz ettiğimizde bu gerçekle yüzleşiyoruz. gelişime ekseriyetiyle kapalı ve durağan insanlar ve toplumlar arasında bu profiller oldukça yaygın... ancak insanın ideali uzay-zaman olgusu içinde tarihüstücü bir konumda bulunmalıydı. ya da bulunmalıdır, bilemiyorum. umudum yok.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Nietzsche'nin en iyi kitaplarından birisi olabilir, kitabın her satırının altını çizmek isteyebilirsiniz, ben gerçekten bu kitabını çok beğendim. Tarihin toplumu nasıl yozlaştırıldığını ve tarihin insan ve toplum yaşamı için nasıl faydalı olabileceğini yine kendi eleştirel felsefe tarzıyla açıklamış. Her toplum kendi tarihini tüm çağların en yüksek, en kusursuz, en adaletli, en erdemli tarih olarak anlatır ve sahip çıkar. Böyle tarihe doymuş bir toplum asla ilerleyemez ve bireyin olgunlaşmasına izin vermez ve bunu engeller. Bu yüzden tarih yaşama engel olduğu için ayrılan çok zarar sağlar. Tarih ancak yaşama hizmet ettiği ölçüde faydalıdır ve tarihin saat matematik gibi bir bilim olmasına gerek yoktur ve olamaz da.
Nietzsche tarihi 3 e ayrır.
1.Anıtsal tarih
2.Eskiyi koruyucu tarih
3.Eleştirel tarih
Tarihi anıtsal açıdan ele alan kimse tarihi büyük bir şey olarak görür daha önceden böyle bir şey olmuşsa yine aynı şekilde bunun mümkün olabileceğini düşünür böyle bir kimse cesaretle hareket eder geçmişe öykünür bu da tarihin bozularak daha güzel bir biçime sokulmasına serbest uydurulması nave bir masal haline getirilmesine neden olur.
Anıtçı tarih maskeli bir balo elbisesi gibidir. Böyle düşünen tarihçiler kendi çağındaki büyük ve güçlü olanlar duydukları nefrete karşı geçmiş çağlardaki güçlüleri ve büyüklere karşı hayranlık duyarlar ve bu maske içinde o tarihselliği inceleme biçiminin gerçek anlamını karşıt anlama çevirerek gerçeği gizlerler çevirirler. Bununla aslında yaptıkları şey şudur BIRAKIN ÖLÜLER YAŞAYANLARI GÖMSÜNLER.
Eleştiren tarih ise geçmişi eleştirel bir biçimde inceler ona bıçak saplar acımasızca üzerinde yürür bu her zaman tehlikeli olmuştur. Çünkü geçmişi yargılayarak ve ortadan kaldırarak yaşama hizmet ve yardım eden insanlar ya da Çağlar her zaman tehlikeli ve tehlikede olan insanlar ya da Çağlar Iğdır Çünkü biz ancak bizden önceki kuşakların tortusu kalıntısı olduğumuzdan aynı zamanda bu kuşakların yanlış davranışlarının tutkularının yolsuzluklarının hatta cinayetlerinin tortuları yız kanıtlarız kendimizi bu bağlardan bütünüyle kopardığımız olanaksızdır. Eleştirdiğimiz her tarihe karşı kazandığımız zafer aslında bir sonraki gelecek olan tarihsel yapı içerisinde eleştiriceğimiz tarihsel yapı olacaktır.
Her tarihçi tarihsel olayları incelerken nesnel olduğunu iddia ettikleri ölçütlere göre olayları bir araya getirip değerlendirdiklerini söyleseler de böyle bir şey kesinlikle mümkün değildir. Nesnel olarak düşündükleri ölçütler popüler anılardan yasalardan ve yanlılıktan ibarettir.Doğruluğu adaleti çok az kimse hizmet eder ya da bu istenci içinde barındırır zaten pek azı adaletli olabilme gücüne sahiptir.
Tarihin bu yozlaştırıcılığına karşı kişinin yapması gereken şey tarihten niçin nasıl ı göstermesini istemek değil zaten tarihi baktığınız zaman sizi eğitim ile zincirleyen sömüren size egemen olmak isteyen güçleri göreceksiniz. Bu yüzden dünya niçin var niçin böyledir insanlık ne için var sorusu ile ilgilenmek yerine tek bir birey tek bir kişi olarak neden varsın bunu kendine sormalısın bunu sana kimse söylemezse sen kendim varoluşunun aposteriori olarak haklı çıkarmayı denemelisin bunu yapmalısın.
Kitapta şu nokta özellikle dikkatimi çekti : tarihten yaşam öyküleri istiyorsanız seçeceğiniz "bay filan ve zamanı" nakaratı ile yazılanlar olmasın ama tam tersine başlığında "zamanına karşı bir savaşçı" adını taşıyan biyografiler sizi çeksin, derken tamamen kendisini kastetmektedir kendisini zamana karşı çekiç ile savaşan biri olarak görmekte ve ısrarla beni okuyun en çok beni okuyun beni örnek alın demektedir. Bu adam kendisinin okunması için daha ne desin ne yapsın :))
Casım Aytekin
Casım Aytekin Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine'yi inceledi.
136 syf.
·Beğendi·8/10
Hakikate hizmet edenler, hakikatte çok azdır, çünkü az kişi adil olma yolunda katıksız bir istence sahiptir ve bunların içinde bile çok azı, adil olabilme gücüne sahiptir.
Andrew Jackson
Andrew Jackson Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine'yi inceledi.
136 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Nietzsche bu kitabında, adı üstünde, tarihin şimdiki zaman için olan yararları ve zararlarından bahsediyor. Buradaki tarih kelimesini, geçmiş deneyimler olarak da algılayabiliriz.

Kitabın başında insanların anı yaşamak ve mutlu olmak açısından "tarihdışı" olan hayvanlara özendiklerini anlatıyor ama bu mutluluğu elde etmek için insanların hayvanlara dönüşmeyi göze almayacaklarını ve insanlıklarından feragat etmeyeceklerini de ekliyor. Biz, tarihsel varlıklar olarak, geçmişteki tecrübelerimize göre karar alıyor ve hayatımızı şekillendiriyoruz.

İşin asıl düğümü de burada. Tarihi inceleyen biri, büyük olayların şans eseri ortaya çıktığına tanık olabiliyor, ya da tarihin tekerrürünü görüp alaylı ve kötümser bir havaya bürünebiliyor. Bu noktada tarihe ve yaşamın ilerleyişine katkıda bulunmayı fuzuli bir uğraş olarak görme riski de var.

Burada bir denge olmak zorunda. İnsan gerektiği zaman hatırlayabilmeli ve gerektiği zaman da unutma yetisine sahip olmalı ki ne vicdansızlık ve gamsızlığa ne de hatalarını tekrar etme korkusundan ötürü eylemsizliğe ve paniğe itilsin. Tarihin şimdiyi kapatması (örtmesi) toplumları bir kültür sahibi olmak yerine sadece geçmiş bir kültürü bilmekle yetinmeye götürüyor. Bir şeyleri yaşamak yerine, yaşananlara karşı soğuk ve soyut bir tavır sergiliyoruz.

Nietzsche tarihe üç yaklaşım olduğunu söylüyor. Anıtçı, koruyucu ve eleştirici.

Anıtçı tarih, eskilerin yüce kişiliklerini, onların yaptıklarını konu ediniyor ve miraslarını koruyor. Bu tutumun meyvesi, insanlara umut ve azim verebilmesindedir ama kötü yanları da vardır şüphesiz. Konu edindiği dönemin o "biricik" şartları bir daha hiçbir zaman tıpatıp yaşanmayacağından bu umudun bir kısmı boşa çıkabilir, üstüne üstlük bu "anıt kimseler" öylesine büyütülebilir ki, mirasları hayata hakim olup orijinal fikirlerin doğmasının önüne geçebilir.

Koruyucu tarih, muhafazakar tarihtir. Kültürel kimliğin iyi bilinmesi ve hissedilmesi topluma fayda sağlar ve sanata katkıda bulunabilir. Fakat yine, bu abartılırsa ve geçmişe dair olan her şeye yapay bir hayranlık duyulmaya başlanırsa tarih sadece akademik bir uğraşa dönüşür. Kimse neden tarih araştırdığını hatırlayamaz hale gelebilir. Eski olana yoğun hayranlık duyulduğundan yeni bir şey üretmeye gerek duyulmayabilir.

Eleştirici tarih, koruyucu tarihin zıddıdır. Yeni şeyler üretebilmek için geçmişi yargılar. Bunun riski de geçmişe karşı adaletsiz olma riskini taşımasındandır. Yapılanları gerekli kılan neden yadsınabilir.

Kısaca Nietzsche'ye göre, tarih eylemi kısıtlamamalıdır ve yaşama hizmet etmelidir. Mantıklı mı? Mantıklı. Dağılabiliriz.
...az sayıdakilerin yaşamıyor da, çoğunluktakilerin yaşıyor oluşu, acımasız bir hakikatten başka bir şey değildir.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 67 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel
Tarihe yalnızca güçlü kişilikler dayanabilir, zayıfları ise tarih tamamen siler.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviren: Mustafa Tüzel

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680607
Kitabın türü:
Çeviri:
Nejat Bozkurt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine
Tarihin Yaşam için Yararı ve Sakıncası
Tarihle her şeyden önce, etkin ve güçlü olan, büyük bir savaşa girip de örneklere, ustalara, avutucu ve öğüt vericilere, ermişlere gereksinim duyan ve bunları çağdaşlarıyla arkadaşları arasında bulamayan kimse ilgilenir. Schiller de tarihle böyle ilgilendi: Çünkü zamanımız öylesine kötü ki, diyor Goethe, artık ozana kendi çevresindeki insanların yaşamı içinde yararlanabileceği örnek bir yapı görünmüyor pek.

Kitabı okuyanlar 131 okur

  • Kurtuluş
  • Mustafa uçar
  • Çağatay Aydoğan
  • Beatle
  • Pelin Özcan
  • Zafer albayrak
  • Cem Barutcu
  • Entelektüel baron
  • Eccedentesiast
  • sevde

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.9 (11)
9
%21.1 (8)
8
%15.8 (6)
7
%2.6 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0