Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine

8,9/10  (7 Oy) · 
24 okunma  · 
9 beğeni  · 
621 gösterim
Tarihle her şeyden önce, etkin ve güçlü olan, büyük bir savaşa girip de örneklere, ustalara, avutucu ve öğüt vericilere, ermişlere gereksinim duyan ve bunları çağdaşlarıyla arkadaşları arasında bulamayan kimse ilgilenir. Schiller de tarihle böyle ilgilendi: Çünkü zamanımız öylesine kötü ki, diyor Goethe, artık ozana kendi çevresindeki insanların yaşamı içinde yararlanabileceği örnek bir yapı görünmüyor pek.
  • Baskı Tarihi:
    2009
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9789754680607
  • Çeviri:
    Nejat Bozkurt
  • Yayınevi:
    Say Yayınları
  • Kitabın Türü:
Alperen Tekin 
20 Nis 02:36 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Nietzsche bu kitabında, adı üstünde, tarihin şimdiki zaman için olan yararları ve zararlarından bahsediyor. Buradaki tarih kelimesini, geçmiş deneyimler olarak da algılayabiliriz.

Kitabın başında insanların anı yaşamak ve mutlu olmak açısından "tarihdışı" olan hayvanlara özendiklerini anlatıyor ama bu mutluluğu elde etmek için insanların hayvanlara dönüşmeyi göze almayacaklarını ve insanlıklarından feragat etmeyeceklerini de ekliyor. Biz, tarihsel varlıklar olarak, geçmişteki tecrübelerimize göre karar alıyor ve hayatımızı şekillendiriyoruz.

İşin asıl düğümü de burada. Tarihi inceleyen biri, büyük olayların şans eseri ortaya çıktığına tanık olabiliyor, ya da tarihin tekerrürünü görüp alaylı ve kötümser bir havaya bürünebiliyor. Bu noktada tarihe ve yaşamın ilerleyişine katkıda bulunmayı fuzuli bir uğraş olarak görme riski de var.

Burada bir denge olmak zorunda. İnsan gerektiği zaman hatırlayabilmeli ve gerektiği zaman da unutma yetisine sahip olmalı ki ne vicdansızlık ve gamsızlığa ne de hatalarını tekrar etme korkusundan ötürü eylemsizliğe ve paniğe itilsin. Tarihin şimdiyi kapatması (örtmesi) toplumları bir kültür sahibi olmak yerine sadece geçmiş bir kültürü bilmekle yetinmeye götürüyor. Bir şeyleri yaşamak yerine, yaşananlara karşı soğuk ve soyut bir tavır sergiliyoruz.

Nietzsche tarihe üç yaklaşım olduğunu söylüyor. Anıtçı, koruyucu ve eleştirici.

Anıtçı tarih, eskilerin yüce kişiliklerini, onların yaptıklarını konu ediniyor ve miraslarını koruyor. Bu tutumun meyvesi, insanlara umut ve azim verebilmesindedir ama kötü yanları da vardır şüphesiz. Konu edindiği dönemin o "biricik" şartları bir daha hiçbir zaman tıpatıp yaşanmayacağından bu umudun bir kısmı boşa çıkabilir, üstüne üstlük bu "anıt kimseler" öylesine büyütülebilir ki, mirasları hayata hakim olup orijinal fikirlerin doğmasının önüne geçebilir.

Koruyucu tarih, muhafazakar tarihtir. Kültürel kimliğin iyi bilinmesi ve hissedilmesi topluma fayda sağlar ve sanata katkıda bulunabilir. Fakat yine, bu abartılırsa ve geçmişe dair olan her şeye yapay bir hayranlık duyulmaya başlanırsa tarih sadece akademik bir uğraşa dönüşür. Kimse neden tarih araştırdığını hatırlayamaz hale gelebilir. Eski olana yoğun hayranlık duyulduğundan yeni bir şey üretmeye gerek duyulmayabilir.

Eleştirici tarih, koruyucu tarihin zıddıdır. Yeni şeyler üretebilmek için geçmişi yargılar. Bunun riski de geçmişe karşı adaletsiz olma riskini taşımasındandır. Yapılanları gerekli kılan neden yadsınabilir.

Kısaca Nietzsche'ye göre, tarih eylemi kısıtlamamalıdır ve yaşama hizmet etmelidir. Mantıklı mı? Mantıklı. Dağılabiliriz.