Tarihsel Materyalizmin İzinde

0,0/10  (0 Oy) · 
0 okunma  · 
0 beğeni  · 
167 gösterim
1970'lerin ortalarından bu yana solun entellektüel coğrafyasında belli başlı hangi değişiklikler meydana geldi? Bunların muhasebesi yapıldığında, bir bütün olarak toğlumcu kültürde bir gerilemeye mi, yoksa bir özgürleşmeye mi tanık oluyoruz? 'Tarihsel Materyalizmin İzinde' bu dönemde Marksist düşünce evriminde ortaya çıkan bazı paradoksları gözden geçiriyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2004
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789753443110
  • Orijinal Adı:
    In the Track of Historical Materialism
  • Çeviri:
    Mehmet Bakırcı
  • Yayınevi:
    Belge Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

Marx'ın kendi çalışmalarında İzlemiş oldu
ğu felsefe, siyaset bilimi ve iktisat sırası, Batı Marksizmi tarafından
tersine çevrildi. Marksist bir çerçevede !kapitalizm üstüne
temel iktisadi analizler Büyük Bunalım'dan sonra büyük
ölçüde son buldu; burjuva devletin siyasal tahlili, Gramsci sessizliğe
gömüldükten sonra giderek azaldı; gerçekleştirilebilir bir
'Sosyalizme giden yollara dair strateji tartışması hemen hemen
tamamıyla ortadan kalktı. Bunların yerini, giderek yöntem sorunları
üzerinde odaklaşan katışıksız. felsefi söylemin -nitelik
itibarıyla somut olmaktan çok epistemolojik özellikte olan yeniden
canlanması aldı. Korsch'un 1923 tarihli Marxism and
Philosophy {Marksizm ve Felsefe) adlı çalışması bu bakımdan
çığır açıcı niteliktedir. Sartre, Adomo, Althusser, Marcuse, Della
Volpe, Lu:kacs, Bloch ve Colletti hepsi, her ne kadar diyalektiık
biçimde yeniden formüle edilmişse de, esas olarak (cognition)
problemleri üzerinde yoğunlaşan ve ürkütücü nitelikte
güç teknikli bir üslupla kaleme alınmış önemli sentezler yarattılar.
Amaçlan için, herbiri, Marx'dan önceki felsefi birikimlere
başvuruyorlardı: Hegel, Spinoza, Kant, Kierkegaard, Schelling
veya diğerlerine. Aynı zamanda, Batı Marksizmi bünyesindeki
her okul, Marksist, olmayan çağdaş entelektüel odaklar ile, çoğunlukla
yarı-simbiyoz haline karşılık gelen bir yakın temas
içinde olgunlaştı -Lukacs'ın Weber'den, Gramsci'nin Croce'den,
Sartre'm Heideggerden, Aithusser'in Lacan'dan, Della Volpe'nin
Hjelmslev'den, v.d. kavram ve temalar almalarıyla. Klasik
Marksizm geleneğine yabancı olan bu burjuva kültürüyle
yanyana ilişkiler dizisinin aldığı biçimler, işçi hareketi pratiği
ile Batı Marksizmi arasında bir zamanlar varolan ilişkilerin
kopmasının bir sonucuydu.

Tarihsel Materyalizmin İzinde, Perry AndersonTarihsel Materyalizmin İzinde, Perry Anderson

gelişmiş bir
sosyalist demokrasi için beslenen (ve SSCB'de Stalin'in yükselmesiyle
bürokratik diktatörlüğün amansız mekanizmasında
ezilen) umut ve arzuların şekillendiği bir nesebe sahipti. Her ne
kadar dolayımlandırılsa, arıtılsa ya da yer değiştirilse de
izleyen kırk yıl içinde tüm bunlar olmuştur- Batı'nın parlamenter
rejimlerinden az değil daha fazla gelişmiş olacak, sermayenin
ötesinde bir politik düzen ideali onu hiçbir zaman
terketmıedi. Batılı Marksist geleneğin Sovyetler Birliği'nin devlet
yapılan karşısındaki sürekli eleştirel uzaıklığı bu nedenledirki bu uzaklık, uluslararası komünist harekete en yakın temsilcilerinin
yazılarında bile ayırdedilebilir: Değişik zamanlarda
Sartre ve Lukacs, Althusser ve Della Volpe; Korsch, Gramsci
ve Marcuse'ten söz etmek bile gereksiz. Diğer yandan bu gelenek,
barbarlıkları ve yozlaşmışlıkları ne olursa olsun, Rus
İhtilali ve onun izleyicilerinin, bir dereceye kadar, yirminci
yüzyılda şimdiye kadar sermaye düzenindeki tek gerçek gediği
temsil ettikleri şeklinde bir duyguyu daima taşımıştır -kapitalist
devletlerin, onlara karşı giriştiği saldırıların vahşeti, Rus İç
Savaşı'na İtilaf Devletleri'nin müdahalesinden, SSCB'ne Nazi
saldırısına, Çin'e karşı döğüşülen Kore Savaşı'na, Küba'ya karşı
teşebbüs edilen saldırıya ve sonra Vietnam'daki savaşa kadar,
bu nedenledir. Bunun yanında, Batı'da işçi hareketi içinde alternatif
gelenek olan sosyal demokrasi, status quo'nun genellikle
uysal bir destekçisi durumuna gelcre,k kapitalizmin gerçek
muhalifi ol'lla gücünü tümüyle yitirdi. SSCB'ne ideolojik
olarak bağlı Komünist Partileri kitle örgütlenmeleri olarak bulundukları
yerlerde, yerel burjuvazilerin yegane militan karşıtları
olmaya devam ettiler. Tüm bu nedenlerden dolayı Batılı Marksist
geleneğin komünist devletlere karşı eleştirileri tipik olarak
ima yollu ve ihtiyatlı oldu.

Tarihsel Materyalizmin İzinde, Perry AndersonTarihsel Materyalizmin İzinde, Perry Anderson