Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler

·
Okunma
·
Beğeni
·
408
Gösterim
Adı:
Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756165638
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Historical Metaphors and Mythical Realities
Çeviri:
Taylan Doğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
BGST
Özgürlükçü antropolojinin öncü isimlerinden Marshall Sahlins'in "Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler" kitabı, antropoloji literatüründe önemli bir yere sahiptir. Sahlins, bu eserinde zor bir sorunun üstesinden gelmeye çalışır: Yapısalcı antropoloji, tarihsel değişimi açıklayacak bir çerçeve geliştirebilir mi?

Kitabı ayırt edici kılan, teorik tartışmaya sıkışıp kalmadan bu soruyu yanıtlamasıdır. Kısa ve zor bir teorik bölümü tarihsel bir dönemin analizi izler: Kaptan Cook'un Hawai Adaları'na gidişi ve tanrılaştırılmasıyla başlayan olaylar, iki farklı kültür karşılaştığında ortaya çıkan tarihsel dönüşüm için eşsiz bir örnektir. Hawaili soylular, rahipler, sıradan kadın ve erkeklerin sömürgeci İngilizlerle ayrı ayrı kurduğu ilişkiler, yerleşik Hawai kategorilerini altüst eder. Sonunda, ilk Hıristiyan misyoner daha Adalar'a ayak basmadan, Hawili seçkinler geleneksel dini lağvederler. Yine de dönüşüm, verili bir yapının sürekliliği içinde meydana gelmiştir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Yapısal antropoloji ikili bir karşıtlık üzerine kuruldu ve bu karşıt-
lık sonradan onun alameti farikası oldu: tarihe radikal bir karşıt-
lık. Saussure'ün bir bilimsel nesne olarak dil modelinden hareket
eden yapısalcılık, bu modelin yaptığı gibi, olay karşısında sisteme
ve artsüremlilik karşısında eşsüremliliğe öncelik tanıdı. Yapısal
analiz de, Saussurcü dil [la langue) ve söz [la parole) ayrımına
koşut şekilde, bireysel eylemi ve dünyevi pratiği -yerleşik siste-
min yansımasını ve "uygulanması"nı temsil ettikleri durumlar sa-
yılmazsa- dışlıyor gibiyd
Fakat dil sistematikse ve bu şekilde analiz edilebiliyorsa, göster-
gelerinin de nedensiz olması gerekir. Dil kendi içinde ve kendisi
için anlamlı bir sistemdir:
Saussure, toplumsal yaşamda göstergelerin rolüyle ilgilene-
cek genel bir "göstergebilim"in gelişimini öngörmüştü. Yine de
Saussure'ün görüşüne göre iktisat gibi alanlardaki değerler "bir
şeki lde nesnelere dayandıkları" için tamamen göstergebilimsel
çerçevede ele alınamazdı.
Bütün bunlara karşın. başlangıçta yapısalcılık genel antropo-
loji alanına teorik sınırlılıkları olduğu gibi korunarak taşındı.
"Sistem"in riske sokulmaması için tarihten uzak durmak gerektiği
düşünüldü. Söylediğim gibi, eylem ancak, yerleşik bir düzenin işle-
yişini, mevcut kültürel kategorilerin "stereotipik yeniden üretimi-
ni" (Godelier'nin ifadesi) temsil ettiği ölçüde hesaba katı lıyordu.
Üstelik eylemin böyle tarihdışı şekilde temellük edilmesi, geçerli
bir argümanla da desteklenebilirdi:
Rivayete göre birçok tanrı, Paao'dan kendilerini tanrıları olarak
kabul etmesini ve onlara tapmasını ister. Paao, evini, koa "e'nin
(Bos'n kuşu) uçtuğu dik bir uçurumun kenarına inşa etmiştir.
Ne zaman tanrı lar gelse, Paao onlara bu uçurumdan uçmasını
söyler. Sağ salim geriye dönen onun tanrısı olacak ve Paao ona
tapacaktır. Fakat tanrılar uçurumdan atladığında, uçurumun
dibinde paramparça olurlar. [Kısaca söylersek: Sözde tanrılar
Lelekoae ve Makuapali'nin akıbeti böyle olur, ancak Makuakau-
mana, Paao'nun kanosuna uçar ve onun tanrısı olur
Polinezya kozmolojisi, sterotipik yeniden üretime son derece el-
verişlidir. Güçlü mantıksal süreklilikler, kozmogonik mitlerin en
eski unsurları ile en son tarihsel efsanelerin şef kahramanlarını
birbirine bağlar. Gerçi ilk baştaki kategoriler, kişileştirilmemiş
soyut kavramlardır
kadın ilişkileri ve daha pek çok alanda bir paradigma görevi
görür. Bu tür başlangıçlar ile şimdi arasındaki, soyut kategoriler
ile tarihsel şahsiyetler arasındaki süreklilik, onları bağlayan ke-
sintisiz doğum zinciriyle güvenceye alınır. Sonraki kahramanlar,
orijinal ve türetici kavramların soyağacından gelir ve böylelikle
kavramlar arasındaki ilişki leri -kendi özellikleri ve amelleri ola-
rak- tarihsel-pragmatik bir kipe taşır.
Polinezya'ya özgü soy kavramı, bu kültürel tekrarın mantıksal
araçlarını sağlar. Çünkü soy, cinsin türle ilişkisidir. Tıpkı babanın
oğul larıyla ilişkisi gibi, atanın kendi soyundan gelenler karşısın-
daki konumu da genel bir sınıfın kendi spesifik örneklemeleriyle,
başka bir ifadeyle bir "tür"ün kendi "türceleri"yle· ilişkisine ben-
zer. Maori lerdeki iwi ve hapu gibi kolektif soy grupları ise, genel-
likle soyun devamı olduklarını gösteren bir önek alarak, atanın
ismiyle isimlendirilir: Ngati-Tuwharetoa (Tuwharetoa'nın soyun-
dan gelenler) -ya da belki 'Tuwharetoa'lar" diyebiliriz- Maori di-
linde genellikle kullanılan biçimdir ve soydaşlık belirten ifadeler
(örneğin ati) Orta ve Doğu Polinezya'da yaygındır.
Anlamların, şeylerin "kopyası" olduğunu ileri süren bütün teorileri
böylel ikle bir kenara bırakabiliriz. Fakat şu yine de doğrudur: Ey-
lem esnasında göstergelerle maddi dünya arasında belirtisel bağ-
lar kurulması, o göstergelerin kavramsal değerlerini etki leyebilir.
Hawaili şefler ticareti tekel lerine almak uğruna tabu kavramını
kendi çıkarlarına uygun şeki lde kul landığında, bunun en azından
şöyle bir sonucu oldu:

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756165638
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Historical Metaphors and Mythical Realities
Çeviri:
Taylan Doğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
BGST
Özgürlükçü antropolojinin öncü isimlerinden Marshall Sahlins'in "Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler" kitabı, antropoloji literatüründe önemli bir yere sahiptir. Sahlins, bu eserinde zor bir sorunun üstesinden gelmeye çalışır: Yapısalcı antropoloji, tarihsel değişimi açıklayacak bir çerçeve geliştirebilir mi?

Kitabı ayırt edici kılan, teorik tartışmaya sıkışıp kalmadan bu soruyu yanıtlamasıdır. Kısa ve zor bir teorik bölümü tarihsel bir dönemin analizi izler: Kaptan Cook'un Hawai Adaları'na gidişi ve tanrılaştırılmasıyla başlayan olaylar, iki farklı kültür karşılaştığında ortaya çıkan tarihsel dönüşüm için eşsiz bir örnektir. Hawaili soylular, rahipler, sıradan kadın ve erkeklerin sömürgeci İngilizlerle ayrı ayrı kurduğu ilişkiler, yerleşik Hawai kategorilerini altüst eder. Sonunda, ilk Hıristiyan misyoner daha Adalar'a ayak basmadan, Hawili seçkinler geleneksel dini lağvederler. Yine de dönüşüm, verili bir yapının sürekliliği içinde meydana gelmiştir.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Fersah Yağmur Ekşi
  • Gökhan kaçar
  • Kitapçı  kız
  • TANSU
  • Abdullah Boz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0