Taş Bina ve DiğerleriAslı Erdoğan

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.435
Gösterim
Adı:
Taş Bina ve Diğerleri
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
144
ISBN:
9789752895935
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
Dünya okurları tarafından geleceğe kalacak 50 yazar arasına seçilen tek Türk yazarı:
Aslı Erdoğan ve 10 yıl aradan sonra ilk öykü kitabı
Taş Bina ve Diğerleri...
Listelerden düşmeyecek.
Derin edebiyatı özleyenler için kaçırılmaz bir fırsat.
(Tanıtım Bülteninden)
Günümüzde çoğu okuyucu okuduğu kitabı anlatılan olayın gizemi, temposu, gerilimi ve çarpıcı sonu için okuyor. Bir de bilgilenme amacıyla okunan tarih ve akademik çalışmalar var tabi. Bunlar güzel ancak bu durum bana eksik gibi geliyor. Eksikliği yukarıda bahsettiğim nedenlerden ötürü okuyucunun edebi hazzı ıskalaması olarak tanımlayabilirim. Burada bahsettiğim edebi haz, okuyucunun kendini okuduğu metindeki kelimeler ve cümlelerin akışına bırakmasıyla, yazar ve kitapla boğuşmadan çıktığı okuma yolculuğunun keyfine varmasıyla olur. Nasıl ki çok iyi bir klasik müzik dinletisinde dinleyicinin kendini müziğin notalarına bırakması gibi okuyucunun da kendini harflerin büyülü birleşimlerine bırakması mümkün. Son zamanlarda öykü kitaplarını okumaya ağırlık verdim ve okumalarımda bu durum aklımı çok meşgul etti.

Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış öyküler ayrıca dikkatimi çekiyor ve bendeki etkisi daha kuvvetli oluyor. Türk edebiyatında da bu teknikle yazılmış harika öyküler bulmak mümkün.

Aslı Erdoğan’ın bu kitabında her ne kadar dört hikaye var denilse de ben anlatının tek bir bütün oluşturduğu kanatindeyim. Anlatının teması işkence ve işkenceci üstüne olmakla beraber bu kavramlar direkt verilmiyor, kişiler ve düşünceler okuyucuya verilirken olaylar ve sonlar açık bırakılarak sonuç okuyucunun çıkarımlarına bırakılıyor. Kitabın her cümlesinde edebi zerafet görmek beni şaşırtmadı zira yazarın kalemi çok güçlü ve bir aksilik olmazsa dünya edebiyatına çok iyi yapıtlar bırakacak gibi görünüyor.

Edebi hazzın farkında okuyucuların bu ve diğer iyi öykü yazarlarımızı ıskalamamalarını temenni ederim.
"Hayat ; iliğine,kemiğine kadar sömürülmüş bir sözcük,iç sızısını andıran bir uğultu,okyanuslar dolusu uğultu." yazıyordu bir paragrafta.Aslı Erdoğan'ın hayat tanımı bu...Zira 2009 da bir röportajında ; Ben yaralı biriyim.çok açıktırdır ki Benim bilinçaltım yara bere içinde diyor.
Kitap 4 Ana öyküden oluşuyor.En belirgin metafor taş bina.Bir yerlere kapatılmışlık,terkedilip unutulmuşluk,kopkoyu yalnızlık (içsel çığlıklar ) diğer öykülerinin de ortak paydası.Sonu gelmeyen bir bunaltı,bir devir daim...
Öfkeli bir mahkûmun günlüğü gibi uc uca ekleniyor ilk iki öykü.
Tahta kuşlar adlı öyküde,Hayatla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini bilemeyen kadınlar var.En başarılı bulduğum öyküsü de bu oldu.Neresi ve anlatılan öykülerin kimlere ait olduğu belli.Filiz, hikâyesinde şu soruyla irdeliyordu hayatı :
"Hayat ile mücadelenin tek yolu,doludizgin sevmek mi,yoksa hiçbir şey istemezsem,bana zararı dokunmaz mı ?"

Herkesin hayatında bir taş binası vardır diyor Yazar.Heskesin var mıdır bilemem ama,Benim çocukluğumun taş binası,Dedemin Foça'daki,denize 20 metre mesafede,pencerelerinden rengarenk çiçeklerin göz kırptığı,yüksek,ahşap pervazlı pencerelerinden,güneşi cömertçe içeri buyur ettiği,Rumlardan kalma,şirin bir kasaba eviydi.Oysa Yazar'ın taş evi'nin,bilinçaltına acı bir hatıra olarak yuvalanmış,çocukluğundan kalma metruk bir bina olduğunu öğrendim.Tımarhane'ye ya da dayakçı polislerin olduğu bir Karakol binası canlanıyor gözünüzde taş bina'yı anlatırken.içeri girip çıkamayanlar,işkence görenler v.s...
Ruhsal ve tensel yalnızlığının,iç dünyasına açtığı yaraların serkeşliğiyle epey bocalamış yazarımız.Bazı imgeler,betimlemeler abartılı.(iki öykü hariç)
Kahveyi sade içmeyi sevenlere,bol şekerli ve sütlü kahve ikram etmeye benziyor biraz da...
Oysa yazarımız Sait faik ve Çehov'dan etkilebdiğini söylüyor.Nitekim Edebi eserlerin,berrak nehirler gibi akması gerektiğine inanırım.özellikle öykücülükte ararım bunu.
Fizikçi kafasıyla,okuyucunun kafasını karıştırmak bencillik olur ki,buna da hiç takılmıyor zaten Aslı Erdoğan.Yaralıyım,Ben yazarsam böyle yazarım diyerek kestirip atıyor.Eserlerini okuyup okumamak,sizin tercihinize kalıyor
Bir öyküsü,hazımsızlık yapan gazlı bir yemek etkisi yapabilir.Bir mide hapı ya da bir bardak limonlu soda yoksa elinizin altında,yandığınızın resmidir.
Ağdalı diliyle,tren vagonu gibi bitmeyen betimlemeleriyle,depresif paragrafların içinde ağır aksak ilerlerken,Yazar'ın taş binasının,soğuk ve karanlık delhizlerine ürkekçe dalışlar yapabilirsiniz,öykülere adapte olma zorluğu çekmezseniz.
Yazar'ın Hayat'a baktığı yer tam da uçurumun kenarı.Bedeni, bir rüzgârın alıp gideceği kadar hafifken, ruhsal varlığı koca bir kaya kadar ağır ..
Terkedilmiş hamile kadını okurken içim daraldı hatta karardı gece oldu.Eve gidip, odanın tavanından,orta yerine bir ip sarkıtıp kendini asacak,ya da bir jilet alıp bileklerini hunharca doğrayacak,ya da en iyi ihtimalle bir kaç antidepresan alarak,yatakta bir cenin gibi dertop olup,günlerce başını kaldırmayacak sandım.Ama öyle olmadı.Yazar,şizofrence anlattı da anlattı kendi canını bağışlayarak.O bölüm daha çok bir şizofrenin günlüğüne benziyordu.
En beğendiğim öyküsü "Tahta kuşlar" Deutsche welle ödülünü kazanmış ve eserleri dokuz dile çevrilmiş.

"Yeter artık bunca keder !"
Ahh evet,tam da şu anda intihar etmelisin.Hadi ne duruyorsun.? Taş binanın en tepesinden boşluğa bırak kendini!" diye bağıran insanlar belirebilir paragraf aralarına gizlenmiş...dikkatli olun.görmezden,duymazdan gelin !
Yazar,acının dozunu artırarak,altın vuruşa hazırlık yapıyor izlenimi veriyor.neyse ki intihar etmiyor.
Dipnot: Depresyonlu yakınlarınıza hediye etmeyin,depresyondaysanız,elinize dahi almayın.
(Bir iki gün rapor alıp açık havada dolaşsam iyi olacak)

Benzer kitaplar

Aslı Erdoğan'a ait okuduğum ilk kitap Taş Bina ve Diğerleri. Öykülerden anlamlar çıkartmaya çalışırken sayfalar ilerledikçe öyküler kendi anlamlarını açığa çıkartmaya başlıyor. Kasketli bir ortamda ilerliyoruz tasvirler, tanımlar, açıklamalar.
"Akrebi düşmüş yelkovaninsa sürekli aynı çemberde dönüp durduğu yekpare bitimsiz bir Şimdi'de kıstırılmıştım." diyor yazar ve size öyküyü tamamen bu şekilde aktarıyor. Öyküler aslında bizim yaşam hikayemiz yapmış olduğumuz davranışlar, almış olduğumuz kararlar, yaşamış olduğumuz olaylar.
Kendimizi bulmak için farklı bir pencere açılmış ve oradan bakınca kendimizi tanıyamıyoruz.
Bu kitabın ise ruh hali beni oldukça daralttı diyebilirim. Edebi yönüne diyebilecek bir lafım yok fakat bir Kafkaesk üslubu kitabın az yapraklı olmasına rağmen ilerlemesinin önüne geçti. Sözcüklerin de kendini yinelediği, hayal kırıklığına uğradığım bir kitap oldu. (Kabuk Adam'dan sonra) Tavsiyem yalnız, karanlıkta okumayın. Özellikle yüksekk katlı apartmanlarda oturan okurlar bu kitabı okurken bahçede, ya da zemin katta ikame ederek okusunlar. Bir zamanlar Murat Kekili akımı vardı "Bu akşam ölürüm"le yıldızı parlayan bir adam ve insanların ruh dengesini bozarak yüksek katlardan intihar eden adamlar, hıh işte bu da kitap hali. İlaçla birlikte de kullanmayın yan etkisi var. Diyeceklerim bu kadar. Prospektüs gibi oldu incelemem ama yeni kitabı bitirmemden mütevellit olumlu düşünemiyorum, sürç-ü lisan ettimse affola. Saygılar.
Aslı Erdoğan'ın karanlık, melankolik, soğuk ama aynı zamanda hepimizin kapalı kapılarımızın ardında yaşadığı yalnızlık melodramını kendi dünyasındaki sözcüklerle dile getirip ısıttığı, biriktirdiği, aslolan bir resmi, öz'ü bize öyküleştirdiği, zaman zaman dertleştiği bir kitap Taş Bina ve Diğerleri.
Kitabı bir bütün olarak değerlendirmek gerekir diye yorumda bulunmuş bir okur ki sonuna kadar katılıyorum.
Dilin ağır olduğu, bir sayfayı hatta bir bölümü defalarca okuduğum anlar oldu.Ancak kitabın üzerine uzun uzun düşününce ne kadar ben'e ait olduğunun daha çok ayrımına vardım.Kitabı sabırla, dili ağır, anlaşılması zor demeden, ön yargısız okuyacak olursanız;
bir sabah size kendi dilinizde seslenecek sabah ziyaretçisine kapıyı aralayacak, anlattığı hikaye taş binanızın kirli yüzeyinden tozu, kurumuş yaprakları rüzgara savuracak, ipeksi ay güçsüz ışığıyla umudunuzu beslerken, içinizdeki boşluğu en derinden duyumsayacaksınız.
Açılmamış mektubu çekmecenizde ki diğerlerinin arasına bıraktığınızda, içinde kuru dallar, soluk altın renkli ay ışığı ve son sahipsiz çığlık olduğunu bileceksiniz...
Aslı Erdoğan kitaplarının hepsini kitaplığımın en güzel köşesine dizdim. Bu okuduğum 3.kitabı ve Aslı Erdoğan'ın yapısına, yazma karakterini melankolik, karamsar, aşktan, sevgiden yana karamsar tavır takınmış bir havası var. Bütün kitaplarını almama sebep olan kitabı "Kabuk Adam" oldu.


Bu kitabın ise ruh hali beni oldukça daralttı diyebilirim. Edebi yönüne diyebilecek bir lafım yok fakat bir Kafkaesk üslubu kitabın az yapraklı olmasına rağmen ilerlemesinin önüne geçti. Sözcüklerin de kendini yinelediği, hayal kırıklığına uğradığım bir kitap oldu. (Kabuk Adam'dan sonra) Tavsiyem yalnız, karanlıkta okumayın. Özellikle yüksekk katlı apartmanlarda oturan okurlar bu kitabı okurken bahçede, ya da zemin katta ikame ederek okusunlar. Bir zamanlar Murat Kekili akımı vardı "Bu akşam ölürüm"le yıldızı parlayan bir adam ve insanların ruh dengesini bozarak yüksek katlardan intihar eden adamlar, hıh işte bu da kitap hali. İlaçla birlikte de kullanmayın yan etkisi var. Diyeceklerim bu kadar. Prospektüs gibi oldu incelemem ama yeni kitabı bitirmemden mütevellit olumlu düşünemiyorum, sürç-ü lisan ettimse affola. Saygılar.
Bu kadar bitirmek için okuduğum bir kitap daha olmamıştır heralde. Kendimi çok zorlayarak yarısına kadar okuyabildim. Kitabın aşırı depresif, karamsar hali beni çok yordu. Okumakta olduğum bir kitabı yarım bırakmayı sevmediğim halde üzülerek bıraktım ve daha sonra da baştan veya kaldığım yerden okumayı düşünmüyorum.
Şayet hayatınızda bir şeyler yolunda gitmiyorsa bu kitabı okumak için doğru zamanda değilsinizdir. İnanılmaz kasvetli ve içine düşerseniz sizi daha da dibe çekebilir. Kitapta çok can alıcı yerler var; ama kendi canınızdan da olun istemem. Çünkü bazı gerçekler acıtır. Aslı Erdoğan okumaya da bu kitaptan başlamayın, yanıltıcı olmasın. (Kabuk Adam ideal olabilir)
Aslı Erdoğan, Taş Bina ve Diğerleri
Kitabın kesinlikle büyük bir depresif havası vardı. Fazla uzun olmamasına rağmen başına oturup uzun uzun okuyarak bitirikmiyordu. Arada başından kalkıp bir nefes almayı gerektiriyordu. Benim için taş binayı sadece maddesel olarak kullanmıyordu. Kötü durumlardaki  bulunan bir nevi işkenceyi, olabilecek en güzel tasvirlerle anlatmış yazar. Birden fazla öykü bulunmasına rağmen öyküler birbirleriyle bağlantılı olarak kullanılmıştı. Edebi açıdan eleştirmeyi kendime kulvar bile bulamıyorum.
Asli ERDOĞAN bana öyküyü sevdiren nadir insanlardan..Ona ve yazılarına hayran olmamak elde değil..Neden mi ? çünkü ne olursa olsun okuduğunuzda size bir şeyler katacaktır.' Emin olabilirsiniz'!
”Hiçbir şey korktuğun kadar kötü değildir, derlerdi, insan soyunu tanımayanlar, acının bir başlangıcı bir de sonucu olduğuna inananlar… Hep aşina uçurumların tepesinde dolandıklarından, Korkunç’un sonsuz çemberine yakalanmayanlar… ‘Eninde sonunda şafak söker’ derlerdi. Hem geceden başka nerede bekleyebilirdik ki şafağı?”

Doğru söyleyip, enfes de güzel betimliyordu felaketlerin, ifadelerini bana armağan ettiği güçlü kalem Aslı Erdoğan. ‘Geleceğe kalacak 50 yazar arasında’ ifadesini görünce heyecanlanmıştım. Daha ilk cümleden itibaren o duygularım yerini keskin bir hayranlığa bıraktı.

Ne yazık ki bizler nisyandan mamül varlıklarız ne geçmişten ders alan ne de geleceğe yatırım yapan. Yazarın ifadesiyle ”Akrebi düşmüş, yelkovanınsa sürekli aynı çemberde dönüp durduğu yekpâre, bitimsiz bir ‘Şimdi’de kıstırılmış” canlılarız. ‘Bütün zamanlar’ yorgun, umarsız, yer yer arsız edasında bitmişken; olanca gücümüzle sarılıp, savunup yücelttiğimiz ‘Şimdi’de…

Medine Gazi

https://www.soylentidergi.com/tas-bina-ve-digerleri/
Melankolik anlatımını yoğun betimlemelerle süslemesi bilen yazar kendi iç savaşını tezatliklar ve git-geller üzerinden anlattığı her satırı doyurucu ve düşündürücü bir özelliğe sahip 4 farklı öyküsüyle tamamladığı bir kitap. Kitabın tek bir cümlesinde okur kendisine onlarca soru sorabilir
Yarın düşüncesi olmayan biri, hangi yöne bakarsa baksın, bilinmeyeni değil, yalnızca tanıdık olanı arar.
Aslı Erdoğan
Sayfa 40 - Everest Yayınları
Hayat böyle bir şey işte, basit ve yalın. Soluk al, ver, al... Basit ve yalın.
Aslı Erdoğan
Sayfa 13 - Everest Yayınları
Hiçbir şey korktuğun kadar kötü değildir, derlerdi, insan soyunu tanımayanlar...
Aslı Erdoğan
Sayfa 83 - Everest Yayınları
Bir zamanlar birini sevmiştim. Gözlerini bende bırakıp gitti. Bırakacak başka kimsesi olmadığı için. Sevmek... Yüreğin döküp saçtıklarını, bunca karanlığı eşeleye eşeleye bulduğum bir sözcük. Kimse bana "Herkes sevdiğini öldürür" dememişti ki!
Elimle odamı gösterdim.
" Görüyorsun, sanki hep aynı üçboyutlu tabloyu yapıyor, kendimi içine kapatıyorum. Hayatım tek bir resmin sayısız taşbaskısı. Ağaçlar, ufuk gökyüzü...Nereye baksam, içeriye ya da geleceğe, üzerime bir taş duvar geliyor. Belki de boşluğa dayanamadığım için duvarların arasına saklanıyorum. Boşluğun dipsizliğine. Gürültüsüne.."
Beni duymuyorsunuz, değil mi? Belki de geçmiş zamanda anlatmamalıydım. Şarkıya gene yanlış yerden, yanlış perdeden girdim.
Eninde sonunda gece bitecek, dünyanın henüz görmediği bir şafak sökecekti. Eninde sonunda kapı açılacak, saatlerin, göklerin, göklerdeki çöllerin geçit töreni başlayacaktı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Taş Bina ve Diğerleri
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
144
ISBN:
9789752895935
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
Dünya okurları tarafından geleceğe kalacak 50 yazar arasına seçilen tek Türk yazarı:
Aslı Erdoğan ve 10 yıl aradan sonra ilk öykü kitabı
Taş Bina ve Diğerleri...
Listelerden düşmeyecek.
Derin edebiyatı özleyenler için kaçırılmaz bir fırsat.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 144 okur

  • Özgüm Coşkun
  • BilgeSevgi
  • Tuğba Dk
  • murat  yüksel
  • Eda Gülberk
  • Göksu
  • 3. Seviye
  • Gülşah Şahin
  • Ms Chemist
  • okaliptus

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%19
25-34 Yaş
%31.6
35-44 Yaş
%29.1
45-54 Yaş
%8.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%7.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.7
Erkek
%33.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.1 (8)
9
%15.1 (8)
8
%20.8 (11)
7
%18.9 (10)
6
%15.1 (8)
5
%7.5 (4)
4
%3.8 (2)
3
%0
2
%1.9 (1)
1
%1.9 (1)