Taş Kağıt Guantanamo

·
Okunma
·
Beğeni
·
208
Gösterim
Adı:
Taş Kağıt Guantanamo
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059810012
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kahverengi Kitap
"…Yazıya başlayalı iki hafta olmuştu. Müslüman asker her zamanki saatinde kapının dibine geldi ve hiç beklemeden;
"-Kassam öldürüleceksin" dedi.
"-Hazırım" dedim gülerek.
"-Kitabın bitti mi? "diye sordu.
"-Nefretim bitmedi ki, kitabım bitsin" dedim.
"-Bir an önce bitirmeye çalış, söylediğim gerçek" dedi ve postal sesi eşliğinde kapıdan uzaklaşıp gitti.

Bu haber bende hiç bir değişiklik yapmamıştı. Ne bir korku vardı içimde, ne de bir endişe. Sıradan bir gün gibi yazmaya devam ettim…"Iraklı Müslümanlar kendi vatanlarında el oldular. Guantanamo gibi bir vahşet yuvasına atıldılar ve olmadık işkencelere maruz kaldılar. Yazar Recep Boz bu günlerin unutulmaması niyetiyle kaleme aldığı "Taş, Kâğıt, Guantanamo" adlı romanında yaşanan bu vahşeti yeniden gözler önüne serdi. Müslüman coğrafyasında Müslümanların maruz kaldığı işkencelere şahitlik ettiğinizde içiniz ürperecek ve safınızı yeniden belirleme ihtiyacı hissedeceksiniz.
(Tanıtım Bülteninden)
264 syf.
·3 günde·8/10
Roman okumakta sigara içmek kadar bağımlılık yapan bir alışkanlıktır. Birinde bedeninizi doyurarak uyuşturur, değerinde ruhunuzu doyurarak dünyalıklığınızı uyuşturursunuz.

Bu durum dışarıdan bakıldığında her ne kadar faideli gibi görünsede içeriden seyredildiğinde haddinden fazla roman tüketmenin üreten bir zihne köstek olduğu, tahkiki düşünceyi taklidi düşünceye çevirerek yaratıcılığı tahrip ettiği bir çok kez görülür.
Dolayısıyla roman okumayı bırakmaktan ziyade azaltmayı düşündüm ilk başlarda. Çünkü bırakamayacağımı en baştan biliyordum. Daha sonra bununda mümkün olmayacağını anlayınca en azından seçici olmam gerektiğini karar verdim.

Böylece klasik romanları okumaya başladım. Klasik romanlara dadanıp derinliklerine şahit olan her sığ okuyucu gibi bende modern romanlara ön yargı beslemeye başladım. Derken kendimi, (sanırım yazarlarıyla tanışmış olmaktan kaynaklı bir mecburiyet yüzünden) okumak zorunda hissettiğim, sığ olmayacağınada inandığım bir kaç modern roman okurken buldum. Bu romanlar beni saplantılarımdan kurtarmayı başardı.

Farklı bir girişle değerlendirmeye başlamış olsamda aslında “İnsanın hayatında yanılarak öğrendiğini ve insana yalnızca yanılgılarının tecrübe kattığını” vurgulamaya çalışıyor ve işte şu an yine böyle modern bir romanın değerlendirmesini yazıyorum.

...

Roman, akranlarının aksine popüler bir olayı konu edinmemiş. İçerisinde yaratılan baş karakter, akran kitaplardaki baş karakterler gibi dünyalık olana tamahkar değil lakin bu öyle gelişi güzel bir felsefik hava katmak içinde değil tamamıyla bir mecburiyetten halk edilmiş. Her romanda görüldüğü gibi bu eserin motiflerinede aşk yedirilmiş olsada buda öyle göze batacak şekilde ortaya konulmamış. Bölüm girişlerinin betimlemelerinde hatırı sayılır bir başarı yakalanmış lakin hisse denemelerindeki cümlelerde acemilik göze çapsada bunuda fikirlerin özleri kapatmış.

Eserin en beğendiğim özelliği ise her zaman bir eserden beklediğim, gereksiz edebiyatları, gereksiz sayfa doldurmalarından fazlaca kaçınılmış olması. Böylece yerine göre ve dozunca ayarlanıvermiş her şey. Gereğince de nadiren felsefe satırlara yedirilmiş. Buda felsefenin özü olan idraki kolaylaştırmış. Tüm bu hakikatler göz önüne alındığında yazar, modern romancıların bulaşıcı hastalıklarından kendisini büyük oranda koruduğunuda kanıtlamış.

Kitabın başlarında olaylar hızlıca geçilip duygu idraki yakalanamasa da kitabın ortalarına doğru bu problemde çözülmüş ve olaylar yedirile yedirile geçilmeye başlanmış. Böylelikle betimleme gücü artırılarak her bir anın hissi okuyucuya daha etkili yansıtılmış.

Ayrıca yazarın ilk romanı olması, kitabın sürükleyiciliğine mani olamamış ve bu vesile ile yazar romanın sonundaki kurguları ilede büyük bir victor hugo hayranı olduğunu kanıtlamış.

Bunların dışındaki tek negatif durum, eserin başında ve kitabın temelini oluşturan olayda, ana karakterin ruh halinin ön plana gerektiğinden daha az çıkartılmasının tercih edilmemesiyle ortaya çıkan okuyucuyunun, karakterin ruh halini hissedemeyerek olaya odaklanmak zorunda kalması olmuş. Buda durumda ihtiva edilen duyguyu biraz perde arkasına iterek kitabı polisiye roman havasına sokmuş.

Tüm bu olumlu ve olumsuz değerlendirmeler ışığında kitap, hatırı sayılır bir puanı yani 10 üzerinden 8 i hak ettiğini düşünüyorum ve gelecekte büyük romanlar yazacağına inandığım yazarın, ilk romanının değerlendirmesini böylece noktalar iken kendisini ruhuma ruh kattığı için kutluyor ve başarısının devamını Tanrıdan diliyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Taş Kağıt Guantanamo
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059810012
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kahverengi Kitap
"…Yazıya başlayalı iki hafta olmuştu. Müslüman asker her zamanki saatinde kapının dibine geldi ve hiç beklemeden;
"-Kassam öldürüleceksin" dedi.
"-Hazırım" dedim gülerek.
"-Kitabın bitti mi? "diye sordu.
"-Nefretim bitmedi ki, kitabım bitsin" dedim.
"-Bir an önce bitirmeye çalış, söylediğim gerçek" dedi ve postal sesi eşliğinde kapıdan uzaklaşıp gitti.

Bu haber bende hiç bir değişiklik yapmamıştı. Ne bir korku vardı içimde, ne de bir endişe. Sıradan bir gün gibi yazmaya devam ettim…"Iraklı Müslümanlar kendi vatanlarında el oldular. Guantanamo gibi bir vahşet yuvasına atıldılar ve olmadık işkencelere maruz kaldılar. Yazar Recep Boz bu günlerin unutulmaması niyetiyle kaleme aldığı "Taş, Kâğıt, Guantanamo" adlı romanında yaşanan bu vahşeti yeniden gözler önüne serdi. Müslüman coğrafyasında Müslümanların maruz kaldığı işkencelere şahitlik ettiğinizde içiniz ürperecek ve safınızı yeniden belirleme ihtiyacı hissedeceksiniz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Hatice kaya
  • Güllü Koğu
  • Cenin NEBULASI
  • Hilal YILDIZ
  • Niyazi Kırçiçek
  • Kübra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%33.3 (1)
2
%0
1
%0