Tasavvuf Düşüncesinde DemokrasiBelkıs Temren

·
Okunma
·
Beğeni
·
39
Gösterim
Adı:
Tasavvuf Düşüncesinde Demokrasi
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
149
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kültür Bakanlığı Yayınları
Tasavvufun bir söylem (teori), bir de eylem (uygulamalı) boyutu bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, tasavvuf üretilir ve tüketilir. Tasavvuf düşüncesi, üretim, yani, söylem boyutunu meydana getirmektedir. Tüketimi, uygulanması ise onun yaşama geçirilmiş, yaşamlanmış halidir. Davranışlarımıza yansımış halidir. Tasavvuf dinsel simgelerle anlatıma kavuşur. Bu simgeler kaynağını Kuran ı Kerim den alır. Kaynağındaki yalın halindeki bu simgeler "anlam" yüklüdür. Her çağ bu simgeleri kendi koşullarına göre yorumlar ve onlara "yorumsal anlamlar" yükler, bu, söylem boyutuna ilişkindir; eylem boyutunda ise, simgelerin "davranışlara yansıyan, yaşama geçirilen anlamları" yüklüdür. Dolayısıyla, herhangi bir zaman diliminden kesit alarak tasavvufu anlatmaya çalışmak onu, öz anlam, yorumsal anlam ve olgusal anlam olarak tanımlayacağımız üç aşamalı çözümleme ile ele aldığımızda daha sağlıklı olacaktır.
“Tasavvuf Düşüncesinde Demokrasi” derken daha çok “Türk Tasavvufu”nu kasteden yazar, kendi deyimiyle “Yaşamlanmış”, “Davranışlara indirgenmiş” ve “Halka mâl olmuş” dediği, öyle ya da böyle bu toplumda, var olan hem de güçlü olarak var olan bir olgudan bahsediyor.

Lehte ve aleyhte klişeleşmiş söylemlerden farklı olarak konuya sosyolojik ve antropolojik olarak yaklaşıyor. Teorik ve pratik yönleriyle olumlu ve Bektaşi kültürü ağırlıklı yaklaşımı göze batsa da, yazarın konuyu “yaşanmışlıklar” üzerinden ele alışı resmî söylem bakımından ezber bozucu denilebilecek akademik değerlendirmelerde bulunuyor.

Olumsuz örnekleri işlemeden değerlendirmede bulunma vb. eleştirilebilecek yanları bir yana, yaygın olarak yapılan “konuyu yokmuş gibi sayma” tutumuna girmeden ve akademik olarak da eleştiriye açık hale getirme girişimi özellikle toplumsal ve bürokratik açıdan pek cesurca.

Yer yer taraflıca da olsa kitabın, övme veya yerme yaklaşımı dışına çıkıp objektif tespitlerde bulunmak isteyenler açısından önemli katkıları olacağını düşünüyorum. Hem değil mi ki, övme-yerme yaklaşımına girmeden, mümkün olduğunca objektif olmak, taşıyacaktır bizi yükseklere...
önce siyasal demokrasiyi kurmak ve sonra sosyal demokrasiyi oluşturmaya çalışmak demokrasinin özündeki "anlam”a aykırıdır.
Hemen hemen dinsel metinlerin hepsi "hırsızlık yapma" "yalan söyleme" gibi olumlu ahlaki prensiplere yer verirken, bu tür yorumsal anlamların acaba kaçı, kaç kişi tarafından davranışlara yansıtılabiliyor?
"Sevgi, sevilenin oluşumuna katkıda bulunabilmektir" (..) Sevgide karşılıksız hizmet anlayışı varılır. İşte sevgi budur.
Demokratik yaşayışın gerektirdiği davranışları gösteremeyen insanlarla kurulmak istenen demokrasi aksar.
Demokrasi "halkın, kendi kendine hükmetmesi" değil "halkın, kendi kendine hizmet etmesi" anlayışına dayanmalıdır. (..) Halkın vekilleri hükmetme yerine hizmet etme anlayışını benimsemelidir. Bunun, (..) toplumun ve toplumu oluşturan bireylerin kimliğine işlemiş olması gerekir.
Hizmet etme anlayışının temellerini de yine kendi bünyemizde oluşmuş toplumsal sistemlerde bulabiliriz. Tasavvuf anlayışı belki de bunlar arasında en önemli role sahiptir.
Anadolu'da yeşeren Türk Tasavvufunda her toplum her insan, özgürlük bulmuş, eşitlik bulmuş, uzlaşma bulmuştur. Bu yüzden tasavvuf Anadolu'da demokrasinin temel kavramlarının arayışlarına yanıt olmuştur, bu gereksinmeden kuvvet almıştır diyebiliriz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tasavvuf Düşüncesinde Demokrasi
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
149
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kültür Bakanlığı Yayınları
Tasavvufun bir söylem (teori), bir de eylem (uygulamalı) boyutu bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, tasavvuf üretilir ve tüketilir. Tasavvuf düşüncesi, üretim, yani, söylem boyutunu meydana getirmektedir. Tüketimi, uygulanması ise onun yaşama geçirilmiş, yaşamlanmış halidir. Davranışlarımıza yansımış halidir. Tasavvuf dinsel simgelerle anlatıma kavuşur. Bu simgeler kaynağını Kuran ı Kerim den alır. Kaynağındaki yalın halindeki bu simgeler "anlam" yüklüdür. Her çağ bu simgeleri kendi koşullarına göre yorumlar ve onlara "yorumsal anlamlar" yükler, bu, söylem boyutuna ilişkindir; eylem boyutunda ise, simgelerin "davranışlara yansıyan, yaşama geçirilen anlamları" yüklüdür. Dolayısıyla, herhangi bir zaman diliminden kesit alarak tasavvufu anlatmaya çalışmak onu, öz anlam, yorumsal anlam ve olgusal anlam olarak tanımlayacağımız üç aşamalı çözümleme ile ele aldığımızda daha sağlıklı olacaktır.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • bir "insan"

Kitap istatistikleri