·
Okunma
·
Beğeni
·
13667
Gösterim
Adı:
Taşları Yemek Yasak
Baskı tarihi:
Eylül 2019
Sayfa sayısı:
317
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056323997
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tiyo Yayınevi
Baskılar:
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Tiyo Yayıncılığın dokuzuncu kitabı Taşları Yemek Yasak'ın yeni baskısı, daha önce bağımsız kitaplar olarak yayınlanmış "Bakanlar ve Görenler" ve "Surat Asmak Hakkımız" kitaplarının içindeki yazıları da ihtiva etmektedir.

"İşte Allah'ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler böyledir. İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir. Eğer Allah'ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabii karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.

İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o "şey" olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak."
317 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
"İnsanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var? Ancak şuna dikkat et: İnsanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar var ki, bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir. Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten daha çok zarar veren şeylerdir bunlar. Bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz aitliklerine yabancı tutum ve davranışlardır.
Eğer insanlar acınacak haldeyse, insanlar arasında zulüm, haksızlık, merhametsizlik, yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi; sanki taş yermişcesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil( benzeyen) tavırlarından doğmaktadır."
Bu alıntı kitaba adını veren bir sayfalık yazıdan yapılmıştır ibretlik dersler çıkarılacak kısa bir yazıdır.

Kitap bir kaç sayfalık kısa yazılardan oluşmaktadır içinde pek çok başlık altında kaleme alınmış yazılar mevcut. Her birinde değinilen konular hassas ve incelikli yazarın kalemi keskin ve de oldukça güçlüdür. İçinde bana göre çok uçlarda olduğunu düşündüğüm konular da var can-ı gönülden katıldıklarım da.

Pek çok yazıyı okurken kendimi, kendime sohbet verirken buldum göz yaşları içerisinde.Karşıma dizdim pek çok halimi ve can-ı gönülden onlara okudum bu yazılanları. Karşımda çocuk Fatma da vardı, aklı bir karış havada genç Fatma da, nefsine hakim olamayan Fatma da vardı, modern yaşama kendini kaptıran Fatma da, Batı'nın rüzgarına kapılmış Fatma da vardı, kendi öz kimliğinden uzaklaşmış Fatma da hepsi dinledi beni can kulağıyla ne kadar aldılar almaları gerekeni zaman gösterecek. Belki yeniden tekrar ele alınacak bu eser baştan sona değilse bile bazı bölümler tekrar tekrar ele alınmalı.

Belki tuhaf gelecek ama yazarın üslubu okurken bende Malcolm X'in Alex Haley'e dikte ederek yazdırdığı ve tam anlamıyla tamamlanamayan ( çünkü kendisi kitap yazılırken süikaste kurban gitmiştir) biyografisini oradaki tarzı ve yaklaşımları anımsattı.

İnsan bu dünyada bir sınav alemindedir. Hepimiz kendi imtihanımızın pençesindeyiz, kendi kendimizle cihad içindeyiz. Nefsimizle, şeytanımızla, şeytanlaşmış insanlarla bir dolu mücadele içinde doğruyu ya da doğru yolu bulmak için mücadele veriyoruz. Kimine nasip olur kimine olmaz, kim bulunduğu yerin değişmeyeceğinden emin olabilir, Rabbim bile kulları hakkında hüküm vermek için onların son nefeslerini vermelerini beklerken bizdeki bu hüküm verme aceleciliği nedendir? Kalpleri evirip çeviren Rabbim değil midir? Nuh Aleyhisselam gemiye oğlunu bindirememiştir acz içinde Rab'bine yalvarırken o benim oğlum nasıl binmez ya rabbi der Rab ona cevap verir ne zaman senin oldu? Lut peygamber de yine aynı şeyi eşiyle yaşamıştır onu kendine döndürememiştir eşi de helak olanlar arasındadır. Yani peygamberken onlar bile en yakınındakileri doğru yola getirme yetisine sahip değilken tebliğden yükümlü iken biz ancak örnek olarak vicdan temizliği ile Rabb'imize dua edebiliriz. Öyle ise bizim bu acımasızca eleştirilerimiz nedendir? O hor bakılan kişinin Allah'ın katında çok daha üstün bir kişi olarak ölmeyeceğinden nasıl bu kadar emin konuşabiliriz. Ben müslümanım diyen insanların keskin, kırıcı, uzaklaştırıcı tavırlarından rahatsızlık duyuyorum. Bir insanı sevmem için illada müslüman olması gerekmiyor, elbetteki müslüman kardeşlerimi koruyup kollamam gerektiği bilinci var ama yaradılanı yaradandan ötürü seviyorum.

Son olarak yazar ve eserleri hakkında beni bilgilendiren bana okuma listesi hazırlamamda yardımcı değerli kardeşim Oldi ye çok teşekkür ederim. İsmet Özel okumaya devam edeceğim anlamaya çalışmak anlamlarında kaybolmak istediğim çok muazzam yazı ve şiirleri var ki Amentü ve Münacat şiirlerine aşık oldum.

Kitapla kalın efenim keyifli okumalar...
317 syf.
·9/10
Es Selam Dostlar!
Eserimiz yine bir İsmet Özel şaheseri…
Kendine has uslübu ile aykırı bir kitap.
Kavramlar ve düşünceler arasında adeta tepetaklak oluyorsunuz...
''İslam kitaplarda ve Müslümanlar mezarlarda.'' Sözüne istinaden yazılmış bir eser de diyebiliriz.
Özelllikle İslamın yeni bir düşünme ürünü olmayıp bizatihi doğru düşünme ürünü olduğunu ve Kur’an-Sünnet çerçevesinde hareket ettiğimizde sağlam bir kimlik/karakter inşasında bulunabileceğimizi net ifade ediyor.


En çok dikkate şayan veya olması elzem olan ise şu söz diyebilirim Muamelata dair;
Helal ve haram bize sadece azgınlığımızı zaptetmek için değil;
yeryüzünde yaşadığımız hayatın anlamını kavrayalım diye ,
mevcudiyetimizin sebebine yaklaşalım diye vardır…

Hasılı;
Kitabın özeti mahiyetinde olan genel bir çerçeve ile net mesaj veren son bölümü TAŞLARI YEMEK YASAK yazısı ile sizleri başbaşa bırakıyorum..
Ve İsmet ÖZEL...
Son zamanların en nitelikli mütefekkirlerinden olup takip edilesi bir yazar derim...

''Ormanın derinliklerinde yürümekte olan bir avcı ağaçlardan biri üzerinde bir levha görmüş.
Levhanın üzerinde şu sözler yazılıymış: “Taşları Yemek Yasaktır !”
Bu alışılmadık uyarı karşısında avcı meraka kapılmış.
Levhanın asılı olduğu ağacın önündeki ayak izlerini takip etmeye başlamış ve izlediği yol onu bir mağaraya götürmüş.
Mağaranın ağzında bir derviş oturmaktaymış ve avcı yeterince yaklaştığında konuşmaya başlamış: -Zihnine takılan soruyu biliyorum.
Şimdiye kadar taşları yemeyi yasaklayan bir uyarı levhası hiç görmedin, çünkü insanların taş yemeye zaten ihtiyaçları yok. İnsanları zaten yapmaya eğilimleri olmayan bir konuda uyarmak niye ?
İnsanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var ? Ancak şuna dikkat et: İnsanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar vardır ki, bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir. Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten daha çok zarar veren işlerdir bunlar.
Bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz niteliklerine yabancı tutum ve davranışlardır.
Eğer insanlar acınacak haldeyse,insanlar arasında zulüm,haksızlık,merhametsizlik,yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi; insanların sanki yermişçesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil ( benzeyen) tavırlardan doğmaktadır.
Senin levhayı gördüğün yerde bir pınar olmuş olsaydı ve ben oraya “Su Zehirlidir” yazsaydım sen bunu manalı bir söz sayacak, yerinde bir uyarı kabul edecektin. Büyük bir ihtimalle de benim ayak izlerimi takip edip buraya gelmeyecektin. Çünkü yasaklanan şey aklına uygun gelecekti.
Gerçekte suyun zehirli olduğunu yazan insanın emrine uymuş olacaktın.
Kendi aklına uyduğunu sanarak benim keyfime uygun davranmış olacaktın.
Ama orada taş yemeyi yasaklayan bir levha gördün ve acaba bunun hikmeti nedir diye kendine bir yol açtın. Ben de sana gerçekte insanların yaptıkları birçok işte taş yemeye benzer davranışlar gösterdiğini ve aslına bakılırsa taş yediklerini söyledim.
Eğer söylediklerimi anladıysan aramızda hakikatin bir parçası tecelli etti.
İşte Allah’ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler (yasaklar) böyledir. İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir.
Eğer Allah’ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabî karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez.
Ama bazı izleri takip edip bu emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.
İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun.
Öyleyse şunu düşün:
İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir.
Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle.
Bilgi için de böyle.
Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur.
O şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar.
Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın.
Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir.
Taşları yeme, taşları yemek yasak…''

''Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi vardır ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de vardır ki, çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da vardır ki, Allah korkusuyla yerinden düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.''
Bakara; 74

''Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yerine getiren melekler vardır.''
Tahrim;6

Bunu yapamazsanız –ki asla yapamayacaksınız– yakıtı insanlar ve taş olan ateşten sakının; o, inkârcılar için hazırlanmıştır.
Bakara,24

Baki Selamlar..!
317 syf.
·9 günde·8/10
Yaklaşık bir ay evvel "Müslümanlar Teröristtir.." söylemi ile tanıdım İsmet Özel'i. Bir konuşmada söylediği ve açıkladığı bu sözler hem ilgimi çekti hemde küçük çapta bir ön yargıya sebebiyet verdi.. Nihayet bitirdiğim bu kitabı ile kedisine olan tüm şüphelerim bertaraf oldu. Hatta yavaştan onun fikirlerini benimsemeye bile başlamış olabilirim :) İncelemeye evvela İsmet Beyin seslendirdiği "Amentü" şiirini paylaşarak başlamak istedim:

Sene 1974, İnsan eşref-i mahlukattır derdi babam...
https://youtu.be/wiW2xwh57oA
-Uzun zamandır bir şairin kendi şiirini bu derece güzel okuduğunu ne görmüştüm ne de duymuştum. Kitabı gibi şaşırttı beni...

Kitap öncelikle esrarengiz ismi ile karşılıyor bizleri. Bu sözüyle hem ilgi çekiyor hem de oldukça güzel bir mesaj veriyor. İnsanoğlu kusursuz bir nizamdır bu nizama uygun davranışlar yaraşır. Uygunsuz her türlü fiiliyatı taş olarak kabul edebiliriz. Ben daha fazla açmadan bunun ince detayını üstada bırakayım. Esrarengiz bulduğum ikinci unsur ise her anlattığı konuya koyduğu başlıklardı. Sadece İsmet Özel'in yaptığı bu başlıklar ile bir kitap yazılırdı desek yeridir. Bunu Muhammed İkbal'in Kulluk Kitabı'nda da görmüştüm.. O başlık altında yazdığı metinlerin ne derece değerli olduğuna değinmeme bile gerek yok diye düşünüyorum.

Velhasıl kelam, İsmet Özel'i bir başkasından değil buyrun kendisinden dinleyin.. Eminim pişman olmayacağınız bir deneyim olacak..
317 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
TAŞLARI YEMEK YASAK /İSMET ÖZEL “Ondan solcular vazgeçememiş sağcılar da bir türlü tam sahiplenememiştir”-cemal süreya 1974'den sonra, İsmet Özel'in Devrimci- Sosyalist yanını, müslümanca yaşamaya terk etmiş olması üzerine söylenmiştir.

zülfü livanelinin de dediği gibi her şeyin fazlası fazla..
İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur. O şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak."
Demiş İsmet bey gerçekten de o kadar güzel açıklamış ki,geç keşfetmiş olmanın utancı ve cümlelerin ağırlığı ,üzerimde..
Bilhassa İsmi çok dikkatimi çekmişti taşları yemek yasak,taşları yemek neden yasak peki ? buradaki taş nedir ?diye eseri merak etmiştim pişman olmadım.
iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu

Kitap birkaç sayfalık kısa kısa yazılardan oluşuyor aslında hepsini tek seferde okumak zihnimde kalmasını engelliyor ancak tek seferde okumak istedim yazarın bazı yazılarına katılsamda Bazı yazıları benim için bir sonuca varmamıştı. Çok incelikli ve hassas konulara yaklaşımı beni baya düşündürdü içinde Müslümanca yaşamak adını güzel umutlar vardı.
Aynı zamanda kendime şunları soruyordum;dinin hükümlerine ne derece uyuyorum ?
Kuran - i Kerim’i ve Peygamber efendimizin sünnetlerinini Ne derece uyguluyorum?
Bir kez daha İslam’ın şuurunu varmak bilincinde olmanı anımsadım.
(İsmet özelden başlangıç için iyi bir seçimdi naçizane.)
317 syf.
·Puan vermedi
İsmet Özel'i okumadan geçirdiğiniz günleri bir kenara bırakın, hala vaktiniz varken ve o hayatta iken okumaya başlayın derim.. Çünkü okudukça onun sözünün eri, doğru bildiğini haykırmaktan gocunmayan ve yeri geldiğinde tüm insanlığı kucaklayabilecek bir yüreğe sahip oluşunu farkedeceksiniz. Okudukça anlarsınız hayat nedir, siz neresindesiniz, ne için varsınız.. Fazla söze gerek yok aslında, her eseri gibi bu da eksiksiz bir başyapıt. Üstadın kalemine, yüreğine sağlık.
Ömrüne bereket. :)
317 syf.
·20 günde·Puan vermedi
İlk defa İsmet Özel'in bir eserini okudum.Okuduğum bu eser bana çok şey kattı.Kendimi sorguladım kitabı okurken.Dinimin gerektirdiği hükümleri yerine getiriyor muyum?Kur 'an-ı Kerim'i ve Peygamberimizin sünnetini hayatıma uygulayabiliyor muyum?Ne yazık ki bu sorulara yanıtım hayırdı.Ama bu kitabı okuduktan sonra daha da bilinçlendiğimi söyleyebilirim.
Kitabın bir yerinde "Eğer Müslümanlar Allah'ın Kitab'ına ve Peygamberin Sünnet'ine sıkıca sarılmış olsalardı acaba insanlığın başına bugün yaşanılan felâketler gelir miydi ? sorusu vardı.Eğer dinimize uygun yaşarsak her şeyin güzel olacağına inanıyorum.
130 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Ormanın derinliklerinde yürümekte olan bir avcı ağaçlardan biri üzerinde bir levha görmüş. Levhanın üzerinde şu sözler yazılıymış: “Taşları Yemek Yasaktır !”

Bu alışılmadık uyarı karşısında avcı meraka kapılmış. Levhanın asılı olduğu ağacın önündeki ayak izlerini takip etmeye başlamış ve izlediği yol onu bir mağaraya götürmüş. Mağaranın ağzında bir derviş oturmaktaymış ve avcı yeterince yaklaştığında konuşmaya başlamış: -Zihnine takılan soruyu biliyorum. Şimdiye kadar taşları yemeyi yasaklayan bir uyarı levhası hiç görmedin, çünkü insanların taş yemeye zaten ihtiyaçları yok. İnsanları zaten yapmaya eğilimleri olmayan bir konuda uyarmak niye ? İnsanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var ? Ancak şuna dikkat et: İnsanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar vardır ki, bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir. Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten daha çok zarar veren işlerdir bunlar. Bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz niteliklerine yabancı tutum ve davranışlardır.

Eğer insanlar acınacak haldeyse,insanlar arasında zulüm,haksızlık,merhametsizlik,yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi; insanların sanki yermişçesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil ( benzeyen) tavırlardan doğmaktadır. Senin levhayı gördüğün yerde bir pınar olmuş olsaydı ve ben oraya “Su Zehirlidir” yazsaydım sen bunu manalı bir söz sayacak, yerinde bir uyarı kabul edecektin. Büyük bir ihtimalle de benim ayak izlerimi takip edip buraya gelmeyecektin. Çünkü yasaklanan şey aklına uygun gelecekti. Gerçekte suyun zehirli olduğunu yazan insanın emrine uymuş olacaktın.

Kendi aklına uyduğunu sanarak benim keyfime uygun davranmış olacaktın. Ama orada taş yemeyi yasaklayan bir levha gördün ve acaba bunun hikmeti nedir diye kendine bir yol açtın. Ben de sana gerçekte insanların yaptıkları birçok işte taş yemeye benzer davranışlar gösterdiğini ve aslına bakılırsa taş yediklerini söyledim. Eğer söylediklerimi anladıysan aramızda hakikatin bir parçası tecelli etti. İşte Allah’ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler (yasaklar) böyledir. İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir.

Eğer Allah’ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabî karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip bu emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.

İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur. O şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak."
320 syf.
İnsandan, onu çevreleyen dünyadan ve insanın kendi özünden öylesine güzel bahisler açmıştır ki yazar, gönül istikametinde şekillenecek türden.
En son 'Taşları Yemek Yasak' bölümünde "Eğer söylediklerimi anladıysan aramızda hakikatin bir parçası tecelli etti." dediği kısım ise özettir.
317 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
İslam'ın hayata çizdiği sınırları günümüzün sisi,çağımızın dumanı altında hâla görebilen ve bu sınırların görülebilir sınırlar olduğunu, İslam'ın şuuruna varmak gayretinde olan her Müslümana göstermek isteyen; başta piyasa dini olmak üzere insanı hakikate vardırmayan, gerçek ile hakikat arasına mesafe sokan dinlerin putlarının işlevsizliklerini gösterek kalemiyle onları yıkmaya çalışan; helal-haram dengesi içerisinden çıkacak hürlüğün "Batı Özgürlüğü"nden ne kadar uzak ne kadar özü gürleştiren bir sonsuzluk olduğunu idrak etmiş; zihnimize,kalbimize, ruhumuza teknoloji fırınında pişmiş, batı tabağındademokrasi,özgürlük, kapitalizm,sosyalizm,liberalizm,laiklik,bireycilik, toplumculuk ve çağdaşlık diye sunulan Medeniyet yemeklerinin yemek değil "Yem" olduğunu ve hepsinin "Tek Dişi Kalmış Canavar" lığını kokusundan anlayıp "Ne varsa dinimizde, İslâm'da var." hakikatini yıllardır il il,kitap kitap haykıran samimi bir dava adamının güzel kitaplarından biri.

Allah gayretini,mücahedesini,mücadelesini kabul etsin. İhlaslı kılsın. Bizi de bu güzel amellere dahil eylesin.Geçirdiği rahatsızlıktan dolayı Allah şifa versin.

İsmet'i Özel'i bolca okumak ve okutmak duasıyla...
317 syf.
·10/10
" insanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: insanın ihtiyacı olmadan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet,şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesne açıksa ancak istifade edildiği kadar o "şey" olur. O şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak."
Okumanızı tavsiye ettiğim başarılı bir çalışma.
317 syf.
İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun kitabı ele aldığında bir merak uyandırıyor “ neden ? Zaten insan taş yer mi ? “ halbuki 3 öğün yemek yer gibi yediğini farkediyorsun çünkü İsmet özel diyor ki ; “insanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: insanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi icin taş gibidir. Bu yalnız mallar,Servet,güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet,şefkat,tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle... Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme,taşları yemek yasak,”
Ama kitapları okumak serbest. Hele ki bu şekilde penceremizi değiştirecek kitaplara ihtiyacımız var.
126 syf.
·4 günde·10/10
“İşte Allah’ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler böyledir. İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir. Eğer Allah’ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabii karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.

İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tut¬ması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taş¬tır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak.”
Çünkü ırkçılık doğuştan gelme özellikleri yüzünden iyi bir başlangıç yapmaya müsait olanların, yine doğuştan getirdikleri noksanlıklar sebebiyle kötü bir başlangıç yapmaya mahkum olanlar üzerinde hükümranlık hakkı bulunduğunu öne sürer.
Ruh yapılarının harab olduğunu söyleseniz aldırmazlar, ama karaciğerleri zedelenmişşe "vay başlarına gelenler."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Taşları Yemek Yasak
Baskı tarihi:
Eylül 2019
Sayfa sayısı:
317
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056323997
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tiyo Yayınevi
Baskılar:
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Tiyo Yayıncılığın dokuzuncu kitabı Taşları Yemek Yasak'ın yeni baskısı, daha önce bağımsız kitaplar olarak yayınlanmış "Bakanlar ve Görenler" ve "Surat Asmak Hakkımız" kitaplarının içindeki yazıları da ihtiva etmektedir.

"İşte Allah'ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler böyledir. İnsan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir. Eğer Allah'ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabii karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.

İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o "şey" olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak."

Kitabı okuyanlar 985 okur

  • Esra söylemez
  • Fikriye Cevher
  • Mustafa
  • matofin
  • Zeynep Zehra
  • Tuğba Nur Aksoy
  • Kamile fırat
  • Hakan
  • Firdevs
  • Rümeysa Bayram

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.5
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%23.7
25-34 Yaş
%34.4
35-44 Yaş
%17.2
45-54 Yaş
%11.8
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.2
Erkek
%43.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43.6 (113)
9
%20.1 (52)
8
%17 (44)
7
%5.8 (15)
6
%0.8 (2)
5
%1.5 (4)
4
%0.4 (1)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları