Taşrada Ölürken

·
Okunma
·
Beğeni
·
28
Gösterim
Adı:
Taşrada Ölürken
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257737456
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki
Yollar biter, nehirler kurur, yağmur diner ama yılmadan, mola bile vermeden yürür ölüm. Bu döngüye yenik düşmemenin bedelini yalnız toprakla gökyüzü öder. Mavi yavaşça bulutu emdiğinde, güneş gözle görünmeyen kollarıyla dünyaya uzandığında ve ölüm bir alışkanlığa dönüştüğünde hafızalarda sadece ürkütücü bir anons canlanır: Merhumenin naaşı öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından aile mezarlığına defnedilecektir.

Dilek Özhan Koçak ilk kurmaca kitabında bizlere çarpıcı doğa tasvirleri, gerçekçi diyaloglar ve tüm duyularınızla hissedebileceğiniz soğuk bir ürperti sunuyor. Küçük bir kasabada cereyan eden ve ölümün soğuk nefesini ensemizde hissetmemizi sağlayan bu eser, bir başucu kitabı olmaya aday. Nefes kesici anları, şüphe uyandıran cümleleriyle. Taşrada Ölürken, bir solukta okuyacağınız bir roman.

“Bir şey onu uyandırdı. Bu seferki gürültü değil, sessizlik. Hiç ses yok. Saate baktı. Sabahın sekizi. Hayatın, nefes aldığının, var olduğunun kanıtı ne? Bugün şuracıkta ölse, kaç kişi bilir, kaç kişi hatırlar onu. Günlerdir evdeydi. Hayat sanki içinden yavaş yavaş çekiliyor ve yerini sinsice yaklaşan ecele bırakıyordu. Günler geçtikçe, üzerini yeşil yosunlar kaplayan elbiseler gibi çürüdüğünü hissediyordu. Geldiği yerde bu saatlerde sokaklar araba ve insan sesiyle dolu olurdu. Hava poğaça kokardı. Şimdi insan yok, hava bir tek nem kokuyor.”
144 syf.
·Puan vermedi
Ilk başta şunu söylemeliyim ki; yeni yazarlara olan önyargımı kıran kitaplardan biri.

Yazarımızın ilk kitabı, bu sebepten kendisini tebrik ediyorum. Kalemi daim, ilhamı bol olsun. Harika yazıyir. Nacizane beklentim oluştu. Yazmaya devam etmeli.

Kitaba gelecek olursak; taşraya tayini çıkan bir memure hanımın otobüs yolculuğu ile başlayıp, bambaşka yolculuklara dönüşen; biraz macera, biraz merak ve epeyce aksiyonla harmanlanan hayat hikayesini okuyoruz.

Kitabın konusundan ziyade içerdiği mevzulardan bahsetmek istiyorum; manav amcada insanin içinde yaşattığı ihtirasın nelere mâlolduğunu görüyoruz. Memure hanımda merak ve aceleciliğin nelere yol açtığını okuyoruz. Komşu kadında, Mahalle sakinlerinde, komşu köyde, takipçilerde, her birinde karakterler öyle güzel işlenmiş ki, okuyup çıkarımlar yapmamak içten değil. Bu da okuyucuyu doyuran bir özellik oluyor haliyle.

140 sayfayı bir çırpıda okumak isteyeceksiniz. Çünkü akıcı cümleler sizi alıp götürecek. Ve zaten sessizce duruyor gibi görünen ama aslında hareketli bir maceranın içinde olan bu kitap okuyucusunu sarıp sarmalayacak.

Şuna da değinmek isterim; kitap gizem ve macera içerdiği gibi bir miktar gerilim de taşıyor. Miktar öyle güzel ayarlanmış ki, okuyucusunu asla korkutmuyor. Aynı zamanda kitap, insanın karanlık taraflarına da dokunuyor. Enfes bir roman. Şevkle tavsiye ederim.

Ha bir de kapak tasarımı bir harika! Hamdi Akçay bu işi müthiş güzel yapıyor. Önce iyice bakın, sonra okumaya başlayın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Bu kitabi @advicedbook moderatörlüğünde okuduk. #ithakitürkçe 'den #dileközhankoçak 'ın yazdığı #taşradaölürken kitabını okumak benim için bir zevkti.

Yeni ve harika kitaplarda buluşmak dileğiyle. Her gününüz bi dolu macera olsun sevgili kitap kurtları. Geriye dönüp baktığınızda 'iyi ki yaşamışım' deyin
134 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Her gün dolu dizgin yaşarken ölüme olan yakınlığımızı hiç düşündünüz mü? İşte kitapta yer alan her karakter ölüme yaklaştığından habersiz ama hırsla,kazanmanın vereceği tadı kaybedebileceği bir candan yüksek tutarken bunu akıllarına hic getirmemişlerdi.Çünkü kazanan olacaklardı,olmalıydılar.Kendilerine güvenleri tamdı.Para içinde yüzeceklerdi.Ev,araba,eş hatta ada satın alacaklardı.Hayalleri vardı,hayatları vardı...Ve geriye minarelerden okunan selalar kaldı.
.
Tek kelimeyle bayılarak okudum ben bu kitabı.Hırsın kör ettiği gözler,yazarın doğayı betimlemeleri,tasvirlerin canlılığı,ölümü anlattığı satırlar efsaneydi.Karaketerlerin isimleri değil meslekleri ve özellikleriyle anlatılması kitaba bizden,içimizden biri olabilir duygusu katmış.O köy benim köyüm olabilir,nüfus memuru da ben.Ölüm ise değişmeyen tek unsur...Kesinlikle okumanızı önereceğim bir kitap.Mutlaka okuyunuz
Aynadaki soluk yüzlü kendiyle göz göze geldi. Tıpkı bu elbiseler gibi içten içten çürüyordu da farkında mı değildi ? Doğa ve kadim dostu ölüm, onunda sonunu tutkuyla arzuluyor, onu da karanlığa göndermek için bir yerlere pusu kurmuş bekliyor muydu yoksa ?
Ecel geldi galiba. Geçmiş olsa ağrısı böyle kuvvetli olmazdı ki. Öyle duymuştu. Ölüm her şey gibi, acıyı da geldiği yere götürürmüş. Daha değil.
Sırtında çalılar ve otlar, elinde tırpanıyla yaşlı kadın, kaldırım boyunca ağır ağır yürüyordu, ne yaptığını, nereye gittiğini bilerek. Belki de tüm hayatı böyle geçip gitmesine rağmen bir gün olsun sızlanmadan, sorgulamadan, severek, şükrederek. Sahip olmayı arzuladığı her şeyin bir bedeli olduğunu bilerek, hayattan daha fazlasını beklemeden, istemeden, verdikleri ile yetinerek !
Sırtında çalılar ve otlar,elinde tırpanıyla yaşlı kadın,kaldırım boyunca ağır ağır yürüyordu,ne yaptığını,nereye gittiğini bilerek.Belki de tüm hayatı böyle geçip gitmesine rağmen bir gün olsun sızlamadan,sorgulamadan,severek, ükrederek.Sahip olmayı arzuladığı her şeyin bir bedeli olduğunu bilerek,hayattan daha fazlasını beklemeden,istemeden,verdikleriyle yetinerek."
Dilek Özhan Koçak
Sayfa 50 - ithaki yayinlari

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Taşrada Ölürken
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257737456
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki
Yollar biter, nehirler kurur, yağmur diner ama yılmadan, mola bile vermeden yürür ölüm. Bu döngüye yenik düşmemenin bedelini yalnız toprakla gökyüzü öder. Mavi yavaşça bulutu emdiğinde, güneş gözle görünmeyen kollarıyla dünyaya uzandığında ve ölüm bir alışkanlığa dönüştüğünde hafızalarda sadece ürkütücü bir anons canlanır: Merhumenin naaşı öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından aile mezarlığına defnedilecektir.

Dilek Özhan Koçak ilk kurmaca kitabında bizlere çarpıcı doğa tasvirleri, gerçekçi diyaloglar ve tüm duyularınızla hissedebileceğiniz soğuk bir ürperti sunuyor. Küçük bir kasabada cereyan eden ve ölümün soğuk nefesini ensemizde hissetmemizi sağlayan bu eser, bir başucu kitabı olmaya aday. Nefes kesici anları, şüphe uyandıran cümleleriyle. Taşrada Ölürken, bir solukta okuyacağınız bir roman.

“Bir şey onu uyandırdı. Bu seferki gürültü değil, sessizlik. Hiç ses yok. Saate baktı. Sabahın sekizi. Hayatın, nefes aldığının, var olduğunun kanıtı ne? Bugün şuracıkta ölse, kaç kişi bilir, kaç kişi hatırlar onu. Günlerdir evdeydi. Hayat sanki içinden yavaş yavaş çekiliyor ve yerini sinsice yaklaşan ecele bırakıyordu. Günler geçtikçe, üzerini yeşil yosunlar kaplayan elbiseler gibi çürüdüğünü hissediyordu. Geldiği yerde bu saatlerde sokaklar araba ve insan sesiyle dolu olurdu. Hava poğaça kokardı. Şimdi insan yok, hava bir tek nem kokuyor.”

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Gülsüm
  • hilal
  • Bediha Yılmaz
  • Müjgan demet arpa
  • kitabimkahvem
  • Nihal
  • Eda
  • nur
  • C*
  • Havanur Aykul

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0