Tehlikeli Kızıl (Love Me with Lies Serisi 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.537
Gösterim
Adı:
Tehlikeli Kızıl
Alt başlık:
Love Me with Lies Serisi 2
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055175474
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dirty Red
Çeviri:
Meltem Türkmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aspendos Yayıncılık
Sevgili Fırsatçı,
Onu benden alabileceğini sandın ama kaybettin. Ve şimdi benim olduğuna göre onu elimde tutmak için her şeyi yaparım. Şüphen mi var? Senin olması gereken her şey benim. Olur da merak ediyorsan; aklına bile gelmiyorsun artık. Onu bırakmayacağım… Hem de hiç.
Tehlikeli Kızıl
Leah Smith sonunda istediği her şeye sahiptir. Tam olarak öyle olmasa da. Evliliği, ömür boyu sürecek bir bağlılıktan ziyade daha çok bir borç gibiydi. Oluşturmak için var gücüyle uğraştığı imajı ise gözlerinin önünde dağılıp gidiyordu. Yeni bir rol ve sırlarla dolu geçmişiyle Leah, çaldığı şeye sahip çıkmak için ne kadar ileriye gideceğine karar vermeliydi.
(Tanıtım Bülteninden)
Her sayfada Olivia ve Caleb aşkını kovaladım durdum. Tamamen ara kitap olmuş. Yalnız Leah bu aşka farklı bir pencereden bakmamı sağladı. İki kişi birbirinden kopamamışken arada kalan ikinci kadın duygusunu çok güzel aktarmış yazarımız.
Her şey bir yana Leah' a dair en nefret ettiğim şeyse kendisi evlatlık olup bu duyguları yaşadığı halde bebeğine bu kadar ruhsuz bakan bir 'anne' olmasıydı.
Neyse ki serinin son kitabıyla özlediğim karakterlere tekrar kavuşabileceğim.
İlk kitaba kıyasla daha çok sevdim diyebiliriz bazı yönlerden. Çünkü Leah karakterini Olivia karakterinden daha çok seviyorum. Kötü kızlara karşı bir sempatim var galiba. Ama diğer kitaba kıyasla daha kötü olan yönü ondan daha yavaş ilerlemesiydi. Seri genel olarak zaten bir macera ve heyecan serisi değil ama ister istemez insan biraz heyecanlı yerler bekliyor. Fırsatçı’da işte böyle heyecanlı olaylar daha fazla olurken, Tehlikeli Kızıl’da daha çok anlatıcının yani Leah’ın iç dünyası, planları, bunalımları ön plandaydı. Geçmişe dönüş yerlerinde aynı olayların Leah’ın içinde nasıl bir etki uyandırdığını gördüğüme gerçekten sevindim.

Kitap ilk kitapta olayların kaldığı yerin biraz ilerisinden başladığı için hikaye ilk kitaptaki yerinde kalmıyor, ilerliyordu. Herkesin hayatında büyük değişiklikler olmuş ve karakterler bu değişimlere ayak uydurmaya çalışırken aynı zamanda Leah’ın ilk kitapta pek bahsi geçmeyen geçmişine de yolculuk yapmış olduk. Bu sayede bugün olduğu kişiyi neye borçlu olduğunu gördük. Yer yer şaşırıp yer yer üzüldüğüm yerler oldu kitapta. Leah karakterinin kafa yapısını, erkeğini elinde tutmak için nelere cesaret edip nelerden vazgeçebileceğini birinci elden okumak güzeldi. Umarım üçüncü kitabı da bu kitap gibi iyi hissederek ve beğenerek okurum.

Dili akıcı ve üslup sadeydi. Leah’ın ağzından anlatılan olaylar, onun iç dünyasını samimi, gerçekçi ve yalın bir şekilde ortaya seriyordu. Betimlemeler fazla olmasa bile ruh tahlili çok fazla yer ediyordu. Kitabı genel olarak sevdim. Sonunda da şaşırtıcı şeyler art arda gün yüzüne çıktı ve dananın kuyruğu koptu diyebiliriz. Diğer kitapta bizi bambaşka maceraların ve tam bir aşk savaşının beklediğinin sinyalleri verildi. Bakalım bu savaşı kim kazanacak. Herkese iyi okumalar dilerim. :)
Ne Kızıl'dı be! Ne yalan söyleyeyim etkilendim Leah'dan, cadaloz, kötü, uzak durulması gereken biri ama yazar çok iyi anlatmış. Genelde okuduğumuz iyi ve çok seven salak kızlar gibi değil bu serideki kızlar, ikisi de dişli ikisi de masum değil, her şeyi yapacak türden kızlar.
Kitap çok hızlı aktı gitti, ilkinden çok daha iyiydi.
Yalanlar bir bir ortaya saçıldı ve şaşırtıcı derecede şahaneydi. Serinin ilk kitabından daha etkileyiciydi. Kitap su gibi aktı. Devamını okumak için sabırsızlanıyorum .
Bu kadar manyak bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum..

Hissedilen duyguları, yaşanan olayları okudukça kitabı elimden bırakıyordum.

Tarryn'in okuduğum 3. kitabı ve büyük hata yaptığım bir kitap eheh.. Seriye ikinci kitapla girdim, ilk kitabı okumadan ikinciye başladım ama hissetmedim bile..

Leah'nın kızını kucağına almasıyla başlayıp, ipin ucu kördüğüm olana kadar devam ediyor kitap.

Caleb'ı kaybetmemek, kazanabilmek için yaptığı onca şeyden sonra.. En sonunda elde ettiği halde hala kazanma hissini yakalayamayan Leah..

Ben Leah'yı sevdim.. Kendi kızını sevememesini, sevdiği adamı ilk aşkına kaptırmak istememesini ve bütün nedenlerine saygı duydum.. Bazılarını -yaşamamış olsam bile- anlayabildim. Çünkü takıntı her insanda var olmasına rağmen bazıları gerçekten kafayı bozabiliyor. Leah'yı kendime yakın hissettim. Şu an olsa, Leah'nın uğraştığı, emek ettiği, Caleb onu sevsin diye yaptığı şeylerin hiçbirini yapmam.
.
.
.
Caleb'a gelince..
Iııı..
Nasıl desem,
Deli etti beni, yani seviyor mu sevmiyor mu?
Hafıza kaybından sonra Olivia'yla neler yaşadı?
Neden Leah'ya yüzük almışken aklı hala Olivia'da?
Olivia'yla arasındaki bu koparılamayan bağın anlamı ne?
Kafamda deli sorularla, Tarryn'in vardır bir bildiği diyerek okudum kitabı.

En sonunda bomba patladı.
O bombayı Caden patlattı
ama
Leah, bu ne ki dedi
Nükleer bomba attı Caden'a

Vay canına,
yani, bir insan daha ne kadar şaşırtılabilir?

Seth'le geçmişlerini duyduğumda mı daha çok şaşırdım,
yoksa Olivia, 'kendi kocamı da, senin kocanı da seviyorum' dediğinde mi daha çok şaşırdım bilemiyorum..

Gerçekten Tarryn'in öyle bir kurgusu, karakterleri ve duyguları aktarım yeteneği varki...
Boğuluyorum ama bırakmak istemiyorum,
gülüyorum ama üzgünüm,
iltifatlara neşeleniyorum ama içime bir şey oturduğunu hissediyorum,

Bilmiyorum daha nasıl anlatılır,
kitap -özellikle de Leah mükemmeldi,
planları, hırsı, elindeki şeye sahip çıkma aşkı kalbimi boğdu,
'bunları yaşamamalısın Leah' diyerek okudum kitabı,
ne Caleb'mış kardeşim ya..
Olivia'yı seviyorsan git ona, ne istedin Leah'dan demek istiyorum ama diyemiyorum çünkü her şeyin bir nedeni var..

zaten o nedenler beyin yakıyor ve ben ilk kitabı Olivia anlatıyorsa okumak istemiyorum..
ama
sonra
her şeyin oturmadığı aklıma geliyor ve okumam gerektiğini hissediyorum..

Tarryn'in bütün kitaplarını okumayı hedef edindiğin için okuyacağım sanırım.

kitabı transa girerek okudum,
bir oturuşta 100 küsür sayfa okuyordum,
çok akıcıydı ve bunun nedeni gerçekten de çeviri
çevirisi de çok güzeldi,
sevmediğim tek şey Caleb..

Umarım
Ölürsün
Serinin 2. Kitabı olan tehlikeli kızıl gerçekten adının hakkını veren bir karakterin yaşamı ve yaptıkları ile soluksuz okutuyor. Şimdi sıra 3. Kitapda....
Öncelikle kitaba başladığımda, bu kitabın Caleb Drake'nin karısı Leah Smith'in ağzından anlatıldığını gördüm ve bu pek hoşuma gitmedi. İlerledikçe -hâlâ daha hoşuma gitmesede- aslında bir bakıma onun ağzından anlatılmasının iyi olduğuna karar verdim; çünkü birinin yaşadıklarını ve şu anki olduğu kişiyi anlamak için o kişinin bakış açısından bakmamız gereklidir. Yazar, iki kitaptır karakterlerin önceden yaşadıkları şeylerin, şimdiki hayatına nasıl etki ettiğini göstererek; bize psikolojik açıdan da anlatım sunuyor.

Bu kitap da yine geçmiş ve günümüz şeklinde ilerliyordu. Yine hırslı bir kadın, yine yalanlar ve yine aşk -bana kalırsa takıntı-... Yine yine dediğime bakmayın, sanki konu kendini tekrar ediyormuş gibi hissettirmesin: konunun işleyişi aslında farklı ama tabii ki birbiriyle bağlantılı. Aslında karakterlerin hepsi birbirine benziyor ama hiçbiri tam olarak birbirini anlamıyor bana göre. Bu seride çok fazla yalan var ama gerçekler de ortaya çıkmak için savaş vermiyor değil.

Aşk adı altında bu kadar alçalmamalı hiçbir kimse. Leah'aya bu konuda çok kızdım okurken ama pek sevgi görmediğinden ve her şeyi elde etme arzusuyla başlayarak, sonunda aşık olduğunu düşünmesi ile -bana göre takıntı- fazlaca alçaldığını düşünüyorum.

Ama tabii bu kitapta güzeldi. Bu seri resmen beni elinden bırakma diyor. Hemen 3. ve son kitap olan Hırsız'a başlayacağım; bakalım bu hikâyenin sonu nasıl bitecek, meraktayım.

Kitabın konusu: Leah, planları doğrultusunda Caleb'den yaptığı çocuk ile kitap başlıyor. Sonrasında Leah'ın yaptığı büyük hatalar ve kalbindeki bitmeyen Olivia aşkı birleşince Caleb, iyice Leah'dan uzaklaşıyor. Leah, evliliğini kurtarmak için daha neler yapacaktır veya bir şeyler yapabilecek midir?
Serinin ikinci kitabıda bitti. Bu kitapta daha çok leah ve caleb in ilişkisine yer verilmişti. Kitap geçmiş ve günümüz olarak bölümlendiriliyordu. Tanışmaları leah'ın caleb'i nasıl ağına düşürmesi her zaman derim biz kadınlar gerçekten fazla tehlikeliyiz. Ama leah aşktan ziyade caleb'i saplantı haline getirmiş durumdaydı. Sırf elinde tuta bilsin diye hamile kalıp bir kız dünyaya getirdi. Anne olmak kutsal bir hazinedir derler ama leah kızını bir araç olarak gördüğü için o duyguyu hiç tadamadı. Calep kızına aşık bir baba ve leah onu kızından bile kıskanan bir kadın. Bir karakter ancak bu kadar itici olabilirdi herhalde çünkü kitabı okurken onunla hemcins olduğum için ben bile utandım. Aşka sevgiye saygım sonsuzdur ama insan kişiliğinden ödün vermemeli her ne olursa olsun zaten seni sevseydi ikinci seçenek olmazdı. Leah'ın saplantılı tutumunun altında aslında sağlam bir kendine güvensizlik yatıyor. Sonuçta aile, iş, aşk her konuda hayatı boyunca ikinci planda kalmış bir kadın ve kendince mükemmel olan adamı elde ettiği için onu kaybetmemeye çalışıyor. Aslında çevirdiği entrikalar sayesinde daha çok kaybediyor tabi bunu sevgili karakterimiz biraz geç anlıyor.
Ask bir kere elde edilir yanarsın ve geriye sadece küllerin kalır. Küllerinden doğmak Anka'lara özgüdür belki çok nadirdir küllerinden doğan insanlar ve benim onlara saygım sonsuz.. Calep de sadece Olivia ya aşık oldu leah'ı sadece sevdi. Aşkı için çabaladı fakat unuttuğu bir şey vardı takıntılı kadınlar kadar başa çıkması imkansız kimse yoktur. Yalanlar üzerine kurulu olan bir evlilikte onlarda yollarını bulamadı gerçekler er yada geç ortaya çıkar cıktı da. Kızının kendi kızı olmadığını öğrendi. Şimdi nemi olacak serinin son kitabında göreceğiz.. Kitapta söyle bir söz vardı... AŞK MANTIKSIZDIR. BİR DELİĞE DÜŞER GİBİ İÇİNE DÜŞERSİN. SONRA SIKIŞIRSIN. AŞKIN İÇİNDE YAŞAMAKTAN ÇOK, AŞKIN İÇİNDE ÖLÜRSÜN.. Ölmememiz dileğiyle. Bol kitaplı günler
Fırsatçı,çok kritik bir yerde bitince ben de seriye ait ikinci kitabı alayım dedim.Leah karakterinden nefret ediyorum ama kadın öyle bir yazar ki böyle bir karakteri bile sevdirebiliyor.Öncelikle söylemeliyim ki yazarın diğer kitaplarından daha monoton buldum,çünkü başlarda dedim ki: ''Bu anlatım Tarryn'ın olamaz!''.

Başlarda Leah karakterine ısınmamış olsam da ortalarına doğru sevdirdi kendini.3. kitap Caleb'in ağzındanmış.Onun nasıl olduğunu da çok merak ediyorum.Bu kitabı başka bir yazar yazsa ''Iyy,bu be?'' falan derdim ama Tarryn yazınca her bir roman farklı oluyor.Ne diyeyim,yazarın yine kendi değil kalemi konuşmuş.Her daim okuyacağım yazarlardan.Herkese keyifli okumalar.
Nefret, öyle muazzam bir duygudur ki, insanın içindeki her şeyi geriye kül yığını kalana kadar yakıp atar...
Bir şey saklıyordu. Sırrı olan kadınların neye benzediğini bilirdim. Bir tanesine her gün aynada bakıyordum. Kadınlar sırlarını gözlerinde saklardı ve dikkatlice baktığınızda normal konuşmalar esnasında keskin duyguların yüzeye çıktığını görebilirdiniz.
Benimle ilgili bilinmesi gereken tek bir şey var: kazarım. Bulamazsam daha derinlemesine, daha şiddetle kazarım. Bulana kadar kazarım. Kazamadığım tek bir şey vardı o da kendi zihnim. İçini görmek istemiyordum.
Nefret muazzam bir duygudur. Ateş gibi sıcak ve ezicidir. Tanrı vergisi mantığınızdan geriye bir kül yığını kalana kadar yakar. Sonra insanlığınıza doğru ilerler ve sıcak diliyle geriye kalan birkaç parça masumiyetinizi çirkin bir şeye dönüştürene kadar eritir. Daha sonra nefret, önceden ‘siz’ olan enkazın üstüne öfke tohumları eker. Tohumlar sarmaşığa dönüşür ve bu sarmaşıklar dokunduğu her şeyin boğazını sıkar.
Panik bir girdaptır. Beyninde bir girdap gibi çalkalanarak başlar, vücudunun geri kalan kısımlarına akarak hızlanır. Döne döne yol alır ve kalbinin delice atmasına sebep olur. Döne döne mideni burkar, düğümler ve bulandırır. Ayak parmaklarında bir çöp çukuru oluşturmadan önce dizlerinin bağını çözmek için bacaklarına döne döne çarpar. Ayak parmaklarını kıvırırsın, derin derin birkaç nefes alırsın ve paniğin seni içine çekmesine izin vermeden sağduyu denen can kurtaran simidine tutunursun.
“Aşk mantıksızdır. Bir deliğe düşer gibi içine düşersin. Sonra sıkışırsın. Aşkın içinde yaşamaktan çok, aşkın içinde ölürsün.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tehlikeli Kızıl
Alt başlık:
Love Me with Lies Serisi 2
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055175474
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dirty Red
Çeviri:
Meltem Türkmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aspendos Yayıncılık
Sevgili Fırsatçı,
Onu benden alabileceğini sandın ama kaybettin. Ve şimdi benim olduğuna göre onu elimde tutmak için her şeyi yaparım. Şüphen mi var? Senin olması gereken her şey benim. Olur da merak ediyorsan; aklına bile gelmiyorsun artık. Onu bırakmayacağım… Hem de hiç.
Tehlikeli Kızıl
Leah Smith sonunda istediği her şeye sahiptir. Tam olarak öyle olmasa da. Evliliği, ömür boyu sürecek bir bağlılıktan ziyade daha çok bir borç gibiydi. Oluşturmak için var gücüyle uğraştığı imajı ise gözlerinin önünde dağılıp gidiyordu. Yeni bir rol ve sırlarla dolu geçmişiyle Leah, çaldığı şeye sahip çıkmak için ne kadar ileriye gideceğine karar vermeliydi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 83 okur

  • JANE THE KILLER
  • KÜBRA
  • Huriye Koç Çolak
  • Lila Sabanay
  • Burçin Gram
  • Emine Korkut
  • gamze türk
  • Betül Taşcı
  • Hande Mavioğlu
  • Aycan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%11.3
18-24 Yaş
%47.2
25-34 Yaş
%20.8
35-44 Yaş
%13.2
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%97.2
Erkek
%2.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31 (13)
9
%16.7 (7)
8
%35.7 (15)
7
%7.1 (3)
6
%2.4 (1)
5
%2.4 (1)
4
%4.8 (2)
3
%0
2
%0
1
%0