Geri Bildirim
Adı:
Tek Adam - Cilt 3
Alt başlık:
Mustafa Kemal / 1922-1938
Baskı tarihi:
Ekim 1995
Sayfa sayısı:
563
ISBN:
9789751406729
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam`da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel - geleneksel imparatorluktan ve Sevr`i imzalanmış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor. Tek Adam, sadece Türk Devrimi`ni değil, aynı zamanında, Mustafa Kemal Atatürk`ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen veokuyucuya aktaran bir başyapıt...

EMRE KONGAR
Nihayetinde, Şevket Süreyya Aydemir'in diğer bütün kitaplarını okuma kararı aldığım, serinin bitişiyle, son sayfalarıyla insanı parçalayan son kitabıdır. Ve elbette en iyisi. Yazar, katlanarak artan birikimi ve ukalalıkla alakası olmayan üslubuyla mükemmel bir eser ortaya çıkarmış. Ne yazık ki araya giren boşluklarla uzatarak okumak zorunda kaldığım bir kitaptı fakat günde belki yalnızca beş sayfa okuduğum zamanlarda bile son derece doyurucu oldu.

Bu kitabı, on yedinci sayfasında geçen "tul-i emel" (Uzun vadeli, geleceğe ait yüksek emeller, ihtiraslar.) deyimi ile özetleyebiliriz. Beş yüz otuz beş sayfanın büyük çoğunluğunda, Atatürk'ün, kendi "tul-i emel"lerini gerçekleştirişine, bu arada çıkan birtakım problemlere tanık oluyoruz. Zaaflarının "kaplan gibi" (Sayfa dört yüz altmış: "...Kaplana gem vurulmaz.") oluşuyla karışıp ortaya çıkan muhteşem karakterle tanıştıkça onu daha çok anlayacak ve istemsizce daha çok seveceksiniz. Lise seviyesi İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin ders kitabının Tek Adam olması yönündeki iddiama hala devam ediyorum bu arada.

Serbest Fırka bahsine özellikle dikkat etmenizi tavsiye ederim. Ve hüzünlü sona hazırlıklı olmanıza.

Dikkatli okumalar.
#kitapyorum

Üçleme serisinin son kitabın da 1922 yılından başlayıp ATATÜRK'ün ölümüne kadar ki son zaman diliminden oluşuyor. ı. Bu kitapta da cumhuriyetin ilanından sonra yapılan inkılaplara ağırlık verilmiş. Atatürk ün nasıl muazzam bir titizlikle ülkeyi baştan yarattığı gözler önüne seriliyor. .İzmir suikastini hiç bu kadar detaylı anlatıldığını görmemiştim. Gerçekten her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatıyor ve size kaynaklar da gösteriyor. Atatürkün hayatını Kronolojik bir sıra ile anlatan başka bir eser olacağını sanmıyorum. Yazar iki devri de (Osmanlı-Cumhuriyet)yaşayan bir insan olarak aktardığı bilgilerin son derece önemli. Üstelik kitapta adı geçen başta ATATÜRK olmak üzere, İsmet İnönüye kadar bir çok şahsiyet ile yüz yüze konuşarak bu kitabın hazırlanması da bizim için gerçekten büyük bir şanstır..Herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken şahane bir eser. Tek Adam, Veda filmine de kaynaklık etmiş bir başyapıt.... Kitabı okurken son dönemlerin de ağladım gerçekten çok çok etkileyici bir eser. ATATÜRK bu sevgiyi saygıyı sonuna kadar hak eden birisi. Ne kadar şanslıyız ki böyle bir liderimiz var bizim.

Benzer kitaplar

Tek Adam cilt 1-2-3
Tek Adam'in bütün hayat hikayesi, mizaci ve şahsiyeti bütün şartlar ve olaylar iyice okundugunda göreceksiniz ki, Atatürk'ün bu olaylara hakimiyeti ruh yapısını kısaca 3 unsurda toplamak olanaklı. Önsezi, mantık ve meşruluk (geçerli olma durumu)duygusu. Atatürk'ü Atatürk yapan niteliklerin başındaki üç unsur bunlar. Bu niteliklere, donmuş doktrinlere (öğreti) bağlanmamak ve aksiyon(iş) adamı olmak niteliklerini de eklersek, Mustafa Kemal'i tarif etmiş oluruz. Nutuk kadar kıymetli eser.
Tek Adam’ın üçünçü cildinde ise, Atatürk 'ün 1922 den 10.Kasım1938 yılındaki ölümüne kadarki dönemi içermektedir.Süreyya aydemir sadece biyografi olarak değil aynı zamanda incelemeleri ve gözlemlemelerinede kitapta yer vermiştir
Atatürk'ün hayatını her yönüyle anlamak için onunla ilgili tüm kitapları okumaya karar vermiştim ve Atatürk denilince akla gelen ilk serilerden olan Tek Adam serisini nihayet bitirebildim .Uzunca bir ara vermek zorunda kalmıştım. Nihayet tatilin başlamasıyla bu önemli eserin son cildini bitirebildim. Son cildin ilk bölümlerini okurken ilk iki ciltteki akıcılık yok gibi hissettim ve puanından kırık yapmayı düşünmüştüm. Ama kitabın son yüz elli sayfası beni öyle içine çekti ki bazı sayfalarında gözlerim dolu dolu okudum. Atatürk'ü merak edenlerin sabırla okuması gerektiğini düşündüğüm Atatürk hakkında bilmediğiniz konuşmaları,anıları öğrenebileceğiniz nitelikli bir eser.
Serinin ilk iki kitabına oranla biraz daha Siyasal ağılıklı. Özellikle Meclis ve CHP nin çalışmaları ve Muhalefet arasında geçen soru-cevap gibi konuların ağırlıklı olduğu, bunun yanı sıra okuyucunun ilgisini çekebilecek Atatürk'ün yola çıktığı arkadaşları ile yaşadığı yol ayrımları, çok partili denemeleri, suikast gibi ilgi çekici konularında olduğu serinin son kitabıdır.

(Bu seri, Osmanlı ve Cumhuriyeti bir arada yaşamış olan Yazar tarafından kaleme alınması çok önemlidir. Zira yazar bu eseri hazırlarken birçok önemli isim ile konuşmalar yapmış, anlattığı birçok olayı birinci ağızdan bizlere ulaştırmıştır. Bu anlamda en iyi eser olma özelliği taşımaktadır...!)
Atatürk ile ilgili olarak kati ve sati olarak okunması gereken üç ciltten oluşan bu seriyi , Atatürkü anlamak ve yorumlamak isteyenlerin temel kitabıdır . Şevket Sürreyya Aydemir akıcı dili ve tarihin gerçek satırlarını eserine yansıtmış bulunmaktadır.
Hasan Lütfü Şuşud: "Hakikatleri bulamayanlar, merasimi dinde edindiler."
Kürtlerle meskun Doğu vilayetleri Osmanlılara, Yavuz Sultan Selim zamanında ve Diyarbakır kalesi muhasarası müstesna olmak üzere, mücadelesiz geçti. O güne kadar o bölgeler İranlıların kontrolündeydi. Doğu, tam bir derebeylik nizamı ile idare olunuyordu. Osmanlılar da aynı nizamı muhafaza ettiler. Diğer bölgelerde uygulanan Zeamet, Timar, Has kanunları oralarda uygulanmadı. Memleket, 14'ü azli mümkün olmayan bölge hükümdarları, 28'i azledilebilen Kürt derebeyleri eline bırakıldı. Bunların hepsi mahalli beyler ve şeyhlerdi. Bunlar da kendi toprakları içinde, kendilerine bağlı diğer ağa, bey ve şeyhleri kullanıyordu. Fakat beyler ve reislerle aileler arasında mücadele hiçbir zaman durmadı. (Şerefhan, Şerefname'sinde bunların baş döndürücü hikayelerini sıralar.)

İstanbul tarafından idareye biraz nizam verilmek istenince de, derhal mahalli isyanlar başladı. Bunların çok öncelere kadar varan hikayeleri vardır. Burada XIX. yüzyıl başından beri meydana gelen en önemli ayaklanmalardan bazılarını verelim:

1806 Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı,
1813 Abbas Mirza isyanı,
1828-29 Muşlu Emin Paşa isyanı (Osmanlı-Rus Harbi),
1832 Mir Mahmut isyanı (Mısırlıların Anadolu'ya saldırısı sırasında),
1842 Bedirhan Bey isyanı,
1855 Yezden Şir isyanı,
1880 Mahrili Şeyh Abdullah isyanı vs.
"-Atatürk'ün çevresine güç alıştım. Çok tecrübesizdim. O büyük bir şahsiyetti ve şunu kavradım ki,onu anlamam için şahsiyetleşmem lazımdır..."
...Dr. Fritz'in "Kürtler" iserinde, Prof. Veber'den nakledilen şu cümle çok ilgi çekicidir: "Kürt dili, bir dil karışımı değildir. Belki bir kelime karışımıdır. Anlaşıldığına göre Kürt dili, tam bir millet dili olmaktan ziyade, şekli kaybolmuş, istilaların ve göçlerin etkisi altında ve zaman içinde oluşmuş, fakat bu oluşumda da bir etimolojik birlik sağlayamamış, daha çok arı Fars kaidelerine yatkın bir dil karışımı olsa gerektir. Ama o kadar yetersiz şekilleşmiştir ki, Dr. Fritz'e göre, fiiller ve tasrifler bile teşekkül edememiştir. Ona göre Kürtçede fiiller, daha çok isim sayılabilir. Hatta bu dil karışıklığının, aslı hangi dilde ise, onunla olan bağları da kaybolmuştur. Mesela gene ona göre, Kürt kabileleri arasında müşterek olan kelimeler de değildir. Türk, Arap, yeni Fars gibi, Kürtlerin daha vatanı sayılan İran yaylasına veya yukarı Asur ovalarına ait kelimeler olmayıp Türk, Arap, yeni Fars gibi, Kürtlerin daha sonra yerleştikleri bölgelerden veya karıştıkları milletlerden derlenmiş yabancı kelimelerdir. Dr. Fritz'in, Birinci Dünya Harbi'nden önce, Petersburg Akademisi tarafından yayınlanan 'Kürtçe-Farsça-Almanca' lügatten naklettiğine göre, bu lügatte derlenen 8307 kelimeden, 3080'i aslen Türkçe ve eski Türkmen, 2000'i yeni Arapça, 1030'u yeni Farsça, 1240'ı Zend (eski Farsça), 370'i Pehlevi, 220'si ermeni, 108'i Keldani ve ancak 30'u asıl ve eski Kürtçedir.
...Her devletin ülkesinde azınlıklar vardır. Bizde de, azınlıklar yaşarlar. Kürtler, bunlar arasında, en kalabalık kütleyi teşkil eder. Ve sayıları, her sayım sonunda, devletin istatistik yıllıklarında açıklanır.

Kürtlerin anayurdu ve Kürt deyiminin gerçek manası üstünde görüş birliği ve kesin bilgi yoktur. Gerçi Lord Curzon'un genelkurmaya bastırılan bir eserinde ve Şükrü Mehmet'in La Question Kurde kitabında da Kürtlerin Turani olduğu yazılır. Ancak Kürtlerin, vaktiyle İran yaylasında, mesela Zağros Dağları'nın kuzeyinde yaşayan, oradan daha batıya ve bu arada Doğu Anadolu yaylalarına göçen, aslında ari bir kavim olduğu hakkında görüş birliği daha kuvvetlidir. Antropolojik görüş de bunu doğrulamaktadır. Fakat bu göç tarihi kesin olarak belli değildir. Kürtlerin tek tarihçisi olan Bitlis hakimi Şeref Han, bu göçü İran kaynaklarına bağlayarak İran hükümdarı 'Dahakk-i Zalim' zamanına rastlatır. Ama, tarihçiler nezdinde Dahakk'ın varlığı bile karanlık ve şüphelidir. Kürtler hakkında eser yazan ve eseri Berlin Şark Akademisi tarafından yayınlanan, sonra da 1918'de Aşiretler ve Muhacirler Umum Müdürlüğü tarafından dilimize çevrilen Dr. Fritz eserinde, Kürtlerin kaynaklarına ait bütün tahminleri toplar. Fakat bunların hiçbiri, rivayet ve yaklaştırma sınırını geçmez.

Ama, çeşitli kanlarla karışmış olmak, çeşitli kolları ayrılmak, hiçbir zaman bir kavim ve millet birliği teşkil etmemek, hiçbir zaman güçlü, devamlı bir devlet kurmamış olmak ve çeşitli dil ailelerinden derlenip çeşitli kollara ayrılan bir diller grubunu benimsemek Kürtlerin tarihi bir gerçeğidir. Kürtler birbiriyle sınır birliği olan başlıca üç ülkede toplanırlar: Türkiye, Irak, İran. Kürtler bu sahalara, görünüşe göre Asurlular zamanında yayılmış olsalar gerektir. Fakat o zamanki adları neydi? Bu tam belli değildir. Çünkü Kürt adı, daha ziyade VIII-IX. yüzyıllarda ve Abbasiler devrinde yayılmıştır. Bu kelime de, reis manasına mı gelirdi ve oradan mı kavim manasını aldı, yoksa başka bir manaya mı gelirdi, bilinmez.

Asurlular zamanında yüksek yaylada Urartu-Lahordu adında, Turani asıllı bir hükümetin varlığı bilinir. Ama bu bölgede yaşayan halklar arasında, bugünkü Kürtlerin de yaşadığına dair tam belirti yoktur. Ancak Urartu ile Asur memleketi arasında ve o zamandan itibaren Kürtlerin yayılmaya başlamaları mümkündür.

Eski Yunanlılardan Ksenofon, Anabasis, yahut 10.000'lerin Ricati isimli meşhur eserinde, Mezopotamya kuzeyi ile yüksek yayladaki Ermenistan arasında kalan ve bugün Kürtlerin yoğunluk alanını teşkil eden yerlerden geçerken bu dağlık bölgede Karduklarla olan savaşlarından bahseder. Bu Karduk kelimesini, Gordi olarak çeviren ve bundan Kürt kelimesini çıkaran yazarlar vardır. Karduklar, belki de Kürtlerdi.
...Atatürk'ün doktrinler karşısında tutumu, çağdaş rejim kurucularının, rejim önderlerinin davranışlarından ayrıdır. Çünkü onun çağında, hemen bütün Avrupa'ya doktrin veya doktrinleşme çabaları hakimdi: Rusya'da İhtilalci Sosyalizm (Komünizm), İtalya'da Faşizm, Almanya'da Nazizm, (...) Bunların hepsinin temelinde Doktrincilik örgüleri yatıyordu. Halbuki Türk inkılabında böyle çabalar, bazı özlemlere rağmen etkili değerler halinde güçlenemediler. Hulasa öyle görünüyor ki biz, Türkiye'de bir inkılap gerçeğiyle karşı karşıyayız ama, bir inkılap nazariyesi ve felsefesi ile karşı karşıya değiliz. (...) Bu gerçek, bizzat Mustafa Kemal'in şu sözlerinde de kendi ifadesini bulmuş olsa gerektir:

"Biz, bize benzememekle ve benzetmemekle iftihar ederiz. Çünkü biz, bize benzeriz."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tek Adam - Cilt 3
Alt başlık:
Mustafa Kemal / 1922-1938
Baskı tarihi:
Ekim 1995
Sayfa sayısı:
563
ISBN:
9789751406729
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam`da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel - geleneksel imparatorluktan ve Sevr`i imzalanmış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor. Tek Adam, sadece Türk Devrimi`ni değil, aynı zamanında, Mustafa Kemal Atatürk`ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen veokuyucuya aktaran bir başyapıt...

EMRE KONGAR

Kitabı okuyanlar 102 okur

  • Antimilitarist Asker
  • Yücel
  • Özgür Coşkun
  • Hasan Çağrı Demiriz
  • Barbaros İNAN
  • Zeynep Akgöl
  • Ali Adnan Özdemir
  • Ilker Tecik
  • Büşra Önal
  • Özge Polat Şıvgın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%12.7
25-34 Yaş
%20.6
35-44 Yaş
%38.1
45-54 Yaş
%15.9
55-64 Yaş
%4.8
65+ Yaş
%4.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%24.5
Erkek
%75.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%53.7 (22)
9
%17.1 (7)
8
%24.4 (10)
7
%4.9 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0