Tek Adam - Cilt 3 Mustafa Kemal / 1922-1938

8,9/10  (16 Oy) · 
49 okunma  · 
15 beğeni  · 
732 gösterim
Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam`da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel - geleneksel imparatorluktan ve Sevr`i imzalanmış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor. Tek Adam, sadece Türk Devrimi`ni değil, aynı zamanında, Mustafa Kemal Atatürk`ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen veokuyucuya aktaran bir başyapıt...

EMRE KONGAR
failimuhtar 
02 Eki 2016 · Beğendi · 10/10 puan

Nihayetinde, Şevket Süreyya Aydemir'in diğer bütün kitaplarını okuma kararı aldığım, serinin bitişiyle, son sayfalarıyla insanı parçalayan son kitabıdır. Ve elbette en iyisi. Yazar, katlanarak artan birikimi ve ukalalıkla alakası olmayan üslubuyla mükemmel bir eser ortaya çıkarmış. Ne yazık ki araya giren boşluklarla uzatarak okumak zorunda kaldığım bir kitaptı fakat günde belki yalnızca beş sayfa okuduğum zamanlarda bile son derece doyurucu oldu.

Bu kitabı, on yedinci sayfasında geçen "tul-i emel" (Uzun vadeli, geleceğe ait yüksek emeller, ihtiraslar.) deyimi ile özetleyebiliriz. Beş yüz otuz beş sayfanın büyük çoğunluğunda, Atatürk'ün, kendi "tul-i emel"lerini gerçekleştirişine, bu arada çıkan birtakım problemlere tanık oluyoruz. Zaaflarının "kaplan gibi" (Sayfa dört yüz altmış: "...Kaplana gem vurulmaz.") oluşuyla karışıp ortaya çıkan muhteşem karakterle tanıştıkça onu daha çok anlayacak ve istemsizce daha çok seveceksiniz. Lise seviyesi İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin ders kitabının Tek Adam olması yönündeki iddiama hala devam ediyorum bu arada.

Serbest Fırka bahsine özellikle dikkat etmenizi tavsiye ederim. Ve hüzünlü sona hazırlıklı olmanıza.

Dikkatli okumalar.

seher 
21 Nis 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Tek Adam’ın üçünçü cildinde ise, Atatürk 'ün 1922 den 10.Kasım1938 yılındaki ölümüne kadarki dönemi içermektedir.Süreyya aydemir sadece biyografi olarak değil aynı zamanda incelemeleri ve gözlemlemelerinede kitapta yer vermiştir

Kitaptan 30 Alıntı

failimuhtar 
26 Eyl 2016 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kürtlerle meskun Doğu vilayetleri Osmanlılara, Yavuz Sultan Selim zamanında ve Diyarbakır kalesi muhasarası müstesna olmak üzere, mücadelesiz geçti. O güne kadar o bölgeler İranlıların kontrolündeydi. Doğu, tam bir derebeylik nizamı ile idare olunuyordu. Osmanlılar da aynı nizamı muhafaza ettiler. Diğer bölgelerde uygulanan Zeamet, Timar, Has kanunları oralarda uygulanmadı. Memleket, 14'ü azli mümkün olmayan bölge hükümdarları, 28'i azledilebilen Kürt derebeyleri eline bırakıldı. Bunların hepsi mahalli beyler ve şeyhlerdi. Bunlar da kendi toprakları içinde, kendilerine bağlı diğer ağa, bey ve şeyhleri kullanıyordu. Fakat beyler ve reislerle aileler arasında mücadele hiçbir zaman durmadı. (Şerefhan, Şerefname'sinde bunların baş döndürücü hikayelerini sıralar.)

İstanbul tarafından idareye biraz nizam verilmek istenince de, derhal mahalli isyanlar başladı. Bunların çok öncelere kadar varan hikayeleri vardır. Burada XIX. yüzyıl başından beri meydana gelen en önemli ayaklanmalardan bazılarını verelim:

1806 Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı,
1813 Abbas Mirza isyanı,
1828-29 Muşlu Emin Paşa isyanı (Osmanlı-Rus Harbi),
1832 Mir Mahmut isyanı (Mısırlıların Anadolu'ya saldırısı sırasında),
1842 Bedirhan Bey isyanı,
1855 Yezden Şir isyanı,
1880 Mahrili Şeyh Abdullah isyanı vs.

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 207 - 208)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 207 - 208)
failimuhtar 
26 Eyl 2016 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Hasan Lütfü Şuşud: "Hakikatleri bulamayanlar, merasimi dinde edindiler."

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 221)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 221)
failimuhtar 
 26 Eyl 2016 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...Dr. Fritz'in "Kürtler" iserinde, Prof. Veber'den nakledilen şu cümle çok ilgi çekicidir: "Kürt dili, bir dil karışımı değildir. Belki bir kelime karışımıdır. Anlaşıldığına göre Kürt dili, tam bir millet dili olmaktan ziyade, şekli kaybolmuş, istilaların ve göçlerin etkisi altında ve zaman içinde oluşmuş, fakat bu oluşumda da bir etimolojik birlik sağlayamamış, daha çok arı Fars kaidelerine yatkın bir dil karışımı olsa gerektir. Ama o kadar yetersiz şekilleşmiştir ki, Dr. Fritz'e göre, fiiller ve tasrifler bile teşekkül edememiştir. Ona göre Kürtçede fiiller, daha çok isim sayılabilir. Hatta bu dil karışıklığının, aslı hangi dilde ise, onunla olan bağları da kaybolmuştur. Mesela gene ona göre, Kürt kabileleri arasında müşterek olan kelimeler de değildir. Türk, Arap, yeni Fars gibi, Kürtlerin daha vatanı sayılan İran yaylasına veya yukarı Asur ovalarına ait kelimeler olmayıp Türk, Arap, yeni Fars gibi, Kürtlerin daha sonra yerleştikleri bölgelerden veya karıştıkları milletlerden derlenmiş yabancı kelimelerdir. Dr. Fritz'in, Birinci Dünya Harbi'nden önce, Petersburg Akademisi tarafından yayınlanan 'Kürtçe-Farsça-Almanca' lügatten naklettiğine göre, bu lügatte derlenen 8307 kelimeden, 3080'i aslen Türkçe ve eski Türkmen, 2000'i yeni Arapça, 1030'u yeni Farsça, 1240'ı Zend (eski Farsça), 370'i Pehlevi, 220'si ermeni, 108'i Keldani ve ancak 30'u asıl ve eski Kürtçedir.

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 202 - 204)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 202 - 204)
failimuhtar 
26 Eyl 2016 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...Her devletin ülkesinde azınlıklar vardır. Bizde de, azınlıklar yaşarlar. Kürtler, bunlar arasında, en kalabalık kütleyi teşkil eder. Ve sayıları, her sayım sonunda, devletin istatistik yıllıklarında açıklanır.

Kürtlerin anayurdu ve Kürt deyiminin gerçek manası üstünde görüş birliği ve kesin bilgi yoktur. Gerçi Lord Curzon'un genelkurmaya bastırılan bir eserinde ve Şükrü Mehmet'in La Question Kurde kitabında da Kürtlerin Turani olduğu yazılır. Ancak Kürtlerin, vaktiyle İran yaylasında, mesela Zağros Dağları'nın kuzeyinde yaşayan, oradan daha batıya ve bu arada Doğu Anadolu yaylalarına göçen, aslında ari bir kavim olduğu hakkında görüş birliği daha kuvvetlidir. Antropolojik görüş de bunu doğrulamaktadır. Fakat bu göç tarihi kesin olarak belli değildir. Kürtlerin tek tarihçisi olan Bitlis hakimi Şeref Han, bu göçü İran kaynaklarına bağlayarak İran hükümdarı 'Dahakk-i Zalim' zamanına rastlatır. Ama, tarihçiler nezdinde Dahakk'ın varlığı bile karanlık ve şüphelidir. Kürtler hakkında eser yazan ve eseri Berlin Şark Akademisi tarafından yayınlanan, sonra da 1918'de Aşiretler ve Muhacirler Umum Müdürlüğü tarafından dilimize çevrilen Dr. Fritz eserinde, Kürtlerin kaynaklarına ait bütün tahminleri toplar. Fakat bunların hiçbiri, rivayet ve yaklaştırma sınırını geçmez.

Ama, çeşitli kanlarla karışmış olmak, çeşitli kolları ayrılmak, hiçbir zaman bir kavim ve millet birliği teşkil etmemek, hiçbir zaman güçlü, devamlı bir devlet kurmamış olmak ve çeşitli dil ailelerinden derlenip çeşitli kollara ayrılan bir diller grubunu benimsemek Kürtlerin tarihi bir gerçeğidir. Kürtler birbiriyle sınır birliği olan başlıca üç ülkede toplanırlar: Türkiye, Irak, İran. Kürtler bu sahalara, görünüşe göre Asurlular zamanında yayılmış olsalar gerektir. Fakat o zamanki adları neydi? Bu tam belli değildir. Çünkü Kürt adı, daha ziyade VIII-IX. yüzyıllarda ve Abbasiler devrinde yayılmıştır. Bu kelime de, reis manasına mı gelirdi ve oradan mı kavim manasını aldı, yoksa başka bir manaya mı gelirdi, bilinmez.

Asurlular zamanında yüksek yaylada Urartu-Lahordu adında, Turani asıllı bir hükümetin varlığı bilinir. Ama bu bölgede yaşayan halklar arasında, bugünkü Kürtlerin de yaşadığına dair tam belirti yoktur. Ancak Urartu ile Asur memleketi arasında ve o zamandan itibaren Kürtlerin yayılmaya başlamaları mümkündür.

Eski Yunanlılardan Ksenofon, Anabasis, yahut 10.000'lerin Ricati isimli meşhur eserinde, Mezopotamya kuzeyi ile yüksek yayladaki Ermenistan arasında kalan ve bugün Kürtlerin yoğunluk alanını teşkil eden yerlerden geçerken bu dağlık bölgede Karduklarla olan savaşlarından bahseder. Bu Karduk kelimesini, Gordi olarak çeviren ve bundan Kürt kelimesini çıkaran yazarlar vardır. Karduklar, belki de Kürtlerdi.

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 202 - 204)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 202 - 204)
failimuhtar 
01 Eki 2016 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...Atatürk'ün doktrinler karşısında tutumu, çağdaş rejim kurucularının, rejim önderlerinin davranışlarından ayrıdır. Çünkü onun çağında, hemen bütün Avrupa'ya doktrin veya doktrinleşme çabaları hakimdi: Rusya'da İhtilalci Sosyalizm (Komünizm), İtalya'da Faşizm, Almanya'da Nazizm, (...) Bunların hepsinin temelinde Doktrincilik örgüleri yatıyordu. Halbuki Türk inkılabında böyle çabalar, bazı özlemlere rağmen etkili değerler halinde güçlenemediler. Hulasa öyle görünüyor ki biz, Türkiye'de bir inkılap gerçeğiyle karşı karşıyayız ama, bir inkılap nazariyesi ve felsefesi ile karşı karşıya değiliz. (...) Bu gerçek, bizzat Mustafa Kemal'in şu sözlerinde de kendi ifadesini bulmuş olsa gerektir:

"Biz, bize benzememekle ve benzetmemekle iftihar ederiz. Çünkü biz, bize benzeriz."

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 434)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 434)
Yavuz Kestane 
03 Haz 00:58 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Türkler, Cumhuriyetin korunmasına, vatanın gelişmesine, milletin yükselme yolunda çalışmasına engel olmak isteyenlerin uğrayacakları hayal kırıklığını kesin olarak ispat etmişlerdir.Milletimiz, takibettigi kuruluş ve çalışma yolunda ilerlemekten başka bir hal kabul edemez."

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 215 - Remzi Kitabevi)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 215 - Remzi Kitabevi)
failimuhtar 
25 Eyl 2016 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Laiklik, yeni devletin, bugün de yerleştirilememiş ilkelerinden bir olarak kaldı. Çünkü, devletin yapısına, tam laik bir karakter hiçbir zaman verilemedi. Dini hizmetler ve dini eğitim, daima devlet vazifesi olarak fakat her zaman sömürülmeye hazır bir durumda kaldı. Teokratik bağlantılar, aslında toplumla devlet arasında ilişki olmaktan ziyade, toplumun kendi içinde beslenir. Halbuki politikacı, bu bağlantıları ilk fırsatta devletin yapısına mal etmeye çalışır.

Nitekim bu mücadele bizde, bugün de ve hâlâ devam eder durur.

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 153)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 153)
failimuhtar 
25 Eyl 2016 · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...Devletin dini, İslam diniydi. Bu işleri, mesela Türkiye'de yaşayan diğer dinlere mensup cemaatlerde olduğu gibi, devlet dışı bir cemaat teşkilatına bağlayıp halka terk etmedikçe, bunun böyle kalmasından başka yol yoktu. Fakat bu suretle geniş bir cemaat teşkilatlanmasının devlet içinde devlet demek olacağı, bugün olduğu gibi, o gün de ilgilileri ürkütüyordu... Yeni devlet, kendi yapısına ve bütçesine dini hizmetleri de koyarak laiklik çabasını zayıf bırakmak zorunda kaldı. Bu halin, ilk gevşemede, din ile devletin ayrılışını sarsacağı ve devletin dini akımlara ister istemez baç vermek zorunda kalacağı şüphe götürmez bir gerçekti. Temel, bir defa kaymaya başlayınca da, temelden ayrılışın nerelerde durabileceği, elbette ki önceden tayin edilemezdi. Nitekim bugün Türkiye, bu çelişmelerin tam olarak içindedir.

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 170)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 170)
Yavuz Kestane 
03 Haz 00:49 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Efendiler! Milli hakimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir.Taç ve tahtlar yanar, mahvolur.Milletin esareti üstünde kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdur..."

Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 187 - Remzi Kitabevi)Tek Adam - Cilt 3, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 187 - Remzi Kitabevi)
3 /