Adı:
Tek Başına Bir Adam
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799753425437
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Single Man
Çeviri:
Fatih Özgüven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Tek Başına Bir Adam
Tek Başına Bir Adam
George, Kaliforniya'da bir üniversitede ders veren elli yaşlarında, İngiliz asıllı bir profesördür. Yaşamını paylaşan arkadaşı Jim'i bir araba kazası sonucu kaybetmiştir. Ama yaşamayı sürdürmek zorundadır. Komşu evlerin çocuklarına kızarak; Aldous Huxley hakkında ders vererek; tenis kortundaki sarışın delikanlının görüntüsünü zihnine yerleştirerek; öteki öğretim üyeleriyle çene çalarak; kocası tarafından terkedilmiş bir kadın arkadaşıyla kafa çekerek... Öğrencilerine yaşı ve İngilizliği, toplumun geri kalanına ise eşcinselliği nedeniyle yabancılaşmıştır. Ama Christopher Isherwood'a göre insanoğlu, sevdiklerini kaybetmenin, yalnızlığın, yabancılığın üstesinden gelmeyi de başarabilecek güçtedir. Başarmalıdır... Ülkemizde Kabare filmine kaynaklık eden öyküleri dolayısıyla tanıdığımız Isherwood'un Türkçe'deki ilk romanı.
142 syf.
·2 günde
Kitabını okurken ve filmini izlerken otobüsle seyahatte gibi dingin ve huzurlu bir hissiyata kapıldım. Kitabın içine sokuldum ve son sayfayı çevirdiğimde afalladım. Filminde Jon Kortajarena'yı görünce de şok üstüne şok, dehşet'ül vahşet :P Neyse, gelelim kitabın konusuna. George, bir üniversitede profesördür ve sevdiği adamı trafik kazasında kaybetmiştir. Bunun üzerine yıllarca hayatına kimseyi almayıp depresyona girmiş, intiharın eşiğine gelmiştir. Bu arada eşcinsel temalı bir roman olduğunu da belirtmek isterim. Ona göre okur veya okumazsınız. Önyargılı değilim diyorsanız itinayla tavsiye edilir.
142 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
Eşcinsel, sevdiği adamı kaybetmiş, üniversite hocası George'un zihnini okuyorsunuz kitap boyunca. Onu kapanına alan yalnızlığı, mücadelesini, çevresindekilere bakış açısını...
Kitabın başları biraz ağır ilerlesede, özellikle kitabın ortalarında George'un hayat ve insanlar hakkındaki düşüncelerinden etkilenmemek, farklı bir bakış açısı kazanmamak elde değil.
Sonunda ise beklenmedik bir sonla karşı karşıya kalıyorsunuz.
142 syf.
·Beğendi·7/10
Ama şu anda sadece şu an değildir.Şuanaynı zamanda soğuk bir uyarıdır da.Dünden tam bir gün sonra,geçen yıldan tam bir yıl sonra.Her şu an'ın üzerine yapıştırılmış,bütün geçmiş şu an'ları geçersiz kılan bir tarih vardır.Er ya da geç o an gelecektir.
142 syf.
·10 günde·5/10
Bir üniversitede profesör olan George'u ve sevdiği adamı kaybettikten sonra kendini mahkum etmiş olduğu yalnızlığını anlatıyor kitabımız. Başlarda George'u anlamıyorsunuz ama sayfaları çevirdikçe George'un yalnızlığından kendi yalnızlığınıza pay çıkarmaya başlıyorsunuz. George sorumluluklarından ötürü nefes almaya devam etse de ruhen hayatta olduğunu hissetmiyor. Birçoğumuza tanıdık gelen bir yalnızlığı var; onca kalabalığın içinde yalnız... Bu kitapta ne George'un iç hesaplaşmaları ne de yalnızlığı sizi kasvete sürüklemiyor aksine bu iç hesaplaşmaları sayesinde George kendine bir çıkış yolu ararken siz de kendi çıkış yolunuzu bulmaya çalışıyorsunuz. Kitabın sonu tahmin ettiğim ama yine de beni şaşırtan bir anlatımla bitiyor. İlk sayfaları biraz yavaş gitse de ilerledikçe hızlı okuyacağınız bir kitap olacağını düşünüyorum :)
131 syf.
·Beğendi·10/10
-Mutlaka okuyun-



Keyif alarak okuduğum bir kitap Tek Başına Bir Adam. Kısacık ama dolu dolu. Eşcinsel ve orta yaşlı bir profesörün bir gününü okuyoruz. Ama yazarın değerli kalemi size bir günü izlerken keyifli dakikalar yaşatıyor. Sorguluyor, bilincin kıvrımlarında geziniyor ve aynı zamanda o zorlu insan olabilme rolünü izliyorsunuz. Ah hele o sabah kalkıp kendini güne hazırlama kısmı yok mu? Bayıldımmm. Ve o son. Bu kadar durağan bir kitapta böyle şeylerin olması beni şaşırttı. Durağan demek asla sıkıcı demek değil. Kitabın her zerresini beğendim. Yazarla tanıştığım için çok mutluyum. Herkese hitap etmeyen bir kitap olduğu kesin. Ağır bir kitap sayılabilir ama ben bu türü çok sevdiğim için çok beğendim. Kesinlikle tavsiye ederim.
142 syf.
·7 günde·7/10
O kadar naif o kadar güzel bir anlatım tarzı var ki insana kendini kitaptaki bir karakter olduğunu düşündürüyor. Christopher Isherwood'un betimlemeleri, George'un konuşmaları, düşünceleri insanı kitaba doğru çekiyor.
131 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Kitap bana Sting'in "I'm a legal alien, I'm an English man in New York" sözünü hatırlattı.

Her ne kadar New York'ta yaşamasa da George'un bazen İngiliz olduğu için, bazen eşcinsel olduğu için uzaylı gibi görüldüğü doğru. Erkek arkadaşı Jim'i kaybettikten sonra yaşadığı yalnızlığı yalnızca bir gününü anlatarak ortaya koyuyor yazar. Komşularının ona, onun komşularına olan bakış açısı, okulda verdiği ders, okulun bahçesinde gezerken içini kıpır kıpır eden tenisçi, en yakın arkadaşının dert ortağı olması, öğrencisiyle gittiği bar, çakırkeyif girdiği deniz, eve dönüş, beraberliğin uzatılmış son dakikaları ve sönen umutların ardından alışık olduğu yalnızlığa gömülüş, bütün bunlar olurken birçok konudaki düşüncelerini olduğu gibi ortaya koyan monologlar ve en sonunda kaçınılmaz son...

Kitap başından sonuna kadar son derece yavaş ve durağan ilerliyor. Bu yüzden okurken, özellikle son 40-50 sayfasına gelene kadar, oldukça bunaldım. Son kısımları ilk kısımlara göre daha akıcıydı. Ancak anlatım yönünden son derece ince ve edebi bir anlatıma sahip olduğunu da eklemem gerek. Yine de, her ne kadar ince, hoş ve nazik bir anlatıma sahip olsa da bu kadar durağan kitaplar benim tarzım olmadığı için çok zevk alarak okuduğumu ya da başkalarına tavsiye edebileceğimi söyleyemem. Ama okuduğum için kesinlikle pişman değilim. Yalnızlık, özlem, dışlanma, umursamazlık gibi birçok duygu başarılı bir şekilde işlenmiş; özellikle eşcinsellerin toplumdaki konumlarını daha iyi kavramama yardımcı olduğu için kitabın bana kattığı birtakım şeyler var.
142 syf.
·5/10
Bir eşcinselin sevgilisini kaybettikten sonra yaşadığı yalnızlık ve özleminin yanında içinde bulunduğu toplumun önyargıları nedeniyle oynamak zorunda kaldığı roller ve bazen oynadığı rolün etkisinden farkında olmadan çıkıp yaptığı tespitler de dikkat çekmektedir.Aslında içerisinde bulunduğumuz yaşam şartları gereği bizim de yaptığımız rollerin farkına varmamızı sağlayan bir kitap diyebilirim .
Ben okuman gereken bir kitap gibiyim. Kitap sana kendi kendisini okuyamaz ki. Kitap içinde ne yazılı olduğunu bile bilmez. Ben de bilmiyorum. Sen öğrenebilirsin benim içimde ne yazılı olduğunu. Sen yapabilirsin bunu. Ama lütfetmiyorsun.
- İyi bir sığınağımız olduğu duyulursa bir şey olduğu taktirde herkes içeri girmeye çalışacaktır. Ruslar füze saldırısına başladığında duygusallığa yer olmayacak.
+ Duygusallığa yer olmayacak bir dünya olacaksa, zaten öyle bir dünyada yaşamak istemem.
Hepimiz, bir şeyleri yeterince uzun bir süre görmezden gelmeyi başarırsak, o şeylerin ortadan kalkıvereceğine inandırmaya çalışıyoruz kendimizi...
Böylesine çeşit çeşit yaratık nasıl oluyor da bir arada varolabiliyorlar? Çünkü var olmak zorundalar.
Christopher Isherwood
Sayfa 129 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tek Başına Bir Adam
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799753425437
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Single Man
Çeviri:
Fatih Özgüven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Tek Başına Bir Adam
Tek Başına Bir Adam
George, Kaliforniya'da bir üniversitede ders veren elli yaşlarında, İngiliz asıllı bir profesördür. Yaşamını paylaşan arkadaşı Jim'i bir araba kazası sonucu kaybetmiştir. Ama yaşamayı sürdürmek zorundadır. Komşu evlerin çocuklarına kızarak; Aldous Huxley hakkında ders vererek; tenis kortundaki sarışın delikanlının görüntüsünü zihnine yerleştirerek; öteki öğretim üyeleriyle çene çalarak; kocası tarafından terkedilmiş bir kadın arkadaşıyla kafa çekerek... Öğrencilerine yaşı ve İngilizliği, toplumun geri kalanına ise eşcinselliği nedeniyle yabancılaşmıştır. Ama Christopher Isherwood'a göre insanoğlu, sevdiklerini kaybetmenin, yalnızlığın, yabancılığın üstesinden gelmeyi de başarabilecek güçtedir. Başarmalıdır... Ülkemizde Kabare filmine kaynaklık eden öyküleri dolayısıyla tanıdığımız Isherwood'un Türkçe'deki ilk romanı.

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • Novella Buendia
  • Fırat Koç
  • Ersin Kara
  • Eda Gülberk
  • Özlem Aykut
  • Sıla
  • Sami Basmacı
  • Utku Hazar Kendir
  • Belçim Kalender
  • LouSalome

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.5 (2)
9
%0
8
%14.3 (3)
7
%23.8 (5)
6
%4.8 (1)
5
%14.3 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0