Tek Kelimelik Sözlük

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.957
Gösterim
Adı:
Tek Kelimelik Sözlük
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
175
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054056293
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule
Baskılar:
Tek Kelimelik Sözlük
Tek Kelimelik Sözlük
Tek Kelimelik Sözlük
-Bir sözlüğe ihtiyacım var

-Kaç kelimelik olsun

-Tek.

Çocukluğumuza mı ihtiyacımız var? Yıllarımızı onunla geçirmiş olsak da bir sabah oyuncaklarını toplayıp gitmesine ve dönmeyeceğini bildiğimiz halde hayat boyu onu özlemememize göz yummasına mı? Hayır, biz çocukluğumuz olmadan da yaşarız.

Işığa mı ihtiyacımız var? Aydınlığa tutkun ruhumuza karanlığın hiç gelmeyeceğini düşündürecek kadar aldatıcı olmasına mı? Hayır, biz ışıksız da yaşarız.

Bir uçurtmaya mı ihtiyacımız var? Bulutları sobeleyecek kadar yükselsek, cesaretimiz herkesi imrendirse de bizi incecik bir ipin hep bir yere bağladığına ve kurtuluşumuzun olmadığına mı? Hayır, biz uçurtma uçurmadan da yaşarız.

Güzelliğe mi ihtiyacımız var? İlginin geldiği hiçbir adresi sorgulamadan, geçen yıllarla bizden bıkmayıp hep yanımızda kalmasına mı? Hayır, biz güzel olmasak da yaşarız.

Aşka mı ihtiyacımız var? Bizi bir sarkaç gibi mutluluğun ve çaresizliğin arasında götürüp getirmesine ve hiçbir tarafta karar kılmamasına mı? Hayır, biz aşksız da yaşarız.

Hayallere mi ihtiyacımız var? Bize bugün kendi kurduğumuz krallıkların tacını giydirirken, yarın bir efsanevî bir kahramana dönüştürmesine mi? Hayır, biz hayal kurmadan da yaşarız.

Bir kelimeye mi ihtiyacımız var? Bütün sırları kulağımıza fısıldayacak, korkularımızın iskambilden evlerini bir işaretiyle dağıtacak bir kelimeye mi? Hayır, biz o kelime olmadan yaşayamayız. Bizim sadece tek bir kelimeye ihtiyacımız var.



A.Ali Ural “Tek Kelimelik Sözlük”’ünde onlarca kelimenin pencerelerini açarken hep aynı kapının önünde duruyor. “Tek Kelimelik Sözlük” te her kelime bir deneme, her kelime bir şehir, her kelime bir şehrâyin… Bütün kelimelerde tek bir kelimenin kudreti kutlanıyor.
Ali Ural,tasavvufi düşünceyi çok iyi ele alan ve denemelerinde önemli yerlere vurgu yapan çok değerli bir yazardır.Kitaplarını okurken insan bazı cümlelerini tekrar tekrar okuyor ve kendisini kendiyle yüzleşirken buluyor çok akıcı ve baş ucu kitabıdır.
Seviyorum Ali Ural okumayı .İçin de çıkarılabilecek bolca ders var .Okurken öyle çok işaretleyip not almışım ki ,kitap karalama derfterine döndü .

Okunası bir eser .
İnceleme yazmak gerçekten zor.
Böyle kelimelerin dökülmesi lazım kitaptan sonra.
Bu da her kitapta olmuyor.
Ama bu sözlükte oldu işte :)

Klasik başlarsak yazarın okuduğum ilk kitabı. Posta Kutusundaki Mızıka ile duydum adını ama ilk bu kitabıyla başladım. Memnun da kaldım şükür ki.

50 tane denemeden oluşuyor kitap ve her denemenin size katacakları olduğunu düşünüyorum.
Bir kaç denemenin adını örnek vermek gerekirse:
Adalet
Alışkanlık
Aşk
Cömertlik
Gıybet
Hüzün
Kibir
Korku
Para
Sabır
Susmak
Şüphe
Tövbe
Uyku
Yalnızlık

Daha var işte :) Güzel güzel kısa kısa değinmiş hepsine kendi kalemiyle ve inanın bana göre iyi değinmiş. Ha bir iki tanesi okurken sıktı ama neyse ki kısa hepsi bunu da söylemiş olayım :)

Değindiği konular önemli konular insanın anlamadığı, anlayamadığı, göremediği, duyamadığı, hissedemediği konular ve bizim daha iyi anlayabilmek, görebilmek, duyabilmek ve hissedebilmek için okumamız daha çok okumamız gerek...

Bunun için okuyabileceğimiz kitaplardan...

İyi okumalar.
Yine bir Ali Ural ve yine mest edecek bir kitap. Harika bir dil mükemmel bir uslüp hissiyat dolu ruh dinlendirecek bir kitap.
Yazarı Ali Ural olan her kitap okunmalı..
İthal kelimeler dayadılar önce bize.Kelime oyunlarıyla zihnimizi bulandırıp kavram karmaşası dediler adına,oysa şuur kaybıydı yaşadığımız.Ağzımıza hiçte yakışmayan kelimelerle konuşunca kimimiz “cool” oluyordu,kimimiz “entellektüel”...Münevverler antika,içi boş tenekeler moda olmuştu gari. Boş adamlar lakırdadıkça kelimelerin iç boşalıyor,derinliği azalıyordu.Kelimelerimiz yittikçe zihnimizden;bakan ama görmeyen gözlerimizle,duyan ama işitmeyen kulaklarımızla hiçbir şey şaşırtmıyor artık bizi,alıştık şaşmamaya...Hal böyle olunca bakışımız değişti,gülüşümüz...Kelimelerimiz yittikçe küçüldü cümlelerimiz;basit,kuru,yavan...”Büyüklerin sözleri,sözlerin büyüğüdür.” derler. Küçüldükçe sözlerimiz,küçüldük...”Ey Oğul!” diye seslenen adamlar kalmayınca,kapıların arkasına saklandı çocuklar...Asıl zenginliği unutup paraya ram olunca mahsur kaldık kendi heykelimizin içinde...Şimdi dilimizin bağını çözüp tüm kapıları açacak bir anahtara sözlerimizi büyütecek bir iksire ihtiyacımız var;tek bir kelimeye...
Bir an zihnimizdeki tüm kelimelerin silindiğini hayal edelim,kelimeler olmadan hayal etmek bile güç,hele ki içine düştüğümüz çaresizlik ve arayışı anlatmak imkansız...Sbbb...Sdbd...Sgbg....Ssbs...Çıkardığımız garip seslerin anlam kazanması için kelimelere ihtiyacımız var.Sonsuz varlığıyla sonsuz kelime hazinelerinin sahibinin tek bir kelimesi olmasaydı ; O’nun “ya” ve “sin “ harflerine bile anlam veremeyen biz ,bir kelime bile üretemezdik.O’nun herşeye anlam katan “Ol!(Kün)” kelimesi olmasaydı nereden bilirdik,kelimelerin gücünü.Ne bilirdik;şiiri,şarkıyı,aşkı,meşki ...O yüzden tüm kelimelerin kökü “Ol! (Kün)” dur;bütün kelimeler ve anlamlar O’nun bir Ol’undan türemiştir.
Ol!
İnsan ol!
Adam ol!
Dürüst ol!
Adil ol!
Cömert ol!
Sabırlı ol!
Ölçülü ol!
Bir kelime olmasaydı,hiçbir kelime olmayacaktı.Bir kelimeyi anlayabilsek,bütün kelimeleri anlayabilecektik.Bir kelimeye ihtiyacımız var!
“Ol! (Kün!)”
O tek bir kelime unutulunca tüm kelimeler anlamını kaybediyor.

Sayfalar boyu dolu dizgin koşup kitabın sonunda soluk soluğa dinlenirken Oscar Wilde düştü aklıma,diyor ki :”Hiç yorulmadan okunan bir kitap,hiç yorulmadan yazılmış olmalı”...Ali Ural çok yorulmuş olmalı;bilmediğim yerlerde bilmediğim adamların peşinde beni gezdirirken...Beraber kah adaleti aradık,kah aşkı,kah sevgiyi...Ama en çok O’nu,o tek bir kelimeyi...Bu sayede tanıdım adalet timsali Nuşirevan’ı,cömertlik timsali Hatem’i ve daha nicesini... Teşekkürler Ali Ural...
Ali Ural seviyorum.Okumaya devam edeceğim yazarlardan.
Yine çok güzel bir Ali Ural eseri okudum... Bu okuduğum sanıyorum dört ya da beşinci kitabı olmalı. Kitap hayatta yaşadığımız bazı kavramların 3 sayfalık deneme yazılarından oluşuyor. Ben her sayfayı ayrı ayrı beğendim desem mübalağa etmiş olmam. Hele en cok ve sanıyorum hiç unutamayacağım ve üzerimde etki eden bölüm "kibir"di... Velhasıl cok guzel bir Ali Ural eseri daha okuyup, sonlandırdım. Kitabı bir aydan fazla sürede okumusum fakat çalıştığım işler, günlük rutin işler, gerek ev gerek dışardaki işlerden bu kadar uzun sürdü. Hızlı okuma yapan biri için üç oturuşta okunacak bir kitap fakat bence bu kitaba böyle hızlı okuma yapmayın. Kitap elde uzun süre durmayı hak ediyor. Benim öyle başucu kitabım yoktur hiç, lâkin bunu sanıyorum ki masamdan hiç kaldırmayacagım ya da hep aklımda olacak...
A. Ali Ural'dan yine harika bir deneme kitabı.. Yazar bu kez çıkış noktası olarak kelimeleri almış kendine. Seçtiği kelimeden yola çıkarak konuşturmuş kalemini. Kelimeleri, kalemin diliyle harika bir armoniye dönüştürmüş. Kelimelerin dünyasına yazarın gözünden bakmak isterseniz bu kitaba göz atın derim, keyifli okumalar.
Kelimeler içerdiği anlamları çağrıştırmadığında boş bir dağarcıktan farksız .Her kelimenin hikayesi var .Kelimeler bize bir şeyleri onları anlamlandırmadan yaşayamayacağımızı fısıldamakta . Bizler yaşadıkça kelimeler yaşayacak .Olaylara bakış açımızı kelimelerle tarif ederken onları hakkettiği kıymeti vermemek karşısında solmuş bir çiçek gibi günden güne anlamsızlaşacak .Kelimeler susuz kalamaz .Onlar sizin yaşamınızda yaptırım olacak olmalı...
"Allahu Ekber!" Eğiliyor Huzeyfe b. Yeman O'nun önünde. Cemaat izliyor. Beraberce secdeye gidiyorlar. Yani toprağa, yani asıllarına. Fakat birşey oluyor. Bir huzursuzluk duyuyor İmam Huzeyfe . Biter bitmez namaz dönüyor cemaate. "Ben bir daha İmamlık yapmam!"diyor. Cemaat şaşkınlık içinde . "Çünkü namaz kıldırırken aklımdan'Bu cemaatte benden liyakatlısi yok' diye geçirdim. Kibir işaretidir bu! Ah Huzeyfe! "Allah Rasulü (s.a.v), kıyamete kadar olacak şeyleri bana bir bir haber verdi, "diyen Rasulullah'ın sırdaşı. İşareti görür görmez sorguluyor kendini . Çünkü hatırlıyor. Bir gün nebi yaklaşan bir adama bakıp "Yüzünde şeytani bir leke görüyorum"demiş, yanina geldiğinde sormuştu ona : "Allah için sana soruyorum. Halk içinde senden daha üstün birinin olmadığını mi düşünüyordu nefsin." Sorunun içindeydi cevap. Adam şaşkınlıkla, "Evet ey Allah'ın Elçisi!"demişti. Ah işaretler! Afetten korumaya çalışıyordu Elçi. Felaket kendini beğenmeyle başlıyordu zira..
Okurken his uyandıran cümleleri engin mimariyle inşa etmiş yazar.Okuyunca mutlu olabilirsiniz cümleler içinizde yer ediyor.Öğreneceksinizde ve öğrenirken sizi sıkmayacaktır kanımca.Moda mod bir bilgi yüklemesi olmayan cümlelerin içine yedirilmiş bilgi var kitapta.
Merhaba Değerli Kitap Dostları

Yepyeni bir kitap yorumuyla tekrardan sizlerleyim. 


#aliural #tekkelimeliksözlük #kitapyorumu

 


Bir sözlüğe ihtiyacım var 


-Kaç kelimelik olsun


-Tek. 


Çocukluğumuza mı ihtiyacımız var? Yıllarımızı onunla geçirmiş olsak da bir sabah oyuncaklarını toplayıp gitmesine ve dönmeyeceğini bildiğimiz halde hayat boyu onu özlemememize göz yummasına mı? Hayır, biz çocukluğumuz olmadan da yaşarız.


Işığa mı ihtiyacımız var? Aydınlığa tutkun ruhumuza karanlığın hiç gelmeyeceğini düşündürecek kadar aldatıcı olmasına mı? Hayır, biz ışıksız da yaşarız.


Bir uçurtmaya mı ihtiyacımız var? Bulutları sobeleyecek kadar yükselsek, cesaretimiz herkesi imrendirse de bizi incecik bir ipin hep bir yere bağladığına ve kurtuluşumuzun olmadığına mı? Hayır, biz uçurtma uçurmadan da yaşarız.


Güzelliğe mi ihtiyacımız var? İlginin geldiği hiçbir adresi sorgulamadan, geçen yıllarla bizden bıkmayıp hep yanımızda kalmasına mı? Hayır, biz güzel olmasak da yaşarız.


Aşka mı ihtiyacımız var? Bizi bir sarkaç gibi mutluluğun ve çaresizliğin arasında götürüp getirmesine ve hiçbir tarafta karar kılmamasına mı? Hayır, biz aşksız da yaşarız.


Hayallere mi ihtiyacımız var? Bize bugün kendi kurduğumuz krallıkların tacını giydirirken, yarın bir efsanevî bir kahramana dönüştürmesine mi? Hayır, biz hayal kurmadan da yaşarız.


Bir kelimeye mi ihtiyacımız var? Bütün sırları kulağımıza fısıldayacak, korkularımızın iskambilden evlerini bir işaretiyle dağıtacak bir kelimeye mi? Hayır, biz o kelime olmadan yaşayamayız. Bizim sadece tek bir kelimeye ihtiyacımız var.



Ali Ural'dan çok güzel bir deneme derlemesiyle karşı karşıyayız. Hayattan alıntılar yaparak bolca dersler veren, kendinizi sorgulayacağınız, hayatınıza anlam katacak kısa kısa denemelerden oluşuyor kitap. Ali Ural'ı okuyan bilir. Okumayanlar lütfen tanışın. Ben eminim ki Ali Ural'ı bir kez okuyan bir kitabıyla sınırlı kalmaz. Fırsatını bulursa diğer kitaplarını mutlaka okur. Kelimelerle adeta dans eden amacı okutmak değil bizlere yaşatmak olan edebiyatımızın değerli ismi Ali Ural'ın bu kitabını okumanızı öneriyorum. Tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın. Huzurlu okumalar 🤗

Alt kısımda çok güzel alıntılar var. Alt kısıma bir göz atın bence (:






Kapının arkasında olduğunu biliyorum. Sessizliğinden biliyorum ve tıkırtılarından. Küçük bedenini saklayıp büyük gözlerini aralıktan kara bir uçurtma gibi salmandan biliyorum bunu. Elinle kapatsan da ağzını, parmak aralarından dökülen kıkırtılarından. Nefes alıp verişini dinlemek heyecanlandırıyor beni; Merih'ten bana ne, yeryüzünde hâlâ hayat var! Fakat neyi bekliyorsun bu hayatı taşımak için misafir odasına. Bak konuklar buruşturdukları kâğıtları avuçlarında tutarak bekliyorlar seni, büyük bir alışveriş için. Ne akıllısın sen, kapının arkasında bekleyerek, bayramın fiyatını yükseltiyorsun.


Kapının arkasında olduğunu biliyorum. Menteşelerin arasından sızan ışıktan. Küçük bedenini saklayıp büyük gölgeni duvara bir sır tablosu olarak asmandan biliyorum bunu. Hem saklanıyor, hem yerini işaret ediyorsun. Korkarım, büyüsen de vazgeçmeyeceksin bu huyundan. Hadi çek gölgeni, biraz da kıvılcımlarınla oyala bizi. Kapıyı ileri geri hareket ettirerek ışığı dalgalandır. Varlığından haberdar olduğumuz, fakat göremediğimiz her sey gibi karıştır ruhumuzu. Tam yakalayacakken minik elini, bulutların arasına gir ve benzer bir bulutu aslana. Başka bir bulutu kediye benzet. Bir başkasını ata. "Neye benziyorum?" diye sorayım mı çocuk, sıra bende, "İnsana benziyorsun!"





Her şey vardı ve hiçbir şeyin adı yoktu. Kelimelerini arıyordu kâinat; sesini. Dalgaların, rüzgârın, yağmurun, ağaçların ve kuşların sesinden başka bir ses. Bir ses ağaca "ağaç" demeli, rüzgâra "rüzgâr" dalgaya "dalga." Ağaç duyunca ismini hışırdamalı tepeden tırnağa. Dalga işitince adını, "Buradayım!" demeli köpükler saçarak. Rüzgâr karşılaşınca adıyla selam vermeli eğilerek yerlere kadar. Fakat yükselme zamanı. Yeryüzünün gelmiş geçmiş bütün yazarlarını toplamalı o ahraz dağda: Bir edebiyat zirvesi. Kim daha iyi tasvir edecek bulutları, kayaları, sisi? Kimin kelimeleri yan yana gelip sallar yapacak sımsıkı bağlanmış iri dallar gibi birbirine. Dil kıyısına çıkaracak, konuşmayı unutmuş kazazedeleri. İşte geldi vakit. Akrep kuyruğunu indirdi, indi tokmak, çınladı evren. Kalemler dağıtıldı, kâğıtlar yerini aldı ahşap zeminde. Adların henüz koyulmadığı o tuhaf günde, lacivert ve yeşil dalgalar birbirine karıştı; deniz ve orman. Üzerlerinde derinliğini hiç kimsenin ölçemediği sema;  buluttan elleriyle bastırdı ruhlara. Dekor tamamlandığında sürüler halinde geçmeye başladı hayvanlar önlerinden. Önce akbabalar, yırtıcı bir akarsu simsiyah üstlerinde. Sonra koyunlar, o beyaz ırmak. Ve peşinden gitti gri bir nehir, kurt sürüleri. Bülbüller gelmeden önce yakalarına güller takarak, ateşler yakmalı alevleri kağıtlarını yalayan. Haydi betimleyin köpekbalıklarını! Yoksa çatlayacak akvaryumlar.
-Neyin Peşindesin?
-Gölgemin.
-O da senin peşinde!
-Ne istiyor benden?
-Secde etmeni!
-Secde mi!
-Evet bütün gölgeler secdede.
-Kimin sözü bu?
-Kur’an’ın.
-Ne diyor Kur’an?
-“Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin sağa sola vurarak,boyun eğip Allah’a secde ettiklerini görmüyorlar mı?” (Nahl,48)
-İnanmayanların gölgeleri de mi secde ediyor Allah’a?
-“Göklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez Allah’a secde ederler.Gölgeleri de sabah akşam(uzayıp kısalarak O’na secde etmektedirler.) ” (R’ad,15)
-Demek gölgeler çağırıyor bizi.Peşimizde olmaları bu yüzden.
-Evet gölgeler çağırıyor!
-Allahuekber!
Yaşamak kolay değil, aynaya baktığınızda katilinizi görüyorsanız.
Kimse sizi kendinizden iyi öldüremez..
"Benim gözüm senden başkası üzerinde eğlenip durmaz; mıknasın özellikleri diye anlatılanlar tam sana uyuyor./ Her nereye yönelirsen yönel ve hangi işi yaparsan yap, dilbilgisinde sıfatın nitelediği isme uyduğu gibi, gözlerim seni izler."
Halbuki ne kadar uzak insan insana!. Kimi zaman konuşarak inşa ediliyor köprü, kimi zaman susarak..
"Sakın adımı sevgilimin yanına götürmeyin! Çünkü onun bulunduğu yerde benim anılmam manasız olur."
Nûşirevan bir av yerinde kebap yaptırıyordu. Lâkin yoktu yanlarında tuz. Adamlarından birini yolladı yakın bir köye. Fakat defalarca uyardı; '' Tuzu para ile al ki bedava alma âdeti çıkmasın, harap olmasın köy!'' Adam, ''Ne olur hünkarım bir parça tuzdan!'' diyecek oldu ki kükredi Nûşirevan: '' Cihanda zulmün temeli ufacık bir şeydi. Ama her gelen onu büyüttü. Nihayet şimdiki duruma ulaştı!''
A. Ali Ural
Sayfa 17 - Şule Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tek Kelimelik Sözlük
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
175
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054056293
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule
Baskılar:
Tek Kelimelik Sözlük
Tek Kelimelik Sözlük
Tek Kelimelik Sözlük
-Bir sözlüğe ihtiyacım var

-Kaç kelimelik olsun

-Tek.

Çocukluğumuza mı ihtiyacımız var? Yıllarımızı onunla geçirmiş olsak da bir sabah oyuncaklarını toplayıp gitmesine ve dönmeyeceğini bildiğimiz halde hayat boyu onu özlemememize göz yummasına mı? Hayır, biz çocukluğumuz olmadan da yaşarız.

Işığa mı ihtiyacımız var? Aydınlığa tutkun ruhumuza karanlığın hiç gelmeyeceğini düşündürecek kadar aldatıcı olmasına mı? Hayır, biz ışıksız da yaşarız.

Bir uçurtmaya mı ihtiyacımız var? Bulutları sobeleyecek kadar yükselsek, cesaretimiz herkesi imrendirse de bizi incecik bir ipin hep bir yere bağladığına ve kurtuluşumuzun olmadığına mı? Hayır, biz uçurtma uçurmadan da yaşarız.

Güzelliğe mi ihtiyacımız var? İlginin geldiği hiçbir adresi sorgulamadan, geçen yıllarla bizden bıkmayıp hep yanımızda kalmasına mı? Hayır, biz güzel olmasak da yaşarız.

Aşka mı ihtiyacımız var? Bizi bir sarkaç gibi mutluluğun ve çaresizliğin arasında götürüp getirmesine ve hiçbir tarafta karar kılmamasına mı? Hayır, biz aşksız da yaşarız.

Hayallere mi ihtiyacımız var? Bize bugün kendi kurduğumuz krallıkların tacını giydirirken, yarın bir efsanevî bir kahramana dönüştürmesine mi? Hayır, biz hayal kurmadan da yaşarız.

Bir kelimeye mi ihtiyacımız var? Bütün sırları kulağımıza fısıldayacak, korkularımızın iskambilden evlerini bir işaretiyle dağıtacak bir kelimeye mi? Hayır, biz o kelime olmadan yaşayamayız. Bizim sadece tek bir kelimeye ihtiyacımız var.



A.Ali Ural “Tek Kelimelik Sözlük”’ünde onlarca kelimenin pencerelerini açarken hep aynı kapının önünde duruyor. “Tek Kelimelik Sözlük” te her kelime bir deneme, her kelime bir şehir, her kelime bir şehrâyin… Bütün kelimelerde tek bir kelimenin kudreti kutlanıyor.

Kitabı okuyanlar 204 okur

  • Tuğba Güngör
  • Olimbera
  • arafkokuluyagmur
  • Burcu
  • Denizzz
  • meçhul.
  • Ümmühan Çetin
  • Şeyda Dayıoğlu
  • Küp's
  • Sümokrates

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.9
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%29.1
25-34 Yaş
%34.5
35-44 Yaş
%16.4
45-54 Yaş
%3.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.8
Erkek
%18.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (27)
9
%14.8 (8)
8
%16.7 (9)
7
%3.7 (2)
6
%3.7 (2)
5
%1.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0