Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
7 Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054849413
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!”

Paul Lafargue, ne çalışmanın yadsınması ne de kendi içinde boş zamanın kutsanması olarak kaleme aldığı Tembellik Hakkı’nda, yaşamın bir tür kutsanmasını gerçekleştiriyor. Sadece “sermaye dinini” ifşa etmekle kalmıyor, teker teker bireylerin üzerinde karar kıldıkları bir toplumsal değer olarak çalışmaya dayalı tüm toplumsal sistemlerin geçersizliğini savunuyor. Aynı zamanda hem gülünç hem ciddi, hem esprili hem de derinlikli bir metin olarak 19. yy’ın klasikleri arasındaki yerini almış Tembellik Hakkı, sekiz saatlik iş günü ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit işe eşit ücret gibi taleplerin de sistematik bir biçimde ilk defa dile getirmiş olmasıyla önem kazanıyor.
112 syf.
·Puan vermedi
Tembel olmak bir lükstür. Tembellik keza bu lüksün adı konulmuş hâli. Fakir bir insan tembel olabilir mi? Ya da evine ekmek götürmeye didinen bir baba. Çocuklarını tek başına yetiştirmeye çalışan bir anne için tembellik nedir? İdealleri olan bir gencin dimağında tembelliğin karşılığı bomboştur. Düşünen bir insanın ve bunu arzulayan kişi için tembellik bir kavramdan öte bir şey değildir.
76 syf.
·9 günde·Puan vermedi
76 sayfa göründüğüne bakmayın. Üzerine düşünülmesi gereken bir eser. Zaman 1700ler,1800ler;Fransız Devrimi'nin yaşandığı, Sanayi Devrimi'nin yaşandığı yıllar.Tüm bu gelişmelere rağmen işçiler 12 saat ve üzeri çalıştırılmakta. Lafargue, aslında çalışma saatlerinin fazlalığından ötürü 'tembellik hakkı'na vurgu yapıyor. "Makine, insanlığın kurtarıcısı, insanlara boş zaman ve özgürlük verecek olan Tanrı'dır",diyor.
112 syf.
·Beğendi·10/10
Marx'ın damadının selamlarıyla.. Kapitalist kodamanların yüce kavramlar ve eylemler olarak öne sürdüğü emek, iş, çalışma gibi eylem gerektiren ama para getirmeyen, tam tersine emeği sömürenin zengin olduğu düzen anlayışına mükemmel bir eleştiri kitabı. Çalışmanın aslında ne olduğu, kimin işine geldiği, kime eziyet ettiği, neden bu sürecin hala devam ettiği, proleterlerin bu işkence mekanizmasındaki yeri, çalışma kaldırılırsa ne gibi sorunlar doğacağı ve bu sorunların nasıl çözüleceği gibi başlıklara değinilmiş. Kendine yabancılaşacak kadar çalışmanın ne kadar gereksiz, yorucu, üstelik karşılıksız olduğunu, artı ürünlerin ihtiyaç duyulduğundan çok daha fazlaca üretildiğini ve fazlalıkların dahi üretenler tarafından kullanılamadığı gerçeğini anlatıyor. Kakao toplayıcısı çocukların hayatında hiç çikolata yememiş olması gibi bir şey.. Bu örnek kitaptan değil, bir öğretmen örneği. Kitapta çok daha başkaları var.. "Her devrim kendi çocuğunu yer" mantığından dolayı Dünya'nın işleyişinin düzelişine dair umudunu kaybetmiş biriyken yeniden toparlanmaya başladım diyebilirim, tabı ki bu kitap sayesinde. Emek sömürüsü olduğu sürece hiçbir devrim istenilen, arzu edilen, vaat edilen sonucu veremez. Para ve değeri toplumdaki sınıfları kendiliğinden tekrar oluşturur ve iktidarda olanlar "yeniden" kendilerini üstün görmeye başlar. Sonuç olarak gerçekleşen tek şey altın kaplamalı koltuklarda oturan kişiler olur.. Ama Paul'ün dediği gibi çalışma, iş, emek kavramı ortadan kaldırılırsa, herkes kendi ihtiyacı ve zevki kadar çalışırsa, Bob'ın eklediği şekilde oyun düzenine geçilirse ve kuralına göre oynanırsa.. belki bu sefer çocuğu kurtarabiliriz. Bir kitabın, üstelik tembelliği anlatan bir kitabın bana bunca derin düşünce ve filizlenen umutlar vereceğini tahmin edemezdim.. Yeter, dinlenelim artık!
80 syf.
·Beğendi·8/10
Marksist düşünür Paul Lafargue tarafından yazılan bu deneme Aşırı çalışma karşısında işçi sınıfının sefaletini dile getiriyor.Aynı zamanda işçinin emeğini sömüren din adamları ve burjuvalarla işbirliği yapan kapitalizmin de güçlü bir eleştirisini yapıyor. Lafargue Çalışmanın insan doğasını körelttiğini ve insanın doğuştan içinde barındırdığı kültür ve sanat yönünü ciddi manada körelttiğini dile getiriyor.Tezini antik yunan ve Roma’dan işçi sınıfının yaşantısını anlatarak savunurken çalışmanın gereksizliğinden her hecede yakınıyor.Yazarın tezini desteklerken antik dönemdeki kölelik sınıfının zoraki olmasından yakınmıyorken Günümüz işçi sınıfının çalışma saatlerinden ve sömürülmesinden yakınması başlı başına bir tezat oluşturuyor.
109 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Karl Marx’ın damadı Paul Lafargue’den kapitalizm eleştirisi...

Kitap kapitalizmi sert bir şekilde eleştiriyor. Tembellik Hakkı denirken de yatmak değil “işçinin dinlenme” hakkı kastedilmekte. Kitapta anlatılanlara bakıldığında çalışma saatlerinin son derece acımasız boyutlara ulaştığından bahsedilmekte. İnsan haklarını (!) ilan eden Fransa’da 16 saate kadar, diğer yerlerde 12-14 saat arası değişebilmekte. Bunların içinde çocuklar, kadınlar da dahil. Kitap yer yer sayısal verilere yer vererek eleştirisini güçlendiriyor. Esiri olduğumuzu ve kapitalizme boyun eğdiğimizden yakınıyor bir nevi.

Son olarak da Paul Lafargue eşini de ikna ederek 70 yaşında birlikte intihar etmişlerdir.
Bıraktığı notta şöyle yazmıştı:
“Varoluşun zevklerini ve hazlarını birer birer elimden alacak ve de beni akli ve fiziki güçlerimden yoksunlaştıracak acımasız yaşlılığın yaşamsal enerjimi felce uğratmasından, böylece bizzat kendim ve diğerleri için bir yük yaratmasından önce, bedenen ve aklen sağlıklı olarak yaşamıma son veriyorum. Yıllardır kendi kendime yetmiş yaşımı aşmama sözü vermiş, böylece yaşamdan ayrılmamın yolunu tespit etmiş ve bu kararımı gerçekleştirme biçimini yani deri altına yapılacak bir siyanür şırıngasını da hazırlamıştım. Kırk beş yıldır kendimi adadığım davanın yakın bir gelecekte zafere ulaşacağına dair kesin bir inançla ölüyorum. Yaşasın komünizm! Yaşasın Uluslararası Sosyalizm!”
112 syf.
·Puan vermedi
Yazar kısa ama etkili bir eserle Tembellik Hakkı'nın ne olduğunu anlatmaya çalışmış. Tembelliğin hiç bir şey yapmamak anlamına gelmediğini bir çeşit Mandıra Filozofu kıvamında açıklamış. Tarihten belgeler ve örneklerle bir çeşit rehber de diyebiliriz. Bu alana ilgi duyanlar için kaçmayacağını düşündüğüm güzel bir eser.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Dünya proleterleri... Yeter, dinlenin artık!
Güzel bir bitiriş olmuş. Tam olarak kitabın özeti mahiyetinde. Tembelliğin insanın doğasında yer aldığını, bir aylaklık hali olmadığını, günde 3 saat çalışarak da yaşanabileceğini hatta daha rahat yaşanabileceğini söylüyor Lafargue. Üzerine çokça düşünülmesi, tartışılması gereken bir konu. Kapitalizm ve kapitalizmi sürekli canlı tutan iş ve işçi sınıfı. Kafa açan kitaplardan...
Yazarın Karl Marx'ın damadı olması da dikkat çeken bir ayrıntıydı.
85 syf.
·1 günde·Beğendi·5/10
Paul Lafargue eserinde isminin tam zıddı anlamında, çalışma saatlerinin, insana kendini ''dönüştürecek' yaşamdan haz alacak hiç zaman ve enerji kalmadığını, sanayi devrimi ile kadın ve çocukların fabrikalarda kapitalist düzen ile emeklerinin sömürüldüğünü, filozoflardan ve tarihin belli zamanlarından örnekler vererek fazla çalışmanın insanlar üzerindeki etkilerini sosyolojik bakış acısıyla tanımlar.
112 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sosyalist liberal ya da kapitalist her insanın okuması gereken bir kitap. Iş sağlığı güvenliği kolundaki her kuruma ve çalışanına tavsiye ederim. Marx'ın damadı olması dışında renkli bir hayata ve bilgi birikimine sahip olan Paul bilinen tarihin üstündeki külleri dağıttığı gibi yeni bir bakış açısı ve öneri de sunabiliyor. Kitaba gelince Black'in denemesi ve ön sözle güncel ve zengin hale gelmiş. Çeviride kulhü ve elhamın geçmesi de şaşırtıcı, çeviri yapan arkadaşın her şeyi kültürümüze uyarlama çabası olarak değerlendiriyorum.
52 syf.
·10/10
Kendi döneminde yaşayıp, zamansız bir kitap yazabilen ,her dönemin yazarlarını hep severim. Lafargue onlardan biri. Dönemindeki çalışma şartlarını, çocuk ve kadın işçilerin durumunu ve 17 saate varan çalışma saatini eleştiriyor Lafargue. Küçük burjuvanın ve siyaset insanlarının işçi sınıfını büsbütün köleleştirmeyi amaçladığını ve bu durumun işçilerin çalışmayı kutsaması sebebiyle gitgide daha kötü bir hal aldığını söylüyor. Lafargue en büyük öfkeyi bu çalışma şartlarına karşı direnmeyip, taşkın ve gönüllü çalışıp ayrıca bunu karılarına ve çocuklarına da dayatan işçilere yöneltiyor yani. Çok severek okuduğum bir kitap oldu. Say yayınlarnın kitaplarını bir incelemenizi de tavsiye ediyorum.
94 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Lafargue'un 19. yüzyılın sonlarında yaptığı kapitalizm eleştirilerini ve günümüzde hala geçerliliğini koruyan çalışma hakkının olumsuz yanları hem şaşkınlıkla hem de merakla okudum. Yazarın yaptığı tespitler ve öngörüler bana göre aradan geçen aşağı yukarı 150 yılda neredeyse tamamen doğru. Bu da dünyamızın düzelme yönünde ilerlemediğini bana bir kez daha hatırlattı. Kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum, size farklı bir bakış açısı sunacaktır.
Ürünlerinin nitelikleri dolayisiyla insanligin ilk dönemlerine nasil Taş Çağı, Tunç Çağı deniyorsa, bizim çagimiza da Kalpazanlar Çağı denecektir.
Çağımız ,çalışma yüzyılıdır, diyorlar; aslında acının, yoksulluğun, kokuşmuşluğun yüzyılıdır.
Yalnız köleler çalışabilirdi.Özgür insan ,bedensel devinim ler ve zeka oyunlarından başka bir şey bilmezdi.
İnsan midesine kramp girer, makineler üretimi artırırken, ekonomistler de bize Malthuşsan teorisini, perhiz yapma dinini ve çalışma dogmasını anlatıyorlar. Aslında o dilleri koparıp köpeklere atmak çok daha iyi olur.
Kör, aksi ve öldürücü çalışma tutkusu, özgürlük makinesini, özgür insanların köle yapılması için kullanılacak bir makineye çeviriyor.
Yani, sosyal zenginliği ve bireysel yoksulluğunuzu artırmak için çalışın emekçiler; daha yoksul olmak için durmadan çalışın. Çalışmak ve sefil olmak için daha çok nedeniniz olabilir. Kapitalist üretimin acımasız, amansız kanunu böyledir.
Devrimize çalışma yüzyılı dendi. Ama aslında bu bir acılar, kederler ve çürüme yüzyılıydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
7 Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054849413
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!”

Paul Lafargue, ne çalışmanın yadsınması ne de kendi içinde boş zamanın kutsanması olarak kaleme aldığı Tembellik Hakkı’nda, yaşamın bir tür kutsanmasını gerçekleştiriyor. Sadece “sermaye dinini” ifşa etmekle kalmıyor, teker teker bireylerin üzerinde karar kıldıkları bir toplumsal değer olarak çalışmaya dayalı tüm toplumsal sistemlerin geçersizliğini savunuyor. Aynı zamanda hem gülünç hem ciddi, hem esprili hem de derinlikli bir metin olarak 19. yy’ın klasikleri arasındaki yerini almış Tembellik Hakkı, sekiz saatlik iş günü ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit işe eşit ücret gibi taleplerin de sistematik bir biçimde ilk defa dile getirmiş olmasıyla önem kazanıyor.

Kitabı okuyanlar 1.032 okur

  • HÜSEYİN KAHRAMAN
  • ANY
  • Rıza Uludoğan
  • Büşra Öztürk
  • Sibel Per
  • Esra Yılmaz
  • Yavuz Yıldırım
  • Karaca
  • İmge
  • Merve Uzunoğlu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları