Teneke Trampet (3 Cilt Takım)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,7bin
Gösterim
Adı:
Teneke Trampet
Alt başlık:
3 Cilt Takım
Baskı tarihi:
1973
Sayfa sayısı:
906
Format:
Ciltli
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınları
Baskılar:
Teneke Trampet
Teneke Trampet
Teneke Trampet
Teneke Trampet
727 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
57. Kurban ses ver dedim kendime
. .
Neden 56 kurbandan sadece bir kısa inceleme var ? Okudukça"söylüyorum ki "Teneke Trampet" e inceleme yazılamaz. .

#SPOİLER ..

Ne söylesek eksik kalacak "bu cepte dursun "
Kitabı sevmedim..
ama sevmiş de olabilirim,algı seviyemi yerden yere vurduğunu kabul ediyorum itiraf ediyorum ki uzun zamandır okuduğum anlamak için bütün çakralarımı zorlayan tek kitap "Teneke Trampet"_ "körleşmeden " bir üst rafa kaldırdım okuduğum "düğümleri"
Çok enteresandır ki kitabı elimden bırakmadım araya hikaye koymadım ve üç gün üstünde kafa patlattım. .yani okumamak yada yarım bırakmak gibi bir his hiç olmadı .. çok sevimsiz bulduğum bölümlerde bile asıl katmanın altında ne var ? merakı beni okuyucu olarak "diri"tuttu ..

Önce dilinden bahsetmek istiyorum bir iki bölüm geçtikten sonra Marquez in Alman versiyonuna dönüşmeye başladı ellerimde .. gerçek bir "büyülü gerçeklik " ve çok sesli anlatıcı orkestrası var ..
Kitap bittiğinde ise "Pitoresk" bir devrim lambası yanıyordu beynimde hatta beynim de lambayla birlikte yanıyordu az daha ...

Tamamen gizli ve sembolik ama bir alt katman otobiyografik bir kitap "Teneke Trampet " okuduğum üçüncü Günter Grass kitabı .. Eğer okuduğunuz yazarı tanımıyorsanız bazı kitaplar sizi "yutar" Teneke Trampet " tam bu kategoride bir kitap sizi çiğ çiğ yer kemiginizi sıyırır atar ..

Grass ın kitap sonundaki artık "sanrı" fırtınasından ben bile kendimi kurtaramadım herşey bir birine girdi ve zor kaçtım ...

Danzing hakkında ne biliyorsunuz mesela ? kendinizi yoklayın ikinci dünya savaşı hakkında bir kitap okurken alt yapıda bir şeyler olmalı ki zemini oturtun gerçi bu kitapta zemin çok oynak zor dengede duruyorsunuz ...

23 Ağustos 1939 da Almanya ve Rusya birbirlerine"saldırmama" anlaşması imzaladıktan sonra

1 Eylül 1939 sabahında savaş ilanı bile yapmak ihriyaci duymadan sevgili Hitler Çekoslovakya sınırından Polonya ya önce hava yollu bombalar daha ilerleyen saatlerde de panzerleri ile giris yapti .
Burada bir üniforma dalaveresi vardır
Nazi subayları Leh uniformlari giyerek bir radyo evini basar .. onu da başka zaman anlatırım :)

Kitapta bu mevcut ..
bir postahanede sıkışan karakterimiz yaşanan bu sıcak saatleri kendi gözünden bize yansıtıyor .. Günter Grass ın doğum yeridir ayrıca Danzing ..bağlantılar yavaş yavaş ortaya dökülüyor ..

Ana karakter Oskar büyümeyi reddeden bir çocuk olarak karşımıza trampetiyle dikiliyor ve bana göre en sevimsiz kitap karakterlerinden biri .. konuyu dağıtmadan tarihsel süreç şöyle devam eder ..
3 Eylül Ingiltere ..
4 Eylül Fransa Almanya ya savaş ilan eder ..
17 Eylülde Ruslar diğer taraftan Polonya ya girer .. Hitler ikinci dünya savaşını başlatmak için Polonya askerinin ateş açtığı "yalanı" üzerinden ilerler ve "ateşe ateşle"karşılık verilecektir bahanesini kullanarak altı milyon insan kaybına yolaçacak asfaltı döşer hem de bol mayınlı .. artık geri dönüş "yok !"
36 gün içinde Almanlar Ve Sovyetler Polonya yı paylaşır .. birlikte şampanya kadehleri tokuşturup " darısı ıngiltere ve fransa'nın başına" diyerek sırıttıklarını ..
bilmem ..
biliyormusunuz...


Kitap 1913 yılından 1950 lere kadar merdivenden düşerek büyümesi hem fiziksel hem zihinsel duran Oskar karekterinden bize yansır bir nevi "peter pan " sendromu tasviri aslında ..
(Daha sonra kafasının arkasına yediği taşla tekrar büyümeye karar verecektir )
asla vazgeçemediği Trampet Günter Grass 'ın bir dönem caz bateristi olarak çalıştığı düşünülünce anlam buluyor ayrıca mezar taşı imalatçılıģi yaptığı dönem de ilerleyen bölümlere dahil edilmiş ve karaborsa satıcılık hepsi kitapta mevcut ..

En büyük silahı olan "cam patlatan" çığlık
Bu çığlığı ilk duyduğumda önce XMan in ilk sahnesi geldi gözümün önüne Magneto çocuktur ve Nazi kampında çamur içinde tekmelenir ışte o sahne ..

Bu çığlık ve cam patlatma özelliği iki şekilde yorumlandı bende birincisi savaş karşısındaki suskunluk ikicisi ise meşhur Kristal gece olayları ..
9Kasım 13 Kasım 1938 arasında gerçekleşen "Kristal gece" senaryosuda soykırımın açılış sahnesi olarak tarihe geçer ...
Grass savaştan sonra bir savaş karşıtı olarak sahnedeydi ama 16 yaşında askere alındığı "Soğan soyarken adlı biyografisinden ve röportajlardan "
1944_1945 yıllarında SS imha gücünde bulunduğu ..
Frundersberg tank birliğinde görev aldığı ve hatta tutsak düştüğü yıllar sonra orta çıkmış ... 17 yaşında SS olduğunu 78 yaşında itiraf etmiş yazar ...

Neden bu kadar süre sakladınız diye sorulduğunda "savaştan sonra yaptığım iyiliklerin yeterli olduğunu düşündüm " demiş yani ona göre "kefaret" ödemiş kitaplarıyla ...

Teneke Trampette bir çok bölümde Isa rolü oynuyor Oskar inançsız bir yol izleyip Isa ve din üzerine yüklenirken sonlara doğru kendini Isa olarak tanıtmaya başlıyor ..30 yaşındayım artık havari mi toplamam gerek diyerek yaşamı sorguluyor. ..

Bir bölüm varki ona değinmeden bitirmek istemiyorum ..
"Yaşamalı mıyım? Yaşamamalı mıyım "
Sayfa 485. .
Burada 21 yaşında ve sürekli bu soruyu kendine soruyor ..cevabı :YAPMALIYIM
yaşamak değil görev tamlamak gibi bir bakış açısı ile ...

Toparlarsak ki toparlanmak mümkün değil ...

Özellikle "beton" denilen aslında sığınak
Soğan mahzen keza daha sonra biyografisini de "Soğan soyarken" adını vermiş ..
Büyük annenin 4 kat bitmek bilmeyen eteği ..
Amerika ya kaçtığı sanılan büyükbaba hiç olmadı ..
Kendi oğlu vardı ama belki hiç olmadı ..
Kibrit çöpleri kundaklama ve anlatmak istediği bombalanan Danzing ..
Limon gazozu köpürtmekten hiç bahsetmiyorum iğrenç ..
At kafası ile yılan balığı tutmak ile anne kaybı arasındaki gel git bir delilik ...
Sonu ama aslında kitabın başı "akıl hastahanesi" iplikten heykeller ...
Salezya hattı ya da Anka muhafızları. .
..diye devam eden bir liste ile tam bir çirkinlik kitabı ...

Asla kendinizi hazır hissetmeden okumayın çünkü altından kalkması "ZOR" bir kitap ...

Dip not :
Yazarı araştırırken 1998 de Yaşar Kemal ile ortak bir ödül aldığını okudum ..
Ne tesadüf ki 2015 yılı da ortak ölüm yılları .. aynı yıl Galeano da vefat etmiş
Onların ardından yas tutmayın diye bir yazıya denk geldim
"Çünkü onlar ölümsüzler "

Sevgiyle iyi okumalar :))


Goethe ve Rasputin etkisinden hiç bahsedemedim bile :)
760 syf.
Danzig kenti doğumlu olan yazar, savaş yıllarını ve Almanların Polonya ve Danzing kentini işgalini bizzat yaşamış, savaş yıllarında küçük çocuk olan yazar, “Teneke Trampet”esasında kendi gözlemlerini, şahit olduklarını ve duyduklarını anlatıyor. Bu bakımdan bu romandaki Küçük Oscar, yazarın kendisi ve romanını da çocukluk yıllarının bir biyografisi olarak kabul edelebilir bu yönden.

"Bu kitaplar o dönemlerdeki hislerimin ve düşüncelerimin birer sonucu." (Günter Grass)

Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla yaşadıkları Danzing'de geçiyor. Ailesi, Oskar'a üç yaş doğum gününde teneke bir trampet hediye ediyor. Oskar yeni oyuncağı trampetiyle bodruma iner önemli karar alır, artık büyümeyecek. Büyüklerin yozlaşmış, sevimsizliklerle dolayı olan dünyalarına girmek istemez, büyümek yerine trampetiyle kendisine yanlış gelen her şeye isyan etmek yeni olayı oluyor.

İçinde bulunduğu orta sınıf aile yaşantısına dâhil olmak istemeyen büyümese de Oskar için hayat dönüşmeye başlıyor. Artık radyodan keyifli Melodiler değilde kahramanlık marşları çalar. Sokaklar haçlı resmigeçitlerden yürümez oluyor. Oskar'ın ailesi dönüşüyor.Çünkü artık Duvarlarında Beethoven resmi yerine Hitler'in tablosunu asmaya uygun buluyorlar. Oskar aynı fikirde değil. Oskar'ın kahramanı mitine, düşlerine, farklılıkları yok eden çoğunluktan olmaya ihtiyaçımız yok diye düşünüyor.


"Bay Oskar! Benim gibi görmüş geçirmiş bir meslektaşınıza inanın ki, bizler asla seyirciler arasında yer alamayız.Bizlerin yeri sahnedir, arenadır.Bizler gösterilere ışık tutmak, gösterilere yön vermek zorundayız.Yoksa o adamların eline düşeriz.O adamların da bir kez eline düşmeye görelim!"

İsyanın sesli hali trampetine vurmaksa, fiziksel halide etraftaki bütün pencereleri, cam olan hemen her şeyi tuzla buz etmek. İşte Oskar'ın trampetini almak istediklerinde yeni özelliğini keşfediyor. Sesi etraftaki camları kırmaya yetecek kadar güçlü. Anlayacağınız trampeti elinden alanın vay haline...

Genel olarak konusundan bahsettik, birazda kitabın ne yönlerini sevemedim, ne yönünü sevdim ondan bahseyim.
Sevmediğim yönleri kitabın;

Büyük annenin 4 kat bitmeyen eteği kış için uygun ama yazda mı giyilir yanar insan...
Amerika'ya kaçan büyükbaba biraz bahsedilip geçmesi,
Oğlum diyor ama oğlu olduğu belirsiz belkide hiç yoktu,
Limon gazozu köpürtmekten hiç bahsetmek istemiyorum Allah'ım ya orda midem bulandı resmen...
At kafası ile yılan balığı tutmak nedir ya biz bir misina ile tutamıyoruz, yazar at kafasıyla tutuyor...
Annesini kaybettiği ana geri dönüyor sonra bir anda geri şimdiki döneme dönüyor... Aklımda kalan kötü yanlarıydı..

Sevdiğim yönleri kitabın;
Aslında kitap büyülü gerçeküstü var, çünkü küçülüp büyümesi,
İki güzel yazar "Goethe ve Rasputin" vardı. Yazar bu yazarlardan etkilenmiş.
Sanat, edebiyat ve kilise mezarların Gotik mimarisinden etkilenmiş, müzikte cabası...
Yazar birde "Apolloncu ve Diyonsoss" görüş vardı, baskın olan Diyonsoss'tu. Tabi ki sanatta...
Bu size örnek alıntı;
"Apollon armoniyi, Dionysos sarhoşluk ve kaosu istiyordu; Oskar ise kaousu armonize eden, aklıbaşındalığı estetikleştiren bir yarı Tanrıydı, ta eski zamanlardan sürüp gelen bulun o tam Tanrılara üstündü: Oskar beğendiği şeyi okuyabilir, oysa Tanrılar kendi kendilerini sansür ederlerdi."
Son olarak 'Kapıların Dışında" Wolfgang Borchert, ait kitaptan bahsetmesi yazarın.

Zorda olsa güzel kitap okuduğumu düşünüyorum. Elbette beğenmediğim yönleri vardı. Yine de herşeye rağmen güzeldi üç kitaplık seri... Tavsiye ederim...
760 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10
İnceleme Öncesi Giriş Notu: Bu incelemeyi okumak yerine izlemeyi tercih ediyorum diyenler için:
https://youtu.be/HgauC_zxcXE

Bir inceleme ister edebiyat eleştirmenlerinin kaleme aldığı olsun ve isterse de bizler gibi sıfatı yalnızca okur olanların yazdıkları olsun az ya da çok "spoiler" içerir. O nedenle ben inceleme okuduğumda kitapla ilgili etkileniyorum diyenler bir zahmet kitabı okumadan inceleme falan okumasınlar. Uyarı için değil sadece bilinmesini istediğim için yazıyorum bu inceleme bolca "spoiler" içerir. Bu arada sitemizde yer alan spoiler görür görmez incelemeleri şikayet eden "dangalak"lar için de yazıyorum, artık spoiler uyarısı yazmıyor diye şikayet ettiğiniz incelemeler dikkate alınmıyor; bunu da bilin istedim. Neyse içimi döktükten sonra biraz uzunca olacak incelemeye başlayalım.

Teneke Trampet zor bir kitap, hatta iddiamı biraz daha arttırıyorum, okunması çok zor bir kitap. Birinci Dünya Savaşından başlayarak İkinci Dünya Savaşını ve sonrasını da kapsayan bir zaman dilimine ait olmasına rağmen aslında savaşlarla ilgili anlattıkları zorlayıcı veya çok da can acıtıcı değil. Yazarın kullandığı anlatım teknikleri açısından baktığımızda da esasen okurun beynini çok yoran bir anlatım da söz konusu değil. Peki neden bu kitap çok zor ve dünya sineması tarihinin en önemli kült filmlerinden olan aynı ada sahip "Teneke Trampet"e rağmen sitede bile az sayıda okur tarafından okunmuş. Çünkü karakterimiz bir anti-kahraman olan Oskar, anlattıklarıyla ve yaşantısıyla okuru son derece zorlayan bir karakter. Bunları dedikten sonra hadi biraz da Oskar'ı anlatalım.

Kitabımızda baştan sonra bir belirsizlik havası hakimdir. Bunun da kaynağı "tekinsiz" anlatıcı olan romanımızın ana karakteri Oskar'ın ta kendisi. Oskar, bazen olayları anlatırken eksik bilgi verip bizi şaşırtır, bazen hayal alemine girer, bazen gerçek diyemeceğimiz çok enteresan olayların ya da karakterin içine sürükler okuru. Kitapta anlatılan karakterlerin önemli bir kısmı ve özellikle Oscar'ın başından geçen olaylar gerçek mi yoksa kahramanın kendi beyninde yaşattıkları mı romanın sonuna kadar anlamamız pek mümkün olamaz.

Oskar, cüce Oskar, 21 yaşına kadar boyu yalnızca 94 cm. kalan eciş bücüş Oskar. Oskar'a 3 yaş doğum gününde annesi teneke trampet alır ve doğum gününde küçük Oskar kilerin merdivenlerinden düşerek elim bir kaza geçirir. Güvenilmez anlatıcımız Oskar'a göre cüce kalmasının nedeni büyümeye karşı gösterdiği bir tepki, annesine göre oğlunun, babasının dikkatsizliği yüzünden geçirdiği kaza sonrasında büyümesinin durması, doktorlara göreyse doğuştan gelen bir hastalık kaynaklıdır. Oskar'ın babasının kim olduğunu hikaye boyunca bilemeyiz. Babası resmi olarak bilinen Matzerath mı yoksa annesinin ölene kadar sevgilisi olan Bronski mi bilinmez. Oskar'ın da ve dolaylı olarak okurun da bu konuda bir tahmini vardır elbet ama emin olmak imkansızdır. Belirsizlikler bunla da sınırlı kalmaz. Oskar'ın bir üvey annesi güzeller güzeli Maria vardır. Maria'nın oğlu Kurt'un babası Oskar mı yoksa Matzerath mi bilemeyiz. Oskar'ın çocukluğundan beri tiz sesi sayesinde kırabilip tuzla buz ettiği camlar vardır. Bu camları gerçekten Oskar'ın sesi mi kırar yoksa bu bir gerçeküstü anlatım mıdır bunu da bilemeyiz. Bu bilinmezlik olgusu ve anlatımı kitabın sonuna kadar sürer gider.

Teneke Trampet romanı, akıl hastanesinde yatan Oskar'ın ta anneannesi ve dedesinin hikayesini anlatmasıyla başlayarak birinci dünya savaşı öncesindeki yıllardan 1951'e kadar olan uzun bir zaman dönemini kapsayan, 3 kitap ve 47 bölümden oluşan hacimli bir eserdir. Dediğim gibi pek çok enteresan karakter ve olay kafa karıştırıcı bir şekilde kitapta yer alır. Bunların detaylarına çok girmek istemiyorum ama sanırım en ilginç olay at kafasıyla yılan balığı tutma hadisesi ve karakterse Hitler'in Alman ordusunda yüzbaşı rütbesi alabilen oyuncu cüce Bebra'dır.

Kitapla ilgili biraz da anlatım şeklinden bahsedeyim. Kitap boyunca yoğun bir şekilde "ben anlatıcı" Oskar'ın ağzından hikayeyi dinleriz. Fakat bugüne kadar okuduğum hiçbir kitapta rastlamadığım şekilde paragrafın içinde anlatıcı bir anda "tanrı yazar"a dönüp kendisinden Oskar diye bahsetmeye başlar:

"Açık havada bir dakikayı bulamıyordu işimi görmem. Bu sırada sobada pişmiş elma pencerenin önünde durmaktan biraz soğuyordu. Elmayı ağzımda geveleyerek Truczinski Nine'yle trampetimin yanına dönüyor çok geçmeden yatağa yatıyordum. Oskar uyurken, toz alıcıların İsa adına parti kasalarını, yiyecek kuponlarını ve bunlardan daha önemlisi resmi mühürleri, doldurulmak üzere bekleyen basılı belgeleri ya da Hitler Gençliği Devriye Kolu Üyelerinin isimleri yazılı bir listeyi yürüteceklerinden emin bulunuyordu"

İncelemenin başında yazdığım gibi Oskar bir anti-kahramandır. Peki onu bir anti-kahraman yapan nelerdir? Oskar'a cüce olmasından ötürü ona belki acır ve onun 3 yaş fiziği, okurun içinde merhamet duygularını uyandırmaya yol açar fakat Oskar'ın içinde aslında ciddi bir kötülük bulunmaktadır. Bu kötülüğün kaynağı fiziği nedenli kendinden büyük olanlara karşı bir tepki midir yoksa kendisini herkesten daha büyük görüp kendi ifadesiyle "İsa" olmasından ötürü müdür bilinmez. Fakat kitap boyunca biliriz ki Oskar'ın kötücül bir karakterdir. Öyle ki, kahramanımız dolaylı yollardan da olsa her iki babasının da ölümüne sebebiyet verir. Maria hamileyken kendi oğlu olduğunu düşündüğü bebeği makasla öldürmeye teşebbüs eder. Sesiyle camları kırarak tanıdıklarının hırsızlık yapmasına vesile olur. Toz Alıcılar çetesinin başına geçer ve yine sesini kullanarak hırsızlık vb. birçok olaya aracılık eder.

Gelelim kitabın savaş anlatısına. Olayın önemli bir kısmı Danzing, bugünkü adıyla Polonya'nın Gdansk şehrinde geçer. Bu şehrin özelliği 2. Dünya Savaşı'nın tam orta noktasıdır. Bunları yazdığımda okur kitaptan yoğun ve acıklı bir savaş anlatısı bekler belki ama Günter Grass bunu özellikle yapmaz. Kitap bize, orta sınıf Alman halkının ne kadar da kolay Hitler yanlısı olabildiğini, gayet rahatça mahallenin oyuncakçısının dükkanını sırf Yahudi olduğu için yağmalayabildiğini, asker olan gencecik çocukları, bu çocuklara ve kendi ailelerine isyan eden, düşman olan diğer çeteci çocukları, Polonyalı olup hızlıca Almanlığa adapte olanları, sonra işgal sırasında yeniden Polonyalı olmaya çalışıp arafta kalanları, Rus işgalinde sıradanlaşan tecavüzleri ve savaş sonrasında insanları bir zümreyi çok fakir diğer bir zümreyi ise zengin kılan "Para Reformu"nu okurun canına kastetmeden anlatır.

Son olarak kitap, birbirinden çok bölümü, karakteri ve olayı anlatır. Toplam birbirine bağlantılı 47 bölümden oluşan roman, kimi bölümde harika akıcı bir anlatıma sahipken kimi bölümde anlatımın enteresanlığı kaynaklı kendini okutturmaz. Ana kahramanın karakterinin ve anlattıklarının zorlayıcı yapısı, anlatımdaki bazı duraksamalar kitabın olumsuz yanları olsa da hem Kamuran Şipal'in kusursuz çevirisi hem de Günter Grass'ın yer yer şiirsel ve olağanüstü akıcı anlatımı ve en önemlisi de okurun canını acıtmadan, daha çok satır aralarında ve alt metinlerde verdiği savaş anlatısı sebebiyle kendine ben "nitelikli okurum" diyen herkesin okuması gereken nefis bir roman. İnelemeyi ana kahramanımız Oskar'ın kendi kendini özetleyen şu anlatımıyla bitirmek istiyorum:

"Daha ne söyleyeyim: Ampuller altında dünyaya açtım gözlerimi, üç yaşında kasten ara verdim büyümeme, bir trampete kavuştum, camların canına okudum şarkı ve türkülerimle, vanilya kokusu kokladım, kiliselerde öksürdüm, Luzie'yi doyurdum, karıncaları izledim, büyüyüp gelişmeye karar verdim sonra, trampetimi gömdüm. Batı'ya doğru yola düştüm, Doğu'yu yitirdim, mermercilik sanatını öğrendim, modellik yaptım, yeniden trampetime döndüm, beton yapıları gezdim, para kazandım, bir parmak üzerine titreyip kanat gerdim, parmağı hediye ettim sonra ve gülerek kaçtım, otomatik merdivenle yukarlara çıktım, tutuklandım, mahkum edildim, kliniğe yatırıldım, arkadan beraat ettim, bugün otuzuncu yaş günümü kutluyor ve hala Kara Ahçı Kadın'dan korkup duruyorum - Amin!"
727 syf.
·39 günde·Beğendi·8/10
Teneke Trampet (Almanca: Die Blechtrommel) Günter Grass’ın 1956 yılında Paris’te kaleme aldığı 1959 yılında yayımladığı, sinemaya uyarlamasıyla 1979’da Oscar kazanan, dünyada büyük bir ilgi uyandıran romanıdır.
Danzig kentinin Polonya’yla Almanya arasındaki ikili durumunu, sıradan ailelerin giderek Nazi yanlısı olmasını, savaşın yol açtığı ruhsal çöküşü kural tanımaz bir anlatımla dile getiriyor. Kitaptaki karekteri sevmeyebilirsiniz. Bir sürü olay ve farklı farklı konuları, en önemlisi savaşın izlerini etkilerini farklı bir protesto yöntemiyle ele alıyor. O dönemi Gunter Grass çok iyi anlatmış roman tadında. Evet kitap biraz kalın biter mi acaba diye düşündürüyor. Ve 2019 un son romanı olması bakımından bendeki yeri biraz daha özel. Keyifli okumalar...
727 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Akıl hastanesindeki beyaz metal yatağında yatarken bakıcısı Bruno’ya tüm geçmişiyle beraber bir dönem Polonya ve Almanya’sını anlatan mavi gözlü cüce kahramanımız Oskar Matzerath’tan hikayesini mutlaka dinlemelisiniz.

Oskar 3 yaşındayken büyüyünce kendisine miras kalacak baba mesleği olan dükkancılığı yapmamak için büyümemeye karar verdi ve kendisine hediye edilen teneke trampetiyle olan büyülü bağının ilmeğini işte tam bu üçüncü yaş gününde attı.

Oskar’ı nasıl tanımlayabiliriz ; trampetçi,hemşire fetişisti,cam kırıcı,şeytan,İsa,çete lideri,anti kahraman,caz müzisyeni,deli,savaş gazisi…Evet bunların hepsi ve daha fazlası Oskar Matzerath…

Bu kitap kesinlikle kolay okunan bir kitap değil. Gerçek üstü ögelerle süslü ağır bir sembolizm içeren bu roman tam anlamıyla eşsiz bir sanat eseri.Okurken o kadar keyif alıyorsunuz ki Grass’ın yarattığı büyülü dünyaya ait trampet seslerini sanki işitiyorsunuz.

Bittiği için içimi hüzünlendiren bu eser, çok çok beğendiğim olağanüstü bir okuma deneyimi oldu benim için.Hayatımda okuduğum en iyi romanlardan biri olarak bir gün mutlaka tekrar okuyacağım.
727 syf.
Dünya savaşı arasında Almanya ve Almanya ile Polonya arasında kalan bir halk kısa bir süre özerk bir bölge olarak yaşamış bir danzing bölgesi Günter Grass ın doğduğu yer..
Büyüklerin yozlaşmış dünyasına isyan edip,büyümek istemeyen bir çocuğun öyküsü..1920 yılında danzingde annesi ve iki babasıyla yaşayan oskar üç yaşına bastığında doğum günü hediyesi olarak kendisine bir teneke trampet hediye edilir...Oscar bu trampeti her çalışında adeta tüm büyüklerini protesto edip,
tüm cam eşyayı kırıp-döken tiz çığlığıyla da karşı koyarak adeta kendi dünyasında yaşamaya başlar.
Küçük Oscar, Nazizmin yükselişine, Yahudi kıyımına, savaşın ilk silah atışlarına, yakınlarının birer ikişer ölümüne tanık olacaktır.
727 syf.
·5 günde·9/10
Günter Grass'ın 1959 yılında kaleme aldığı Teneke Trampet, Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle başlayan II. Dünya Savaşı zamanlarında yaşananları, korkuları anlatırken, bu kaos ortamı içerinde daha üç yaşındayken büyümeyi, kendi isteği ile reddeden Oskar'ın hayatını anlatır.
Trajedi ve parodilerle dolu Oskar'ın hayatı, büyülü gerçekçiliğin de önemli bir noktasıdır. Zor geçen ve yaşamının tamamını etkileyen savaşın hatıralarıyla yaşamına devam etmeye çalışır.
Oskar'ın hayatında, büyümeyi reddedişinden sonraki en önemli olay da teneke trampetini olağanca şiddetle çalarken, bir yandan da sürekli tiz bir çığlık atmasıdır. Bu durum, II. Dünya Savaşı'nda tepkisiz kalan Alman halkını, yadsıma biçimidir.
Güçlü gözlemler ve savaşa dair gerçekleri okuduğum bu yapıtı beğendim. En kısa zamanda da 1979 yapımı yapıtın uyarlama filmini izlemeyi istiyorum.
II. Dünya Savaşı ve Almanya'nın gerçek durumunu, yazarın böylesi bir kurguyla anlattığı bu yapıtı tavsiye ediyorum. Herkese iyi okumalar dilerim.
727 syf.
·Puan vermedi
Zengin bir düşgücünün ürünü olan bu roman, Danzig kentinin Polonya’yla Almanya arasındaki ikili durumunu, sıradan ailelerin giderek Nazi yanlısı olmasını, savaşın yol açtığı ruhsal çöküşü kural tanımaz bir anlatımla dile getirir. Bana kalırsa, yalnızca Grass’ın başyapıtı değil, yirminci yüzyılın başyapıtlarından biridir Teneke Trampet.
727 syf.
·43 günde·Beğendi·10/10
Şarkı söylediklerinde artık şarkı söylemezken çocuklar:
Kara Aşçı Kadın geldi mi? Evet- Evet-Evet!

3 yaşında büyümesini durduran Oskar'ın hikayesi... O kadar muazzam bir eserdi ki nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum. Ne kadar bizden ama bir o kadar da bize uzak. Hikaye 4 kuşağı birden konu alıyor. Biraz tarih bilginiz varsa çok daha keyifli olabilir. Ama tarihi bir roman izlenimi de yaratmak istemem. Kalın olması gözünüzü korkutmasın, bir solukta okunabilecek bir eser. Benim uzun sürede bitirme nedenim sağlık sorunları oldu ki hastanede bile okuyamasam da elimden bırakamadım kitabı.
Kitabı okuyup bitirdiğinizde birçok koku geliyor burnunuza : vanilya, yılanbalığı, çürümüş patates, tarçın, sirke, soğan... Hissederek okumak o kadar keyifli ki gerçekten anlatmakta zorlanıyor insan.
Oskar büyük izler bırakıyor insanda. Tam da trampetimi İsa heykeline tutturup bir mucize beklerken bu kitabı okumak gülümsetiyor.
Kitapta ayrıca ince ince bir çok eser işlenmiş durumda. Shakespeare ya da Gothe gördüğümde şaşırmadım ancak Borchet gördüğümde yaşadığım sevinç eski bir dosta kavuşmak gibiydi. Zira Kapıların Dışında eseri de beni çok etkilemişti.
Yazarın kitabın sonlarinda tüm o hikayeyi toplama şekli o kadar hoşuma gitti ki tek kelimeyle kusursuzdu. Herkese tavsiye ederim ; okuyun, okutturun, ertelemeyin...
727 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Aslında keyif alarak okuduğum bir roman diyebilirim ama otobiyografik romanlar arasında en çok sıkıldığım da diyebilirim ta ki Oskar uzamaya başlayana dek :).
Hemen her duyguyu bizzat yaşadığım kitapta karakterleri kendi sesleriyle duyabiliyordum. Fazlaca ayrıntı barındırdığını düşünüyorum ama benim gibi amatör yorumcular elbette böyle düşünecektir :).
Ayrıca kalın kitapları bırakmamanız için bir ayrıntı, beş yüzüncü sayfadan sonra daha bir keyifle okuyacaksınız. İyi ki bırakmamışım diyeceksiniz. Ayrıca tarih bilginizin iyi olması kitaptan aldığınız hazzı artıracaktır.
Fakat belirtmeliyim ki yayınevi işini pek önemsememiş Çok fazla yanlış yazılan kelime ve düşük cümle var. Çevirisi bile bu kadar iyiyken o basım hatalarıııııı.... Aman allahım dedirtiyor. İnanın kitabı bırakma düşüncesi sadece bu nedenden ötürü gelişiyor; basımı önemsenmemiş bir kitap acaba nasıldır kaygısı:(
727 syf.
·Beğendi·9/10
* Kitap 1959 yılında yayımlanmıştır ve yazar 1999 Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır.

** 1900'lerin ilk çeyreğinde Almanya'nın bir kasabası olan ve Alman, Polonyalı ve diğer azınlıkların beraber yaşadığı, kozmopolit bir yer olan Danzig olayın yaşandığı yerdir.

*** Oscar üç yaşına bastığında kendisine bir trampet hediye edilen ve bu trampetle bütün suçlara, kaygısızlıklara, yalana, dolana , çevresindeki bu kadar olumsuz davranış sergileyen yetişkinlere karşı bir isyanın adıdır trampet...

**** Oscar çevresinde gördüğü bu olumsuzluklardan ötürü büyümeyi istemeyen ve büyümek yerine trampetiyle kendine bir dünya kurma amacındadır.

***** Oscar çevresinde olup biteni yargılayarak ve sorgulayarak bu yozlaşmış toplum ve bireylere karşı isyanını sadece trampetle değil aynı zamanda camları parçalayan sesinide ilave eder.

****** Hiçbir fiziksel büyüme göstermeyen Oscar ve hayatın büyük değişimine tanık olur. Hitler ve Nazi yükselişi, Yahudi katliamları , İkinci Dünya Savaşı, ailesinin ölümüne tanıklık edecektir.

******* Hitler ve Nazi yükselmesine rağmen Alman halkı ve ailesi hâlâ ne okup bittiği hususunda tereddüt ve kaygısızlık taşır ve yazar bize Alman halkının fotoğrafını , gönüllü ortaklığı, kaygısızlığı gözler önüne serer.

******** Güçe tapma geleneği yine aynı hız devam eder. Oscar'ın ailesi duvardan Beethoven tablosunu indirerek kısa boylu , zalim diktatör Hitler'in fotoğrafını asar.

********* Bütün Nazi sempati ve sevgisine rağmen Oscar sokaklarda hem sesiyle, hem trampetiyle bu suça karşı çıkışlar gösterir.

********** Oscar aracılığıyla Dünya ve Alman halkının, savaşın acımasızlığı, büyük eleştirisi ve Kara mizahı...

*********** 20. Yy'ın en iyi kitaplarından bekletmeden mutlaka okuyun...
727 syf.
·Puan vermedi
Üç yaşında büyümeyi kasıtlı olarak reddeden ve konuşmayan tek iletişim aracı trampet olan Oskar'ın hikayesi gibi gözükse de altında bir sürü hikaye çıkıyor. Derinlikli kitaplardan sayabileceğim bir kitap oldu benim için. Bazı olaylar her ne kadar garip gözükse de bir şekilde okumayı sürdürdüm. Bitirdiğimde ise ne okuduğumu bir süre kendime bile anlatamadım. Hatta birçok bölümü midemde hissettim. Bitirdikten sonra ya çok seversiniz ya da aşırı nefret edersiniz. Öyle de kendi içinde kesinliği yok. Her zaman her şeyin tanımlanabilir bir tarafı bulunmaz. Çoğu zaman, hoş olan şey kirliliğin içinde gömülü vaziyettedir ve zor kazanılır. Onu elde edebildikten sonra daha sıkı sarılmaya başlarsınız. Eğer olur da iyi geçinip arayı da tutarsanız işte o zaman bir şeylerin gerçekten değişebildiğini gözlemleyebilirsiniz. İşte bu kitap da tam olarak bunu ifade ediyor.
... insanın yüreği dolduğunda gözlerinin de dolması gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur; bazıları ağlamayı asla başaramaz,...
Günter Grass
Sayfa 646 - Soğan Mahzeni'nde
... insanların kalbine bakabildiğini biliyordum. Bir tek kendi kalbine bakmadın, yoksa yanımda kalırdın...
Günter Grass
Sayfa 420 - Beton Seyretmek ya da Gizemli, Zalim, Sıkılmış

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Teneke Trampet
Alt başlık:
3 Cilt Takım
Baskı tarihi:
1973
Sayfa sayısı:
906
Format:
Ciltli
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınları
Baskılar:
Teneke Trampet
Teneke Trampet
Teneke Trampet
Teneke Trampet

Kitabı okuyanlar 152 okur

  • NecmettiN
  • Kzb
  • Meral
  • Duygu
  • Hülya Güngören
  • Zeynep Asya

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.7 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0