·
Okunma
·
Beğeni
·
2.504
Gösterim
Adı:
Teolojik - Politik İnceleme
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
303
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752983717
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitabevi
Tractatus Theologico-Politicus - Teolojik-Politik İnceleme, üç yüz yıldan fazla bir süre önce yazıldığında, "dinini inkar eden Yahudi'nin cehennemde şeytanla birlikte yazdığı kitap" diye adlandırılmıştı. Bugün, yine, farklı sözcüklerle de olsa benzer eleştirilerle karşılaşabilir. Belki de, manidar olan, düşünce tarihinin en çok tepki almış kitabının, ilk satırından son satırına dek, tavizsiz bir ifade özgürlüğü ve demokrasi savunusu olmasıdır. Spinoza, ifade özgürlüğüne din adına ya da devlet adına getirilen sınırlar kaldırılmadan demokrasiden sözedilemeyeceğini, demokrasinin insan doğasına en uygun rejim, demokratik bir siyasi bütünün gerçek amacının da özgürlük olduğunu yüzyıllar önce söylemişti. Modern zihniyeti sorgulamanın, insanı bir kölelikten kurtarırken, bu kez dinsel köleliğin kucağına düşürmek anlamına gelmediğini de... Teolojik-Politik İnceleme, Latince Fokke Akkerman edisyonunu temel alan Jacqueline Lagrée ve Pierre-François Moreau'nun yaptıkları Fransızca çeviriye (1999) dayanmaktadır. Ayrıca, Charles Appuhn'ün artık klasikleşmiş Fransızca çevirisine de karşılaştırma için başvurulmuştur. Metnin redaksiyonu Atilano Dominguez'in İspanyolca, Carl Gebhardt'ın Günter Gawlick tarafından gözden geçirilmiş Almanca ve Michael Silverthorne ile Jonathan Israel'in İngilizce çevirileriyle karşılaştırılarak yapılmıştır. Spinoza'nın kullandığı kavramları tutarlı ve bütünlüklü bir şekilde karşılayabilmek için Latince özgün metinden de yararlanılmıştır.
303 syf.
Mutlaka Ethica'dan sonra okunması gereken başyapıt.

Ethica'da anlattığı kavramları bu eserinde kullandığı için sürekli sözlük açıp bakmak yerine Ethica ile sorunu çözebilirsiniz.

Spinoza, siyaset-politika ve teoloji üzerine kaleme aldığı bu eserinde çok ağır ve çok da gerçekçi eleştiriler getirir siyasete ve dine. Bu yüzden yaşadığı zaman ve mekanda şeytanlaştırılmış ve afaroz dahi edilmiştir.

Bu can alıcı kitabının ilk bölümü siyaset üzerinedir. ideolojilerin ne kadar güzel şeylerden bahsetse de uygulamada ne kadar yetersiz kaldıklarını ve aslında hiç de öyle bir dertlerinin olmadığını (-ki bence de öyle) çok ince detaylarla işler.

ikinci bölüm ise tanrının adaleti - doğanın kanunu - insan doğası bağlamında getirdiği su götürmez gerçekçi eleştiri ve analizlerle doludur.

Tepki çektiği nokta da ikinci bölümde.

üçüncü bölümünde devlet hiyerarşisi ve yapısı üzerine bir inceleme yapmış, olan ile olması gereken ve öyle olduğu iddia edilen arasında devletin misyonunu işlemiştir. bir yandan siyasi erkin tanrılaştırılması konusunu ele alır ki terörist kavramı o gün kullanılıyor muydu bilmem ancak spinoza'nın azılı bir terörist ilan edilmesi için yeterli analizler barındırıyor.

geri kalan bölümler ise bu saydıklarımın alt metinlerini işleyen yardımcı bölümler olarak karşımıza çıkıyor.

''kutsal kitaplardan felsefe çıkmaz olsa olsa basit bir zihnin bulabileceği ahlak kuralları çıkar'' diyerek zaman ayarlı bombayı şehrin en kalabalık meydanına bırakmıştır.

Sorunlara çözüm yolları da sunmuş olması dönemin devlet-din ve ekonomik güçleri tarafından lanetlenmesine sebep olmuştur.

okuyun, anlayın ve okutun.
303 syf.
·15 günde·Puan vermedi
( Öncelikle yapacağım inceleme çok yüzeysel olup, okuyup okumamanız hususunda en ufak bir fikir oluşturmamasını umuyorum. Daha doğrusu yaptığım incelemenin sığlığı eserden tamamen bağımsız olup, onun çok önemli bir metin olduğu gerçeğine gölge düşürmesini istemediğimi belirtmek istiyorum.)

Eser, yazıldığı dönem baz alındığında ifade özgürlüğü kapsamında ne kadar önemli ve seküler bir metin olsa da günümüz için çok az ölçüde güncelliğini yitirmiş bence. O dönem akil insanları için çok gerekli olsa da ulaşılması bir o kadar zor olan düşünce özgürlüğü bugün herkesin elinde olan herkesçe tanınmış bir hak. Belki de bu metnin bunda katkısı oldukça fazladır. Lâkin dediğim gibi bu konuda bu kadar üzerinde durulması metnin bugün için gözümüzde öneminin biraz da olsa kaybolmasına sebep oluyor. Diğer taraftan böylesine bir demokrasi savunusu dönemin dindar otoritesinin ne denli tehlikeli olduğunu gösteriyor. Ben demokrasi konusunda deneyime bağlı olarak (Günümüz Türkiye'si de baz alındığında) Sokrates'ten yanayım. Yani toplumların mutlak yönetim biçimi olarak gösterilen bu sistem günümüzde deyim yerindeyse " hacklenmiştir ". Yani bir despot (özellikle de cahil toplumlarda) demokrasi ile yönetilen bir ülkede bile teknolojinin de elini güçlendirmesiyle " algı " sayesinde (vatan sevgisi, din istismarı vs gibi konularda) bir monark'ın sahip olduğu haklara/güçlere nispeten hiç de azımsanmayacak (hatta yer yer daha fazla) hakları/güçleri kendine kazandırabilir. Ve bir Tiran olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyebilir. Kısaca demem o ki mutlak toplumsal düzeni yaratmak için eğitim ve toplum bilinci yaratmak demokrasi den önce gelir, o zaman demokrasi tüm amacına ulaşmış olur.



Diğer taraftan eser hakikat düşkünü birey için hiç de küçümsenmeyecek değerli söylemler ve yazarımızın da cok iyi yaptığı gibi oldukça önemli tespitler barındırıyor. Bunların ne olduğunu okuyucuya incelemeyi baştan sona edinmesi tavsiyesinde bulunacağım hasebiyle burada açıklamaya girmiyorum.
303 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Uzak geçmişin sözleri olan kitaplar için, “o dönemin koşullarında değerlendirmek gerekir düsturu” bir motto olagelmiştir hep. Dönemin koşullarının şekillendirdiği fikirlerin ve felsefi yaklaşımların bugün aynı güncelliğini korusa bile, “demode” olduğundan da zaman zaman dem vurulur. “Teolojik ve politik inceleme” kaleme alındığı 1600’lü yılların fikir, inanç ve olaylar atmosferini yansıtan sözlerin bir derlemesi gibi adeta. Yüzyıllar öncesinin düşünce dünyasının dışa vurumları olsa bile, okunduğunda, bugünün dünyasının aktüel gerçeklerinin bir tekerrürü gibi adeta. Spinoza, bu eserini yazıp, yayınlatma da yaşadığı çalkantıların, yüz yüze kaldığı sorunların ve en nihayetinde ismini dahi gizlemek zorunda olduğu gerçeğinin ışığında okunduğunda kuşkusuz, çok daha anlamlı bir okur deneyimi yaşanacaktır düşüncesindeyim. İçerdiği felsefeye katılırsınız ya da katılmazsınız ama eserin satırlarından ne alacağınız daha çokçası ne aradığınız ve ne almak istediğinize bağlı olarak değişecektir.
Miran
Miran Teolojik - Politik İnceleme'yi inceledi.
Biraz felsefe ve teolojiye merakı olan herkesin okuması gereken başlıca kitaplardan biri,herkese şiddetle tavsiye ederim çünkü bu kitabı okuduktan sonra bambaşka bir bakış açısına sahip olacaksınız...
303 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Baruch Spinoza'nın başyapıtlarından. "Dönme bir yahudi tarafından, cehennemde şeytanın işbirliğiyle imal edilmiş bir eser" olarak nitelenmiş ve 1670'de isimsiz olarak, sahte bir yayın yeri ve yayıncı adıyla basılmıştır. Spinoza’nın tanrısı hiçbir peygamberin tanrısı değildir, Spinoza’nın eleştirisi peygamberlerin tanrı adına konuşmasıdır.
303 syf.
·Beğendi·10/10 puan
"İnsanlar her işlerini şaşmaz bir öğüde uyarak yoluna koyabilselerdi ya da talihleri her zaman yaver gitseydi, hurafenin pençesine asla düşmezlerdi." ile kitaba giriş yapan Spinoza, yüzyıllardır süregelen din algısına ,çeşitli eleştirileri yapmaya başlar.Her ne kadar politik inceleme kitabın diğer yarısını kaplasa da ilk bölüm en çarpıcı kısmı oluşturur. Insanın doğasına ve onun sonuçlarının dinlerin şekillenmesine olan etkisini sunar bize. Etika dan farklı olarak daha anlaşılır bir yapıdadır.
303 syf.
·10/10 puan
Kendisi de bir Yahudi olan Spinoza'nın aforoz edilmesine sebebiyet veren muazzam bir Tevrat eleştirisi.Spinoza'ya göre Tevrat'ın 10 Emir bölümü harcindekiler hahamların uydurmasıdır.Mucize denilen şeylerin bir aldatmacadan ibaret olduğunu ısrarla vurgulayan Spinoza kıssaları tarihsel boyutları ve felsefi boyutlarıyla ele almakta ve Tevrattaki çelişkileri ve mantıksızlıkları bir bir gözler önüne sermektedir.
Monarşik yönetimin en büyük sırrı ve tüm çıkarı, insanları aldatmakta ve onları dizginlemesi gereken korkuya din maskesi takmakta yatar. Onlar böylece, sanki kurtuluşları için savaşıyormuşçasına, köleleşmek için sava­şırlar. Tek bir adam kibirlenebilsin diye kanlarını ve canlarını vermeyi bir utanç değil de, en büyük onur sayarlar.
Ethica'da belirttiğim bir şey var: insanlar, zorunlu olarak duygulara boyun eğerler, öyle yaratılmışlardır ki, mutsuzlara acırlar, mutlulara özenirler; acımadan çok öç almaya yatkındırlar; ayrıca herkes, başkalarının kendi yaradılışına uygun olarak yaşamasını, kendisinin benimsediği şeyi benimsemesini, ve kendisinin yadsıdığı şeyi yadsımasını ister. Herkesin birinci adam olmak istemesi, insanlar arasında çatışmaların çıkması ve insanların birbirini ezmeye çalışması ve birini yenen adamın yenişine değil de yendiği adamdan yararlanmaya önem verişi buradan gelir.
Bir insan hangi sözlerle ya da hangi tehditlerle bütünün parçadan büyük olmadığına, ya da Tanrı'nın varolmadığına, ya da sonlu olduğunu gördüğü
bir bedenin sonsuz bir varlık olduğuna inandırılabilir?
"Monarşik yönetimin en büyük sırrı ve tüm çıkarı, insanları aldatmakta ve onları dizginlemesi gereken korkuya din maskesi takmakta yatar."
Filozoflar, içimizde çarpışan duyguları, insanların yanlışlarından ötürü düştüğü kötülükler sayarlar, bu yüzden de, duyguları hafife almak, aşağı görmek, kınamak, ya da daha ahlaklı gözükmek gerektiğinde, yadsımak alışkanlığındadırlar.
"... dinin hurafeye dayalı süslere hiç ihtiyacı yoktur. Tam tersine, böyle hayal ürünleriyle donandığı zamanlarda, bunlar onun parlaklığını hep yok etmişlerdir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Teolojik - Politik İnceleme
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
303
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752983717
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitabevi
Tractatus Theologico-Politicus - Teolojik-Politik İnceleme, üç yüz yıldan fazla bir süre önce yazıldığında, "dinini inkar eden Yahudi'nin cehennemde şeytanla birlikte yazdığı kitap" diye adlandırılmıştı. Bugün, yine, farklı sözcüklerle de olsa benzer eleştirilerle karşılaşabilir. Belki de, manidar olan, düşünce tarihinin en çok tepki almış kitabının, ilk satırından son satırına dek, tavizsiz bir ifade özgürlüğü ve demokrasi savunusu olmasıdır. Spinoza, ifade özgürlüğüne din adına ya da devlet adına getirilen sınırlar kaldırılmadan demokrasiden sözedilemeyeceğini, demokrasinin insan doğasına en uygun rejim, demokratik bir siyasi bütünün gerçek amacının da özgürlük olduğunu yüzyıllar önce söylemişti. Modern zihniyeti sorgulamanın, insanı bir kölelikten kurtarırken, bu kez dinsel köleliğin kucağına düşürmek anlamına gelmediğini de... Teolojik-Politik İnceleme, Latince Fokke Akkerman edisyonunu temel alan Jacqueline Lagrée ve Pierre-François Moreau'nun yaptıkları Fransızca çeviriye (1999) dayanmaktadır. Ayrıca, Charles Appuhn'ün artık klasikleşmiş Fransızca çevirisine de karşılaştırma için başvurulmuştur. Metnin redaksiyonu Atilano Dominguez'in İspanyolca, Carl Gebhardt'ın Günter Gawlick tarafından gözden geçirilmiş Almanca ve Michael Silverthorne ile Jonathan Israel'in İngilizce çevirileriyle karşılaştırılarak yapılmıştır. Spinoza'nın kullandığı kavramları tutarlı ve bütünlüklü bir şekilde karşılayabilmek için Latince özgün metinden de yararlanılmıştır.

Kitabı okuyanlar 199 okur

  • Fluxus
  • Mjr
  • Gökhan Aşkın BEKTAŞ
  • Mazlum yazan
  • Derida
  • Özlem Sümerli
  • Ferid Mamedov
  • Dilara
  • Cenk Tekin
  • Ahmet GÖÇMEN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52.6 (30)
9
%21.1 (12)
8
%19.3 (11)
7
%7 (4)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0