Çevirmen:
Sabri Esat
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 17 dk.
Sayfa Sayısı:
151
Basım Tarihi:
1939
İlk Yayın Tarihi:
1929
Yayınevi:
Remzi Kitapevi
Orijinal Adı:
Colline
Orijinal Dil:
Fransızca
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·151 syf.·
2018 21. kitabı
Kitap sistemde yoktu eklettim, okudum ve bitirdim.Elimdeki eser 1939 basımı, yalın bir dile sahip, sayfa sayısı az ve rahmetli Sabri Esat Siyavuşgil'inde güzel çevirisiyle basılmış olması hasebiyle bir oturuşta bitirdim.Yani kısacası okunabilir.Konusu bastides denen dağlık bir köyde ve doğal olarak burda bir tepe olmasından dolayı olaylar tepe üzerinde şekilleniyor. Kitabın son 15-20 sayfasında Jofro'inin şeftali bahçesi adlı kısa, güzel bir öyküde siz okuyucuları bekliyor.
Edebiyat
TepeJean Giono · Remzi Kitapevi · 193996 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 37. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 10:05
Bazı kitaplar kelimelerden çok daha fazlasını taşır, işte Tepe tam da öyle bir eserdi benim için. Giono’nun doğayı bir karakter gibi işlemesi, sözcüklerle adeta bir tablo çizmesi beni çok etkiledi. Her satırında bir sessizlik, bir rüzgar uğultusu, bir toprağın nefesi vardı sanki. Ama şunu da söylemeden geçemem: Bu şiirsel, ağır akan anlatım herkesin seveceği türden değil. Özellikle kitap okumaya yeni başlayanlara öneremem çünkü alışıldık olay odaklı kurgulardan oldukça farklı. Giono’nun metni bir ritme, bir sese sahip; kendini ona bırakabilirsen büyüsüne kapılmamak zor. Doğayla iç içe bir köyde geçen, kuraklıkla birlikte insan doğasının da kuruyup çatladığı bir hikâye… Tepe, görünürde sade bir olay üzerinden ilerlese de, alt metniyle okura çok şey düşündürüyor. Spoiler vermeden söyleyebileceğim tek şey: Bu kitabı okurken susuzluk bile metafor gibi geliyor. Yazarla ilgili birkaç küçük bilgi bırakayım: Jean Giono, Fransız yazarların arasında doğa sevgisiyle öne çıkan bir isim. I. Dünya Savaşı’na katıldıktan sonra savaş karşıtı bir çizgi benimsedi ve yazarlığında insan-doğa ilişkisini merkeze aldı. Tepe, Giono’nun ilk romanı. Bu kitapla birlikte “Pan Üçlemesi” olarak anılan doğa merkezli anlatılarına başlamış oldu. İlginçtir ki Giono, hayatı boyunca yaşadığı Provence bölgesinden neredeyse hiç ayrılmamış. Eserlerinin çoğu da bu coğrafyadan izler taşır. Doğayı sevenler, betimlemeye doyum olmayan bir edebi tat arayanlar için Tepe çok özel bir kitap. Okuyanlar ne düşündü merak ediyorum, yorumlara beklerim
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202596 okunma
7/10
·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 00:21
Tepe, etrafın farkına varmak üzerine güzel bir kitap; ancak baştan söylemeliyim ki sonu benim için bir hüsran. Alışkın olduğumuz nice şeyin ardında başka bir sır, başka bir kehanet, başka bir âlem varmış hissini ustalıkla veriyor. Bir doğal afeti, özellikle de yangını, bu kadar içime işleyecek muhteşem betimlemelerle anlatırken; kurguda yarattığı tamamlanmamışlık duygusu beni üzdü. Alevlerin yırtıcı saldırganlığı, yok ediciliği üzerine söylenecek çok söz var. Peki ya insanın yok ediciliği? İnsan bu bütünün parçası olduğunu unuttuğunda yıkım başlar. Baştan sona hâkim olan endişe duygusu içinde kitapta en sevdiğim şey, korkunun ağızda acı bir tat bıraktığını bana yeniden hatırlatması oldu. Yazar, doğada cansız saydığımız şeylerin bile aslında çok daha büyük bir canlının parçası olduğunu kulağımıza fısıldıyor.
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202596 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 67. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2025 18:39
"Gecenin rüzgarıyla dönüp davul gibi ses çıkaran hayvanın derisinden siyah kan gözyaşları çimenlere damlıyor" Güzel bir roman ama sanki daha iyi sindirmek ve bazı benzetmeleri anlamak için bir kere daha okunabilir.Tepenin altında bir köy aslında köy demek abartı olur ;dört evden oluşan yerleşim yeri. Rahatları ve keyifleri Janet denilen ihtiyar adamın birden elden ayaktan düşmesiyle olaylar başlar. Bu yaşlı adam su bulabilen ,hayvanlarla yakın olan tek başına yaşayan biri;biraz doğa üstü bir ihtiyar da denebilir.. Olaylar ve hastalıklar ,tepeden görünen köy....
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202596 okunma
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 19:38
#JeanGiono ile tanışma kitabım #Tepe . Lure Tepesi’nin eteklerinde çorak arazide bıçak kadar keskin rüzgarlı, şehire uzak, buharlı harman dövme makinelerinin uğuldadığı ova ile rüzgarın ülkesi,
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202596 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 44. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 00:00
Jean Giono hakkında biraz araştırma yaptığınızda, doğa merkezli bir bakış açısıyla yazdığını, savaş karşıtı olduğunu, insan-doğa ilişkisini irdelediğini öğreniyorsunuz. 1929 yılında yayımlanan Tepe romanı da Pan üçlemesinin ilk kitabı. Doğanın insan üzerindeki etkisini işlediği üç romanı üçleme olarak geçiyor. Tematik bağlantı var sanırım sadece. Doğa merkezli yazımı çevrecilik hareketlerine ilham kaynağı olmuş. En ilginci de savaş karşıtı olduğu için n-zi diye tutuklanması. Bu bilgiler ışığında çok da beklentiye girmeden okumaya başladım. Şiirsel üslup denilmesi biraz hevesimi de kaçırmıştı, şiirler üslupların çoğunu sevmeme rağmen bende hep olumsuz çağrışım oluyor Sonuca geliyorum, anlatımını çok beğendim. On onbeş kişilik bir köyü anlatıyor. Köylülerin yaşadığı sorunlar, bunları batıl inançlarıyla yorumlamaları, doğayla çatışmaları…Panteist bir dünya görüşü bariz, vurguluyor. Köylüler, ilkellerin dünyayı yorumlamaya çalışması gibi doğal afetleri batılca anlamlandırıyorlar. Doğa bir karakter gibi. Giono şimdiki zaman kullanarak zamansız bir üslup yaratmış. Del Amo acaba Giono’dan etkilendi mi? Onun üslubunu, temalarını ilişkilendirdim Tepe’yle. Tabii Hayvan Hükümranlığı daha kompleks bir metin. Belki de doğa merkezli yazım geleneğinden oldukları için ben benzerlik kurdum. Hayvan HükümranlığıHayvan Hükümranlığı
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202596 okunma
7/10
·128 syf.··
2025 40. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 22:33
Selamlar. Kitap hakkındaki düşüncelerime geçmeden önce ufak bir anekdot paylaşmak istiyorum. Kitap şiirsel bir anlatım tekniği ile yazılmış yani eğer bu tarz anlatımı olan kitaplar ilginizi çekmiyorsa kitap size sıkıcı gelebilir. Lure Tepesi’nin gölgesindeki Bastides Blanches adlı bir köyde geçiyor olaylar. Köyde kendi halinde hepi topu 12-13 kişi yaşamaktadır. Yakın bir zamana kadar köydeki herkes mutluyken bir anda işler kötüye gitmeye başlar. Köyün gürül gürül akan çeşmesi kurur, köy halkından genç bir kız amansız bir hastalığa tutulur, köyde sebebi bilinmeyen yangınlar çıkmaya başlar. Köy halkı ne yapacağını bilemez, şaşkınlık içindedir ve çareyi ölüm döşeğinde olan köyün en yaşlısı Janet’den medet ummakta bulurlar fakat bu yaşlı Janet’in, doğayı hor kullanan köy halkına karşı söyleyecekleri köy halkının pek hoşuna gitmeyecektir. En sonunda hepsi kendi elleriyle kendilerini felakete sürükleyeceklerdir. Günümüzün ve geçmişin problemlerinden olan; doğayı hor kullanma, zarar verme, kirletme, bilinçsiz tüketim, açgözlülük vb. durumlara şiirsel bir dille değinen bir o kadar yalın ve etkileyici bir kitap. Doğa kendisine yapılan her kötülüğü bir gün geri iade eder fakat o gün her şey için çok geç olur. Tabiat bilincine vurgu yapması açısından ilgi çekici bir eser olduğunu düşünüyorum. Sakin kafayla okumanız tavsiyemdir. Kitapla kalın.
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202596 okunma
3/10
·128 syf.··
2025 52. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 16:38
Fransız yazar Jean Giono'nun yazdığı 1929 yılında basılmış roman eseri. Kısa sürede okudum ancak beğenemedim. Yazar üzerinden genel olarak şöyle bir eleştiri yapacağım. Özellikle modern ve çağdaş edebiyatta çoğu yazarın yaptığı en büyük hata, "akıllarına gelen her konunun, her düşüncenin veyahut her olayın roman olabileceği yanılgısı." Bu kitap 122 Sayfa ve ne anlattın deseler, kapsamlı bir açıklama yapamam. Sürekli olarak gündelik hayatta yaşanan sıradan ve olağan durumlar anlatılmış. Yer yer bir şey olacak sanıyoruz ama yine benzer birtakım gelişmeler yaşanıyor. Benim için -bu noktada farklı yaklaşımlar elbet olacaktır- roman böyle olmamalı. Durum öykücülüğüne ve olay örgüsü olmayan eserleri bayılmamakla beraber severim ancak bu kitap o kategoriye girmemesine rağmen, arada kalmış; sistematik şekilde ilerlediğini sandığımız ancak hiçbir şekilde modern niteliklere uymayan -uyuyorsa da kusurlar içeren- bir kitap. Günümüzde zamanın ve odak algısının ucuzlaştığı bir dönemde harcadığım edebi süre değerli bir sonuca ulaşmalı. Bu tür kitaplar zamanımı çalmış gibi hissediyorum. Yazarın ağaçlı (kısa kurmaca) öyküsü bu kitaptan daha iyidi. Uzun lafın kısası bazı yazarların roman yazarken daha nitelikli bir araştırma ve düşünce antrenmanı yapmalı. Aksi takdirde okurun sadece vaktini çalmış olacaklar.
Edebiyat
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202596 okunma
7/10
·128 syf.··
2026 15. kitabı
"Şu zavallı gözlerinle her şeyi görebildiğini mi zannediyorsun? Madem güçlü olduğunu düşünüyorsun söyle bakalım rüzgâr'ı görebiliyor musun? Bir ağaca bakıp ağaçtan başka bir şey görmekten acizsin. Ağaçların yapraklarıyla toprağa ekildiğini ve öylece orada kaldıklarını zannediyorsun. Âh zavallım, öyle olsa her şeyin kolay olurdu. Şurada, sandalyenin altında bir şey görmüyor musun? Sırf hava mı? Havanın boş olduğunu mu düşünüyorsun? Demek ki havanın boş olduğuna inanıyorsun? Yani burada bir ev, şurada bir ağaç, orada bir tepe var ve etrafın boş olduğunu düşünüyorsun? Evin sadece evden mi ibaret olduğunu sanıyorsun? Tepe, tepeden başka bir şey değil mi sence? Bu denli ahmak olduğunu bilmiyordum."
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202596 okunma

Yazar Hakkında

Jean GionoYazar · 7 kitap
Jean Giono (30 Mart 1895 - 8 Ekim 1970), çoğunlukla Fransa'nın Provence bölgesinde yer alan kurgu eserler yazan bir Fransız yazardır. Jean Giono, babası Piyemonte kökenli bir ayakkabı tamircisi ve annesi bir çamaşırhane kadını olan mütevazı bir ailede doğdu. Hayatının çoğunu Manosque, Alpes-de-Haute-Provence'da geçirdi. Ailesi tarafından on altı yaşında okulu bırakıp bir bankada çalıştırılmasına rağmen yine de İncili, Homeros'un İlyada'sını, Virgil'in eserlerini ve Agrippa d'Aubigné'nin Tragiques'i gibi büyük klasik edebiyat eserlerini okudu. Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle askere çağrılana kadar bankada çalışmaya devam etti ancak cephelerde yaşadığı dehşetler onu ömür boyu ateşli bir savaş karşıtı haline getirdi. 1919'da bankaya döndü ve 1920'de iki çocuğu olan çocukluk arkadaşıyla evlendi. İlk yayınlanan romanı Colline'nin (1929) başarısının ardından (Prix Brentano Ödülü ve1.000 $ kazandı ayrıca kitabın İngilizce çevirisini yaptı), 1930'da bankadan ayrıldı ve kendini tam zamanlı kitap yazmaya adadı. Colline'i Virgil ve Homer'dan büyük ölçüde etkilenen iki roman daha izledi. Un de Baumugnes (1929) ve Regain (1930). Bu üç romanı, Giono'nun doğal dünyayı Yunan tanrısı Pan'ın gücüyle dolu olarak tasvir ettiği için ünlü “Pan üçlemesini” oluşturdu. Giono'nun 1930'lar boyunca yayınladığı diğer romanlar, Provence'ta, kahramanları köylüler olan ve panteist bir doğa görüşünü sergileyen aynı tarzda devam etti. Fransız film yönetmeni Marcel Pagnol, üç filmini Giono'nun bu dönemdeki çalışmalarına dayandırdı. 1930'lar boyunca Giono, Le grand troupeau (1931) adlı romanında, Refus d’obéissance (1937) adlı hicivlerinde ve Lettre aux paysans sur la pauvreté et la paix (1938) adlı yazılarında I. Dünya Savaşı sırasında edindiği deneyimler sonucunda benimsediği savaş karşıtı pasifizmi dile getirdi. Bu da, her yıl Contadour mezrasında toplanan ve pasifist yazıları Cahiers du Contadour olarak yayınlayan, Lucien Jacques ve Henri Fluchère gibi sanatçıların da içinde bulunduğu benzer düşünen bir grup insanla ilişki kurmasına neden oldu. 1937'de ünlü sözü olan "Almanya Fransa'yı işgal ederse olabilecek en kötü şey nedir?" sorusunu sordu. 1930'ların sonu Giono'nun hayatında bir krize yol açtı. Yazılarıyla ilgili olarak, “Giono yapmayı” (faire du Giono) bırakmanın ve çalışmalarını yeni bir yöne götürmenin zamanının geldiğini hissetmişti. Aynı zamanda, pasifizm için yaptığı çalışmaların başarısız olduğu, büyük bir savaşın kaçınılmaz ve hatta hızla yaklaştığı anlaşılıyordu. 1 Eylül 1939'da başlayan 2.Dünya Savaşı'nın haberi, Contadourean'ların yıllık toplantıları için bir arada olduğu sırada geldi. Giono'nun giriştiği barışı sağlama çabalarının sonucu ise, herhangi bir suçlama yapılmadan ve yargılamalar düşürülmeden önce bir Nazi sempatizanı olarak bir süre hapsedilmesi oldu. Sonraki yenilenme döneminde, kendi kendini yetiştirmiş Giono'nun, daha önce Klasiklerden etkilenmiş olduğu gibi, bu defa da edebi bir model olarak Stendhal'i tercih ettiği görülür. Romanlarını artık belirli bir zaman ve mekanda kurgulamaya başladı ve daha önceki çalışmalarındaki zamansızlığının aksine, kahramanlarını belirli politikalar, meseleler, sebepler ve olaylarla karşı karşıya getirdi. Ayrıca, okuyucunun iç monoloğu aracılığıyla kahramanın deneyimine girmesine izin veren Stendhalian anlatı tekniğini benimsedi, ki daha önceki romanlarının baskın tekniği her şeyi bilen anlatıcıydı. Benzer şekilde, Balzac'ın Comédie Humaine'inden esinlenerek, köylülerden ziyade toplumun tüm katmanlarından karakterleri betimleyeceği ve aynı toplumun üyelerinin deneyimlerini yüz yıl arayla tasvir ederek tarihin farklı anlarını karşılaştıracağı on romandan oluşan bir dizi yazma hevesine kapıldı. Bu proje hiçbir zaman gerçekleştirilmedi. Yalnızca dört Hussard romanı (Angelo (1958), Le Hussard sur le Toit (1951), Le Bonheur fou (1957) ve Mort d’un personnage (1948) aslında plana göre tamamlandı. Bu süreçte tarihle de ilgilendi. Tarihe duyduğu yeni ilgi, gerçek bir tarih kitabı olan Le Désastre de Pavie (1963) yazmasına bile yol açtı. Doğal dünyadan ziyade insana odaklanmaya başladığında, psikoloji ve motivasyon anlayışı, daha sonraki yıllarda insan doğasına çok daha karanlık bir bakış açısı getirmesine neden olan Niccolò Machiavelli'nin yazılarından da etkilendi. "Monsieur Machiavel, ou le coeur humain dévoilé" (1951) adlı makalesini bu dönemde yazdı. 1944'te Fransa'da savaş sonlandığında, Giono tekrar Nazilerle işbirliği yapmakla suçlandı ve tekrar beş ay hapsedildi. Bu onun kara listeye alınmasına yol açtı ve böylece üç yıl boyunca yayın yapması yasaklandı. Bu dışlanma döneminde, 1945'te, mecazi olarak deney yaptığı, test ettiği ve yeni yaklaşımını çalışmalarına entegre etmeye çalıştığı bir denemesi olan Angelo'yu yazmaya başladı. Bu çalışmaları Angélo Pardi'nin Le Hussard sur le toit ve Le Bonheur fou'da son şeklini alan öyküsünün yalnızca ilk versiyonunu değil, aynı zamanda ikinci döneminin diğer birçok eserinin çekirdeğini de içerir. İkinci döneminin yayımlanacak ilk büyük romanı, Un roi sans divertissement idi. 1947'de yayınlandı ve 1963'te Giono'nun senaryosunu yazdığı başarılı bir filme dönüştürüldü. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Haute Provence'ta geçen bir dedektif hikayesini konu alan çalışma, Giono'nun insan doğası hakkındaki yeni karamsarlığını da ortaya çıkarır. Bir polisin, peşinde olduğu katil kadar kötü olabileceğini ortaya koyar. İkinci döneminin en ünlü romanı, Angelo'da çizdiği Angélo Pardi hikayesinin kesin versiyonunun ilk kısmı olan Le Hussard sur le toit'tir. 1951'de yayınlandı ve 1995'te Juliette Binoche'un oynadığı Jean-Paul Rappeneau tarafından bir filme dönüştürüldü. 2001 yılında Raoul Ruiz tarafından çekilen Les Ames fortes (1950) bu dönemin başyapıtlarından biridir. Bir kişinin açgözlülüğünü, başkalarının sömürüsü altında kendi çıkarlarını korumak için düşebileceği derinlikleri inceler. Ayrıca Un Roi sans divertissement'ta olduğu gibi, hikaye yine bir anlatıcının müdahalesi veya yazarın yorumu olmaksızın tamamen kahramanların sözleriyle anlatılır, böylece okuyucuları kendi sonuçlarına ulaşmaya zorlar. Önemli ölçüde daha az karanlık bir eser olan Les Grands chemins (1951), yolun, kumarın, yalanın ve dostluğun doğasıyla, yine tamamen kahramanın iç sesiyle ve yazardan herhangi bir açıklama içermeyen birinci şahıs anlatımıyla işlenir. Ayrıca Voyage en Italie (1953) adlı eseri de kayda değerdir. Ne bir seyahat rehberi ne de adından da anlaşılacağı gibi bir gezi anlatımıdır. Çalışma okuyucuya İtalya'dan çok Giono hakkında bilgi veren, Giono'nun deneyimlerinin, tanıştığı ve gördüğü insanların son derece kişisel bir açıklamasıdır. Fransa dışında, Giono'nun en iyi bilinen eseri muhtemelen Ağaç Diken Adam adlı kısa öyküsü ve onun 1987 tarihli film versiyonudur. Ağaç dikerek ıssız bir vadiyi hayata döndüren bir adamın anlatıldığı iyimser hikayesi, Giono'nun uzun süredir devam eden doğal dünyaya olan sevgisini yansıtır ve onu modern ekolojik hareketin öncüsü yapar. Aynı nedenle, bu metinden herhangi bir telif ücreti almayı reddeden yazar, dağıtmak veya tercüme etmek isteyen herkese ücretsiz kullanım hakkını verir. Daha sonraki yıllarda Giono, 1953'te Monako Prensi Rainier edebiyat ödülü ile onurlandırıldı, yaşam boyu başarılarından dolayı ödüllendirildi, 1954'te Académie Goncourt'a seçildi ve 1963'te Monaco Conseil Littéraire üyesi oldu. Giono, 1970 yılında kalp krizinden öldü. Nice'deki Collège Jean Giono, Cannes ve Fréjus'taki sokaklar gibi onun adını almıştır