Tersi ve Yüzü

7,9/10  (69 Oy) · 
196 okunma  · 
66 beğeni  · 
1.904 gösterim
"Brice Parain, sık sık, yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer... Hayır, aldanıyor, çünkü deha bir yana bırakılırsa, insan yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilemez. Ama Parain'in söylemek istediğini anlıyorum.Bu acemice sayfalarda, sonradan yazdıklarımdakilerden daha çok gerçek aşk bulunduğunu söylemek istiyor, haksız da değil... Bu sayfaların yazıldığı zamandan beri, yaşlandım, çok şeyler görüp geçirdim. Sınırlarımı, sonra hemen hemen bütün zayıflıklarımı tanıyarak kendi hakkımda bilgi edindim... Herkes gibi ben de düşlerim bazı bazı. Ama iki sakin melek onun eşiğinden hiçbir zaman geçirmediler beni; biri dostum yüzünü gösterir, öbürü düşmanın suratını. Evet, bütün bunları biliyorum, aşkın neye patladığını da öğrendim ya da aşağı yukarı. Ama yaşamın kendisi hakkında, "Tersi ve Yüzü"nde acemice söylenenden daha fazlasını bilmiyorum."
-Albert Camus-
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    72
  • ISBN:
    9789755103235
  • Orijinal Adı:
    L'envers Et L'endroit
  • Çeviri:
    Tahsin Yücel
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hesna S. 
25 Tem 18:00 · Kitabı okudu · 1 günde

Hayatıma dahil ettiğim yazarların hayatına da dahil olurum ben. Uzun zamandır hayatı ve düşünceleri hakkında araştırma yaptığım bir isimdi Albert Camus... Niye okumayı bu kadar ertelediğimi soracaksınız biliyorum. Feleğin çemberinden geçmek diye bir deyim vardır. Bazı yazarları ve kitapları okumak -dahası anlamlandırabilmek için- o çemberden geçmek ve belirli bir olgunluğa erişmek gerektiğine inanıyorum. O yüzden, cebimde hep okumayı beklediğim yazarları taşırım ben. Ne zaman ki vakti gelir, onları ordan birer birer çıkarır, hayatlarına dahil olur, okumaya başlarım. Albert Camus da cebimden çıkıp kalbime yerleşen yazarlar arasına girdi bile şimdiden.

Tersi ve Yüzü kitabına gelecek olursak, Camus' nun daha 22 yaşında toy bir delikanlıyken yazdığı ilk kitabı... Çocukluk ve gençlik döneminde Cezayir'de annesi ve ninesiyle birlikte yaşadığı yoksul hayatının izlerini taşıyan öykü ve anlatı tarzında 5 denemeden oluşmaktadır. Kendisi her ne kadar acemiliğim dese de okuduğunuzda bunu kesinlikle deneyimli bir yazarın elinden çıkmış hissi yaşıyorsunuz. Özellikle 'Alay' denemesinde yaşlılık ve ölüm üzerine yaptığı gözlemler çok etkileyiciydi. 'Yaşama Aşkı' denemesinde yaşama ve yine ölüme karşı olan görüşleri Camus' nun gelecek kitaplarındaki görüşlerinden farksızdır ve bir anlamda da kaynağıdır. Hayatın tersini ve yüzünü bize yine karşıtlıklarla anlatır. Umutsuzluğun olduğu yerde yaşama aşkının başladığını ifade eder.

Kitaptaki en güzel yer önsözlerdi belki de. Camus' nun 1958 yılında kendisi ve bu ilk kitabı hakkında yazdığı uzunca samimi bir yazısı vardır. Bu yazısında yoksulluğunun ve ailesinin kendisini olumlu yönde etkilediğini, ona hıncı değil de sadakati öğrettiğini, aradan yirmi yıl geçse dahi yazarlık konusunda aslında çok da ilerleyemediğini ifade eder.

Yazının bir yerinde şöyle der Camus: “Bir gün, Tersi ve Yüzü ’nü yeniden yazmayı başaramazsam, hiçbir şey başaramamış olacağım.” Maalesef erken ve ani gelen ölümü bu hayalini gerçekleştirmesine engel olmuştur.

Siz de hala Albert Camus' nun dünyasına adım atmadıysanız; Yabancı, Veba, Düşüş'le falan değil de bu kitabıyla başlayın.

Hatice Gümüş 
05 Ağu 10:43 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitap Camus'nün ilk kitabı.Camus daha 22 yaşındayken yazmış bu kitabı. Bakmayın yetmiş sayfa göründüğüne. Toplamda kırk sayfa aslında. Hem çevirmenin hem de Camus'nün önsözleri var uzun uzun.Kitabın eski olmasından ötürü baskısının az olması nedeniyle pahalıya satıldığını öğreniyor yazar. Aslında bu kitabı tekrar yayımlamayı düşünmüyormuş, burada kendi eksikliklerini, acemiliğini açık bir şekilde gördüğünden. Ama okurlardan kitapla ilgili bilgi alması ve istenmesi tekrar basılmasında etkili olmuş.
"Neden bunu okuma hakkı yalnız zengin okurların olsun?" diyor önsözde.
Deneme ve öykü türünde yazılmış bir eser diyebilirim. İçinde beş tane öykü var. Kitabın ana temaları, başkaldırı, basitlik temaları. Bunun dışında, yalnızlık teması da ağır basıyor. Kitap kısa ama bitirince uzun soluklu bir roman okumuş gibi hissettiriyor. Yani dolu dolu bir kitap. Altını çizdiğim bir çok cümle oldu.
Öncelikle yaşlılarla ilgili gözlemlerini paylaşıyor yazar bizimle. Yaşlıların ölüme, gençlere göre daha yakın olmalarından ötürü nasıl da ilgiye muhtaç olduklarını, bir çift sözlerini dinletebilmek, yaşlarının getirdiği bir otoriteye sahip olduklarını kanıtlamanın onlar için önemini eleştiriyor.
Ardından, yine yaşlı bir kadının ölmesine yakın eline geçen yüklü miktardaki parayla kendine mezar yaptırışını.. Daha ölmeden sürekli kendi mezarını ziyaret etmenin, kadında alışkanlık olmasının ironikliğini.
Ayrıca yolculukların, yabancı şehirlerde kendi başına olmanın, yabancı olmanın, yalnız olmanın hissedilişi ve bununla nasıl başa çıkıldığı önemli diyor yazar. Kendi olmanın, kendini bulmanın yollarından biri yabancılık.Her şeyin nasıl da basit olduğuna, basitliğin tehlikesine(!), yaşama, yaşamın gerçekliğine, abartılmasına ve tüm bunların basitliğinden ötürü sahip oldukları derinliğe vurgu yapıyor. Son olarak; Albert Camus severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Camus ile tanışmak isteyenler için de iyi bir başlangıç kitabı.

Ahmet Leman 
12 Tem 04:11 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Okuduğum Camus kitapları içinde en çok beğendiğim budur. İett'yle bir semtten diğerine gidene kadar bir solukta okuyabilirsiniz. Zaten kendisi 70 sayfa, 5 kısa öykü. Bana göre bu hayat için bir tanıtım broşürü.

Dili biraz zor. Bazı kitaplar için dersiniz ki, kendi dilinde okusam daha çok anlardım. Ama hayat zor sevgili okur. Elden bir şey gelmez.

esm. 
14 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

22 yaşında bir insanı günümüz yaşıtlarına göre kıyasladığımızda ağzı açık bırakacak ama kendi içinde yaşına uygun bir ölçüde olduğuna inandığım bir kitabı ele almıştır. bir camus, değil 22 ,18 yaşında bile bunları dile getirebilirdi herhalde diye düşündürmüştür, o yüzden bu yaş değerlendirmesini akranlarında değil camus'nun içinde yapmak lazım gelir.
diğer kitaplarına zemin hazırlığının ruhunu hissettim mi? fazlasıyla. camus'nun kendini ilanı da diyebiliriz belki bu baş ve ilk yapıta. kekremsi bir umursamazlığın temelini bu kitapta işte tam da şu paragrafta yansıtmıştı; ''...kahramanlarımın 'büroda geçirdiğim saatler olmasaydı, halim ne olurdu?’ ya da ‘karım öldü, ama, bereket versin ki, tamamlanacak bir sürü evrak var yarına,’ diye konuşacakları romanlar yazmak gelir hep içimden.”
toyluğunu sadece ve sadece dikkatle okuduğum zaman dilimlerinde kendini hunharca aktarma dürtüsünde hissettim. dolmuştu da tüm güzel kelimeler bir araya gelmişti sanki. aslında bu noktada da camus karakteri dökülüyordu sokaklarımıza. yine bir uçlarda yaşama, yine bir benim grim yok edası hakimdi. ''yaşama umutsuzluğu yoksa, yaşama aşkı da yoktur.'' cümlesi ve daha bu tarzdaki onlarca cümle ile siyah ve beyazı gri yapmadan yansıtmıştı, bu devrim midir? bir başkaldırı olduğu kesin. sizi soktuğu yahut zaten orada olduğunuzu hissettirdiği bataklıktan çok küçük nüanslarla çıkarmasını yine bu zıt ruh haliyle bilmiştir.
peki kimler mi okumalıdır? nüansları yakalamak isteyenler, karamsarlık çukuruna girince o çamurlardan merdiven yapabilecekler.

Y. 
02 Tem 18:22 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

İnsanı bu denli düşünmeye ve sorgulamaya sevk eden bir yazar daha yeryüzüne gelir mi? Bilinmez. 70 sayfalık bir kitap. Ama her bir cümlesi üzerinde günlerce düşünebileceğiniz, kendi kendinizle tartışabileceğiniz sayfalara sahip. Dünyanın tersi ve yüzü, yaşam ve ölüm değil midir? Peki yaşam ve ölüm arasındaki sessizlik? Kitapta daha çok yaşam ve ölüm arasındaki o adı konulamayan, soyut ama bir o kadar da gerçek olgudan bahsedilmiş. Ayrıca Camus, daha toyken yazdığı bu deneme kitabında aslında sanata dair de minik sırlar vermiş. Belki de bizi yaşama bağlayan şey kaybetme korkumuzdur. Korku, bir şeylerin eskisi gibi olamayacağı düşüncesi bizi yaşama aşkına koşullandırır. Bir yandan da yaşam çok kısadır ve bu kısa yaşamda bu kitap okunmalıdır.

İlknur Burcu Keser 
16 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Albert Camus kitabı henüz yirmi iki yaşındayken yazmıştır. Kitap, daha çok öyküye benzeyen beş denemeden oluşuyor. Daha sonra yazacaklarının ana hatlarını oluşturan bir kitap olduğunu söyleyebiliriz. Camus'yü yazmaya yönelten düşünce kitapta geçen bir tümceden anlaşılıyor aslında. "Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de, bütün öteki günler de. Bu çaresiz buluş ezer onu. İşte böyle düşünce öldürür insanı. Bunlara katlanamadığından öldürür insan kendini ya da, gençse, tümceler yapar bunlarla." diyor Camus. Yani "ölüm" yerine yazmayı seçiyor. "Düşüş" ve "Sürgün ve Krallık" adlı kitaplarıyla karşılaştırınca "tersi ve yüzü" çok daha hafif bir kitap.

Kübra 
15 Tem 08:50 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Fazlaca duyduğum ama hiç okumadığım bir yazardı. Kitabın arkasını okuduğumda ilk cümle şuydu "Brice Parain, sık sık yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer." Bende dedim ki madem en iyisi bu bununla başlayayım. Kitap 70 sayfa kadar, yazarın ilk kitabı. İlk 28 sayfa önsöz ve çevirmenin incelemesi. Direk kitaba başlamayın, önsözü okuyun, çevirmenin yazısını okuyun. Kitap hikaye tarzı denemelerden oluşuyor. Başka insanları anlatıyor Camus, ama hepsinde kendinden bahsediyor bi bakıma. Bazı yerlerde okuduğunuzu anlamayabilirsiniz ama okumaya devam edin çünkü daha sonra anlıyorsunuz. Ben oldukça beğendim bu küçük ve doğal kitabı.

MyBooks 
24 May 12:21 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Camus ile tanışmam bu kitabı ile oldu. Çok geç kalmışım, çok. Karşılaştığımız anda sarstı beni. Çok etkileyici bir kalemi, müthiş betimlemeleri, alıcı bir uslübu beni benden aldı kendi dünyasına götürdü. Dünyaya bakış açısı ve düşünceleri yadsınamaz derecede gerçekçi. Camus'un da dediği gibi açık görüşlülük ve basitlik... Kısa bir kitap ile bize birçok şey anlatmış. Benim başyapıtlarımın arasına girmiştir.

Sisyphos 
 23 Haz 04:49 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitabı okuduğumda ilk aklıma gelen şuydu: "Ne kadar çok acı çekmesi gerekmişti, bu kadar güzel yazabilmek için." Daha hayatının başında sayabileceğimiz bir yaşta gelecek yapıtlarının sağlam bir temelini bu kitapta atar. Onun bu kadar güzel yazması belkide içinde bulunduğu koşulların etkisiydi. Ama ondan daha iyi yaşamın igrençliğine sırt çeviren bir yazar daha bilmiyorum. Neden bu kadar geç okudum keşke daha erken okuyabilseydim de şuan çok farklı bir konumda olurdum dediğim bir kitap... Kitap çok kısa olmasına karşın bende uyandırdığı izlenim bir çok kalın ve içi boş şeylerle doldurulmuş kitapların yanından dahi geçemeyeceği kadar güzel bir kitap. İlk yapıtı olması daha o zamndan nasıl kaliteli bir yazar olacağının mesajını veriyor. En önemli eserlerinden "Sisifos Söyleni" tarzı yazılmış, "Yabancı" kitabının üslubu ve "Düşüş"ün izleklerine rastlanır. Belli başlı temaları ele alıp farklı bir bakış acısı kazandırıyor. Aslında söyledikleri çok basit ayni zamnda çok sade bir dille anlatır. Örneğin; "Yarın her şey değişecek, yarın," der, hemen arkasından da ekler: "Birdenbire yarının da böyle olacağını anlıyor, öbür günün de, tüm öteki günlerin de." İşte asıl burda başlıyor felsefesindeki güzelliği ve kendisini herşeyden soyutlamanın habercisi olduğunu. Varolana karşı gelen bu içten ilgisizliği insanı şaşırtacak derecede korkunç ve bir o kadar da güzel. Ve son olarak Camus hakkında şunu söyleyebilirim, "Bu kokuşmuş var olana ondan daha iyi sırt çeviren olmadı, olamayacak da..."

"Dünyanın bu tersiyle yüzü arasında bir seçim yapmak istemiyorum, seçmesini sevmem!
İnsanlar AÇIK GÖRÜŞLÜ ve ALAYCI olmanızı istemiyorlar. Bu 'sizin iyi olmadığınızı gösterir' diyorlar..."
(sayfa 70)

Bu 70 sayfalık kitapta toplanmış kısa hikayecik türünde denemeleri Camus, 22 yaşındayken yazmış. Kendince yine insanları, yaşamı, ölümü sorgulamış. Okurken bazı yerlerde dağımış, dikkatim bazı yerlerde tekrar toparlanmıştı.
Ben Camus değince Düşüş ,Yabancı vr Veba diyorum, bu üç kitap da çok iyiydi.

3 /

Kitaptan 131 Alıntı

Sisyphos 
23 Haz 02:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yaşıyor muyum, yoksa anımsıyor muyum, bilmiyorum artık.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 47 - Can)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 47 - Can)
Meursault 
23 Mar 00:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uykumun her saati yaşamımdan çalınacakmış gibi bir his uyanırdı içimde.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 66 - Can Yayınları)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 66 - Can Yayınları)
Hesna S. 
 24 Tem 12:41 · Kitabı okudu · İnceledi

.... yarın her şey değişecek, yarın.
Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de, tüm öteki günler de.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 34 - Can Yayınları, Çeviri Tahsin Yücel, 'Alay' öyküsünden, epub)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 34 - Can Yayınları, Çeviri Tahsin Yücel, 'Alay' öyküsünden, epub)
Meursault 
22 Mar 22:34 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Toplumun ayırdıklarını yalnızlıklar birleştirir.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 25 - Can Yayınları)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 25 - Can Yayınları)
Meursault 
23 Mar 00:21 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Adaleti kendi yaşamında bile egemen kılamayan kişi adaletten dem vurabilir mi?

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 26 - Can Yayınları)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 26 - Can Yayınları)
Meursault 
23 Mar 00:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gecenin okşayışını duyacak derim olmadıktan sonra, ruhumda yeniden yaşamışım ne çıkar?

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 59 - Can Yayınları)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 59 - Can Yayınları)
esraaltunerrr 
03 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bu saat "evet"le "hayır" arasında bir aralık, bir duraklama gibi olduğuna göre; yaşama umudunu, yaşama tiksintisini başka saatlere bırakıyorum.

Tersi ve Yüzü, Albert CamusTersi ve Yüzü, Albert Camus

Kitapla ilgili 1 Haber

"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 57 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...!
"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 57 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...! Fransız Yazar ve Filozof Albert Camus 1957 Nobel edebiyat ödülünü kazandıktan sadece üç yıl sonra, 57 yıl önce bugün bir trafik kazasında hayatını kaybetti.