Tersi ve Yüzü

7,9/10  (108 Oy) · 
321 okunma  · 
102 beğeni  · 
2.971 gösterim
"Brice Parain, sık sık, yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer... Hayır, aldanıyor, çünkü deha bir yana bırakılırsa, insan yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilemez. Ama Parain'in söylemek istediğini anlıyorum.Bu acemice sayfalarda, sonradan yazdıklarımdakilerden daha çok gerçek aşk bulunduğunu söylemek istiyor, haksız da değil... Bu sayfaların yazıldığı zamandan beri, yaşlandım, çok şeyler görüp geçirdim. Sınırlarımı, sonra hemen hemen bütün zayıflıklarımı tanıyarak kendi hakkımda bilgi edindim... Herkes gibi ben de düşlerim bazı bazı. Ama iki sakin melek onun eşiğinden hiçbir zaman geçirmediler beni; biri dostum yüzünü gösterir, öbürü düşmanın suratını. Evet, bütün bunları biliyorum, aşkın neye patladığını da öğrendim ya da aşağı yukarı. Ama yaşamın kendisi hakkında, "Tersi ve Yüzü"nde acemice söylenenden daha fazlasını bilmiyorum."
-Albert Camus-
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    72
  • ISBN:
    9789755103235
  • Orijinal Adı:
    L'envers Et L'endroit
  • Çeviri:
    Tahsin Yücel
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ömer Öztürk 
 05 May 12:35 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

SADECE 2 SAYFADA ALBERT CAMUS.


Öncelikle ilk eseri olduğunu ve 1935-1936 yılarında yani 22 yaşında iken,kendisinin de kabul ettiği gibi acemi olduğu zamanlarda kaleme aldığını belirtmiş.(Tabi ki acemi değil)

Kitabın baskısına 1958 de yani 23 yıl sonra önsöze şunu ekler: " Ama yaşamın kendisi hakkında, Tersi ve Yüzü'de acemice söylenenden daha fazla bilmiyorum."


Eser 5 tane kısa denemeden oluşuyor. Önsöz ve denemeler ile beraber sadece 51 sayfa,
sayfa sayısına bakıp aldanmayalım çünkü geri kalan hayatını bu 51 sayfayı açıklamakla geçiriyor.


-"Yaşama Aşkı" adlı denemesinin sadece ilk 2 sayfası üzerinden hem kitabı incelemek hem de yüzlerce sayfayı iki sayfaya nasıl sığdırdığını yani yoğunluğunu görelim.
Sadece 2 sayfayla kitap ve yazar mı incelenir diye siz tepki vermeden önce alıntılar yaparak Yazarı AZ tanıyor olduğumuda belirterek denemesine geçeyim.

==============Spoiler=================

----Palma'da gece dolaşırken bir bara giriyor:
"Bir orkestra, renk renk şişeli bir BAR ve omuz omuza, ÖLÜMÜNE sıkışmış insanlar bir MUCİZE sonucu yerleşmişlerdi."

Bar: Burda barı dünya olarak ele alıyoruz.

Ölümüne: Aslında çok basit bir tamlama  gibi dursada Ölümüne sıkışmak kelimesi Albert'in üzerinde baya bir durduğu konu.
Dünya-Ölüm ve sıkışmak aynı cümle de yani bar diye tasvir ettiği dünyadan çıkış yolu ölüm aslında


Mucize: Varoluşculara göre insan dünyaya tanrı tarafından vb. şekillerde değil amaçsızca dünyaya fırlatılmışlardır. Bu şekilde insanların rastlantısal birleşimi olan dünyaya gelişimize mucize diyor.

---------------------------------
"Tüm müşteriler erkekti. ortada iki metrekarelik bir boş yer. GARSON buradan odanın dört bir köşesine kadehler ve şişeler yolluyordu."

Garson: Öncelikle barın ortasında yani dünyanın merkezinde yer alıp bunca sıkışıklığa rağmen 4 bir köşeye yetişen ve içki dağıtıp insanları sarhoş edip bilinçsiz hale gelmesine yardımcı olan  bu Garson diye tanıttığı aslında Tanrı adına yani din adına çalışan insanlar Rahipler vs.
Dinin insanları gerçeği görmemek için sürekli uyuşturduğunu ve bilincine el koyduğunu belirtiyor ve insanlar sıkışırken 2 metrekare alanda  Dini kullananların her şeye rağmen rahat bir alanı olduğu da vurgulanmış.
--------------------------
Birdenbire bir zil sesi duyuldu, halkanın içine bir KADIN ATLADI. YİRMİ yaşındaydı.Bu kadının BOYU bir seksendi. KOCAMANDI 150 kiloya yakındı. Karnını öne doğru dalgalandırdı. Sonra  iyi bilindiği anlaşılan bir ŞARKI  istedi. 
Kadın hem söylüyor hem de SEVİŞME öyküsüne girişiyordu. Tüm salon EZİLMİŞ gibiydi. Nakarata gelince kadın göğüslerini avuçlayarak şarkısını sürdürdü.

Kadın: Garsonlar Din adına çalışanlar ise bileceğiniz üzere kadın ise Tanrı oluyor.

Atladı: Burası bar(dünya) neden atlıyor ki girmek varken çünkü Dünya da Tanrı diye bir şey yok biz tepeden düşme şekilde kendimiz kurguluyoruz dünyamıza zorla sokuyoruz demeye getiriyor.


Kocamandı: Tanrının yani dinin dünyanın çoğu yerini kapsadığını ve İnsanların dinleri abartmasından dolayı büyüdüğüne.


Boyu 1.80: Tanrının her şeyi gördüğü şekilde kurguladığımızı ve herkese tepeden baktığı için eşit olmadığına


Yirmi yaşındaydı: Yirmi yaşında yani kabul etmek gerekirse kadınlar her yaşta güzel öncelikle belirteyim :) ama bir kadının en çekici olduğu yaşlar 20 li yaşlar. Tanrıyı itici bir şekilde tipleyip (150 kilo etleri yere sarkıyor vs.) sonra 20 yaşında demesi dinin dünyada yıpranmasına, bozulmasına rağmen hala eskimeyip insanlara genç ve çekici gözüktüğünü


Şarkı:Kadın(Tanrı) burda isteği insanlardan alıyor kendisi seçip söylemiyor.Çünkü insanlara insanların kendi duymak istediği şeyleri söylemek istiyor.
Tabi ki şarkı Kutsal kitaplar anlamında oluyor.


Sevişme: Bu cinsel iç güdü insandan söküp atılamayacak kadar güçlü olduğu için Tanrıya da bu şekilde vazgeçemeyek ve bitmeyecek derecede bağlanıldığını (Daha farklı boyutlardan da bakılabilir ama geçiyorum)


Ezilmiş: Dinlerin altında insanların sıkışıp kaldığını.
--------------------------------

" Sudan çıkmış iğrenç bir tanrıça gibi, alnı bön ve dar gözleri çukurda, dizinin hafif bir TİTREMESİ ile yaşıyordu.KOŞUSUNU yeni bitirmiş atlar gibi. Yaşamın düşkün ve ÇOŞTURUCU görüntüsü gibiydi...


Dizinin titremesi ise Dinlerin düşüşünün yakın olduğunu artık daha fazla dayanamayacağını belirtmiş.

Koşusunu yeni bitirmiş at: Dinlerin yorgunluğunu ve tükenmişliği


Çoşturucu görüntüsü gibi: Sanırım burda aynı kitabın "Alay" adlı denemesine gönderme yapıp bu manzarayla çosturucu diyerek dalga geçiyor.


Bu arada barda ki herkes erkek demişti tek tip insan işlenmiş bireye indirgediğimizde cinsiyeti ortadan kaldırmış  bunlar bütün insanlar için geçerli.( Neden müşteri erkek Tanrı kadın konusuna girmek baya uzatır incelemeyi girmiyorum)

---------------------------------


İlk 2 sayfa demiştim ama sadece yarım sayfa çıkacak cümlelerden saatlerce sürecek inceleme yapılabilir.Çok uzamasın diye de kısa kestim.İki sayfa da bunlardan ayrı 15 20 simge daha var. Detaylı incelemeyi geçelim kabaca incelemek istesek bile kısa tutulabilecek bir yazar değil.


Albert Camus kitaba değil her kelimeye anlam yüklebilecek kapasitede olduğunu görüyoruz. Bazen bir paragrafında 15 20 dakika takılı kalıyorum.

Eseri tavsiye ediyorum ama önce kendisi hakkında ön bilgi edinmek gerektiğini belirtirim.

Yoksa 2 günde anlayamayacağımız bir yeri 2 dakida geçebiliriz. Yani kitabın adı gibi
Tersi ve Yüzünün neresi olduğunu anlamadan geçebiliriz



Çözümlemeler yazarın görüşlerini AZ da olsa bildiğim için kitabından kendi çıkarımlarımdır belirttiğim gibi kabaca tanıyorum kendisini yanlışım olabilir. Bu arada felsefesini sadece okuyorum ilgilenmiyorum.

Hesna 
 25 Tem 2017 · Kitabı okudu · 1 günde

Hayatıma dahil ettiğim yazarların hayatına da dahil olurum ben. Uzun zamandır hayatı ve düşünceleri hakkında araştırma yaptığım bir isimdi Albert Camus... Niye okumayı bu kadar ertelediğimi soracaksınız biliyorum. Feleğin çemberinden geçmek diye bir deyim vardır. Bazı yazarları ve kitapları okumak -dahası anlamlandırabilmek için- o çemberden geçmek ve belirli bir olgunluğa erişmek gerektiğine inanıyorum. O yüzden, cebimde hep okumayı beklediğim yazarları taşırım ben. Ne zaman ki vakti gelir, onları ordan birer birer çıkarır, hayatlarına dahil olur, okumaya başlarım. Albert Camus da cebimden çıkıp kalbime yerleşen yazarlar arasına girdi bile şimdiden.

Tersi ve Yüzü kitabına gelecek olursak, Camus' nun daha 22 yaşında toy bir delikanlıyken yazdığı ilk kitabı... Çocukluk ve gençlik döneminde Cezayir'de annesi ve ninesiyle birlikte yaşadığı yoksul hayatının izlerini taşıyan öykü ve anlatı tarzında 5 denemeden oluşmaktadır. Kendisi her ne kadar acemiliğim dese de okuduğunuzda bunu kesinlikle deneyimli bir yazarın elinden çıkmış hissi yaşıyorsunuz. Özellikle 'Alay' denemesinde yaşlılık ve ölüm üzerine yaptığı gözlemler çok etkileyiciydi. 'Yaşama Aşkı' denemesinde yaşama ve yine ölüme karşı olan görüşleri Camus' nun gelecek kitaplarındaki görüşlerinden farksızdır ve bir anlamda da kaynağıdır. Hayatın tersini ve yüzünü bize yine karşıtlıklarla anlatır. Umutsuzluğun olduğu yerde yaşama aşkının başladığını ifade eder.

Kitaptaki en güzel yer önsözlerdi belki de. Camus' nun 1958 yılında kendisi ve bu ilk kitabı hakkında yazdığı uzunca samimi bir yazısı vardır. Bu yazısında yoksulluğunun ve ailesinin kendisini olumlu yönde etkilediğini, ona hıncı değil de sadakati öğrettiğini, aradan yirmi yıl geçse dahi yazarlık konusunda aslında çok da ilerleyemediğini ifade eder.

Yazının bir yerinde şöyle der Camus: “Bir gün, Tersi ve Yüzü ’nü yeniden yazmayı başaramazsam, hiçbir şey başaramamış olacağım.” Maalesef erken ve ani gelen ölümü bu hayalini gerçekleştirmesine engel olmuştur.

Siz de hala Albert Camus' nun dünyasına adım atmadıysanız; Yabancı, Veba, Düşüş'le falan değil de bu kitabıyla başlayın, derim.

arifsahin 
15 Nis 18:27 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitaptan bahsederken, bunu yazmadan konuşmak geleneğe aykırı: Üstad, bu kitabı 22 yaşında yazıyor ama uzun süre bu kitap geniş bir çevrede tanınmıyor; ancak 1958'de yazar, kitabın basımına karar veriyor.

Kitaba 10 puan vermiş olsam da 100 üzerinden puanlayacak olsam 96 olurdu. "Başkaldıran İnsan" ı bir kenara koyarsak, bugüne kadar okuduğum Albert Camus kitapları arasında beşinci sırada yer alır. Başka bir yazardan bahsedecek olursak 'her kitabı farklı bir dünya ve kitaplarını karşılaştırmak haksızlık olur' diyebiliriz ama Albert için öyle denmez. Bu noktayı açıklamak için, Tahsin Yücel'in önsözünden yardım alalım:

"Tersi ve Yüzü düz bir yolun başlangıç noktası değildir yalnız, her zaman dönülen, her zaman özlenen, her şeyi besleyen kaynaktır, ışığın fışkırdığı noktadır."

Albert Camus ise 1958 basımına yazdığı önsözde "kariyerindeki en parlak eser olduğu fikrine katılmadığını" belirtmekle birlikte, şu satırları yazıyor:

"...bir gün, 'Tersi ve Yüzü'nü yeniden yazmayı başaramazsam, hiçbir şey başaramamış olacağım, işte benim bulanık inancım."

Albert, erken ölümü olmasaydı muhtemelen daha üstün eserler yazacaktı, tarz olarak bu kitaba benzer diyebileceğimiz "Sürgün ve Krallık"ta daha iyisini yazdığını düşünmüyorum şahsen. Tam olarak o tarzda olmasa da, bu kitapta da bazı ipuçlarını görebileceğimiz "Düşüş"ün daha üstün bir çapta yazıldığını söyleyebiliriz. Ama bu kitabın hiç de hafife alınmaması gerekir. Şöyle ki, bu kitapla ilgili bilgim olmasa ve biri bana "Albert ölmeden önce bu kitabı yazmış" dese hiç şüphe etmezdim.

Yücel'den devam edelim: "Oysa, söylemek bile fazla, bir yazarın daha ilk yapıtında kendini bulduğu, kendini söylediği enderdir. (...) Albert Camus'nun böyle (uzun ve çileli bir olgunlaşma süreci) geçirmemiş ender yazarlardan biri olduğu söylenebilir."

Albert bekleneceği üzere tevazu ile birlikte, "...deha bir yana, insan yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilmez." dese de, bu noktada Yücel'e daha çok katıldığımı belirteyim. Albert'in dehasının ışıkları bu kitapta ortaya dökülmüştür ve geriye sadece doğru zamanı beklemek kalmıştır. -kim bilir erken ayrılmasa dünyadan daha neler görecektik-

Yücel daha sonra şunu yazar: "Camus kendisinden ve çevresinden hiçbir yerde buradaki kadar açık ve dolaysız biçimde söz etmemiştir."

Camus'nun en azından benim gözümdeki en değerli özelliklerinden biri de eserlerine asla belirgin bir şekilde kendini yerleştirmiş olmaması oldu. Burada ipuçları olsa da, yine otobiyografik bir eser olmadığı ve okuyucuyu sıkmadığı kesinlikle söylenebilir.

Hatice Gümüş 
05 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitap Camus'nün ilk kitabı.Camus daha 22 yaşındayken yazmış bu kitabı. Bakmayın yetmiş sayfa göründüğüne. Toplamda kırk sayfa aslında. Hem çevirmenin hem de Camus'nün önsözleri var uzun uzun.Kitabın eski olmasından ötürü baskısının az olması nedeniyle pahalıya satıldığını öğreniyor yazar. Aslında bu kitabı tekrar yayımlamayı düşünmüyormuş, burada kendi eksikliklerini, acemiliğini açık bir şekilde gördüğünden. Ama okurlardan kitapla ilgili bilgi alması ve istenmesi tekrar basılmasında etkili olmuş.
"Neden bunu okuma hakkı yalnız zengin okurların olsun?" diyor önsözde.
Deneme ve öykü türünde yazılmış bir eser diyebilirim. İçinde beş tane öykü var. Kitabın ana temaları, başkaldırı, basitlik temaları. Bunun dışında, yalnızlık teması da ağır basıyor. Kitap kısa ama bitirince uzun soluklu bir roman okumuş gibi hissettiriyor. Yani dolu dolu bir kitap. Altını çizdiğim bir çok cümle oldu.
Öncelikle yaşlılarla ilgili gözlemlerini paylaşıyor yazar bizimle. Yaşlıların ölüme, gençlere göre daha yakın olmalarından ötürü nasıl da ilgiye muhtaç olduklarını, bir çift sözlerini dinletebilmek, yaşlarının getirdiği bir otoriteye sahip olduklarını kanıtlamanın onlar için önemini eleştiriyor.
Ardından, yine yaşlı bir kadının ölmesine yakın eline geçen yüklü miktardaki parayla kendine mezar yaptırışını.. Daha ölmeden sürekli kendi mezarını ziyaret etmenin, kadında alışkanlık olmasının ironikliğini.
Ayrıca yolculukların, yabancı şehirlerde kendi başına olmanın, yabancı olmanın, yalnız olmanın hissedilişi ve bununla nasıl başa çıkıldığı önemli diyor yazar. Kendi olmanın, kendini bulmanın yollarından biri yabancılık.Her şeyin nasıl da basit olduğuna, basitliğin tehlikesine(!), yaşama, yaşamın gerçekliğine, abartılmasına ve tüm bunların basitliğinden ötürü sahip oldukları derinliğe vurgu yapıyor. Son olarak; Albert Camus severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Camus ile tanışmak isteyenler için de iyi bir başlangıç kitabı.

Şeyma Demirhan 
 29 Mar 22:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Albert Camus,
Açıkcası eseri okurken en çok etkilendiğim kısım eserin önsözü oldu. :)
Önsözleri çok severim. Çoğu zaman okur olarak acaba yazar bunu yazarken ne düşündü? Ne hissetti? Neler yaşadı? Dediğimiz, merak ettiğimiz dönemler olur. Maalesef bu sorularımızın çoğu yanıtsız kalır, ama Camus bunları sanki hissetmiş gibi, öyle güzel uzun uzun anlatmış ki teşekkür etmemek imkansız. Yazarın kendini eleştirmesi okurken beni cezbetti. Bu kadar açık görüşlü olması iyi ve kötü yanlarını söylemesi, bununla sınırlı kalmayıp hayatta yaşadığı sıkıntıların ona kattığı değerleri bizimle paylaşması...
Camus karşımda oturuyormuş da onunla birebir kitabı hakkında konuşuyormuşum bana danışıyor, fikrimi soruyor, dertleşiyor hissine kapıldım. Eseri çıkardığı dönemlerde yaşadığı olaylar, kendi hisleri o kadar doğal içten, samimi ve mütevazi ki kendine hayran bırakıyor.
Camus,
Tersi ve yüzü eserini henüz 22 yaşındayken yazmış. insan düşünüyor o yaşlarda bu kadar iyi yazılabilir mi acaba diye. Eseri hakkında aldığı yorumların çoğu olumluyken kendi fikrini kitabın önsözünde şu şekilde bildirmiş.
"Brice Parain, sık sık yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer. Hayır, aldanıyor, çünkü deha bir yana, insan, yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilmez. Ama... Parain'in söylemek istediğini anlıyorum. Bu acemice sayfalarda, sonradan yazdıklarımdakinden daha çok gerçek aşk bulunduğunu söylemek istiyor. Haksızda değil." Camus'un okuduğum diğer eserlerini de göz önünde bulundurarak söylüyorum farklı bir tarzı, hayata karşı farklı bir bakış açısı varmış.
Tersi ve Yüzü eserini okurken açıkcası zorlandım onun kafa yapısını çözmek benim için biraz güç oldu. Ağırlıklı olarak hissedeceğiniz yalnızlık içinize iyi gelecek. Albert Camus tarzı bir toplum eleştirisi yaparken bulacaksınız kendinizi.
Kitaptan güzel bir alıntıyı da burda paylaşmak isterim. :)
" Ama bir de, ruhumuzu hasta bulunca, her varlığa, her nesneye, mucize değerini veririz. Düşünmeden dans eden bir kadın, bir perdenin ardından görülen bir masa üstünde bir şişe: her imge bir simge olur."

Ahmet Leman 
12 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Okuduğum Camus kitapları içinde en çok beğendiğim budur. İett'yle bir semtten diğerine gidene kadar bir solukta okuyabilirsiniz. Zaten kendisi 70 sayfa, 5 kısa öykü. Bana göre bu hayat için bir tanıtım broşürü.

Dili biraz zor. Bazı kitaplar için dersiniz ki, kendi dilinde okusam daha çok anlardım. Ama hayat zor sevgili okur. Elden bir şey gelmez.

Y. 
02 Tem 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

İnsanı bu denli düşünmeye ve sorgulamaya sevk eden bir yazar daha yeryüzüne gelir mi? Bilinmez. 70 sayfalık bir kitap. Ama her bir cümlesi üzerinde günlerce düşünebileceğiniz, kendi kendinizle tartışabileceğiniz sayfalara sahip. Dünyanın tersi ve yüzü, yaşam ve ölüm değil midir? Peki yaşam ve ölüm arasındaki sessizlik? Kitapta daha çok yaşam ve ölüm arasındaki o adı konulamayan, soyut ama bir o kadar da gerçek olgudan bahsedilmiş. Ayrıca Camus, daha toyken yazdığı bu deneme kitabında aslında sanata dair de minik sırlar vermiş. Belki de bizi yaşama bağlayan şey kaybetme korkumuzdur. Korku, bir şeylerin eskisi gibi olamayacağı düşüncesi bizi yaşama aşkına koşullandırır. Bir yandan da yaşam çok kısadır ve bu kısa yaşamda bu kitap okunmalıdır.

İlknur Burcu Keser 
16 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Albert Camus kitabı henüz yirmi iki yaşındayken yazmıştır. Kitap, daha çok öyküye benzeyen beş denemeden oluşuyor. Daha sonra yazacaklarının ana hatlarını oluşturan bir kitap olduğunu söyleyebiliriz. Camus'yü yazmaya yönelten düşünce kitapta geçen bir tümceden anlaşılıyor aslında. "Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de, bütün öteki günler de. Bu çaresiz buluş ezer onu. İşte böyle düşünce öldürür insanı. Bunlara katlanamadığından öldürür insan kendini ya da, gençse, tümceler yapar bunlarla." diyor Camus. Yani "ölüm" yerine yazmayı seçiyor. "Düşüş" ve "Sürgün ve Krallık" adlı kitaplarıyla karşılaştırınca "tersi ve yüzü" çok daha hafif bir kitap.

Kübra 
15 Tem 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Fazlaca duyduğum ama hiç okumadığım bir yazardı. Kitabın arkasını okuduğumda ilk cümle şuydu "Brice Parain, sık sık yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer." Bende dedim ki madem en iyisi bu bununla başlayayım. Kitap 70 sayfa kadar, yazarın ilk kitabı. İlk 28 sayfa önsöz ve çevirmenin incelemesi. Direk kitaba başlamayın, önsözü okuyun, çevirmenin yazısını okuyun. Kitap hikaye tarzı denemelerden oluşuyor. Başka insanları anlatıyor Camus, ama hepsinde kendinden bahsediyor bi bakıma. Bazı yerlerde okuduğunuzu anlamayabilirsiniz ama okumaya devam edin çünkü daha sonra anlıyorsunuz. Ben oldukça beğendim bu küçük ve doğal kitabı.

MyBooks 
24 May 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Camus ile tanışmam bu kitabı ile oldu. Çok geç kalmışım, çok. Karşılaştığımız anda sarstı beni. Çok etkileyici bir kalemi, müthiş betimlemeleri, alıcı bir uslübu beni benden aldı kendi dünyasına götürdü. Dünyaya bakış açısı ve düşünceleri yadsınamaz derecede gerçekçi. Camus'un da dediği gibi açık görüşlülük ve basitlik... Kısa bir kitap ile bize birçok şey anlatmış. Benim başyapıtlarımın arasına girmiştir.

3 /

Kitaptan 183 Alıntı

Ömer Öztürk 
04 May 11:19 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Yalnız ben ve kusurlarım sorumluyuz,
İçinde doğduğum dünya değil.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 23 - Can)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 23 - Can)
Ömer Öztürk 
04 May 12:03 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

'Ölüm' toprağı üzerinde,
savaşlar, çığlıklar, adalet ve aşk çılgınlığı...

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 28 - Can)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 28 - Can)
Ömer Öztürk 
04 May 11:41 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Yaşamımızın ancak birkaç saatini gerçekten yaşıyoruz

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 26 - Can)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 26 - Can)
Ömer Öztürk 
04 May 10:33 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Bu güçlere set çeken şey yoksulluk değildi:
Afrika'da deniz de, güneş de bedavadır.

Gerçek engel önyargılardı ya da ahmaklıktı.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 20 - Can)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 20 - Can)
Ömer Öztürk 
05 May 18:35 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

İçimdeki kargaşayı,
Kimi içgüdelerin şiddettini,
İçine atılabileceğim amansız vazgeçişi bilirim.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 27 - Can)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 27 - Can)
Sisyphos 
23 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yaşıyor muyum, yoksa anımsıyor muyum, bilmiyorum artık.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 47 - Can)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 47 - Can)
Meursault 
23 Mar 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uykumun her saati yaşamımdan çalınacakmış gibi bir his uyanırdı içimde.

Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 66 - Can Yayınları)Tersi ve Yüzü, Albert Camus (Sayfa 66 - Can Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber

"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 58 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...!
"Başkaldıran İnsan" Albert Camus, 58 Yıl Önce Bugün Aramızdan Ayrıldı...! Fransız Yazar ve Filozof Albert Camus 1957 Nobel edebiyat ödülünü kazandıktan sadece üç yıl sonra, 58 yıl önce bugün bir trafik kazasında hayatını kaybetti.