Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.086
Gösterim
Adı:
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753632591
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Duyguların, duyumların, düşüncelerin dolaysız, sade, birebir aktarımıdır mektuplar. Hele de "en yakın" arkadaşa, bir "can dostu"na yazılmışsa, yazılan Leyla Erbil, yazan da Tezer Özlü'yse... bu mektuplar, okuru bir başka boyuta taşıyor.
 
İlk gençliğimde olsa gerek, çok verimsiz geçirdiğim bir okuma dönemim var. Elime ne gelirse okuduğum, üstünde durup düşünmediğim, ayrıntılarına inmediğim... Kitaplığıma bakıyorum da bazı kitapları okuduğumu bilsem de hiçbir şey kalmamış aklımda. Yeniden okunacaklar listesine alıyorum söz konusu kitapları. Hakkını vermek lazım. Tezer Özlü de onlardan biri. Kitaplarına dair hiçbir şey hatırlayamasam da müthiş bir yakınlık duyuyorum ona karşı. Öyle tanıdık ki. Sanki yıllardır görüşmediğim eski bir dostum hakkında konuşur gibi. Olur ya hani, fotoğraflarına bakarsınız birden aklınızdan hızlıca bir hesaplama yapıverirsiniz. Belki 8 belki 10 senedir görmüyorsunuz. 10 senede insanın hayatında neler neler değişir. Kim bilir neler yaşadı o dönemde siz yokken. Ama bir o kadar tanıdık size bir o kadar yabancı. Öyleyiz sevgili Tezer Özlü ile.

Bu kitap, çok güzel olmuş. Tezer Özlü'yü tanımak yahut benim gibi yeniden hatırlamak isteyenler için harika bir -Leylâ Erbil'in kendi deyimiyle- kitapçık olmuş. "Bu mektupları mutlaka bastırmalıyız" dermiş Tezer Özlü hep. Bir nevi vasiyet olmuş yani. O sebeple Leylâ Erbil de özenle seçmiş mektupları. Dostlukları seriliyor gözler önüne. Tezer Özlü'nün hayatının belirli noktaları net bir şekilde görülüyor. Aynı zamanda hayata bakış açısı da. Diğer yazarlar hakkında görüşleri de. Olumsuz eleştirilerde bulunduğu yazarların isimleri gizlenmiş haliyle. Ama Tezer Özlü'yü bu kadar kızdıran da kimmiş demeden edemiyor insan :)

"Bütününde bir kadının kişiliğini veren bir şeyler yazmaya çabalıyorum." Diyor kitabı hakkında Tezer Özlü. Ve yine "Ama gene küçük bir kitap yazarsam, okuyana bir şey versin, içini dalgalandırsın, onu huzursuz etsin istiyorum..." diyor. Başarmışsın sevgili Tezer. Kitabın konusunu bile hatırlayamasam da beni huzursuz ettiğini net hatırlıyorum mesela. Bu da bir başarı mıdır?

"Bazen hiçbir şeyden yılmayacak kadar gücüm oluyor. Bazen çok aciz oluyorum." Diyorsun ya. Sen çok güçlüydün hep. Sana uymayan bütün o kurallara nasıl da baş kaldırdın. Mecburiyet olmasa kimseyle evlenmeyecek kendi başına yaşayacak kadar da güçlüydün tabii. Bir tek dünya çok ağır geliyordu sana. Farkındayım. Yine de muhteşem bir yaşamak çıkarmışsın ortaya sevgili Tezer. Kim ne derse desin. Hoş, hiç umrunda da olmamış ya zaten.

Kitaba dair tek olumsuz eleştirim, yetersiz oluşu. Mektuplardan önce Tezer Özlü ile anılarını anlattığı bir bölüm yazmış sevgili Leylâ Erbil. Aynı şekilde mektupların ardından da bir açıklama bölümü beklemiştim doğrusu. Mektuplarda bahsedilen bazı noktaları açığa çıkarması açısından en azından.
Sevgili Tezer'ciğim,

Bugün Leyla ile olan konuşmalarını okudum. Bazı zamanlarda sinirlenmişsin, yazarlara kızmışsın. Fazla üzme kendini,sen bu dünyaya lazımsın.

Anlattığın anıların da çok güzeldi. Güzel günlerinin devam edeceğini biliyorum. Sen nasılsın diye sorarsan seni üzmek istemediğim için "İyiyim..." derdim ya da yalan söylemek istemediğim zamanlarda yaptığım gibi "Aynı ya!" diyebilirdim. Ama sana ne yalan söylemek istiyorum ne de geçiştirici sözler...

Ben çok kötüyüm Tezer. Seninle olan her sohbetimizden sonra ayrılığımızın daha çok yaklaştığını hissediyorum. Her konuşmamızdan sonra bana biraz daha veda ediyorsun. Oysa ben senden ayrılmayı hiç istemiyorum. O çok sevdiğin yazarını okumaya başladım ben de :) Kendisiyle Yaşama'ya Uğraşıyoruz.

Hans Peter ile evleniyormuşsun, içten içe kıskandım seni... Ama olsun,sen yeter ki mutlu ol. Sen hep mutlu ol!

Biliyorum, sen Yaşamın Ucuna Yolculuk yapıyorken mutlu olmak istiyorsun. Hayatı yaşamak,gülümsemek ve sevmek. İnsanlar da üzülsün istemiyorsun. Zaten bundan değil mi elinden gelse bütün erkeklerle sevgili olursun :D

Çok sevdiğim Cemal abim zamanında demişti, "mutsuzluk gülümseyerek gelir." diye... Ne kadar da haklıymış şimdi anlıyorum. Sen de gülümseyerek gelmiştin bana,ama şimdilerde sana elveda diyeceğim için üzgünüm,mutsuzum.

Bu dünya sana yetmiyor biliyorum. Zaten bu ülkeden de kaçtın gittin. Sırf senden küçük biriyle evlenmeni istemiyorlar diye! Sen zaten özgürlüklerin kadını değil misin? Hep başka başka denizlere yelken açarsın...

Ben hep mutsuz insanlara "Yıldızlara bakın!" derim.
"Bu kentte yıldız yok." demişsin Tezer. Yanılıyorsun, senin yaşadığın kentte tüm gökyüzünden daha parlak bi' yıldız var. O yüzden yıldız göremiyorsun Tezer,çünkü hiçbir yıldız senin kadar parlak değil.

Sen hep mutlu ol Tezer,sen hep gülümse.
Bu dünyada ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum,ama 30'umda gideceğimi hissediyorum. Eğer bir gün bu yolculuğu daha kısa tutmak istersem de bana eşlik edecek olan uzun bir gece ve senin bütün kitapların olacak galiba...

Yine de "Seninle geçen her gün güzeldir."

Gözlerinden öpüyorum...
Hem Tezer Özlü’ye olan aşkım hem mektupları çok sevdiğim ve bir çok metnin üzerinde tuttuğumdan kitap benim için tadından yenmez bir şeye dönüştü. Daha önce Ferid Edgü ile mektuplarını da okumuştum. Orada acılarını hep gizlemeye çalıştığını iyi olduğunu, korkmadığını söylüyordu Ferit Edgü’ye Leyla Erbil’e karşı daha açık davrandığını gördüm hastalık konusunda.

Bu mektuplarda Leyla’ya en çok dert yandığı konular ülkenin içinde bulunduğu durum ve ülke edebiyatının durumu. Yazarların bir çoğunu kendi üslubuyla ve çok sert eleştirdiğini görüyoruz mektuplarda. Kim olduğu belirtilmemiş ama bu yazarların. Tezer Özlüyle ilgili aşağılayıcı bir roman yazan birinden söz ediliyor bu kitapta özellikle onu çok merak ettim. Ama kim olduğunu değil Tezer’in bu kitaba verdiği tepkiyi yazmışlar.

Her şeyini paylaşmış bizim Zalım Leyla’yla. Bir çok noktada benzer kadınlar zaten. Ben Leyla Erbil’in biraz daha sert olduğunu düşünüyorum. Hala anlamıyorum Ahmed Arif’i neden sevmedi. Belki sevse biz Ahmed Arif’ten öyle müthiş şiirler okuyamazdık. Belki de okurduk bilemiyorum tabi. Sonuçta adam sadece aşkla ilgili yazmamış ki hem sevdasını hem davasını yazmış şiirlerine. Yani yinede Ahmed Arif‘ten güzel şiirler okurduk diye düşünüyorum. Neyse bu başka konu. Tezer’e dönecek olursak, Leyla Erbil’e karşı daha açık olduğunu düşünüyorum bazı konularda. Ne de olsa hem cinsi.. Acılarını ve korkularını cesurca paylaşmış. Gerçekten yaşadığı dönemin çok üstünde bir kadın olduğunu bu mektuplarda daha iyi anladım. Aile, evlilik, kadın erkek ilişkileri konularında şu an bile insanlarımızın varamayacağı sonuçlara taaa o zamanlarda varmış bile Tezer Özlü. Özellikle evlilikle ilgili “Bizler belki de kendi kendilerine yaşaması gereken, ama belki de toplumumuz buna elvermediği için evlilikler yapan kadınlarız...”
yorumu beni çok etkiledi. O kadar haklı ki söyleyecek başka bir şey bulamıyorum.

Huzursuz bir ruh Tezer. Yazar olarak, bir sevgili olarak, anne olarak, eş olarak, bir yurttaş olarak huzursuz. Onun bu saydığım kavramlara yüklediği anlamlarla, toplumun bu kavramlara yüklediği anlamlar uyuşmadığı için huzursuz. Toplumun kavramlarını reddettiği için huzursuz. Ve tüm bu kavramlardan hep kaçmış onu anladım. Yazarken yazar olmaktan. Anne iken anne olmaktan. Yurttaş iken yurttaş olmaktan. Yurttaş olmaktan 1 Mayıs 1977’de kaçmış. Kanlı 1 Mayıs diye de anılan bu günde yaşananları merak edenler ayrı olarak bakabilir. Tezer Özlü’nün o gece sabaha kadar uyumadığını ve her yeri her eşyayı temizlediğini aktarıyor Leyla. “Devletin üzerine sıçrattığı kanı arıtmak istiyordu,“diyor. Çok acı gerçekten. Sonra zaten terk ediyor ülkesini. Bu koşullar ona terk ettiriyor daha doğrusu. Sürekli memleketine özlem var mektuplarında. Bir sürgünün mektupları gibi yani her mektup. Onu bu yönü için çok seviyorum. Yurt dışında ülkesinin her şeyini (siyasi, ekonomik, edebi..) takip edip Leyla‘ya soruyor. Bunları görmezden gelmeyişi çok güzel. Benim için yazarların bu yönü çok önemli. Ülkesi ve ülkesinin sorunlarından kopuk olmamalı.

Bu mektuplarla bir şeyi daha, net olarak anladım. Aslında hayatı boyunca kimi sevdiğini. Peki neden sonları böyle oldu ? Ama o hep onu sevmeye devam etti. Cesur kadın. Çok cesur kadın. İlişkileri ve onlara yüklediği anlamlar çok farklı zaten Tezer’in. Mesela Hans Peter’i Leyla ile tanıştırırken “bu adam benim ölümüm Leyla” diyor. Böyle cümle kurulur mu ya.. Böyle şey söylenir mi ? Tezer söyler. Ve söylediğinde de haklı çıkar ne yazık ki. Kehanetlerde bulunması gibi bir özelliği de var. Hissettiği bazı şeylerin doğru çıktığını okumuştum. Kalbi çok temizmiş diyelim. Anladığım kadarıyla Hans Peter çok narin, ince ruhlu, naif bir adam. Tezer’e hiç bir acı çektirmediğini anlıyorum.

Tezer Özlüyle ilgili başladığım her kitapta bir öncekinin tekrarı olacak diye korktukça yeni şeyler öğreniyorum onunla ilgili. Bir matruşka gibi Tezer. Her zaman size farklı bir şey verebiliyor. Siz bitti sanıyorsunuz ama bakıyorsunuz kitaplarında ayrı bir şey vermiş size, mektuplarında ayrı. İyi ki bu kitabı okumuşum.

Tezer çağının çok ilerisinde, ince ruhlu kırılgan, güçlü, mücadeleci, duyarlı, aşık bir kadın. Ve huzursuz bir ruh, muhalif bir ruh. Bunların hepsini bu mektuplarında bulabilirsiniz. Bu mektuplar içinde Leyla Erbil’e teşekkür etmek gerek tabi. Tezer’in vasiyetini yerine getirdiği için. Henüz Tezer Özlüyle tanışmamış biri için bundan daha samimi bir tanışma olamaz bence. Kitapla kalın..
İki yakın arkadaşın yaşamları boyunca birbirine yazdıkları mektuplardan sadece Tezer Özlü'nün Leyla Erbil'e yazdığı mektuplar kaleme alınmış kitapta. Edebiyat tarihinde yazarlara bakılınca bir tarafta sanki Tezer Özlü, diğer tarafta da diğer yazarlar var gibi. İsim vermeden, bazılarınınsa sadece baş harflerini vererek yazarları eleştirmiş. Biraz sivri dilli, ama gayet de açk sözlü birisi olduğu izlenimini bıraktı bende Tezer Özlü
İnsanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur demiş Tezer Özlü.
42 yıllık yaşamı boyunca, hayatı sorgulaması ve tek dostluğu ölülerde ve onların kitaplarında bulması onun yaşamla ilişkisinin iyice zayıfladığını gösterir bize. Velhasıl kelam kendi devrimini yaratmış bir kadın..
İki samimi arkadaş bir söz vermişler. Birbirlerine yazdıkları mektupları sonradan yayınlayacaklarmış. Ahh... Bu ne güzel dostluk. ^^

Benim de böyle samimiyetle bağlandığım, mektuplaştığım ama yüz yüze gelmenin bir türlü kısmet olmadığı çok sevdiğim bir dostum var. Leyla ve Tezer gibiyiz diyebiliriz. Bu yüzden bu kitabı çok merak edip okudum. Leyla Erbil sözünü tutmuş ama ne yazık ki Tezer Özlü bu sözünü gerçekleştirememiş. Bizim de bir sözümüz var, umarım biz sözümüzü yerine getirebiliriz.

Samimiyetlerini çok sevdiğim bu iki kadını daha çok okumak istiyorum artık.
Işıklar için de huzur içinde uyu #tezerözlü
2013 de tanıştım kitapları ile....
Kendime yakın hissettiğim yazarlardan biri.
Özellikle hayata bakışı, duruşu ve farkındalığı etkilemişti okurken beni de.
Özellikle #kalanlar kitabı bir kaç kez okunmalı.
Sanıyorum çocukluğun da yaşadığı bazı olaylar geri kalan hayatında da etkili olmuş.
Tabi okurken içinde ki karamsarlığa, ümitsizliğe bazen de çaresizliğine ortak oluyorsunuz...
#tezerözlüdenleylaerbilemektuplar kitabında; en iyi dostu ile yazışmalarını kitaplaştırmış Sevgili Leyla Erbil.
Bakış açısını çok sevdiğim iki kadının dostluklarını okumak çok iyiydi.




İyi pazarlar.
Özlü'nün kitabını tamamen şans eseri almıştım. Ve okuduğum andan itibaren tarif edemeyeceğim hisler büyüttüm kendisine karşı. Zaman zaman sevdiği yazarların anılarını hissetmek adına doğduğu, büyüdüğü hatta öldüğü yerlere adım atması ve onları hissetmesi, zaman zaman da ölüm hakkında -ölümle göz göze gelmiş iken- kurduğu cümleler ile beni tamamen kendisine çekti. Ve bu kitapta onun tamamen bambaşka -aslında bir bakıma da aynı- bir yanıyla karşılaştım. Erbil'e olan o muazzam bağlılığı dostluklarımı sorgulamaya kadar da itiyor idi beni. Tezer benim için edebiyatın lirik anti-prensesi olarak kalacağı için pek objektif olamayacağım sanırım.
Sevgili Tezer'ciğim. Öpüyorum gözlerinden özlemle.
Tezer Özlü. Bir Mavi Kadın. Ona bu adı ben verdim. Tezer Özlü deyince aklımda "Mavi Kadın" tabiri beliriyor hemen ve içimden ona sesleniyorum her seferinde "Mavi Kadın!" Sebebini sormayın ben de bilmiyorum.
Daha önce de Tezer Özlü kitapları okumuştum fakat bu başka oldu. Bu kitap onu daha iyi anlamamı sağladı. Direkt onun ağzından yazılmış mektuplar, sanki bana gelmiş gibi. Okudukça daha iyi anladım, daha iyi tanıdım. Kitaba başlarken şunları okudum: "Tezer Özlü'nün intihar ederek öldüğü sanılır genelde" Evet utanarak söylüyorum ki ben de yıllarca öyle sanıyordum...Meğer "kanser" denen illet onu da almış edebiyat dünyasından.
Sizin de dikkatinizi çekti mi, edebiyatın güzel kadınları ya intihardan ya kanserden uçup gidiyor. Tezer'i de tıpkı Didem gibi bu baş edilmez dert almış...

Bu kitap Tezer Özlü'nün Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Çok fazla sansür var. Eksik çok mektup olduğunu düşünüyorum. Tezer Leyla'ya o kadar içten yazmış ki bu mektupları; dedikodu bile yapmışlar o zamanın şartlarında. Birkaç yazarı yerden yere vurmuş Tezer. Hatta küfür denilebilecek şeyler bile yazmış. Türkiye ve şartlarını eleştirmiş sürekli ve diğer ülkeler ile kıyaslamış. Ama Türkiye onun içinde hep gizli bir sevda olarak kalmış...Bu ülkeye sitemini şu sözleri ile anlatmış Leyla'ya: "Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin yurdu."

Tezer Özlü üç evlilik yapıyor. İlk evliliğinden çok kötü bahsediyor. İkinci eşi Erden Kıran'dan da boşanıyor fakat onun yerini hep ayrı tutuyor. Son olarak Hans Peter ile evleniyor ve onu çok seviyor. Mektuplarında sürekli Leyla'ya anlatıyor ve tanıştırıyor elbette. Ve sevdiği adamın kollarında veriyor son nefesini.

Tezer bunalımlar ile dolu bir hayat geçiriyor. Belki de intiharı düşündüren de budur. Leyla bunalımlarını ve hastalığını ülke ve şartlarına, Tezer'in hassas ruhuna vs bağlıyor. Çok sevdiği bu yakın arkadaşını göğsünde yaralar açıp irinler aktığı zaman bile mektupla bile olsa teselli etmeye çalışıyor. Ah ne zor...

Bu kitabı okuduktan sonra "Keşke Leyla'nın mektupları da olsaydı içinde."dedim. Tezer ve Leyla'nın dostluğunu herkes okumalı.
İki benzer ruhun dostluğunun yazılı belgeleri olan mektuplardan derlenmiş, aynı zamanda o döneme ışık tutan, naif bir kitap. Bu kitabı okuduğunuzda neden daha önce bu yazarla tanışmamış olduğunuza hayıflanacaksınız...
Bir zamanlar yasanan olaylar duyulan hisler paylasilan sevgi anlatilan ic dunya mektuplarda cok guzel ifade edilmis.Eski zamani arayan dijital yerlileriz.Saklanan mektuplari okumak o zamana yolculuk yapmak gibisi sizce var mi?
Bu kitabın bana kazandırdığı;sevdiğim yazarların günlüklerini okumayı sevdiğimi ama mektuplarını okumayı sevmediğimi anladım.
Her okur okuduğu yazarı kafasında bir yere oturtuyor fakat mektupları okuduğunda o yazarında hırsları, kıskançlıkları, sevmedikleri vb. özellikleri olduğunu görüyorsun... tabiki insani şeyler çok normal ..
ama o var olan büyü bozuluyor...
herhalde artık mektup okumam!
sevgiyle :)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753632591
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Duyguların, duyumların, düşüncelerin dolaysız, sade, birebir aktarımıdır mektuplar. Hele de "en yakın" arkadaşa, bir "can dostu"na yazılmışsa, yazılan Leyla Erbil, yazan da Tezer Özlü'yse... bu mektuplar, okuru bir başka boyuta taşıyor.
 

Kitabı okuyanlar 251 okur

  • Sevilay Tzr
  • Zennure Karaaslan
  • merve
  • Kader Aşcıoğlu
  • Éomer
  • Sebiha Ecevit
  • Tutku Gizem Taşlıyurt
  • Yaprak
  • Ewa
  • Aysacry

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%29.1
25-34 Yaş
%43.7
35-44 Yaş
%16.5
45-54 Yaş
%1.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.2
Erkek
%21.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.7 (32)
9
%10 (7)
8
%21.4 (15)
7
%14.3 (10)
6
%2.9 (2)
5
%2.9 (2)
4
%0
3
%1.4 (1)
2
%1.4 (1)
1
%0