Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar

·
Okunma
·
Beğeni
·
3869
Gösterim
Adı:
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753632591
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Duyguların, duyumların, düşüncelerin dolaysız, sade, birebir aktarımıdır mektuplar. Hele de "en yakın" arkadaşa, bir "can dostu"na yazılmışsa, yazılan Leyla Erbil, yazan da Tezer Özlü'yse... bu mektuplar, okuru bir başka boyuta taşıyor.
 
72 syf.
·1 günde·9/10
İlk gençliğimde olsa gerek, çok verimsiz geçirdiğim bir okuma dönemim var. Elime ne gelirse okuduğum, üstünde durup düşünmediğim, ayrıntılarına inmediğim... Kitaplığıma bakıyorum da bazı kitapları okuduğumu bilsem de hiçbir şey kalmamış aklımda. Yeniden okunacaklar listesine alıyorum söz konusu kitapları. Hakkını vermek lazım. Tezer Özlü de onlardan biri. Kitaplarına dair hiçbir şey hatırlayamasam da müthiş bir yakınlık duyuyorum ona karşı. Öyle tanıdık ki. Sanki yıllardır görüşmediğim eski bir dostum hakkında konuşur gibi. Olur ya hani, fotoğraflarına bakarsınız birden aklınızdan hızlıca bir hesaplama yapıverirsiniz. Belki 8 belki 10 senedir görmüyorsunuz. 10 senede insanın hayatında neler neler değişir. Kim bilir neler yaşadı o dönemde siz yokken. Ama bir o kadar tanıdık size bir o kadar yabancı. Öyleyiz sevgili Tezer Özlü ile.

Bu kitap, çok güzel olmuş. Tezer Özlü'yü tanımak yahut benim gibi yeniden hatırlamak isteyenler için harika bir -Leylâ Erbil'in kendi deyimiyle- kitapçık olmuş. "Bu mektupları mutlaka bastırmalıyız" dermiş Tezer Özlü hep. Bir nevi vasiyet olmuş yani. O sebeple Leylâ Erbil de özenle seçmiş mektupları. Dostlukları seriliyor gözler önüne. Tezer Özlü'nün hayatının belirli noktaları net bir şekilde görülüyor. Aynı zamanda hayata bakış açısı da. Diğer yazarlar hakkında görüşleri de. Olumsuz eleştirilerde bulunduğu yazarların isimleri gizlenmiş haliyle. Ama Tezer Özlü'yü bu kadar kızdıran da kimmiş demeden edemiyor insan :)

"Bütününde bir kadının kişiliğini veren bir şeyler yazmaya çabalıyorum." Diyor kitabı hakkında Tezer Özlü. Ve yine "Ama gene küçük bir kitap yazarsam, okuyana bir şey versin, içini dalgalandırsın, onu huzursuz etsin istiyorum..." diyor. Başarmışsın sevgili Tezer. Kitabın konusunu bile hatırlayamasam da beni huzursuz ettiğini net hatırlıyorum mesela. Bu da bir başarı mıdır?

"Bazen hiçbir şeyden yılmayacak kadar gücüm oluyor. Bazen çok aciz oluyorum." Diyorsun ya. Sen çok güçlüydün hep. Sana uymayan bütün o kurallara nasıl da baş kaldırdın. Mecburiyet olmasa kimseyle evlenmeyecek kendi başına yaşayacak kadar da güçlüydün tabii. Bir tek dünya çok ağır geliyordu sana. Farkındayım. Yine de muhteşem bir yaşamak çıkarmışsın ortaya sevgili Tezer. Kim ne derse desin. Hoş, hiç umrunda da olmamış ya zaten.

Kitaba dair tek olumsuz eleştirim, yetersiz oluşu. Mektuplardan önce Tezer Özlü ile anılarını anlattığı bir bölüm yazmış sevgili Leylâ Erbil. Aynı şekilde mektupların ardından da bir açıklama bölümü beklemiştim doğrusu. Mektuplarda bahsedilen bazı noktaları açığa çıkarması açısından en azından.
72 syf.
·Beğendi·9/10
‘’Evimiz aydınlık, pırıl pırıl ve sıcak. Önünde bir boğaz eksik. Bir de sen çok eksiksin Leyla’cığım.’’
#40181248

Böyle sevilen, tüm bedende ve ruhta hissedilen bir dostluk, sıkıntılarını, içini kemirenleri, mutluluklarını anlattığı bir kadına yazılan mektuplardan oluşan bir eser. Sürekli hayatı, toplumu ve toplumun nezdinde de kendini sorgulama halinde olan bir yazar Tezer Özlü. Ve kendisi için Yeryüzüne Dayanabilmek İçin adlı eserinde şu cümleyi kullanıyor. ‘’ Toplumun oluşumunda en çok bireyin varlığına önem veren bir bireyciyim.’’

42 yıllık yaşamında çok fazla sıkıntılar yaşamış, duyguları ne istiyorsa onu yapmaya çalışmış bir kadın. Bu kitapta onunla sohbet ediyormuş gibi bir hisse kapılıyor insan.
Leyla erbil'e mektuplarında hayatından, edebiyattan konuşuyor. Edebiyata, yazılan eserlere eleştirisinden bahsediyor ve giydiriyor aynı zamanda.
‘’Bu gariban insanlar ne kendilerinin, ne yazdıklarının farkındalar. Zaten farkında olsalar bunları yazmazlar.’’
#40179526

Duygularını, içindeki ufak umut kırıntılarını anlatıyor. Sevgisini anlatıyor, Hans’ı anlatıyor Leyla’ya, bu adam benim ölümüm, kafatasım o benim diyebiliyor.
Kafka’yı ne kadar sevdiğinden başka bir şey okuyamadığından bahsediyor.

Sevgiden bahsediyor mesela;
‘’Ama insanın kendisi kadar duygulu bir insanla bir sevgiyi bölüşmesi, birbirine sevgiyi aktarması ve o insanla bir arada yaşaması o kadar güzel, ama o kadar zor ki.’’
#40180586

Doğa sevgisinden bahsediyor mesela;
‘’Artık bir kent insanı değilim. Doğayı, sessizliği ve küçük kasabaları seviyorum.’’
#40180504

Leyla’ya ‘’Ama gene küçük bir kitap yaparsam, okuyana bir şey versin, içini dalgalandırsın, onu huzursuz etsin istiyorum...’’ diyor. Bu noktada huzurun mutlak olması gerekmediğini sorgulamaya başlıyor insan. Tezer de öyle hissediyor, ki yazdıkları huzursuz edici ve bol melankoli dolu.
Huzursuzluğu her yanını sarmış Tezer’in. Çocukluğunda, gençliğinde yaşadıkları tüm hayatına mal olmuş. Huzursuz ve aynı zamanda hassas bir ruha dokundum ben onun bu mektupları okurken.

Birbirlerine yazdıkları mektupları kitap haline getirme sözleri varmış. Leyla tutmuş sözünü, ama erken gitmiş Tezer bu dünyadan, ya da tam vaktinde gitmiş kimseye muhtaç olmadan. Bu süreçten de bahsediyor mektuplarında.

Sevin onun naif yüreğini ve aykırı yazılarını.
Ve tanıyın onu …
Ama önce Çocukluğun Soğuk Geceleri ile tanıyın onu.
72 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Sevgili Tezer'ciğim,

Bugün Leyla ile olan konuşmalarını okudum. Bazı zamanlarda sinirlenmişsin, yazarlara kızmışsın. Fazla üzme kendini,sen bu dünyaya lazımsın.

Anlattığın anıların da çok güzeldi. Güzel günlerinin devam edeceğini biliyorum. Sen nasılsın diye sorarsan seni üzmek istemediğim için "İyiyim..." derdim ya da yalan söylemek istemediğim zamanlarda yaptığım gibi "Aynı ya!" diyebilirdim. Ama sana ne yalan söylemek istiyorum ne de geçiştirici sözler...

Ben çok kötüyüm Tezer. Seninle olan her sohbetimizden sonra ayrılığımızın daha çok yaklaştığını hissediyorum. Her konuşmamızdan sonra bana biraz daha veda ediyorsun. Oysa ben senden ayrılmayı hiç istemiyorum. O çok sevdiğin yazarını okumaya başladım ben de :) Kendisiyle Yaşama'ya Uğraşıyoruz.

Hans Peter ile evleniyormuşsun, içten içe kıskandım seni... Ama olsun,sen yeter ki mutlu ol. Sen hep mutlu ol!

Biliyorum, sen Yaşamın Ucuna Yolculuk yapıyorken mutlu olmak istiyorsun. Hayatı yaşamak,gülümsemek ve sevmek. İnsanlar da üzülsün istemiyorsun. Zaten bundan değil mi elinden gelse bütün erkeklerle sevgili olursun :D

Çok sevdiğim Cemal abim zamanında demişti, "mutsuzluk gülümseyerek gelir." diye... Ne kadar da haklıymış şimdi anlıyorum. Sen de gülümseyerek gelmiştin bana,ama şimdilerde sana elveda diyeceğim için üzgünüm,mutsuzum.

Bu dünya sana yetmiyor biliyorum. Zaten bu ülkeden de kaçtın gittin. Sırf senden küçük biriyle evlenmeni istemiyorlar diye! Sen zaten özgürlüklerin kadını değil misin? Hep başka başka denizlere yelken açarsın...

Ben hep mutsuz insanlara "Yıldızlara bakın!" derim.
"Bu kentte yıldız yok." demişsin Tezer. Yanılıyorsun, senin yaşadığın kentte tüm gökyüzünden daha parlak bi' yıldız var. O yüzden yıldız göremiyorsun Tezer,çünkü hiçbir yıldız senin kadar parlak değil.

Sen hep mutlu ol Tezer,sen hep gülümse.
Bu dünyada ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum,ama 30'umda gideceğimi hissediyorum. Eğer bir gün bu yolculuğu daha kısa tutmak istersem de bana eşlik edecek olan uzun bir gece ve senin bütün kitapların olacak galiba...

Yine de "Seninle geçen her gün güzeldir."

Gözlerinden öpüyorum...
72 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Hem Tezer Özlü’ye olan aşkım hem mektupları çok sevdiğim ve bir çok metnin üzerinde tuttuğumdan kitap benim için tadından yenmez bir şeye dönüştü. Daha önce Ferid Edgü ile mektuplarını da okumuştum. Orada acılarını hep gizlemeye çalıştığını iyi olduğunu, korkmadığını söylüyordu Ferit Edgü’ye Leyla Erbil’e karşı daha açık davrandığını gördüm hastalık konusunda.

Bu mektuplarda Leyla’ya en çok dert yandığı konular ülkenin içinde bulunduğu durum ve ülke edebiyatının durumu. Yazarların bir çoğunu kendi üslubuyla ve çok sert eleştirdiğini görüyoruz mektuplarda. Kim olduğu belirtilmemiş ama bu yazarların. Tezer Özlüyle ilgili aşağılayıcı bir roman yazan birinden söz ediliyor bu kitapta özellikle onu çok merak ettim. Ama kim olduğunu değil Tezer’in bu kitaba verdiği tepkiyi yazmışlar.

Her şeyini paylaşmış bizim Zalım Leyla’yla. Bir çok noktada benzer kadınlar zaten. Ben Leyla Erbil’in biraz daha sert olduğunu düşünüyorum. Hala anlamıyorum Ahmed Arif’i neden sevmedi. Belki sevse biz Ahmed Arif’ten öyle müthiş şiirler okuyamazdık. Belki de okurduk bilemiyorum tabi. Sonuçta adam sadece aşkla ilgili yazmamış ki hem sevdasını hem davasını yazmış şiirlerine. Yani yinede Ahmed Arif‘ten güzel şiirler okurduk diye düşünüyorum. Neyse bu başka konu. Tezer’e dönecek olursak, Leyla Erbil’e karşı daha açık olduğunu düşünüyorum bazı konularda. Ne de olsa hem cinsi.. Acılarını ve korkularını cesurca paylaşmış. Gerçekten yaşadığı dönemin çok üstünde bir kadın olduğunu bu mektuplarda daha iyi anladım. Aile, evlilik, kadın erkek ilişkileri konularında şu an bile insanlarımızın varamayacağı sonuçlara taaa o zamanlarda varmış bile Tezer Özlü. Özellikle evlilikle ilgili “Bizler belki de kendi kendilerine yaşaması gereken, ama belki de toplumumuz buna elvermediği için evlilikler yapan kadınlarız...”
yorumu beni çok etkiledi. O kadar haklı ki söyleyecek başka bir şey bulamıyorum.

Huzursuz bir ruh Tezer. Yazar olarak, bir sevgili olarak, anne olarak, eş olarak, bir yurttaş olarak huzursuz. Onun bu saydığım kavramlara yüklediği anlamlarla, toplumun bu kavramlara yüklediği anlamlar uyuşmadığı için huzursuz. Toplumun kavramlarını reddettiği için huzursuz. Ve tüm bu kavramlardan hep kaçmış onu anladım. Yazarken yazar olmaktan. Anne iken anne olmaktan. Yurttaş iken yurttaş olmaktan. Yurttaş olmaktan 1 Mayıs 1977’de kaçmış. Kanlı 1 Mayıs diye de anılan bu günde yaşananları merak edenler ayrı olarak bakabilir. Tezer Özlü’nün o gece sabaha kadar uyumadığını ve her yeri her eşyayı temizlediğini aktarıyor Leyla. “Devletin üzerine sıçrattığı kanı arıtmak istiyordu,“diyor. Çok acı gerçekten. Sonra zaten terk ediyor ülkesini. Bu koşullar ona terk ettiriyor daha doğrusu. Sürekli memleketine özlem var mektuplarında. Bir sürgünün mektupları gibi yani her mektup. Onu bu yönü için çok seviyorum. Yurt dışında ülkesinin her şeyini (siyasi, ekonomik, edebi..) takip edip Leyla‘ya soruyor. Bunları görmezden gelmeyişi çok güzel. Benim için yazarların bu yönü çok önemli. Ülkesi ve ülkesinin sorunlarından kopuk olmamalı.

Bu mektuplarla bir şeyi daha, net olarak anladım. Aslında hayatı boyunca kimi sevdiğini. Peki neden sonları böyle oldu ? Ama o hep onu sevmeye devam etti. Cesur kadın. Çok cesur kadın. İlişkileri ve onlara yüklediği anlamlar çok farklı zaten Tezer’in. Mesela Hans Peter’i Leyla ile tanıştırırken “bu adam benim ölümüm Leyla” diyor. Böyle cümle kurulur mu ya.. Böyle şey söylenir mi ? Tezer söyler. Ve söylediğinde de haklı çıkar ne yazık ki. Kehanetlerde bulunması gibi bir özelliği de var. Hissettiği bazı şeylerin doğru çıktığını okumuştum. Kalbi çok temizmiş diyelim. Anladığım kadarıyla Hans Peter çok narin, ince ruhlu, naif bir adam. Tezer’e hiç bir acı çektirmediğini anlıyorum.

Tezer Özlüyle ilgili başladığım her kitapta bir öncekinin tekrarı olacak diye korktukça yeni şeyler öğreniyorum onunla ilgili. Bir matruşka gibi Tezer. Her zaman size farklı bir şey verebiliyor. Siz bitti sanıyorsunuz ama bakıyorsunuz kitaplarında ayrı bir şey vermiş size, mektuplarında ayrı. İyi ki bu kitabı okumuşum.

Tezer çağının çok ilerisinde, ince ruhlu kırılgan, güçlü, mücadeleci, duyarlı, aşık bir kadın. Ve huzursuz bir ruh, muhalif bir ruh. Bunların hepsini bu mektuplarında bulabilirsiniz. Bu mektuplar içinde Leyla Erbil’e teşekkür etmek gerek tabi. Tezer’in vasiyetini yerine getirdiği için. Henüz Tezer Özlüyle tanışmamış biri için bundan daha samimi bir tanışma olamaz bence. Kitapla kalın..
72 syf.
·Beğendi·8/10
Mektuplar duyguların birebir aktarımıdır.Tezer Özlünün en yakın arkadaşı Leyla Erbil’e yazdığı içten samimi bir iç dökme. Okudukça ne hassas bir kadın diyorsunuz. İyi okumalar. Var olun
72 syf.
·Puan vermedi
Leyla Erbil ve Tezer Özlü, Türk edebiyatının güçlü ,entelektüel ve en duygulu kadın seslerinden sadece ikisi... Onlar için fikir dünyalarının zenginliğini kelimelerinin ve kalemlerinin gücüyle tüm insanlığa kanıtlamakta olan iki dost veya çok daha fazlası diyebilirim.
Kitabın içeriğine ise gelecek olursam eser , Leyla Erbil ve Tezer Özlü'nün lise yıllarında başlayıp hala süren kadim dostluklarının ürünü olan mektuplaşmalarını içeriyor.Her ikisi de mektuplarında o dönemki durumlarından ,etraflarındaki birtakım insanlarla olan ilişkilerinden,ruh hallerinden, anılarından bahsedip mektuplar aracılığıyla birbirleriyle hasret gideriyor. Kitabın dili ara ara bana ağır gelse de genel çerçevesini hoş buldum.Belki konuyla alakası yok ama ikisinin dostluğunu da lise arkadaşım Canan'la kendi dostluğumuza benzettim. İkimizde sanat ve edebiyatı seven bir şeyler üretmeye çalışan iki dosttuk. Arada sırada şiir ve deneme yazıp birbirimize okur, birbirimizle fikir alışverişinde bulunurduk.Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi,kahkahalarımız o zamanlar havada uçuşurdu.Güzel günlerdi tabi...
Geriye döndüğüm zaman geçmişime baktığımda güzel insanlar, güzel dostluklar biriktirdiğimi farkettim bu kitap sayesinde.Anılarım canlandı gözümde .O zaman herkese sahip olduğunu unuttuğumuz güzellikleri hatırlatan okumalar dileğiyle, var olun...
72 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Tezer Özlü,adını hep duyduğum fakat halen hiç kitabını olmadığım güzel kadın.
Neden bilmiyorum hep bir yakınlık hissettim kendisine karşı.
Bu kitaptan sonra ilk işim onun kitaplarına başlamak olacak.
Kendi sorgulamalarımı,içimden geçenleri bulduğum bazı bölümlerde ufak gülümsemelerle bu kitabı tamamladım.
72 syf.
·2 günde·Beğendi
Tezer Özlü ve Leyla Erbil. İki büyük edebiyat insanı. İki güçlü kalem. İki yakın arkadaş. Bu iki kalemden birbirlerine yazılan mektuplar. Yine ne yazık ki mektuplar, aynı Ahmet Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektupları içeren Leylim Leylim'de olduğu gibi tek taraflı, Tezer Özlü''nün mektuplarından oluşuyor. Leyla Erbil'in hazırladığı ve Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar adını verdiği kitabın ilk bölümünde Leyla Erbil'in gözünden Tezer Özlü'yü tanıma fırsatı bulduğumuz bir önsöz ve Leyla Erbil'in kaleme aldığı yazılar bulunuyor, ikinci bölüm ise Tezer Özlü'nün (1982-1986) yılları arasında yazdığı mektuplarından oluşuyor.
Mektup, insanın belki de kendini en samimi şekilde ifade etme aracı. Leyla Erbil'in de dediği gibi " İnsanın bir başka yüzünü açığa çıkararak, edebiyat dünyasına daha sıcak bir tat sunan bir yazın türü". Tezer Özlü can dostum dediği Leyla Erbil'e yazdığı mektuplarda; edebiyat, siyaset, toplumsal meseleler hakkındaki görüş ve eleştirilerini, hayatla ilgili gözlemlerini, seyahat izlenimlerini, yaşadığı aşkını ve son olarak da yakalandığı amansız hastalıkla olan mücadelesini yazıyor. İki edebiyatçının mektuplaşmasında, edebiyat dünyası ve zamanın yazarları ile ilgili bir takım değerlendirmelerde bulunuyor ancak polemik yaratmamak için olsa gerek kimlerden bahsedildiğini anlaşılmaz kılmak adına isimlerin yerine mektuplarda harfler kullanılıyor.
Tezer Özlü'nün daha önce okuduğum Yaşamın Ucuna Yolculuk ve Çocukluğun Soğuk Geceleri kitaplarını da çok severek okumuştum. Bu mektuplarda Tezer Özlü'yü daha iyi tanımak, onun az da olsa iç dünyasına girmek için iyi bir kaynak.
Hatta, şu ana dek Tezer Özlü okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız bence işe bu kitabı okuyarak Tezer Özlü ile tanışarak başlamanız çok daha iyi olur.
72 syf.
·10/10
Ahh bu kadın yok mu bu kadın beni benden alıyor. Geçmiş yıllara götürüyor. Mektuplarını okurken Leyla Erbil'e değil sanki bana yazmış gibi hissettim. Keşke bu kadın yaşasaydı karşılıklı konuşmak çok isterdim. Kendine özgü o yıllarda bile baskılara boyun eğmemiş dimdik durmuş. Yaşantısında o kadar zorluk çekmiş ve hatta deli muamelesi görerek hastaneye yatırılmış. Ama kadın yılmadan ayakta kalmış en sonunda onu yıkan kanser olmuş. Ben çok sevdim Tezer Özlü'yü diğer kitaplarını da kesinlikle okuyacağım. Kitabın konusu şu şekilde Tezer Özlü dostu Leyla Erbil'e yazdığı mektupları okuyoruz. Sanki bana yazılmış gibi keyifle, bir dostla konuşuyor gibi hissettim.
76 syf.
·2 günde
İki yakın arkadaşın yaşamları boyunca birbirine yazdıkları mektuplardan sadece Tezer Özlü'nün Leyla Erbil'e yazdığı mektuplar kaleme alınmış kitapta. Edebiyat tarihinde yazarlara bakılınca bir tarafta sanki Tezer Özlü, diğer tarafta da diğer yazarlar var gibi. İsim vermeden, bazılarınınsa sadece baş harflerini vererek yazarları eleştirmiş. Biraz sivri dilli, ama gayet de açk sözlü birisi olduğu izlenimini bıraktı bende Tezer Özlü
Ruža
Ruža Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar'ı inceledi.
72 syf.
·Beğendi·9/10
Mektup deyince aklımıza ilk gelen kadın yazarlardan Tezer Özlü. Bu kitapta da çok sevdiği arkadaşı Leyla Erbil e hem dostluk özlemini hem de ülkesine dair hasretini ve kızgınlıklarını çok içten bir şekilde anlatmış. Ayrıca hastalık süreci, sevgi ve ilişkiler üzerine yazdıkları çok düşündürücü
72 syf.
·1 günde·9/10
Leyla'cığın yok artık.. Adını andığın o güzel insanlar yok.
Ve ne yazık ki hiçbir şeyin iyiye gittiği de yok. Ülkece (ve bence dünyaca) akıl almaz bir deliliğin içine doğru sürükleniyoruz..
...
Bir kitapta iki şahane kadını bir arada yaşamak inanılmaz güzeldi. Keşke sadece bu kadarla kalsaydı.
Karşılıklı mektuplar değil, yalnız Tezer Özlü'ye ait mektuplar yayınlanmış. Bu yüzden kitap, ümit ettiğimden daha kısa sürdü. Gerçi bu süreyi belirleyen gerçek neden Özlü'nün yaşam süresiydi elbette.
Bilinen sona doğru sayfalar akarken, kalbiniz sıkışmaya başlıyor. Son mektuptan sonrası ise zifirî sessizlik..
Ama her şeyden önce yaşayabilmek… Biz, kimse ile yaşayamıyorsak da, kendimizle yaşayan, kendi içimizde gece gündüz mücadele eden insanlarız. Ben de her zaman yaşamın kendisini yazı dünyasından daha önemli bulduğum için, bakmaya, algılamaya, insanlarla konuşmaya devam ediyorum…

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753632591
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Duyguların, duyumların, düşüncelerin dolaysız, sade, birebir aktarımıdır mektuplar. Hele de "en yakın" arkadaşa, bir "can dostu"na yazılmışsa, yazılan Leyla Erbil, yazan da Tezer Özlü'yse... bu mektuplar, okuru bir başka boyuta taşıyor.
 

Kitabı okuyanlar 678 okur

  • Irmak Türkü
  • Halime Toprak
  • Damla ozan
  • Kevser
  • Deniz
  • Berfin Polat
  • Kitaptoteles
  • Hasan Tunç
  • Ruža
  • İlayda baş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%29.1
25-34 Yaş
%43.7
35-44 Yaş
%16.5
45-54 Yaş
%1.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.2
Erkek
%21.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.9 (59)
9
%14.4 (23)
8
%21.9 (35)
7
%11.9 (19)
6
%6.9 (11)
5
%5 (8)
4
%0
3
%0.6 (1)
2
%1.3 (2)
1
%1.3 (2)