The Drawing of the Three (The Dark Tower #2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.801
Gösterim
Adı:
The Drawing of the Three
Alt başlık:
The Dark Tower #2
Baskı tarihi:
Ağustos 2003
Sayfa sayısı:
463
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780451210852
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Signet Book
Baskılar:
Üç
Üç
3
The Drawing of the Three
The Drawing of the Three
While pursuing his quest for the Dark Tower through a world that is a nightmarishly distorted mirror image of our own, Roland is drawn through a mysterious door that brings him into contemporary America.

Here he links forces with the defiant young Eddie Dean, and with the beautiful, brilliant, and brave Odetta Holmes, in a savage struggle against underworld evil and otherworldly enemies.

Once again, Stephen King has masterfully interwoven dark, evocative fantasy and icy realism.
479 syf.
Roland Deschain serinin ikinci kitabında tam anlamıyla kendini gösteriyor. Orta dünyadan, dünyaya açılan kapı ile Roland'ın dünyası baya bir değişiyor. Kendine yeni arkadaşlar ediniyor ama ne edinme...

İlk kitabında Jake ile yolları kesişen Silahsör bu defa baya bir heyecanın içinde kendini bulacak. Kitap başlar başlamaz Roland sahilde uyanıyor ve üstüne üstüne geldiler yine... cek cuk cek miydı neydi tam hatırlamıyorum sözlerini ama gelenler iyi geldiler. Roland yazık oldu burada sana.

Dünyamıza açılan kapıyı bulup geçiş yapıyor ve aradığı kişileri orta dünyaya çekmeye uğraşıyor yeni arkadaşlar yeni silahsörler onun ka-tet'iydi. Burada da heyecan doruklarda ne aksiyonlar var. Neler neler bu yeni karakterler kendi içlerinde hepsi birer hikaye zaten.

King 2.kitapta seri de almış gitmiş. Esir etti kitap beni merakla okuyordum sıkılmadan. Gerilim de var, Odetta aklımı aldı bir ara. O anları okurken gerildikçe gerildim.
Nasıl yazmışsa karakteri içime içime işledi. Eddie'miz var gencecik. Mafya da var. Baronlar falan... :) Dedim ya aksiyonu bol.

Gerilim, aksiyon ve macera hepsi bir arada. Ilk kitapta da belirtmiştim sabırlı olun ve 2. kitaba yetişin nelerle karşılaşacağınızı görün.

Roland Deschain acılar da çekiyor yine, bu acılarında yaşanan olaylar, durmadan karşına çıkan maceralar kitabı sürükleyici hale getirmiş.

Seriye başlamayı düşünen arkadaşlarım var biliyorum, daha ne kadar düşüneceksiniz ;)

Uzun günler, hoş geceler dilerim. Sai
Roland Deschain
479 syf.
·7 günde·10/10 puan
Gözlerini deniz kıyısında açan Roland, canavarların kendisine saldırıp yaralanmasından sonra, karşısına bizim dünyamıza açılan üç kapı çıkar. Peki bu kapılardan geçince neyle karşılaşacak? Kendine yol arkadaşı bulacak mı? Merak edenler buyurun okusun... :)
469 syf.
·4 günde·9/10 puan
Serinin ilk kitabı olan Silahşor beni o kadar zorlamıştı ki, bir King kitabı olduğuna inanmakta o kadar güçlük çekmiştim ki Üç'ün Çekilişi'ne başlamak benim için epey göz korkutucu oldu. Okunan birkaç harika King kitabından sonra Silahşor beklentimi hiçbir şekilde karşılamamış ve benim için tam anlamıyla hayal kırıklığı olmuştu. Gerçi Silahşor'un önsözünde yazar bile kitabın tam konuya giremediğini serinin diğer kitaplarının bundan daha iyi olacağını belirtmişti ya, sırf bu güvenceyi hatırlayarak ikinci kitabı okumaya başlayabildim.Evet bu bir Silahşor incelemesi değil farkındayım. Gelelim Üç'ün Çekilişi'ne.

İlk kitap sonrası beklentimi düşük tuttuğumdan mıdır bilinmez, kitabı epey beğendim. Yine de "bence" serinin gidişatı henüz 10 puan verdiğim eserleriyle kıyaslanacak düzeyde değil. Roland zaten zekası, erdemleri, kara kuleye olan inancı ve davranışlarıyla başımın tacı. Yine de kitapta bir şeyler beni tam anlamıyla ikna edemedi. Bambaşka bir dünyaya, bizim dünyamıza açılan kapılar var ve Roland hayatında adını bile duymadığı şeylere çok çabuk adapte oluyor her şeyi anında kavrıyor. Zaten ben de bunu King'in karakterlerine verdiği olağanüstü herhangi bir gücün varlığı ile kendimce (ehhh) kabullenir geçerim.

Şimdii genel olarak kitabı kısaca övdük övdük durduk da, gelelim çeviride emeği geçenlere teşekkürlerimizi(!) iletmeye :)
Ya hu gözlerim kanadı be gözlerim. Bir insan nasıl baştan sona hissetmek yerine "duyumsamak", ihtiyaç duymak/ihtiyacı olmak yerine "gereksinmek" sözcüklerini kullanabilir. Hadi ilk çevirilerde böyle çevrildi de koskoca Altın Kitaplar Yayınevi olmuşsun yeni yeni baskılar yeni kapaklar yapıp fiyatları yükseltmeyi bal gibi biliyorsun hiç mi okumadın şu kitabı kardeşim hiç mi değiştirme gereği duymadım aklım almıyor. Bu kadardı.

*ACCIK ECCÜK SPOİLER SAYILABİLİR*

Odetta Holmes ve Detta Walker ablalarıma saygılarımı yolluyorum. Hayatı doruklarda yaşayan sayılı karakterlerden-di :) Eddie hakkında da pek bir fikrim yok sevdim sevmedim diyemem. Yeni silahşorlara yelken açmamızı epey beğendim. Tam bir kaybedenler kulübü olsa da... Bu üçlünün gelecek maceralarını okumak için sabırsızlanıyorum.
479 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Serinin ikinci kitabı...
İlkine göre çok daha hızlı bir kurgusu var. Daha heyecanlı. Kurgu daha bi oturaklı. İlki kadar zorlamadı beni.
Karakterimiz Ronald Descain’i daha bi tanıdım, alıştım. Kafamda bi fotoğrafı oluştu. İlk serideki açık noktalar biraz daha kapandı. Ayrıca hikayeye yeni katılan karakterlerle daha bi renklendi.
İlgisini çeken herkesin okumasını tavsiye ederim.
479 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10 puan
Kara Kule serisinin 2.kitabı Üç'ün Çekilişi. Silahşör Roland Kara Kule'ye ulaşmak için kendi dünyasına üç kişi çekmek zorunda. Bu kişiler farklı zamanlardan ama yine de birbirinin hayatına bir yerde dokunmuş insanlar. Farklı karakterlerde iyi işlenmiş karakterler seriye renk katacak şekilde geliyorlar.

Bazı bölümler durgun geçse de kitaptan kopmadan Kara Kule macerasına devam ediyoruz.
479 syf.
·4 günde·8/10 puan
Çeviri beni hiç tatmin etmedi. Okuma zevkini yarı yarıya düşüren kelime tercihleri hikayeyi yavan hale getiriyor.
Bunun dışında Stephen King'in en iyi eseri Kara Kule serisi. Çeviriye rağmen hayal gücünüz biraz iyiyse soluksuz okuyabilirsiniz.
479 syf.
·10 günde·8/10 puan
Kaç dünya var ve biz kaç dünyada, kaç evrende yaşıyoruz? Serinin ikinci kitabına başlar başlamaz ilk akla gelen soru bu oluyor ve boyutlar arasında yolculuğa çıkıyoruz Roland'la birlikte. Roland'ın Kule'ye giden yolda önüne açılan üç kapı, üç kapının ardında üç ayrı zaman ve üç ayrı karakterle karşılaşması ve paralel evrende zaman üstü bir seyahat. Son Silahşor Roland'ın, Son Üç Silahşor'den biri olmasına eşlik ediyoruz.

1987 yılının New York'unda, iskambil kâğıtlarından evler yapan ve gözünü kırpmadan cinayet işleyecek kadar, oluşturduğu bu kâğıt evlerin üzerine titreyen bir mafya lideri olan Balazar ve çetesiyle mücadele eden eroin bağımlısı Eddie Dean, Roland'ın ilk yol arkadaşı.

İkinci kapıda ise karşımıza yirmi üç yıl geriye giderek, elim bir tren kazasında iki bacağını da kaybeden, varlıklı ve kleptoman Odetta Holmes ya da benliğindeki ikinci karakterinin adıyla Detta Walker çıkıyor. Ve huysuz Detta Walker'ı tanıdıktan sonra, onunla yola çıkmayı hiç istemeyeceksiniz emin olun.

Ve üçüncü kapı, Detta'dan bile daha kötü bir canavar olan Jack Mort'un bedenine ve beynine açılıyor. Aklınıza gelebilecek her türlü pisliği yapmaya hazır ve bunu icraatlarıyla da ispatlamış olan Jack, 1977'de değil hangi zamanda, hangi boyutta yaşarsa yaşasın tam bir baş belası ve suç makinesi.

Alex Haley'in meşhur Kökler romanının bahsinin geçmesiyle King'i bu kadar çok sevdiğim için kendime bir kez daha hak verdim. Cinnet filmine yapılan göndermeler de çok hoştu doğrusu. Hayalî karakterlerin yanı sıra hayalî yaratıklarımız da vardı bu serüvenimizde: Yengeç ıstakoz karışımı dev bir insanyiyen olan Istanavarlar. Ve o garip, soru sorar gibi çıkardıkları, rahatsız edici kıskaçlardan gelen Dad-e-çam? Ded-e-çek? Dod-a-çok? sesleri...

Kitabın tek eksi puanı (ki bunun King ve hikâye ile uzaktan yakından ilgisi yok): Nejat Ebcioğlu'nun çevirisini yaptığı ikinci okuduğum kitap oldu Üçün Çekilişi. Ve yine aynı ısrarlar; duyumsamak, anımsamak, benimsemek, tadımsamak, gereksinmek kelimeleri art arda gelince okumayı cidden zorlaştırdı. Üç harfli bir "his" kelimesini neden her seferinde "duyumsadığımı" bir türlü anlayamadım. Ayrıca Dean Koontz'un Fanatikler çevirisinde de geçen "iyi" kelimesi. Öyle gereksiz ve anlamsız yerlerde ve tek başına kullanılmış ki, inanın hangi kelimeden çevrildiğini bulamadım. Böylesine güzel, sürükleyici ve akıcı bir hikâyeyi, büyük bir çaba sarf ederek ve her cümleyi iç sesimizle düzelterek okumamıza sebep olan Nejat Ebcioğlu'na en derin saygılarımı(!) sunarak incelememi sonlandırmak istiyorum.
479 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Serinin ilk kitabı olan Silahşor ü komple giriş olarak değerlendirebileceğinizi söylemiştim. Ikinci kitap olan #üçünçekilişi 'ni okuduktan sonra bu fikrim kesinleşti. Başlarken ilk kitaptan hatırlatmalarla bir girizgah yapılmış zaten. Sonrasında Roland'la yolculuğumuz farklı kapılarla açılan farklı evrenlere doğru devam ediyor.

Bu sefer Siyahlı Adam'la mücadele ettiği Golgotha dağında değil, Batı Denizi kıyılarındayız. Deniz kıyısı deyince aklınıza sakin bir ortam gelmesin çünkü yazarımız King... Burada zehirli, insan eti yemeye bayılan, yerken çok tatlı sesler çıkarıp soru soran yaratıklar var. (genelde gece okuduğumuz için seslerini duyumsadığımız doğrudur.) Roland'ın amacı tüm zorluklara rağmen bu kıyıda üç kapı bularak kuleye giden yolda ilerlemeye devam etmek.

Ilk kapımız 1987 yılında yaşaya, eroin bağımlısı olan Eddie'nin beynine açılıyor. Onun gözünden görüp, onun bedeninde onun hayatını yaşıyorsunuz. Ve onunla birlikte kapıdan geçerek kendi zamanınıza Batı Denizi kıyılarına geri dönüyorsunuz. Gerçeklik payını düşününce hem korkunç hem muhteşem geliyor kulağa...

Ikinci kapımızla birlikte 1964 yılına gidip Odetta Holmes in beynine ulaşıyoruz ve içeride Detta Walker'la karşılaşıyoruz. Çünkü o çift kişiliğe sahip, ne kadar iyiyse o kadar kötü olabilen biri, tek şansı bu kişiliği teke düşürerek yeni bir 'ben' yaratmak. Bunu yapış şeklini okumalısınız...

Üçüncü ve son kapımız 1977 yılında yaşayan bir psikopatın beynine açılıyor. Ilk kitaptan tanıdığımız biri ama kaderi değişmiyor... Bu ipucuyla birlikte sanırım söz konusu olan üçlü ortaya çıkmış oldu...
479 syf.
·6 günde
Serinin ikinci kitabı Ve ikincisi daha güzel idi.Keyifli,akıcı Ve sürükleyici.Silahşör ve kendi zamanına götürdüğü üç kişi ile yaşadıkları ele alınmış.Blogumdan da yorumumu okuyabilirsiniz. (https://sadeceyagmurr.blogspot.com/...un-cekilisi.html?m=1) okumalar.
479 syf.
·5 günde·Beğendi
İlk kitapta sıkıldıktan sonra açıkçası korkarak başladığım kitaptır. Fakat başladıktan sonra silahşörün her kapıya hemen ulaşmasını görmek için her boş dakikamda kaçıp okuduğum kitap oldu. Çok nadir yerlerinde sıksada genel olarak kitap çok çok iyi.
479 syf.
·5 günde·8/10 puan
Zaman zaman olaylar daha hız kazanıp ve ilgi çekici hale gelse de genel olarak durgun bir kitaptı. Karakterler açısındansa güçlü bir kitap, karakterleri sevdim. Odetta ve Jake Mort hem farklı hem iyi karakterlerdi, Jake kitapta biraz daha fazla yer alsın isterdim.
Genel olarak güzel bir kitaptı, ara ara sıkılsam da çoğu zaman severek okudum. Serinin bundan sonra daha çok hız kazanacağını ve hikayenin rayına oturacağını düşünüyorum, umarım öyle olur ve çevirisi daha iyi olur ve de resimler olmaz (çok gereksiz buluyorum içindeki illüstrasyonları).

Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...-2-stephen-king.html
479 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Sıkıcı başlayan ilk kitaptan sonra üçün çekilişi hikayesi ilaç mi desem doping mi desem bende çok güzel bir etki yaptı. Roland ilk kitapta yaşadığı çekişmeden sonra kendini bir sahil boyunda buldu ve aksiyon deyim yerindeyse ilk sayfalardan hızlı bir şekilde başladı. İkinci kitap tamamen roland'ın yol arkadaşları dediğimiz odetta ve eddie'yi kendi dünyasına çekme çabasını anlatıyor. Ancak King karakterleri öyle güzel içselleştirip betimlemiş ki bi an roland'ı kendim gibi hissedip karakterlerlerle iletişim kurdum hissiyatı oluştu içimde. Heleki odetta karakteri her açıdan o kadar orjinal bir karakter ki her cümlesi her hareketi insanda çıldırma etkisi yaratıyor. King bana göre roland dışında bu kitapta odetta karakterinin gelişimi çok güzel detaylandırmjş. Kitap klasik fantastik kitapları dışında , tamamen yeni bir bakış açısı yaratarak ilerlemiş. Biraz kasvetli biraz aksiyonlu birazda hüznün olduğu güzel bir hikaye var karşımızda. Bazı önemsiz ayrıntılar dışında bence gayet yerinde ilerleyen ve detaylar açısından fazlasıyla tatmin edici bir devam kitap olmuş Üçün çekilişi. Bakalım roland ve arkadaşlarını hangi maceralar bekliyor bi sonraki kitaplarında göreceğiz.
Bir takla at, hopla zıpla, koltuğun üzerinden atla, yaşam bir roman ve dünya bir yalan. Şu halde kendine güven ve olduğun yerde yüksel, diren.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Drawing of the Three
Alt başlık:
The Dark Tower #2
Baskı tarihi:
Ağustos 2003
Sayfa sayısı:
463
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780451210852
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Signet Book
Baskılar:
Üç
Üç
3
The Drawing of the Three
The Drawing of the Three
While pursuing his quest for the Dark Tower through a world that is a nightmarishly distorted mirror image of our own, Roland is drawn through a mysterious door that brings him into contemporary America.

Here he links forces with the defiant young Eddie Dean, and with the beautiful, brilliant, and brave Odetta Holmes, in a savage struggle against underworld evil and otherworldly enemies.

Once again, Stephen King has masterfully interwoven dark, evocative fantasy and icy realism.

Kitabı okuyanlar 910 okur

  • Kamil Akkaya
  • Mithril / Nobody

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0