The Grapes Of WrathJohn Steinbeck

·
Okunma
·
Beğeni
·
31.749
Gösterim
Adı:
The Grapes Of Wrath
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
479
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781408276341
Kitabın türü:
Çeviri:
İngilizce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Penguin Classics
Baskılar:
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri
The Grapes Of Wrath
First published in 1939, Steinbeck’s Pulitzer Prize winning epic of the Great Depression chronicles the Dust Bowl migration of the 1930s and tells the story of one Oklahoma farm family, the Joads, driven from their homestead and forced to travel west to the promised land of California. Out of their trials and their repeated collisions against the hard realities of an America divided into haves and have-nots evolves a drama that is intensely human yet majestic in its scale and moral vision, elemental yet plainspoken, tragic but ultimately stirring in its human dignity.

A portrait of the conflict between the powerful and the powerless, of one man’s fierce reaction to injustice, and of one woman’s stoical strength, the novel captures the horrors of the Great Depression and probes the very nature of equality and justice in America.

Sensitive to fascist and communist criticism, Steinbeck insisted that "The Battle Hymn of the Republic” be printed in its entirety in the first edition of the book—which takes its title from the first verse: He is trampling out the vintage where the grapes of wrath are stored.” As Don DeLillo has claimed, Steinbeck shaped a geography of conscience” with this novel where there is something at stake in every sentence.” Beyond that—for emotional urgency, evocative power, sustained impact, prophetic reach, and continued controversy—The Grapes of Wrath is perhaps the most American of American classics.
Harika, harika, harikaydı...
Vooov! Neredeyim ben yahu :) Muhteşem bir serüvendi.
Bu Fareler ve İnsanlar ve İnci kitaplarından sonra üçüncü Steinbeck kitabımdı. Ben bir yazarın kitaplarını, okuduğum diğer kitaplarıyla değerlendirmeyi hiç sevmem çünkü hepsi farklı zamanlarda, farklı psikolojik durumlarda ve farklı ruh olgunluklarında yazılmıştır. Bu düşüncelerime rağmen, Sevgili John'un okuduğum kitaplarının hepsi birer birer bir şaheserdi benim için ve sanki hepsi birdi. Bir derdi anlatıyordu, insanın sömürülmüşlüğünü... Gelelim tespitlerime...

1)Kitapta mesele traktörlerin insan hayatına girmesi ve ucuz işçilikle başlıyor. İnsanların üzerinde kiracı oldukları toprakları ellerinden alınarak (aç,susuz,beş parasız kalmalarına rağmen) yerine makinelerin getirilmesi ve kapitalizm'in ilk sillesini yemeleriyle olayımız kafamızda açığa kavuşuyordu...

2)Bir pasajda, "insanların artık başkalarını düşünmeyip, sadece kendi ailesinin geçimini sağlamayı düşünmesi gerektiği" geçmişti. İnsanların bencilleşmesi yine bu tarihlere rastlar bknz: Gazap Üzümleri/sayfa: 68.
Adamların karısının, çocuklarının aç olması, çalışacak iş, yiyecek ekmek bulamamaları, insanların açlık sınırında takla atmaları kapitalizm'in çarkına dahil etmişti onları. Zira insanlara başka ne şekilde ne yapabilirsiniz ki? Öldürseniz belki yine korkmazlardı ama, aç kalmak, karısının ve çocuklarının sürünmesini izlemek, herkesin yüreğinin dayanacağı bir durum değildi, Ve karşı taraftakiler bunu çok iyi biliyorlardı...

3)Çok ilgimi çeken şeylerden biri de, insanların birbirine karşı soğukluğu oldu. Biz Türk milleti olarak gerçekten çok sıcak kanlı bir milletizdir. Belki de bu Müslümanlığımızdan kaynaklanan bir değerdir.
Nasıl olur da bir anne oğlunu dört sene görmez de, gördüğünde sımsıkı sarılmaz ona? Gelin siz düşünün. Buzdolabı mısınız arkadaşım ? :)

4)Çok acayiptir ki kitaptaki Hristiyanlar dua etmekten acizlerdi, belki de ekseriyeti böyledir. Bir bölümde Nine, dua etmek için papaz beklemişti, sanki kendi ağzı yokmuş gibi. :)
Bizim bu zamandaki "hocaları dua etmek için" çağırmamız, kendimizi Allah'a münacaatta yetkin görmememiz, bize Hristiyanlardan bulaşan mikroplardan biri olsa gerek...

5)Banka denen faiz lobilerinden hep nefret ettim. Çünkü ben bir mü'mindim. Gazap Üzümleri'ni okuduktan sonra artık iğreniyorum. İnsanların emeklerini sömüren, üç kuruş için onları kendilerine köle eden, insanları aç bırakan, kendinden başka hiçbir sistemi hiç bir canlıyı düşünmeyen bu mel'anete ne denir, gerçekten bilmiyorum...
Tek çare Adil Bir Düzen'in kurulmasıdır diyorum...


Allah'ım dehşetti... Sanki o upuzuuuun yolları ben gidiyordum... Kamyonet bozuldukça benim içime sıkıntılar bastı... Sanki o güneş beni yakıyordu... Çok acıklıydı... İç kemiren hisler bombardımanına tutuldum 9 gün boyunca.
Ama değdi mi? Tabii ki...
Şiddetle tavsiye ediyorum, üzümlerin (kapitalizm'in) gazabına siz de, bir kez daha şahit olun...
Nasıl bir sondu öyle !!!
Mükemmel bir kitap...

Makinelerin insan yüreğini ezip geçişine ve insanların bir somun ekmek için bütün gün çalışmalarına tanıklık ediyorsunuz.
! Kahrolsun Kapitalizm !
İnsanları köleleştiren Californiaya kaçan binlerce insanın öyküsü yüreğinize dokunacak...

Tam 79 yıl önce kaleme alınıp 5 aylık bir süreçte yazılan dev bir eser...

Geç bitirdim çünkü araya irili ufaklı on adet kitap ve yarım yamalak bir taşınma işi sıkıştırdım.


Spoiler*
Eksik bulduğum sonucunu merak ettiğim bir kaç şey havada kaldı, şimdi oldu mu ki böyle ?
Tom ve Connie kaçıp gittikten sonra ne yaptılar ne ettiler??? Bunları da açıklasaydı keşke yazar. Mesela connie gittiğinden beri merak ediyorum onu insan hamile karısını bırakıp bir şey demeden ne diye nereye çekip gider. Hep onun traktörcü olacağını ve ailesiyle karşılaşacağını düşündüm..
Kitap o kadar akıcı ki onların dertleri benim dertlerim oldu resmen araba bozulunca Canım sıkıldı et almak için para biriktirince ben sevindim. Kalemine, yüreğine sağlık Steinbeck..Yazacak çizecek çok detay var aslında ..

——
“Weedpatch Camp” kitapta böyle bir kamptan bahsediliyor steinbeck kitabı yazarken o kampa uğramış ve adını oradan esinlenmiş, günümüzde o kamp göçmen işçiler tarafından kullanılmaya devam ediyor.
Bkz: http://m.radikal.com.tr/...azap-uzumleri-396094
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.044 Oy)17.421 beğeni39.343 okunma2.090 alıntı164.691 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.197 Oy)8.110 beğeni23.888 okunma1.877 alıntı101.943 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.034 Oy)7.299 beğeni19.761 okunma3.152 alıntı116.041 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.814 Oy)8.105 beğeni25.907 okunma618 alıntı126.163 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.946 Oy)8.336 beğeni23.149 okunma1.124 alıntı112.371 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.976 Oy)12.428 beğeni31.632 okunma2.742 alıntı132.028 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.121 Oy)10.781 beğeni26.464 okunma1.381 alıntı139.359 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.794 Oy)7.329 beğeni20.504 okunma678 alıntı79.136 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.432 Oy)8.380 beğeni22.738 okunma1.428 alıntı105.069 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.081 Oy)4.798 beğeni15.966 okunma2.755 alıntı102.283 gösterim
John Steinbeck'in yazdığı Gazap Üzümleri hiç kuşkusuz en önemli Amerikan edebiyatı eserlerindendir. 1930lar'ın ekonomik kriz yıllarını etkileyici bir dille anlatmıştır.

Roman çiftçilerin 1930'lu yıllarda Dust Bowl döneminde Oklahoma'dan Kaliforniya'ya (bereketli topraklara) göçlerini, yaşamlarını ve çektikleri sıkıntıları anlatır. Steinbeck hem bireysel olarak Joad 'ın yaşamını, hem de genel göçten bahsetmiştir. Büyük bunalımdan etkilenen Joad'ın ailesinin yakından inceleyerek bize bu çiftçilerin de insan olduklarını anlatmaktadır.

Bu kitap kapitalizmi eleştirmektedir. Üzümler verimli Kaliforniya vadilerinin sembolize ederken çiftçiler bu verimli vadilerin bir parçası olamayıp acı çekmektedirler.

"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."

Roman bireysel ailenin parçalanışını anlatırken aynı zamanda bütün göçmenlerinde tek bir aile oluşunu bize anlatmaktadır. Bir araya gelip yiyeceklerini, hayatlarını, umutlarını anlatmaktadır.

Bu roman ayakta kalma mücadelesi veren insanların hikayesidir. insanlık dramını olağanüstü bir dille anlatmıştır.

Kitabı okurken ilk başlarda zorlandım açıkçası sindire sindire okuyum dedim , sonrada devam ettim iyi ki etmişim. İlk kez uzun sürede okuduğum bir kitap oldu.

Steinbeck'in en çok okunan romanlarından Gazap Üzümlerini okumayan okurlara tavsiye ediyorum.
Vay anasını dedim sonunda vallahi. Nasıl bir romandı ya. Çok şaşırtıcı bir son. Fareler ve İnsanlar dan sonra okuduğum 2. Steinbeck romanı. Bu kadar mı akıcı bu kadar mı gözünün önünde canlanır bir roman. Okuyunca içiniz acıyacak. Bu kadar eziyet çekilir ve çektirilir mi diyeceksiniz. İçerisinde ne yok ki... Kapitalizm, sefalet, ırkçılık, sınıf ayrımı, ekonomik bunalım, dostluk, çalışma ve yaşama azmi, iyi niyet, dürüstlük, doğru bilinenden şaşmama.... Ne ararsanız bulacaksınız. Bankaların; çiftlikleri ve çiftçileri satın alması sonucu yola çıkan bir aile ve dostları... Tüm romanı yaşayacaksınız. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Mutlaka okuyun arkadaşlar. Zaten Filmini de izlenileceklere ekliyorum. Film de Pulitzer ödüllü yani. Son cümlem inşallah ülkemiz hiçbir zaman böyle durumlara düşmez bizlerde böyle bir durumları yaşamayız. Dramın dibi...

http://www.imdb.com/title/tt0032551/
Yaşlandım…

O yol ne kadar uzun ,çaresizliklerle ve belirsizliklerle dolu… Oysa umutlar yemyeşildi… Tıpkı California gibi! Hele bir varalım beyaz duvarlı ,yemyeşil bahçeli bir evimiz olacak(tı)…Umutlar değil mi bizi ayakta tutan…Ne olursa olsun karanlık bir gecede bile küçük bir aydınlık umudu tazelemez mi? O hiç bitmeyen umutla direndiler!!!
O yol uzadıkça adeta yaşlandım… Ana ‘nın yemek kaygısı… Büyük baba’nın vatan sevdası… Tom ‘un suç işleme korkusu… Casy’nin kendini araması…Ne yoldu ama!!!
İnsanın ailesinin elinden kayıp gitmesi ne fena şeydir… Buna rağmen güçlü durmak zorunda olması mı yoksa daha fena olan…
-------------------------------------------------------------
John Steinbeck ‘in tartışmasız en büyük eseridir. Pulitzer (Pulitzer Ödülü: Amerika Birleşik Devletlerinde New York şehrinde, Columbia Üniversitesi tarafından verilen gazetecilik, edebiyat ve müzik ödülüdür.) ödüllü olan Gazap Üzümleri kapitalizme karşı yazılmış en iddialı romandır…
John Steinbeck California’da ırgatlık yapan bir ailenin çocuğuydu. Küçük yaşlarda çiftçilik yaptı.Sanırım bu romanı da yaşadıklarından yola çıkarak yazdı…O kadar ince detaylar var ki yazılanları yaşamayan biri bu kadar derinden hissettiremezdi…
Gazap Üzümleri ‘inde anlatılan şey tarımdaki hızlı kapitalistleşme sürecidir esasen.’Büyük Buhran’ dönemi de diyebileceğimiz tarımın kapitalistleşmesi ve krizler nedeniyle yoksulluk ve yaşam mücadelesini dokunaklı bir şekilde anlatıldığı romandır… Açlık,sefalet,mülksüzlük ve zorbalık yüzünden yerlerini yurtlarını terk edip yollara düşen onca insan… O boşa çıkan umutlar … Buna rağmen direnmeye ,ayakta kalmaya çalışan insanlar…Paranın güç olduğu ve her şeyi yönettiği buna rağmen insanlığın yoksullar arasında kuvvetle direndiği bu günlerde, kapitalizmi açık açık eleştiren bir romandır .Yayınlandığı dönemde (1939) çok tartışılan ve büyük yankı uyandıran ,tartışmaların odak noktası olan bir roman olmuştur.

Kitap uzun zamandır listemdeydi.Etkinlik vesilesiyle okuyayım dedim.Aslına bakarsanız tam bir sonbahar –kış kitabı.Dışarıda puslu bir hava dizinde battaniye,dumanı tüten ıhlamur eşliğinde tadından yenmez.Bu dışarının insanı sürekli çağırdığı havalarda pek gitmiyor:\ demedi demeyin…
Pazar günü sineması olurdu eskiden ,tüm aile o saate kadar her işini bitirir televizyonun başında toplanırdık.Tam da o günleri anımsadım.Sarımsı renkli televizyonlar olurdu ya işte o görüntü vardı hep hafızamda :) aile efradının kaçamak göz yaşlarını sildiği filmlerden … Filmi de varmış bulduğumda izleyeceğim :)

-------------------------------------------------------------------

Her şeye rağmen güzel bir deneyimdi benim için.
Sevgili Ebru Ince ‘ye (@>--,’—çiçeksiz olmaz :)) ve https://1000kitap.com/salakoglan ‘ya etkinlik için teşekkür ediyorum. Sizler olmasaydınız kim bilir ne zaman okuyacaktım… Etkinlikten etkinliğe koşan ben bir buradan bir diğerine koşarken herkese teşekkür ederim :)
Bu güzel havalarda okunmaması gereken bir esere inceleme de yazasım pek yoktu. Ancak böyle etkileyici esere kayıtsız kalınır mıydı?

Bu mecburi ve sefil göç hikayesinde bende onlarla yolculuğa çıktım. Kah aç kaldım, kah ıslandım. Kavgaların içinde buldum kendimi. Sordum neden lanet olası! Neden?

Koskaca dünya parsel parsel topraklar topraklar... Bunları ne yapıyoruz? Tek tek sahiplendirmişiz. Toprakların parası kime gidiyor alın teri olana mı? Tabiki hayır. Rahat rahat sefa sürerken onlar, sen kıt kanaat geçinmeye çalışan halk didin didin dur. Karnına azıcık ekmek girsin diye uğraş dur. Çocuğun ölmesin diye çabala çalış. Baştan beri böyle değildi işte bu. Bunu ilk bu hale getiren kişi ya da kişileri bilmek ve mezarlarına tükürmek ( başka şeyler de var tabi yapacağım) çok isterdim.

Aç kalmamak için, çalışıp para kazanabilmek için, kendi vatanını terk edip bir yerlere giden bu insanlara; " Nereye gideceksin? Gidince ne değişecek? İş bulacağını mı sanıyorsun? " diyen, oturduğu yerde konuşan, çok bilmişlik taslayan tipler de var tabiki. Bu size yabancı mı arkadaşlar? Bana hiç değil. Her gün karşılaştığım insan tipi. Bilip bilmeden konuşup, ahkam kesen müsvetteler mantar gibi türüyor, her yerden istilasına maruz kalıyoruz. Mantar sebze olarak çok severim ve şu an haksızlık ettim ben canım yiyeceğe. Benzetmemden vazgeçiyorum.

Para? İnsanın eline birazcık para geçsin gözü dönüyor. Sürekli çabala çabala nereye kadar? Evim olsun hoop daha iyisi için biriktir! Arabam oldu hoop en son modeli için biriktir! Yok telefon, yok o yok bu yok şu... Şimdi Afrikadaki aç insanlar... kestim. Neden mi? Hepimiz üzülüyoruz. Yaptığımız tek şey bu. Üzülmek... Biz üzülünce herkesin karnı doysa, aç kimse kalmasa ne güzel olurdu. Ne kadar kolay değil mi? Ahh ! Ahh! Üzülmeye devam...

Şunu da kafaya iyice yerleştirsek keşke: Yöneticiler biz olmadan, halk olmadan kim? Onlar biz yoksak varlar mı? Peki biz neden el pençe duruyoruz? Tamam Eyvallah saygı olsun. Ama bu onlara özel değil insana saygı insana! Fakat sağolsun bazılarımız saygıyı yalakalığa çeviriyor. Eee onlar da alışıyor haliyle hepimizden bekliyor. Sonra yapmayanlar asi oluyor.(bknz. Ben:D) Sonra yalakalık yapanlar da ağlıyor vay efendim şöyle yok böyle. Ağlamayın!

Çok sinirli bir inceleme yazdım sanki. Zaten şu aralar havalar güzelken bir anda soğudu. Kitabı o yüzden bitirebildim. Yoksa elimdeydi daha.

Bir yerde gezinirken okudum ki yazar şöyle bir söz etmiş: Kitapla ilgili eleştiriler var. Diyorlar ki ağır bir dil kullanmışsınız. Yazarın cevap:" Ben hanımefendiler için yazmıyorum." Ben teşekkür ediyorum çünkü bir hanımefendi değilim. Buradaki kasıt anlaşılmıştır umarım.

Bir etkinliği daha bitirdim. Tabiki bir numaralı isim Ebru Ince ve görevi üstlenerek beni şaşırtan https://1000kitap.com/salakoglan saygılar ve sevgiler.
Başka bir kitapta buluşmak üzere etkinlik katılımcıları ve selamlar:)
1930'larda ABD'de yaşanan sanayileşmenin sonucu işledikleri toprakları elinden alındığı için evsiz ve aç kalan insanların, iş ve daha iyi yaşayabilecekleri bir hayat için yaptıkları büyük göçü anlatıyor. Bu göç hayatı Oklahama'da yaşayan Joad ailesi üzerinden anlatılırken; yoksulluk, tükenmeyen umut, çaresizlik, ayakta kalma çabası, açlık ve sefalet bütün insanlığın üzerinden anlatılmış. Herkesin okuyup ders çıkaracağını düşündüğüm, bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, tarih tekerrürden ibaret olduğunu unutmayalım...
Fareler ve İnsanlar'ın ardından bir diğer John Steinbeck kitabını daha okudum bitti. 1939 yılında yayınlanmış ve yazarına Pulitzer gibi son derece prestijli bir ödül kazandırmış olan Gazap Üzümleri, ekonomik kriz, makineleşme gibi durumlar sonucunda yerlerinden yurtlarından olan, doğdukları topraktan olan kitlelerin başlarından geçenleri anlatıyor. Kolluk güçleri vasıtasıyla, ekmek kapıları tarlalarından zorla çıkarılan yüzlerce aileden sadece biri Joad ailesi. Anneli, babalı, dedeli, nineli, çoluklu çocuklu kocaman bir aile. Hal böyle olunca bu kadar nüfusu doyurmak da bir hayli zorlaşıyor tabii ki, yollara vuruyor kendini bu geniş aile. Umutla çıkıyor yola, batıya doğru gidiyor, California'ya doğru. Neden mi? Ekmek var deniyor orda; portakal, pamuk, üzüm tarlalarında çalışacak binlerce kişiye ihtiyaç var yazıyor dağıtılan broşürlerde. Ahı gitmiş vahı kalmış bir kamyonla çıkıyorlar yola, umuda doğru ilerliyorlar. Sıcak bir yuvanın, öğünlerde yenecek etlerin, içilecek kahvelerin, başlarını sokacakları bir çatının umuduyla... Gazap Üzümleri'nde işte bu ailenin, Joad ailesinin Batı'ya yolculuğunu okuyor, beş yüz küsür sayfa boyunca kamyonlarında, kamplarında onlara eşlik ediyoruz.

Gazap Üzümleri'ne başlarken büyük bir heyecan vardı içimde. Çok seveceğime, bu yoksul ailelerin verdikleri yaşam mücadelesinin beni çok etkileyeceğine neredeyse emindim. Kitaba başladım; elli sayfa okudum heyecanım azalır gibi oldu, yüz sayfa okudum heyecanım azalmaya başladı, yüz elli sayfa okudum heyecanım daha da azaldı. Sayfalar ilerledi, bölümler geçti heyecan kalmadı, durağan bir okuma hali aldı beni. Hiç şüphesiz bu kitabın ele aldığını konu oldukça ilgi çekici. En azından benim için öyle. Konu kadar; olayların gidişatı, konunun ele alınış biçimi de içine almalıydı beni ancak öyle olmadı. Açıkçası kitabı okurken hiç beklemediğim bir şekilde sıkıldım. Güzel cümleler, çok doğru diyerek altını çizdiğim yerler veya iyi bir konu bir kitabı okurken sıkılmama engel olamadı maalesef. Gazap Üzümleri hacimli bir kitap dolayısıyla kitap süresince bir şeyler olsa ya diye bekliyorsunuz, bu kadar sayfa sadece yolda geçmez diyorsunuz ancak tam da böyle oldu. Yaklaşık altı yüz sayfa boyunca kamyonları bozuldu, tamir ettiler, bir yerde iş bulup kıt kaanat geçinmeye çabaladılar olmadı tekrar yola çıktılar, içlerinden biri hastalandı, iyileşti, tekrar yola çıktılar, kamp kurdular, et alabildiler, yediler içtiler, onlarla aynı durumda olan ailelerle tanıştılar ardından tekrar yola çıktılar. Sürekli aynı döngü ve bir yerden sonra bu durum sıkıcı bir hal almaya başladı. Eğer bir kitabı okurken sıkılıyorsam o kitap ekonomik krizin sonuçlarını da ele alsa, tarlalarından olan insanların yaşamlarını sürdürmek için yaptıklarını da ele alsa sonucunda o kitap benim beğenimi kazanamıyor. Ayrıca kitabı okurken yaşadığım bu sıkılganlık kitabın birkaç bölümüne değil geneline yayıldı maalesef. Seveni çok fazla olsa da verdiği mesajlar dışında ben Gazap Üzümleri'ni sevemedim. Ve verdiği mesaj da bir kitap için tek beğeni ölçütü değil elbette. Umarım bir sonraki Steinbeck okumam benim için çok daha keyifli olur.
Geldik mi ?

Evde miyiz ?

Peki yıl ?

2018 değil mi ?


Evimizde sıcak suyumuz da var, yiyecek yemeğimizde.. Her gün mısır lapası yemek zorunda da değiliz. Sürekli tuza basılmış (domuz) etimiz kaldı mı diye de kontrol etmiyoruz.
Mübarek kadir gecesi, bunlar için bile ne kadar şükretsek az gelir. ^_^

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

ABD'de 1930'lu yıllar.. Kocaman bir ekonomik buhran.. Kara perşembe olayının ardından yaşanan günler.. Amerikan halkının büyük buhranın faturasını Hoover’a(ABD başkanı) kesmesi ve ekonominin en dibe vurduğu anlarda Roosevelt'in başa gelmesi.. Roosevelt'in izlediği politikalar sonucunda Merkez Bankası'nın kurulması.. Nazi partisinin durumu fırsat bilip, tüm bu talihsizlikleri yahudilere atfedip onlara soykırım uygulaması..



Kafam dönüyor. Başka bir gezegenden gelmişim ve bu olanlara kendimi inandırmaya çalışıyorum sanki..
Kitabın tesiri altındayım hâlâ, ezilmişlik var üzerimde..

Kriz bu kadar çetin geçmiş midir bilmiyorum ama geçtiyse bile bunu insanların vicdan yoksulluğuna, hırsına, umursamazlığına, duyarsızlığına ve birlik olamayışına bağlıyorum.
Kitapta da yer yer bahsetmiş zaten; eğer o ezilen halk, ağız birliği edip karşı çıksaydı bu kadar ezilmeyeceklerdi büyük güçlerin karşısında.
Bankaların kurdukları çark sisteminde, dişlilerin arasında ezilip parçalanmayacaklardı.


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Yazar çocukluğunu kırsal alanda geçirdiği için çiftlik hayvanlarının bakımını ve tarım işçiliğini biliyormuş. Amerikan köy hayatını bu denli ayrıntılı ve güzel anlatabilmesinin sırrı burada saklı. Ondandır, kitaptaki betimlemeler o kadar iyiydi ki okumadım, izledim. Zengin-fakir ilişkisi desen sayfalara kazınmış durumda ..

Kitap; büyük buhran sonrası Oklahoma'dan Kaliforniya'ya göç eden ve orada hayata tutunmaya çalışan binlerce işçi sınıfının için de yer alan Joad'lar ailesinin verdiği mücadeleyi konu alıyor.




!!!! SPOİLER !!!!

Yalnız okurken gözüme batan bir kaç noktaya değinmeden geçemeyeceğim;



Eey Al ! Senin o yollardaki hayvancıklarla alıp veremediğin ne? Düz yolda giderken diğer şeritte gördüğün yılanı ne diye ezip geçersin! Ne diye o tavşancığı sıkıştırıp tekerlerin altına alırsın! Ruh hastası!



Eey Connie! Senin erkekliğin/insanlığın bu kadar mı ? Hamile karına hayaller kurdurup kurdurup hiç ummadığı anda yarı yolda bırakmak ne demek oluyor! Yanında olup onunla ilgilenmek dururken defolup gidiyorsun!



Eey Ana! Senin de analığın bir Tom'a sanıyorum.. Tamam 6 evladın 6 sı bir olmaz ama sende abarttın sanki. Noah ansızın çekti gitti; o zaten hep tuhaftı dedin geçtin. Al'a hiç yüz vermedin. Buna karşılık Tom'un tırnağına taş değse yüreğin parçalandı. Rose of Sharon bir kız çocuğu. En çok annesinin yani senin desteğine ihtiyacı olduğu zamanda ona kendini tutmalısın demekten başka yapacak bişeyin yok muydu? İlgilenmen için illa kızcağızın canının tehlikede mi olması gerekiyordu.
Bi kendine gel! Bu sen değilsin! Analık bu değil!


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Kitabı son sayfaya getirene kadar çile çektim. Hem ruhsal olarak yıprandım hem betimlemelerde boğuldum. Son sayfada ise çok şaşırdım şok etkisindeydim.. Böyle bi şeyi bırakın kitaptan, normal hayatta dahi beklemezdim.



Küçük bir not: Bu kitap bana kalırsa sonbaharda okunması gerekiyor. Dışarıda çocukların ve kuşların cıvıltısıyla değil de yağmurun ve gök gürültüsünün sesi eşliğinde okunmalı.
Bu kitapta 1930'lu yıllarda ekonomik krizin baş gösterdiği bu zorlu süreçte bir ailenin yaşama tutunabilmek için california'ya göç etmek zorunda kalışı ve yolda çekilen eziyetleri steinbeck'in bir resim gibi gözünüzün önüne serilişini okuyacaksınız.

Kapitalizm eleştirilirken, bu buruk hikayeyle siz de sarsılacaksınız. Okumanızı öneririm.
"Yakarsa dünyayı garipler yakar." Müslüm Baba 99'da Garipler şarkısını bu kitabı okuduktan sonra yazmış. Kesin bilgi yayalım.
1939 yılında en iyi Amerikan yazar olarak bilinen Steinbeck tarafından yazılan aynı zamanda yazarında en iyi eseri olarak gösterilen bir klasik Gazap Üzümleri..
Steinbeck ile 5-6 ay önce Fareler ve İnsanlar kitabını okuyarak tanışmıştım, o kitabı da çok beğenmiştim, zaten uzun zamandır okumak istediğim bu kitabı da Fareler ve İnsanlar kitabından sonra daha çok merak etmeye başladım. Ve Gazap Üzümleri okuma etkinliği (#28391814 ) vesilesiyle okudum nihayet.
Kitap 1929 Büyük Buhrandan sonra, krizle beraber tarımın kapitalistleşmesi nedeniyle topraksız, işsiz, yoksul ve aç kalan insanların batıya, Kaliforniya'ya yapılan büyük göçe katılan ailelerden biri olan Joad ailesinin, hayata tutunma çabalarını, yaşadıkları sefaleti, zorlukları, çektiği sıkıntıları anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor hani iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Knut Hamsun'ın Açlık kitabı benim için açlığı en iyi anlatan kitaptı, onu da yine böyle bir ramazanda okumuştum, ama bu kitap kesinlikle açlık temasını en iyi işleyen kitap olmuş. Kitap aynı zamanda en azından U.S.A sınırları içerisinde yazılmış olan en iyi kapitalizm eleştirisine sahip kitaptır diye düşünüyorum.
Tom Joad baş karaketimiz tabi ama benim adamım 3. ya da 4. karakter diyeceğimiz Papaz Cosy oldu kesinlikle, Fareler ve İnsanlar'da da daha geri planlarda kalan Slim'i çok beğenmiştim. Yazar bu yan karakterler konusunda çok başarılı anlaşılan. Kitabın çok içeriğine giremedim ama şöyle söylüyeyim bence kesinlikle okunması gereken kitaplardan ve beni gerçekten çok hüzünlendirdi, çok fazla da sorgulamama neden oldu. Şimdi sırada baş rolünde Henry Fonda'nın oynadığı filmini izlemekte.
Bu romanda yazar, hızlı bir sanayileşme süreci yaşayan Amerikan toplumunda, toprağa bağlı yaşamaya alışmış büyük bir ailenin değişim rüzgârları karşısında acımasızca savruluşunu ve tükenişini anlatmaktadır. Başka bir deyişle, bu roman, ayakta kalma mücadelesi veren insanların destanıdır”
Keyifle okuduğum kitaplar arasında son derece akıcı ve berrak bir dille yazılmış,tavsiye edeceğim kitaplardan biridir...
"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."
Açlığı, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çocuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Grapes Of Wrath
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
479
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781408276341
Kitabın türü:
Çeviri:
İngilizce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Penguin Classics
Baskılar:
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri
The Grapes Of Wrath
First published in 1939, Steinbeck’s Pulitzer Prize winning epic of the Great Depression chronicles the Dust Bowl migration of the 1930s and tells the story of one Oklahoma farm family, the Joads, driven from their homestead and forced to travel west to the promised land of California. Out of their trials and their repeated collisions against the hard realities of an America divided into haves and have-nots evolves a drama that is intensely human yet majestic in its scale and moral vision, elemental yet plainspoken, tragic but ultimately stirring in its human dignity.

A portrait of the conflict between the powerful and the powerless, of one man’s fierce reaction to injustice, and of one woman’s stoical strength, the novel captures the horrors of the Great Depression and probes the very nature of equality and justice in America.

Sensitive to fascist and communist criticism, Steinbeck insisted that "The Battle Hymn of the Republic” be printed in its entirety in the first edition of the book—which takes its title from the first verse: He is trampling out the vintage where the grapes of wrath are stored.” As Don DeLillo has claimed, Steinbeck shaped a geography of conscience” with this novel where there is something at stake in every sentence.” Beyond that—for emotional urgency, evocative power, sustained impact, prophetic reach, and continued controversy—The Grapes of Wrath is perhaps the most American of American classics.

Kitabı okuyanlar 2.977 okur

  • Göktuğ Altuntaş
  • Dr.Okur

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları