The Origin of Species

·
Okunma
·
Beğeni
·
12708
Gösterim
Adı:
The Origin of Species
Baskı tarihi:
Ocak 1999
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780553214635
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Bantam Classics
The publication of Darwin’s The Origin of Species in 1859 marked a dramatic turning point in scientific thought. The volume had taken Darwin more than twenty years to publish, in part because he envisioned the storm of controversy it was certain to unleash. Indeed, selling out its first edition on its first day, The Origin of Species revolutionized science, philosophy, and theology.

Darwin’s reasoned, documented arguments carefully advance his theory of natural selection and his assertion that species were not created all at once by a divine hand but started with a few simple forms that mutated and adapted over time. Whether commenting on his own poor health, discussing his experiments to test instinct in bees, or relating a conversation about a South American burrowing rodent, Darwin’s monumental achievement is surprisingly personal and delightfully readable. Its profound ideas remain controversial even today, making it the most influential book in the natural sciences ever written—an important work not just to its time but to the history of humankind.
747 syf.
Bilim tarihinin en önemli kuramlarından birisi Evrim Kuramı olsa gerek. İnsanın doğayı, doğadaki canlıları ve kendisine olan bakışını değiştiren büyük bir bilimsel adım. Bu adımın sahibi ise Darwin..

Tabiki Darwin'den önce de çok eski çağlardan beri insanlar, değişimin farkındalardı. Hatta kitabın başlangıç kısmında evrim hakkındaki çalışmaların kronolojik olarak bir özeti verilmiş. Buradan da bu durumun farkına varıyoruz. Peki Darwin ne yaptı? Darwin, insanların içten içe farkına vardığı doğadaki bu değişime bir mekanizma ortaya koydu: Evrim Kuramı.

Yani:
Evrim = Kütle çekim kanunu
Evrim kuramı = Kütle çekim teorisi (kuramı)
dersek hata etmiş olmayız.

Evrim kuramı, canlıların ortak ataya sahip olmasına ve doğal seçmeye (secilme) dayanıyor. Ortak ataya sahip olduğumuzu, güdük (körelmiş) organlardan, fosil kayıtlarından vb anlayabiliyoruz. Canlılar çevre şartlarına, doğada en başta kendi türdeşleri olmak üzere diğer canlılarla olan rekabetine, kullanım sıklığına göre gibi etmenler nedeniyle oldukça yavaş şekilde adım adım değişirler. Bu değişimler soyaçekimle aktarılarak yeni başat türler oluşur ve yaşam savaşında bu türler daha avantajlı konuma yükselir. Bunu yapan ise Doğal Seçmedir. Ayrıca bu değişimler birike birike her yeni dölün(kuşağın) geçmiş kuşaklardan daha da farklılaşmasina neden olur. Neticede bir noktada artık bu canlıya yeni bir tür denmesi gerekir.

Darwin, kuramının anlaşılması için sıklıkla yapay seçilimle kıyas yaparak anlatıyor. İnsanların gerek bitkilerde gerek hayvanlarda uyguladıkları yöntemin çok daha karmaşık bir versiyonunu doğanın uyguladığını söylemektedir.

Darwin, yaşadığı devirde kabul görmüş olan canlıların bir anda ve hepsinin farklı farklı olarak yaratımı görüşünün çıkmazlarını vurguluyor; bu çıkmazları ve daha birçok canlılara dair açıklanamayan olguları kendi kuramının açıklayabildiğine dikkat çekiyor.

Darwin, yaşadığı devrin olanaksızlığının farkında ve bunu çeşitli bölümlerde belirtmekte, buna rağmen elinden geldiğince eleştirilere mantıklı açıklamalar yapmaktadır. Ve şunu da ekler: Gelecekte gelişecek olan bilim ile beraber kuramının daha da destek göreceğini ve şu an bulunamayan(yeterince) ara geçiş formlarının (fosillerinin) bulunacağını öngörmüş. Nitekim öngörülerinde artık biliyoruz ki haklı çıktı.

Kitaba başlamadan önce şöyle bir çekincem vardı: "Bilimsel bir çalışma olduğu için dili ve anlatımı beni oldukça zorlar". Ancak çok az bir zorlama olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında genele bakarsak oldukça rahat okunabilen ve anlaşılabilen bir eser. Zaten bir kuantum teorisi gibi zor anlaşılır bir mantığı yok Evrim kuramının. Aslında çok basit bir mantığı var.

Şunu da belirtmek istiyorum: Evrime veya evrim kuramina inanıyor musun? gibi bir soru bence çok mantıksızdır. Özellikle günümüzde.. Çünkü adam akıllı bir araştırma yapıldığında günümüzde artık bilim camiasında Evrim kuramı hakkında bir tartışma yok. İlk ortaya koyulduğu günden beri süregelen ve farklı farklı alanlarda yapılan çalışmalar neticesinde yanlışlanamamasi ve kanıtlanmasi neticesinde, bilimde en sağlam kuramlardan birisi olmuştur. Geliştirilebilir ve geliştirilecektir de. Bu nedenle, 'Evrim kuramina inanıyorum' deyince sanki inanmamak gibi bir seçeneğin olduğu ve inanamama seçeneğinin de rasyonel bir seçenek olduğu gibi bir algı oluştuğu için 'Evrim kuramina inanıyorum' ifadesi BENCE mantıksızdır.

Evrim bir gerçektir ve Evrim kuramı da bu gerçeği açıklayan bir mekanizmadir. Şayet ABD'deki akıllı tasarimcilar ve ülkemizde bunun yansımaları olan çevreler, evrim kuramini yanlış olduğunu söylüyorlarsa:

1) Evrim kuramini bilimsel olarak yanlış olduğunu ortaya koyarak çürütmeliler
2) Şayet çürüttüler diyelim; açıklanmayi bekleyen bir Evrim GERÇEĞİ ortada durmaktadır. Buna BİLİMSEL bir açıklama (mekanizma, kuram) bulmalilardir.

Tabiki bu çevreler bunu yapamayacaklardır. Çünkü dertleri bilimsel bir açıklama yapmak değildir keza dertleri bilim de değildir. Dini merkezli bir tartışmadır yaptıkları. Parasal olarak güçlü oldukları için de bu kadar sesleri çıkmaktadır.

Neyse son sözü Darwin'e bırakalım:

"Yaradanın başlangıçta bütün özünü birkaç ya da bir biçime üfürdüğü yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin türemiş ve türemekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten yücelik vardır."

Not: Darwin'de Evrim kuramı fikrinin oluştuğu meşhur yolculuğunun belgeselini bırakıyorum şuraya, tavsiye ederim.

https://youtu.be/oaYQttr0Id4

Not: Evrim ağacı sayfasının 'Evrimin kanıtlari' videosunu da bırakıyorum, dileyen izleyebilir. Ve bu sayfayı tavsiye ediyorum. Çok faydalı paylaşımlari var.

https://youtu.be/WB0g5zXLXTU

Not: Evrim hakkında sıkça sorulan sorular videosu..

https://youtu.be/WdyZbGRjtsg

Not: Bu kitabı okumanızı öneririm

Evrim Kuramı ve Mekanizmaları
566 syf.
·46 günde·Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi'nin maymunlarından mı geliyoruz?

Bu soruyu neden sordum ve Ahmet Mithat'la evrimin ne ilgisi var?

Evrim kavramını Türkiye ile ya da Osmanlı ile tanıştıran isim Ahmet Mithat Efendi imiş. Kitabın önsözünde bu bilgi verilmiş. Kendisine ait Dağarcık dergisinde Darwin ve teorisi hakkında makale yayınlamış. Yayınlamış yayınlamasına da bu işi biraz da görmek istediği şekilde yaparak insanların maymundan geldiği şeklinde belirtmiş evrimi. Tabi bu çıkış o dönem müthiş tepki çekmiş ve Sultan Abdülaziz tarafından sürgün edilmiş Ahmet Mithat Efendi. Evrimin konuşulması yasaklanmış. Adnan Hoca ekibinin A9 TV'sinde evrim karşıtı yayınlar yapılır sürekli ve Sultan Abdülaziz de övülür. Bu övgünün temeli de budur maşaallah. Mehdinin gelmesiyle de tüm evrimcilerin kökü kazınacak inşaallah.

Evrim düşüncesinin temeli ta milattan öncelerine dayansa da bilimsel olarak ortaya koyan ilk kişi Darwin değil, Lamarck'tır. Ancak evrim mekanizmasını daha sağlam temellere dayandıran Darwin olmuştur. Hatta evrim teorisi, darwinizm olarak da anılır. İki ismin öne sürdükleri teorideki en önemli fark Doğal Seleksiyon'dur. Kısaca, canlıların doğa koşullarına uyum sağlama gücü ve bunun neticesinde soyunu devam ettirmesi diyebiliriz buna.

Doğal seleksiyon meselesi teorinin en çok tartışılan konusu. Çünkü bu konu başlığında Darwin'e göre türler, cinsler ve familyaların herbiri kendi sınıfı ya da grubu içinde ortak bir atadan türemiştir ve türeme devam ettikçe değişim de devam edecektir. Yani Darwin diyor ki türler ayrı ayrı yaratılmamıştır. Örneğin eşek ve zebranın atası ortaktır.

Evrimin sanki farklı bir konusu yokmuş gibi herkesin atıp tuttuğu konu insan maymundan geliyor iddiasına gelirsek bu kitap da insanın kökenine inilmemiş. Bu konunun asıl irdelendiği kitap İnsanın Türeyişi kitabıdır. Ama kısaca söylersek, insan maymundan gelmiyor, insanla maymun ortak bir atadan gelmekte görüşü hakim.

Doğal seleksiyonun iddia ettiği üzere yeni türler niye şu anda oluşmuyor diye bir soruya verilecek cevap şudur: Değişim çok uzun sürelidir. Değil bir insan ömrü bin insan ömrü bile bu değişimi gözlemlemeye yeterli değildir.

Evrim teorisine dolayısıyla doğal seçilime getirilen itirazlardan biri, belki de en önemlisi gözün evrimleşmesi süreciyle ilgili. Darwin de bu itirazlara hak verip şu şekilde özeleştiri yapıyor: "Gözün odağını farklı uzaklıklara uydurması, içeri bırakılacak ışık tutarını ayarlaması, küresel ve renksel sapmayı düzeltmesi gibi eşsiz düzenlenişlerinin tümünün doğal seçmeyle oluşabildiğini düşünmenin pek saçma göründüğünü açık yürekle itiraf ederim."

Şu durumu belirtmekte fayda var. Darwin türlerin kökenini araştırırken genetik bilimi henüz Mendel'in bezelyeleri seviyesindeydi. DNA'nın tespit edilmesi dahi 1950'leri bulmuştur.

Teoriye getirilen eleştiri ve itirazların ne yazık ki büyük bir kısmı bilimsellikten uzak dini yönden yapılagelmiş ve hala yapılmakta. Kitabın içeriğinde bunca bilimsel çalışma varken hem de. Evet, kitabı okuduktan sonra Darwin'e karşı ön yargılarınız varsa kesinlikle silinecektir. Çünkü yaptığı araştırmalar, incelemeler ki birçoğu yerinde yapılmış, neredeyse dünyayı turlamış çalışmaları için bu insan. Evrim teorisine yapılan itirazların çoğunluğunun bilimden uzak olması ne kadar da talihsizlik insanlık adına.

Gelişen bilim neticesinde Darwin'den sonra bile evrim teorisinin bunca karşı çıkmaya rağmen bilimsel olarak hala çürütülememesinin sebebi yukarıda bahsedildiği gibi ön yargılarla yapılan temelsiz eleştirilerdir.

Peki bu kadar din demişken Darwin ateist miydi? Kitapta bunu ben anlayamadım. Hatta yaratılışa karşı çıkmak şöyle dursun, yer yer destekleyen fikirlerini de görüyoruz. Yalnız bu cümlelerini dindar olan eşini üzmemek için olduğuyla alakalı yorumlar yapılmış.

Velhasıl-ı kelam evrim teorisi bilimsel bir mesele ve teoriye inanmanın dinden çıkarmakla falan bir ilgisinin olmadığını düşünüyorum. Nitekim Darwin hazretlerinin şu sonsözü yeterlidir:

"Bu kitapta sunulan görüşlerin herhangi bir kimsenin dinsel inançlarını sarsması için anlaşılır bir gerekçe göremiyorum."
504 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Çekilin yoldan, “türlerin kökeni” geliyor. Elbet bilimsel bir kuram hakkında inceleme yapmak bir yana, fikir beyan etmek bile sıradan okuyucu için cesaret ister. Hele konu bir de Darwinizm olunca tehlike çanları çoktan cıyaklamaya başlamış demektir. Çünkü Tanrı’nın Sopası olmaya hevesli bir dünya cennet havarisi, sizi kısık ateşte görmek üzere karşınıza dikilmiş olacaktır. Sağduyulu olan ahaliye sözümüz yok tabii. Neyse ki her daim gözü pek bir cengâver olmanın verdiği özgüvenle atladım atıma, zamandan hızlı, fakat geriye dönük, dörtnala…, yetiştim bundan tam 188 yıl öncesi bugüne! 27 Aralık 1831, Beagle adlı kafirin gemisi İngiltere’den ayrılmak üzere hasretle bizi bekler. Kaptan FitzRoy, istikamet Varoluş’un kökenleri, iskele alabanda yelkenler ise fora! Her ne demekse, bu kulağa hoş geliyor :) Öyle ki hiçbir ayna içimizi gösteremez. Fakat karşısına geçip de kendini şöyle tepeden tırnağa süzmemiş, kaşına gözüne bakmamış kimse yoktur sanırım. Üstelik bazıları bunu aşkla yapar. Ah Narkissos! Lakin bir de bu yansımada daha başka bir alemin izlerini görenler vardır. Ben de onlardan biri olsa gereğim. Kendine yahut etrafında dönüp dolaşan şekillere bakıp da bu oluşu sorgulamamak mümkün müdür? “İyi de nasıl Ey Tanrı’m!” diye soracak olsam bir cevap gelmez. O halde doğru cevabı bulmak üzere ne yapmalı? Evvela atadan kalma öğretiler ve inanç sistemleri arasında gidip gelen bir ping pong topu olursunuz, raket öylesine sert ve insan aklıyla alay edercesine vurur ki her seferinde serseme dönersiniz. Ademler, Havvalar, Şeytanlar, Yasak Meyveler ve Cennet’ten düşmeler… Üstelik yasaklanmış meyvenin hangi meyve olduğu üzerinde bugüne kadar tam bir fikir birliği sağlanamamıştır. Bu çok üzücüdür. Sonra o ping pong masasını terk etmeye karar verirsiniz, çünkü sizinle yeterince oynanmıştır. Elveda huriler, elveda sonsuz yaşam :( Bu konu kendi başına bile yeterince ciddi bir hayal kırıklığıdır. Gelgelelim kaybettiklerimizin dışında kazandıklarımıza. Varsın olsun yaşamım kısacık olsun. Çağımız itibariyle artık inkâr edilecek bir yanı kalmayan Doğal Seçilim’in dili olsaydı eğer, apaçık gerçeği göremeyen ve olmayan ülkenin vaatleriyle kandırılmış insanlar için ağıt yakar, gözleri olsaydı eğer ağlamaktan o güzelim gözpınarcıkları kuruyup giderdi. Ortak ata, her neye benziyorsa, mezarında ters döner, oluştuğu hiçliğe geri kaçardı. Karakter ıraksamasından, büyüme ilintisine; güdük ve kökendeş organlardan coğrafi dağılıma, varoluş mücadelesinde ayrıcalıklı ırkların korunması ve buna bağlı olarak iyileşerek değişmesinden, silahlanamayanları yok edişine; çeşitlenmeden içgüdülerin kalıtım yoluyla miras bırakılmasına ve de kuramına en büyük tehdit olarak gördüğü kayıp halkaların neden bulunamadığına dair müthiş araştırmalar, açıklamalar, deneyler… Hep düşünmüşümdür, bir insan savunduğu veya inandığı değerler hakkında körü körüne yahut kulaktan duyma yaşamamalıdır. Ne de olsa uğruna harcadığı kendi hayatıdır. Ne yazık ki öyle anlar gelir ki inancı veya davası uğruna harcadığı sadece kendi hayatı olmaz, başka yaşamları yok etmeyi de bir hak olarak görebilir. Hal böyleyken gönülden bağlı bulunduğu dinin kitabını birinci ağızdan ve anlamaya çalışarak hiç okumamak olur mu? Defalarca anlamadığı bir lisanda hatim etmek neye yarar? Ben mi yanlış düşünüyorum? Hristiyansan incili, yahudiysen torayı, zerdüştsen avestayı bileceksin? Atatürkçü isen Nutuk’u, ülkücüysen dokuz ışık’ı, komünistsen kapital’i ve manifestoyu… Savunduğu ideolojinin programını bilmemek pek gülünç olmaz mı? Önyargıları kırmanın yegâne yolu özgür düşünceye sahip olabilmektir. Düşüncelerimizde ve eylemlerimizde bizi esir almış görünmeyen zincirler mevcut ne yazık ki ve en kötüsü ise bunun farkında olamamak. İçine doğduğumuz dünyanın dini, siyasi, ahlaki ve sosyal yapılanmasının dışına çıkıp da eğer bakabilirsek yer kapladığımız o küçücük alana, ancak gerçeği görebiliriz. Çünkü bu bakış açısı bulunduğu zamana, gelecekten bakmak gibidir. Bugün nasıl atom kuramı ya da güneşmerkezli evren kuramı çığır açmış ve birçok yönden doğruluğu ortaya konmuşsa, evrim de öyle sağlam bir kuramdır. Bilim, bir inanç meselesi değildir. Siz inansanız da inanmasanız da dünya dönmeye devam eder. Ve siz inansanız da inanmasanız da evrim işlemeye devam edecektir. Ortaçağ uzaklarda kaldı artık be güzelim. Öyle bir zamandayız ki bilgiyi cebimizde taşıyoruz. Herkes kendi kendinin Foucault Sarkacı olabilme gücüne sahip. Gerçeği ve bilgiyi keşfemek bu kadar basitken, bilimsellik inkâr edilemez. Acı da olsa, cennet’i kaybetmek pahasına da olsa, gerçeklerden kaçamayız. İnsan hayatının hayallerle sömürülmediği bir geleceği düşünüyorum, ne mutluluk verici. Ve Darwin’in dediği gibi: “ … peşin hükümlerin körleştirici etkisini yansıtan ilginç bir örnek olarak anlatılacağı günler gelecektir.” Sevgi ve saygıyla kalınız.
404 syf.
Ülke nüfusunun büyük ihtimalle %98 lik kesimi evrimi tam manasıyla bilmiyor , her ne kadar kendi dini görüşüm ile ters düşse de bu kitap , yine de dünyada bazı türlerin kökenine ışık tutacak cinsten . Okumakta faide var . Kişi bilmediğine düşmandır.
422 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Yason Yayıncılık basımını yarım bırakmak zorunda kalmıştım. Çünkü birçok yerde Darwin'in görüşlerinin tersini savunuyordu ve yayınevinin kendi yorumunu katması benim için eseri okunmaz kıldı. 2017 okuma listemdeki "yarım bıraktığın bir kitap" hedefim uyarınca 'Evrensel Basım Yayın' basımını okumaya karar verdim. Yorumumu bu yorumun altına ekleyeceğim. =)

İşte önyargılarla kirletilmiş bir kitap ve onun daha ağır eleştirilerle yaftalanan muhteşem yazarı.. Eleştiriye açık olmak başka 'bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan' insanlar tarafından karalanmak başka.. Maalesef sevgili Bay Darwin Amcacım da bu ikinci kategoriye giren insanlar tarafından sürekli yanlı ve yanlış etikenlenmeye maruz kalıyor. Oysa okunması kolay olmayan ama okundukça ufuk açan, not almadan keyfi çıkmayan harika bir kitap. Boşverin siz insanların Darwin hakkındaki görüşlerini, okuduğunuzda her şey geceyle gündüz kadar açık ve tutarlı gelecek, inanın bana. Mutlaka okunması gerektiğini düşünmekteyim. Yıldızlı tavsiyemdir. =)
504 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Türlerin kökeni şimdiye kadar çok merak edib araştırdığlm amma okuyamadığım kitablardan biridir, bilimsel alanda başyapıt niteliyiğinde bir eserdir. Darvinin 20 yıl üzerinde çalıştığı ve 1859cu ilde  açıkladığı bu kitab bazı temel sorulara cevab bulmanıza yardımcı olucak. Dikkatımı çeken yerlerden biri Darvinin evrim kelimesini kullanmamasıdı onun yerine "doğal seçilim"i seçmesidir. Kitapın zor dilde yazılması, onun izahında ve çevirsinde büyük sıkıntılar yaratmışlar irelide Sosial davrizim gibi akımların yaranmasıma yol açmıştı. Hatta Nitçe ve Marksın teorilerine destek gibi sunulmuştu. İngilizce olan orijinal kitaba baktığımda gerçekten çeviriyle arasında büyük fark var. Yaradıcı ve din konusuna dokunmamış, daha doğrusu akıllıca davranarak tepkilerini üzerine çekmemiş, anlatmak istediyini  bölümlere ayırıb okuycuya sunmuştur.  Her kesin okuması gerek kitaplardan biridir.
404 syf.
·Puan vermedi
"Çeşitli bitkilerle kaplı, çalılıklarında kuşların ötüştüğü, türlü böceklerin uçuştuğu; nemli toprağında tırtılların, solucanların süründüğü bir yamaca bakıp, birbirinden böylesine farklı, ve birbirine böylesine karmaşık bir tarzda bağımlı ve ustalıkla yapılmış bütün o canlı biçimlerin, çevremizde etkilerini sürdüreduran yasaların ürünleri olduğunu düşünmek ilginçtir. Bu yasalar -geniş bir anlamda- Üreme ve Büyüme; Soyaçekim (hemen hemen üremenin kapsamında kalır); yaşam koşullarının ve parçalarının kullanılıp kullanılmamasının doğrudan ve dolaylı etkilerinin sonucu olan değişkenliktir; üreme öylesine hızlıdır ki Yaşama Savaşına yol açar; ve bunun sonucu Iranın Iraksamasını ve az gelişmiş biçimlerin tükenmesini zorunlu kılan Doğal Seçmedir. Böylece, doğanın savaşından, açlıktan ve ölümden, düşünebildiğimiz en yüce ereğe, daha yukarı hayvanların oluşmasına varılır. Bir ya da birkaç biçimde başlayan yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin evrimleşmiş ve evrimleşmekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten ihtişam vardır."
Darwin, "Bu yaşam görüşünde ihtişam var..." olarak nitelendirdiği Evrim Kuramı'nı, bilim dünyasında çığır açan bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Bize düşen, bunlar hakkında ileri geri ve boş konuşmaktansa, anlamaya çalışmak ve bilimi bilim insanlarından öğrenmektir.
404 syf.
·Puan vermedi
"İnsan maymundan mı gelmiş yeeaa" saçmalığına inanan herkesin okuyarak olayın aslında öyle olmadığının anlaşılmasını sağlayacak, Darwin hakkında temel fikirler edinilebilecek bir kitap. Evrime olumlu veya olumsuz bakarak ilgi duyan herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Ben "Evrensel basım yayın" baskısını okudum.. Dilinin biraz zorlayıcı olduğunu söyleyebilirim. Çeviride daha sade ve anlaşılabilir ifadeler kullanılabilirdi.
%71 (463/661)
Biyolog ya da benzeri bir bilim insanı değilseniz bu kitaba yanaşmayın derim. Kendimi çok zorladım bitireyim diye ama olmuyor, okuduğumun yarısını anlayamıyorum, ayrıca çok da sıkıcı oluyor bu anlamama işi. Tek hoşuma giden Taşılbilim ve Kavkıbilim diye iki sözcüğün Türkçede kullanıldığını öğrenmek oldu. İlki fosilbilim yani paleontoloji (dinozor bilimi de denir), diğeri ise böcek kabuklarını inceleyen bir bilimdalı.

Yaradılış Teorisine değil aksine tüm canlılarda (insan dahil) Evrim Teorisine inanan biriyim diye illa okuyayım dedim bu eseri. Bildiklerim zaten vardı içinde, bilmediklerimse tonla ancak Darwin'in dili çok fazla didaktik, sanki akademide öğrencilere değil de karşısında kendisi gibi bilim insanları varmış da onlarla konuşuyormuş gibi yazmış. Sevim Belli, yani çevirmen işini iyi yapmasa zaten ilk 100 sayfada bırakırdım kitabı (metni Fransızca çevirisinden Türkçeye çevirmiş ancak yayınevi işi sağlama almak adına Türkçe metni birebir İngilizce orijinaliyle de karşılaştırmış). Aynı kaliteyi yayınevi için söyleyemem, çünkü 100'e yakın dizgi hatası var kitapta, sanki son okuma yapmayı kitabın ilk 350 sayfasında unutmuşlar, halbuki dokuzuncu baskıyı okuyordum. Neyse. Okuyup okumamak size kalmış, gerçekten çok zor bir mücadele. Akademide benzer bir eğitim almıyorsanız ya da bu tip bir bilim dalında uzaman değilseniz bence Yordam Kitap'tan çıkan Türlerin Kökeni Mangasını okuyun, ben okudum ve çok beğendim, işin esansını veriyor...

Unutmadan, Charles Darwin, Evrim Teorisi üzerine çalıştığı ve de teoriyi yazıya döktüğü sırada bu çalışmalardan hiç haberi olmayan Alfred Russel Wallace da bu teori üzerinde aynı zaman diliminde çalışıyordu. Darwin çok kibar bir insan, hiç sidik yarışına girmeden Sezar'ın hakkını Sezar'a vererek Wallace'ı sahtecilikle suçlayacağına ki haksız olurdu, doğrudan Wallace'ı öven anektotlar koymuş eserine, karakterli insanlar hep geçmişimizde kalmış; büyük üstad rahmetli Yaşar Kemal'in dediği gibi:

"O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık."

Süha Demirel, 15 Kasım 2019, İstanbul.
592 syf.
·3 günde·8/10
Son 200 yılın en büyük teorilerinden olan Evrim Teorisi'nin doğuşu, gelişimi, bilim dallarına etki edişi, inançları sarsması ve bilimin gelişip teorinin çürümesine dek olan aşamalarını çok yönlü anlatan betik, oldukça doyurucuydu. Ben yalnızca Charles Darwin'in betiği sanmıştım ama değilmiş. Biyografik, Darwin ve Kuramı Çalışması adı ile iç kapakta yer alıyormuş. Amacım Darwin'in yazdığını okumaktı. Ancak içerik onu da kapsayan bölümlerden oluşuyor.
.
Bilimsel araştırmalar ve fosil kalıntıları insanlığın ve diğer canlıların bir anda ve eksiksiz olarak ortaya çıktığını göstermiş. Buna rağmen evrimci teoriyi desteklemek için birçok yeni kuram ortaya atılmış ancak hepsi gerçeğin karşısında tek tek başarısız olmuş. Tıpkı Büyük Patlama gibi. Öte yandan çok da katkısı olmuş teorinin. Bence okumalısınız. İçerik akıcı, bilgi dolu ve yadsınamaz bir biçimde ortaya koyuyor her noktayı. Neye inandığınızdan bağımsız olarak okumanızı öneririm. Böylelikle yansız ve yalın bir okuma yapmış olursunuz.
404 syf.
·72 günde·Beğendi·9/10
Mutlaka okunması gereken bir başyapıt. Konu anlatımları oldukça detaylı, ancak belli bir bilgi birikimi olmadan ağır geleceğini düşünüyorum. Bölüm sonu özetler tüm verilen bölüm bilgilerinin üzerinden geçtiği için, bilgilerin oturmasını ve daha anlaşılır olmasını sağlıyor.
İnsan sadece görünen dış özelliklere göre hareket edebilir: doğa, canlıya yararlı olmadığı sürece, görünüşe önem vermez.
Ana arıyı, genç dişi arıları, kendi kızlarını, doğar doğmaz yok etmeye, ya da dövüşte ölüp gitmeye yönelten o yabanıl ve içgüdüsel hınca, güç de olsa, hayranlık duymamız gerekir; çünkü bunun toplumun yararına olduğu kuşkusuzdur; ve ana sevgisi ile ana hıncı, iyi ki ikincisine doğada pek seyrek rastlanıyor, doğal seçmenin amansız ilkesine göre tümüyle aynıdır.
Doğal seçme bir türde başka bir türün özellikle yararına ya da zararına olan hiçbir şey türetemez; ama çok yararlı, hatta zorunlu, ya da başka türler için çok zararlı ama bulundukları yaratığa her durumda yararlı parçaları, organları ve salgıları gerektiği gibi türetebilir.
Çok eski çağlarda bir insanın daha hızlı atları tercih ederken; diğerinin daha güçlü ve cüsseli olanları tercih ettiğini varsayabiliriz. İlk oluşan farklar çok hafif olacaktır; ama kimi yetiştiricinin daha hızlı ve kimisinin daha güçlü atları seçmeye devam etmesiyle, bu farklar zaman içinde artarak iki ayrı alt-ırk oluşturacak ve asırlar
sonra bu alt-ırklar da, iyi-yapılanmış iki ayrı ırka dönüşecektir. Farklar yavaşça artarken, ara karakter sergileyen ve ne çok atik ne de çok güçlü olan alt-düzey hayvanlar ihmal edilecek ve yok olma eğilimi gösterecektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Origin of Species
Baskı tarihi:
Ocak 1999
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780553214635
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Bantam Classics
The publication of Darwin’s The Origin of Species in 1859 marked a dramatic turning point in scientific thought. The volume had taken Darwin more than twenty years to publish, in part because he envisioned the storm of controversy it was certain to unleash. Indeed, selling out its first edition on its first day, The Origin of Species revolutionized science, philosophy, and theology.

Darwin’s reasoned, documented arguments carefully advance his theory of natural selection and his assertion that species were not created all at once by a divine hand but started with a few simple forms that mutated and adapted over time. Whether commenting on his own poor health, discussing his experiments to test instinct in bees, or relating a conversation about a South American burrowing rodent, Darwin’s monumental achievement is surprisingly personal and delightfully readable. Its profound ideas remain controversial even today, making it the most influential book in the natural sciences ever written—an important work not just to its time but to the history of humankind.

Kitabı okuyanlar 791 okur

  • Eflatun Hanım
  • Ezgi Göktürk
  • Berkay
  • Sümeya Samıkıran
  • Bilgehan Arifoğlu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları