The Rebel

·
Okunma
·
Beğeni
·
10781
Gösterim
Adı:
The Rebel
Baskı tarihi:
1992
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780679733843
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Vintage Books
Baskılar:
Başkaldıran İnsan
The Rebel
By one of the most profoundly influential thinkers of our century, The Rebel is a classic essay on revolution. For Albert Camus, the urge to revolt is one of the "essential dimensions" of human nature, manifested in man's timeless Promethean struggle against the conditions of his existence, as well as the popular uprisings against established orders throughout history. And yet, with an eye toward the French Revolution and its regicides and deicides, he shows how inevitably the course of revolution leads to tyranny, as old regimes throughout the world collapse, The Rebel resonates as an ardent, eloquent, and supremely rational voice of conscience for our tumultuous times.
360 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Bu eserin incelemesini kitaptan aldığım cümleler ile yapacağım . Detaya girer sonra şikayet yeriz falan baştan söylüyorum.
5 bölümden oluşup şu şekilde bölüm sonundaki cümleler:
"Başkaldırıyorum öyleyse varız(1)"
"Başkaldırıyorum öyleyse varız ve yalnızız(2)"
"Cebelleşen başkaldırının Başkaldırıyorum, öyleyse varız 'ı ile doğaötesi başkaldırının yalnızız 'ına, olmadığımız varlığı ortaya çıkarabilmek için öldürecek ve ölecek yerde, olduğumuz şeyi yaratmak için yaşamamız ve yaşatmamız gerektiğini ekler. (3)"

" Insanın yaratılışını, dünyanın güzelliğini selamlamaya da ara vermeden, durmamacasına yadsınabilir mi adaletsizlik? Yanıtımız "evet"tir. Ne olursa olsun aynı zamanda hem ayaklanan, hem de bağlı kalan bir aktöre, gerçekten gerçekçi bir devrimin yolunu aydınlatabilecek tek şeydir.(4)"
4. Bölüm' ün devam cümlesi ile 5. Bölümü es geçtim. Çünkü yazarsam tamamını yazmam gerekirdi ancak mümkün değil bu. Evet kitapta düşünürlerden de pek çok örnekler ve fikirler var. Camus kendince de yorumlamış. Ben genel anlamda çok sevdim. Sosyoloji ve Felsefe severler okumalı diye düşünüyorum.
Ayrıca son bölümündeki eleştiriler sebebi ile Camus tepkiler almış. Ama bakış açısına bakıldığında yersiz olmadığını düşünüyorum.
Son cümle ile bitiriyorum: En yüksek gerilimin en son noktasında dosdoğru bir ok fırlayacak, okların en bükülmezi, en özgürü.
360 syf.
"Hiçbir şeye inanmadığımı, her şeyin saçma, her şeyin uyumsuz olduğunu haykırıyorum, ama haykırışımdan kuşku duyamam, hiç değilse karşı çıkışıma inanmam gerekir. Böylece, uyumsuzluk deneyinde elimdeki ilk ve tek gerçek, başkaldırıdır."

der Camus ve kendi Cogito'sunu ortaya koyar. Yani Descartes'in düşünce'sinin yerine hatta üzerine kendi baskaldırışını koyar. Çünkü uyumsuz ve saçma bir yerde kendini bulan insan düşünceden önce "Var'ım" diyerek bir haykirmaya ve bu sayede kendisine bir nihengi noktası oluşturmaya ihtiyacı vardır.

"Bu deneme, intihar ve saçma kavramı çevresinde başlamış bir düşünceyi cinayet ve başkaldırı karşısında sürdürmek istiyor."

der Camus ve geçmişten günümüze gelen iki temel baskaldırışın yarattığı cinayetlerin, yikimlari kendi baskaldırışı ile kıyaslar. Bunlar: Doğaüstü başkaldiri ve tarihsel başkaldiri.

Doğaüstü başkaldirida insan, Tanrıyı ait olduğu yere yani kurgular alemine geri yolladiktan sonra geçirdiği şok dalgasinin etkisiyle ortalıkta şaşkına dönmüş şekilde dolanir ve aynı zamanda kendisini sınırlayan bir güçten azade olmanın heyecanı içindedir. Bu zamana kadar bu insanın durumu, kolayca koparabileceģi bir ipe bağlı olan filin kendisini köle sanmasi gibiydi. Ancak uzun çabalar sonucunda bu ipi önce fark eden ve Var'ım diyen sonra da Var'ligini sürekli bir mücadele ile nihayete erdirip ipi koparan insan, nihayete ermis midir gerçekten? Camus, hayır der, var olmak için her daim var olmaya çalışmak yani her daim Var'ım demek gerekir der. Ancak insanlar bunu görmez. Ya yeni tanrılar yaratirlar ya da kendilerini tanrılastirirlar. Tanrı olmak isteyen insan da nihayetinde insanların yaşam ve ölüm kaderlerini de elinde tutmak ister. Yani iş cinayete dayandı bile.

Tarihsel baskaldırışta insan, doğaüstü başkaldirisla benzer şekilde Tanrıyı yadsiyip 'Yalniziz' der ancak yüzünü yeni nihengi noktası oluşturmak için geçmişe çevirir. Tarihi ele alır ve kendisini tarihin dışına çıkarıp Tanrivari bir davranışla tüm tarihi kendisi için kurgular. Iddialariyla şekillendirir hiç görmediği ve tanık olmadığı tarihi. Sonuç ortaya attığı kendi iddialarına önce inanan, sonra herkesin inanması için baskı yapan ve bunun için iddialarını efsanelestiren dolayısıyla tarihi komple bir kırmızı çizgi haline getiren insan, farkında olmadan kendine yeni bir din oluşturmuş olur. Tanrıyı yadsiyan insan Tanrı fikrinden kopamaz sadece bu fikri başka adlara yansıtır. Tarihi kendisi için kurgulayan insan, geleceği de bu kurgudan aldığı güç ile devrimle kurmak ister. Lakin sonuç cinayet olur, kontrolsüz kaybolmuş bir güç...

"Kutsalın ve salt değerlerin ötesinde, bir davranış kuralı bulunabilir mi? Başkaldırının getirdiği soru budur."

diye sorar Camus ve baskaldırışın iki temel özelliği olduğunu vurgular; ölçü ve sınır. Başkaldiran insan var olmak için başkaldirmis ve Var'ım demiştir. Ancak varlığını başkalarının varlığıyla onamasi gerekir ki kendi varlığının farkında olsun. Yani ölçü ve nihengi noktası insandır. Dolayısıyla sınır da başkasının baskaldırışıdır. Yani benim başkaldirisim başkasının başkaldirisinin başladığı yerde biter. Ölçü insanı bir organizmaya benzetecek olursak, birey insan da onu oluşturan hücrelerdir. Dolayısıyla eğer diğer insanlara öldürmeye meyledersek organizmada nihayetinde kendimizin de etkilenecegi ölümcül bir kanser yaratmış oluruz. Nihayetinde nihengi noktamizi bir daha bulamayacagimiz şekilde yok etmiş oluruz ve kendimizi de.

Camus, İkinci Dünya Savaşi'nin yıkımınin gölgesinde yaşamış bir insan ve fikirleri de yeni bir olası yıkımı nasıl önleyebiliriz'e dayanıyor. Tabi kitapta sanata da yer verilmiş bir bölüm vardı. En masumane başkaldiri sanatın yarattığı başkaldiri diyebiliriz. Belki de insanlığın çıkış noktası sanattır. Nitekim Var'ım demenin mağara insanından günümüze değin en etkili ve en insancıl yolu değil midir sanat?

Keyifli okumalar.
360 syf.
·Puan vermedi
Camus'yü severim.
Veba top 50, Yabancı top 20 listeme, düşüş top 10 listeme rahatlıkla girer. Hani bazı yazarları okuyunca içimizden, tanrı teşekkürler iyi ki onu yaratmışsın deriz. Demez miyiz? Bence de deriz. İşte böyle bir yazarın denemesi. Keşke daha çok deneseydi.

Başkaldırı nedir ki? Bazı kelimeler üzerine düşünmeyince anlamlanmıyor. Direnç gibi mesela. Ne kadar olmasa da olur bir kelime aslında, direnç göstermek.. futbolda iyi de ya hayatta?
Sevgili Camus diyor ki, bir başkaldırı ile başlar her şey. Bir ergenin ailesini karşısına almasını düşünmeyin hemen. Bir kölenin başkaldırısı. Bir anda kendinde bir hak görmesi ve efendisine karşı bir duruş. Işte o an her şeyin değiştiği an da olabilir. Ya istiklal artık ya ölüm, ya hep ya hiç. Her şeyi kaybetmeyi, olanı da kaybetmeyi göze almaktır başkaldırı. Evindeki bulguru riske etmeyenin harcı değil.

Sistemi de eleştirmeli elbet. Acı çekmeyi doğal saymanı ister düzen ve sana bir gerçeği hatırlatır. İsa bile acı çektiyse, normal değil midir acı çekmek, hem biz kimiz ki acı çekmeyecek?
Hem ne olur başkaldırınca ki? Gerçekten o kadar harika mıdır başkaldıran insan? Ya yöneteni yıkıp yerine geçip sonra ezici olacaksa? Belki, belki Fransız devriminde olan da buydu. Yönetim el değiştirdi, ezilenler ezen oldu. Gerçek bir başkaldırı mıydı bu, yoksa gücü eline geçirme çabası mı? öyleyse bile önemli miydi bu?
Toplumsal başkaldırı…
Hepimize gerekli, her zaman belki. Çünkü ne olursa olsun, kapitalizmin yüceliği sayesinde sistem değişmiyor aslında. İşte bu yüzden, Marx ve Engels karşı durmalı demişti buna. Bu yüzden kitapta kendilerine uzun bir bölüm ayrılması makul karşılanabilir. Sevgili Camus, bazı söylediklerine katılamıyorum, çoğuna katılıyor, bazılarına katılmak istemiyor ama bunu yapamıyorum.
Okuyun, okutturun…
---
(inceleyenin notu. Bu bölüm boş bırakıldı, geniş zamanlarda incelmeye ekleyeceğim olursa buraya gelecek.)
----
belirtmeden geçemeyeceğim.. Camus o kadar çok yazara atıfta bulunmuş ki bazen okumak çok zorlaşıyor. Karamazov kardeşlerden o kadar çok alıntı, atıf, örnekleme var ki örneğin, neden dedim neden okumadım kardeşleri.. Elbette bunun dışında Stirner’ler, Sade’ler, Bakuinin’ler, Rimbaud’lar havada uçuşuyor. Okuyacaksanız zaman ayırabileceğiniz bir dönemi seçin derim :)
----
Her ne kadar biraz bekletmiş olsam da, lanet olsundu böyle yoğunluklara, Ceyda’ya teşekkür ederim. Fazlaca. Belki bir kaç bin yıl daha sürebilirdi, kitaba başlamam ve bir kaç bin yıl daha bitirmem. :)

----

son olarak,
“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.” Nâzım Hikmet
360 syf.
·Puan vermedi
1957 nobel edebiyat ödülü verilmiş
. bazı cümleleri 3 defa okuyorsunuz ne demek istediğini anca anlıyorsunuz. her okudugunuzda başka bir anlam .
360 syf.
·45 günde·Puan vermedi
Kitap gerçekten kolay değildi, Albert farklı insanlardan örnek vererek bunları sorguya çekip eleştirel bir yaklaşımla süzdükten sonra kendi düşüncelerini ifade etmiş. Kitabı tam olarak çözebilmek için kıyaslama yaptığı yazar veya romanlarla ilgili fikir sahibi olmanız gerekiyor yoksa sadece okuyup geçersiniz. Dil olarak gerçekten ağır bir dili vardı, sindirerek, ağır ağır okunması gereken felsefe baş yapıtlarından biri.
360 syf.
·Puan vermedi
Bilincin arzusunun doğadan başka olan bir şeye yönelmesi gerekir. Dünyada bu doğadan ayrılan tek şey de benlik bilincidir, öyleyse arzunun başka bir arzuya yönelmesi, benlik bilincinin başka bir benlik bilinciyle yatışması gerekir. Basit bir dille söylemek gerekirse, insan hayvan gibi yaşamakla yetindiği sürece insan diye tanınmamıştır, tanınmaz. Başkalarınca tanınması gerektir. Her bilinç, özünde, başka bilinçlerce bilinç olarak tanınıp selamlanmak arzusundadır. Başkalarıdır bizi doğuran. Hayvansal değerden üstün bir insansal değeri yalnız toplum içinde kazanırız.
360 syf.
·10 günde
Mükemmel bir kırılamaz döngü içinde varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz her şeye rağmen. Ama bazen yaşanmışlar, yaşananlar ve yaşancak olanlar yanlış gözüküyor gözümüze. Uyanıyoruz aslında bir nevi. Başkaldırı bu uyanıştır. Başkaldırı, bu döngüyü kıracak güce sahip değil ama önüne taş koyabilecek güçte. Başkaldırı bir göğüs geriş.

Albert Camus'un denemesi diyoruz ama çok da bir inceleme kalitesinde bir kitap. Düşünürden tutun da yazara kadar birçok tarihe geçmiş kişinin düşünceleri üzerine alıntılarla incelemeler var. Kitap, toplumdan devrime, doğadan sanata, insandan insana ve hepsinin içinde de başkaldırıyı anlatmış. Çok zorlandığım, gerek terimsel olarak gerek düşünsel olarak, bir kitap oldu. Birçok terimi de bilmediğim için sürekli bir araştırma içinde olmam da yeni şeyler öğrenmeme vesile oldu. Birçok yönden düşünmemi, yeni bakış açıları kazanmamı ve de daha yeni birçok şey öğrenmemi sağlayan çok da güzel bir eser olduğunu düşünüyorum. Okuyun ve de en çok düşünün efendim.

Kitapta adı geçen bazı kitaplar;
> Hınç- Max Scheler
> Doğanın Evrimi- Lucretius Carus
> Kayıp Cennet- Milton
> Emile- Jean-Jacques Rousseau
> Babalar ve Oğullar- Ivan Sergeyeviç Turgenyev
> Kapital- Karl Marx
> Komünist Manifesto- Karl Marx, Friedrich Engels
360 syf.
Başkaldırmak, sizin de ruhunuzda var mı bilemem ama hem yazarın diğer kitaplarını okumuş olmanın güveniyle hem de adından kaynaklanan bir merakla zevkle okudum. Başkaldırmak Başkaldırmak, susmayı seçmeden ,haksızlığa boyun eğmemektir..
360 syf.
·8/10
Kitap Yorumu//Başkaldıran İnsan-Albert Camus
.
1957 yılında kırk dört yaşında Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: "İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?" Camus'ye göre sanat `yalancı bir lüks' ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç yok olmayan umudu ile insanın durumunu tepeden tırnağa kapsar. Başkaldıran İnsan, başkaldırının kendisidir, ama ılımlı ve insanın boyutlarında. Başkaldıran İnsan, adalete ve özellikle doğruluğa vurgundur, mutlak olan'ın iğvasından, mitoslardan, gurur, horlanma ve kanın romantik baş dönmelerinden uzak durur. Ama insan, ne ise, o olmaya yanaşmayan tek yaratıktır. Bu yadsıma onu intihara mı, yoksa bir başkasını öldürmeye mi götürür? "Hayır!" demeyi bilen insandır Başkaldıran İnsan; ama kime, neye, nerede, nasıl? Başkaldıran insanı kuşatan `hayır'ın içeriği nedir? Bunun yanıtı Başkaldıran İnsan'da...
.
Ve hep savunduğum şeyi Camus yineliyor. Başkaldıran başa geçtiğinde efendi köle değişir hiçbir zaman eşitlik söz konusu değildir. Günümüzde bunun adı devlet düzeni; efendi ve biz pis fakir kölelerdir.
.
Hayata ve siyasete felsefeyle, varoluşçu bakış açısıyla bakmak isterseniz Camus okuyunuz.
360 syf.
·5 günde·9/10
Kitap " Kimdir başkaldıran insan ? Hayır diyen biri" sözü ile başlar. Peki niçin hayır, neye göre, kime göre hayır işte bu evrede kitap devreye giriyor. Ona yapılan övgüleri okuduktan sonra hakkettiği kararına vardırtan bir kitap tabi umarım diğer kitapları içinde bu geçerli olur Camus'un, çünkü okuduğum ilk kitabı. Kitabı bitirdikten sonra "sen okumadan önce hangi sebepten hayır demiştin" diye sordurtan bir Albert Camus yapıtı.

Kitap kısaca Saint-jus'tan hegel'e, Nietzsche'den Bakunin'e, Sapartacus'tes Marx'a ; Avrupanın düşünce tarihinden Fransız Devrimine kadar devrimden dine, dinden yönetime, yönetimden eyleme, eylemden ölüme kadar hepsini kendi içinde barındıran başarılı bir Albert Camus portesi. Ve görerek yaşıyorsun bu portere de herşeyi. Bir nebzede okuyarak...
360 syf.
·Beğendi·7/10
Uzun bir aradan, yarım kalmış onca kitaptan sonra bitirebildiğim ilk kitap. Öncelikle çeviri kaynaklımıdır yoksa orijinali mi böyledir bilmiyorum bazı Türkçe kelimeleri anlamak için, anlam sözlüğü lazım. Tabi ben gibi cahilleri göze alarak söylüyorum bunu. Felsefeye ve sosyolojiye meraklıysanız belirli düzeyde bir entelektüel alt yapı mevcutsa sıkılmadan okursunuz. Ama öyle roman vari bir okuma beklemeyin. Notlar alarak üstünden tekrar geçerek okunmalı. Nietzsche, Tolstoy, Sade, Dostoyevski vb yazarlara ve onların meşhur roman karekterlerine aşinalığınız olmalı. Dinler tarihi, Roma tarihi, Sanat tarihi, medeniyet ve sanayileşme dönemine yapılan atıflar tarihsel birikim gerektiriyor. Başkaldırı çatısı altında; ölüm, yalnızlık, aşk, toplum, bilinç, politika, sanat, acı, savaş konularında örnekler vererek hepsini ayrı ayrı ve bütünsel bir formüle bağlayıp, kendi savlarının ispatını sağlamaya gayret ediyor. Başarıyor mu? okuyucunun tavrına kalmış bir husus. Elimde ki epubları alfabetik sırayla okuma isteğim neticesinde tanıştığım güzel bir eser. Özellikle spartacüs geçen kısımlar. Habil ve kabil meselesiyse hatalı görünüyor. Yada benim anlamadığım bir ironi söz konusu. Ayık kafayla, sakin zamanda okunacak bir eser. Olmazsa benim gibi metroda dinleyip, balık istifi toplumu izleyerek de zevk alabilirsiniz.
Yalnız çığlık yaşatır insanı...

Burada yıkım,
-aşkın ve ölümün,
-bilincin ve suçluluğun ,
kısacası her şeyin birbirine karıştığı bir değer olur.

Yörüngesinden çıkmış bir evrende,
uçurum yaşamından başka yaşam kalmaz...
Bundan böyle,
yüzyılların gürültü ve kızgınlığı içinde,
her bilinç, var olmak için "öteki"nin ölümünü ister.
Bu dinmez tragedya saçmadır da üstelik...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Rebel
Baskı tarihi:
1992
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780679733843
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Vintage Books
Baskılar:
Başkaldıran İnsan
The Rebel
By one of the most profoundly influential thinkers of our century, The Rebel is a classic essay on revolution. For Albert Camus, the urge to revolt is one of the "essential dimensions" of human nature, manifested in man's timeless Promethean struggle against the conditions of his existence, as well as the popular uprisings against established orders throughout history. And yet, with an eye toward the French Revolution and its regicides and deicides, he shows how inevitably the course of revolution leads to tyranny, as old regimes throughout the world collapse, The Rebel resonates as an ardent, eloquent, and supremely rational voice of conscience for our tumultuous times.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları