The Shadow of the Torturer

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.207
Gösterim
Adı:
The Shadow of the Torturer
Baskı tarihi:
3 Haziran 1984
Sayfa sayısı:
262
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780671540661
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Pocket Books Publishing
Baskılar:
İşkencecinin Gölgesi
The Shadow of the Torturer
The Shadow of the Torturer is the first volume in the four-volume series, The Book of the New Sun. It is the tale of young Severian, an apprentice in the Guild of Torturers on the world called Urth, exiled for committing the ultimate sin of his profession - showing mercy toward his victim - and follows his subsequent journey out of his home city of Nessus.
328 syf.
·5 günde·9/10 puan
Selamlar . Çok çok farklı bir kitapla geldim bugün sizlere. Farklılığın neden kaynaklandığını okuduğum halde ben de çözmedim desem yalan olmaz. İşkencenin Gölgesi, Gene Wolfe'un Yeni Güneş Kitabı serisinin ilk kitabı. Kitap hakkında @sir.bookworm 'un aşırı beğenisi dışında pek bir bilgim olduğu söylenemez. Onun tavsiyeleri üzerine alıp okudum. Beni ilk karşılayan ve etkilendiğim kısım Neil Gaiman'ın önsözü oldu. Büyük bir övgü ile bahsetmiş Gaiman Wolfe tan. Bu da Beklentimi bir hayli yükseltti. Kitap güzel bir akıcılıkta ilerliyor. İlerliyor ama ne okuyorum ben diye sorguluyorsunuz öncelikle ve kesinlikle hiçbir şey anlamıyorsunuz. Müthiş bir şekilde kafanızı karıştırmış yazar. Tabi bu kafa karışıklığı 100 sayfadan sonra bitiyor. En ilginç kısmı ise bu 100 sayfaya kadar bırakmazsanız ilerleyen yerlerde kitabı yarıda bırakma ihtimaliniz yüksek. Bu "ne demek şimdi" dediğinizi duyar gibiyim. O yüzden konusundan bahsetmek istiyorum. Severian bir işkencecidir. Peki kimdir bu işkenceciler? Ne görevleri vardır? Tahmin ettiğiniz üzere ceza vermek için görevli bir loncadır. İşte Severian o lonca da çırak olarak görev yapar. Annesi babası olmayan çok sıradan bir insan gibi görünebilir size ama kitabın ilk bölümünde yazarımız öyle bir noktaya değinmiş ki (bunu söylememek için kendimi zor tutuyorum) nasıl yani diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz . Severian çıraklıktan kalfalığa yükseldiğinde işkence edilen bir kadına yardım ettiği için sürgün cezasına çarptırılır ve bu noktadan sonra kitap, onun görev yapacağı yere giderken yaşadığı maceraları bize anlatıyor. Mükemmel bir hafıza hariç hiçbir özelliği olmayan karakterimiz onun vurdumduymaz hareketleri ve ileride olacaklar benim bu kitaba olan beğenimi arttırdı. Yazarımız konuyu öyle bir incelikte işlemiş ki okurken benim yok artık dediğim noktaların anlatım sayesinde sıradanlaştığını gördüm . İşte bu yüzden Wolfe'un zekasına hayran kalmamak elde değil. Yakın zamanlarda serinin devam kitabı olan Uzlaştırıcının Pençesi @ithakiyayinlari tarafından bizlerle buluşturuldu. Ben de tabi ki hemen aldım. Seriyi bekletmeye asla gelmez

Son olarak eklemek istiyorum kitabı ya çok sevip büyük bir Severian fan'ı olursunuz ya da hiç sevmeyip bir daha yüzüne bakmazsınız. Asla arası olan bir kitap değil. Ve ben birinci kısımda yerimi aldım. ♥
328 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10 puan
İşkencecinin Gölgesi ( Gene Wolfe ) İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinin ellinci kitabı olarak basılmış ve ben bu incelemeyi yazdığım zaman dilimi içerisinde piyasaya henüz çıkmış ilginç bir eser. Bu seri içerisinde okuduğum on yedinci kitap olarak da benim için ön plana çıkıyor çünkü kitabın arka kapağında yapılan incelemede eserin Yeni Güneş Kitabı adında bir serinin ilk kitabı olduğu anlaşılıyor. Yani muhtemelen devamı gelecek. Eserin içeriğiyle alakalı bilgi vermeden önce Neil Gaiman'ın kaleme aldığı ve kitabın girişinde yer alan Gene Wolfe'u Nasıl Okumalı bölümünün de yapıta ayrı bir hava kattığını belirtmek gerekiyor.

Eser Severian adında Hakikat ve Nedamet Arayanlar Mezhebi'ne mensup bir işkenceci çırağının başından geçenleri bizlere anlatıyor. Okuma serüvenine başladığınızda eser size kendisini açmıyor, kavramlar birbirine karışıyor ve yapılan betimlemelerin Orta Çağ'a ait tasvirleri mi barındırdığını yoksa 3000'li yıllara mı ait olduğunu anlamıyorsunuz. Neil Gaiman'ın da eserinde başında belirttiği gibi Gene Wolfe ''Keşfedilmemiş topraklara girip haritalarla dönen bir kaşif''. Dolayısıyla okuyucunun da biraz keşfe çıkması gerektiğini düşünüyordu sanırım. Keşfe çıktığınızda her ne kadar ilk başlarda yorulup usansanız da yolun geri kalanında ilerlemek için pekiştireçleri okuyucuya iyi sunan bir yazar.

Severian'ın mensub olduğu mezhebin görevi Urth adındaki bu gezegende kanunların işkence cezasına çarptırdığı kişileri bu işlemden geçirmek. Ancak Urth'da güneş ömrünün sonuna gelmiş ve sönmektedir. Severian böylesi bir ortamda Thecla isminde soylu bir mahkuma merhamet etmiş ve onun işkence görmeden kolayca ölmesine olanak sağlamıştır. Bu hareketinden ötürü mezhebi onu sürgüne göndermiş ve Severian'ın destansı yolcuğu da böylece başlamıştır.

Meraklısına, serinin takipçilerine farklı bir tecrübe olması açısından tavsiye edebileceğim bir eser. Şahsen Yeni Güneş Kitabı'na ait diğer eserlerin de dilimize kazandırılmasının takipçisi olacağım ve mutlaka çıktığı zaman okuyacağım.
328 syf.
·9/10 puan
• Gene Wolfe - İşkencecinin Gölgesi
• Herkese merhaba. Bugün Gene Wolfe’dan okuduğum ilk kitap olan İşkencecinin Gölgesi’nden bahsedeceğim. 4+1 kitaplık Yeni Güneş Kitabı serisinin ilk kitabı İşkencecinin Gölgesi, Wolfe’un yarattığı bu evreni, keşfederek tanımamızı sağlıyor. Yarattığı dedim ama aslında tam olarak öyle sayılmaz. Henüz Türkçe çevirisi yapılamamış Jack Vance’ın Dying Earth serisinden esinlenerek kaleme alınmış bir seri bu.
• Wolfe’nin Yeni Güneş Kitabı bizim dünyamızın çok uzak bir gelecekteki halinde geçiyor. İnsanoğlu gezegenler arası yolculuk yapmanın sırrına vakıf olmuş ve çoktan sönme fazına geçen güneşlerini terk edip yeni güneşler arama yolculuğuna çıkmışlar. Öyle ki bizim bildiğimiz gri Ay, insanların onu ağaçlandırması sayesinde ormanlarıyla ünlü, yemyeşil bir uydu olmuş. Başlarda bilimkurgu değil de fantezi gibi ilerleyen kitap, sonraları kendini bulmaya başlıyor. Ama Wolfe her şeyi açıklamak yerine sihirli kelimeleri yavaş yavaş veriyor bize.
• Karakterimiz Severian, Hakikat ve Nedamet arayanlar mezhebinde bir işkenceci çırağıdır. Kanunların işkence cezası verdiği mahkumlara birtakım “işlemlerin” yapıldığı bir loncada yaşıyor. Daha sonra bir işkenceci için utanç sayılacak bir şey yapıyor. Merhamet ediyor. Bu yüz kızartıcı suç sonrasında sürgüne gönderiliyor ve macera başlıyor.
• Farklı tür bilimkurgu okumak isteyen herkese tavsiye ederim ve kesinlikle sabırlı olmalarını öneririm.
328 syf.
·4 günde·7/10 puan
İşkencecinin Gölgesi seveceğime çok çok emin olduğum bir kitaptı. İsminin orijinalliği, kapağının dikkat çekecek kadar güzel oluşu, arka kapağı ve dillere destan önsözü. Önsözü okuyunca kitaba öyle bir şevkle başladım ki gören çok sevdiğim bir kitabı yeni baştan okuyorum sanır. Tek fark olacakları daha önceden okumamış olduğum için bilmediğimdi. Neyse, bu kadar olumlu düşünceyle başlamış olmama rağmen kitaptan pek hoşlanmadım desem herhalde benim kadar şaşırırsınız. Neil Gaiman’ın yazmış olduğu önsözünde kitap öyle övülmüş öyle methedilmişti ki inanın okusanız kitabı okumadan sevebilirdiniz. Neil Gaiman’ın kelimeleri kullanmaktaki ustalığını inkar edemem ama bana hitap etmeyen bir tarzı olduğu da bir gerçek. Sanırım bir kez daha Gaiman’ın büyülü sözlerine kapıldım. Kitap için nasıl desem, her şeyin bu kadar tesadüfler üzerine kurulu olması biraz canımı sıktı sanırım. Biliyorum, her şeyin bir sebebi ve bağlandığı bir sonucu var ama yeteri kadar bağlayıcı olmadığını ve daha çok bu sonuca bağlanması gerektiği için böyle yazılmış gibi hissettirdi. Daha açık söylemek gerekirse kitap sanki sonuçlar dairesi üzerine kurulmuş, sebebin üzerinde yeterince durulmamıştı. Bir yol varmış da karakterin o yolu takip etme mecburiyetinden dolayı hikaye o yöne sürükleniyormuş hissini yaşadım ben. Elbette ki yazarın ulaşmak istediği bir son olmalı ancak bunu bu şekilde değil de karakterin özgürlüğünü daha çok hissettiren hareketlerle evrilen bir kurguya dökülseydi çok daha mutlu olurdum. Daha çok zihinen tutsakmış gibiydi bence baş karakter. Duygularımı yeterince ifade edebildim mi bilmiyorum ama umarım anlamışsınızdır. Kitabın ilk yarısını okurken çok ama çok keyif aldım, okudukça okuyasım geldi. Birçok kişi ilk yarısında oldukça sıkılmış ama ben en çok o kısımlardan hoşlandım. Yazarın kurduğu gerçeklik ve bunu anlatma biçimi çok çok başarılıydı. Oluşturulan dünya da bir o kadar net. Sahiden varmış gibi hissettiriyor size. O kadar da uzak bir kurgu olarak kalmıyor zihninizde. İlk yarısında kurgu sizi çok güzel sarıp sarmalıyor ve dış dünyadan koparıyor. Oluşturulan bu yeni evreni tanımak için hemencecik bitirmek istiyorsunuz kitabı. Çünkü gerçekten de muntazam bir evren kurgulamış yazar. Sanırım kısaca konusundan bahsetmekte yarar var. Kitabımızın baş karakteri İşkenceci çırağı Severian. Gerçeküstülerle örülü bu dünyada İşkenceci Loncası gibi her mesleğin bir loncası bulunuyor. Severian da İşkenceci olma yolunda olan birisi. Ama asıl olaylar Severian’ın işkenceci olması değil, karakterimizin bir mahkuma yardım etmesinin ardından cezalandırılıp Thrax’a sürgün edilmesiyle daha doğrusu mesleği gereği orada göreve devam etmesiyle başlıyor her şey. Thrax’a giderken yaşadıklarını okuyoruz genellikle. İlk yarısı Severian’ın loncada olan yaşantısı ve işkenceci olma yolundaki adımlarını okurken diğer yarısının bu kadar başka bir yola sapması okuduğum bir yorumda bahsedildiği gibi sanki başka bir kitap okuyor hissi uyandırıyor içinizde. İlk yarısından ne kadar çok keyif aldığımı gururla söylesem de diğer yarısı için aynı hisleri paylaşmadığımı belirtmek durumundayım ne yazık ki. Artık bitse diye geçirdim içimden sürekli. Sonunun böyle olacağına ihtimal vermediğim için iki defa okudum kaçırdığım kısım olmaması adına. Bazı kısımları anlamlandıramadım, beni tatmin etmeyen kısımlarla karşılaştım ve en önemlisi kitabın sonundan pek de memnun olmadım. Bilim kurgu ve fantastik vazgeçemeyeceğim iki türdür benim için. Hakikaten o türde ne olsa okumak, inceliklerini öğrenmek ve başka hayal dünyalarına dalıp keşif yapmak isterim. Bu yüzden İşkencecinin Gölgesi’ni okuduğuma pişmanım diyemem kesinlikle. Hatta keyif aldığım kısımlar hatırına kitaba 3.75/5 puan vermek niyetim. Seriye devam eder miyim emin değilim. Bilmiyorum, bu kadar büyük beklentilerimden dolayı mı tatmin olmadım yoksa bana mı hitap etmedi? Tek diyebileceğim kitaba bir şans vermeniz ve bunu kendiniz öğrenmeniz. Umarım keyifle okuduğunuz bir yorum olmuştur, kendinize çok iyi bakın!
Puanım: 3.75/5
328 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Hayatımda hiç okumadığım bir tarzda, çok değişik bir kitaptı... Tarif edemiyorum ama yazar sanki koca olaylar silsilesini, sadece tek bir anda kalıyormuş, hâlâ sadece bir tane andaymış gibi anlatmış. Olaylar da o kadar beklenmedik ve hatta bazen o kadar alelade şeylerden ortaya çıkıyor ki... Gerçekten çok ilginç bir tarzı var yazarın. Serinin devamını okumayı iple çekiyorum.
328 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitap bilim kurgu ve fantazi karışımı. Fakat ne bir bilim kurgu ne de bir fantazi kitabı gibi değil. Bilim kurgu ögeleri arka planda ve her şeyi Severian’ın gözünden gördüğümüz için sıradan bir eşya mı, fantastik bir nesne mi, yoksa bir teknoloji ürünü mü olduğunu kestirmek zor oluyor. Fantazi hayranları kitabı kendilerine daha yakın bulacaklardır ama hikaye işlenişi alıştığınızdan çok daha farklı. Severian ansızın bir hatırasını anlatmaya başlıyor, rüyalar görüyor, sanrılar görüyor…

Kısacası kendi tarzı olan bir kitap. Epik fantastik veya bilim kurgu okuyacağım diye değil, Yeni Güneş Kitabı okuyacağım diye başlayın.

Kitabı orijinal dilinde okudum ve herhalde 300 yeni kelime öğrendim. Çokça Antik Yunanca ve Orta Çağ terim kullanmış: “thalamegos”, “lochage”, “bartizan”… Ama sadece ağır değil, güzel de. Hatta fantazi türünde okuduklarımdan en iyisi olabilir.

Karmaşık olay örgüsüne ve ağır diline rağmen kısa sürede okudum. Ortalarında bazı bölüm var ki “Burası neresi, ne oluyor, bunlar kim, ne alaka?” diye sormaya başlıyorsunuz ama merak etmeyin, olaylar birbirine bağlanıyor. Siz arkanıza yaslanın ve dünyanın tadını çıkarmaya bakın.

Bu arada uyarıyım, kitap ansızın bitiyor. Sanırım dört kitaba bölünmüş tek bir hikaye. İlgimi çektiği için bitirir bitirmez ikinci kitaba başladım.
328 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
İlk başladığımda konuya pek hakim olamadım. İlerledikçe toparladım. Değişik bir hikayesi var. Beklendiği gibi işkenceden bahsedilmiyor sürekli. Severian'ın yolculuğunda karşılaştıkları anlatılıyor. Yaşadığımız dünyadan farklı bir dünyaya kapı aralıyor. Günümüz dünyasından bıkanlar için değişik bir yolculuk olacağını düşünüyorum.
328 syf.
·Puan vermedi
Bilinmeyen bir zaman diliminde, Urth adlı gezegende İşkenceciler loncasının çırağı Severian’ın maceraları. Kendisi en büyük yanlışı yapar, mahkumunu affeder ve ustaları tarafından sürgüne gönderilir, maceraları da böyle başlar zaten. Serinin ilk kitabıymış. Bol ödüllü filan (anlayamadım neden) . Aslında kitabı sevmek için tüm koşullar mevcut, farklı bir evren, yol hikayesi, ilginç tipler, aşk, ihanet, cinsellik vs (ama gerçek, gizem, yalan doğru her kavram öyle içiçe geçmiş ki çözüp anlamak mümkün olmadı benim için ) #işkenceciningölgesi #genewolfe
328 syf.
·11 günde·7/10 puan
Üç kitaptan oluşan bir serinin ilk kitabı, devamı okunursa daha anlaşılır olacağını umuyorum. Karmaşık bir evrenden bahsetmekte, anlaşılması güç ama hayal gücü yüksek bir yazım dili var.
328 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
İşkencenin Gölgesi bilimkurgu klasiklerinin ellinci kitabı. Kitap Severian adlı, İşkenceciler Loncasının bir çırağının hikayesini bize anlatmasını konu ediniyor. Severian kendi loncasının en büyük suçlarından birini işliyor yani müşterisine(mahkum) acıyıp ve ona kolay ölüm sağlıyor. Bu yüzden loncası tarafından sürgün cezası alıyor ve ilginç ve gizemli bir yolculuğa başlıyor. Kitabın geçtiği evren dünyamızın binlerce yıl sonrası, güneş ölmek üzere, insanlık yıldızlarası yolculuğu keşfetmiş vs. Ama bir yandan Dünya öyle bir hal almış ki sanki Ortaçağ yeniden yaşanıyor. Eskiye dair her şey unutulmuş. Bu hissi mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Yunanca terimler veya yazarın kendi oluşturduğu kelimeler çok fazla yer almış.
Kitap bilimkurgu olarak geçiyor ama türün salt örneklerinden çok farklı çünkü fantastik türü ile iç içe geçmiş halde. Bu durum benim çok hoşuma gitti o ayrı tabi. Ayrıca kesinlikle bize olayları net bir şekilde anlatmıyor. Bu yüzden başlarda biraz ağır gibi geliyor ama okudukça daha çok alışıyoruz yazarın tarzına. Yer yer acaba anlatılanlar gerçek mi yoksa kahramanımızın hayal ürünü mü diye düşündüm ki bunu Severian'ın kendisi de belirtiyor.
Özellikle belirtmek istiyorum kitabın önsözündeki Neil Gaiman'ın önerilerini dikkate alıp okumak lazım. Yazar laf arasında çok basitmiş gibi anlatıp geçtiği bir şeyi daha ilerde suratımıza çok ciddi şekilde çarpabiliyor. The book of the New Sun serinin asıl adı ve bu ilk kitabı. Seri ana dört kitaptan oluşuyor ve tahminimce diğerlerini de yavaş yavaş basacaktır İthaki. Ben kitabın atmosferini çok sevdim, ana karakteri çok sevdim, kitabın derinliği olmasını çok sevdim. Ayrıca tekrar okumak istiyorum şimdiden çünkü gözden kaçırdığım çok fazla şey olduğunu düşünüyorum. Kitap hakkında üzerine düşünüp söylenecek çok daha fazla şey var tabi ki ama burada bu kadarla kesiyorum. Devam kitaplarını dört gözle bekliyorum ayrıca.
Daha kitabın başındaki GENE WOLFE nasıl okunmalı başlıklı 9 maddelik inceleme sonrası daha çok merak uyandıran bir kitap oldu şuan heyecanla bitirmeyi bekliyorum
328 syf.
·2/10 puan
Başlarda hikâye çok güzel başladı, biraz alıştıktan sonra 'ben bu seriyi kesin çok seveceğim' dedim. Oluşturulan dünya ve çıkılan macera dikkatimi çekti. Fakat bir noktadan sonra yazarın cinsiyetçi tavırları sinirimi bozmaya başladı. Gerçekdışı bir şekilde ana karakterin etrafındaki tüm kadınların ona çekilişi, acizlikleri ve yine ana karakterin bu kadınlar hakkında söylediği birkaç şey rahatsız etti beni.

Bu genel tutum; seveceğime inandığım bir dünyaya adım attıktan sonra karşılaştığım diğer eksikliklerle birleşince rahatsız oldum. Bir müddet sonra hikayenin nereye aktığını tam olarak anlayamadım, sanki yazar da çok karar verememiş gibiydi. Hikâyenin sonlara doğru aldığı yön ve kafa karışıklığı canımı sıktı. Sonuç olarak ayrı ayrı güzel fikirler barındıran fakat bu fikirler bir araya geldiğinde pek sağlam duramayan bir kitaptı.
"Biz kadınlara kalsa erkeklerde ne savaşacak hâl kalır ne yürüyecek derman. Ama dünyayı biz kadınlar yaratmadık. Öyle ya da böyle, siz erkeklerin hepsi işkencecidir."
Erkeklerin kadınları arzuladıkları söylenir Severian. Peki, niçin elde ettikleri kadınlardan tiksiniyorlar?
Gene Wolfe
Sayfa 108 - İthaki Yayınları
Yalnızca yüce idealler taşımaktansa iyisiyle kötüsüyle her tür fikre açık olmak en iyisi, bunu öğrendim.
Gene Wolfe
Sayfa 281 - İthaki Yayınları
Kalabalık, onu meydana getiren bireylerin toplamı değildir. Daha ziyade, lisandan veya hakiki bilinçten yoksun bir hayvan türüdür, toplanınca canlanır, dağılınca ölür.
Gene Wolfe
Sayfa 283 - İthaki Yayınları
Kelimelerin gücü muazzam, öbür türlü bizi çıldırtıp yok edebilecek ıstırapları katlanılır olgulara indirgiyor.
Gene Wolfe
Sayfa 233 - İthaki Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Shadow of the Torturer
Baskı tarihi:
3 Haziran 1984
Sayfa sayısı:
262
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780671540661
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Pocket Books Publishing
Baskılar:
İşkencecinin Gölgesi
The Shadow of the Torturer
The Shadow of the Torturer is the first volume in the four-volume series, The Book of the New Sun. It is the tale of young Severian, an apprentice in the Guild of Torturers on the world called Urth, exiled for committing the ultimate sin of his profession - showing mercy toward his victim - and follows his subsequent journey out of his home city of Nessus.

Kitabı okuyanlar 125 okur

  • Ömer Çakırlı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0